Orhan Pamuk’un İstanbul hakkındaki yazıları ve anıları üzerine

Orhan Pamuk şehrinde. (Getty İmages)
Orhan Pamuk şehrinde. (Getty İmages)
TT

Orhan Pamuk’un İstanbul hakkındaki yazıları ve anıları üzerine

Orhan Pamuk şehrinde. (Getty İmages)
Orhan Pamuk şehrinde. (Getty İmages)

İbrahim el-Aris
2003, aykırı Türk yazar Orhan Pamuk'un hayatında ve eserlerinde olağanüstü hareketliliğin yaşandığı bir yıl oldu. Hatta Kürtlerin haklarını savunması ve Osmanlılar ile Osmanlı İmparatorluğu’nun halefleri tarafından Ermenilerden ciddi bir özür dilenmesini talep etmesi nedeniyle ülkesindeki yetkililerle arasında tartışmaların yaşandı. Buna rağmen 2003, yaratıcılığının zirveye ulaştığı bir yıldı. Söz konusu dönemdeki itibarı onu ceza almaktan korudu. Pamuk, yurt dışındaki faaliyetlerini artırdı, dünyayı hayrete düşüren edebi eserleriyle içinde bulunduğu durum arasında hassas bir denge kurdu. Böylece üç yıl sonra, yani 2006 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanan ilk (şu ana kadar kazanan başka vatandaşı olmadı) Türk oldu. Bu hiç de şaşırtıcı değildi. ABD’deki ve Avrupa’daki üniversitelerde konferanslar verdi. Ülkesinde peş peşe iktidara gelen hükümetlerin kendisine karşı öfkelerinin arttığı bir dönemde dünyaya kendisine saygı duyulmasını sağlayan siyasi tutumunu anlatmayı sürdürdü.

Verimli yıl
Pamuk 2003 yılında, o zamana kadar yayımlanan ‘Sessiz Ev’, ‘Benim Adım Kırmızı’, ‘Beyaz Kale’, ‘Kara Kitap’, ‘Yeni Hayat’ ve özellikle başyapıtı sayılan ‘Kar’ gibi romanlarının diğer dillere çevrilmesinden memnun olsa da henüz piyasaya sürülen ilk uzun romanı ‘Cevdet Bey ve Oğulları’nı yeniden yayımlamakta tereddüt etti. Uzun bir süre unutulduktan sonra yeniden canlanmasını istemedi. Tüm bu gelişmelerin ortasında aynı yıl basılacak, kurgusal olmayan yeni bir kitabın son rötuşlarını yaptı. Konusu, yazılarında, hayatında ve anılarında sıkça yer alan ‘İstanbul’du  ve kitapta İstanbul’u kendi gözünden anlattı. ‘İstanbul - Hatıralar ve Şehir’, en sübjektif kitabıydı. Bu nedenle en sevdiği kitaplardan biri olmaya devam etti. Nihayet İstanbul’un kendine ait bir kitaba sahip olmasının zamanının geldiğini düşündü.
Bir hatıralar kitabı olarak tanımlanan ‘İstanbul - Hatıralar ve Şehir’in aslında basıldığı yıl gecikmeden birçok dile çevrilmesi gerektiği ve aktarıldığı tüm dillerde çok iyi tepkiler alacağı biliniyordu. Kitabın, Pamuk'un Nobel Edebiyat Ödülü almasına büyük bir katkısı olduğu söylenebilir. O şehirde (İstanbul) kültürel hayata olan ilginin yeniden duyulmaya başlanmasındaki rolünden bahsetmiyorum bile...
Bununla birlikte belki de Fransızların bu kitaba diğer milletlerden daha fazla ilgi gösterdiklerini söyleyebiliriz. Çünkü kitap Fransızca olarak ilk kez 2007 yılında basıldığında ince ve sade bir yapısı vardı. Ancak Gallimard Yayınevi tarafından daha sonraki basımlarında kitaba, şehri tarihi boyunca çizenlerin veya fotoğraflayanların eserleri, Pamuk'un hatıraları, bazen anlatımları ve temalarıyla olan ilişkilendirilen çalışmaları eklendi. Daha kaliteli kağıt kullanıldı. Elbette kitap İstanbul’a dair Batı'daki en güzel eserlerden biri oldu.
81FGZq5x9DL.jpg
Kitabın İngilizce versiyonunun kapağı. (Faber & Faber Yayınevi)
İngilizler de kitabın İngilizceye çevrilmesini kutladılar

İngiltere’nin kültür sahnesinde de kitabın İngilizceye çevrilip yayınlanması kutlandı. Kutlamalar arasında BBC tarafından özel programlar yayınlandı. Söz konusu dönemde haftalık olarak yayınlanan ve büyük beğeniyle izlenen edebiyat programlarından birinde sunucular, Pamuk’tan Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanmasından üç yıl sonra çıkan yeni kitabından ve İstanbul’dan bahsetmesini istediler. Pamuk o gün programda, yıllar önce kaleme aldığı ve 3-4 asır öncesinin İstanbul’unda geçen ‘Benim Adım Kırmızı’ romanını yazarken aklına gelenlerden de bahsetti.
Pamuk, kitabı yazarken aklına eleştirmenlerin bir gün bu kitap hakkında konuşurken neler yazabilecekleri de dahil birçok düşünce geldiğini söyledi. Pamuk bu kitapta James Joyce'un ‘Ulysses’ kitabında Dublin için yaptığını İstanbul için yapmıştı. Pamuk kitabı yazarken ve onu modern, iddialı bir kitap olarak hayal ederken, kafasında çok fazla düşünce olduğunu, James Joyce'un şehri için yaptıklarını düşündüğünü belirtti. Pamuk burada Joyce’u  anlayabilmek için kendisinin de şehrine Avrupa'nın kenarlarında bir şehir gözüyle baktığını kaydetti.
Pamuk sözlerini şöyle sürdürdü:
“Dünyanın bu köşesinde yaşadığınızda, milliyetçiliğin tüm kaygı ve endişelerine takılıp kalmanız ve kendinize ülkenizin ve şehrinizin çok önemli olduğunu söylemeniz gayet doğaldır. Yani bu duyguyu hissettiğinizde, şehrinizi hemen marjinal köşesinden çekip sanki Balzac’ın Paris’i ya da Charles Dickens’ın Londra’sıymış gibi görünmesini ve okunmasını sağlarsınız. Yani, edebiyat dünyası haritasında yerini hemen bulacaktır.”

“Şehir hayatı bir galakside yaşamaya benzer”
Şehirdeki hayatın aslında önemsiz, kararsız, aptal ve absürt imgelerden oluşan bir galakside yaşamak gibi olduğunu söyleyen Pamuk ancak sokaklara, asfalta ya da taş döşeli yollara, reklam panolarına, mağaza vitrinlerine, otobüs duraklarına, bacalara, pencerelere ve buralardaki küçük detaylara tuhaf ve gizemli bir anlam verenin bakış açısı olduğunu vurguladı. Küçük ya da büyük bütün bunların şehrin dokusunu oluşturduğunu ve bu bağlamda her şehrin diğerlerinden farklı göründüğünü belirten Pamuk, “Belki de tüm bunları şehrin kartpostalında vermenizi imkansız kılan da budur. Şehrin görüntüsü, bu dokunun verdiği zevkten geliyor. Benim de İstanbul'da yaptığım buydu” ifadelerini kullandı.
Pamuk sözlrine şöyle devam etti:
“Fransız şair ve yazar Gérard de Nerval’in İstanbul’a ‘Doğu'ya Yolculuk’ adını verdiği kocaman, kalın ve garip bir kitap yazmaya geldiğini hatırlıyorum. Hırslı bir kitaptı. Zaman zaman renkli ve birçok bölümü harikaydı. Nerval’in ardından arkadaşı Théophile Gautier de İstanbul hakkında ilginç bir kitap yazmak için buraya geldi. Ancak bugüne kadar bir yabancının İstanbul hakkında yazdığı en iyi eser, İtalyan yazar Edmondo De Amicis’in kitabıdır. Bu, gençlere yönelik kaleme alınmış bir seyahatnameydi. Kitap o kadar başarılıydı ki birçok dile çevrildi. Örneğin İstanbul'un sokaklarından veya sokak köpeklerinden bahseden bölümler benzersizdir.”

Şehirlerin kokuları ve sesleri
Pamuk’a göre çok sayıda insan İstanbul’u ziyaret etti ve onun hakkında eserler kaleme aldı. Ancak içlerinden sadece birkaçı hedefine ulaştı. Geriye kalanlar ise İstanbul'un egzotik, heyecan verici bir resmini çizmekle yetindiler. Şehrin gerçek dokusunu anlayamadılar. Anıtlara ve binalara, tuhaf olan ne varsa onlara dikkat kesildiler ve gerçek İstanbul’da yerleri olmayan tüm bu renkleri eserlerine eklediler.
Pamuk konuya dair şunları söyledi:
“Burada önemli bir şeyden, şehrin gerçek bir ziyaretçisinin veya yazarının duyabileceği seslerden bahsetmeliyim. Bu sesler genellikle o şehre özeldir ve onun karakterini yansıtır. Örneğin Batı’daki şehirlerde derinden gelen metronun sesi çok özeldir. Her an ruhunuzu ve zihninizi doldurmaya devam eder ve bunu yaparken bir filmden bir sahne hatırlatır. Hatta bir noktada zihninizde şehrin bir hatırası belirir. İstanbul'daki en belirgin sesler vapur düdüğünün, bacalardan dumanı tüten yanan kömürün, kaldırımlara çarpan Boğaz’ın dalgalarının, uçan martıların ve denizdeki küçük teknelerin sesleridir. Bunların hepsi gözlerimi kapatır kapatmaz hayalimde canlanır. Dünyanın öbür ucunda dahi olsam, İstanbul birden gözümün önünde belirir.”



Merakla beklenen filme övgü yağıyor: Yılın IMAX deneyimi

Godzilla Minus Zero'nun Japonya'daki gösterim tarihi, ilk Godzilla filminin 1954'te vizyona girdiği günün 72. yıldönümüne denk geliyor (TOHO)
Godzilla Minus Zero'nun Japonya'daki gösterim tarihi, ilk Godzilla filminin 1954'te vizyona girdiği günün 72. yıldönümüne denk geliyor (TOHO)
TT

Merakla beklenen filme övgü yağıyor: Yılın IMAX deneyimi

Godzilla Minus Zero'nun Japonya'daki gösterim tarihi, ilk Godzilla filminin 1954'te vizyona girdiği günün 72. yıldönümüne denk geliyor (TOHO)
Godzilla Minus Zero'nun Japonya'daki gösterim tarihi, ilk Godzilla filminin 1954'te vizyona girdiği günün 72. yıldönümüne denk geliyor (TOHO)

Godzilla geri döndü, üstelik her zamankinden daha öfkeli! 

Godzilla Minus Zero'nun bu haftaki basın gösterimlerinin ardından sosyal medyada peş peşe ilk yorumlar paylaşılmaya başladı. İlk tepkiler, seriye bir iddialı filmin daha katıldığına işaret ediyor.

Dünya prömiyerini 26 Eylül'de New York Film Festivali'nde yapan film, Tokyo Uluslararası Film Festivali'nin bugünkü (1 Kasım) özel gala gösterimi öncesinde bu hafta yeniden basınla buluştu. Köklü Japon stüdyosu Toho'nun yapımı, 3 Kasım'da Japonya'da, 6 Kasım'da Kuzey Amerika'da sinemalarda gösterime girecek. Film, Türkiye'deki sinemaseverlerle 13 Kasım'da buluşacak.

Takashi Yamazaki'nin yazıp yönettiği Godzilla Minus Zero, 2023 yapımı Godzilla Minus One'ın doğrudan devamı. 

İlk film, 15 milyon dolarlık bütçesine karşılık dünya çapında 100 milyon doların üzerinde hasılat elde etmiş ve 2024'te En İyi Görsel Efekt Oscar'ını kazanmıştı.

Toho'nun yayımladığı konu özeti şöyle:

Savaş Japonya'yı sıfıra indirmiş, Godzilla ise eksiye sürüklemişti. Aradan iki yıl geçti. Ülke, toparlanmak ve sonunda gündelik hayatına dönebilmek için sancılı bir mücadele verdi. İnsanlık, güçlükle sağlanan barışa tutunmayı başarmışken yeni bir tehdit ortaya çıkıyor ve umutları bir anda yerle bir ediyor. Üçüncü kez olmayacak. Her şey burada sona erecek.

Ryunosuke Kamiki, Minami Hamabe, Hidetaka Yoshioka ve Kuranosuke Sasaki, devam filminde rollerine dönüyor. Min Tanaka ve Masami Nagasawa da oyuncu kadrosuna katılıyor.

Çekimlerinin tamamı Japonya'da yapılan Godzilla Minus Zero, IMAX için çekilen ilk Japon yapımı.

Filmi New York Film Festivali'nde izleyen Hollywood Reporter eleştirmeni David Rooney, Godzilla Minus Zero'yu "radyoaktif bir patlama" diye nitelendirdi. Övgü dolu eleştirisinde Yamazaki'nin ilk filmin görkemini aştığını belirten Rooney, şunları yazdı:

Efsanevi dev canavarlar nefes kesen bir kapışmada karşı karşıya geliyor. Film, heyecan verici aksiyonuyla seyirciyi hayrete düşürüyor ve her yeni çatışmada kendini aşıyor. Godzilla'nın aceleyle havalanmaya çalışan bir deniz uçağının üzerine yürüdüğü gerilim dolu sahnede nefes almayı bıraktığıma neredeyse eminim.

Godzilla Minus Zero için Rotten Tomatoes'da yer alan 52 eleştirinin yüzde 92'si olumlu. Filmin Metacritic puanı 78, Letterboxd ortalamasıysa 4 yıldız.

Sosyal medyadaki ilk yorumlar, filmin daha büyük çaplı canavar mücadeleleri sunarken insan hikayelerini de ihmal etmediğini vurguluyor.

Bir değerlendirmede, "Filmin merkezinde yine duygu yüklü bir insan hikayesi var. Bu hikayeyi de bu yıl göreceğiniz en büyük ve en tatmin edici kapışma çevreliyor" deniyor. Aynı yorumda, senarist ve yönetmen Yamazaki'nin seriye duyduğu sevginin filme yansıdığı belirtiliyor.

Devam filmini başka ünlü yapımlarla karşılaştıranlar da var. Bir izleyici, "Minus One, Godzilla filmlerinin Oppenheimer'ıysa Minus Zero da Kara Şövalye'si (The Dark Knight). Duygusal, yoğun ve dev canavar aksiyonu açısından kesinlikle hayal kırıklığına uğratmıyor" ifadelerini kullanıyor. Aynı yorumda Ghidorah'ın belki de bugüne kadarki en iyi haliyle karşımıza çıktığı söyleniyor ve film "yılın IMAX deneyimi" diye tanımlanıyor.

Bir başka değerlendirmedeyse Godzilla Minus Zero, serinin bugüne kadarki en iyi devam filmi diye nitelendiriliyor: 

En iyi karşılaştırma şu olur: Godzilla Minus One, Baba (The Godfather) ise bu film de Baba 2 (The Godfather Part II).

Bazı yorumlara göre devam filmi, ilk filme kıyasla duyguya ve melodrama daha az, yıkıma daha fazla yer veriyor:

Yanlış anlaşılmasın, bu tam anlamıyla görsel bir şölen. Müziklerden efektlere ve canavarlara kadar üzerine konuşulacak çok şey var. Beni resmen sarstı.

Bir başka yoruma göre film, savaş sonrası travmaya biraz daha az, dev canavar aksiyonuna daha fazla odaklanıyor. Buna rağmen dramatik sahnelerle canavarların yer aldığı sahneler arasında denge kurmayı başarıyor.

Diğer değerlendirmelerde, filmin Godzilla Minus One'daki karakterleri geliştirdiği ve temaları daha kapsamlı işlediği vurgulanıyor. Yapım, insanların savaş sonrası travmaya verdiği farklı tepkileri ele alırken İkinci Dünya Savaşı sonrasında geçen bir insan hikayesini dev canavarların mücadelesiyle birleştiriyor.

Bir yorumda devam filmi, "görsel açıdan daha da baş döndürücü bir boyuta ulaşan, savaşın beraberinde getirdiği duygusal sarsıntıları, yerinden edilmeyi ve travmayı ele alarak duygusal kapsamını da genişleten, şaşırtıcı derecede tatmin edici bir yapım" diye tanımlanıyor.

İlk filmin ardından beklentilerin çok yüksek olduğuna dikkat çeken bir başka değerlendirmedeyse şu ifadeler yer alıyor:

Minus One'ın ardından beklentileri karşılamak hiç kolay değildi ama bunu başarıyor. Bambaşka bir film bu. Gerçekten önemsediğiniz, derinlikli insan karakterleriyle ve nefes kesen dev canavar aksiyonuyla dolu.

Görsel efektlere yönelik övgüler de dikkat çekiyor. Bir yorumda, filmdeki canavar efektleri "Winston ve Tippett'ın 1993'teki çalışmalarından bu yana en iyileri" diye nitelendiriliyor. Aynı değerlendirmede bu efektlerin, çatışmalarda sorumluluk temasını işleyen ve günümüzün sorunlarla dolu dünyasına ayna tutan bir hikayeye hizmet ettiği belirtiliyor.

Ghidorah'ın bütün sahnelerinin gündüz geçmesi de beğenilen ayrıntılardan biri. Bir izleyici, canavarın her seferinde farklı açılardan net biçimde görülebildiğini vurguluyor.

Metal Gear Solid serisinin yaratıcısı Hideo Kojima da filmi Tokyo'daki TOHO Cinemas Hibiya'da izlemiş. Ünlü oyun tasarımcısı, üç yıldır beklediği yapımı IMAX'te görmenin heyecanını paylaşıyor.

Başka bir izleyiciyse salonun tepkisini şöyle anlatıyor:

Film çılgıncaydı. Hepimiz nefesimizi tutmuş izliyor, sık sık sesli tepki veriyorduk. Sizin de filmi izlemeniz için sabırsızlanıyorum. Bulabildiğiniz en büyük perdede izleyin!

Büyük ekranda izleme çağrısı, yorumların ortak noktalarından biri. Filmi "gürültülü, duygusal ve destansı bir canavar filmi" diye tanımlayan bir değerlendirme şu sözlerle bitiyor:

Hayranlar bayılacak. Mutlaka büyük perdede izlenmesi gereken, olağanüstü güzellikte bir iki aksiyon sahnesi var.

Independent Türkçe, Hollywood Reporter, HeadTopics


İzleyiciler Netflix'in sevilen dizisi için planlarını iptal ediyor

Can Dostum'la da (Intouchables) tanınan 38 yaşındaki Fransız oyuncu Omar Sy, Lupin'de haksız yere suçlanan babasının intikamını peşinde koşan zeki ve yetenekli hırsız rolünde (Netflix)
Can Dostum'la da (Intouchables) tanınan 38 yaşındaki Fransız oyuncu Omar Sy, Lupin'de haksız yere suçlanan babasının intikamını peşinde koşan zeki ve yetenekli hırsız rolünde (Netflix)
TT

İzleyiciler Netflix'in sevilen dizisi için planlarını iptal ediyor

Can Dostum'la da (Intouchables) tanınan 38 yaşındaki Fransız oyuncu Omar Sy, Lupin'de haksız yere suçlanan babasının intikamını peşinde koşan zeki ve yetenekli hırsız rolünde (Netflix)
Can Dostum'la da (Intouchables) tanınan 38 yaşındaki Fransız oyuncu Omar Sy, Lupin'de haksız yere suçlanan babasının intikamını peşinde koşan zeki ve yetenekli hırsız rolünde (Netflix)

Netflix'in sevilen dizisi Lupin, üç yıllık bekleyişin ardından 4. sezonuyla ekranlara döndü. Bazı izleyiciler, yeni bölümleri peş peşe izlemek için planlarını iptal ettiklerini söylüyor.

Fransız dizisi, Maurice Leblanc'ın yarattığı centilmen hırsız Arsène Lupin'den esinleniyor. Kılık değiştirme ustası bu karakter, ilk kez 1905'te yayımlanan kısa öykülerde okurla buluşmuştu. Ancak Netflix yapımı, bu hikayeleri doğrudan uyarlamak yerine onları başkarakterinin ilham kaynağına dönüştürüyor.

Dünya çapında ilgi gören dizide Omar Sy, Assane Diop rolüne geri dönüyor. Assane, varlıklı bir ailenin babasına yaptığı haksızlığın intikamını almak için Lupin'den ilham alarak kılık değiştirme becerisini ve cazibesini kullanıyor.

Lupin'in 4. sezonunda neler oluyor?

Yeni bölümler, üçüncü sezonun finalinden 4 yıl sonra başlıyor. Assane hâlâ cezaevinde. Yeni sezonun konu özeti şöyle:

Assane için Lupin artık geçmişte kaldı. Cezasını tamamlamak ve oğluna verdiği sözü tutup onunla birlikte Senegal'e, aileleriyle buluşmaya gitmek istiyor. Ancak 'Lupin' imzalı gizemli bir duyuru planlarını altüst ediyor: Birden fazla müze eşzamanlı olarak soyulacak. Artırılan güvenlik önlemlerine rağmen soygunlar planlandığı gibi gerçekleşiyor. Assane masum olduğunu söylüyor ancak her şey onun suçlu olduğuna işaret ediyor. Hatta bir kamera kaydı, Yüzbaşı Belkacem'in ağır yaralandığı soygun sırasında Assane'ı müzelerden birinde gösteriyor. Assane'ın masumiyetini kanıtlamak ve kendisini taklit eden kişiyi ortaya çıkarmak için hapisten kaçıp yeniden Lupin kimliğine bürünmesi gerekiyor.

İzleyiciler yeni sezon için ne diyor?

Yeni sezon, sosyal medyada övgü dolu yorumlar alıyor. Bazı izleyiciler Lupin'i "Netflix'in en iyi dizisi" diye nitelendiriyor.

Sosyal medyada bir izleyici, "Lupin, Netflix'in en iyi dizisi. 4. sezonun daha ikinci bölümündeyim ve kendimi tamamen kaptırdım" diye yazdı.

Yeni bölümleri peş peşe izlemek için planlarını iptal eden bir başka izleyici de "Çok iyiydi. Cuma akşamı planlarından vazgeçtiğime kesinlikle değdi" yorumunu yaptı.

Bir izleyici, "Şu an izliyorum, aman Tanrım, kendimi kaptırdım" derken bir başkası diziyi "başyapıt" diye tanımladı.

Dizinin başrolünde Assane Diop'u canlandıran Omar Sy yer alıyor. Claire Laurent'ı Ludivine Sagnier, Benjamin Férel'i Antoine Gouy, Youssef Guédira'yı Soufiane Guerrab, Sofia Belkacem'i ise Shirine Boutella canlandırıyor.

Théo Christine ve Laïka Blanc-Francard da oyuncu kadrosunda yer alıyor.

Lupin'in 4. sezonundaki 8 bölümün tamamı Netflix'te izlenebiliyor.

Independent Türkçe, HELLO!, CBR.com


Sevilen polisiye 20. sezonuyla ekranlara veda ediyor

Criminal Minds, FBI'ın Virginia eyaletindeki Quantico'da bulunan Davranış Analizi Birimi'nde (BAU) görev yapan, suçluların psikolojisini, davranış kalıplarını ve geçmişini analiz eden özel profil uzmanlarının maceralarını konu alıyor (CBS)
Criminal Minds, FBI'ın Virginia eyaletindeki Quantico'da bulunan Davranış Analizi Birimi'nde (BAU) görev yapan, suçluların psikolojisini, davranış kalıplarını ve geçmişini analiz eden özel profil uzmanlarının maceralarını konu alıyor (CBS)
TT

Sevilen polisiye 20. sezonuyla ekranlara veda ediyor

Criminal Minds, FBI'ın Virginia eyaletindeki Quantico'da bulunan Davranış Analizi Birimi'nde (BAU) görev yapan, suçluların psikolojisini, davranış kalıplarını ve geçmişini analiz eden özel profil uzmanlarının maceralarını konu alıyor (CBS)
Criminal Minds, FBI'ın Virginia eyaletindeki Quantico'da bulunan Davranış Analizi Birimi'nde (BAU) görev yapan, suçluların psikolojisini, davranış kalıplarını ve geçmişini analiz eden özel profil uzmanlarının maceralarını konu alıyor (CBS)

Criminal Minds: Evolution, 20. sezonuyla sona erecek.

Uzun soluklu polisiye dizi, 2022'de Paramount+'ta 16. sezonuyla ekranlara dönmüştü. 19. sezonu bu yıl mayıs ve temmuz arasında yayımlanan dizinin 20. sezonu için henüz kesin bir başlangıç tarihi açıklanmadı ancak sezon 2027'de izleyiciyle buluşacak.

Dizinin yaratıcı sorumlusu ve yürütücü yapımcısı Erica Messer şu açıklamayı yaptı:

Önce CBS'te 15 sezon, ardından Paramount+'ta 5 sezon süren bu olağanüstü yolculuğa katılma şansını yakalayan bizler için Criminal Minds'ın ne ifade ettiğini kelimelere dökmek zor. Bu dönemin ansızın sona ermesine uyum sağlamaya çalışırken diziye yüreğini koyan muhteşem oyuncularımıza, senaristlerimize, yönetmenlerimize ve ekibimize minnet duyuyorum. Sarsılmaz bağlılıklarıyla Criminal Minds'ı 20 yıldır ayakta tutan dünyanın dört bir yanındaki harika hayranlarımıza da minnettarım. 20. sezonu herkesle paylaşmak ve hep birlikte yarattığımız bu özel dizinin bıraktığı mirası kutlamak için sabırsızlanıyoruz.

Dizi, FBI'ın Davranış Analizi Birimi'nin (BAU) çalışmalarını konu alıyor. Birim, "ülkenin en tehlikeli suçlularını analiz etmek ve yeniden harekete geçmelerinden önce yakalamakla görevli profil uzmanlarından oluşan bir ekip" diye tanımlanıyor. Evolution, CBS'te 15 sezon boyunca yayımlanan Criminal Minds'ın hikayesini sürdürüyor.

Evolution'ın oyuncu kadrosunda, seride uzun süredir rol alan Joe Mantegna, A.J. Cook, Kirsten Vangsness ve Aisha Tyler'ın yanı sıra ekibe yeni katılan RJ Hatanaka da bulunuyor.

Messer, dizinin yaratıcı sorumluluğunu ve yönetici yapımcılığını üstleniyor. Breen Frazier, Chris Barbour, Glenn Kershaw, Stacey Hardt ve Mark Gordon da yönetici yapımcılar arasında yer alıyor. Dizinin yapımını 20th Television ve CBS Studios üstleniyor.

Criminal Minds: Evolution, Türkiye'de Disney+ üzerinden izlenebiliyor.

Independent Türkçe, Variety, Hollywood Reporter