Suudi Arabistan’da koronavirüsten iyileşen oranı yüzde 96’ya yaklaştı

Umman’da kısmi sokağa çıkma yasağı devam ederken ihtiyat çağrısı yapılıyor

Suudi Arabistan tüm vatandaşlara ülkenin her bölgesinde bulunan Tatman klinikleri ve Teekküd merkezlerinden istifade etme çağrısını yineledi.(SPA)
Suudi Arabistan tüm vatandaşlara ülkenin her bölgesinde bulunan Tatman klinikleri ve Teekküd merkezlerinden istifade etme çağrısını yineledi.(SPA)
TT

Suudi Arabistan’da koronavirüsten iyileşen oranı yüzde 96’ya yaklaştı

Suudi Arabistan tüm vatandaşlara ülkenin her bölgesinde bulunan Tatman klinikleri ve Teekküd merkezlerinden istifade etme çağrısını yineledi.(SPA)
Suudi Arabistan tüm vatandaşlara ülkenin her bölgesinde bulunan Tatman klinikleri ve Teekküd merkezlerinden istifade etme çağrısını yineledi.(SPA)

Suudi Arabistan’da yeni tip koronavirüs (Kovid-19) hastalığından iyileşen vaka oranı, yüzde 96’ya yükseldi.
Umman Sultanlığında bugün (Pazar) yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgının yayılmasının engellenmesi amacıyla kısmi sokağa çıkma yasağı uygulaması başlatılırken, Suudi Arabistan’da vaka oranına kıyasla iyileşme oranının yüzde 96 sınırını aştı. Laboratuvar testi sayısının artıran Hükümet tüm vatandaşlara ülkenin tüm bölgelerinde bulunan Tatman klinikleri ve Teekküd merkezlerinden istifade etme çağrısını yineledi.
Suudi Arabistan Sağlık Bakanlığı, son 24 saatte 405 vakanın daha kaydedildiğini, böylece ülkede kayıt altına alınan toplam vaka sayısının 338 bin 944’e yükseldiğini duyurdu.
Suudi haber ajansının (SPA) aktardığına göre, Bakanlık, son 24 saatte 455 kişinin sağlığına kavuştuğunu, toplam iyileşen hasta sayısının ise 324 bin 737’ye yükseldiğini böylece iyileşen vaka oranının yüzde 95,8’e ulaştığını açıkladı.
Ülkede 22 kişinin daha vefat ettiğini açıklayan bakanlık, toplam 5 bin 18 kişinin virüs nedeniyle hayatını kaybettiğini bildirdi. Bakanlık aynı zamanda, son 24 saatte 46 bin 189 yeni koronavirüs laboratuvar testi gerçekleştirildiğini belirterek tüm vatandaşlara ülkenin tüm bölgelerinde bulunan Tatman klinikleri ve Teekküd merkezlerinden istifade etme çağrısında bulundu.

BAE
Birleşik Arap Emirlikleri’nde (BAE) Sağlık Bakanlığı, dün bin 129 vakanın daha kaydedilmesi ile toplam vaka sayısının 105 bin 133 kişiye yükseldiğini duyurdu.
BAE haber ajansı WAM’ın aktardığına göre, Sağlık Bakanlığı virüs sebebiyle bir kişinin daha yaşamını yitirmesinin ardından ölü sayısının 443’e yükseldiğini belirtti.
Bakanlık bin 70 kişinin daha sağlığına kavuştuğunu böylece iyileşen vaka sayısının 95 bin 973’e ulaştığını bildirdi.

Kuveyt
Kuveyt Sağlık Bakanlığı dün 6 kişinin daha virüs sebebiyle hayatını kaybetmesinin ardından ülkede kaydedilen toplam ölü sayısının 655’e yükseldiğini duyurdu.
Kuveyt Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Dr. Abdullah es-Sened 492 vakanın daha kaydedilmesi ile kaydedilen toplam vaka sayısının 110 bin 568’e yükseldiğini açıkladı. Es-Sened 139 hastanın yoğun bakım ünitelerinde tedavi gördüğünü belirtti.
Sağlık Bakanlığı daha önce, son 24 saatte 698 kişinin sağlığına kavuştuğunu, böylece toplam iyileşen vaka sayısının 100 bini aştığını duyurmuştu.
Kuveyt Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, salgının yayılmasının engellenmesine yönelik kısıtlamalar çerçevesinde ülkeye uçuşları yasaklanan bazı ülkelerden direkt uçuşların yeniden başlatıldığına ilişkin haberleri yalanladı.
Sivil Havacılık Müdürlüğü’nün Twitter hesabı üzerinden yapılan açıklamada, ülkeye uçuşları yasaklanan 34 ülkenin sıralandığı listenin “aynı kaldığını, şu ana kadar söz konusu ülkelerden herhangi birinin eklenmediğini ve çıkarılmadığını” belirtti.

Bahreyn
Bahreyn Sağlık Bakanlığı dün, 438 yeni vakanın kaydedildiğini ayrıca 8 kişinin daha virüs sebebiyle yaşamını yitirmesi ile toplam ölü sayısının 272’ye yükseldiğini duyurdu.
Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, 552 kişinin daha sağlığına kavuşması ile toplam iyileşen vaka sayısının 70 bin 406’ya yükseldiğini ve 4 bin 182 mevcut vakadan, 4 bin 121’sinin sağlık durumunun stabil olduğunu 61 kişinin ise yoğun bakımda tedavi gördüğünü açıkladı.

Umman
Maskat Valiliği Başsavcılığı Başsavcı Yardımcısı ve halk sağlığı davalarının gerçekleştirilmesinde görevli komite başkanı Muhammed bin Said el-Yahya, başsavcılığın koronavirüs salgınının yayılmasının sonucunda meydana gelen gelişmelerin ele alınmasına yönelik mekanizmasının araştırılması ile görevli Yüksek Komite tarafından çıkarılan kararları ihlal eden kişilerin kararlı bir şekilde ele alacağını vurguladı. Özellikle bugün yürürlüğe girecek ve 24 Ekim’e kadar devam edecek olan, sosyal eylemlerin durdurulması, dükkanların kapatılması ve sahillerin kullanılmasının yasaklanmasını gerektiren kuralları ihlal eden kişiler hakkında yasal işlem başlatılacağını belirtti.
Muhammed bin Said el-Yahya tutuklanıp baş savcılığa sevk edilenler hakkında kararlaştırılan her türlü yasal işlemin yapılacağını, tutukluların yetkili mahkemelere sevk edileceğini ve isim ve fotoğraflarının çeşitli medya kuruluşlarında yayınlanacağını belirtti.

Katar
Katar Halk Sağlığı Bakanlığı son 24 saatte 178 yeni koronavirüs vakasının kaydedildiğini böylece ülkede kaydedilen toplam vaka sayısının 127 bin 778’e yükseldiğini duyurdu.
Sağlık Bakanlığının Twitter hesabı üzerinden dün yapılan açıklamada, son 24 saatte virüse bağlı olarak herhangi bir ölümün kaydedilmediği böylece toplam ölü sayısının 219’da sabit kaldığı bildirildi.
Bakanlık ayrıca son 24 saatte 208 kişinin daha sağlığına kavuşması ile toplam iyileşen kişi sayısının 124 bin 767’e ulaştığını açıkladı.



Suudi deneyimi... Tarihi bir an, bir yönetim projesine dönüştüğünde

Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)
Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)
TT

Suudi deneyimi... Tarihi bir an, bir yönetim projesine dönüştüğünde

Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)
Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)

Sosyolog ve araştırmacı Dr. Abdurrahman eş-Şukayr, Suudi devletinin kuruluş deneyimini daha önce görülmemiş bir yorum çerçevesine oturtuyor. Tarihi, birbirinden kopuk olaylar dizisi olarak değil; nüfus, kaynaklar ve seçkinler arasındaki ölçülebilir ve karmaşık ilişkiler tarafından yönetilen bir sistem olarak ele alıyor. Bu yaklaşımın, karmaşıklık bilimi ile ‘tarihin yasaları’ olarak da bilinen kliodinamik teorisine dayandığını belirten eş-Şukayr, devletlerin nasıl ortaya çıktığını, büyüdüğünü ve ardından seçkinlerin aşırı çoğalması nedeniyle baskı aşamasına girerek kriz ve zirve noktalarına ulaştığını; sonrasında ise istikrarı yeniden üreten bir lider figürünün ortaya çıktığını açıklıyor.

Eş-Şukayr, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu çerçeve sayesinde Diriye’nin Muhammed bin Suud öncesinde elit doygunluğa ve yapısal istikrarsızlığa ulaşmış yerel bir sistem olduğunun anlaşılabildiğini söyledi. Buna göre Muhammed bin Suud’un yükselişi, yönetim merkezini yeniden şekillendiren ve yeni bir siyasi döngü başlatan tarihsel bir yeniden ayar anı olarak yorumlanıyor.

Karmaşıklık bilimi

Eş-Şukayr, karmaşıklık biliminin; toplumlar ya da ekonomi gibi birbiriyle bağlantılı çok sayıda parçadan oluşan sistemleri incelediğini belirtti. Bu sistemlerde her küçük unsur diğerini etkilerken, yoğun etkileşim sonucunda yalnızca tek tek parçaların incelenmesiyle anlaşılamayacak yeni örüntü ve davranış biçimleri ortaya çıkıyor. Bu çerçevede karmaşıklık bilimi, zaman içinde küçük etkileşimlerin birikmesi sonucu istikrarın, kaosun ya da büyük ölçekli değişimlerin nasıl ortaya çıktığına odaklanıyor.

Devlet dönüşümünün beş yıllık döngüsü

Eş-Şukayr, devletlerin dönüşümüne ilişkin beş aşamalı döngüye de değinerek, devletlerdeki değişimlerin ölçülebilir dinamiklere tabi olduğunu ve genel eğilimlerinin öngörülebileceğini söyledi. Bu çerçevede toplumların beş aşamalı bir döngü içinde hareket ettiğini belirten eş-Şukayr, süreci şöyle açıkladı:

- Büyüme aşaması: Kaynakların genişlediği ve devletin kontrol kapasitesinin arttığı evreyi ifade ediyor. Bu süreç, nüfus artışı ve seçkinlerin çoğalmasıyla eş zamanlı ilerliyor. Aşama; tarihçilerin metinlerine ihtiyaç duyulmaksızın, nüfus ve ekonomik kaynaklara ilişkin yaklaşık veriler ve göstergeler üzerinden ölçülebiliyor ve öngörülebiliyor.

- Baskı aşaması: Kaynak bolluğunun görece azaldığı, kamu görevlerine talip olanların sayısının arttığı ve mevcut elitlerin konumlarını korumaya çalıştığı dönem olarak tanımlanıyor. Bu durum, devletin herkesi bünyesinde barındırma kapasitesini aşan bir tablo ortaya çıkarıyor. Nüfus artışı, siyasi, ekonomik, bilimsel ve toplumsal elitlerin sayısını artırırken, mevcut pozisyonların sayısı yetersiz kalıyor.

- Kriz aşaması: Seçkinler arasındaki birliğin sarsıldığı ve örtük gerilimlerin açık çatışmalara dönüştüğü evreyi oluşturuyor.

- Zirve aşaması: Kriz ve istikrarsızlığın doruğa ulaştığı bu safhada ittifaklar çözülüyor, dışlamalar ve ayrışmalar hız kazanıyor.

- İstikrar aşaması: Yeni bir liderliğin ya da revize edilmiş bir yönetim sisteminin, nüfus, kaynaklar ve seçkinler arasındaki ilişkiyi toplumun yeni ruhuna uygun biçimde yeniden düzenlemeyi başardığı dönem olarak tanımlanıyor. Bu aşamayla birlikte, önceki döngüye kıyasla daha bütünlüklü yeni bir süreç başlıyor.

Kontrol edilemeyen rekabet

Eş-Şukayr, zirve aşamasının Hicri 1139 yılına yakın dönemde belirginleştiğini belirterek, yönetici kollar arasındaki rekabetin artık kontrol edilemez bir seviyeye ulaştığını ifade etti. Bu süreçte elitler içindeki ayrışmalar hız kazanırken, bazı isimlerin kısa süreli emirlik deneyimleri yaşadığı ve sadakatlerin hızla el değiştirdiği görüldü. Bu tablo, iç dengeleri yönetme kapasitesinin çöktüğünü ortaya koydu. Bu koşullar altında siyasi sistemin sınırına dayandığını kaydeden eş-Şukayr, yönetim makamına talip olanların sayısının emirliğin iktidarı düzenleme kapasitesini aştığını vurguladı. Böylece zirve aşaması, yeniden kurucu bir liderliğin ortaya çıkmasına zemin hazırlayan tam ölçekli bir yapısal çözülme anına dönüştü.

Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)

Muhammed bin Suud’un yükselişi, Diriye’de istikrar koşullarının olgunlaşmasının bir sonucu olarak gerçekleşti. Seçkinlerin aşırı çoğalması, eski yönetim sistemini sürdürülemez hale getirirken, çatışan elitlerin okuyamadığı tabloyu kavrayabilecek bir lideri gerekli kılan tarihsel bir moment ortaya çıktı. Bu çerçevede Muhammed bin Suud’un iktidarı devralması, Diriye içindeki güç dengelerinin yeniden ayarlanması anlamına geldi. Böylece yerel siyasi düzen, yapısal istikrarını yeniden tesis etme kapasitesini kazandı.

Yönetim merkezinin inşası

Muhammed bin Suud, Diriye’de yeni bir büyüme sürecinin başlangıcı olarak et-Turayf mahallesini kurarak burayı yönetim merkezi haline getirdi. Oysa daha önce Diriye emirleri Gusaybe ya da el-Mulaybid bölgelerinde ikamet ediyordu. Muhammed bin Suud, siyasi, dini ve askeri elitleri yeni devlet kurumları içinde yeniden dağıtarak, Diriye’deki iktidar yapılarını düzenleyerek, elit fazlasını azaltarak ve rekabet halindeki kollar arasındaki ilişkileri kontrol altına alarak yönetim merkezini yeniden inşa etti.

Bu yapısal düzenleme, emirliğin nüfus, kaynaklar ve elitleri tek bir çerçeve içinde yönetme kapasitesini yeniden kazanmasını sağladı. Böylece, Diriye merkezli yeni bir kuruluş döngüsünün önü açıldı ve bu süreç Diriye Emirliği olarak bilinen yapının çekirdeğini oluşturdu.

Eş-Şukayr, bu yeni okumanın Arap Yarımadası’nda devletlerin ortaya çıkışını; nüfus, kaynaklar ve seçkinler arasındaki ilişkiyi esas alan yapısal döngüler üzerinden açıklayan yeni bir araştırma ufku sunduğunu belirtti. Yerel çevrelerin farklılığına bağlı olarak denetim mekanizmalarının değiştiğini vurgulayan eş-Şukayr, yaklaşık nüfus ve mali istatistiklerin oluşturulmasının, tarihi test edilebilir ve karşılaştırılabilir bir alana dönüştürmek için zorunlu bir giriş olduğunu ifade etti. Bunun ise bölge tarihine ilişkin verilerin toplanmasını ve sınanabilir hipotezlerin geliştirilmesini gerektirdiğini kaydetti. Bu yaklaşımın, parçalı anlatıların ötesine geçen, daha uzun vadeli, daha hassas ve daha bağımsız bir Arap yorum modeli inşa edilmesine katkı sağlayacağını dile getirdi.

Öte yandan, Muhammed bin Suud hakkında kaleme alınan çalışmaların analitik ve anlatısal boyutunun sınırlı kaldığına dikkat çekildi. Kurucu eylemin mantığını açıklayan kapsamlı bir tarihsel biyografinin bulunmadığı, tarih kayıtlarının ise kuruluş öncesi ve kuruluş sırasındaki gelişmeleri yeterince aydınlatmadığı belirtildi. Bu boşluğun, Muhammed bin Suud’un hayatını olayların iç yapısından hareketle yeniden kurgulamayı gerektiren bir araştırma hattını zorunlu kıldığı ifade edildi. Kararların, ittifakların ve çatışmaların; yönetim tasavvurunu ve devletin koşullarını ortaya koyan anlamlı bir sistem olarak okunmasıyla, gerçekliğin hareketinden süzülen bir tarihsel biyografi ve siyasi projenin seyrine ilişkin bütünlüklü bir yorum üretilebileceği vurgulandı.


Muhammed bin Selman, Medine'de alimleri, bakanları ve vatandaşları kabul etti

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Medine'de alimler, bakanlar ve bir grup vatandaşı kabul ederken (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Medine'de alimler, bakanlar ve bir grup vatandaşı kabul ederken (SPA)
TT

Muhammed bin Selman, Medine'de alimleri, bakanları ve vatandaşları kabul etti

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Medine'de alimler, bakanlar ve bir grup vatandaşı kabul ederken (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Medine'de alimler, bakanlar ve bir grup vatandaşı kabul ederken (SPA)

Suudi Arabistan Başbakan Yardımcısı Veliaht Prens Muhammed bin Salman bin Abdulaziz, mübarek Ramazan ayının gelişi vesilesiyle kendisini tebrik etmek ve kutlamak için gelen alimleri, bakanları ve bir grup vatandaşı Medine'de kabul etti.

Hazır bulunanlar, mübarek ay vesilesiyle tebriklerini Veliaht Prens'e ilettiler, Veliaht Prens de herkesin oruçlarını, dualarını ve iyi amellerini Allah'ın kabul etmesini diledi.

Prens Muhammed bin Salman, mübarek Ramazan ayı vesilesiyle Medine'de tebriklerini kabul ediyor (SPA)Prens Muhammed bin Salman, mübarek Ramazan ayı vesilesiyle Medine'de tebriklerini kabul ediyor (SPA)

Resepsiyona Medine Bölgesi Valisi Prens Selman bin Sultan bin Abdulaziz, Devlet Bakanı ve Bakanlar Kurulu Üyesi Prens Turki bin Muhammed bin Fahd bin Abdulaziz, Riyad Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Muhammed bin Abdulrahman bin Abdulaziz, Medine Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Suud bin Nahar bin Suud bin Abdulaziz, Kültür Bakanı Prens Bedr bin Abdullah bin Ferhan, Prens Suud bin Selman bin Abdulaziz, Prens Faisal bin Bedr bin Muhammed bin Celavi, Prens Fahd bin Selman bin Sultan bin Abdulaziz, Prens Nahar bin Suud bin Nahar bin Suud bin Abdulaziz ve bakanlar katıldı.


Veliaht Prens Mescid-i Nebevi’yi ziyaret etti

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Seman,(SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Seman,(SPA)
TT

Veliaht Prens Mescid-i Nebevi’yi ziyaret etti

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Seman,(SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Seman,(SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Seman bin Abdulaziz, dün Mescid-i Nebevi’yi ziyaret ederek Ravza-i Şerif'te namaz kıldı. Ayrıca Peygamberimiz Hz. Muhammed'i (Sallallahu aleyhi ve sellem) ve iki sahabesini (Allah onlardan razı olsun) selamlama şerefine nail oldu.