Azerbaycan – Ermenistan hattında karşılıklı ateşkes ihlali suçlamaları

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov (sağda), Ermeni mevkidaşı Zohrab Mnatsakanyan ile bir araya geldi. (AFP)
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov (sağda), Ermeni mevkidaşı Zohrab Mnatsakanyan ile bir araya geldi. (AFP)
TT

Azerbaycan – Ermenistan hattında karşılıklı ateşkes ihlali suçlamaları

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov (sağda), Ermeni mevkidaşı Zohrab Mnatsakanyan ile bir araya geldi. (AFP)
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov (sağda), Ermeni mevkidaşı Zohrab Mnatsakanyan ile bir araya geldi. (AFP)

Ermenistan ve Azerbaycan’dan karşılıklı olarak suçlayıcı açıklamalar gelmeye devam ediyor. Taraflar birbirini ateşkesi ihlal etmekle suçlarken dün Rusya, gerilimin artmasının ardından ateşkesin uygulanmasını sağlamak için taraflarla temasa geçti.
Uzun süren müzakerelerin ardından cumartesi günü varılan ateşkesin, iki tarafın birden fazla temas noktalarında askeri olarak tekrar harekete geçmesinin ardından başarısızlığa uğraması endişe yarattı. Ayrıca Dağlık Karabağ'da esirlerin ve cenazelerin değişimi, güvenli insani koridorların kurulması ve bölgede ateşkes konusunda tarafların mutabık kaldığı anlaşmayı uygulamaya yönelik müzakerelerin halen başlamaması, çatışmaların devam etmesi riskini artırıyor. Söz konusu uyarılar, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un dün Ermenistan Dışişleri Bakanı Zohrab Mnatsakanyan ile yaptığı görüşmede geldi.
Lavrov, Moskova'nın hem Bakü hem de Erivan ile gerçekleştirdiği yoğun temasların Karabağ bölgesinde ateşkesin istikrara kavuşturulmasını sağlayacağına dair umutlarını dile getirdi. Lavrov'un yalnızca diplomatik iletişim kanallarından değil, aynı zamanda ateşkesi güçlendirmek, tam bir anlaşmaya varmayı kolaylaştırmak amacıyla Ermenistan ve Azerbaycan taraflarıyla yürüttüğü görüşmelerde askeri iletişim kanallarının varlığını ima etmesi dikkat çekti. "Karabağ'da mutabık kalınan ateşkese tam olarak uyulmadığını ve bölgede çatışmaların halen devam ettiğini" belirten Lavrov "Karabağ bölgesindeki anlaşmazlığı çözmek için müzakerelerin başlamasını geciktirmenin tehlikeleri” konusunda uyarıda bulundu. Lavrov, Rusya’nın geçtiğimiz cumartesi günü Moskova'da yapılan istişarelerin ardından Rusya, Azerbaycan ve Ermenistan dışişleri bakanları tarafından yayınlanan "Karabağ hakkındaki ortak bildirinin tüm hükümlerine" uyulacağına güvendiğini ifade etti. Ayrıca ateşkesin istikrara kavuşturulması açısından Karabağ sahasında bir değişiklik yapılmasının özel önemini yineledi.
Görüşmeler sırasında gündeme getirilen siyasi çözüm dosyasına atıfta bulunan Rusya Dışişleri Bakanı, Ermeni mevkidaşıyla düzenlediği ortak basın toplantısında görüşmede "gelecekteki hamleler hakkındaki görüşlerin gündeme geldiğini” belirtti. Lavrov sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu, tüm sorunların hızlı ve tek seferde çözüleceği anlamına gelmez. Bazı süreçlerin gerekli olduğunu anlıyoruz. Ancak siyasi müzakere sürecinin yeniden başlamasını geciktirmenin bir hata olduğunu düşünüyoruz.”
Lavrov ayrıca Türkiye'nin ateşkes anlaşmasına verdiği desteğe dikkat çekerek dosya ile ilgili olarak Ankara ile temasların sürdüğü bilgisini verdi.
Rusya Savunma Bakanlığı dün Savunma Bakanı Sergey Şoygu’nun Türkiye Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ile telefonda görüştüğünü ve Karabağ'daki mevcut durumun yanı sıra her iki tarafı ilgilendiren bölgesel dosyaların ele alındığını bildirdi.
Ermenistan Dışişleri Bakanı Zohrab Mnatsakanyan, Lavrov ile yaptığı görüşmede Dağlık Karabağ için barış görüşmelerinin başlamasının, bölgede tam ateşkesin sağlanmasının ardından mümkün olacağını söyledi.
Mnatsakanyan "ateşkesin mutlak gerekli olduğunu ve bunun sağlanmasında Rusya'nın rolünün önemini" vurguladı. Ayrıca “Ermenistan’ın bölgedeki ateşkese uyulmasını sağlamak için uygun mekanizmalar kurulmasında ısrar ettiğini” belirtti. Ermenistan’ın Karabağ'daki ateşkes anlaşmasında somut bir ilerleme görmediğini belirten Mnatsakanyan açıklamasının devamında şunları söyledi:
"Bu temel bir meseledir ve Rusya arabuluculuğu yoluyla ateşkese uyumu sağlamak için uygun mekanizmalar bulmalıyız. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı'nın (AGİT) Minsk Grubu formatı, Karabağ konusunda çözüm için kabul edilebilir tek müzakere biçimidir."
İki bakan arasındaki görüşmeler, ateşkesi ihlal etme suçlamalarının çerçevesinde gerçekleşti. Ermenistan, Azerbaycan güçlerinin cephenin güney kanadındaki bazı bölgeleri bombalamaya devam ettiğini ön sürerken Azerbaycan ise Ermenistan güçlerinin Erivan güçlerinin 3 sınır kentinde yerleşim yerlerini yoğun biçimde bombalamakla ve Gence şehrini hedef almakla suçladı. Ancak Ermenistan suçlamaları kabul etmedi. 
Azerbaycan Savunma Bakanlığı, Lavrov'un tarafların ateşkese uymadığı yönündeki iddiasına "Azerbaycan silahlı kuvvetlerinin Karabağ'daki ateşkese kesinlikle uyduğunu" doğrulayan bir açıklama yayınladı. Bakanlığın internet sitesindeki açıklamada, "Azerbaycan ordusu insani nedenlerle ateşkese sıkı sıkıya bağlı ve aktif bir çatışma faaliyeti yürütmüyor" ifadeleri yer aldı.
Bakanlık, Karabağ'daki yerel yetkililerin, Azerbaycan ordusunun Hadrut kasabasında karşı saldırı başlatmak için büyük kuvvetler topladığına dair verdiği bilgileri de yalanladı. Bakanlık konuyla alakalı yaptığı açıklamada, "Hadrut'un birkaç gün önce (Ermeni) işgalinden kurtarıldığını hatırlayalım" dedi.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev de Karabağ konusunda Rusya anlaşmasının "Azerbaycan'ın çıkarlarını tam olarak karşıladığı" açıklamasında bulundu. Bir televizyon kanalında verdiği röportajda, ​​"Moskova'da imzalanan belgenin çok önemli siyasi konuları içerdiğini" belirten Aliyev açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı:
"Her şeyden önce, Azerbaycan’ın başından bu yana talep ettiği cenaze ve esirlerin takasıdır. Ancak Ermenistan buna itiraz etti. Bunun yanı sıra anlaşma, işgal edilen toprakların kurtarılmasını ve yerlerinden edilenlerin eski ikamet yerlerine geri dönmesini şart koşan, temel ilkeler temelinde müzakerelerin devamına ilişkin bir madde de dahil olmak üzere çok önemli siyasi konuları içeriyor. Ayrıca müzakerelerin temelini ve şeklini uluslararası kararlara uygun olarak düzenliyor.”
Türkiye'nin Karabağ sorununun çözümünde aktif rol almasının önemini vurgulayan Aliyev, "Bu bizim pozisyonumuz. Türkiye, çatışmanın siyasi çözümünde mutlaka aktif rol almalıdır” dedi.
Buna karşılık, Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan'ın Kıdemli Askeri Danışmanı Vagharshak Harutyunyan, "Azerbaycan makamlarının Karabağ'daki Rusya arabuluculuk misyonuna engel olduğunu" öne sürerek “Bakü, Ankara'nın ihtilafın çözümünde önemli bir rol oynama şansını bu şekilde artırmaya çalışıyor” dedi. Harutyunyan açıklamasının devamında şu iddialarda bulundu:
“Rusya’nın arabuluculuğu yoluyla ateşkes anlaşmasının kabul edilmesine rağmen şu anda şiddetli çatışmaların yaşanıyor. Bu durum Ankara'nın Azerbaycan yetkililerine mümkün olan her şekilde baskı yaptığı anlamına geliyor. Azerbaycan tarafı da Türkiye'nin çatışmanın çözümündeki rolünü artırmak için Rusya'nın arabuluculuk misyonunu engelliyor.”



Tarihteki en büyük petrol arzı kesintisi… Trump: İran yenilgiye yaklaşıyor

TT

Tarihteki en büyük petrol arzı kesintisi… Trump: İran yenilgiye yaklaşıyor

Tarihteki en büyük petrol arzı kesintisi… Trump: İran yenilgiye yaklaşıyor

Ortadoğu’da birden fazla cephede hızla tırmanan gerilim sürerken, ABD Başkanı Donald Trump, ABD’nin İran’ın yeniden inşasını “neredeyse imkânsız” hâle getirme kapasitesine sahip olduğunu belirtti ve Tahran’ın yenilgi noktasına yaklaştığını söyledi.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ise savaşın sona erdirilmesi için bazı şartlar öne sürdü. Pezeşkiyan, saldırıların kalıcı biçimde durdurulmasını garanti altına alacak uluslararası güvencelerin verilmesini ve tazminat ödenmesini talep ederken, İran’ın “meşru haklarının” tanınmasının da gerekli olduğunu vurguladı.

Irak’ta ise yetkililer, Perşembe günü şafak vakti Irak açıklarında hedef alınan iki petrol tankerinden birinin mürettebatından bir kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Öte yandan International Energy Agency (IEA), Ortadoğu’daki savaşın petrol arzında tarihteki en büyük kesintiye yol açtığını duyurdu. Açıklama, ajansın bir gün önce stratejik rezervlerden rekor miktarda petrolün piyasaya sürülmesini onaylamasının ardından geldi.

Sahadaki gelişmelere bakıldığında, son saatlerde İsrail’in Hizbullah hedeflerine yönelik yoğun hava saldırılarının ardından Beyrut’un güney banliyölerinde temkinli bir sakinlik hâkim. İsrail saldırılarının başkentteki Arman ve Ramlet el-Baida bölgelerini de kapsadığı, saldırılarda ölü ve yaralıların bulunduğu bildirildi.

Buna paralel bir gelişmede, bazı medya kuruluşları İran ve Hizbullah tarafından Tel Aviv yönüne füzeler fırlatıldığını aktarırken, İsrail ordusunun da Tahran’da İran rejimine ait hedeflere yönelik geniş çaplı hava saldırıları başlattığı bildirildi.


Trump’ın oğullarının ortak olduğu İHA şirketi Pentagon ile sözleşme imzalamak istiyor

Eric Trump (sağda) ve Donald Trump Jr. (Arşiv – Reuters)
Eric Trump (sağda) ve Donald Trump Jr. (Arşiv – Reuters)
TT

Trump’ın oğullarının ortak olduğu İHA şirketi Pentagon ile sözleşme imzalamak istiyor

Eric Trump (sağda) ve Donald Trump Jr. (Arşiv – Reuters)
Eric Trump (sağda) ve Donald Trump Jr. (Arşiv – Reuters)

Pentagon’un saldırı amaçlı insansız hava araçlarının (İHA) tedariki için açtığı ihalelerde onlarca şirket rekabet ederken, bu şirketler arasında biri özellikle öne çıkıyor.

Powerus adlı şirket, güçlü nakit rezervlerine sahip olması ve rakip firmaları satın alarak hızla büyümesiyle dikkat çekiyor. Şirketin bir diğer özelliği ise ABD Başkanı Donald Trump’ın iki oğlunun şirkete ortak olması.

Trump ailesi, başkanın desteğini kazanmak isteyen yabancı ülkelerde gayrimenkul faaliyetlerini genişletmesi ve politikalarından yararlanan kripto para projelerinden milyarlarca dolar gelir elde etmesi nedeniyle eleştirilmişti. Ancak daha az dikkat çeken bir başka konu da ailenin federal hükümetle sözleşmeli şirketlerde edindiği yeni hisseler. Bu şirketler, roket parçaları ve nadir mıknatıslardan yapay zekâ çipleri ve bilgisayar ekipmanlarına kadar çeşitli ürünler tedarik ediyor.

Washington Üniversitesi St. Louis Hukuk Fakültesi’nde hükümet etiği uzmanı olan Kathleen Clark, “Bu yolsuzluk. Hükümetteki karar vericiler, başkanın ailesinin servetini artırmak için sözleşme verilmesi yönünde baskı hissedebilir” değerlendirmesinde bulundu.

Trump ailesinin son girişimi, Pentagon’un İHA’lar için ABD’de üretim altyapısı oluşturmak amacıyla ayırdığı 1,1 milyar dolarlık bütçeden pay almayı hedefliyor. Trump yönetiminin Çin’den bu tür araçların ithalatını yasaklamasının ardından söz konusu fon oluşturulmuştu.

Powerus şirketi ise yaptığı açıklamada, başkanın oğullarının servetini artırabilecek olsa bile devlet fonları için teklif vermelerinde herhangi bir sorun olmadığını savundu.

Şirketin kurucu ortaklarından Brett Velicovich, Trump kardeşlere atıfta bulunarak, “Burada herhangi bir çıkar çatışması yok. Yaptıkları her şey kendi özel işleri. Şirket olarak odak noktamızın siyasetle bir ilgisi yok” dedi.

Olası çıkar çatışması iddialarıyla ilgili yorum talep edildiğinde Eric Trump şu açıklamayı yaptı: “İnandığım şirketlere yatırım yapmaktan büyük gurur duyuyorum. İHA’ların geleceğin yükselen alanı olduğu açık.”

Yaklaşık bir yıl önce emekli askerler tarafından kurulan Powerus şirketi, çoğunlukla ticari amaçlarla İHA üretiyor. Bu araçlar gübre püskürtmeden orman yangınlarını söndürmeye kadar çeşitli alanlarda kullanılıyor. Ancak şirket hızla büyüyerek ABD Savunma Bakanlığı’na, Ukrayna ve Rusya’nın kullandığı türden silahlı insansız hava araçları (SİHA) tedarik etmeyi hedefliyor. Bu tür araçların son dönemde İran tarafından da ABD ile müttefik Körfez ülkelerine yönelik yıkıcı saldırılarda kullanıldığı belirtiliyor.

Şirket son altı ay içinde üç rakibini satın aldı ve daha fazla şirketi bünyesine katmayı planlıyor.

Powerus, satın alma hamlelerini finanse etmek için yatırımcılardan 60 milyon dolar topladı. Şirket ayrıca ‘ters birleşme’ yoluyla ek finansman sağlamayı hedefliyor. Bu yöntemde özel bir şirket, borsada halihazırda işlem gören bir şirketi satın alarak halka açık hale geliyor. Genellikle bu şirketler düşük faaliyet gösteren ya da neredeyse hiç aktif olmayan firmalar oluyor.

Bu durumda halka açık şirket, Florida merkezli ve kısmen Eric Trump ile Donald Trump Jr.’a ait olan Aureus Greenway Holdings olacak. Bazı golf sahalarına sahip olan şirket Nasdaq borsasında işlem görüyor.

Trump kardeşler arasında federal hükümetle sözleşmeli şirketlerle en fazla bağlantı kuran isim ise Donald Trump Jr. olarak öne çıkıyor. Trump Jr., 1789 Capital adlı risk sermayesi fonu aracılığıyla bu alanda faaliyet yürütüyor.

Trump’ın yeniden seçilmesinden kısa süre sonra 1789 Capital fonu Donald Trump Jr.’ı ortak yaptı ve ardından kendi satın alma kampanyasını başlattı. Fon, bir yıl içinde 25 şirkete yatırım gerçekleştirdi.


Farsça sayılarla yapılan gizemli yayın: Bu sayılar casuslara verilen talimatlar mı?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Farsça sayılarla yapılan gizemli yayın: Bu sayılar casuslara verilen talimatlar mı?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Independent Arabia

Basında yer alan son haberler, Farsça bir radyo yayını sırasında İran'a şifreli sayı dizileri gönderildiği tespit edildikten sonra, ‘sayı istasyonları’ olarak bilinen dünyanın en gizemli istihbarat araçlarından birinin geri döndüğüne işaret etti. İngiltere’nin günlük gazetelerinden Financial Times'ın haberine göre bu radyo istasyonu, ABD ve İsrail ile İran arasında yaşanan askeri gerginlikle paralel olarak yürütülen gizli bir istihbarat savaşının parçası olabilir.

Bu yayınlar basit ama çarpıcı bir mesajla başladı. Financial Times'a göre kısa dalga radyo paraziti arasında Farsça konuşan bir erkek sesi duyuluyor ve bu ses, ‘dikkat’ kelimesini üç kez tekrarladıktan sonra, sabit bir ses tonuyla “Altı... dört... sıfır... dokuz... üç... dokuz” gibi bazı sayıları okumaya başlıyor.

Financial Times gazetesi, bu gizemli mesajların 28 Şubat'ta ABD ve İsrail'in İran'a ilk saldırılarından sadece birkaç saat sonra yayınlanmaya başladığını belirtiyor. Mesajlar, Batı Avrupa'da bir yerde olduğu tahmin edilen bir vericiden uzun menzilli kısa dalga radyo aracılığıyla gönderiliyor.

Eski istihbarat uzmanları, bu radyo istasyonunun ortaya çıkmasının İran'da şiddetli bir şekilde süren istihbarat savaşında yeni bir aşamanın habercisi olabileceğine inanıyor. Gazeteye göre ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) eski yetkilisi John Sipher, bu yayınların İran'daki ajanlarla iletişim kurmak için yedek bir araç olabileceğini söyledi.

Şarku’l Avsat’ın Financial Times'tan aktardığı habere göre Sipher, bu mesajların ‘büyük olasılıkla İran'daki kaynaklarımızla iletişim kurmak için yedek bir araç’ olduğunu söyledi. Sipher, bu tür ajanların ‘özellikle savaş zamanlarında onlarla iletişimi kaybetme riskini göze alamayacaklarını’ da ekledi.

Ancak bu yayınlar cevapsız kalmadı. Birkaç gün sonra, elektronik sesler ve ıslık sesleri dalgaları sinyali bastırdı. Uzmanlar, bunun İran'ın radyo yayınını kesintiye uğratmak için yaptığı bir parazitleme operasyonu olduğunu düşünüyor. Fakat Financial Times'a göre gizemli ses kısa sürede yeni bir frekansta yayına geri döndü ve sayıları okumaya devam etti, bu da bu tür bir yayını kesmenin ne kadar zor olduğunu ortaya koydu.

Financial Times, söz konusu radyo istasyonunun, istihbarat kurumlarının casuslara tek yönlü şifreli talimatlar göndermek için kullandıkları bir tür kısa dalga radyo yayını olan ‘sayı istasyonu’ olarak bilinen sistemin bir örneği olduğunu bildirdi.

Bu sistem, sahadaki ajanın sayıları dinleyip özel bir deftere yazmasına, ardından şifreleme anahtarlarını kullanarak bunları anlaşılabilir mesajlara dönüştürmesine dayanıyor.

Bu istasyonlar, mesajların tamamen şifrelenmiş olması ve kolayca çözülemeyeceği için istihbarat iletişiminin en güvenli araçları arasında yer alıyor. İstasyona radyosu olan herkes erişebilir, bu da mesajı kimin dinlediğini bilmek neredeyse imkânsız hale getirir.

Financial Times'a göre kısa dalga radyo gözlemcileri bu istasyona V32 adını vermişlerdir. Bu, yaklaşık çeyrek asırdır Farsça yayın yapan ilk bilinen sayısal istasyondur.

Benzer bir istasyon, 2001 yılında ABD'nin Afganistan'ı işgali sırasında kısa bir süreliğine ortaya çıkmış ve kullanılan sayıların düzeni nedeniyle o dönemde bu yayının Rusya tarafından yapıldığı yönünde spekülasyonlara yol açmıştı.

Yeni istasyon şu anda İran saatiyle sabah 5.30 ve akşam 9.30'da günde iki kez yayın yapıyor ve her yayın yaklaşık bir buçuk saat sürüyor.

İstihbarat uzmanları, bu eski yöntemin halen oldukça etkili olduğuna inanıyor. Financial Times'ın aktardığına göre eski bir ABD karşı istihbarat subayı olan Chris Simmons'a göre sayı istasyonları, ajanlara mümkün olan en basit ve en güvenli araçları sağlar ve aynı zamanda gizlenmesi ve gerekçelendirilmesi kolay araçlar olarak kabul ediliyor.

Mesajların genellikle birkaç kez tekrarlandığını, bu yüzden ajanın bunları sadece bir kez dinleme riskini alması gerektiğini açıklayan Simmons, “Çok basit araçlar var; Standart bir radyo ve tehlike durumunda hızla imha edilebilen, tek kullanımlık şifreleme anahtarları içeren bir defter” diye ekledi.

Financial Times’ın haberine göre Simmons, yıllardır radyo sahibi olan birinin tamamen normal görünebileceğini ve bu sayede casusun şüphe uyandırmadan ‘göz önünde saklanabileceğini’ söyledi.

Bu yöntem, İranlı yetkililerin daha önceki krizlerde olduğu gibi internet ve dış dünya ile iletişime yönelik kısıtlamaları sıkılaştırdığı bir dönemde kendini göstermişti. Financial Times'a göre internetin ve telekomünikasyon hizmetlerinin kesintiye uğraması, ülke içindeki ajanlarla alternatif iletişim araçlarına sahip olmayı gerekli kılıyor.

John Sipher, bu teknolojinin tüm modern araçlar kesintiye uğrasa bile iletişimin devam etmesini sağladığını söyledi. Sipher, bu iletişim yönteminin ‘halen verimli bir şekilde çalışan eski yöntemlerden biri’ olduğunu da ekledi.

Ancak bazı uzmanlar, bu istasyonun ortaya çıkması için başka açıklamaları da göz ardı etmiyor. Financial Times, eski bir ABD istihbarat yetkilisi olan Robert Gorelick'in istasyonun İranlı muhaliflerin ülke içindeki ağlarıyla iletişim kurmak için bir araç olabileceğini söylediğini aktardı.

Ancak Gorelick, böyle bir yayın yapan bir istasyonun işletilmesinin muhtemelen Batılı bir istihbarat teşkilatının üstü kapalı onayını gerektireceğine inanıyor.

Bir başka olası açıklama ise, bu radyo istasyonunun İran güvenlik güçleri içinde şüphe uyandırmayı amaçlayan psikolojik bir savaşın parçası olması. Sadece şifreli mesajlar yayınlamak bile İran karşı istihbarat servislerinin rejim içinde Washington veya Tel Aviv'den talimat bekleyen üst düzey ajanlar olduğunu düşünmesine yol açabilir.

Financial Times'a göre Gorelick, böyle bir hamlenin İran güvenlik servisleri üzerindeki baskıyı artırabileceğini, çünkü var olmayan ajanları aramak zorunda kalacaklarını belirtti.

Soğuk Savaş'ın sona ermesinden sonra sayı istasyonları fenomeni azalmış olsa da, tamamen yok olmadı. İstihbarat kurumları, Rusya, Polonya, Tayvan ve Kuzey Kore gibi ülkelerin halen bu tür radyo yayınlarını kullandığını düşünüyor.

Uzmanlar, bu eski tekniklerin basit, güvenli ve izlenebilir dijital izler bırakmadıkları için hala yararlı olduklarına inanıyor.

Financial Times'a göre Lunds Üniversitesi'nde karşı casusluk araştırmacısı olan Tony Ingesson, bu istasyonların ‘geçmişte olduğu gibi bugün de hala işe yarayan eski bir iletişim yöntemleri cephaneliği’ olduğunu söylüyor.

Dijital iletişimin gözetlendiği ve izlendiği bir dünyada, bazı istihbarat kurumları halen Soğuk Savaş döneminden kalma, ancak bilinmeyen bir casusa gizli bir mesaj iletmek için aynı görevi yerine getirebilen araçları kullanmaya geri dönüyor gibi görünüyor.