Netanyahu'nun eşi ve Şin-Bet Başkanı tarafından Kovid-19 kısıtlamalarının ihlal edilmesi İsrail'de öfkeye neden oldu

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve eşi Sara Netanyahu. (Arşiv - Reuters)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve eşi Sara Netanyahu. (Arşiv - Reuters)
TT

Netanyahu'nun eşi ve Şin-Bet Başkanı tarafından Kovid-19 kısıtlamalarının ihlal edilmesi İsrail'de öfkeye neden oldu

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve eşi Sara Netanyahu. (Arşiv - Reuters)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve eşi Sara Netanyahu. (Arşiv - Reuters)

İsrailli yetkililer tarafından yeni tip koronavirüsü (Kovid-19) kontrol altına almak için getirilen kısıtlamaların ihlali, halk arasında öfkeye ve Başbakan Binyamin Netanyahu'nun eşiyle ilgili basında eleştirilere yol açtı.
Fransız haber ajansının haberine göre (AFP), basında, Netanyahu'nun eşi Sara Netanyahu’nun evine kuaför çağırması gerçekten zaruri bir durum muydu? İsrail İç İstihbarat Servisi Şin-Bet Başkanı Nadav Argaman, akrabalarını evinde ağırlayarak önlemleri ihlal edebilir mi? şeklinde sorular gündeme geldi.
İsrail, Eylül ayında insan sayısına göre dünyadaki en yüksek enfeksiyon oranlarından birini kaydetmesinin ardından 18 Eylül’de Kovid-19 salgınıyla mücadele için alınan tedbirleri sıkılaştırmıştı. Buna göre vatandaşların ikametlerinden bir kilometre fazla uzaklaşmalarını engelleyen kısıtlamalar getirilmişti.
Önlemler, çoğu işyerinin ve işletmenin kapatılmasını içerirken, en fazla 20 kişinin katılımıyla sadece dışarıda ibadet yapılmasına izin verilmiş, gösteriler için de aynı önlemler uygulanmıştı. Ayrıca, aynı evde ikamet etmeyenlerin ziyaretleri yasaklanmıştı.
Başbakanlık ekibindeki danışmanlar, Eylül ayı ortasında İsrail, BAE ve Bahreyn arasında normalleşme anlaşmasının imzalanmasının ardından ABD’den döndükten sonra onaylanan protokollere rağmen karantinaya alınmadı.
Başbakan’ın eşi Sara Netanyahu ise, Yedioth Ahronoth gazetesi tarafından geçen hafta Başkanlık konutuna bir kuaför getirttiği ve virüse karşı alınan önlemleri ihlal ettiğini nedeniyle eleştirildi.
18 Eylül'de uygulanmaya başlanan karantina gereğince ülke genelinde berber ve kuaförler kapatılmış ve "zorunlu nedenler dışında bir kişinin başkasının evini ziyaret etmesi" yasaklanmıştı. Kuaför çağrılması hayati veya temel bir konu olarak görülmediği için bu durum eleştirildi.
Sara Netanyahu'nun sözcüsü yaptığı açıklamada, "Başbakan'ın eşinin, Arş Bayramı’ndan önce maske takmaya çağıran bir kamu spotunda rol aldığı için konuta kuaför çağırdığını ve etkili bir figür olduğu için TV kanallarında olduğu gibi kuaför hizmetlerinden yararlanabileceğini varsaydığını" belirtti.
Diğer taraftan, Likud Partisi üyesi ve İsrail Çevre Bakanı Gila Gamliel, Kovid-19 testi pozitif çıktığı halde Tel Aviv'deki evinden Tiberya'ya seyahat ederek kuralları ihlal ettiği gerekçesiyle eleştirilere maruz kaldı ve görevden alınması veya istifası istendi.
Ulusal radyo, özellikle karantina ihlallerini cep telefonlarıyla takip etmekten sorumlu olan Nadav Argaman'ın Arş Bayramı’nda karantina kurallarını ihlal ettiğini ve kendisiyle birlikte ikamet etmeyen aile üyelerini aynı evde ağırladığını bildirdi.
Siyasi analistler Itamar Eichner ve Yuval Karni, Çarşamba günü Yedioth Aharonoth gazetesindeki yazılarında, "Bir kez daha İsrail vatandaşları için geçerli olan kuralların başbakanın çevresi ve ona yakın olanlar için geçerli olmadığı anlaşılıyor” ifadelerini kullandılar.
Açık Universite’de Siyaset Bilimi Profesörü olan Dennis Sharbett, "Politikacıların ihlallerinin diğerlerinin ihlallerini haklı çıkaracağını" belirtti. Sharbett açıklamasında, "Bireysel özgürlükler hükümet tarafından getirilen kısıtlamalarla engellenirken, liderler bunlara saygı göstermezlerse etkisiz hale gelirler. Politikacıların keyfi davranabilmesi halkın yetkililere olan güven eksikliğini güçlendiriyor” değerlendirmesinde bulundu.
Yair Lapid liderliğindeki muhalefetteki Yesh Atid Partisi’nin temsilcisi Mickey Levy, medyanın Arş Bayramı’nı oğlunun evinde geçirdiğini bildirmesi üzerine Kovid-19 Meclis Komitesi’nden istifa etti.
İsrail televizyonunda Kanal 12 tarafından yayınlanan bir kamuoyu yoklaması hükümetin salgını ele alış şeklini gösterirken, Parlamentodaki 120 sandalyenin 36'sını elinde tutan Likud partisinin popülaritesini düşürdü. Ankete göre Likud’un 26 sandalye kazanması bekleniyor.
Aynı ankete göre İsraillilerin yüzde 65'i Netanyahu'nun Kovid-19 krizini "kötü" yönettiğini belirtti.



YouTube'tan canlı yayında reklama kısıtlama

YouTube'un bir dizi yenilikle canlı yayın yapan kullanıcıları desteklemeyi amaçladığı anlaşılıyor (Reuters)
YouTube'un bir dizi yenilikle canlı yayın yapan kullanıcıları desteklemeyi amaçladığı anlaşılıyor (Reuters)
TT

YouTube'tan canlı yayında reklama kısıtlama

YouTube'un bir dizi yenilikle canlı yayın yapan kullanıcıları desteklemeyi amaçladığı anlaşılıyor (Reuters)
YouTube'un bir dizi yenilikle canlı yayın yapan kullanıcıları desteklemeyi amaçladığı anlaşılıyor (Reuters)

YouTube, canlı yayınlarda sohbet etkileşimi arttığı zaman bütün izleyiciler için reklamları durduracağını açıkladı.

Google'a ait video platformunda reklamlardan tamamen kaçınmanın yolu ücretli abonelikten geçiyor. Ayrıca bazı kullanıcılar reklam engelleyici eklentilerle de kesintisiz video izleme deneyimi yaşamaya çalışıyor.

YouTube, 13 Nisan Pazartesi günü yayımladığı blog yazısında canlı yayınlarda reklam gösterimine getireceği istisnaları paylaştı.

Blog yazısında "Tüm sohbetin enerjiyle dolup taştığı anlar var. Bu kolektif enerjiyi korumak için sistemimiz artık Canlı Sohbet etkileşiminin en yüksek olduğu anları algılayarak reklamları herkes için otomatik olarak engelliyor" ifadelerine yer verildi.

Bu sayede içerik üreticilerinin, reklam kesintisi olmadan yayındaki ivmeyi koruması amaçlanıyor.

Bunun yanı sıra Süper Chat, Süper Etiketler ve hediyeler gibi yollarla yayıncıya destek olan izleyiciler, satın alma işleminden hemen sonra kendilerine özel reklamsız bir pencereyle ödüllendirilecek.

Süper Chat ve Süper Etiketler, kullanıcıların sohbetteki mesajlarının öne çıkması için satın aldığı özellikler.

Şirket artık daha fazla ülkedeki içerik üreticisinin canlı yayınlarda hediye alabileceğini belirtirken, listeye Kanada, Güney Kore, Endonezya, Tayland, Avustralya ve Yeni Zelanda eklendi. Bu uygulama Türkiye'de henüz mevcut değil.

Canlı yayınları öne çıkarmayı amaçladığı anlaşılan YouTube'un bir diğer yeniliği de içerik üreticilerinin, artık aynı anda hem dikey hem de yatay formatlarda yayın yapma imkanı olması.

Platform, 2025'te ABD'deki canlı yayın izleme süresinin yüzde 30'undan fazlasının televizyonlardan geldiğini ve bu nedenle yayıncılara içeriklerini her türlü ekrana göre ayarlama imkanı vermek istediğini belirtiyor.

YouTube içerik üreticilerine daha fazla yaratıcı kontrol kazandıracak canlı yayın özelliklerini gelecek aylarda çıkarmayı planladığını ifade ediyor.

Independent Türkçe, TechCrunch, Gizmodo, YouTube


Avrupa’dan ABD’siz Hürmüz Boğazı planı: Neler hedefleniyor?

Trump'ın Hürmüz'ü ablukaya alma talimatıyla petrol fiyatları yeniden fırlamıştı (Reuters)
Trump'ın Hürmüz'ü ablukaya alma talimatıyla petrol fiyatları yeniden fırlamıştı (Reuters)
TT

Avrupa’dan ABD’siz Hürmüz Boğazı planı: Neler hedefleniyor?

Trump'ın Hürmüz'ü ablukaya alma talimatıyla petrol fiyatları yeniden fırlamıştı (Reuters)
Trump'ın Hürmüz'ü ablukaya alma talimatıyla petrol fiyatları yeniden fırlamıştı (Reuters)

Birleşik Krallık (BK) ve Fransa önderliğinde Avrupa ülkeleri, savaş sonrası dönemde ABD olmadan Hürmüz Boğazı'nı açmak için plan yapıyor.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla Wall Street Journal'a (WSJ) konuşan kaynaklar, planda ABD, İsrail ve İran'ın yer almayacağını söylüyor.

Hürmüz'ün açılmasına yönelik plana BK'nin yanı sıra Almanya'nın da katılabileceğini ifade ediyorlar.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve BK Başbakanı Keir Starmer, savaş sonrası dönemde Hürmüz Boğazı'nın güvenliğinin sağlanmasına ilişkin planları Paris'te cuma günü düzenleyecekleri toplantıda görüşecek. Diğer ülkelerin de videokonferans yoluyla katılacağı etkinlik için Çin ve Hindistan'a da davet gönderildiği fakat bu ülkelerin katılımının henüz kesinleşmediği aktarılıyor.

Kaynaklara göre Fransa yönetimi, Tahran'ın plana yanaşmamasına yol açacağı için ABD'nin sürece dahil edilmesini istemiyor. BK yönetimiyse Washington'ın planda yer almamasının operasyonun kapsamını sınırlandırabileceğini savunuyor.

Avrupa'nın üzerinde çalıştığı planın üç genel hedefi var. Birincisi, halihazırda Hürmüz'de mahsur kalmış yüzlerce geminin bölgeden ayrılmasını sağlamak için gerekli lojistik altyapıyı oluşturmak. Ardından gemilerin boğazın daha geniş bir bölümünü kullanabilmesi için mayın temizleme çalışması yürütülmesi öngörülüyor. Devrim Muhafızları, ABD-İsrail saldırılarıyla 28 Şubat'ta başlayan savaşta Hürmüz'ün bazı bölgelerine mayın döşemişti.

Analistlere göre Avrupa, mayın temizleme operasyonları için ABD'den çok daha fazla kaynağa sahip. ABD mayın temizleme filosunu büyük ölçüde hizmet dışı bırakmışken, Avrupa güçlerinin 150'den fazla gemisi var.

Planın nihai amacıysa nakliye şirketlerine Hürmüz'den geçmenin güvenli olduğuna dair teminat vermek. Bunun için fırkateyn ve muhripler aracılığıyla düzenli askeri eskort ve gözetim sağlanması öngörülüyor.

Washington ve Tahran heyetleri arasında 11-12 Nisan'da yapılan görüşmelerde sonuç elde edilememesi üzerine ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı'nın ablukaya alınması talimatını vermişti.

Trump, dünkü açıklamasında İran'la müzakerelerin iki güne tekrar başlayabileceğini öne sürerken, Beyaz Saray ablukayı daha da sıkılaştırıyor.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), ablukayla İran'ın ekonomik faaliyetlerinin yüzde 90'ının durdurulduğunu savundu.

Trump, Amerikan donanmasının Hürmüz Boğazı'nı bloke etmesine NATO ve Körfez ülkelerinin de destek vereceğini iddia etmişti.

Ancak başta BK ve Fransa olmak üzere NATO müttefikleri, ablukaya destek vererek çatışmalara dahil olmayacaklarını bildirmişti.

Starmer, "Ablukayı desteklemiyoruz" derken, Macron Hürmüz'deki durumun normale dönmesini sağlamak amacıyla "çok uluslu bir misyon" kurulacağını duyurmuştu.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, DW


Trump’ın Hürmüz ablukası, ABD-Çin ilişkilerini nasıl etkileyecek?

ABD ve Çin arasında geçen yıl patlak veren ticaret savaşı da piyasaları sarsmıştı (AFP)
ABD ve Çin arasında geçen yıl patlak veren ticaret savaşı da piyasaları sarsmıştı (AFP)
TT

Trump’ın Hürmüz ablukası, ABD-Çin ilişkilerini nasıl etkileyecek?

ABD ve Çin arasında geçen yıl patlak veren ticaret savaşı da piyasaları sarsmıştı (AFP)
ABD ve Çin arasında geçen yıl patlak veren ticaret savaşı da piyasaları sarsmıştı (AFP)

ABD'nin Hürmüz Boğazı'nda uyguladığı abluka, Çin'le gerginliği düşürme stratejisinde sorun yaratabilir.

ABD'nin Hürmüz Boğazı'nda pazartesi günü uygulamaya başladığı abluka, savaş öncesi dönemde İran petrolünün yüzde 80'inden fazlasını satın alan Çin'le ilişkilerde gerginliğe yol açabilir.

Donald Trump, nisanda yapmayı planladığı Çin ziyaretini İran savaşı nedeniyle mayısa ertelemişti. New York Times'a (NYT) konuşan kaynaklar, Hürmüz Boğazı'ndaki abluka sürse bile Trump'ın Pekin'de Çin lideri Şi Cinping'le görüşmeyi tekrar ertelemeyeceğini savunuyor.

Diğer yandan Çin Dışişleri Bakanlığı'ndan pazartesi günü yapılan açıklamada, Beyaz Saray'ın abluka kararı "sorumsuzca ve tehlikeli" diye nitelenmişti.

Şi de salı günkü İspanya ziyaretinde, Pekin ve Madrid yönetimlerinin "dünyanın orman kanunlarına geri dönmesini engellemek için birlikte çalışacağını" söyledi.

ABD'nin ablukasına rağmen yaptırımlara tabi Çin menşeli "Rich Starry" gemisinin boğazdan geçmesi de dikkat çekmişti.

NYT'ye göre Trump, Şi yönetimine karşı tavrını yumuşak tutmaya çalışırken, İran savaşı Pekin'le ilişkilerinde elini zora sokuyor.

Joe Biden döneminde görev yapmış ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Kurt Campbell, şunları söylüyor:

Başkan Trump, en önemli iki hedefinin birbiriyle doğrudan çeliştiği bir durum yarattı. Bunlardan biri, Çin'inkiler de dahil Hürmüz Boğazı'ndan geçen tüm yük gemilerinin takibe alınması ve kontrol edilmesi. Diğeriyse Pekin'e yapacağı ziyaretin açıkça olumlu geçmesi yönündeki isteği.

Analize göre, yaklaşık bir ay sonra gerçekleşecek toplantı öncesinde ABD'nin ocak ayında Venezuela'ya baskın düzenleyip Nicolas Maduro'yu kaçırması ve Hürmüz Boğazı'nda uyguladığı abluka gibi kritik konuların nasıl bir çerçevede tartışılacağı henüz belirlenmedi.

Ayrıca iki liderin görüşmesinde büyük ihtimalle Tayvan meselesi, Çin'in nükleer silah cephaneliği ve Pekin'İn Güney Çin Denizi'ndeki askeri faaliyetleri gibi başlıklar da gündeme gelecek.

Georgetown Üniversitesi'nden Rush Doshi de "İran'daki durum, ABD ve Çin arasındaki gerginliği azaltma ortamını bozabilir" diyor.

Diğer yandan ABD merkezli Pew Araştırma Merkezi'nin salı günü yayımladığı anket sonuçlarına göre 2023 itibarıyla Amerikalıların yalnızca yüzde 14'ü Çin'e olumlu bakıyordu.

Ancak bu oranın son çalışmada yüzde 27'ye çıktığı görülüyor. Özellikle Demokratlar ve gençler arasında Çin'e yönelik tutumun değiştiğine dikkat çekiliyor.

Amerikalıların yüzde 17'si, Şi'nin dünyadaki sorunlarla ilgili doğru adımlar atacağına güven duyduğunu belirtiyor. Bu oran da 2023'tekine kıyasla iki kat arttı.

Öte yandan, halkın Trump'ın Çin hakkında doğru politika kararları alacağına duyduğu inanç azalıyor. Trump'a duyulan güven oranı yüzde 39'a gerileyerek geçen yıla göre 6 puan düştü.

Independent Türkçe, CNN, New York Times, Global Times, BBC