İzmir'de 6.6 büyüklüğünde deprem meydana geldi

İzmir'deki kurtarma çalışmaları esnasında (AFP)
İzmir'deki kurtarma çalışmaları esnasında (AFP)
TT

İzmir'de 6.6 büyüklüğünde deprem meydana geldi

İzmir'deki kurtarma çalışmaları esnasında (AFP)
İzmir'deki kurtarma çalışmaları esnasında (AFP)

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından yapılan açıklamada, İzmir depreminde 64 vatandaşın hayatını kaybettiği, 946 vatandaşın yaralandığı belirtilirken, 220 kişinin tedavisinin devam ettiği bilgisi verildi.
AFAD depreme ilişkin son bilgileri paylaştı. Yapılan açıklamaya göre bölgede devam eden müdahale ve iyileştirme çalışmaları için AFAD, JAK, STK'lar ve belediyelerden toplamda 6 bin 478 personel, 21 arama kurtarma köpeği ile bin 46 araç görevlendirildi. Ege Bölgesi genelinde hissedilen deprem sonrasında İzmir başta olmak depremden etkilenen tüm illerde alan tarama çalışmaları devam ediyor. Jandarma, Emniyet ve TSK tarafından JİKU, helikopter ve İHA desteğiyle havadan tarama ve görüntü aktarma çalışmaları yürütülüyor.
Deprem sonrasında tüm bakanlık ve İl Afet ve Acil Durum Yönetim Merkezleri teyakkuza geçirildi. 41 AFAD İl/Birlik Müdürlüğünden arama kurtarma personeli bölgeye sevk edildi. Genelkurmay Başkanlığına ait 7 adet kargo uçağı ile personel ve araçların sevkiyatı 19 sorti ile gerçekleştirildi. JAK ve sivil toplum kuruluşlarının arama kurtarma ekipleri bölgeye sevk edildi. Sahil Güvenlik Komutanlığı, yürütülen arama kurtarma çalışmalarına 186 personel, 15 sahil güvenlik botu, 3 helikopter ve 1 dalış timi ile katılıyor. Sahil Güvenlik Komutanlığından alınan bilgiye göre meydana gelen deprem sonrası 19 tekne battı, 23 tekne ve 1 kara aracı Sahil Güvenlik Komutanlığı ekiplerince kurtarıldı, 43 tekne karaya oturdu. Sahil Güvenlik Komutanlığınca kurtarma çalışmaları devam ediyor.

Bölgede barınma ve beslenme ihtiyaçları karşılanıyor
Acil barınma ihtiyacının karşılanabilmesi amacıyla bölgeye AFAD tarafından bin 244 çadır, 100 genel maksat çadırı, 5 bin 232 battaniye, 4 bin 88 yatak, 3 bin 100 uyku seti, 4 duş-wc konteyner; Türk Kızılay tarafından 2 bin 49 çadır, 51 genel maksat çadırı, 6 bin 888 yatak, 16 bin 50 battaniye ve 2 bin 657 mutfak seti sevk edildiği belirtildi. Ayrıca Kızılay tarafından 323 personel, 281 gönüllü, 40 araç, 60 bin 655 öğün kapasiteli mobil beslenme üniteleri ve 99 bin 364 malzeme (ikram ve içecek) bölgeye gönderildiğini aktarıldı.
Barınma ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla Bornova Jimnastik Spor Salonu ve Bornova Öğütcan Spor Salonu tahsis edildiği hatırlatılan açıklamada, “Toplam 288 yatak ve battaniye sevk edilmiş ve 288 vatandaşımızın ibate ihtiyaçları karşılanmaktadır. Aşık Veysel Rekreasyon Alanına 360 çadır kurulumu yapılmış olup ayrıca 2 bin 592 yatak ve 2 bin 572 battaniye sevk edilmiştir. Ege Üniversitesi kampüs alanına 120 çadır kurulumu yapılmış olup ayrıca 864 yatak, 800 battaniye ve bin 920 yastık-çarşaf seti sevk edilmiştir. İzmir Bornova Eskişehir Stadına 250 çadır, bin 8 yatak, bin battaniye ve 980 yastık-çarşaf seti sevk edilmiştir. İzmir Buca Hipodromu'na 100 çadır, bin 440 yatak, 2 bin 400 battaniye ve 960 yastık-çarşaf seti sevk edilmiştir” denildi.
Bölgede hasar tespit çalışmaları için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'ndan 354 ve Tarım ve Orman Bakanlığı'ndan 166 personel olmak üzere toplam 520 personel görevlendirildiği bildirilirken, psikososyal çalışma grubundan 167 personel 25 araç ile sahada çalışmalara katılım olduğu, 278 hanede 713 kişi ile görüşüldüğü kaydedildi. Ayrıca 2 mobil sosyal hizmet merkezi aracının bölgeye sevk edildiği aktarıldı.
Güvenlik ve trafik çalışma grubundan 260 çevik kuvvet, 32 trafik personeli olmak üzere 292 personel olay yerine yönlendirildiği aktarılırken, şu ifadelere yer verildi:
“Teknik destek ve ikmal kapsamında toplam 192 iş makinesi ve 224 personel görev yapmaktadır. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından bölgede yürütülen çalışmalara katılmak üzere 102 araç görevlendirilmiştir. Orman Bölge Müdürlüğü merkezinde 400 kişiye yemek servisi verilmektedir. UMKE ve 112 Acil Yardım ekiplerinden 234 araç ve 835 personel bölgede görevlendirilmiştir. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından yapılan bilgilendirmeye göre İzmir'de toplam 17 sahada enerji kesintisi bulunmakta olup kesintilerin giderilmesi için ekipler çalışmaktadır. Bölgeye toplam 35 mobil baz istasyonu sevk edilmiş olup, ihtiyaç duyulan 27 istasyonun kurulumu tamamlanmıştır. Sahil Güvenlik Komutanlığı'ndan alınan bilgiye göre meydana gelen deprem sonrası 19 tekne batmış, 23 tekne ve 1 kara aracı Sahil Güvenlik Komutanlığı ekiplerince kurtarılmış, 43 tekne karaya oturmuştur. Sahil Güvenlik Komutanlığınca kurtarma çalışmaları devam etmektedir.”

Deprem bölgesine toplam 24 milyon TL kaynak gönderildi
Ayrıca, çalışmalarda kullanılmak üzere AFAD Başkanlığı tarafından 13.000.000 TL, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından 5.000.000 TL, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 6.000.000 TL'lik kaynak aktarıldığı bildirildi.
Türkiye Afet Müdahale Planı'na göre, arama-kurtarma, sağlık, destek çalışmalarının kesintisiz olarak yürütülmesi amacıyla, İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) koordinasyonunda, tüm çalışma grupları, 7 gün 24 saat çalışma esasına göre faaliyete geçirildiği bilgisi verildi.  

Ege'deki deprem Marmara bölgesinde de hissedildi
İzmir'de yaşanan deprem Çanakkale, Balıkesir, Bursa ve Yalova'da da hissedildi.
Seferhisar açıklarında 16 kilometre derinlikte yaşanan 6,6 büyüklüğündeki deprem Marmara bölgesindeki vatandaşları da sokağa döktü
Özellikle Çanakkale, Balıkesir, Bursa ve Yalova'da vatandaşlar deprem sonrası soluğu sokaklarda aldılar

Deprem sonrası İzmir'den görüntü (İHA)
Deprem Aydın ve Muğla'da da hissedildi

Ege'de meydana gelen 6.6 büyüklüğündeki deprem, Aydın ve Muğla'da da hissedildi.
Depremden sonra vatandaşlar binalardan dışarı çıktı. Bazı binalarda çatlaklar olduğu belirtildi.

AFAD'dan yapılan açıklamada vatandaşlara şu uyarılarda bulunuldu:
"Afet bölgesindeki hasarlı yapılara kesinlikle girilmemesi gerekmektedir. Yollar acil yardım araçları için boş bırakılmalıdır. Depremden sonra evler terk edilirken, ortamda herhangi bir doğalgaz kokusu olmaması halinde doğalgaz ve su vanaları ile elektrik şalterleri kapatılmalıdır. Vatandaşlarımız, acil yardıma ihtiyaç duymadıkları sürece telefonlarını kullanmamalıdır. Yardıma ihtiyaç duyabilecek bebek, çocuk, yaşlı ve engellilere destek olunmalıdır. Gelişmeler ve bölgedeki deprem aktivitesi, İçişleri Bakanlığı AFAD tarafından 7/24 takip edilmektedir."

TBMM Başkanı Şentop: "(İzmir'deki deprem) "Devletimizin bütün birimleri müteyakkız haldedir ve meseleyi yakından takip etmektedir"
TBMM Başkanı Şentop, İzmir'de yaşanan depremle ilgili sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "İzmir'de 6.6 büyüklüğünde bir deprem yaşandığını ve bazı binaların yıkıldığını üzüntüyle öğrendim. Devletimizin bütün birimleri müteyakkız haldedir ve meseleyi yakından takip etmektedir. İzmirli hemşehrilerimize geçmiş olsun temennilerimi iletiyorum" dedi.

Bakan Karaismailoğlu: "İzmir depremiyle ilgili ulaşım ve iletişimde sorun yok"
Bakan Karaismailoğlu, İzmir'deki depremle ilgili ulaşım ve iletişim açısından herhangi bir sorunun olmadığını belirterek, “İzmir'de üzücü bir olay meydana geldi ve onunla ilgili her türlü irtibatları sağladık. Gerekli bilgileri alıyoruz ve yakından takip ediyoruz. Ulaşım ve iletişim açısından herhangi bir sıkıntı yok. İnşallah en az hasarla atlatacağımız bir deprem olur. Biz bakanlığımız ve diğer bakanlıklar olarak konunun tamamen üzerindeyiz. Sürekli takip ve müdahale ediyoruz” diye konuştu.

Bakan Soylu'dan ilk açıklama
Bakan Soylu: "Şu ana kadar İzmir Bornova ve Bayraklı'da 6 bina yıkılma ihbarı geldi. Uşak, Denizli, Manisa, Balikesir, Aydın ve Muğla'da ufak çatlaklar dışında ve can kaybı ile ilgili herhangi bir ihbar gelmemiştir. Ekiplerimiz sahada tarama ve müdahalelerine devam etmektedir. Geçmiş olsun"

Bahçeli: Devlet-millet dayanışmasıyla zorlukların üstesinden gelineceğine inanıyorum
MHP Lideri Devlet Bahçeli, "Şiddetli depremden etkilenen İzmirli vatandaşlarımıza geçmiş olsun diyorum. Yaralılarımıza şifa diliyorum. Devlet-millet dayanışmasıyla zorlukların üstesinden gelineceğine inanıyorum. Niyazım odur ki, Allah milletimizi doğal afetlerden korusun, her türlü musibetten esirgesin" dedi.
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, sosyal medya hesabından İzmir depremine ilişkin paylaşımda bulundu. Bahçeli şu ifadelere yer verdi:
"Merkez üssü İzmir Seferihisar açıkları olarak tespit edilen, Ege ve Marmara Bölgesi’nin geniş bir alanında hissedilen 6,6 şiddetindeki deprem milletimizi haklı olarak endişelendirmiştir. Bayraklı ve Bornova ilçelerimizde bazı binaların yıkıldığı da anlaşılmaktadır.
Deprem enkazı altında kalan vatandaşlarımızın yaralı olarak kurtarıldıkları yapılan açıklamalarla sabittir. Tesellimiz şu ana kadar can kaybına dair herhangi bir bilginin kamuoyuyla paylaşılmamasıdır. Dileğimiz hiçbir kardeşimizin hayatını kaybetmemesidir.
Şiddetli depremden etkilenen İzmirli vatandaşlarımıza geçmiş olsun diyorum. Yaralılarımıza şifa diliyorum. Devlet-millet dayanışmasıyla zorlukların üstesinden gelineceğine inanıyorum. Niyazım odur ki, Allah milletimizi doğal afetlerden korusun, her türlü musibetten esirgesin."

'Devletimiz tüm kurum ve kuruluşlarıyla aziz milletimizin yanındadır'
İletişim Başkanı Fahretin Altun Twitter'dan yaptığı açıklamada "İzmir'de meydana gelen 6,6 büyüklüğündeki depremden etkilenen tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun. Hasar tespit çalışmaları ve yıkılan binaların enkaz kaldırma işlemleri hızla başlamıştır. Devletimiz tüm kurum ve kuruluşlarıyla aziz milletimizin yanındadır." ifadelerini kıllandı.

Erdoğan İzmir Belediye Başkanı Soyer ile telefonda görüştü
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İzmir’de meydana gelen depremle ilgili, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmede, İzmir halkına geçmiş olsun dileklerini ileterek, deprem ve arama kurtarma çalışmaları hakkında bilgi aldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaraların en kısa sürede sarılması için devletin bütün imkanlarıyla İzmirlilerin yanında olduğunu belirtti.

Kılıçdaroğlu, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer'i telefonla aradı
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İzmir'de meydana gelen depremin ardından, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer'i telefonla aradı. Depremin meydana getirdiği hasar hakkında bilgi alan CHP lideri Kılıçdaroğlu, geçmiş olsun dileklerini iletti.

Bakanlıktan 5 milyon liralık kaynak
Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, depremden etkilenen vatandaşların acil ihtiyaçlarının karşılanması için Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları'na (SYDV) 5 milyon lira kaynak aktardıklarını ifade etti. AFAD'dan yapılan açıklamada ise "Bölgede yürütülen çalışmalarda kullanılmak üzere AFAD Başkanlığı tarafından 3 milyon TL, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından 5 milyon TL acil yardım ödenekleri gönderilmiştir" denildi.

Manisa Valiliği: "Depremde Manisa'da 10 binada duvar yıkığı meydana geldi"
Manisa Valiliği merkez üssü İzmir’in Seferihisar ilçesi olan 6.7 büyüklüğündeki depremde il genelinde 10 binada duvar yıkığı şeklinde hafif hasar meydana geldiğini duyurdu.
Manisa Valiliği merkez üssü İzmir'in Seferihisar ilçesi olan 6.7 büyüklüğündeki depremle ilgili yazılı bir açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, "30.10.2020 tarihinde saat 14.51’de merkez üssü İzmir’in Seferihisar ilçesinde meydana gelen ve ilimizde de hissedilen 6,7 büyüklüğünde bir deprem meydana gelmiştir. Deprem sebebiyle ilimizde 10 binada duvar yıkığı şeklinde hafif hasar meydana gelmiş olup, bunun dışında herhangi bir can veya mal kaybı yaşanmamıştır." denildi.

Bakan Selçuk: "Uzman ekiplerimiz ile depremden etkilenen vatandaşlarımızın yanındayız”
Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, ”İzmir'de meydana gelen ve çevre illerden de hissedilen depremden etkilenen tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Uzman ekiplerimiz ile depremden etkilenen vatandaşlarımızın yanındayız. Rabbim ülkemizi her türlü afetten korusun" dedi.
Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, İzmir Seferihisar açıklarında 6.6 büyüklüğünde meydana gelen depreme ilişkin Twitter hesabından paylaşım yaptı. Selçuk paylaşımında, "İzmir'de meydana gelen ve çevre illerden de hissedilen depremden etkilenen tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Uzman ekiplerimiz ile depremden etkilenen vatandaşlarımızın yanındayız. Rabbim ülkemizi her türlü afetten korusun" dedi.

Muğla’dan İzmir’e ekipman desteği
Muğla Büyükşehir Belediyesi İzmir merkezli 6,6 şiddetindeki depremin ardından İzmir’e teknik destek amacıyla 3 AKS aracı, yeraltı sismik arama akustik dinleme ve görüntüleme cihazı, telefon ve internet kesilmesine karşı bir iletişim (Role) aracı ve 19 itfaiye personeli gönderdi.
Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün, ihtiyaç duyulması durumunda bölgeye ekipman ve insan gücü olarak destek vermeye hazır olduklarını açıkladı.

Diyanet İşler Başkanı Erbaş: ”Dualarımız, can kaybının olmaması için”
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, ”Dualarımız, can kaybının olmaması için. Yüce Rabbimiz milletimizi, ülkemizi ve tüm insanlığı her türlü afetten muhafaza eylesin” dedi.
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, İzmir’de meydana gelen deprem sonrası Twitter hesabından paylaşımda bulundu. Erbaş paylaşımında, "İzmir’de meydana gelen ve çevre illerde hissedilen depremden etkilenen tüm kardeşlerimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Dualarımız, can kaybının olmaması için. Yüce Rabbimiz milletimizi, ülkemizi ve tüm insanlığı her türlü afetten muhafaza eylesin” dedi.

İzmir'de meydana gelen deprem güvenlik kamerasında

İzmir'de yaşanan deprem İstanbul'da da hissedildi... İşte o anlar

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan deprem sonrası ilk açıklama

Çevre ve Şehircilik Bakanı Kurum: "5 bina yıkıldı, enkaz altında vatandaşlarımız var"

AFAD, uyardı: SMS ve internet tabanlı mesajlaşma uygulamaları tercih edin



Eski Güney Kore Devlet Başkanı, sıkıyönetim ilan ettiği gerekçesiyle ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı

Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)
Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)
TT

Eski Güney Kore Devlet Başkanı, sıkıyönetim ilan ettiği gerekçesiyle ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı

Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)
Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)

Güney Kore’nin eski Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol, 2024’ün sonlarında kısa süreli sıkıyönetim ilan etmesi nedeniyle bugün ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

Seul Merkez Bölge Mahkemesi yargıcı Ji Gwi-yeon, karar duruşmasında “İsyan suçundan Yoon’u ömür boyu hapis cezasına mahkûm ediyoruz” ifadesini kullandı.

Böylece eski muhafazakâr lider, savcılığın talep ettiği idam cezasından kurtulmuş oldu.

Yoon Suk Yeol, 3 Aralık 2024 akşamı yaptığı sürpriz konuşmada sıkıyönetim ilan etmiş ve orduya Ulusal Meclis’e girme talimatı vermişti. Ancak askerler tarafından kuşatılan binaya yeterli sayıda milletvekili girmeyi başarmış, yapılan oylamada bu güç kullanımına karşı karar alınmış ve dönemin devlet başkanı geri adım atmak zorunda kalmıştı.

Sivil yönetim fiilen yalnızca altı saatliğine askıya alınsa da, söz konusu girişim ülkede derin ve uzun süreli bir siyasi krize yol açmıştı.

Gözaltında yargılanan Yoon, bu eylemleri nedeniyle nisan ayında görevden alınmıştı.

Mahkemenin, eski Savunma Bakanı Kim Yong-hyun’u da mahkûm etmesinin ardından, Yoon ile birlikte yargılanan diğer sanıklar hakkında da kısa süre içinde karar vermesi bekleniyor.


İran-ABD müzakereleri: Ortadoğu’yu değiştirme planı ne olacak?

Fotoğraf: Axel Rangel Garcia
Fotoğraf: Axel Rangel Garcia
TT

İran-ABD müzakereleri: Ortadoğu’yu değiştirme planı ne olacak?

Fotoğraf: Axel Rangel Garcia
Fotoğraf: Axel Rangel Garcia

Elie Kuseyfi

Salı günü Cenevre'de Rusya-Ukrayna ve ABD-İran müzakerelerinin eş zamanlı olarak yapılması sadece bir tesadüf müydü? Yoksa bu, her iki müzakereye de katılan, Moskova ve Kiev arasında arabuluculuk yapan ve Umman arabuluculuğuyla İran ile müzakere eden ABD'nin kasıtlı bir hamlesi miydi? Bu eş zamanlılığın nedeni, Cenevre'deki her iki müzakereye de katılan Steve Witkoff ve Jared Kushner'in orada bulunması olabilir. İki müzakere oturumunun aynı şehirde yapılması, onları başka bir yere gitmekten kurtardı ve bu da bilhassa Başkan Donald Trump'ın her iki sorunu, özellikle de Rusya-Ukrayna çatışmasını çözmekte acele etmesi nedeniyle görevlerini hızlandırmaya katkıda bulunabilir. Nitekim Trump, Kiev'i hızla bir anlaşmaya varmaya teşvik ediyor ve bu durum Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy'yi kızdırdı, Trump'ın kendisine uyguladığı baskının hiçbir gerekçesi olmadığını belirtti.

İki konu arasında ortak bir bağlantı arayışı, bizi perşembe günü Umman Denizi ve Hint Okyanusu'nda iki ülke arasında yapılacak ortak tatbikatlarla yeni bir seviyeye ulaşacak olan Rus-İran askeri iş birliğine götürüyor. Ancak en önemli konu, Tahran'ın Ukrayna şehirlerini bombalamak için Moskova'ya insansız hava araçları tedarik etmesi olmaya devam ediyor. Fakat bu neden, İran'ın nükleer dosya dışında herhangi bir konuyu görüşmeye hazır görünmemesi nedeniyle biraz olasılık dışı görünüyor. Her ne olursa olsun, bu iki müzakere turunun aynı şehirde eş zamanlı olarak yapılması, bizi bugün dünyadaki en önemli ve ABD’nin de tamamen dahil olmuş durumda olduğu iki olay ile karşı karşıya bırakıyor.

Bu da bizi, İran-ABD müzakerelerinin bölgedeki diğer tüm dosya, çatışma ve anlaşmazlıkların önüne geçtiği bölgeye götürüyor. Ancak burada gündemde olan soru, bu müzakerelerin bu çatışmaların ve anlaşmazlıkların seyrine bir etkisi, daha doğrusu bu çatışmaların ve anlaşmazlıkların, özellikle de İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik savaşının ve bölgesel sonuçlarının, bu müzakerelerin seyrine bir etkisi olup olmadığıdır. Daha önemli olan soru ise iki yıldan fazla süren ve yeni jeopolitik gerçeklikler yaratan, İran'ın stratejik konumunda bir gerilemeye yol açan savaşın sonucundan bağımsız olarak Washington ve Tahran arasında bir anlaşmaya varılıp varılamayacağıdır. Bu nedenle, Washington ve Tahran arasındaki müzakereler bağlamında sorulan temel soru, Hizbullah ve Hamas'ın zayıflaması, Suriye rejiminin devrilmesi ve ABD-İsrail'in İran'ın derinliğine yönelik saldırıları, dahası İran'daki eşi benzeri görülmemiş iç bölünmeden sonra, bu müzakerelerin beklenen sonuçlarının İran'ın stratejik konumundaki bu gerilemeyi yansıtıp yansıtmayacağıdır. Keza Tahran'ın Donald Trump'ın onunla bir anlaşmaya varma arzusunu göz önünde bulundurarak, bu gerilemeyi telafi edip edemeyeceğidir.

Devam eden Amerikan askeri yığınağı bölgesel endişeleri yansıtmakla kalmıyor, aynı zamanda Başkan Trump'ı destekleyen MAGA hareketi içinde bile temel Amerikan hassasiyetlerine dokunuyor

 Her ne pahasına olursa olsun bir anlaşma mı?

Başka bir deyişle, Amerikan Başkanı, bölgesel savaşın tüm sonuçlarını ve İsrail'in tüm kırmızı çizgilerini, özellikle de İran’ın füze programı ve Tahran tarafından desteklenen bölgesel milis gruplar meselesiyle ilgili kırmızı çizgilerini göz ardı ederek, İran ile her ne pahasına olursa olsun anlaşmak mı istiyor? Önceliği, içeriği İran'ın stratejik konumundaki gerilemeyi yansıtmasa ve İran rejimini hem içeride hem de uluslararası alanda kurtarsa bile, İran ile bir anlaşmaya varmak mı?

Trump gibi bir başkanın ne istediğini tahmin etmek zor olsa da İran nükleer meselesini çevreleyen koşullar, ABD Başkanı’nın herhangi bir anlaşmayı kabul edebileceğini göstermiyor. Ancak bu, İran dosyasını yönetmenin onun için kolay olacağı anlamına gelmiyor. Hatta Rusya-Ukrayna savaşı dosyası ve uzun süreli sonuçlarını yönetmekten bile daha zor olabilir. Şüphesiz ki, Başkan ve genel olarak Amerikalılar için iki konu arasındaki temel fark, ABD'nin, 28 Aralık'ta Tahran'daki rejime karşı protestoların başlamasından bu yana Ortadoğu'da olduğu gibi, Rusya-Ukrayna savaşında doğrudan asker konuşlandırmaması ve askeri yığınak yapmamasıdır.

dcf
Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamad el-Busaidi, ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı Jared Kushner, İsviçre'nin Cenevre şehrinde ABD ve İran arasında yapılacak dolaylı görüşmeler öncesinde, 17 Şubat 2026 (Reuters)

Bu devam eden ABD askeri yığınağı bölgesel endişeleri yansıtmakla kalmıyor, aynı zamanda Başkan Trump'ı destekleyen MAGA hareketi içinde bile ABD'deki temel iç hassasiyetlere dokunuyor. Zira MAGA hareketinin Cumhuriyetçi Başkan ile temel anlaşması, ABD'nin yabancı savaşlara karışmaması üzerine kurulu. Bu durum şimdi ABD'nin İsrail'e verdiği desteğe de yansıyor. Geçtiğimiz kasım ayında yapılan bir YouGov anketi, 45 yaşın altındaki Cumhuriyetçi seçmenlerin yüzde 51'inin, 2028 başkanlık ön seçimlerinde İsrail'e vergi mükelleflerinin vergileri ile finanse edilen silah transferlerini azaltmayı savunan bir adayı desteklemeyi tercih edeceğini gösterirken, sadece yüzde 27'si İsrail'e silah tedarikini artırmayı veya sürdürmeyi savunan bir adayı tercih ettiklerini söyledi. Bu, Trump destekçilerinin geniş bir kesiminin “Önce ABD” veya “ABD'yi Yeniden Harika Yap” gibi sloganlara dair anlayışını yansıtıyor ve bu anlayış, bu sloganların kapsamının ABD'nin ötesine uzandığını dikkate almıyor. Ancak, başka iki anket, Amerikalıların yüzde 59'unun geçen haziran ayında İran nükleer tesislerine yapılan ABD saldırısını onayladığını gösterdi. Dolayısıyla olası bir askeri saldırıya desteğinin veya muhalefetinin, saldırının hedeflerine ulaşmadaki başarısına bağlı olduğu göz önüne alındığında, Trump'ın İran ile ilgili herhangi bir kararını etkileyen iç Amerikan faktörü tek yönlü değildir. Trump, tabanına diplomasiye bir şans verdiği ancak bunun ABD çıkarları için olumlu sonuçlar vermediği gerekçesini sunabilir.

Mevcut ABD askeri yığınağı, iki uçak gemisi, 12 savaş gemisi, yüzlerce savaş uçağı ve çok sayıda hava savunma sistemini içerirken, Ortadoğu'ya silah ve mühimmat taşımak için 150'den fazla askeri kargo uçuşu gerçekleştirildi

Cenevre turunda bir ilerleme kaydedildi mi?

Washington ve Tahran arasında yeniden başlatılan müzakerelerin salı günü Cenevre'de yapılan ikinci turunun gidişatı bu bağlamda anlaşılabilir. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin “ABD ile temel ilkeler konusunda bir uzlaşıya varıldığı ve önceki tura kıyasla olumlu gelişmeler olduğu” yönündeki açıklamalarının verdiği iyimserlik esintisine rağmen, konu her zamankinden daha karmaşık görünüyor. Zira Donald Trump'ın, ABD'nin Ortadoğu'daki stratejisinde tam bir darbe gerçekleştirmeye hazır olmadığı sürece, İsrail pahasına İran için stratejik kazanımlar garanti eden bir anlaşmaya varabileceğini hayal etmek zor; ki bunun için henüz hiçbir işaret de yok.

İranlı üç yetkilinin New York Times'a verdikleri demeçlerde, Tahran'ın Trump'ın başkanlığı döneminde uranyum zenginleştirmeyi askıya almaya ve yaptırımların, petrol ambargosunun kaldırılması karşılığında Washington'a yatırım fırsatları sunmaya istekli ve hazır olduğunu belirtmeleri bile mevcut durumla uyumsuz görünüyor. Zira İran dosyası ile ilgili olarak mevcut durum iki nokta ile özetlenebilir; birincisi, Tahran rejimi hem iç hem de uluslararası alanda en zor stratejik gerileme dönemini yaşıyor. İkincisi, İsrail, ABD'nin desteğiyle bölgedeki stratejik konumunu sağlamlaştırmaya çalışıyor. Bu nedenle, ABD'nin İran ile yapacağı herhangi bir anlaşma bu denklemi alt üst etmemelidir. Aksi takdirde, bu anlaşma ABD'nin aleyhine İran’ın elde edeceği açık bir kazanç ve ana müttefiki İsrail için bir kayıp anlamına gelecektir.

Bu sebeple, Arakçi'nin “olumlu gelişmeler, Washington ile yakında bir anlaşmaya varacağımız anlamına gelmiyor, ancak süreç başladı” şeklindeki açıklaması, ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance'in de müzakerelerin iyi ilerlediği ancak İranlıların Trump tarafından belirlenen kırmızı çizgileri kabul etmeye istekli olmadığı yönündeki açıklaması, bu müzakereleri çevreleyen zorlukları yansıtıyor. Müzakerelerin İran'ın pazartesi günü Devrim Muhafızları gözetiminde stratejik Hürmüz Boğazı'nda tatbikatlara başlayacağını duyurması veya son 24 saat içinde bölgeye F-35, F-22 ve F-16'lar da dahil olmak üzere 50 ilave ABD savaş uçağının ulaşması gibi iki taraf arasında devam eden askeri gerilim ortamında gerçekleştiği göz önüne alındığında, kendisini çevreleyen zorluklar daha iyi anlaşılacaktır. Bu uçaklarla birlikte ABD'nin mevcut askeri yığınağı halihazırda iki uçak gemisi, yaklaşık on iki savaş gemisi, yüzlerce savaş uçağı ve çok sayıda hava savunma sistemini içeriyor. Ayrıca, Ortadoğu'ya silah ve mühimmat taşımak için 150'den fazla askeri kargo uçuşu gerçekleştirildi. Ancak bu devasa yığınak, büyüklüğüne rağmen, 2003 yılında Saddam Hüseyin rejiminin devrilmesinin arifesindeki Amerikan askeri yığınağının boyutuna henüz ulaşmadı. O zamanlar altı taarruz grubu bulunurken, şimdi sadece iki grup var. Bazı İsrailli seslere göre bu durum, Trump bunun olabilecek en iyi şey olacağını söylemiş olsa da İran'da rejim değişikliğini amaçlamadığının kanıtıdır.

İsrail, son üç yılda rakiplerine indirdiği tüm darbelere rağmen, şu anda rahat bir stratejik konumda olduğunu iddia edemez

Ancak, ABD merkezli Axios sitesi, bilgi sahibi kaynaklara atıfta bulunarak dün Trump yönetiminin artık İran ile “büyük bir savaşa” girmeye daha yakın olduğunu ve mevcut diplomatik çabaların başarısız olması durumunda bunun yakında gerçekleşebileceğini bildirdi. Ayrıca, İran'a karşı askeri operasyonun, sınırlı operasyonlardan ziyade tam ölçekli bir savaşa daha yakın, haftalarca sürecek geniş bir harekata dönüşebileceği tahmininde bulundu. Bu harekatın, geçen yıl haziran ayındaki 12 günlük savaştan daha geniş kapsamlı ve daha büyük etkiye sahip ortak bir ABD-İsrail harekatı olabileceğine de işaret etti.

Bu da müzakere sürecinin hem ABD hem de İsrail tarafından savaşa hazırlanmak için daha fazla zaman kazanmak amacıyla kullanılan bir geciktirme taktiği mi yoksa Trump'ın İsrail'in taleplerini göz ardı eden bir anlaşmaya gerçekten hazır olup olmadığı sorusunu yeniden gündeme getiriyor. Bu talepler arasında, Binyamin Netanyahu'nun sadece zenginleştirmeyi durdurmakla kalmayıp tüm nükleer altyapının ortadan kaldırılmasında ısrar ettiği nükleer program, Tel Aviv'in menzili 300 kilometreyi geçmeyen füzelerle sınırlandırılmasını istediği İran'ın balistik füze cephaneliği yer alıyor. İsrail, özellikle füze programlarının uluslararası alanda ele alınması konusunda, taleplerini savunurken 1991'deki Irak ve 2003'teki Libya örneklerini gösteriyor. Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre buna ek olarak, İsrail'in Tahran’ın onlara desteğinin kısıtlanmasını talep ettiği İran yanlısı milis gruplar sorunu da var. Buna karşılık, Tahran müzakereleri füze ve milis gruplar sorunlarını içerecek şekilde genişletmeyi, keza nükleer programını tamamen bitirmeyi reddediyor.

fvgb
İsviçre Dışişleri Bakanı ve Federal Konsey Üyesi Ignazio Cassis ve İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre'de İsviçre ve İran arasında yapılan ikili görüşme sırasında, 17 Şubat 2026 (Reuters)

Bütün bunlar Donald Trump'ı zor bir ikilemle karşı karşıya bırakıyor. Bir yandan, bölgesel müttefiklerinin çekinceleri ve potansiyel maliyetler ve riskler göz önüne alındığında, İran'a karşı askeri harekatı önleyecek bir anlaşma istiyor. Diğer yandan, Tahran ile iki yıldan uzun süren en uzun bölgesel savaşını yürüten İsrail'in bölgedeki stratejik üstünlüğünü zayıflatacak bir anlaşmaya varamaz. Aynı zamanda İsrailli güvenlik yetkilileri, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın “Sünni dünyayı birleştirerek ve Mısır gibi eski Arap düşmanlarını da içeren yeni bir bölgesel sistem kurarak” İsrail'i diplomatik olarak kuşatmaya çalıştığı değerlendirmesinde bulunuyor. Onlara göre Ankara'nın amacı, İran’ın ateş duvarını İsrail'i çevreleyen birleşik bir Sünni diplomatik duvarla değiştirmek, böylece İsrail'in manevra özgürlüğünü azaltmak ve onu siyasi olarak izole etmektir. Bu nedenle, İsrail, son üç yılda rakiplerine indirdiği tüm darbelere rağmen, şu anda rahat bir stratejik konumda olduğunu iddia edemez. Bu durum, ana müttefiki olan ABD'nin çıkarlarını ve stratejik konumunu da etkiliyor. Yahut en azından, bu durum Washington'u İsrail ve bölgedeki diğer müttefiklerinin çıkarlarını dengelemek gibi zorlu, hatta çok meşakkatli bir görev ile karşı karşıya bırakıyor. Ancak, tasavvur edilmesi ve anlaşılması daha zor olan, Trump'ın, zamanlaması ve içeriğiyle, Netanyahu'nun son iki yıldır ABD’nin büyük finansmanıyla desteklenen “Ortadoğu'yu değiştirmek” ile ilgili tüm açıklamalarını kesin ve nihai olarak geçersiz kılacak bir anlaşma yoluyla İran'ı kurtarma hamlesinde bulunmasıdır.


Lara Trump açıkladı: Başkan, dünya dışı yaşamın keşfini duyurmak için bir konuşma hazırladı

ABD Başkanı Donald Trump’ın gelini Lara Trump (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump’ın gelini Lara Trump (Reuters)
TT

Lara Trump açıkladı: Başkan, dünya dışı yaşamın keşfini duyurmak için bir konuşma hazırladı

ABD Başkanı Donald Trump’ın gelini Lara Trump (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump’ın gelini Lara Trump (Reuters)

Lara Trump, ABD Başkanı Donald Trump’ın, uzaylıların keşfi ilan edilirse okumak üzere önceden hazırlanmış bir konuşması olduğunu açıkladı.

43 yaşındaki Lara Trump, bu açıklamayı dün yayımlanan Pod Force One adlı podcast bölümünde yaptı. Söz konusu açıklama, eski Başkan Barack Obama’nın geçen hafta sonu yapılan röportajında uzaylıların varlığına dair yaptığı açıklamalara atıfla geldi.

Podcast sırasında sunucu Miranda Devine, Lara’ya “Eski Başkan Obama yakın zamanda bir podcastte uzaylılara inandığını ve başkanlığı sırasında bir şeyler gördüğünü ima etti. Başkanla UFO konusunu konuştunuz mu? Sizce bu konuda bir açıklama yapacak mı?” diye sordu.

Lara Trump yanıtında, “Komik olan şu ki, eşim Eric ile birlikte babasına bunu sorduk ve ‘Sen ne biliyorsun?’ dedik” ifadesini kullandı. Başkan’ın, kendisine ve Eric’e dünya dışı yaşam olasılığı sorulduğunda ‘bir şeyler saklıyormuş gibi davrandığını’ belirtti.

Lara sözlerini şöyle sürdürdü: “Ben ve Eric dedik ki, Tanrım, her şeyi bize anlatmak bile istemiyor, belki bunun ötesinde bir şey var. Farklı kaynaklardan duydum ki, babam bunu bizzat söylemiş: Bir konuşması var ve doğru zamanda bunu açıklayacak… Ne zaman olacağını bilmiyorum… Belki de bu, dünya dışı yaşamla ilgili bir konudur.”

Bu açıklamalar, eski Başkan Barack Obama’nın hafta sonu katıldığı bir podcastte yaptığı yorumların ardından geldi. Obama, uzaylılarla ilgili soruya, “Varlar, ama ben görmedim ve bir yerde tutulduklarını sanmıyorum. Herhangi bir yer altı tesisi yok, tabii ki ABD Başkanı’ndan saklanan devasa bir kompleks yoksa” yanıtını vermişti.

Obama’nın sözleri internet ortamında geniş yankı uyandırdı ve bunun üzerine Instagram hesabından bir açıklama yaptı. Açıklamasında, “Hızlı tur formatına uymaya çalışıyordum, ama konu büyük ilgi görünce açıklama yapayım. İstatistiksel olarak ev çok geniş, bu da yaşam olasılığını artırıyor” dedi.

Eski başkan ayrıca, “Yıldız sistemleri arasındaki mesafeler çok büyük, bu nedenle uzaylıların bizi ziyaret etme olasılığı düşük. Başkanlığım sırasında uzaylılarla iletişim olduğuna dair herhangi bir kanıt görmedim” ifadelerini kullandı.

Yıllardır, özellikle Nevada eyaletinin güneyinde gizemli Area 51 üssüyle ilgili olarak, uzaylılar ve UFO varlığı üzerine spekülasyonlar devam ediyor. Geçen yıl yayımlanan bir belgesel, Trump’ın yakın zamanda başka yaşam formlarını tanıyabileceğine işaret etmişti.

Tüm bu iddia ve spekülasyonlara rağmen Donald Trump, görevine geri dönmesinin ardından uzaylıların varlığı konusunda henüz kesin bir açıklama yapmış değil.