Filistin’deki okullar İsrail buldozerlerine meydan okuyorlar

Filistin Eğitim Bakanlığı, "eğitimin Yahudileştirilmesi" politikası ile mücadele etmek için öğrencilere destek ve burs vererek karşı hamle yaptı.

Filistin’deki okullar yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya. (Independent Arabia)
Filistin’deki okullar yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya. (Independent Arabia)
TT

Filistin’deki okullar İsrail buldozerlerine meydan okuyorlar

Filistin’deki okullar yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya. (Independent Arabia)
Filistin’deki okullar yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya. (Independent Arabia)

Ragda Ateme
Batı Şeria'nın doğusunda, bedevi ailelerin bulunduğu Ras et-Tin bölgesindeki yoksul çadırlardan birinde yaşayan küçük Lin ve arkadaşlarının yıllardır hayalini kurdukları okul bahçesi gerçeğe dönüştü. Çocukların büyük bir mutluluk ve sınırsız özlemle uzun zamandır beklediği okuldaki yeni eğitim dönemleri bilimle ve oyunla geçecekti. Ancak çocukların yeni okul sevinçlerinin üzerinden henüz bir ay geçmemişken İsrailli yetkililer inşaatın durdurulmasını emretti. Ras Et-Tin Okulu, özellikle İsrail Merkez Mahkemesi’nin birkaç gün önce avukatların yıkımı durdurmak için sunduğu bir dilekçeyi reddetmesinin ardından her an yıkılma tehdidiyle karşı karşıya. 

“Meydan okuyan okullar”
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı haberde açıklamalarda bulunan Filistin Eğitim Bakanlığı Sözcüsü Sadık el-Hadur duruma dair şunları söyledi:
"Okullara el koyarak yıkmak ve inşaatı durdurmak politikası, eğitimin sürdürülmesi iradesini ve ailelerin eğitimli nesiller yetiştirerek onları milli ve insani değerlerle büyütme azmini kıramayacak. Ras Et-Tin Okulu ve Eğitim Bakanlığı ile Batı Şeria'daki Ayrım Duvarı ve Yerleşim Birimleri Direniş Komisyonu tarafından C Bölgesi sayılan yerlerde (Oslo Anlaşması çerçevesinde İsrail kontrolü altında) kurulan ve İsrail’e meydan okuyan diğer 23 okul, İsrail'in bu ikincil plana itilen bölgeyi sakinlerinden ayırma ve çocuklarını eğitim hakkından mahrum etme planıyla karşı karşıya. Bu plan, eğitimle mücadele etmeyi, öğrencilerin okullarına erişimini engellemeyi ve onların eğitimlerini güvenli ve istikrarlı bir eğitim ortamında almalarını engellemeyi amaçlayan kötü niyetleri ortaya koyuyor. Medya ve hukuk alanındaki uluslararası kurum ve kuruluşlardan ve çocuk hakları aktivistlerinden bu konuya acilen müdahalede bulunmalarını talep ediyoruz. İsrail’in bu ihlallerinin siyasi ve diplomatik kanallar aracılığıyla önlenmesini istiyoruz. Özellikle başta C bölgesi olarak kabul edilen yerlerdeki okullar olmak üzere Kudüs ve Gazze Şeridi’ndeki tüm okullardaki öğrenciler için acilen korunma sağlanması çağrısında bulunuyoruz.”
 
Filistin Eğitim Bakanlığı, 2019 yılındaki eğitim hakkı ihlallerine ilişkin hazırladığı yıllık raporunda İsrail ordusunun iki öğrenciyi öldürdüğünü, 161 öğrenciyi, 17 öğretmeni ve çalışanı tutukladığını, 200 öğrenciyi de yaraladığını belgeledi. Raporda ayrıca İsrail’in geçen yıl iki okulu yıktığı ve bir dizi okulun da inşasının durdurulması, zorla ele geçirilmesi ve kapatılması için yıkım emri verdiği kaydedildi.

Eğitimin Yahudileştirilmesi
Yeni nesillerin eğitim sektörünün temel ayaklarından biri olan Filistin meselesi konusunda eğitilmesi üzerine İsrail, bunu mümkün olan her yolla yok etmeyi ve zayıflatmayı hedefleyen adımlar attı. İsrail, 2019 yılının başında açıkladığı beş yıllık plana göre özellikle Kudüs kentinde Filistin eğitim müfredatını Yahudileştirme ve çarpıtma yoluyla yüzde 90 İsrailleştirmeyi hedefliyor. Bu amaçla, Eski Şehir içindeki Arap okullarının onarımını veya inşa edilme çalışmalarını engelliyor. Böylece bu okullar öğretmen, kırtasiye malzemeleri ve diğer temel hizmetlerden yoksun kalırken plan yüzlerce Arap öğrenciyi yalnızca İsrail müfredatını öğreten okullara gitmeye zorluyor. İsrail, tarihi binaları ele geçirerek yerleşimcilere dini ve turizm alanlarında hizmet vermesi için kullanıyor.
٢٠٢٠١٠١٤_١٢٠٩٤٨.jpg
Filistin Eğitim Bakanlığı, "eğitimin Yahudileştirilmesi" ile mücadele etmek için bir karşı plan başlattı. (Independent Arabia)
Filistin Milli Eğitim Bakanlığı'nın Kudüs Birimi Müdürü Dima es-Samman, Independent Arabia'ya yaptığı açıklamada şunları söyledi:
"Kudüs’ün Eski Şehir bölgesindeki okullarda eğitim gören Filistinli öğrenci sayısı 2013'te 5 bin 589 iken 2018'de 4 bin 95'e düşmesi, Eğitim Bakanlığı'nın ‘eğitimin Yahudileştirilmesi’ politikasıyla mücadele etmek için bir karşı plan başlatmasına neden oldu. Bu plan, eğitim materyallerinin Eski Şehir bölgesindeki okullarda eğitim gören öğrencilere ücretsiz olarak dağıtılmasını, öğrencilerin genel lise sınavı ücretlerinden muaf tutulmasını ve özellikle saldırılara maruz kalan alanlarda onları evlerinden okullarına götürecek okul servislerinin sağlanmasını içeriyor. Plan aynı zamanda Eski Şehir bölgesindeki tüm öğrenciler ve lise mezunları için devlet üniversitelerinde ücretsiz üniversite eğitimi verilmesini de kapsıyor. Bunun yanı sıra tüm Filistin üniversitelerinde okuyan öğrencilere burs sağlanmasının hedeflendiği plan çerçevesinde özel okullar ve anaokulları, özellikle de İslami bağışlarla bağlantılı olanlar desteklenecek. Kudüs’teki öğretmenlerin prim yoluyla maaşları yükseltilecek ve statüleri güçlendirilecek.”
Ras Et-Tin Okulu'nun Müdürü Noura el-Ezheri de şu değerlendirmelerde bulundu:
"Batı Şeria’daki Ramallah kentinin doğusunda yer alan ve 50 öğrencinin eğitim aldığı Ras Et-Tin Okulu’nun öğrencilere hizmet vermek için açılmasından sadece birkaç hafta sonra, bölgenin İsrail’in kontrolü altında olduğu bahanesiyle inşaatı tamamen durdurmamızı emreden bir karar alınması bizi şaşırttı. Üstelik okul, tuğladan inşa edildi ve çatısı tenekeden yapılmış üç küçük odadan oluşuyor. Ayrıca elektrik, su ve tuvalet de mevcut değil. Buna rağmen okul, Filistinli öğrencilerin bu alanlarda olmasını istemeyen yani kararlılık ve azimle hayatta kalmaya devam etmelerini görmek istemeyen İsrail'in boğazında bir bıçak gibi durdu. Öğrenciler, çadırlarının yakınında Ras Et-Tin Okulu açılmadan önce yazın sıcağında, kışın ise soğuklarda komşu köydeki okula ulaşmak için yaklaşık 7 kilometre yürüyorlardı. Bu nedenle inşaatı durdurma kararına uymadık. Bunun üzerine İsrail askerleri üç kez birkaç ton çimento ile büyük miktarlarda tuğla ve teneke çatı malzemelerine el koydu. Ayrıca öğrencilerin  sıralarını ve masalarını da çaldılar.”
٢٠٢٠١٠١٤_١٢٠٧٤٣ (1).jpg
Filistin’deki onlarca okul İsrail saldırılarına maruz kaldı. ( Independent Arabia)
Rakamlar ve tehlikeler

2018 yılında 97 okul (Batı Şeria'da 87, Gazze Şeridi'nde 10) topçu atışı, hava saldırıları, ateş açma, göz yaşartıcı gaz ve ses bombası kullanma, maddi kayıplar yaşatma ve okullardaki eğitimi aksatan yıkım ihbarları yoluyla İsrail tarafından 345 saldırıya maruz kaldı. Ayrıca aynı yıl Birleşmiş Milletler (BM) raporu, Batı Şeria'da yaklaşık 20 bin Filistinli çocuğu etkileyen eğitime yönelik 111 müdahaleyi belgeledi.
Aynı yıl Filistin’de 47 öğrenci (Batı Şeria'da 6, Gazze’de 41) saldırılarda yaşamını yitirdi. Gazze Şeridi'nde çeşitli uzuvlarını kaybeden 17 çocuk da dahil olmak üzere 3 binden fazla öğrenci yaralandı. 22 bin öğrenci de İsrail ordusu ve yerleşimciler tarafından saldırıya uğradı.



Üçüncü Akım… Süveyda’daki çıkmazı sonlandırmak için sivil girişim

İsrail Başbakanı’nın geçtiğimiz yıl şubat ayında yaptığı açıklamaları protesto etmek için, Suriye'nin güneyindeki Süveyda şehrinin el-Kerama Meydanı'nda toplanan Suriyeliler, 25 Şubat 2025 (AFP)
İsrail Başbakanı’nın geçtiğimiz yıl şubat ayında yaptığı açıklamaları protesto etmek için, Suriye'nin güneyindeki Süveyda şehrinin el-Kerama Meydanı'nda toplanan Suriyeliler, 25 Şubat 2025 (AFP)
TT

Üçüncü Akım… Süveyda’daki çıkmazı sonlandırmak için sivil girişim

İsrail Başbakanı’nın geçtiğimiz yıl şubat ayında yaptığı açıklamaları protesto etmek için, Suriye'nin güneyindeki Süveyda şehrinin el-Kerama Meydanı'nda toplanan Suriyeliler, 25 Şubat 2025 (AFP)
İsrail Başbakanı’nın geçtiğimiz yıl şubat ayında yaptığı açıklamaları protesto etmek için, Suriye'nin güneyindeki Süveyda şehrinin el-Kerama Meydanı'nda toplanan Suriyeliler, 25 Şubat 2025 (AFP)

Suriye’nin çoğunluğu Dürzi nüfusa sahip Süveyda vilayetinden akademisyenler ve aydınlar, dün ‘Üçüncü Akım’ adıyla açık bir sivil inisiyatif başlattı. Girişimin, toplumdan doğacak bir sivil kurtarma heyeti oluşturulması yoluyla toplumu korumayı ve kaosa sürüklenmesini önlemeyi amaçladığı belirtildi. İnisiyatifin ayrıca, Suriye hükümeti ile vilayetin geniş kesimlerinde etkili olan fiili otorite arasında süren ‘kilitlenmiş’ durumdan çıkış hedefi taşıdığı ifade edildi.

Üçüncü Akım’ın hedefleri arasında, Süveyda’nın birleşik Suriye’nin ayrılmaz bir parçası olduğunun vurgulanması ve çözümün temelini uzlaşıya dayalı idari yerinden yönetim anlayışının oluşturması yer alıyor.

Girişimi başlatanların Süveyda’daki ve yurt dışındaki Süveydalılara hitaben yayımladığı bildiride şu ifadelere yer verildi: “Biz, Süveyda vilayetindeki tıkanmış gerçekliğin dayattığı Üçüncü Akım’ız. Toplumu koruma, istikrarını, onurunu ve güvenliğini sağlama yönündeki ahlaki ve tarihsel sorumluluğumuzdan hareketle, sesimizi cesaret ve şeffaflıkla yükseltiyoruz.” Şarku’l Avsat’ın ulaştığı belgede, söz konusu girişimin, toplumdan doğan ve toplum için çalışan bir sivil kurtarma heyeti kurulması yoluyla toplumu korumayı ve kaosa sürüklenmesini önlemeyi amaçlayan ‘pratik bir yol haritası’ niteliği taşıdığı vurgulandı.

tyu
Geçtiğimiz cumartesi günü Süveyda şehir merkezindeki el-Kerama Meydanı'nda düzenlenen gösteride bağımsızlık ve kendi kaderini tayin hakkı talep edildi. (Sosyal medya)

Bildiride, Süveyda’nın halihazırda ‘halkının yaşadığı acıların görmezden gelindiği bir merkeziyetçi söylem ve siyasi tıkanıklık ortamında kritik bir süreçten geçtiği’ belirtildi. Metinde, bildiriyi imzalayanların yalnızca kendilerini temsil ettiği vurgulandı.

Bildiride, Üçüncü Akım’ın temel hedeflerinin, katliamların kınanması, hesap sorulmasının talep edilmesi ve zararların telafi edilmesi olduğu kaydedildi. Temmuz ayında yaşanan kanlı olaylardan sorumluluğun, bazı tarafların çatışmayı körükleme çabalarına rağmen, yönetime ait olduğu ifade edildi. Açıklamada ayrıca, Süveyda’nın birleşik Suriye’nin ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulanırken, halkının tarihinin, Sultan Paşa el-Atraş liderliğindeki Büyük Suriye İsyanı mirası da dahil olmak üzere, ortak ulusal mücadelenin ruhunu yansıttığına dikkat çekildi. Çözümün temelinin ise uzlaşıya dayalı idari yerinden yönetim olduğu belirtildi.

Üçüncü Akım bildirisini imzalayanlar, halkın köylerine güvenli şekilde geri dönmesini, kaçırılanların serbest bırakılmasını ve mağdurların zararlarının tazmin edilmesini, öğrencilerin korunmasını ve eğitim haklarının güvence altına alınmasını, Süveyda’nın bölgesel eksenlerden uzak tutulmasını ve insanca yaşam koşullarının sağlanmasını, ayrıca diyalog ve sivil iş birliğinin toplumsal çalışmanın temeli olmasını hedeflediklerini ifade etti.

Bildiride, girişimin ‘bir iktidar ilanı ya da yönetim projesi olmadığı, geliştirmeye ve tartışmaya açık bir inisiyatif’ olduğu vurgulanarak, Süveyda’nın tüm sakinleri ve istikrarla ilgilenen taraflar, toplumu koruyan ve ona hizmet eden pratik bir sürece dönüştürülmesi için bu girişimi tartışmaya ve katkı sunmaya davet edildi.

sfgrt
Şeyh Hikmet el-Hicri (AFP)

Söz konusu girişim, Şeyh Hikmet el-Hicri ve kendisine bağlı olduğu belirtilen Ulusal Muhafızlar’ın Süveyda’nın geniş kesimlerinde etkisini sürdürdüğü bir dönemde gündeme geldi. El-Hicri ve çevresinin, İsrail desteğiyle Süveyda vilayetinde kurmayı planladıkları yapılanma doğrultusunda hareket ettikleri, geçtiğimiz eylül ayında ABD ve Ürdün desteğiyle Şam’dan ilan edilen ‘yol haritasını’ ise reddettikleri kaydedildi.

Öte yandan, el-Hicri ve destekçilerinin, Süveyda Valisi Mustafa el-Bekkur’un kısa süre önce duyurduğu girişime ilişkin şimdiye kadar herhangi bir tutum açıklamadığı belirtildi. ‘Süveyda için güvenli bir geleceğe doğru’ başlığıyla ve ‘Krizin sürmesi ile geleceğin gölgesini koruyan bir çözüm arasında kader belirleyici bir tercih’ sloganıyla duyurulan söz konusu girişimin, vilayetteki krize kapsamlı bir çözüm hedeflediği ifade edildi.

Vilayetteki gelişmeleri takip eden gözlemciler, geçtiğimiz cumartesi günü Süveyda kentinde el-Hicri yanlılarının düzenlediği ve vilayetin Suriye devletinden ayrılması yönündeki taleplerin yeniden dile getirildiği toplantının, Vali el-Bekkur’un girişimine fiili bir ret anlamına geldiğini değerlendirdi.

dfg
Süveyda’daki Ulusal Muhafızlar’ın liderleri, Şeyh Hikmet el-Hicri ile birlikte (Arşiv – Facebook)

Diğer yandan Ulusal Muhafızlar’ın kasım ayının sonlarında yaklaşık 10 kişiyi gözaltına aldığı hatırlatıldı. Söz konusu kişilerin, el-Hicri’nin politikaları ve projelerine karşı ‘darbe girişiminde bulunmak’ ve onun akımına paralel bir ‘alternatif akım’ oluşturmakla suçlandığı belirtildi.

Gözaltına alınanlar arasında din adamı Şeyh Raid el-Meteni’nin yanı sıra Asım Ebu Fahr, Ganidi Ebu Fahr, Mahir Felhut, Hüsam Zeydan, Zeydan Zeydan ve İlmüddin Zeydan’ın bulunduğu kaydedildi. Güvenlik operasyonundan iki gün sonra ise yerel kaynaklar, Şeyh el-Meteni’nin Ulusal Muhafızlar tarafından gözaltında tutulduğu sırada hayatını kaybettiğini duyurdu.


Irak, Suriye'den getirilen bin 387 DEAŞ üyesi hakkında soruşturma başlattı

 Irak'ın Kaym vilayetinde Suriye sınırındaki beton duvarda devriye gezen Haşdi Şabi Güçleri mensupları (AP)
Irak'ın Kaym vilayetinde Suriye sınırındaki beton duvarda devriye gezen Haşdi Şabi Güçleri mensupları (AP)
TT

Irak, Suriye'den getirilen bin 387 DEAŞ üyesi hakkında soruşturma başlattı

 Irak'ın Kaym vilayetinde Suriye sınırındaki beton duvarda devriye gezen Haşdi Şabi Güçleri mensupları (AP)
Irak'ın Kaym vilayetinde Suriye sınırındaki beton duvarda devriye gezen Haşdi Şabi Güçleri mensupları (AP)

Irak Yüksek Yargı Konseyi Suriye topraklarındaki tutuklulardan Irak'a teslim edilen "DEAŞ" örgütüne mensup bin 387 kişi hakkında soruşturma başlatıldığını duyurdu.

Irak Yüksek Yargı Konseyi'nden dün yapılan açıklamada, "Birinci Kerh Soruşturma Mahkemesi, terörle mücadele konusunda uzmanlaşmış hakimlerin gözetiminde, Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Hakim Faık Zeydan'ın doğrudan gözetimi altında, Suriye topraklarındaki tutuklulardan yakın zamanda teslim alınan bin 387 DEAŞ terör örgütü üyesi hakkında soruşturma işlemlerine başlamıştır" denildi.

DEAŞ militanları, Suriye hükümetinin onları yeniden yakalamasından sonra nakledildikleri 200 numaralı hücreden Eş Şeddadi cezaevinden kaçtı (DPA)DEAŞ militanları, Suriye hükümetinin onları yeniden yakalamasından sonra nakledildikleri 200 numaralı hücreden Eş Şeddadi cezaevinden kaçtı (DPA)

Açıklamada, “tutuklularla ilgili işlemlerin, yerleşik yasal ve insani çerçeveler dahilinde ve ulusal yasalar ile uluslararası standartlara uygun olarak yürütüleceği” belirtildi.

Açıklamada ayrıca, “bu işlemlerin, Irak'ın DEAŞ terör örgütünün suçlarına karışanları soruşturmak ve hesap sormak için yürüttüğü çabalar bağlamında, yürürlükteki yasalara uygun olarak ve DEAŞ terör unsurları ile soykırım ve insanlığa karşı suç teşkil eden suçların ele alınmasına yönelik uluslararası koordinasyonla paralel olarak gerçekleştirildiği” ifade edildi.

Açıklamada, “Irak'a gelmesi beklenen DEAŞ terör örgütü üyesinin sayısının 7 bini aştığı ve Uluslararası Adli İşbirliği Ulusal Merkezi'nin, soruşturma organlarına ve mahkemelere daha önce arşivlenmiş belgeleri ve kanıtları derleyip sunmak için çalışacağı” belirtildi.

Yaklaşık iki hafta önce, ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), yaklaşık 7 bin DEAŞ tutuklusunun Suriye'den Irak'a transferinin başlatıldığını duyurmuştu; bu hamlenin amacının “teröristlerin güvenli gözaltı tesislerinde kalmasını sağlamak” olduğu belirtilmişti.

Irak güvenlik kaynaklarına göre Irak'a transfer edilenler arasında Suriyeliler, Iraklılar, Avrupalılar ve diğer uyruklardan kişiler bulunuyor.

Aşırılıkçı grup, 2014'ten 2017'ye kadar Irak'ın kuzey ve batısındaki geniş alanları kontrol etti ve ABD liderliğindeki uluslararası koalisyonun desteğiyle Irak güçleri tarafından bölgeden çıkarıldı.

Irak, terörist grubun yol açtığı yıkıcı etkilerden hala kurtulmaya çalışıyor.

Örgütün 2019'da yenilgiye uğratıldığı Suriye'de, aralarında yabancıların da bulunduğu binlerce aşırılıkçı grup üyesi olduğundan şüphelenilen kişi ve aileleri, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) tarafından işletilen hapishanelerde ve kamplarda gözaltına alındı.

 Suriye ordusunun geçen ay kampın kontrolünü ele geçirmesinin ardından tutuklular Haseke'deki el-Hol kampında toplandı (Reuters)Suriye ordusunun geçen ay kampın kontrolünü ele geçirmesinin ardından tutuklular Haseke'deki el-Hol kampında toplandı (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre örgüt üyelerinin Irak'a transferine ilişkin planın duyurulması, ABD'nin Şam Büyükelçisi Tom Barrack'ın "Suriye Demokratik Güçleri"nin aşırılıkçı örgütle mücadeledeki rolünün sona erdiğini açıklamasının ardından geçen ay gerçekleşti.

Son yıllarda Irak mahkemeleri, terörizm ve aralarında Fransız vatandaşlarının da bulunduğu yüzlerce insanın öldürülmesiyle ilgili davalarda "terör örgütüne" üye olmaktan suçlu bulunan kişilere ölüm ve ömür boyu hapis cezaları verdi.

Örgüte üye olmaktan suçlu bulunan binlerce Iraklı ve yabancı uyruklu şu anda Irak hapishanelerinde bulunuyor.


İsrail'in güney Lübnan'a yönelik baskınları ve tahliye emirleri

Vatandaşlar, 31 Ocak'ta Güney Lübnan'da İsrail hava saldırılarının hedef aldığı bir bölgeyi inceliyor (Arşiv- EPA)
Vatandaşlar, 31 Ocak'ta Güney Lübnan'da İsrail hava saldırılarının hedef aldığı bir bölgeyi inceliyor (Arşiv- EPA)
TT

İsrail'in güney Lübnan'a yönelik baskınları ve tahliye emirleri

Vatandaşlar, 31 Ocak'ta Güney Lübnan'da İsrail hava saldırılarının hedef aldığı bir bölgeyi inceliyor (Arşiv- EPA)
Vatandaşlar, 31 Ocak'ta Güney Lübnan'da İsrail hava saldırılarının hedef aldığı bir bölgeyi inceliyor (Arşiv- EPA)

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, İsrail'e ait bir insansız hava aracı (İHA) bugün Sur'un (Tyre) güneyinde bir aracı hedef aldı.

Bu sabah erken saatlerde, İsrail'e ait bir İHA Lübnan'ın güneyindeki Zahrani kasabası yakınlarındaki otoyolda bir aracı hedef aldı. Yine bu sabah, İsrail güçleri Lübnan'ın güneyindeki Aita al-Shaab kasabasında bir evi yıktı. İsrail'e ait bir İHA Aita al-Shaab’ı bu sabah üç adet şok bombasıyla hedef aldı.

Tahliye emirleri

AFP bugün ilerleyen saatlerde, İsrail ordusunun hava saldırılarına hazırlık olarak Lübnan'ın güneyindeki iki köyde bulunan iki binanın tahliyesi konusunda uyarıda bulunduğunu bildirdi.

Askeri sözcü Avichai Adraee, X platformundaki hesabından şu açıklamayı yaptı: "Güney Lübnan sakinlerine, özellikle de şu iki köye acil uyarı: Kfar Tibnit ve Ain Qana. İsrail Savunma Kuvvetleri yakın gelecekte Hizbullah'ın askeri altyapısına saldıracak."

İsrail uzun zamandır İran destekli Hizbullah'ın yeteneklerini yeniden inşa etmeye çalıştığını söylüyor; bu nokta Adraee'nin açıklamasında da dile getirildi.

Şunu belirtmek gerekir ki, İsrail, 27 Kasım 2014'te yürürlüğe giren Lübnan ile yapılan ateşkes anlaşmasının şartlarına uymamış ve uymamaktadır. İsrail güçleri, Lübnan'ın güneyinde buldozerlerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam etmekte ve neredeyse her gün baskınlar düzenlemektedir. Ayrıca, İsrail güçleri Lübnan'ın güneyindeki çeşitli noktalarda konuşlanmış durumdadır.