Kovid-19 kaynaklı ölü sayısının çeyrek milyonu aşması Avrupa’yı ‘kritik bir aşamaya’ sürüklüyor

Dünya çapında oksijen malzemelerine duyulan ihtiyaç 13 kat arttı

Avrupa ülkelerindeki test merkezleri salgının ikinci dalgası yüzünden gittikçe artan bir baskı ile karşı karşıya (DPA)
Avrupa ülkelerindeki test merkezleri salgının ikinci dalgası yüzünden gittikçe artan bir baskı ile karşı karşıya (DPA)
TT

Kovid-19 kaynaklı ölü sayısının çeyrek milyonu aşması Avrupa’yı ‘kritik bir aşamaya’ sürüklüyor

Avrupa ülkelerindeki test merkezleri salgının ikinci dalgası yüzünden gittikçe artan bir baskı ile karşı karşıya (DPA)
Avrupa ülkelerindeki test merkezleri salgının ikinci dalgası yüzünden gittikçe artan bir baskı ile karşı karşıya (DPA)

İstatistiklere göre Avrupa, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) kaynaklı ölü sayısının 250 bini geçmesiyle dünya sıralamasında Latin Amerika’dan sonra ikinci sıraya yerleşti. Aynı zamanda Avrupa’da son iki haftadır günlük vaka sayılarında rekor sayılar kaydediliyor. Avrupa’da perşembe günü 200 bin yeni vaka tespit edildi. Kıtanın güneyindeki birkaç ülke günlük en yüksek vaka sayılarını kaydettiklerini açıkladı.
Reuters haber ajansının sayımına göre Avrupa, dünya çapında toplam ölü sayısının yaklaşık yüzde 19’unu oluştururken, vaka sayısının da yüzde 22’sini oluşturuyor. Kıtada şu ana kadar ölenlerin neredeyse üçte ikisi İngiltere, İtalya, Fransa, Rusya, Belçika ve İspanya’da kaydedilirken toplam vaka sayısı da 8 milyona ulaştı. İngiltere yaklaşık 45 bin ölü ile ölü sayısı açısından ilk sırada bulunuyor. Bunu sırayla İtalya, İspanya, Fransa ve Rusya takip ediyor.
İngiltere Başbakanı Boris Johnson yaptığı bir açıklamada ülkesinin sadece bir aşıya bel bağlayamayacağını bu yüzden salgının yayılmasını yavaşlatmak için daha fazla önlem alınması gerektiğini söyledi. Reuters haber ajansının verileri dünya çapında 42,12 milyondan fazla insanın Kovid-19’a yakalandığını ortaya koydu.
Avrupa hükümetleri, salgının ilk dalgasındaki vaka ve ölü sayılarını aşan ikinci dalganın gittikçe artan baskısı karşısında mümkün olan her tedbiri alarak ayakta durmaya çalışırken Dünya Sağlık Örgütü (WHO), uyarı çanlarını çalarak tavsiyelerini artırmaya başladı. WHO, ülkelerin yönetimlerine daha fazla kurban verilmesini, okulların kapatılmasını ve sağlık sistemlerinin bir kez daha çökmenin eşiğine getirilmesini engellemek için gerekli tüm önlemleri vakit kaybetmeden almaları çağrısında bulundu.

Oksijen talebi
WHO Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus “Kovid-19 salgını, özellikle Avrupa ve Batı Yarımküre’de oldukça kritik bir aşamaya ulaştı. Önümüzdeki birkaç ay özellikle de epidemiyolojik açıdan oldukça tehlikeli bir yola giren ülkeler için oldukça zorlu geçecek” dedi.

Tedros salgını kontrol altına almayı başaran ülkelere, düşük yayılma oranlarını ve salgını kontrol altında tutmaya devam etmek, kısıtlama çabalarını artırmak, yeni salgın noktalarını sınırlayıp karantina altına almak üzere çabalarını iki katına çıkarmaları çağrısında bulundu. Ayrıca, bugün salgının şiddetli bir dönüşü ile karşı karşıya olan ülkelere, epidemiyolojik durumun üstesinden gelebilecek önlemler alma konusunda zaman kaybetmemeleri ve mümkün olan her yoldan kısıtlayıcı önlemleri hızlandırmaları çağrısında bulundu.
Uluslararası örgütün genel direktörü ülke liderlerine yönelerek vatandaşlara epidemiyolojik durum hakkında açık olma, bununla mücadele etmek için açık tavsiyelerde bulunma ve insanların bunlara herhangi bir sorun veya engel olmaksızın uymasına ve uygulamasına olanak tanıyan koşullar ve araçlar sağlama çağrısında bulundu. Tedros “En kötü tedbirler o veya bu sebepten ötürü uygulanmayanlardır” dedi.
WHO dün bazı yoksul ülkelerin oksijen stoklarının tükenmenin eşiğine geldiğini belirterek tüm hükümetler, ortaklar ve özel sektörle birlikte oksijen malzemelerini artırmaya çalışacaklarına dair taahhütte bulundu. WHO daha önce yaptığı açıklamalarda Kovid-19’a yakalanan hastalar arasında hayat kurtarmaya yardımcı olan en önemli malzemenin oksijen tüpleri olduğunu vurgulamıştı.
WHO uzmanları dünya çapında yeni vaka sayılarının günlük ortalamasının 400 bini aştığını, oksijen talebinin 13 katına çıktığını ve bazı yoksul ülkelerin ihtiyaçlarının yalnızca yüzde 5 ila 20’sini karşılayabildiğini belirtti.
Dünya çapında salgının tekrar merkez üssü olan Avrupa’da virüsün yayılma oranının hızlı ve yoğun bir şekilde artmasının ardından Avrupa hükümetlerinin hepsi salgını kontrol altına alma ve ikinci dalgayla mücadele etme kapsamında aldıkları önlemlerin sağlık salgınından ekonomik bir salgına neden olmaması için çaba harcıyor. Zira böyle bir şeyin etkilerinin oldukça yıkıcı olacağı herkes tarafından biliniyor. Avrupa hükümetlerinin haftalardır aldıkları tedbirler, tecrit olarak adlandırmadan tecrit kararları gibi görünürken, tam bir tecrit kararına ve ekonominin felç edilmesine karşı çıkanlar bir kez daha çalışma hakkının sağlık hakkı gibi anayasal bir hak olduğunu savunuyor. Aynı zamanda sokağa çıkma yasağı getiren ve kafeler ile restoranları kapatan birçok Avrupa şehrinde ve başkentinde haftalardır yaşanan protestolar gibi tecrit önlemlerine isyan edeceklerini söyleyerek tehditlerde bulunuyorlar.

Ekonomik etki
Virüs, sağlık ve özgürlük arasında bir hakem olarak dururken, Avrupa’yı koruyucu önlemler ya da ekonomik çöküş arasında bir ayrıma zorluyor. İspanya’da bazı bölgesel yönetimler merkezi hükümetin ülke genelinde olağanüstü hal (OHAL) ilan etmesini istiyor. Zira İspanya’da vaka sayıları resmi kaynaklara göre 1 milyonu aşarken Roma’da bulunan Başbakan Pedro Sanchez’in sözlerine göre gerçek vaka sayısı 3 milyonu aştı. Hala kısmi sokağa çıkma yasağına tabi olan İspanya’nın başkentinde 3 ay önce başlayan yeni dalgada bu hafta yeni vaka sayıları rekor bir seviyeye ulaştı. Aynı şekilde Katalonya bölgesi de dün yeni bir rekor kırarak salgının başlangıcından bu yana günlük vaka sayısının ilk kez 6 bini aştığını açıkladı.
İki haftadır vaka sayısı hızla yükselen İtalya’da, Başbakan Giuseppe Conte dün yaptığı açıklamada, okullar ve temel hizmetler alanında çalışanlar istisna olmak kaydıyla “tam bir sokağa çıkma” yasağının getirilebileceğine işaret ederek yeni bir tedbir paketi açıklamaya hazırlandıklarını belirtti.
Conte şu ana dek ismen tam bir sokağa çıkma yasağından söz etmeyi reddetse de  tüm bölgelerde, özellikle de kuzey Lombardiya ve güney Campania’da son zamanlarda görülen vaka sayıları, hastaneler üzerinde gittikçe artan baskı, yoğun bakımda tedavi görmesi gereken vaka sayılarında ve hayatını kaybeden kişilerin sayısındaki artış ve bilim camiasından gelen çağrılar Conte’yi hükümetin bütün üyeleri tarafından desteklenmeyen tutumunu tekrar gözden geçirmeye zorladı.
Günlük vaka sayısı 40 bini aşan Fransa’dan Belçika, Slovakya ve Çek Cumhuriyeti’ne kadar Avrupa ülkelerinin birçoğunda üst üste üç hafta günlük vaka sayılarında rekor sayılar kaydedildi. Diğer taraftan Çek Cumhuriyeti Başbakanı, restoranlardan birinde akşam yemeği yerken görüntülenen Sağlık Bakanı’nın kuralları ihlal ettiği gerekçesiyle istifa etmesini istedi. Nitekim hükümet, restoranların sadece evlere sipariş götürmesine izin veriyor.
Vaka ve ölü sayıları açısından dünya çapında hala ilk sırada olan ABD’de Ulusal Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü Başkanı Dr. Anthony Fauci, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisine yönelttiği eleştirilere cevap vererek “Bu tür yorumları dikkate almıyorum; Bu sadece bir patırtı. Kendimi görevlerime ve işime adadım” dedi.



Farsça sayılarla yapılan gizemli yayın: Bu sayılar casuslara verilen talimatlar mı?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Farsça sayılarla yapılan gizemli yayın: Bu sayılar casuslara verilen talimatlar mı?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Independent Arabia

Basında yer alan son haberler, Farsça bir radyo yayını sırasında İran'a şifreli sayı dizileri gönderildiği tespit edildikten sonra, ‘sayı istasyonları’ olarak bilinen dünyanın en gizemli istihbarat araçlarından birinin geri döndüğüne işaret etti. İngiltere’nin günlük gazetelerinden Financial Times'ın haberine göre bu radyo istasyonu, ABD ve İsrail ile İran arasında yaşanan askeri gerginlikle paralel olarak yürütülen gizli bir istihbarat savaşının parçası olabilir.

Bu yayınlar basit ama çarpıcı bir mesajla başladı. Financial Times'a göre kısa dalga radyo paraziti arasında Farsça konuşan bir erkek sesi duyuluyor ve bu ses, ‘dikkat’ kelimesini üç kez tekrarladıktan sonra, sabit bir ses tonuyla “Altı... dört... sıfır... dokuz... üç... dokuz” gibi bazı sayıları okumaya başlıyor.

Financial Times gazetesi, bu gizemli mesajların 28 Şubat'ta ABD ve İsrail'in İran'a ilk saldırılarından sadece birkaç saat sonra yayınlanmaya başladığını belirtiyor. Mesajlar, Batı Avrupa'da bir yerde olduğu tahmin edilen bir vericiden uzun menzilli kısa dalga radyo aracılığıyla gönderiliyor.

Eski istihbarat uzmanları, bu radyo istasyonunun ortaya çıkmasının İran'da şiddetli bir şekilde süren istihbarat savaşında yeni bir aşamanın habercisi olabileceğine inanıyor. Gazeteye göre ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) eski yetkilisi John Sipher, bu yayınların İran'daki ajanlarla iletişim kurmak için yedek bir araç olabileceğini söyledi.

Şarku’l Avsat’ın Financial Times'tan aktardığı habere göre Sipher, bu mesajların ‘büyük olasılıkla İran'daki kaynaklarımızla iletişim kurmak için yedek bir araç’ olduğunu söyledi. Sipher, bu tür ajanların ‘özellikle savaş zamanlarında onlarla iletişimi kaybetme riskini göze alamayacaklarını’ da ekledi.

Ancak bu yayınlar cevapsız kalmadı. Birkaç gün sonra, elektronik sesler ve ıslık sesleri dalgaları sinyali bastırdı. Uzmanlar, bunun İran'ın radyo yayınını kesintiye uğratmak için yaptığı bir parazitleme operasyonu olduğunu düşünüyor. Fakat Financial Times'a göre gizemli ses kısa sürede yeni bir frekansta yayına geri döndü ve sayıları okumaya devam etti, bu da bu tür bir yayını kesmenin ne kadar zor olduğunu ortaya koydu.

Financial Times, söz konusu radyo istasyonunun, istihbarat kurumlarının casuslara tek yönlü şifreli talimatlar göndermek için kullandıkları bir tür kısa dalga radyo yayını olan ‘sayı istasyonu’ olarak bilinen sistemin bir örneği olduğunu bildirdi.

Bu sistem, sahadaki ajanın sayıları dinleyip özel bir deftere yazmasına, ardından şifreleme anahtarlarını kullanarak bunları anlaşılabilir mesajlara dönüştürmesine dayanıyor.

Bu istasyonlar, mesajların tamamen şifrelenmiş olması ve kolayca çözülemeyeceği için istihbarat iletişiminin en güvenli araçları arasında yer alıyor. İstasyona radyosu olan herkes erişebilir, bu da mesajı kimin dinlediğini bilmek neredeyse imkânsız hale getirir.

Financial Times'a göre kısa dalga radyo gözlemcileri bu istasyona V32 adını vermişlerdir. Bu, yaklaşık çeyrek asırdır Farsça yayın yapan ilk bilinen sayısal istasyondur.

Benzer bir istasyon, 2001 yılında ABD'nin Afganistan'ı işgali sırasında kısa bir süreliğine ortaya çıkmış ve kullanılan sayıların düzeni nedeniyle o dönemde bu yayının Rusya tarafından yapıldığı yönünde spekülasyonlara yol açmıştı.

Yeni istasyon şu anda İran saatiyle sabah 5.30 ve akşam 9.30'da günde iki kez yayın yapıyor ve her yayın yaklaşık bir buçuk saat sürüyor.

İstihbarat uzmanları, bu eski yöntemin halen oldukça etkili olduğuna inanıyor. Financial Times'ın aktardığına göre eski bir ABD karşı istihbarat subayı olan Chris Simmons'a göre sayı istasyonları, ajanlara mümkün olan en basit ve en güvenli araçları sağlar ve aynı zamanda gizlenmesi ve gerekçelendirilmesi kolay araçlar olarak kabul ediliyor.

Mesajların genellikle birkaç kez tekrarlandığını, bu yüzden ajanın bunları sadece bir kez dinleme riskini alması gerektiğini açıklayan Simmons, “Çok basit araçlar var; Standart bir radyo ve tehlike durumunda hızla imha edilebilen, tek kullanımlık şifreleme anahtarları içeren bir defter” diye ekledi.

Financial Times’ın haberine göre Simmons, yıllardır radyo sahibi olan birinin tamamen normal görünebileceğini ve bu sayede casusun şüphe uyandırmadan ‘göz önünde saklanabileceğini’ söyledi.

Bu yöntem, İranlı yetkililerin daha önceki krizlerde olduğu gibi internet ve dış dünya ile iletişime yönelik kısıtlamaları sıkılaştırdığı bir dönemde kendini göstermişti. Financial Times'a göre internetin ve telekomünikasyon hizmetlerinin kesintiye uğraması, ülke içindeki ajanlarla alternatif iletişim araçlarına sahip olmayı gerekli kılıyor.

John Sipher, bu teknolojinin tüm modern araçlar kesintiye uğrasa bile iletişimin devam etmesini sağladığını söyledi. Sipher, bu iletişim yönteminin ‘halen verimli bir şekilde çalışan eski yöntemlerden biri’ olduğunu da ekledi.

Ancak bazı uzmanlar, bu istasyonun ortaya çıkması için başka açıklamaları da göz ardı etmiyor. Financial Times, eski bir ABD istihbarat yetkilisi olan Robert Gorelick'in istasyonun İranlı muhaliflerin ülke içindeki ağlarıyla iletişim kurmak için bir araç olabileceğini söylediğini aktardı.

Ancak Gorelick, böyle bir yayın yapan bir istasyonun işletilmesinin muhtemelen Batılı bir istihbarat teşkilatının üstü kapalı onayını gerektireceğine inanıyor.

Bir başka olası açıklama ise, bu radyo istasyonunun İran güvenlik güçleri içinde şüphe uyandırmayı amaçlayan psikolojik bir savaşın parçası olması. Sadece şifreli mesajlar yayınlamak bile İran karşı istihbarat servislerinin rejim içinde Washington veya Tel Aviv'den talimat bekleyen üst düzey ajanlar olduğunu düşünmesine yol açabilir.

Financial Times'a göre Gorelick, böyle bir hamlenin İran güvenlik servisleri üzerindeki baskıyı artırabileceğini, çünkü var olmayan ajanları aramak zorunda kalacaklarını belirtti.

Soğuk Savaş'ın sona ermesinden sonra sayı istasyonları fenomeni azalmış olsa da, tamamen yok olmadı. İstihbarat kurumları, Rusya, Polonya, Tayvan ve Kuzey Kore gibi ülkelerin halen bu tür radyo yayınlarını kullandığını düşünüyor.

Uzmanlar, bu eski tekniklerin basit, güvenli ve izlenebilir dijital izler bırakmadıkları için hala yararlı olduklarına inanıyor.

Financial Times'a göre Lunds Üniversitesi'nde karşı casusluk araştırmacısı olan Tony Ingesson, bu istasyonların ‘geçmişte olduğu gibi bugün de hala işe yarayan eski bir iletişim yöntemleri cephaneliği’ olduğunu söylüyor.

Dijital iletişimin gözetlendiği ve izlendiği bir dünyada, bazı istihbarat kurumları halen Soğuk Savaş döneminden kalma, ancak bilinmeyen bir casusa gizli bir mesaj iletmek için aynı görevi yerine getirebilen araçları kullanmaya geri dönüyor gibi görünüyor.


İsviçre, artan güvenlik riskleri nedeniyle Tahran'daki büyükelçiliğini geçici olarak kapattı

İran Kızılayı'na bağlı kurtarma ekipleri, Tahran'da hava saldırısı sonucu hasar gören bir binanın enkaz alanında çalışıyor (DPA)
İran Kızılayı'na bağlı kurtarma ekipleri, Tahran'da hava saldırısı sonucu hasar gören bir binanın enkaz alanında çalışıyor (DPA)
TT

İsviçre, artan güvenlik riskleri nedeniyle Tahran'daki büyükelçiliğini geçici olarak kapattı

İran Kızılayı'na bağlı kurtarma ekipleri, Tahran'da hava saldırısı sonucu hasar gören bir binanın enkaz alanında çalışıyor (DPA)
İran Kızılayı'na bağlı kurtarma ekipleri, Tahran'da hava saldırısı sonucu hasar gören bir binanın enkaz alanında çalışıyor (DPA)

İsviçre yetkilileri, "artan güvenlik riskleri" nedeniyle Tahran'daki büyükelçiliklerinin geçici olarak kapatıldığını duyurdu.

İsviçre, on yıllardır İran'da ABD çıkarlarını temsil etmektedir. Bern'deki ABD Büyükelçiliği yaptığı açıklamada, ABD hükümetinin "İsviçre hükümetinin kararını saygıyla karşıladığını" ve "büyükelçiliğin ve personelinin özverisine derinden minnettar olduğunu" ifade etti.

Açıklamada, çalışmalarının "ABD çıkarlarını korumak ve ABD vatandaşlarını desteklemek için hayati önem taşıdığı" belirtildi.

İsviçre hükümeti, ilgili ülkelerle istişare halinde "ABD ve İran arasında açık bir iletişim kanalı sürdürmeye" devam edeceğini açıkladı.

Tahran'daki İsviçre Büyükelçisi ve beş personeli çarşamba günü karayoluyla İran'dan ayrıldı. İsviçre hükümetine göre "durum uygun olduğunda Tahran'a dönecekler."

İsviçre hükümeti yaklaşık bir hafta önce büyükelçilikte altı İsviçreli personel ve 18 yerel çalışanın bulunduğunu açıklamıştı.

3 Mart'ta, dört İsviçre vatandaşı ülkeyi terk etmişti.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre İsviçre, Washington'un Tahran'la diplomatik ilişkilerini kesmesinden bu yana ABD'nin İran'daki çıkarlarını temsil ederek, ABD çıkarlarının vekili görevi görüyor.

Bu görevi kapsamında iki ülke arasında mesajların iletilmesi ve gerektiğinde Amerikan vatandaşlarına yardımcı olma işlevini ifa etti.


Trump: İran'ın ‘uyuyan hücrelerinin’ nerede olduğunu biliyoruz ve hepsini izliyoruz

ABD Başkanı Donald Trump, Kentucky gezisi sırasında (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Kentucky gezisi sırasında (AP)
TT

Trump: İran'ın ‘uyuyan hücrelerinin’ nerede olduğunu biliyoruz ve hepsini izliyoruz

ABD Başkanı Donald Trump, Kentucky gezisi sırasında (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Kentucky gezisi sırasında (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin İran'ın yeniden yapılanmasını ‘neredeyse imkansız’ hale getirebileceğini iddia etti. İran'ın yenilgiye yaklaşmakta olduğunu belirten Trump, “İran'ın ‘uyuyan hücrelerinin’ nerede olduğunu biliyoruz ve hepsini izliyoruz” şeklinde konuştu. Dün Kentucky ve Ohio eyaletlerine ziyaretlerde bulunan Trump, Cumhuriyetçilerin bu tür zamların Amerikalı seçmenlerin ekonomiye ilişkin endişelerini artıracağından korktuğu bir dönemde, İran'daki savaş sebebiyle yakıt fiyatlarındaki artışın geçici olduğuna dair Amerikalılara güvence vermeye çalıştı.

Trump’ın seçim turu, 28 Şubat'ta İran'da başlayan ABD-İsrail askeri operasyonundan bu yana bir ilk olurken bu tur, Kasım ayında yapılması planlanan ara seçimler öncesinde ekonomik söylemlerini yeniden düzenleme fırsatı verdi. Cumhuriyetçiler, ara seçimlerde Kongre'nin her iki kanadında da sahip oldukları azınlık çoğunluğunu korumaya çalışacaklar.

Trump, ilk durağı olan Ohio eyaletinin Cincinnati şehrindeki bir fabrikada yaptığı ilk konuşmada İran'daki savaşa odaklandı. Seyahat Hizmetleri Ajansı AAA’ya göre Kentucky eyaletinde ve ABD genelinde ortalama benzin fiyatları geçtiğimiz aya göre 61 sent arttı.

Trump, Cincinnati'deki yerel Kanal 12 televizyonuna verdiği demeçte, ABD’nin stratejik petrol rezervlerini ‘biraz’ azaltacağını söyledi. Selefi, eski Başkan Joe Biden da, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşının ilk aylarında fiyat artışlarını frenlemek için bu rezervlerden petrol çekilmesine izin vermişti.

Trump'ın Kentucky'nin kuzeyindeki Hebron'da ekonomiye ilişkin yaptığı açıklamalar, Amerikan halkının Trump yönetiminin ekonomi politikalarına desteğini kazanmak için ülke genelinde yaptığı konuşmaların sonuncusuydu. Trump, seçimlerde Cumhuriyetçilerin en önemli kozlarından biri olan ilaç fiyatlarını düşürme çabalarını ve birçok Amerikalının bahşiş ve fazla mesai gelirleri üzerindeki gelir vergisi kesintileri ile övündü.