Stalin Azerbaycan-Ermenistan savaşını mezarından nasıl yönetiyor?

Joseph Stalin, Sovyetler Birliği'nin milliyetleri arasında bir ‘böl ve yönet’ politikası benimsemişti (Getty)
Joseph Stalin, Sovyetler Birliği'nin milliyetleri arasında bir ‘böl ve yönet’ politikası benimsemişti (Getty)
TT

Stalin Azerbaycan-Ermenistan savaşını mezarından nasıl yönetiyor?

Joseph Stalin, Sovyetler Birliği'nin milliyetleri arasında bir ‘böl ve yönet’ politikası benimsemişti (Getty)
Joseph Stalin, Sovyetler Birliği'nin milliyetleri arasında bir ‘böl ve yönet’ politikası benimsemişti (Getty)

Muhammed Tahir
Dağlık Karabağ'da, 4 bin 800 kilometrekareyi geçmeyen, kaynak bakımından fakir bir arazide, iki yerel oyuncu; Ermenistan ve Azerbaycan arasında kanlı bir mücadele yaşanıyor. Çatışmanın başlatıcısı ve mühendisi, Sovyetler Birliği tarihinin en korkulan ve acımasız adamı Joseph Stalin'dir.
Sovyet liderliği, geçtiğimiz yüzyılın ilk çeyreğinde, sosyalist örtüsüne bürünen bölge ve halkların kaderlerini her zaman manipüle etti. O zamanlar Kremlin liderleri, özellikle Devlet Konseyi Başkanı Joseph Stalin, Kafkasya, Orta Asya ve Güney Rusya'daki milliyetler ve etnik kökenler mozaiği içinde hiçbir kurtuluş veya bağımsızlık hareketine var olma imkanı sağlamamak için Moskova'nın gölgesinin uzandığı her yerde bir ‘böl ve yönet’ politikası kullandılar. Stalin'in o bölgelere ektiği anlaşmazlık tohumları, hala daha fazla kurban toplamaya devam ediyor. Bu tohumlar hala yaklaşık otuz yıl önce Sovyet yörüngesinden kopan ülkeler arasındaki anlaşmazlıkları ateşliyor.
Binlerce kilometrelik bir sınırı paylaşan Tacikistan ve Özbekistan, 2002 yılında Özbekistan’ın başkenti Duşanbe tarafından ele geçirilen Tacikistan’ın kuzeyindeki Fergana Rezervuarındaki su ve kara kaynakları ile ilgili anlaşmazlık nedeniyle çatışıyor. Rezervuar, aslen Tacik Sovyet Cumhuriyeti'nin bir parçasıydı ve 1933'te 40 yıllığına Özbekistan'a kiralamıştı. Duşanbe, kira süresi dolduğunda bölgeyi geri alma hakkına sahip olduğunu söylüyor, ancak Özbekistan bunu reddediyor. 1944 yılında nihai bir arazi takas anlaşması yapıldığını söylüyor. Öte yandan Kırgız-Özbek sınırının her iki tarafında su ve tarım için rekabet eden aileler arasında da çatışmalar sürekli tırmanıyor. Bu tırmanış, Celalabad sınır bölgesinde etnik çatışmalara dönüşüyor. 2014 yılında patlak veren Kırım krizini de unutmamalı. Büyük çoğunluğunu Rus nüfusun oluşturduğu yarımada Rusya'ya katıldığında, orada yaşayan Ukraynalıları bir anda kendilerini Ukrayna yerine Rusya'da yaşayan azınlıklar olarak buldu.

Karabağ kazanı
Kafkasya'da bu çatışmalar daha keskin bir karaktere bürünüyor. Burada Ermenilerle Azeriler arasındaki düşmanlık ruhu oldukça eskilere dayanıyor. Etnik, dini ve tarihi kökenleri Osmanlı İmparatorluğu dönemine kadar uzanmaktadır. Bu çatışmanın temeli, bölgenin coğrafi olarak Azerbaycan'ın kalbinde yer alması ancak demografik olarak ise nüfusun yüzde 90'ı aşan bir kısmın Ermenilerden oluşmasına dayanıyor. Peki, 30 yıldır on binlerce mağdura mal olan bu çatışmanın arka planında neler var?
1920 yılının sonbaharında Ermenistan Cumhuriyeti kendini kerpetenin kıskacında buldu. Mustafa Kemal Atatürk önderliğindeki Türk Milli Ordusu'nun doğuda etkisini artırmasına, ‘Sovyet Kızıl Ordusu’ lejyonlarının Kafkasya Cumhuriyetlerinden geriye kalanlar üzerindeki hakimiyetini sıkılaştırmak için doğudan ilerleyişi eşlik etti. O sıralarda Ermenilerin son sığınağı haline gelen Ermenistan, oldukça hayati bir savaş veriyordu. Kendisini yalnızca iki seçenek karşısında buldu: Ya Türk ve Sovyet cephelerinde, tümden yok olma riskine karşı savaşmaya devam edecek ya da Bolşeviklere teslim olup ülkeyi Türklerden kurtaracaktı. Moskova, Ermenistan’ın içine düştüğü derin çıkmazın farkına vardı. Ermenileri, kendilerini Sovyetler Birliği'nin kollarına bırakmaya teşvik girişiminde bulundu. Onlara Azerbaycan ile ihtilaflı olan Nahcivan ve Zengezur bölgelerine ek olarak ‘Dağlık Karabağ’ topraklarını elde edecekleri vaadinde bulundu. Ermeniler, Sovyet seçeneğinin yanında yer alırken, 30 Kasım 1920'de (Ermeni SSC'nin kurulmasından bir gün sonra) bir Bolşevik Manifestosu yayınlandı. Bu bildirgede, Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti hükümeti, Dağlık Karabağ, Nahçıvan ve Zengezur bölgelerinin doğmakta olan Ermenistan Sovyet Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu açıkladı.
Ancak Moskova, Bolşeviklerin o zamanlar Atatürk'ün önderliğinde Rusya'nın da yardımıyla yeni Türkiye'de, Ankara'da bölgeye yönelik ‘Batılı emperyalist saldırısına’ karşı koyacak bir komünist yönetimin kurulmasına yönelik gelişmeler umduğu için, vaatlerini çabucak terk etti. Moskova, Türkleri razı etmek için Nahcivan'ın yanı sıra ‘Dağlık Karabağ’ bölgesini de Türklerin amcaoğlu ve Kafkasya'daki müttefikleri Azerbaycan'a bağışladı. Rusya Bilimler Akademisi Orta Asya ve Kafkasya Araştırmaları Merkezi'nde araştırmacı olan Aleksandru Vasilevu, Rus dergisi Ogoniok ile yaptığı röportajda bu konuda şunları söyledi: O zamanki Sovyet liderliği açısından, bazı Ermeni topraklarının Türkiye'ye verilmesi, Kafkasya sınırında bir batı köprüsünün varlığına kıyasla daha az kötüydü. Türkiye o zamanlar tıpkı Rusya'nın iç savaşında olduğu gibi, Batı'nın emperyal özlemlerinin kurbanıydı. 1923 yılında imzalanan Kars Antlaşması'nın sonuçlarına bakarsak, eski düşman olan Türk’ün geçici bir müttefik haline geldiği ve Moskova'nın iç savaşı çözme boşluğuna katkıda bulunduğu açıkça görülecektir.

Karabağ savaşlarından bir kare (Azerbaycan Savunma Bakanlığı tarafından yayınlanan fotoğraf, AP)
Stalin'in entrikaları

Karabağ'ın Azerbaycan'a tesliminde Stalin'in parmak izleri açıkça görülüyor. 12 Haziran 1921'de, ‘Kafkasya Komünist Partisi Bürosu’, Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Devrim Komitesi'nin deklarasyonuna dayanarak ve Ermeni SSC ile Azerbaycan SSC arasındaki anlaşmaya uygun olarak, toprak meselesini tartışmaya açtı. Karabağ dağlarının artık Ermeni SSC'nin bir parçası olduğu ilan edildi. Kafkasya meselelerinde uzmanlaşmış İsveç menşeili ‘Karabağ Dağı’ web sitesindeki belgelere göre ‘Kafkasya Komünist Partisi Bürosu’, komitenin tavsiyelerini gözden geçirmek ve nihayet bölgedeki çatışmaları sonlandırmak için 4 Temmuz'da tekrar toplandı. Oy çokluğu ile Karabağ'ın Ermenistan Cumhuriyeti'ne devredilmesine karar verildi. Dönemin Sovyet Milliyetler Komiseri Joseph Stalin toplantıda hazır bulundu, ancak tartışmaya katılmayı reddetti. Daha sonra söylediklerinin ayrıntıları bilinmemekle birlikte, görüşmenin sona ermesinin ardından Stalin’e yakın isimler, Karabağ'ın Ermenistan'a verilmesi kararına ilişkin görüşlerini kapalı toplantıyla üyelerine bildirdiğini iddia etti. Ertesi gün, herhangi bir resmi görüşme veya oylama olmaksızın ‘Komünist Partinin Kafkasya Bürosu’ tarafından şu açıklamalar yapıldı: “Müslümanlar ve Ermeniler arasında ulusal barış ihtiyacı, yukarı ve aşağı Karabağ arasındaki ekonomik ilişkiler ve Azerbaycan ile kalıcı bağlantısı nedeniyle, Dağlık Karabağ, geniş bölgesel bağımsızlığı ve Şuşa idari merkezi ile özerk bir bölge haline gelmek için Azerbaycan SSC sınırları içinde kalmaktadır.”
Böylece, herhangi bir neden belirtmeden ve açıkça Stalin'in emirlerine dayanarak, ‘Kafkasya Komünist Partisi Bürosu’ önceki gün resmi oy çoğunluğuyla verilen kararını iptal ederek Karabağ'ı Azerbaycan Sovyet Cumhuriyeti'nin bir parçası haline getirerek bağımsız bir yerleşim bölgesi olarak ilan etti. Stalin'in ‘Dağlık Karabağ’ bölgesini Azerbaycan'a ilhak etmekte ısrar etmesinin sebebi konusunda birçok spekülasyon var. Bunun Ermeniler ve Müslümanlar arasında barışı garanti edeceği iddiası (araştırmacılar, Azeriler ifadesini görmezden gelerek Müslümanlar kelimesini kullanmayı tercih ediyor), çatışmanın tarihi ve mirası göz önüne alındığında mantıksız görünüyor. Kafkasya meselelerinde uzman bir tarihçi olan Michael Croissant, bu ifadenin, genellikle uluslar arasında bir ‘böl ve yönet’ politikasını savunan Stalin'in kurnazlığının eseri olduğunu öne süren birçok akademisyenin görüşünü paylaşıyor. Croissant, ‘Researchgate’ web sitesinde yayınlanan bir makalesinde, Stalin'in bölgeyi Azerbaycan'a ilhak ederek Ermenistan'ın Sovyet liderliğiyle işbirliğini sağlamak için Ermeni nüfusunu ‘rehinelere’ çevirdiğini belirtiyor. Aynı zamanda Azerbaycan içindeki ‘bağımsız’ Ermeni yerleşim bölgesi, Azerbaycan'ın sadakatinin değişmesi durumunda Sovyet yanlısı bir ‘beşinci kol’ konumundaydı. Stalin, bu planı uygulamak ve yürütmek için 7 Temmuz 1923'te kendi (Sovyet) idari ve yasama organıyla ‘Dağlık Karabağ Özerk Bölgesi’ni kurdu. Ancak Azerbaycan SSC'ye tabiydi. Stalin kendisini bu idari değişiklikle sınırlamadı. O dönemde Karabağ, Ermenistan'a şiddetle meydan okuyordu. Stalin, bölgenin sınırlarını çok garip bir şekilde yeniden çizerek Karabağ'ı Ermenistan'dan etkili bir şekilde ayıran dar bir arazi şeridi bıraktı. Böylece yeni oluşturulan sınırlar, bölgeyi bugünkü Ermenistan'ın güneydoğusundaki Zengezur bölgesinden etkili bir şekilde ayırdı. Bu şerit daha sonra üç yeni yerleşim bölgesi; Kelbecer-Laçin ve Zengilan’ı oluşturmak için kullanıldı. Bunlar da Azerbaycan Cumhuriyeti'ne ilhak edildi. Ancak Karabağ'ın idari sınırları dışındaki nüfusunun yüzde 90'ını Ermenilerin oluşturduğu kuzey vilayetleri; Şemkir, Hanlar, Daşkesen ve Gülüstan da Karabağ'dan ayrılarak Azerbaycan Sovyet Cumhuriyeti sınırları içinde yer aldı. Stalin, aynı şekilde Nahcivan'ı da Azerbaycan'a bıraktı. Ancak bölge ondan tamamen ayrılmış olmasına rağmen tarih boyunca birçok kez bir Ermeni vilayeti olarak kabul edildi.

Bitmeyen bir savaş
Ermeniler, Stalin'in baskısından korkarak yeni gerçeği kabul ettiler. Ancak Karabağ sorununun közleri, Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla yeniden alev almadan 70 yıl boyunca küller altında varlığını sürdürdü. Bu dönemde bölgedeki sınır durumunun düzeltilmesi için çok sayıda girişimde bulunuldu. 1977 yılında Sovyetler Birliği Anayasası'nın revizyonu sırasında Karabağ davası yeniden gündeme geldi. Görünüşe göre durum, böyle bir konunun bakanlık düzeyinde gündeme getirilmesi için 1970'lerin başında çok acil ve endişe vericiydi. Sovyet Bakanlar Konseyi'nin 23 Kasım 1977 tarihindeki Karabağ kararına ilişkin görüşmelerinden alıntılar sızdırıldı. Bu önemli sorundan toplantı tutanaklarında bir paragrafla bahsedildiği belirtildi: “Birçok tarihi faktörün bir sonucu olarak Karabağ, onlarca yıldır Azerbaycan'ın yapay olarak bağlı bir parçası oldu. Bu karar vilayetin tarihi durumunu, etnik yapısını, halkının iradesini veya ekonomik çıkarlarını hesaba katmadan verildi. Yıllar geçti ve Karabağ sorunu, aralarında kadim bir dostluk bulunan iki halk arasında bir kargaşa ve düşmanlık durumu yaratmaya devam ediyor. Ermenice adı Artsakh olan bu vilayet Ermeni SSC'nin bir parçası olmalı, bu şekilde her şey yasal konumunu alacaktır.”
Bununla birlikte, tüm göstergeler, sorunun siyasi irade eksikliği veya durumun ciddiyetinin farkında olmama nedeniyle eylemsiz kalındığını gösteriyor. Bu görüşmeden sonraki 15 yıl içinde çatışma yeniden alevlendi. Çatışma, 35 binden fazla Azeri ve Ermeni'nin ölümüne neden olan ve yaklaşık bir milyon insanı göçe zorlayan topyekûn bir savaş şeklini aldı. Bugün Karabağ trajedisinin sonuncusu olmayacak yeni bir bölümüne ve hayatında milyonlarca kişinin ölümnü yöneten ve mezarından hala yönetmeye devam eden bir adamın çıkardığı bir komplonun fasıllarına tanık oluyoruz.



2025 yılında Rusya'nın Ukrayna'da benzeri görülmemiş ilerlemesi

Kurtarma ekipleri, Rus hava saldırısının vurduğu bir konut binasının enkaz alanında çalışıyor (Reuters)
Kurtarma ekipleri, Rus hava saldırısının vurduğu bir konut binasının enkaz alanında çalışıyor (Reuters)
TT

2025 yılında Rusya'nın Ukrayna'da benzeri görülmemiş ilerlemesi

Kurtarma ekipleri, Rus hava saldırısının vurduğu bir konut binasının enkaz alanında çalışıyor (Reuters)
Kurtarma ekipleri, Rus hava saldırısının vurduğu bir konut binasının enkaz alanında çalışıyor (Reuters)

Rus ordusu 2025'te başlayan işgalden bu yana Ukrayna cephesinde en büyük ilerlemesini kaydetti ve Kiev ile müttefikleri arasında bugün çatışmaya olası bir çözüm bulma amacıyla müzakerelerin yeniden başlaması beklenirken, Rus askeri baskısı güçlü bir şekilde devam ediyor.

Reuters'ın haberine göre Müttefik Avrupa ülkelerinden güvenlik danışmanlarının bugün Kiev'de Ukraynalı yetkililerle görüşmesi planlanıyor; ABD'den bir ekip ise video konferans yoluyla katılacak. Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy'ye göre, Avrupa Birliği ve NATO temsilcilerinin yanı sıra yaklaşık 15 ülke katılımını teyit etti.

Zelenskiy, aralık ayında Washington'da ABD'li mevkidaşı Donald Trump ile yaklaşık dört yıldır süren savaşı sona erdirme planını görüşmek üzere bir araya geldi, ancak toprak tavizleri gibi hassas konular çözüme kavuşturulamadı. Moskova, Kiev'i Başkan Vladimir Putin'in konutlarından birini insansız hava araçlarıyla hedef almakla suçladıktan sonra "tavrını sertleştirme" niyetini belirtti.

Diplomatik ilerleme beklenirken, Rus güçleri 2025 yılında Ukrayna topraklarının 5 bin 600 kilometrekareden fazlasını ele geçirdi; bu, ABD merkezli iki çatışma araştırma kuruluşu olan Kritik Tehditler Projesi (CTP) ile birlikte çalışan Savaş Araştırmaları Enstitüsü'nün (ISW) verilerine göre, 2024 ve 2023 yıllarında ele geçirdikleri toplam alandan daha fazla.

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)ABD Başkanı Donald Trump (AFP)

Moskova, aralık ayında kış hava koşulları nedeniyle mart ayından bu yana en düşük aylık ilerleme olan 244 kilometrekarelik bir alanı ele geçirdi, ancak Ukrayna'nın ana savunma hatlarının bulunduğu doğu Donbas bölgesinde saldırılarını hızlandırdı.

Şarku'l Avsat'ın edindiği bilgiye göre Rus ordusu şu anda Ukrayna topraklarının yaklaşık yüzde 19,4'ünü işgal ediyor ve bunun yüzde 0,94'ü geçen yıl işgal edildi.

Rusya'nın ilerleyişi karşısında Ukrayna yetkilileri cuma günü, Zaporijya (güney) ve Dnipropetrovsk (orta-doğu) bölgelerindeki yaklaşık 40 yerden 3 binden fazla çocuk ve ebeveynlerinin tahliyesini emretti.

Cumhurbaşkanlığında bir asker

Zelenskiy, Yeni Yıl konuşmasında, savaşı sona erdirme anlaşmasının "yüzde 90 oranında hazır" olduğunu vurgulayarak, kalan yüzde 10'luk kısmın "barışın kaderini" belirleyeceğini belirtti.

Ancak, Ukraynalılar ve Ruslar Amerikalılar aracılığıyla iletişim kurdukları için bu anlaşma şu anda doğrudan müzakere edilmiyor. Moskova, bazı temel taleplerinden vazgeçtiği için anlaşmanın son haliyle önerilen versiyonunu onaylaması olası görünmüyor.

Putin, son haftalarda müzakerelerin başarısız olması halinde, Rusya'nın Ukrayna'daki hedeflerine “askeri yollarla” ulaşacağını defalarca dile getirdi ve ordusunun cephede elde ettiği son kazanımları övdü.

Ukrayna'da Zelenskiy, dün ülkenin en önemli pozisyonlarından biri olan ofisinin başına askeri istihbarat şefi Kirilo Budanov'u getirdi.

Yolsuzluk skandalı nedeniyle görevinden ayrılan selefi Andriy Yermak'ın aksine Budanov, Rusya'ya karşı cesur operasyonlarıyla tanınan profesyonel bir askerdir ve Rusya onu “terörist” olarak tanımlamaktadır.

Ukrayna cumhurbaşkanı ayrıca, mevcut savunma bakanı Denis Şmigal’ı, 34 yaşında ve siyasete nispeten yeni giren dijital dönüşüm bakanı Mihaylo Fedorov ile değiştirme niyetini açıkladı.

 Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy (AP)Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy (AP)

Karşılıklı saldırılar

2026 yılının ilk günlerinde Ukrayna ve Rusya bombardıman saldırıları düzenledi.

Rusya Ukrayna ordusunu, perşembe günü Herson bölgesinde (güney) işgal altındaki topraklarda yılbaşı gecesi drone saldırısı düzenleyerek bir kafe ve otelde iki çocuk dahil 28 sivili öldürmekle suçladı.

Kiev ise askeri bir toplantıyı hedef aldığını vurguladı.

Rusya, dün Ukrayna'nın en büyük ikinci şehri olan Harkiv'in merkezini bombaladı. Yerel yetkililere göre, bombardıman sonucunda üç yaşındaki bir çocuk öldü, 19 kişi yaralandı.

Rusya Savunma Bakanlığı suçlamaları reddetti ve Harkiv şehir sınırları içinde “herhangi bir füze saldırısı veya hava saldırısı planlamadığını veya gerçekleştirmediğini” vurguladı.

Zelenskiy'ye göre, bugün Avrupalılarla ve özellikle Amerikalılarla yapılacak görüşmenin amacı, Ukrayna'nın müttefiklerinin sunabileceği "güvenlik garantilerini" ele almaktır. Batılı liderlerle bir zirve de salı günü Fransa'da yapılacak.


Venezuela 'Amerikan saldırganlığını' kınadı... Maduro olağanüstü hal ve seferberlik ilan etti

 Patlamaların duyulmasının ve uçakların Karakas üzerinde alçak uçuş yapmasının ardından La Carolta havaalanında duman yükseliyor (AP)
Patlamaların duyulmasının ve uçakların Karakas üzerinde alçak uçuş yapmasının ardından La Carolta havaalanında duman yükseliyor (AP)
TT

Venezuela 'Amerikan saldırganlığını' kınadı... Maduro olağanüstü hal ve seferberlik ilan etti

 Patlamaların duyulmasının ve uçakların Karakas üzerinde alçak uçuş yapmasının ardından La Carolta havaalanında duman yükseliyor (AP)
Patlamaların duyulmasının ve uçakların Karakas üzerinde alçak uçuş yapmasının ardından La Carolta havaalanında duman yükseliyor (AP)

AFP’nin haberinde göre bugün yerel saatle yaklaşık 02:00'den itibaren Venezuela'nın başkenti Karakas'ta yüksek patlama sesleri ve uçak gürültüsüne benzer sesler duyuldu.

Reuters, CBS News muhabirine atıfta bulunarak, ABD Başkanı Donald Trump'ın Venezuela içindeki askeri tesisler de dahil olmak üzere hava saldırısı emri verdiğini bildirdi.

Venezuela ABD'nin 'askeri saldırganlığını' reddetti

Venezuela hükümeti, ABD'nin 'askeri saldırganlığı' olarak nitelendirdiği eylemi reddederek, saldırının amacının Venezuela'nın petrol ve madenlerini ele geçirmek olduğunu belirtti.

Venezüella hükümeti yaptığı açıklamada vatandaşları sokağa çıkmaya çağırdı. Açıklamada şöyle denildi: “Sokağa çıkın, halk! Bolivarcı hükümet, ülkedeki tüm sosyal ve siyasi güçleri harekete geçirme planlarını devreye sokmaya ve bu emperyalist saldırıyı kınamaya çağırıyor.”

Görsel kaldırıldı.Venezuela'nın en büyük askeri kompleksi olan Tiuna Kalesi'nde yangın çıktı (AFP)

Açıklamada, Cumhurbaşkanı Nicolas Maduro'nun “tüm ulusal savunma planlarının devreye sokulmasını emrettiği” ve “dış karışıklık durumu” ilan ettiği de belirtildi.

Maduro hükümeti yaptığı açıklamada, “Venezuela, Amerika Birleşik Devletleri'nin mevcut hükümetinin Venezuela topraklarına ve halkına karşı gerçekleştirdiği son derece ciddi askeri saldırıyı reddediyor ve uluslararası toplum önünde kınıyor” dedi.

Görsel kaldırıldı.Trump ve Maduro (AFP)

Sosyal medyada büyük yangınların ve duman bulutlarının görüntüleri paylaşıldı, ancak başkentin doğu ve güneyinde olduğu düşünülen patlamaların kesin yeri belirlenemedi.

Saat 06:15 GMT itibarıyla patlama sesleri hala duyulabiliyordu.

Görsel kaldırıldı.Venezuela'nın başkenti Karakas'ta patlama sesleri duyan yayalar kaçışıyor (AP)

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre görgü tanıkları, yüksek sesler duyduklarını, uçak gördüklerini ve Venezuela'nın başkenti Karakas'ta en az bir duman sütunu yükseldiğini gördüklerini, ayrıca şehrin güney kesiminde, büyük bir askeri üssün yakınında elektrik kesintisi olduğunu söylediler.

Ayrıca, CBS muhabiri Jennifer Jacobs, X'te yaptığı bir paylaşımda, Trump yönetimi yetkililerinin bu sabah erken saatlerde Venezuela'nın başkenti Karakas üzerinde patlama ve uçakların görüldüğüne dair haberlerden bilgisi olduğunu bildirdi.

Trump, pazartesi günü, ABD'nin Venezuela'da uyuşturucu kaçakçılığına karıştığından şüphelenilen teknelerin kullandığı bir deniz üssünü imha ettiğini ve bunun ABD'nin Venezuela topraklarına yönelik ilk kara saldırısı olduğunu söyledi.

Görsel kaldırıldı.Patlamaların duyulmasının ve uçakların Karakas üzerinde alçak uçuş yapmasının ardından La Carolta havaalanında duman yükseliyor (AP)

Maduro bu haberleri ne yalanladı ne de doğruladı. Perşembe günü bu konuyla ilgili bir soruya yanıt olarak, sadece “Söyleyebileceğim şey, ulusal savunma sisteminin ülkenin güvenliğini ve barışını sağladığı ve sağlamaya devam ettiği (...) Halkımız güvende ve barış içinde yaşıyor” dedi.

Amerika Birleşik Devletleri, Karayipler'e bir savaş gemisi filosu göndererek, ülkeye uyguladığı petrol yaptırımlarını sıkılaştırarak ve Venezüella ham petrolü taşıyan en az iki gemiyi ele geçirerek Venezuela üzerindeki baskısını artırdı.


Tahran, Trump'ın "protestolar" hakkındaki açıklamalarını kınadı ve herhangi bir gerginliğin tırmanmasından onu sorumlu tuttu

İran'ın BM Büyükelçisi Said İrevani'nin, Güvenlik Konseyi'nin İran'ın nükleer programı hakkındaki oturumunda konuşurken (BM Televizyonu)
İran'ın BM Büyükelçisi Said İrevani'nin, Güvenlik Konseyi'nin İran'ın nükleer programı hakkındaki oturumunda konuşurken (BM Televizyonu)
TT

Tahran, Trump'ın "protestolar" hakkındaki açıklamalarını kınadı ve herhangi bir gerginliğin tırmanmasından onu sorumlu tuttu

İran'ın BM Büyükelçisi Said İrevani'nin, Güvenlik Konseyi'nin İran'ın nükleer programı hakkındaki oturumunda konuşurken (BM Televizyonu)
İran'ın BM Büyükelçisi Said İrevani'nin, Güvenlik Konseyi'nin İran'ın nükleer programı hakkındaki oturumunda konuşurken (BM Televizyonu)

İran, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'ın çeşitli illerinde meydana gelen protestolarla ilgili açıklamalarına BM Güvenlik Konseyi'ne gönderdiği bir mektupla yanıt verdi.

İran'ın BM Büyükelçisi Said Irevani, “Güvenlik ve istikrara tehdit oluşturan Trump'ın müdahaleci ve kışkırtıcı açıklamalarını kınıyoruz” dedi.

“İran'ın egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve ulusal güvenliğini herhangi bir dış müdahaleye karşı savunma hakkını onaylıyoruz... İran'ın haklarını kararlı ve orantılı bir şekilde kullanacağını vurguluyoruz.”

İran büyükelçisi, ülkesinin “bu yasadışı tehditlerden kaynaklanan her türlü sonuç veya gerilimden ABD'yi tamamen sorumlu tuttuğunu” belirtti.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi yaptığı açıklamada, ülkesinin iç işlerine her türlü müdahaleyi kesinlikle reddettiğini ve silahlı kuvvetlerin İran egemenliğini ihlal eden her türlü eyleme karşı koymaya hazır olduğunu teyit etti.

İran televizyonu perşembe günü, batıdaki Loristan eyaletinde “ayaklanmalarda” üç kişinin öldüğünü ve 17 kişinin yaralandığını bildirdi. İran medyası protestoların yayıldığını bildirirken, İran hükümeti ayrıntıları açıklamadan protestocuların liderleriyle “diyalog mekanizması” kurulacağını duyurdu.