Irak: ‘El-Ferhatiye katliamı’ için saha soruşturması başlatıldı

Ferhatiye katliamında öldürülen 8 sivilin cenaze namazı kılındı (AFP)
Ferhatiye katliamında öldürülen 8 sivilin cenaze namazı kılındı (AFP)
TT

Irak: ‘El-Ferhatiye katliamı’ için saha soruşturması başlatıldı

Ferhatiye katliamında öldürülen 8 sivilin cenaze namazı kılındı (AFP)
Ferhatiye katliamında öldürülen 8 sivilin cenaze namazı kılındı (AFP)

Irak’ın Selahaddin vilayetine bağlı El-Ferhatiye bölgesinde 8 kişinin hayatını kaybettiği ve 4 kişiden haber alınamayan katliam son üç gündür Iraklıların gündemindeki yerini koruyor. Sosyal medya platformlarında ve siyasi gruplardan olaya yönelik tepkiler sürüyor.
Irak Başbakanı Mustafa el-Kazimi, hayatını kaybeden kişiler için Selahaddin vilayetinin El-İshaki ilçesinde yapılan taziye törenini ziyaret etti. Kazimi, buradaki konuşmasında ‘El-Ferhatiye katliamına yanıt olarak sert kararlar’ alma taahhüdünde bulundu. Ancak söz konusu kararların detayları hakkında bilgi vermedi. Selahaddin’in 12 milletvekili ise Haşdi Şabi’nin vilayetten çıkarılmasını talep etti.
Kazimi, El-Ferhatiye katliamının incelenmesi için kurduğu soruşturma komitesi hakkında bilgi vermedi. Meclis Başkanı Muhammed el-Halbusi de aynı amaçla başka bir komite kurdu. Halbusi’nin komitesinde, Meclis Savunma ve Güvenlik Komisyonu üyeleri yer alıyor. Bu komite gerekli incelemelerde bulunmak üzere dün Selahaddin’e ulaşmıştı.
Kazimi’ye, El-İshaki ziyaretinde Savunma ve İçişleri bakanları, Haşdi Şabi Heyeti Başkanı, Genelkurmay Başkanı ve Ortak Operasyonlar Komutanı eşlik etti. Kazimi, mağdurların yakınlarına hitaben, “Kalleşçe öldürülen evlatlarınız, bizim evlatlarımızdır. Kanları boşa gitmeyecek. Güvenlik güçlerinin varlığını artırması ve daha fazla güvenlik sağlanması için talimat vereceğiz” dedi.
Kazimi, “Mağdurların hakkı kanunla gelecek. Soruşturmalar başladı. Bizzat kendim takip ediyorum. İntikam yerine faillerin cezalandırılması adaleti sağlayacak. Suçluların yakalanması uzak değil. Terör her ne kadar yeniden sızmaya çalışsa da yeri veya sığınağı olmayacak. Kanun ve adaletin eli, nerede ortaya çıkarsa çıksın terör kalıntılarının belini kıracak” diye konuştu.
Soruşturma komitesi çalışmalarının gidişatı hakkında bilgi vermezken, medyada yer alan haberlere göre kurbanların aileleri katliamdan Haşdi Şabi 42. Tugayı sorumlu tutuyor.
Selahaddin vilayetinin Meclis’teki 12 milletvekili, vilayetteki tüm Haşdi Şabi tugaylarının çıkarılmasını talep etti. Vekiller, yaptıkları ortak açıklamada, “Kendilerini Haşdi Şabi’ye eklemlemeye çalışan parti veya silahlı örgütlerle bağlantılı tüm silahlı grupların çıkarılması bir gereklilik haline geldi. Bazı zayıf kişiler, masumlara karşı suç işlemek için Haşdi Şabi’yi paravan olarak kullanıyor. Bunların vilayetimizden çıkarılması bir gereklilik haline geldi. Güvenlik konusunda söz sadece Silahlı Kuvvetlerimiz ve İç Güvenlik Güçlerinde olmalıdır” ifadelerine yer verdi. Açıklamada ayrıca Haşdi Şabi’ye, kendilerini karalayan bu çetelerle bağlantısının olmadığı mesajını verme çağrısı yapıldı.
Irak’ın eski Başbakanı Haydar el-İbadi’nin liderliğindeki Nasr Koalisyonu El-Ferhatiye olayında şeffaf ve adil bir soruşturma yürütme çağrısında bulundu. Koalisyondan yapılan açıklamada, hükümetin, sivil güvenlik planlarını ve bu planları uygulamaktan sorumlu güçleri yeniden gözden geçirmesi, istihbarat çabalarını aktif hale getirmesi, önleyici tedbirler alması ve bunları esnek güvenlik planlarıyla desteklemesi, ülkede toplum güvenliğinin sağlanması için devlet kurumları ile yerel aktörlerin ortak hareket etmesini sağlaması gerektiğini dile getirdi.



Gazze'de Filistinli bir bebek soğuktan öldü

Filistinli kız çocuğu, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de yıkılmış bir binadan dışarı bakıyor (Reuters)
Filistinli kız çocuğu, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de yıkılmış bir binadan dışarı bakıyor (Reuters)
TT

Gazze'de Filistinli bir bebek soğuktan öldü

Filistinli kız çocuğu, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de yıkılmış bir binadan dışarı bakıyor (Reuters)
Filistinli kız çocuğu, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de yıkılmış bir binadan dışarı bakıyor (Reuters)

Sağlık kaynaklarına göre, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ta şiddetli soğuk ve düşük sıcaklıklar nedeniyle 7 günlük bir Filistinli bebek bu sabah hayatını kaybetti.

Filistin Haber Ajansı (WAFA), Gazze Şeridi'ndeki soğuk hava dalgası ve şiddetli soğuk nedeniyle ölenlerin sayısının 15'i aştığını bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın WAFA’dan aktardığına göre “Bu rakamlar, özellikle soğuk havaya dayanacak donanımı olmayan çadırlarda yaşayan çocuklar ve yerinden edilmiş kişiler için Gazze Şeridi'ndeki insani durumun ciddiyetini yansıtıyor. Gazze halkı, fırtınalı, soğuk ve yağışlı havalarda barınak ve tıbbi tedavi eksikliğinden ve yakıt kıtlığı nedeniyle ısınma sıkıntısından muzdarip.”

Alman Kızılhaçı ise Gazze Şeridi sakinlerinin zaten kötüleşen koşullarının kış aylarında daha da kötüleştiğini duyurdu.

Alman Kızıl Haçı Başkanı Hermann Grohe, Alman gazetesi Rheinische Post'a şunları söyledi: “Kış ayları, yetersiz tedarik koşulları ile birleşince, çocuklar, yaralılar ve yaşlılar için özellikle korkunç oluyor.”

Güneş Gazze şehrinin üzerinde batarken Filistinliler yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyor (AP)Güneş Gazze şehrinin üzerinde batarken Filistinliler yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyor (AP)

Groh, ciddi bir malzeme sıkıntısından bahsederek, “Hala her şeyde sıkıntı var: yeterli gıda, tıbbi malzeme, ilaç, elektrik ve su” ifadelerini kullandı.

Eski Alman sağlık bakanı, ateşkesin ardından, saydığı malzemeler de dahil olmak üzere insani yardım malzemelerinin genel olarak iyileştiğini belirtti: “Ancak, Gazze Şeridi'ne ulaşan insani yardım miktarı hala yetersiz; günde 600 kamyonluk ihtiyaç karşılanamıyor.”

Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü'ne göre Gazze Şeridi'nde yetersiz tıbbi bakım büyük bir sorun.

Örgütün yönetici direktörü Christian Katzer gazeteye verdiği demeçte, “Birçok Filistinli tedavi edilebilecek hastalıklardan dolayı hayatını kaybediyor” diyerek, hastaların tedavi için Almanya'daki hastanelere nakledilmesinin giriş kuralları nedeniyle başarısız olduğunu ifade etti.


Hizbullah’a ait devasa tesisin ele geçirilmesi… Lübnan iç siyasetinin ötesine geçen mesajlar

Hizbullah’a ait tesiste Sovyet yapımı araçlar, bir vinç ve mühimmat kutuları görülüyor. (Sosyal medya)
Hizbullah’a ait tesiste Sovyet yapımı araçlar, bir vinç ve mühimmat kutuları görülüyor. (Sosyal medya)
TT

Hizbullah’a ait devasa tesisin ele geçirilmesi… Lübnan iç siyasetinin ötesine geçen mesajlar

Hizbullah’a ait tesiste Sovyet yapımı araçlar, bir vinç ve mühimmat kutuları görülüyor. (Sosyal medya)
Hizbullah’a ait tesiste Sovyet yapımı araçlar, bir vinç ve mühimmat kutuları görülüyor. (Sosyal medya)

Geçtiğimiz hafta yerel medyada yayımlanan görüntüler, Güney Lübnan’da Litani Nehri’nin güneyinde yer alan Kefra ile Sıddıkin beldeleri arasında ele geçirilen büyük bir askeri tesisi ortaya koydu. Tesiste nitelikli silahlar ve yüklü miktarda mühimmat bulunduğu; söz konusu operasyonun Lübnan ordusunun son dönemde Hizbullah’a ait tesislere yönelik en dikkat çekici operasyonlarından biri olduğu belirtildi.

Sızdırılan görüntülerde öne çıkan unsurlardan biri, Tupolev Tu-143 Reys tipi insansız keşif uçağı oldu. Askeri konular üzerine çalışan araştırmacı Mustafa Esad’a göre, söz konusu araç Sovyetler Birliği’nde üretilmiş bir askeri keşif aracı olup, bilgi toplama ve askeri hedeflerin görüntülenmesi amacıyla kullanılıyordu.

Alışılmadık bir araç

Esad, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, sızdırılan askeri depo görüntülerinin bunun sıradan bir mühimmat deposu olmadığını açıkça ortaya koyduğunu söyledi. Esad, tesisin ya büyük miktarlarda silah depolamak ya da dağıtım için merkezi bir nokta olarak kullanıldığını, bunun da iç salonun büyüklüğü, yerleşim düzeni ve mekânın mühendislik yapısından anlaşıldığını belirtti.

Esad, deponun tavan yüksekliği ile içeride bir vinç bulunmasının, buranın insansız hava araçlarıyla (İHA) çalışmak üzere kullanıldığına işaret ettiğini, bu yönüyle daha önce ortaya çıkan depoların çoğundan ayrıldığını ifade etti. Görüntülerde yer alan araçların ise 1970’li yıllara dayanan eski Sovyet yapımı modeller olduğunu söyledi.

Bu tür araçların mevcut verilere göre teknik olarak değiştirilmediğini belirten Esad, bunların sınırlı bir çerçevede; keşif amacıyla ya da hava savunma sistemlerini oyalamak için kullanıldığını, askeri anlamda belirleyici bir silah ya da seyir füzesi niteliği taşımadığını kaydetti.

Esad, söz konusu araçların kaynağının büyük olasılıkla Suriye ordusunun depoları olduğunu belirterek, önceki görüntülerin benzer miktarların Hizbullah’a ya da İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) teslim edildiğini gösterdiğini ifade etti.

 Lübnan ordusuna mensup bir asker, Hizbullah tesisinde mühimmat kutularının önünde duruyor. Güvenlik nedeniyle yüzü yapay zekâ kullanılarak gizlenmiş. (Sosyal medya)Lübnan ordusuna mensup bir asker, Hizbullah tesisinde mühimmat kutularının önünde duruyor. Güvenlik nedeniyle yüzü yapay zekâ kullanılarak gizlenmiş. (Sosyal medya)

Görüntülerde yer alan mühimmatlara ilişkin değerlendirmede bulunan Esad, yeşil ve gri olmak üzere iki tür sandığın görülmesinin, bunların içeriği ya da kaynağı konusunda kesin bir yargıya varılmasını zorlaştırdığını söyledi. Ancak gri sandıkların İran yapımı mühimmatlara benzediğini, yeşil olanların ise büyük olasılıkla Suriye’den geldiğini belirtti. Söz konusu sandıkların, 100 ya da 130 milimetre gibi farklı çaplarda havan mühimmatları içerebileceğini kaydeden Esad, üzerlerinde açık ve okunur işaretler bulunmaması nedeniyle bunun doğrulanamadığını ifade etti.

Esad, bu deponun Lübnan ordusunun ulaştığı ilk tesis olmadığını, girişinin daha önce hedef alınmış olabileceğini belirterek, “Bu dosyadaki asıl yenilik, görüntülerin kamuoyuna sızdırılması. Bu tür sızıntılar genellikle kendiliğinden gerçekleşmez; büyük olasılıkla belirli bir zamanda belirli bir mesaj vermek amacıyla alınmış bir karardır” dedi.

Daha geniş bir sahnenin parçası

Emekli Tuğgeneral Naci Melaib de görüntülerde yer alan bulguların, Lübnan ordusunun daha önce açıkladığı resmi verilerle tamamen örtüştüğünü söyledi. Melaib, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, hem Güney Bölgesi Komutanlığı’nın açıklamaları hem de basın toplantıları ve hükümete sunulan raporlarda paylaşılan bilgilerle uyumlu bir tablo ortaya çıktığını ifade etti. Melaib, 177 tünelin ortaya çıkarılması, bölgede 12 bin uluslararası asker ile 8 bin Lübnan askerinin konuşlandırılması ve İsrail’in yoğun hava gözetimi altında bulunulmasının, Kefra’da ortaya çıkan görüntülerin büyük olasılıkla tespit edilebilen ya da izlenebilen unsurların yalnızca bir bölümünü yansıttığını, sahadaki gerçek tabloyu bütünüyle göstermediğini belirtti.

Siyasi-askeri mesajlar

Melaib, Kefra’daki tesisin görüntülerinin sızdırılmasının, teknik boyutun ötesine geçen siyasi ve askeri mesajlar taşıdığını belirterek, Lübnan’ın silahların sınırlandırılması sürecinde fiilen ikinci aşamaya girip girmediği sorusunu gündeme getirdi. Şarku’l Avsat’a konuşan Melaib, “Sızıntının zamanlaması, bu görüntüleri envanter çıkarma ve izleme aşamasından, derin askeri yapının açığa çıkarıldığı aşamaya fiili geçişin ilk işaretleri haline getiriyor” dedi.

Melaib, görüntülerin ilk mesajının ABD’ye yönelik olduğunu ve Lübnan’ın silahların devlet elinde sınırlandırılması sürecinde somut adımlar atmaya başladığını teyit etmeyi amaçladığını ifade etti. İkinci mesajın ise toplantısı öncesinde Ateşkesi Denetleme Komitesi’ne (Mekanizma) verildiğini belirten Melaib, ordu temsilcisinin bugüne kadar yapılan çalışmalara ve ileride tamamlanabilecek adımlara ilişkin teknik bir envanter sunduğunu, tartışmaların askeri ve teknik çerçevede tutulmasının vurgulandığını söyledi. Melaib’e göre tesisin görüntülerinin sızdırılması, bu dosyayı varsayımlar düzeyinden çıkararak doğrudan Mekanizma’nın gündemine taşıyan somut bir gerçeklik ortaya koyuyor.

İçişleri ve egemenlik

Melaib, görüntülerin iç kamuoyuna yönelik bir boyutu da bulunduğunu belirterek, bunun Lübnan kamuoyuna hükümetin silahların sınırlandırılmasına ilişkin kararının teorik bir adım olmadığını gösteren bir mesaj niteliği taşıdığını söyledi. Egemenlik boyutuna da dikkat çeken Melaib, görüntülerin Lübnan ordusunun konumunda daha derin bir dönüşümle örtüştüğünü ifade etti. Melaib’e göre, bu büyüklükte tesislerin açığa çıkarılması ve savaş ile barış kararının devletin elinde olduğunun resmi olarak vurgulanması, askeri kurumun artık marjinal bir rolde olmadığını ortaya koyuyor. Melaib ayrıca, olası bir İsrail ihlalinin gelecekte, sınırlı imkânlar çerçevesinde dahi olsa, resmi bir devlet kararıyla karşılık bulacağı mesajının verildiğini bildirdi.


Mladenov'un İsrail ile Ramallah arasında yürüttüğü mekik diplomasisi, Gazze Yönetim Komitesi’nin oluşumunu hızlandırıyor

Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki el-Bureyc Mülteci Kampı’nda meydana gelen yıkımdan (AFP)
Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki el-Bureyc Mülteci Kampı’nda meydana gelen yıkımdan (AFP)
TT

Mladenov'un İsrail ile Ramallah arasında yürüttüğü mekik diplomasisi, Gazze Yönetim Komitesi’nin oluşumunu hızlandırıyor

Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki el-Bureyc Mülteci Kampı’nda meydana gelen yıkımdan (AFP)
Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki el-Bureyc Mülteci Kampı’nda meydana gelen yıkımdan (AFP)

Gazze’de kurulması planlanan Barış Konseyi’nin genel direktörlüğü için adı geçen Nikolay Mladenov, Filistin Devlet Başkanı Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh ile Gazze Şeridi’nde yürürlükte olan ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasına ilişkin düzenlemeleri görüştü.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlara göre, Mladenov’un İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yaptığı görüşmenin hemen ardından gerçekleşen bu temas, ateşkesin ikinci aşamasının başlatılması ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için bir idari komitenin kurulmasının ilan edilmesi ihtimalini güçlendiriyor.

Netanyahu daha önce, 2015 başı ile 2020 sonu arasında Birleşmiş Milletler (BM) Ortadoğu Barış Süreci Özel Koordinatörü olarak görev yapan Bulgar diplomat Nikolay Mladenov’un, ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığını yaptığı ve Gazze’deki barış sürecini denetlemekle görevlendirilen Barış Konseyi’nin genel direktörlüğüne seçildiğini açıklamıştı.

Filistin resmi haber ajansı WAFA’nın aktardığına göre, Hüseyin eş-Şeyh dün Ramallah’taki ofisinde Mladenov ve beraberindeki heyeti kabul etti. Görüşmeye Filistin Yönetimi’nin İstihbarat Şefi Macid Ferec de katıldı.

Görüşmede, idari komitenin yanı sıra Filistin polis ve güvenlik güçlerinin görevlerini üstlenmesi, bu yapıların egemenlik ve meşruiyet sahibi Filistin Yönetimi ile ilişkilendirilmesi ve Barış Konseyi’nin kuruluşunun açıklanmasına yaklaşılırken Trump’ın planının ikinci aşamasının uygulanma yolları ele alındı.

Eş-Şeyh, ikinci aşamanın uygulanmasına derhal başlanması gerektiğini vurgulayarak, bu kapsamda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesinin önemine dikkat çekti. İkinci aşamanın, Hamas yönetiminin sona erdirilmesini, silahların teslim edilmesini ve Trump’ın planı doğrultusunda yeniden imar sürecine geçilmesini öngördüğünü belirtti.

Görüşmede eş-Şeyh, Gazze Şeridi’nin Filistin devletinin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulayarak, Gazze Şeridi’ndeki Filistin kurumları ile Batı Şeria’daki Filistin Yönetimi arasında siyasi, idari ve hukuki bağın kurulmasının; tek otorite, tek hukuk ve tek meşru silah ilkesine saygı gösterilmesinin önemine işaret etti.

Eş-Şeyh ayrıca, Gazze’de geçiş süreci uygulanırken, uluslararası hukuku ihlal eden tüm tek taraflı uygulamaların derhal durdurulmasını öngören acil bir planın hayata geçirilmesi gerektiğini belirterek, yerleşim faaliyetlerinin genişletilmesinin durdurulması, yerleşimci şiddetinin sona erdirilmesi ve alıkonulan Filistin fonlarının serbest bırakılması çağrısında bulundu.

Öte yandan İsrail Başbakanlık Ofisi, perşembe akşamı yaptığı açıklamada, Netanyahu’nun Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin tamamen silahlardan arındırılması konusunda ısrarcı olduğunu duyurdu. Bu iki madde, Trump yönetimi tarafından sunulan 20 maddelik ateşkes planının temel şartları arasında yer alıyor.

Filistin ve İsrail meseleleri konusunda uzman siyaset bilimi profesörü Dr. Tarık Fehmi ise Mladenov’un deneyimli ve itibarlı bir diplomat olduğunu belirterek, her ne kadar Barış Konseyi hiyerarşisinde eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair’in ardından ikinci sırada yer alsa da, Mladenov’un kabul gördüğünü ifade etti. Fehmi, Blair’in Arap dünyasında yeterli kabul görmediğine dikkat çekerek, Mladenov’un ‘teknokratlardan oluşacak komitenin ilanını hızlandıracak ve süreci hazırlayacak’ bir rol üstleneceğini söyledi.

Filistin Devlet Başkanı Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh, dün Ramallah'ta Nikolay Mladenov ve beraberindeki heyeti kabul etti. (WAFA)Filistin Devlet Başkanı Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh, dün Ramallah'ta Nikolay Mladenov ve beraberindeki heyeti kabul etti. (WAFA)

Filistinli siyasal analist Dr. Abdulmehdi Mutava, Mladenov’un Gazze Şeridi’ne yabancı bir isim olmadığına dikkat çekerek, geçmişte BM bünyesinde Ortadoğu’da görev yaptığını hatırlattı. Mutava, Mladenov’un Netanyahu ve Hüseyin eş-Şeyh ile yaptığı temasların, görüş alışverişinde bulunmak ve bakış açılarını yakınlaştırmak amacı taşıdığını belirtti. Bu temasların, ikinci aşamadaki ilerlemeye paralel olarak kapsamı genişleyecek kısmi bir Filistin yönetimine ulaşmayı hedeflediğini ifade eden Mutava, özellikle Hamas’ın ve Gazze Şeridi’nin silahsızlandırılmasıyla bağlantılı engellerin aşılabilme kapasitesinin de bu süreçte test edileceğini kaydetti.

Trump’ın Gazze için öngördüğü ve 20 maddeden oluşan barış planına göre, Gazze Şeridi geçici bir süreyle, siyasi aidiyeti bulunmayan teknokratlardan oluşacak Filistinli bir geçiş komitesi tarafından yönetilecek. Söz konusu komite, Barış Konseyi’nin gözetim ve denetimi altında faaliyet gösterecek.

ABD merkezli Axios internet sitesi, Amerikalı yetkililer ve konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberinde, ABD Başkanı Donald Trump’ın, İsrail ile Hamas arasında varılan ve geçtiğimiz yıl 10 Ekim’de yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması kapsamında, Barış Konseyi’nin kuruluşunu bu hafta içinde ilan etmesinin beklendiğini aktardı.

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati de perşembe akşamı BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile yaptığı telefon görüşmesinde, İsrail’in Gazze Şeridi’nden çekilmesinin önemini vurguladı. Abdulati, Gazze Şeridi’nin yönetimi için geçici Filistinli teknokratlar komitesinin ilan edilmesi ve uluslararası bir istikrar gücünün oluşturulmasının gerekliliğine dikkat çekti.

Tarık Fehmi, Barış Konseyi’nin önümüzdeki günlerde ilan edilmesini beklediğini belirterek, ikinci aşamanın gerçek anlamda başlatılması için komitenin açıklanması yönünde baskıların arttığını ve aday isimlere yönelik olası itirazların aşılmaya çalışıldığını söyledi. Fehmi, sürecin İsrail’in manevra ve engellemelerinden uzak şekilde ilerlemesinin hedeflendiğini kaydetti. Mutava ise Barış Konseyi ile Gazze Şeridi’ni yönetecek idari komitenin bu hafta ilan edilmesinin ve böylece ikinci aşamaya fiilen geçilmesinin beklendiğini ifade etti.