Vaka sayıları yükselmeye devam ederken Avrupa kısıtlamalarını artırıyor

Dün İngiltere’nin Blackpool kentinde otobüs beklerken salgına karşı önlem olarak maske takan kadınlar (AFP)
Dün İngiltere’nin Blackpool kentinde otobüs beklerken salgına karşı önlem olarak maske takan kadınlar (AFP)
TT

Vaka sayıları yükselmeye devam ederken Avrupa kısıtlamalarını artırıyor

Dün İngiltere’nin Blackpool kentinde otobüs beklerken salgına karşı önlem olarak maske takan kadınlar (AFP)
Dün İngiltere’nin Blackpool kentinde otobüs beklerken salgına karşı önlem olarak maske takan kadınlar (AFP)

Sağlık verileri dün öğleden sonra dünya çapında yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vaka sayısının 39 milyonu aştığını, Kovid-19 yüzünden hayatını kaybeden kişi sayısının ise 1 milyon 98 bin 378’e ulaştığını ortaya koydu.
Dünya genelinde Kovid-19 vaka sayısının 39 milyonu aşması ile birlikte salgının hızla yayıldığı diğer Avrupa ülkeleri de kısıtlayıcı önlemlerini arttırdı. Reuters haber ajansına göre İngiltere Dışişleri Bakanı Dominic Raab dün yaptığı açıklamada İngiltere’yi ulusal düzeyde tekrar bir genel karantinaya sokmaktan ve bunun ekonomiye verdiği zarardan kaçınmak amacıyla bölgesel kısıtlamalar getirdikleri için Kovid-19 vaka sayılarındaki sıçrayışla mücadele etmek için belirli bölgeleri hedef alan bir yaklaşım benimsediklerini söyledi. Raab İngiliz Radyo Televizyon Kurumu’na (BBC) yaptığı açıklamada “Ulusal düzeyde başka bir karantinadan kaçınmak için bu yaklaşımı uyguluyoruz” ifadelerini kullandı. Başkent Londra’nın ve İngiltere’nin diğer bölgelerinin bugün itibariyle salgın ile mücadele kapsamında daha sıkı kısıtlamalara tabi tutulacağı bildirildi.

Fransa’da 10 şehirde sokağa çıkma yasağı geldi
Paris dahil olmak üzere Fransa’nın 10 şehrinde dün gece geç saatlerde sokağa çıkma yasağı yürürlüğe girdi. İrlanda ise Kovid-19 salgınının yayılmasını yavaşlatmak için özel ziyaretleri askıya aldı.
Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) “büyük bir endişe kaynağı” olarak gördüğü salgının daha fazla yayılması ile karşı karşıya olan çeşitli Avrupa ülkelerinde kısıtlamaların artırılması ile birlikte İrlanda, kararı dün uygulamaya koyarak Londra ve diğer bölgelerinde benzer tedbirler alan İngiltere’ye katılmış oldu.
Fransız haber ajansına (AFP) göre bu önlemlerin yanı sıra İrlanda-Kuzey İrlanda sınır hattında bulunan bölgelere yeni kısıtlamalar getirildi. Kısıtlamalar uyarınca 300 bin nüfusu olan bölgelerde temel ihtiyaçlara yönelik satış yapmayan mağazalar, eğlence merkezleri, yüzme havuzları ve spor salonları kapatılacak.
Fransa’da bugün itibariyle Paris, Lyon ve Marsilya başta olmak üzere sekiz büyük şehirde yerel saatle 21.00-06.00 saatlerinde sokağa çıkma yasağı uygulanacak. Fransa Başbakanı Jean Castex perşembe günü yaptığı açıklamada “Saat 21.00 itibariyle herkes evlerine dönmeli. Halka hizmet veren tüm mekanlar, mağazalar ve tesisler kapanacak” ifadelerini kullandı. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron “Fransa’daki tüm restoranların sıkı bir sağlık protokolü uygulaması şartıyla Fransa’nın bütün bölgelerinde çok amaçlı salonlarda ya da diğer kuruluşlarda düzenlenen tüm özel partilerin de yasaklanacağını” duyurdu. Bu önlemler ile Fransa hükümeti, geniş kapsamlı testlerin yapılmaya başlandığı günden beri günlük vaka sayısının ilk kez 30 bin sınırını aşmasıyla salgının yayılmasını yavaşlatmak istiyor.
Bu yeni önlemler özellikle restoran sahiplerini ve öğrencileri etkiliyor. Montpellier’de (güney) Hukuk Fakültesi birinci sınıfta okuyan Agate, çocuk bakıcısı olarak iş bulamayacağından endişe duyuyor. Agate konu ile ilgili yaptığı açıklamada “Ebeveynler restoranlara yemeğe gittiğinde haftada bir ya da iki kez çocuklara bakardım. Umarım bu uzun sürmez çünkü kazancımı kaybediyorum” ifadelerini kullandı.

BfV yönetim ekibinin tamamı virüse yakalandı
Diğer taraftan Almanya’da iç istihbarattan sorumlu Anayasayı Koruma Federal Dairesi (BfV) Sözcüsü dün yaptığı açıklamada BfV yönetim ekibinin tamamının virüse yakalandığını duyurdu. Alman haber ajansına (DPA) göre Der Spiegel dergisi, başkan Thomas Haldenwang’ın, iki yardımcısının ve testten geçen diğer bazı çalışanların testlerinin pozitif çıktığını söyledi. BfV’den kaynaklar “BfV yönetimi resmi görevlerini evden sürdürüyor… BfV’nin çalışma gücü tamamen garanti altında. BfV, pandeminin başlangıcından bu yana zaten bir kriz yönetimi ekibi kurmuştu” dedi.
BfV geçtiğimiz çarşamba günü yaptığı bir açıklamada Haldenwang’ın pazartesi günü test yaptırdığını ve sonuçların pozitif geldiğini duyurdu. Haldenwang’ın yanı sıra başka bir önde gelen yetkilinin yaptırdığı test de pozitif çıktı. 60 yaşındaki Haldenwang yaklaşık iki yıldan beri BfV’yi yönetiyor.
Aynı zamanda BfV, virüs testi pozitif çıkanların sayısının rekor seviyelere çıkmasıyla birlikte yaklaşık bin 100 Alman federal polis memurunun karantinaya girdiğini kaydetti.
Avrupa kıtasının genelinde durumun kötüleştiğinin bir göstergesi olarak, Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC) tarafından perşembe günü yayınlanan yeni seyahat kısıtlamaları haritası, Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin yarısından fazlasının ve İngiltere’nin kırmızı listede olduğunu ortaya koydu. Yalnızca Norveç, Finlandiya ve Yunanistan’ın büyük bir kısmı yeşilken, İtalya, Kıbrıs, Estonya, Litvanya ve Letonya olmak üzere beş ülkenin büyük bir kısmının turuncu olduğu görülüyor. Almanya, Avusturya, İsveç, Danimarka ve İzlanda ise henüz belirli olmayan bir sebepten ötürü “testlerle ilgili veri eksikliğinden” herhangi bir renge göre sınıflandırılmadılar.
STA’nın haberine göre Slovenya dün itibariyle Kovid-19 vaka sayılarındaki artışın önüne geçmek için kısmi sokağa çıkma yasağı uygulamaya başladı. Ülkede 10’dan fazla kişinin bir araya gelmesine kısıtlama getirildi ve grup olarak en fazla 6 kişinin çalışmasına müsaade edileceği bildirildi. Üst sınıflarda okuyan öğrenciler pazartesi gününden itibaren en az bir hafta uzaktan eğitim alacak ve ardından bir hafta tatil yapacaklar. Üniversiteler mümkün olduğunca online eğitimde kalacak.
Roma’da Corriere della Sera gazetesi, İtalya Başbakanı Giuseppe Conte’nin ülkesinin genel bir karantina uygulamasına geri dönmesini istemediğini bildirdi. İtalya hükümetinin, akşam 22.00’dan itibaren sokağa çıkma yasağı getirme ve ortaöğretimlerin online eğitime geçmesi de dahil olmak üzere Fransa’da alınan bazı önlemlere benzer önlemler almayı planladığına dair haberler ortalıkta dolaşıyor.
Arjantin’de Sağlık Bakanlığı’nın yayınladığı son verilere göre, perşembe günü itibariyle ülke genelinde Kovid-19 kaynaklı ölü sayısı 25 bini aşarken vaka sayısı 950 bine yaklaştı. AFP istatistiklerine göre Arjantin vaka sayısı açısından dünyada beşinci, ölü sayısı açısından ise 12. sırada bulunuyor.

Virüs siyasi hayatı da sekteye uğratmaya devam ediyor
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, ekibindeki bir kişinin virüse yakalanması üzerine kendisini karantinaya almak için Brüksel’deki AB Liderler Zirvesinden ayrılmak zorunda kaldı. Aynı şekilde Finlandiya Başbakanı Sanna Marin de, ülkesinde Kovid-19 testi pozitif çıkan bir milletvekili ile temasta bulunmasının ardından AB Liderler Zirvesinden ayrılıp karantinaya girmek zorunda kaldı.
ABD’de Demokratik Başkan Yardımcısı Adayı Kamala Harris, çevresindeki bir kişinin virüse yakalanması sebebiyle seyahatlerini yarına kadar ertelemek zorunda kaldı. Harris iki tane Kovid-19 testi yaptırdı ve ikisinin de sonuçları negatif çıktı. Genel olarak, günlük vaka sayılarının artmaya devam ettiği ABD ile Avrupa’da durumun kötüleşmesi ve dünyanın en büyük ekonomisini canlandırma planı için bir uzlaşma sağlanamaması, perşembe günü düşüşe geçen mali piyasaları kötü etkiliyor.
İngiltere merkezli The Lancet Tıp Dergisi son 30 yılda hava kirliliğinin yanı sıra kronik hastalıklar ve bunlara bağlı obezite ve diyabet gibi risk faktörlerinde devam eden küresel artışın, Kovid-19 bilançosunu ağırlaştıran “sıkıntılı” koşulları artırdığını öne sürdü.
Ancak durumun kötüleşmesine rağmen bazı ülkeler kısıtlamaları hafifletmeye çalışıyor. Peru hükümeti iki gün önce, Machu Picchu kalesinden başlayarak, Cusco bölgesi (güney) sakinleri, diğer bölgelerdeki Peru sakinleri ve yabancılar için Kasım ayının başından beri aylardır kapalı olan müzeleri ve arkeolojik alanları kademeli olarak yeniden açmaya başladı.



Tayland'ın gizli tapınağından turistlere uyarı: Burası spor salonu değil

Fotoğraf: Wikimedia Commons
Fotoğraf: Wikimedia Commons
TT

Tayland'ın gizli tapınağından turistlere uyarı: Burası spor salonu değil

Fotoğraf: Wikimedia Commons
Fotoğraf: Wikimedia Commons

Tayland'da 14. yüzyıldan kalma bir tapınağı yöneten yetkililer, yabancıların tapınak yerleşkesinde "açık" kıyafetlerle jimnastik ve yoga yapmamaları uyarısında bulunarak bu tür davranışların saygısız ve uygunsuz olduğunu belirtti.

Kuzeydeki Chiang Mai şehrinde yer alan Wat Pha Lat, son yıllarda turistler arasında popülerlik kazandı ve Doi Suthep Dağı'nın yamaçlarındaki ormanın içindeki huzurlu ve tenha konumu nedeniyle "gizli tapınak" diye anılmaya başladı. Burası, Chiang Mai'deki ünlü Budist tapınağı Wat Phra That Doi Suthep'e giden yolun yaklaşık yarısında yer alıyor.

Tapınak, bazı yabancı turistlerin tapınak yakınında bikiniyle güneşlenirken görülmesi ve internette paylaşılan resimlerin yerel halkın tepkisini çekmesinden sonra bu uyarıyı yayımladı. Başkaları da tapınağı arka plana alarak yoga ve jimnastik pozları verdikleri fotoğraflarını paylaştı. Bu davranışlar, uygunsuz olduğu gerekçesiyle geniş çapta eleştirildi.

Tapınak, Facebook gönderisinde ziyaretçilere "keşişlerin aktif ibadet yeri"ne saygı duymaları çağrısı yaptı.

Paylaşımda, "Wat Pha Lat bir Budist tapınağı ve kutsal bir sığınaktır, eğlence parkı veya spor salonu DEĞİLDİR" ifadeleri yer aldı.

Son zamanlarda bazı ziyaretçilerin acroyoga yapma, antik yapılarla kayalara tırmanma ve tapınak alanında açık giysiler giyme gibi uygunsuz davranışlar sergilediğini gözlemledik.

Tapınak, bu tür davranışların devam etmesi halinde yönetimin alanı turistlere kalıcı olarak kapatmak zorunda kalacağına dair uyardı.

Tapınak ayrıca bir erkeğin bir kadına acroyoga pozunda yardım ettiğini gösteren bir fotoğraf paylaştı. Fotoğraflarda adam, kadına ellerinin üzerinde baş aşağı durmasına yardım ederken, çevredekiler bunu izliyor veya fotoğraf çekiyordu. Acroyoga, yoga ve akrobasiyi birleştiren bir fiziksel aktivite.

Geçen yıl Endonezya'nın Bali adasındaki yetkililer, adanın kültürel bütünlüğünü korumak amacıyla yabancı turistlerin "uygunsuz davranışlarına" yönelik yeni kurallar yayımlamıştı. Bunlar arasında adet gören kadınların kutsal tapınak alanlarına girmesini yasaklayan bir kural da var.

Kurallar arasında kutsal yerlere saygı göstermek, mütevazı giyinmek, kibar davranmak, turist vergisini internetten ödemek, lisanslı rehberler ve konaklama yerlerini kullanmak, trafik kurallarına uymak ve yetkili satış noktalarında döviz bozdurmak yer alıyor.

Japonya'nın Tsushima Adası'ndaki Watadzumi Tapınağı, yabancı bir ziyaretçinin tekrar tekrar saygısız davranışlar sergilemesi nedeniyle ibadet etmeyenlerin tapınağa girişini kısıtlamıştı. Tapınak, fotoğraf çekmeyi ve gezinti amaçlı ziyaretleri bile yasaklamıştı. Olayın ayrıntıları açıklanmamıştı.

2017'de Amerikalı iki turist, Bangkok'taki ünlü bir tapınak önünde kalçalarını gösteren fotoğraflarını paylaştıktan sonra Tayland'dan ayrılmaya çalışırken gözaltına alınmıştı. Her biri 150 dolar para cezasına çarptırılmıştı.

Independent Türkçe


ABD ve Avrupa’nın Grönland kavgası Çin’e yarayabilir

Grönland'ın başkenti Nuuk'taki ABD Konsolosluğu önünde 17 Ocak'ta Trump karşıtı gösteriler düzenlenmişti (AP)
Grönland'ın başkenti Nuuk'taki ABD Konsolosluğu önünde 17 Ocak'ta Trump karşıtı gösteriler düzenlenmişti (AP)
TT

ABD ve Avrupa’nın Grönland kavgası Çin’e yarayabilir

Grönland'ın başkenti Nuuk'taki ABD Konsolosluğu önünde 17 Ocak'ta Trump karşıtı gösteriler düzenlenmişti (AP)
Grönland'ın başkenti Nuuk'taki ABD Konsolosluğu önünde 17 Ocak'ta Trump karşıtı gösteriler düzenlenmişti (AP)

ABD ve Avrupa arasındaki gerginliği artıran Grönland meselesi Çin için fırsat yaratabilir.

ABD Başkanı Donald Trump'ın Grönland'a askeri müdahale tehdidi Avrupa ülkelerinin yanı sıra NATO'dan da tepki çekmeye devam ediyor.

Guardian'ın analizinde, Trump'ın Avrupa'yla ittifakını zedeleyecek hareketlerinin Pekin yönetimi için Grönland'da nüfuzunu artırma fırsatı yaratabileceğine dikkat çekiliyor.

Pekin'deki Renmin Üniversitesi'nden Wang Wen şu değerlendirmeleri paylaşıyor:

Çoğu Çinli bunu Trump'ın zorbalığının, hegemonyacı ve baskıcı davranışlarının bir başka tezahürü olarak görüyor. Trump'ın Grönland'ı işgal etmesi NATO'nun çöküşü anlamına gelir ve bu da Çin halkını çok memnun eder.

ABD uzun süredir Çin ve Rusya'nın Arktika bölgesindeki askeri nüfuzunu artırma çabalarından endişeleniyor. 2019'da dönemin ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Pekin'in faaliyetlerinin bölgeyi "yeni Güney Çin Denizi'ne çevirebileceğini" savunmuştu.

Ancak Çin, kısmen ABD ve Danimarka'nın işbirliği nedeniyle Grönland'da etkisini artırmakta güçlük yaşıyor.

Çin devletine ait bir şirketin, Grönland'daki havalimanı ağını genişletme teklifi, ABD'nin de baskısıyla Danimarka tarafından 2018'de engellenmişti. İki yıl önce de Çinli bir firmanın Grönland'da kullanılmayan bir deniz üssünü satın alması durdurulmuştu.

Trump ise Grönland'ı ABD toprağına katma planını, Rusya ve Çin'in askeri tehditlerine karşı bir ulusal güvenlik meselesi olarak gerekçelendiriyor.

Pekin yönetiminin Arktik politikasını özetleyen 2018 tarihli yönergede, bölgedeki nakliye rotalarının geliştirilmesiyle "Kutup İpek Yolu" inşasının hedeflendiği belirtilmişti. Böylelikle bölgeye yönelik strateji, Çin lideri Şi Cinping'in Kuşak ve Yol projesinin bir parçası olarak konumlandırılmıştı.

"Trump'a diplomatik müdahale"

İsviçre'nin Davos kasabasında düzenlenen 56. Dünya Ekonomik Forumu, üçüncü gününde devam ederken siyasetçiler, Trump'ın Avrupa ekonomisini ve Grönland'ı hedef alan açıklamalarına odaklandı.

Dünkü oturumlarda Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Trump'ın Grönland'ın ilhakına yönelik taleplerini ve Avrupa'ya ek gümrük vergisi tehditlerini kınadı.

CNN'in analizinde, Avrupa liderlerinin Davos görüşmelerini NATO ve Avrupa Birliği'ni tehdit eden krizin büyümesini engellemek amacıyla "Trump'a diplomatik müdahale" için kullanacağı yazılıyor.

Independent Türkçe, CNN, Guardian


ABD, Ortadoğu’da askeri yığınağı artırıyor: Trump savaş planları hazırlatıyor

Amerikan ordusu, uçak gemisi ve destroyerlerini Basra Körfezi'ne gönderiyor (AFP)
Amerikan ordusu, uçak gemisi ve destroyerlerini Basra Körfezi'ne gönderiyor (AFP)
TT

ABD, Ortadoğu’da askeri yığınağı artırıyor: Trump savaş planları hazırlatıyor

Amerikan ordusu, uçak gemisi ve destroyerlerini Basra Körfezi'ne gönderiyor (AFP)
Amerikan ordusu, uçak gemisi ve destroyerlerini Basra Körfezi'ne gönderiyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, İran'a karşı "kararlı" bir askeri seçeneği değerlendirmeyi sürdürüyor.

Adlarının paylaşılmaması kaydıyla Wall Street Journal'a konuşan ABD'li yetkililer, Trump'ın İran'da rejimi devirmeyi amaçlayan ya da Devrim Muhafızları'na ait tesisleri hedef alacak planlar hazırlanmasını istediğini söylüyor.

Trump, İran riyalinin döviz karşısında çakılmasıyla 28 Aralık'ta patlak veren eylemlerde, göstericilerin vurulması veya idam edilmesi halinde askeri müdahale tehdidinde bulunmuş, daha sonra operasyonu askıya almıştı.

Diğer yandan yetkililer, Beyaz Saray'ın Tahran'a askeri harekat düzenlemesi halinde operasyonun haftalarca veya aylarca sürebileceğine dikkat çekiyor.

1991'de Irak'a karşı yürütülen Çöl Fırtınası Operasyonu'nda yer alan emekli Hava Kuvvetleri Tuğgenerali David Deptula şunları söylüyor:

İnsan hakları ihlallerine karşı askeri seçeneklerin yapabileceği ve yapamayacağı şeyler vardır. Rejimi bazı davranışları yapmaktan sınırlı ölçüde caydırabilirsiniz. Ancak gerçekten rejimi değiştirmek istiyorsanız, bunun için önemli hava ve kara operasyonları gerekecektir.

Washington bir sonraki adımları tartışırken, ABD ordusu Ortadoğu'daki askeri varlığını artıyor.

WSJ, Amerikan ordusuna ait F-15E jet avcı uçaklarının pazar günü Ürdün'e vardığını yazıyor. USS Abraham Lincoln uçak gemisi ve destroyerlerin yanı sıra F-35'ler ve elektronik sinyal bozucu uçakları içeren saldırı grubu da Güney Çin Denizi'nden Basra Körfezi'ne doğru seyir halinde.

ABD yetkilileri, İran'ın olası misillemelerini önlemek için gerekli görülen Patriot ve THAAD da dahil bölgeye ek hava savunma sistemleri gönderileceğini söylüyor.

Ancak İran'a yönelik büyük bir hava harekatı için F-35 ve B-2 gibi gizlilik özelliğine sahip uçaklarla seyir füzesi ateşleyen denizaltıları gerekiyor. Bunlar ABD'nin haziranda İran'daki nükleer tesislere düzenlediği saldırılarda da kullanılmıştı.

Öte yandan bazı uzmanlar, İran'da rejimin devrilmesinin ardından ülkenin kaosa sürükleneceği uyarısını yapıyor. Beyaz Saray'ın rejim değişikliğine dair net planları olmadığına dikkat çekiyorlar. Trump'ın bazı danışmanlarının askeri müdahale yerine ekonomik yaptırımların artırılması seçeneğinin değerlendirilmesini istediği de aktarılıyor.

İran'da 1979'daki devrimle yıkılan monarşinin veliaht prensi Rıza Pehlevi, eylemlerin başından beri göstericilere destek mesajları yayımlıyor.

Trump, İranlıların ABD'de sürgünde yaşayan Pehlevi'yi desteklemediğini söylemişti. Diğer yandan Politico'ya geçen hafta verdiği söyleşide İran'ın dini lideri Ali Hamaney'i de “hasta adam” diye nitelemiş, ülkede yeni bir yönetim kurulması gerektiğini öne sürmüştü.

Tahran yönetimi, askeri müdahale halinde ABD'ye sert karşılık verileceği mesajını paylaşmıştı.

Eylemlerde ölen ya da yaralananlara ilişkin resmi açıklama yapılmıyor. ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı'na (HRANA) göre eylemlerde en az 4 bin 519 kişi hayatını kaybederken, 26 bin 314 kişi de gözaltına alındı.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Politico