Koronavirüsün bulaşma yolları hava durumuna göre değişiyor

Londra’daki Oxford Caddesi'nde dün alışveriş yaparken koronavirüsten korunmak için maske takan iki vatandaş. (AFP)
Londra’daki Oxford Caddesi'nde dün alışveriş yaparken koronavirüsten korunmak için maske takan iki vatandaş. (AFP)
TT

Koronavirüsün bulaşma yolları hava durumuna göre değişiyor

Londra’daki Oxford Caddesi'nde dün alışveriş yaparken koronavirüsten korunmak için maske takan iki vatandaş. (AFP)
Londra’daki Oxford Caddesi'nde dün alışveriş yaparken koronavirüsten korunmak için maske takan iki vatandaş. (AFP)

Kış mevsimi yaklaşırken, Kovid-19 salgınının ikinci dalgasının yaşanması ihtimalini de beraberinde getiriyor. Bu mevsimde, gribe neden olan virüslerin ortaya çıkması ve soğukların da gelmesiyle birlikte yağışlı havalarda pencerelerin kapatılması, önümüzdeki ayların önemli sağlık sorunlarını da beraberinde getireceği anlamına geliyor.  
ABD’den Kaliforniya Üniversitesi'ndeki araştırmacılar, insanların yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) mevsimlerin değişmesiyle nasıl yayıldığını daha iyi anlamalarını sağlayarak bu duruma karşı hazırlıklı olmaları için yeni bir çalışma yürüttü. Üniversite’nin, Nanoliter dergisinin son sayısında yayınlanan yeni çalışması, koronavirüsün bulaşma kabiliyeti veya bir konaktan diğerine nasıl geçmeyi başardığına dair olağanüstü başarısının sırrını inceliyor. Söz konusu çalışmanın sonucunda, virüsün mevcut durumda çevresel şartlara göre değiştiği ortaya çıktı.
Çalışmanın baş yazarlarından Makina Mühendisi Bölümü’nden Yrd. Doç. Dr. Yingchao Yang, Kaliforniya Üniversitesi’nin internet sitesinde birkaç gün önce yayınlanan raporda şunları kaydetti:
"Nisan ayının başlarında, birçok insan Kovid-19’un yaz mevsiminde sıcak havayla birlikte kaybolup kaybolmayacağını merak ediyordu. Çevre koşullarının virüse etkisi hakkında bu şekilde düşünüyorduk. Çünkü virüslerle ilgili önceki deneyimlerimizden elde ettiğimiz bilgiler bu şekildeydi.”
Bazılarının beklediğinin aksine koronavirüs yaz aylarında ortadan kaybolmadı ve vakalar artmaya devam etti. Kovid-19’un grip gibi diğer virüslerin başarısız olduğu koşullar altında nasıl devam etmeyi başardığını anlamak için Yingchao Yang ve meslektaşları, örnek kapalı alanlarda sıcak ve kurudan soğuk ve neme kadar farklı sıcaklıklar ve bağıl neme dayalı ortam tasarladılar. Bu ortamlarda virüs konuşma yoluyla, normal nefes alıp vermeyle yayılırken, ortamdaki kişiler bir mendile veya sadece dirseklerine hapşırıyor veya öksürüyordu. Araştırmacılar aynı zamanda, yüksek derecede bulaşıcı mikroptan, özellikle de konakçı dışında ne kadar süre bulaşıcı kaldığına dair gözlemlerde bulundular.
Yingchao Yang, yaptıkları çalışmayla ilgili açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
"Çalışmadaki çoğu durumda, solunum damlacıklarının ABD Hastalıkları Kontrol ve Önleme Merkezi (CDC) tarafından önerilen 6 fitlik sosyal mesafeden daha uzun mesafelere gidebildiğini kaydettik. Ayrıca bu etkinin daha soğuk ve daha nemli ortamlarda, özellikle taze eti korumak için sıcaklığın düşük ve nemin yüksek olduğu buzdolabı ve soğutucu gibi yerlerde yere düşmeden önce 6 metre (19,7 fit) kadar daha uzak mesafelere hareket edebildiğini gözlemledik. Aynı zamanda, virüsün özellikle düşük sıcaklıklarda stabil kaldığını ve çeşitli ortamlarda birkaç dakikadan bir güne kadar bulaşıcılığını koruduğunu tespit ettik. Bu da, bazı et işleme tesislerinden bildirilen yüksek vakaların bir açıklaması olabilir.”
Buna karşılık, araştırmada havanın sıcak ve kuru olduğu yerlerde solunum damlacıkları daha kolay buharlaşıyor. Ancak geride bıraktıkları küçük virüs parçaları konuşma, öksürme, hapşırma ve nefes alma yoluyla elimine edilen diğer virüs parçacıklarına katılıyor.
Akademik çalışmanın yazarlarından Li Zhao, "Bunlar, genellikle 10 mikrondan daha küçük parçacıklardır ve havada saatlerce asılı kalabilirler. Böylece insanlar bu parçacıkları sadece nefes alarak bile vücuduna alırlar" ifadesini kullandı. Li Zhao açıklamasını şu sözlerle sürdürdü:
“Dolayısıyla yazın aerosol iletimi damlacıklarla temasa göre daha önemli olabilirken, kışın damlacık teması daha tehlikeli olabilir ve bu, çevresel koşullara bağlı olarak insanların hastalık bulaşmasını önlemek için farklı uyarlanabilir önlemler almaları gerekebileceği anlamına gelir. Bu örneğin, oda serin ve nemli ise daha fazla sosyal mesafe veya sıcak ve kuru dönemlerde daha ince maskeler ve hava filtreleri anlamına gelebilir."
Mısır Asyut Üniversitesi İmmünoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Halid Salim, virüsün yaz aylarında nasıl bulaştığına dair bir çerçeve sunması açısından söz konusu çalışmayı takdir ettiğini ifade etti. Araştırmacılar koronavirüsün yaz mevsimine girmeden önce gerilemesini bekliyordu. Bu nedenle araştırmanın bulguları çoğu araştırmacıyı şaşırttı. 
Dr. Salim, söz konusu çalışmanın, koronavirüs yayılma oranlarını minimumda tutmak için karar vericilerin kılavuzlar belirlemesinde ve genel olarak halk için faydalı olabileceğini belirtti.



Zendaya: Umarım insanlar benden bıkmaz

Zendaya'nın bu yılki ilk filmi, Robert Pattinson'ın da rol aldığı A24 yapımı Drama (A24)
Zendaya'nın bu yılki ilk filmi, Robert Pattinson'ın da rol aldığı A24 yapımı Drama (A24)
TT

Zendaya: Umarım insanlar benden bıkmaz

Zendaya'nın bu yılki ilk filmi, Robert Pattinson'ın da rol aldığı A24 yapımı Drama (A24)
Zendaya'nın bu yılki ilk filmi, Robert Pattinson'ın da rol aldığı A24 yapımı Drama (A24)

Zendaya, 4 film ve büyük bir diziyle alışılmadık derecede yoğun olan 2026 vizyon programının ardından "bir süre ortadan kaybolmayı" planlıyor.

Fandango'nun Big Ticket programının sunucusunun 2026'yı "Z'nin yılı" diye nitelemesine yanıt veren Emmy ödüllü oyuncu şöyle dedi:

Umarım insanlar benden bıkmaz ve bu filmlerin herhangi birini destekleyen, kariyerime herhangi bir şekilde destek veren herkese minnettarım. Derinden minnettarım. Umarım bu yıl benden bıkmazsınız çünkü şunu söyleyeyim; bundan sonra bir süre ortadan kaybolacağım. Sadece kısa bir süreliğine saklanmam gerekecek.

29 yaşındaki oyuncunun bu yılki ilk filmi, Robert Pattinson'la başrolleri paylaştığı A24 yapımı Drama, 3 Nisan'da vizyona girecek.

Bundan bir hafta sonra HBO'nun Euphoria dizisinin üçüncü sezonu gösterime girecek. Zendaya, Drama Dizilerinde En İyi Kadın Oyuncu dalında iki Primetime Emmy ödülü kazandığı Rue rolünü yeniden canlandıracak.

Temmuzda Zendaya, Christopher Nolan'ın The Odyssey ve Marvel'ın Örümcek-Adam: Yepyeni Bir Gün (Spider-Man: Brand New Day) filmleriyle izleyici karşısına çıkacak. Her iki filmde de Tom Holland'la birlikte oynuyor.

Örümcek-Adam: Eve Dönüş (Spider-Man: Homecoming) çekimleri sırasında tanışan Zendaya ve Holland, 2021'de çıkmaya başladı.

Zendaya'nın uzun süredir stilistliğini yapan Law Roach'un geçen ay Access Hollywood'a "Düğün çoktan gerçekleşti" demesinden bu yana, ikilinin 2024'teki nişanlarının ardından gizli bir törenle evlenip evlenmediklerine dair spekülasyonlar yaygınlaştı. Ne Zendaya ne de Holland evlendiklerini kamuoyuna doğruladı.

Zendaya, 18 Aralık'ta vizyona girecek Denis Villeneuve filmi Dune: Çöl Gezegeni Bölüm Üç'le (Dune: Part Three) yılı kapatacak.

Drama, hikayesinin merkezinde yer alan büyük bir itiraf nedeniyle şimdiden eleştirilere maruz kalıyor. Filmde Zendaya'nın canlandırdığı Emma karakteri, Pattinson'ın hayat verdiği nişanlısı Charlie'ye ve arkadaşlarına, bir zamanlar lisede silahlı saldırı yapmayı planladığını ancak bunu asla gerçekleştirmediğini itiraf ediyor.

Columbine Lisesi'nde 1999'da düzenlenen katliamda hayatını kaybeden Daniel Mauser'ın babası Tom Mauser, filmdeki bu sürprizden tiksindiğini TMZ'ye söylemişti.

Son 25 yıldır silah reformu için mücadele eden Mauser, bu ciddi konuyu bir romantik komedide hikayeyi ilerletme amacıyla kullanmanın "korkunç" olduğunu dile getirmişti.

Filmi izlemeyen baba, yapımın silahlı saldırganları "insanileştirdiğini" ve okul saldırılarını "normalleştirdiğini" ifade etmişti.

Filmde kitlesel şiddet tasviri yer almıyor.

Independent Türkçe


Türünün ilk örneği araştırma: Uzayda döllenme nasıl olacak?

Fotoğraf: AP
Fotoğraf: AP
TT

Türünün ilk örneği araştırma: Uzayda döllenme nasıl olacak?

Fotoğraf: AP
Fotoğraf: AP

Yeni bir araştırma, spermler yolunu kaybedebileceği için uzayda bebek yapmanın daha zor olabileceği uyarısında bulundu.

Araştırmada, yerçekimi eksikliği nedeniyle spermlerin yön bulma yeteneğinin bozulabileceği ve bu nedenle yumurtaları döllemenin zorlaşabileceği öne sürülüyor.

Bu sonucun elde edildiği çalışmada insanlar da dahil üç memeliden alınan sperm örnekleri, hücrelerin döndürülerek sıfır yerçekimi koşullarının canlandırıldığı bir makineye yerleştirildi. Spermler daha sonra kadın üreme sistemini taklit eden bir labirente sokuldu.

Yolunu kaybetmiş gibi görünen spermler labirentte ilerlemekte zorlandı.

Adelaide Üniversitesi'nden kıdemli yazar Nicole McPherson, "Spermlerin üreme sistemi gibi bir kanaldan geçme yeteneği üzerinde yerçekiminin önemli bir faktör olduğunu ilk kez göstermeyi başardık" diyor.

Normal yerçekimine kıyasla mikro yerçekimi koşullarında labirent odadan başarıyla geçebilen sperm sayısında kayda değer bir azalma gözlemledik. Spermlerin fiziksel hareket biçiminde herhangi bir değişiklik olmamasına rağmen bu durum tüm modellerde yaşandı. Bu da yön kaybının hareketlilikteki bir değişiklikten değil, diğer unsurlardan kaynaklandığına işaret ediyor.

Bilim insanları cinsiyet hormonu progesteronun eklenmesinin, spermlerin düşük yerçekiminin etkilerini aşmasına katkı sağlayarak örneklerin labirenti geçme olasılığını artırdığını saptadı.

Dr. McPherson, "Bu durumun, yumurtadan da salınan progesteronun, spermi döllenme bölgesine yönlendirebilmesinden kaynaklandığını düşünüyoruz ancak bu muhtemel çözümün daha fazla araştırılması gerekiyor" diyor.

Araştırmacılar, fare yumurtaları sıfır yerçekimine maruz kalınca döllenme oranında yüzde 30'luk bir azalma da tespit etti.

Dr. McPherson, "Mikro yerçekimine 4-6 saat maruz kaldıklarında döllenme oranlarında azalma gözlemledik. Uzun süreli maruz kalma daha da zararlı görünüyor; bu durum gelişimsel gecikmelere ve bazı durumlarda embriyo oluşumunun en erken aşamalarında fetüsü oluşturan hücrelerin azalmasına yol açtı" ifadelerini kullanıyor.

Bu bulgular uzayda üreme başarısının ne kadar karmaşık temellere dayandığını ve gelişimin tüm erken aşamaları üzerine daha fazla araştırmaya duyulan kritik ihtiyacı gösteriyor.

Araştırmayı yürüten bilim insanları, yerçekimindeki değişikliklerin hem döllenmeyi hem de embriyonun gelişimini nasıl etkileyebileceğini anlamada bu çalışmanın kilit öneme sahip olacağını belirtiyor. Bu da Ay ve Mars gibi diğer gökcisimlerinde yaşamaya yönelik planlarımızda hayati önem taşıyacak.

Dr. McPherson, "En son çalışmamızda, bu koşullar altında döllenseler bile birçok sağlıklı embriyo oluştu. Bu da bize uzayda üremenin bir gün mümkün olabileceği umudunu veriyor" diyor.

Diğer araştırmalar, spermin uzayda hareket etme biçimlerini incelemişti. Ancak bu çalışma, spermin üreme kanalında bu şekilde nasıl yol alabileceğini inceleyen ilk araştırma.

Çalışmanın bulguları hakemli dergi Communications Biology'de yayımlandı.

Independent Türkçe


2023'te Oscar'a damga vuran ikili, gişeleri sallayan yıldızla anlaştı

Her Şey Her Yerde Aynı Anda'da Michelle Yeoh'un canlandırdığı başkarakter Evelyn, paralel evrenlerde kendisinin tuhaf versiyonlarının bilincine giriyor (A24)
Her Şey Her Yerde Aynı Anda'da Michelle Yeoh'un canlandırdığı başkarakter Evelyn, paralel evrenlerde kendisinin tuhaf versiyonlarının bilincine giriyor (A24)
TT

2023'te Oscar'a damga vuran ikili, gişeleri sallayan yıldızla anlaştı

Her Şey Her Yerde Aynı Anda'da Michelle Yeoh'un canlandırdığı başkarakter Evelyn, paralel evrenlerde kendisinin tuhaf versiyonlarının bilincine giriyor (A24)
Her Şey Her Yerde Aynı Anda'da Michelle Yeoh'un canlandırdığı başkarakter Evelyn, paralel evrenlerde kendisinin tuhaf versiyonlarının bilincine giriyor (A24)

Başrolünde yer aldığı bilimkurgu destanı Kurtuluş Projesi'yle (Project Hail Mary) son günlerde çok konuşulan Ryan Gosling'in yeni projesi de dikkat çekti. 

45 yaşındaki Kanadalı'nın, Her Şey Her Yerde Aynı Anda'yla (Everything Everywhere All At Once) 7 Oscar kazanmayı başaran Daniel Kwan ve Daniel Scheinert'in bilimkurgu ve aksiyon türleri arasında gezinen yeni komedisinde oynayacağı bildirildi. 

Deadline'ın haberine göre, Daniellar olarak da bilinen ikilinin Universal Pictures için çekeceği film, 19 Kasım 2027'de vizyona girecek. 

Prodüksiyonun bu yaz Los Angeles'ta başlaması beklenirken, filmin adı ve senaryosu henüz açıklanmadı.

2023 Oscar Ödülleri'nde en çok heykelciği kazanan Her Şey Her Yerde Aynı Anda, yalnızca 25 milyon dolarlık bütçesine rağmen gişede 143 milyon dolarlık hasılata uzanmıştı. 

Gosling'in 20 Mart'ta vizyona giren Kurtuluş Projesi de açılış haftasında gösterdiği performansla üç büyük gişe rekorunu birden kırdı.

Deadline'ın aktardığına göre film, Amazon MGM için yeni bir açılış rekoru kırdı, Phil Lord ve Chris Miller'ın kariyerindeki en iyi başlangıca imza attı ve martın en güçlü özgün yapım açılışlarından biri oldu.

80,6 milyon dolarlık açılış hasılatıyla film, Oppenheimer'ın 82,4 milyon dolarlık "devam filmi olmayan yapım" rekorunu kıl payı kaçırsa da muazzam bir başarıya imza attı.

248 milyon dolarlık dudak uçuklatan bir prodüksiyon bütçesine sahip olan filmin, pazarlama giderleri de dahil edildiğinde kâra geçebilmesi için 500-600 milyon dolar bandını aşması gerekiyor. 

Filmde Gosling, bir uzay gemisinde kim olduğuna ve oraya nasıl geldiğine dair hiçbir anısı olmadan uyanan fen bilgisi öğretmeni Ryland Grace'i canlandırıyor. 

Hafızası yavaş yavaş yerine gelen Grace, yaklaşan bir buzul çağını durdurmak, insanlığı ve ölmekte olan Güneş'i kurtarmak için kritik bir gizemi çözmesi gerektiğini fark ediyor.

Independent Türkçe, Deadline, Hollywood Reporter