Ürdün neden Biden'ın kazanmasını istiyor?

Trump'ın yeniden seçilmesi, Amman için büyük bir siyasi dönüm noktası veya bölgesel ve uluslararası izolasyonla karşı karşıya kalma anlamına geliyor

Ürdün Kralı 2016 yılında Joe Biden'ı kabul etmişti  (Fotoğraf: Halil Mazraavi)
Ürdün Kralı 2016 yılında Joe Biden'ı kabul etmişti  (Fotoğraf: Halil Mazraavi)
TT

Ürdün neden Biden'ın kazanmasını istiyor?

Ürdün Kralı 2016 yılında Joe Biden'ı kabul etmişti  (Fotoğraf: Halil Mazraavi)
Ürdün Kralı 2016 yılında Joe Biden'ı kabul etmişti  (Fotoğraf: Halil Mazraavi)

Tarık Dilovani
Ürdün hükümeti, ne ABD seçimleri ne de Beyaz Saray'a kimin geleceği ile ilgili resmi tutumlarını ve tahminlerini açıklamaktan kaçınıyor. Amman her zaman ABD’de yönetime ister Cumhuriyetçi Parti ister Demokrat Parti gelsin hepsiyle iletişim kurabileceğini ve Washington ile ilişkisinin stratejik ve sağlam olduğunu vurgulamıştır. ABD’de başkanlık seçimleri yaklaşırken Amman, tablo netleşene kadar birçok iç ve dış dosyayı erteleyen birçok Arap ülkesinin başkentlerinde olduğu gibi endişeyle seçim yarışının sonuçlarını bekliyor.
Amman’ın her ne kadar dile getirilmese de Demokratların başkan adayı Joe Biden’a yönelik bir eğilimi söz konusu ve bu sadece Ürdün diplomasisinin kapalı kapıları ardında dillendiriliyor. Bununla birlikte ABD Başkanı Donald Trump'ın yeniden seçileceğine olan güçlü inanç, Amman’ı önümüzdeki dört yıl boyunca bu gerçeğin getirdiği büyük bir siyasi dönüşümle veya ekonomik kriz ve içerideki sorunlar çerçevesinde bölgesel ve uluslararası izolasyonla karşı karşıya bırakıyor.

Sağlam bir ittifak
Washington’a yakın Ürdünlü isimlerin en önemlilerinden biri olarak kabul edilen eski Ürdün Enformasyon Bakanı Muhammed el-Mumeni, iletişim ve medya devrimi çağında ABD’deki başkanlık seçimlerinin, artık müdahale edilemeyecek bir iç ve egemenlik meselesi olmadığına işaret etti. Mumeni ayrıca Beyaz Saray'ın dış politikasının, özellikle barış süreci, Filistin meselesi, Suriye'deki kriz ve hatta İran'la nükleer anlaşmaya ilişkin tutum ile ilgili olarak Ürdün ve Ortadoğu'yu büyük ölçüde etkilediğini iddia etti. Mumeni, Trump ve Biden'ın bu dosyalara ilişkin farklı görüşlere sahip olmalarının, ABD başkanlık seçimlerini, belki de şimdiye kadarki en önemli süreç haline getirdiğini söyledi.
Konu Beyaz Saray'ı kimin yönettiğine geldiğinde ise Ürdün'ün ayrıcalıklı bir konuma sahip olduğunu söyleyen Mumeni, “Hem Cumhuriyetçilerle hem de Demokratlarla stratejik anlayış aşamasına gelmiş farklı kurumsal ittifaklarımız var.  Beyaz Saray’da başkanlık koltuğuna kim oturursa otursun, yardım, ekonomi ve güvenlik konusundaki ilişkimiz devam eder” şeklinde konuştu.

İki devletli çözüm
Gazeteci yazar Fahd el-Haytan ise Mumeni’den farklı düşünüyor. Haytan’a göre Trump'ın seçimleri kaybetmesi, Ürdün için, örneğin İsrail ile Arap ülkeleri arasındaki barış trenini durdurmak ve rakibi Joe Biden'ın desteklediği ve Ürdün'ün çıkarına olan iki devletli çözüme bağlı kalmak gibi bir çok konuda önem arz ediyor. Yine Haytan’a göre Trump'ın seçimleri kazanması halinde ise bölgedeki en az beş ülkenin İsrail ile barış anlaşması imzalayanların arasına katılacağı, Beyaz Saray'da daha baskın bir yönetim olacağı ve Suudi Arabistan ile Mısır dışında Arap ülkelerinden istenen desteğin alınamaması nedeniyle Ürdün'ün siyasi tutumunun zayıflayacağı, Filistin meselesinin ivmesini tamamen kaybedeceği, uluslararası diplomasi gündeminde sadece ikincil bir dosya haline geleceği ve bölgede yeni oluşacak ‘Ülkeler Ligi'nin İsrail liderliğinde olacağı anlamına geliyor.

Dönüm noktası
Eski Kültür ve Gençlik Bakanı Muhammed Ebu Rumman ise ABD başkanlık seçimlerinin sonuçlarının Ürdün’ün ABD ile ilişkilerinde bir dönüm noktası olacağına inanıyor. Amman’ın seçenekleri ve Filistin meselesiyle ilgili tutumlarına ilişkin Ürdün’ün stratejilerinde büyük bir değişiklik olabileceğine işaret eden Ebu Rumman, Ürdün, Trump’ın ikinci kez başkan olması durumunda, özellikle ABD'nin Ürdün’ün gücünün kaynaklarından biri olan bölgede oynadığı jeostratejik rolünü ve bölgedeki ABD-İsrail politikalarında arabulucu veya önemli bir aktör olma potansiyelini görmezden geldikten sonra Amman’ın Washington’ın uzlaşı ve Filistin meselesi konusundaki tutumlarına uyum sağlaması gerektiğini belirtti.  Ebu Rumman ayrıca, Ürdün’ün Filistin Yönetimi'nin parçalanması halinde, Trump’ın Ürdün pahasına Filistin meselesini tasfiye etmesi veya Ürdün'ün Batı Şeria'daki rolünü yeniden canlandırmasıyla ilgili üstü kapalı endişeleri olduğuna işaret etti.
Geçmişte Cumhuriyetçilerin Ürdün'e Demokratlardan daha yakın olduğunu öne süren Ebu Rumman, Trump’ın tüm bu denklemleri tersine çevirdiğini, bu nedenle Amman’ın, iki devletli çözüm olan bağlılığı nedeniyle Biden'ı tercih ettiğini söyledi. Çünkü Biden, ABD’nin barış planına kısmen karşı çıkarken İsrail’in tek taraflı adımlarına da karşı çıkıyor. Bu yüzden Biden’ın seçilmesi, Ürdün'ün üzerindeki yükü hafifletebilir.  Fakat Biden’ın aynı zamanda ABD büyükelçiliğinin Kudüs'e taşınmasını ve Arap ülkeleri ile İsrail arasında yapılan barış anlaşmalarını desteklediği biliniyor.

Stratejik ortak
Araştırmacı yazar Zeyd Nivayse, Ürdün’ün onlarca yıldır ABD’nin önemli bir stratejik ortağı olduğunu, bu yüzden Amman’ın Washington ile olan ilişkisinin Demokrat veya Cumhuriyetçi bir başkanın seçilmesinden etkilenmeyeceğini, Trump’ın yeniden kazanmasına hazırlanmasına rağmen herhangi bir partiden çıkacak başkanla da iletişim kurabileceğini söyledi. Bununla birlikte Nivayse, Trump'ın, ABD’de başarılı olan Cumhuriyetçi başkanlar arasında dahi Ürdün’e bir dost gibi görünmediği ve Yüzyılın Anlaşması’nda Ürdün’ün siyasi ve egemen çıkarlarını hesaba katmadığı için farklı bir başkan olduğunu düşünüyor.
ABD Başkanı'nın Filistin Yönetimi'nin rolünü sınırlama, ABD’nin desteğini durdurma, ABD büyükelçiliğini Kudüs'e taşıma ve iki devletli çözümü kapsayan Arap Barış Girişimi’ni iptal etme gibi kararları nedeniyle Ürdün'ün Filistin meselesinde ödediği bedeli daha da ağırlaştırdığına inanan Nivayse, Amman’ın Ortadoğu ve Filistin meselesine farklı bir yaklaşım sergileyebileceği veya en azından Yüzyılın Anlaşması’nı iyileştirilebileceği için Biden'ın başkan olması halinde daha rahat hareket edebileceğini belirtti.
Nivayse sözlerini şöyle sürdürdü:
“Eğer Biden kazanırsa Ürdün için olumlu sinyaller verdiğinden görev süresi boyunca Amman ile Washington arasındaki ilişkiler iyileşebilir. Ancak Demokratların siyasi vizyonu ve Hillary Clinton'ın siyasi reformlar, siyasal İslamcı hareketler ile diğer grupların benimsenmesi ile ilgili verdiği mesajlar da rahatsız edici.”

 İki ülke arasındaki bir gergin bir gevşek ilişki
Ürdün-ABD ilişkileri, Trump’ın ABD başkanlığı sırasında, özellikle 2019 yılında Amman’ın Trump'ın barış planını reddettiğini açıklaması ve Washington’ın İsrail’in Ürdün Vadisi ile Batı Şeria'da egemenliğini tanıyacağını açıkladığı sırada gerildi. Bununla birlikte ABD’nin Amman Büyükelçisi, 2017'den Mayıs 2020’ye kadar Ürdün’e adım atmadı. Bu süre zarfında Ürdün, Beyaz Saray ve ABD Kongresi ile iletişim kanallarını açan Ürdün Kralı 2. Abdullah'ın Ürdün-ABD ilişkilerini doğrudan yönetmesine rağmen, ABD yönetimiyle, özellikle Beyaz Saray'da etkili olan (Başkan Trump’ın damadı ve danışmanı Jared) Kushner akımıyla uzlaşıya varılamadı.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, Ürdün, ABD’nin yeni Amman Büyükelçisi Henry T. Wooster tarafından dile getirilen ‘yeni Ürdün’ ifadesinden duyduğu endişeyi de dile getirdi.
ABD Dışişleri Bakanlığı’na göre 2019’da Ürdün’e yapılan ekonomik yardım hacmi bir milyar doları aştı. Bu yüzden Washington her zaman Amman'ın başlıca ve en güçlü müttefiki ve en önde gelen mali bağışçısı olarak görüldü. ABD-Ürdün ilişkileri son 40 yıldır yakın ve iyi bir çizgide devam etti. ABD, 1951 yılından bu yana Ürdün'e 20 milyar dolardan fazla yardımda bulunurken güvenlik, sağlık, eğitim ve su kaynakları alanlarında önemli destek sağladı.



Trump-Şi zirvesi: Liderler istediklerini elde edebildi mi?

Trump, Şi'yle "müthiş bir görüşme gerçekleştirdiklerini" söyledi (AP)
Trump, Şi'yle "müthiş bir görüşme gerçekleştirdiklerini" söyledi (AP)
TT

Trump-Şi zirvesi: Liderler istediklerini elde edebildi mi?

Trump, Şi'yle "müthiş bir görüşme gerçekleştirdiklerini" söyledi (AP)
Trump, Şi'yle "müthiş bir görüşme gerçekleştirdiklerini" söyledi (AP)

ABD Başkanı Donald Trump'la Çin Devlet Başkanı Şi Cinping arasındaki görüşmenin yankıları sürüyor.

Şi'yi özel törenle Beyaz Saray'da ağırlayan Trump, "Ülkelerimiz için daha iyi bir gelecek inşa etmek üzere birlikte çalışmayı sürdüreceğiz" dedi.

Çin lideri de görüşmenin, "stratejik istikrar temelli Çin-ABD ilişkilerine yeni bir boyut kazandırdığını ve ikili ilişkiler için yeni bir stratejik yol haritası sunduğunu" söyledi.

Normalde kasımda sonlanması beklenen iki ülke arasındaki ticaret ateşkesi de ocak ayına kadar uzatıldı.

Bu nedenle gümrük tarifeleri, Çin'in nadir toprak elementleri üzerindeki hakimiyeti ve ABD'nin gelişmiş çiplerine erişim sorunları gibi temel problemlerin görüşülmesi ilerideki muhtemel müzakerelere bırakıldı.

BBC'nin analizinde, Şi'nin ticaret ateşkesi açısından istediğini alamadığı yorumu yapılıyor. Pekin yönetiminin sürenin en az bir yıl daha uzatılmasını beklediğine işaret ediliyor. Öte yandan Wall Street Journal ise Pekin'in en az iki yıl daha uzatma istediğini yazıyor.

Diğer yandan Trump'ın Şi'yi havalimanında bizzat karşılamasının ve düzenlenen görkemli resepsiyonun iki lider arasındaki imajı güçlendirdiği yazılıyor. Çin sosyal medyasında iki lideri karşılaştıran çok sayıda paylaşım yapıldığı aktarılıyor.

Toplantıda yapay zeka alanındaki gelişmeler de değerlendirildi. Çin lideri, yapay zeka teknolojisinin her zaman insan kontrolünde kalması gerektiğini vurguladı. Ancak tarafların herhangi bir güvenlik önleminde uzlaşıp uzlaşmadığı belirsiz kaldı.

Son dönemde özellikle Amerikan medyasında Çin'in İran'a askeri destek verdiğine dair iddialar paylaşılmış, Pekin ise bunları defalarca yalanlamıştı. WSJ'nin analizinde, İran meselesiyle ilgili herhangi bir somut adım atılıp atılmayacağının netleşmediğine işaret ediliyor.

Tayvan da görüşmelerin önemli başlıklarından biri oldu. Şi, ABD'nin Tayvan'a silah satışlarını Çin'in kırmızı çizgisi olduğunu tekrar vurgulayarak Washington'ın konuyu "ihtiyatla ele almasını umduğunu" söyledi.

Trump henüz Tayvan meselesiyle ilgili bir açıklama yapmadı. Mayısta Şi'yle yaptığı görüşmenin ardından Tayvan'a yönelik 14 milyar dolarlık silah paketinin onayını ertelemişti.

Diğer yandan Telegraph'ın analizinde, Şi'nin ABD ziyareti öncesinde Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ), BRICS ve Mısır temaslarıyla birlikte çok sayıda dünya lideriyle görüştüğü hatırlatılıyor.

Beyaz Saray'ın küresel sistemdeki merkezi rolünün zayıflamaya başladığı, Pekin'in başka ülkelerle de ilişkilerini güçlendirerek Washington'ın bıraktığı boşlukları doldurmaya çalıştığı yorumu yapılıyor.

Çin Komünist Partisi'nin İngilizce yayın organı Global Times ise tüm rekabete rağmen iki ülke liderinin bir araya gelmesinin dünyaya olumlu bir mesaj gönderdiğini yazıyor.

Çin'deki Tsinghua Üniversitesi'nden Da Wei, görüşmenin istikrar ve süreklilik için kritik öneme sahip olduğunu vurguluyor.

Trump, Şi onuruna bu akşam özel bir yemek verecek. Etkinliğe Jeff Bezos, Elon Musk, Sam Altman ve Tim Cook gibi önde gelen ABD'li iş insanlarının katılması bekleniyor.

Independent Türkçe, Reuters, Wall Street Journal, BBC, Global Times, Telegraph


Etiyopya: Eski rakiplerin oluşturduğu ittifak, Abiy Ahmed’e karşı yeni bir cephe açıyor

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed dün Cibuti’yi ziyaret etti ve Cumhurbaşkanı İsmail Guelleh tarafından kabul edildi. (Etiyopya Haber Ajansı)
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed dün Cibuti’yi ziyaret etti ve Cumhurbaşkanı İsmail Guelleh tarafından kabul edildi. (Etiyopya Haber Ajansı)
TT

Etiyopya: Eski rakiplerin oluşturduğu ittifak, Abiy Ahmed’e karşı yeni bir cephe açıyor

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed dün Cibuti’yi ziyaret etti ve Cumhurbaşkanı İsmail Guelleh tarafından kabul edildi. (Etiyopya Haber Ajansı)
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed dün Cibuti’yi ziyaret etti ve Cumhurbaşkanı İsmail Guelleh tarafından kabul edildi. (Etiyopya Haber Ajansı)

Etiyopya’da 2018 yılında iktidara gelen Abiy Ahmed, onlarca yıl süren çatışmaların yıprattığı ülkesinde barışın sağlanması ve birliğin tesis edilmesi hedefiyle yola çıktı. Bu süreçte Nobel Barış Ödülü’ne layık görülen Ahmed, aradan geçen 8 yılın ardından dünün en önemli müttefiklerinin bugünün düşmanlarına dönüştüğü dramatik bir tabloyla karşı karşıya.

Abiy Ahmed’e karşı bazı eski müttefiklerinin öncülüğünde silahlı bir ittifakın kurulması ve ülkenin kuzeyinde sahadaki kontrolün ele geçirilmesi, Eritre ile yaşanan gerilime yeni bir boyut ekledi. Eritre, 2020 yılında Tigray Halk Kurtuluş Cephesi’ne (TPLF) karşı yürüttüğü savaşta Ahmed’in destekçileri arasında yer almıştı. Ancak iki ülke arasındaki ilişkiler daha sonra giderek tırmanan bir husumete dönüştü.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, krizin seyri konusunda farklı görüşler ortaya koyuyor. Bazı uzmanlar krizin daha da kötüleşmesinin muhtemel olduğunu belirtirken, bazıları ise yaşananların geçici ve dönemsel olduğunu değerlendiriyor. Bununla birlikte uzmanlar, krizin nedenleri arasında Abiy Ahmed ile eski müttefikleri arasındaki anlaşmazlıkların derinleşmesi ve özellikle Asmara’dan gelen dış desteğin etkili olduğu konusunda hemfikir.

Beklenmedik bir ittifak

Etiyopya’daki kriz, pazar günü aralarında TPLF, Amhara’daki Fano Ulusal Hareketi ve Oromo Kurtuluş Ordusu’nun (OLA) da bulunduğu yedi silahlı gücün Hayatta Kalmak İçin Etiyopya Halk Güçleri İttifakı adı verilen bir oluşum kurduklarını açıklamasıyla yeni bir aşamaya girdi. İttifak, Başbakan Abiy Ahmed hükümetine son verilmesini ve kapsayıcı bir geçiş yönetimi kurulmasını hedeflediğini duyurdu.

Afrika meseleleri uzmanı Ali Mahmud Kelni, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, söz konusu güçlerden bazılarının yakın zamana kadar birbirine karşı cephelerde savaşıyor olmasının dikkat çekici olduğunu belirtti. Kelni’ye göre Amhara’daki Fano’nun tutum değiştirmesi, ‘dünün müttefikleri arasındaki ittifaklar haritasının değiştiğinin en önemli göstergelerinden biri’ olarak öne çıkıyor. Fano’nun, hükümete karşı çıkan başlıca silahlı güçlerden bazılarını bir araya getiren oluşumun ortaya çıkışını desteklemesi, bu değişimin göstergesi olarak değerlendiriliyor.

Fano grupları, 2020-2022 yılları arasındaki savaş sırasında federal güçlerin yanında TPLF’ye karşı savaşmıştı. Ancak Amhara bölgesinin güvenliği ve Pretoria Anlaşması sonrasındaki düzenlemeler konusunda anlaşmazlıkların artmasıyla hükümetle karşı karşıya geldi. Özellikle hükümetin 2023 yılında bölgelerin özel kuvvetlerini lağvederek mensuplarını ordu ve polis teşkilatına dahil etme kararı, Amhara’da bölgenin güvenlik kapasitesinin zayıflatılacağı yönünde geniş çaplı endişelere yol açtı. 2023’ten bu yana Fano savaşçıları ile federal güçler bölgede silahlı çatışmalara giriyor.

Tigray’da ise 2022 tarihli Pretoria Anlaşması, özellikle ihtilaflı topraklar, güvenlik düzenlemeleri ve cephe ile federal hükümet arasındaki ilişkilerin geleceği konusunda tüm sorunları çözüme kavuşturamadı. 2026 yılında gerilimlerin yeniden tırmanmasıyla birlikte çatışma sarmalı hızlandı ve TPLF’nin de katıldığı bu silahlı ittifakla Abiy Ahmed’in karşı karşıya olduğu güçlerin sayısı arttı.

Oromia’da ise hükümet ile OLA arasındaki çatışma devam etti. Hareket, Abiy Ahmed’in iktidara gelmesinin ardından Etiyopya’ya dönmüş, ancak daha sonra o da yeniden silahlı mücadeleye başlamıştı.

Kelni’ye göre, birkaç yıl önce Abiy Ahmed’e ilişkin senaryolarda gerçekleşmesi uzak görülen bu oluşum artık bir gerçeklik haline geldi. Kelni, söz konusu güçlerin tek bir ittifak altında birleşmesinin federal hükümet ile bazı bölgesel silahlı güçler arasındaki uçurumun giderek büyüdüğünü gösterdiğini belirtti.

Kelni’ye göre bu güçleri şu aşamada bir araya getiren temel unsur, ortak bir siyasi projeden ziyade merkezi hükümetin politikalarına karşı olmaları.

Etiyopyalı siyasi analist Zahid Zeydan ise bu güçleri Abiy Ahmed hükümetine karşı yakınlaşmaya ve koordinasyon arayışına iten gelişmelerin bölgesel dinamikler ve dış destekle bağlantılı olduğunu düşünüyor. Zeydan, burada Eritre’nin tutumunun yanı sıra siyasi husumet ve bu güçlerin federal hükümet tarafından göz ardı edildiğini düşündüğü bölgesel ve tarihsel taleplerin etkili olduğunu belirtiyor. Bu durum, söz konusu grupların kendi aralarındaki tarihsel derin anlaşmazlıklara rağmen ortaya çıkmış durumda. Nitekim Fano güçleri iki yıl öncesine kadar Tigray’a karşı yürütülen savaşta federal ordunun yanında yer almıştı.

Tırmanan çatışma

Sahada ise TPLF’nin ülkenin kuzeyindeki havalimanlarının kontrolünü ele geçirmesinin ertesi günü Etiyopya ordusu dün yaptığı açıklamada, ülkenin kuzeyindeki çatışmalarda 272 isyancının öldürüldüğünü duyurdu. Abiy Ahmed ise hızla tırmanan gelişmelere doğrudan değinmeden, ekonomik ilişkileri güçlendirmeyi amaçlayan ortak bir projeyi duyurmak üzere komşu Cibuti’ye gitti.

Gerilimin tırmanmasının ardından ABD’nin Etiyopya Büyükelçisi Irvin J. Massinga, çarşamba günü TPLF yönetiminin geniş çaplı bir saldırı başlatma kararından duyduğu hayal kırıklığını dile getirdi. Massinga, “ABD’nin bu yılın başlarında yaptırım uyguladığı TPLF yönetiminin bugün geniş çaplı bir saldırı başlatma kararından hayal kırıklığı duyuyorum. Devlet Başkanı Olusegun Obasanjo’nun liderliğinde Afrika Birliği (AfB) tarafından yürütülen diyaloğu reddetmek ve kazanılamayacak bir savaşa girmek halka hiçbir fayda sağlamıyor. Diğer silahlı grupların da bu yolu izlemekten kaçınması akıllıca olacaktır” ifadelerini kullandı.

Yeni silahlı ittifakın en önemli unsurlarından biri olan Tigray’daki isyancılar çarşamba günü bölgenin başkenti Mekelle’deki havalimanının kontrolünü federal polisten aldı. Güvenlik ve yerel kaynaklar, mevcut durum nedeniyle Ethiopian Airlines’ın bölgeye yönelik uçuşlarını askıya aldığını çarşamba günü Reuters ve AFP’ye bildirdi.

Abiy Ahmed’in devam eden çatışmalar sırasında kaybettiği bu cephe ve yeni ittifakın geleceği konusunda Kelni, oluşumun silahlı muhalefet açısından önemli bir dönüşüm olduğunu belirtti. Kelni, ittifakın Tigray, Amhara ve Oromia ile diğer bölgelerden güçleri tek bir siyasi çatı altında bir araya getirdiğini, ancak bunun söz konusu grupların mutlaka yekpare bir cephe oluşturduğu anlamına gelmediğini ifade etti. Toprak, kimlik, devletin yapısı ve iktidarın paylaşımı konularındaki anlaşmazlıkların devam ettiğini belirten Kelni, özellikle Amhara ile Tigray arasındaki sorunların sürdüğüne dikkat çekti. Ayrıca her hareketin hükümetle ve diğer güçlerle yaşadığı farklı geçmişe ve kendine özgü yerel gündeme sahip olduğunu vurguladı.

Kelni’ye göre Etiyopya ile Eritre arasındaki gerilim, Sudan’daki savaş ve Kızıldeniz bölgesindeki nüfuz mücadelesi, Etiyopya içindeki herhangi bir tırmanışın ülke sınırlarını aşan sonuçlar doğurmasına yol açabilecek faktörler arasında yer alıyor. Kelni, Abiy Ahmed hükümetinin karşı karşıya olduğu zorluğun yalnızca dağınık silahlı gruplarla mücadele etmekten ibaret olmadığını, aynı zamanda çok sayıda yerel çatışmanın ortak bir siyasi ve askeri çerçeveye dönüşmesi ihtimalini de içerdiğini belirtti.

Ancak Zeydan, mevcut ittifakın geçici ve dönemsel olduğu görüşünde. Zeydan’a göre bu süreç sona erene kadar, ‘devlet inşa etmek için ortak bir siyasi veya askeri zeminin bulunmaması’ nedeniyle can kayıplarının ve istikrarsızlığın maliyeti artacak. Zeydan ayrıca Afar ve Benishangul-Gumuz’daki başlıca oluşumların ittifaka katılmayı reddettiğine ve Etiyopya kamuoyunun da bu silahlı ittifaka karşı olduğuna dikkat çekerek, ittifakın dışarıdan yönlendirilen planların etkisiyle hareket ettiğine yönelik bir kanaatin bulunduğunu savundu.


Kel kartaldan ballı dondurmaya... Trump ve Şi’nin Beyaz Saray’daki yemeğinin detayları

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’ın Doğu Salonu’nda düzenlenen resmi akşam yemeği sırasında Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile el sıkışırken (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’ın Doğu Salonu’nda düzenlenen resmi akşam yemeği sırasında Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile el sıkışırken (AP)
TT

Kel kartaldan ballı dondurmaya... Trump ve Şi’nin Beyaz Saray’daki yemeğinin detayları

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’ın Doğu Salonu’nda düzenlenen resmi akşam yemeği sırasında Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile el sıkışırken (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’ın Doğu Salonu’nda düzenlenen resmi akşam yemeği sırasında Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile el sıkışırken (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’i Çinli liderin ziyaretinin ikinci gününün sonunda dün akşam Beyaz Saray’da düzenlenen resmi akşam yemeğinde ağırladı. Trump, etkinlik sırasında Şi’ye sembolik bir hediye olarak kel kartal heykeli takdim etti. Ayrıca Şi ve yemekteki diğer konuklara, yapımı halen devam eden Beyaz Saray’ın yeni büyük balo salonunu gezdirdi.

d
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı Beyaz Saray’da ağırladı. (DPA)

‘Amerika’yı simgeleyen’ kel kartal heykeli

Trump, Çin Devlet Başkanı’na, ABD’nin ulusal sembolü olan kel kartal heykeli hediye etti. Trump, hediyenin ‘olağanüstü bir Amerikalı sanatçı’ tarafından yapıldığını söyledi.

Trump, akşam yemeğinde yaptığı konuşmada, “Kel kartal, ABD’nin ulusal sembolü ve özgür Amerika’nın yükseklerde süzülen ruhunun bir temsilidir” dedi. Trump ayrıca, “Umarız Pekin’de kendisine güzel ve görkemli bir yer bulur” ifadesini kullandı.

f
ABD Başkanı Donald Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’e bir kel kartal heykeli takdim ederken (EPA)

Balo salonuna davet

Çin Devlet Başkanı Şi’ye vereceği hediyeyi açıklamadan önce Trump, akşam yemeğinin konuklarını yapımı halen devam eden Beyaz Saray’ın yeni büyük balo salonunda gezmeye davet etti.

Trump, “Başkan Şi ve Bayan Peng onuruna özel bir jest olarak, buradaki herkesi arka kapıdaki şu güzel perdenin ardında bulunan yeri ziyaret etmeye davet etmek istiyorum. Burası tamamen aydınlatıldı ve harika görünüyor” dedi.

Trump sözlerini şöyle sürdürdü: “Oraya ilk ayak basan sizler olacaksınız. Muhtemelen bu geceki eğlence programının ardından bunu gerçekleştireceğiz. Herhangi birinizin, temiz ve pırıl pırıl olmasıyla dikkat çeken bu inşaat alanını ziyaret etmesinden onur duyarız.”

Söz konusu ziyaret, Beyaz Saray’da büyük resmi etkinlik ve törenlere ev sahipliği yapması amacıyla yeni bir balo salonu inşa edilmesi projesi kapsamında gerçekleştirildi.

Amerikan lezzetlerini Çin dokunuşlarıyla bir araya getiren akşam yemeği

Resmi akşam yemeğinin menüsü üç yemekten oluştu. Menüde ‘Amerikan malzemeleri ve hafif Çin dokunuşları’ bir araya getirilirken, yemekler First Lady Melania Trump’ın damak zevkinden ilham alınarak hazırlandı.

Melania, “Bir devlet yemeğinin planlanması çok sayıda ayrıntıyı içeriyor. Uyulması gereken bir protokol var ve bu etkinliğin her detayında yer aldım” dedi.

cyjuhgd
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’ın Doğu Salonu’nda verilen devlet yemeğinde tercümanlar aracılığıyla konuşurken, First Lady Melania Trump Elon Musk’ı dinliyor. (AFP)

First Lady’nin ofisinin Fox News’e sunduğu etkinlik menüsüne göre, yemekte mevsimsel malzemelerin yanı sıra Amerikan ve Asya mutfaklarından esinlenen çeşitli yemekler yer aldı.

Başlangıç ​​olarak çorba ve mantar

İlk yemek, kadifemsi sarı kabak çorbası, yavaş pişirilmiş yabani mantar, çıtır pastırma ve taze soğan yağıyla hazırlandı.

Menüde yemek, tatlı sarı kabaktan hazırlanan, mevsimsel aromalarının zarif biçimde öne çıkarılması amacıyla özenle harmanlanmış, ipeksi kıvamda kadifemsi bir çorba olarak tanımlandı. Çorbaya ayrıca taze otlarla sotelenmiş yabani mantar eşlik etti.

Bu malzemeler bir araya gelerek zengin aromalı bir çorba oluştururken, çıtır pastırma yemeğe lezzetli ve isli bir tat kattı. Üzerine gezdirilen taze soğan yağı ise yemeğe ferahlatıcı bir dokunuş ve hafif sarımsak aroması verdi.

Susam kaplamalı levrek

Bir sonraki yemek, susam kabuğuyla kaplanmış levrek filetosu, yavaş pişirilmiş Çin lahanası, közlenmiş patlıcan ve Fransız usulü yeşil ot sosundan oluştu.

Menüdeki açıklamaya göre susam kabuğu, balığın yumuşaklığını korurken yemeğe kuruyemişi andıran aromatik bir tat kattı. Levrek, küçük ve çıtır Çin lahanası ile hafif karamelize bir lezzet kazanan közlenmiş patlıcanla servis edildi.

Yemeğin üzerine taze otlardan hazırlanan canlı yeşil renkte bir sos gezdirildi. Bu sos, yemeğe ferahlatıcı bir tat ve belirgin bir ekşilik kazandırırken, bahçe atmosferini çağrıştıran bir dokunuş sundu.

Vanilya ve ballı tatlı

Yemeğin sonunda ise iki lider ve konukları vanilyalı krema, Beyaz Saray balıyla hazırlanan dondurma, cevizli franjipan ve vişne reçelinin tadını çıkardı.

vfghyju
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania, Beyaz Saray’ın Doğu Salonu’nda düzenlenen resmi akşam yemeği sırasında Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in konuşmasını dinliyor. (AP)

Washington ile Pekin arasındaki ilişkiye övgü

Resmi akşam yemeğinde Trump, ABD ile Çin arasındaki ilişkilere övgüde bulunarak, iki ülkenin siyasi sistemleri arasındaki farklılıklara rağmen halklar arasındaki bağların devam ettiğini vurguladı.

Trump, “Başkan Şi de ben de iki farklı sistemi temsil ettiğimizin farkındayız, ancak halklarımız arasındaki bağlar sürüyor. Hiçbir zaman şu anda olduğundan daha iyi ilişkiler içinde olmadık” dedi.

Şi Cinping ise ziyaret sırasında Trump ve eşi Melania’ya gösterdikleri ‘cömert misafirperverlik’ nedeniyle teşekkür etti.