Katar'ın arabuluculuğunda İsrail'in Hamas ile mutabakat haberleri

Koronavirüs salgını ışığında Gazze’deki sahil kampı yakınındaki balıkçılar (Reuters)
Koronavirüs salgını ışığında Gazze’deki sahil kampı yakınındaki balıkçılar (Reuters)
TT

Katar'ın arabuluculuğunda İsrail'in Hamas ile mutabakat haberleri

Koronavirüs salgını ışığında Gazze’deki sahil kampı yakınındaki balıkçılar (Reuters)
Koronavirüs salgını ışığında Gazze’deki sahil kampı yakınındaki balıkçılar (Reuters)

İsrailli yetkililer, Katar’ın arabuluculuğuyla Gazze Şeridi’nde Hamas ile mutabakata varmak için büyük çaba gösterildiğine dair olumlu yönde haberler yayınlarken, bununla eş zamanlı olarak gelen ve aksini söyleyen haberlerDE,  “İsrail ordusunun yakın bir zamanda Gazze Şeridi’nde şiddetin tırmanma olasılığına dair” bilgiye yer verdi.  
Konuyla ilgili kötümser değerlendirmeler, Gazze Şeridi’nde yeni bir savaşın patlak vermesi ihtimalinin olduğuna işaret ediyor. Yarın (Salı) yapılacak ABD başkanlık seçimlerine yakın bir zamanda, özellikle de Gazze’deki İslami Cihad’ın askeri kolu Kudüs Tugayları Komutanı Baha Ebu’l Ata’nın 12 Kasım 2019’da İsrail tarafından şehit edilmesinin yıldönümünün yaklaşmasıyla birlikte bu ihtimalin de arttığı belirtiliyor.
Askeri kaynaklar, İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki kuşatmayı hafifletmeye yönelik önlemleri yavaşlatmasına Filistinlilerin kızdıklarını ve yeni bir mutabakat anlaşmasına doğru ilerleme konusunda isteksiz davranması sebebiyle, taraflar arasında hayal kırıklığının hüküm sürdüğünü ifade ediyor.
Hamas liderleri, İsrail’in birçok kısıtlamayı kaldırmaması ve Gazze Şeridi’ndeki altyapı projelerinin gerçekleştirilmesine izin vermemesi konusunda Mısır ve Katar’a şikayette bulunuyor. İsrailliler, özellikle Ebu’l Ata suikastının yıldönümü gibi anlamlı olaylar söz konusu olduğunda, bu türden şikayetlerin ardından İsrail şehirlerine roketli saldırı şeklinde ortaya çıkan güvenlik durumlarının meydana gelmesini alışıldık bir durum haline aldığını söylüyor. Hamas ve İslami Cihad’ın şiddeti tırmandırmalarının yansımalarına karşı uyarıda bulunuyor.
İslami Cihad, ordudan sızan bu haberleri, sadece gerginliği tırmandırmakla kalmayıp aynı zamanda Filistinlilerin iç uzlaşma çabalarını da sabote etmeye çalışan İsrail tehditleri olarak değerlendiriyor. Örgüt yaptığı açıklamada, bu tehditlerin önemsiz ve anlamsız olduğunu belirtti. İslami Cihad’ın Siyasi Bürosu Üyesi Dr. Muhammed el-Hindi, “Filistin uzlaşısını geciktirmek için Arapların ve yabancıların büyük bir baskı uyguladıkları” konusunda uyarıda bulundu. El Fetih hareketi, bir an önce birleşik Filistin kurumlarını yeniden düzenleyecek seçimlere gitme çağrısında bulundu. El Fetih yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “Halk direnişi, bir sonraki aşamanın parolası olacak. Açlık grevine devam eden Mahir el-Ahras’ın başını çektiği katil İsrail’e karşı verilen irade ve iman savaşının zafer kazanacak, çünkü bütün Filistin halkının onun arkasında. İşgale karşı halk direnişi, tüm hiziplerin üzerinde ittifak ettiği bir seçenektir. Mahkumlar meselesi, Filistinlilerin uzlaşmasına bağlı bir meseledir.”
Öte yandan, El Fetih Hareketi Merkez Komitesi Genel Sekreteri Tümgeneral Cibril Racub, Filistin halkının artık ayrılıkları terk ettiğini, Hamas Hareketi ve diğer ulusal eylem gruplarıyla sürekli diyalog halinde, gerçek bir ulusal ortaklığı somutlaştırmak ve meşru liderliği inşa etmek için çalıştığını vurguladı. Racub, bu ortaklığın amacının, bölünmenin tüm etkilerini ortadan kaldırmak, Filistin Devleti’nin siyasi ve coğrafi birliğini sağlamak, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız Filistin Devleti’nin kurmak ve meşru olan tüm ulusal hakları kazanmak için birlik ruhu içinde çalışmak olduğunu ifade etti. Racub, Milli birliğin, 1965’te El Fetih devriminin başlattığı en önemli dayanaklardan biri olduğunu ve bunun bir seçenek değil, ortaya konulmuş stratejik bir hedef olduğunu açıkladı. Seçimlerle ilgili olarak ise Racub, bunun Filistin’in bir iç meselesi olduğunu, bunları gerçekleştirmenin dış faktörlerden etkilenmediğini, aksine başkanlık kararnamelerini çıkarmak amacıyla olgunlaştırıldığını, Hamas ve diğer gruplarla bir anlaşma zemininin bulunduğunu vurguladı.



Fas seçimleri parlamentoda yeni bir tablo ortaya koydu

“Asalet ve Çağdaşlık” Partisi’nin liderlik kadrosundan Fatima ez-Zehra el-Mansuri, dün erken saatlerde seçim sonuçlarını kutlayan destekçileri arasında (AFP)
“Asalet ve Çağdaşlık” Partisi’nin liderlik kadrosundan Fatima ez-Zehra el-Mansuri, dün erken saatlerde seçim sonuçlarını kutlayan destekçileri arasında (AFP)
TT

Fas seçimleri parlamentoda yeni bir tablo ortaya koydu

“Asalet ve Çağdaşlık” Partisi’nin liderlik kadrosundan Fatima ez-Zehra el-Mansuri, dün erken saatlerde seçim sonuçlarını kutlayan destekçileri arasında (AFP)
“Asalet ve Çağdaşlık” Partisi’nin liderlik kadrosundan Fatima ez-Zehra el-Mansuri, dün erken saatlerde seçim sonuçlarını kutlayan destekçileri arasında (AFP)

Fas’ta çarşamba günü gerçekleştirilen parlamento seçimleri, parlamentoda yeni bir siyasi tablo ortaya çıkardı. “Asalet ve Çağdaşlık” Partisi (PAM) birinci sıraya yükselirken, 2021 seçim sonuçlarıyla kıyaslandığında “Ulusal Bağımsızlar Birliği” (RNI) ve “İstiklal” Partisi geriledi. Buna karşılık “Adalet ve Kalkınma Partisi” (PJD) güçlü bir dönüş yaparak yeniden siyasi gündemin ön sıralarına çıktı.

Sonuçlara göre “Asalet ve Çağdaşlık” Partisi 97 sandalye kazanırken, onu 66 sandalyeyle “Ulusal Bağımsızlar Birliği”, 65 sandalyeyle “İstiklal” Partisi ve 54 sandalyeyle “Adalet ve Kalkınma Partisi” izledi. Kalan sandalyeler ise “Halk Güçleri Sosyalist Birliği”, “Halk Hareketi”, “İlerleme ve Sosyalizm Partisi” ile “Anayasal Birlik” arasında dağıldı. Seçime katılım oranı yüzde 38,02 olarak gerçekleşti.

Oylama başlamadan önce de “Asalet ve Çağdaşlık” Partisi içerisinde, bir sonraki hükümetin başbakanlığı konusunda gayri resmi tartışmalarda iki isim öne çıkmıştı: Fouzi Lekjaa ve Fatima ez-Zehra el-Mansuri.


Yemen ordusu, Husilerin Taiz’i Aden’den izole etme girişimini engelledi

Yemen ordusunun Taiz cephelerinde Husilerin saldırılarına karşı yürüttüğü şiddetli çatışmalar (Askeri medya)
Yemen ordusunun Taiz cephelerinde Husilerin saldırılarına karşı yürüttüğü şiddetli çatışmalar (Askeri medya)
TT

Yemen ordusu, Husilerin Taiz’i Aden’den izole etme girişimini engelledi

Yemen ordusunun Taiz cephelerinde Husilerin saldırılarına karşı yürüttüğü şiddetli çatışmalar (Askeri medya)
Yemen ordusunun Taiz cephelerinde Husilerin saldırılarına karşı yürüttüğü şiddetli çatışmalar (Askeri medya)

Yemen hükümet güçleri, Taiz cephesindeki Hayfan ve El-Mukatira bölgelerinde Husilerin, Hicet el-Abd yoluna yaklaşmayı amaçlayan girişimlerini püskürttü. Söz konusu girişimlerin, Taiz vilayetini güney bölgelerinden ayırarak, Aden’e uzanan güzergâhı kesmeyi hedeflediği belirtildi.

Hükümet güçleri, stratejik öneme sahip yolun güvenliğinin sağlandığını ve vatandaşlar ile yolcuların ulaşımının yeniden başladığını açıkladı. Yemen Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Kurmay Albay Macid en-Nezili, Taiz ve Tur el-Baha eksenlerindeki birlikler ile “Devler Tugayları”nın, Halk Direnişi’nin desteğiyle sızma girişimlerini püskürttüğünü ve saldıran unsurları geri çekilmeye zorladığını belirtti. En-Nezili, Husilerin insan gücü ve maddi kayıplar verdiğini ifade etti.

Hayfan ilçesinde hükümet güçleri, Husilerin El-Ahkûm bölgesine yönelik saldırısını püskürtürken, El-Mukatira’daki El-Eşbut ve Hicet el-Abd bölgelerinde de yola yaklaşmaya ve yol yakınındaki mevzilere konuşlanmaya çalışan unsurlarla çatışmalar yaşandı.

Öte yandan Yemen’de meşru hükümete destek koalisyonu güçleri, dün Husilerin Suudi Arabistan yönüne fırlattığı 6 balistik füzeyi önleyerek imha etti. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre füzeler, Taif ve Yanbu kentlerini hedef aldı. Koalisyon Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki, Husileri uyararak, terör operasyonlarını artırılmasına “kararlılıkla karşılık verileceğini” belirtti.

Saldırı girişimiyle eş zamanlı olarak Suudi Arabistan Sivil Savunma Müdürlüğü, Mekke, Cidde, Taif, Yanbu ve Tebük’te erken uyarı sirenlerini devreye soktu. Ardından beş kentteki tehlikenin sona erdiği açıklandı.


Washington, Bağdat Havalimanı’ndaki diplomatik ve lojistik merkezini Irak’a devredecek

(foto altı) Bağdat Uluslararası Havalimanı önündeki yolcular (Reuters – Arşiv)
(foto altı) Bağdat Uluslararası Havalimanı önündeki yolcular (Reuters – Arşiv)
TT

Washington, Bağdat Havalimanı’ndaki diplomatik ve lojistik merkezini Irak’a devredecek

(foto altı) Bağdat Uluslararası Havalimanı önündeki yolcular (Reuters – Arşiv)
(foto altı) Bağdat Uluslararası Havalimanı önündeki yolcular (Reuters – Arşiv)

Irak Dışişleri Bakanlığı’ndan dün yapılan açıklamaya göre ABD, Ortadoğu’daki savaş sırasında İran yanlısı silahlı gruplar tarafından defalarca hedef alınan Bağdat Uluslararası Havalimanı’ndaki diplomatik ve lojistik merkezini Irak’a devredecek.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Bakanlık, Dışişleri Bakanlığı İkili İlişkiler Müsteşarı ile ABD Maslahatgüzarının dün ABD’nin Bağdat Uluslararası Havalimanı’ndaki Büyükelçilik Diplomatik Destek Sahası’nın Irak Hükümetine Devri Anlaşması’nı imzaladığını duyurdu.

Açıklamada, söz konusu adımın ‘Irak hükümetinin Uluslararası Koalisyonun misyonunu ve Irak’taki yabancı askeri varlığını 30 Eylül 2026 olarak belirlenen takvime uygun şekilde sonlandırmaya yönelik prosedürleri tamamlama çabaları kapsamında’ atıldığı belirtildi.

İran ile müttefik olan gruplar, yıllardır Washington liderliğindeki DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu bünyesinde Irak’ta konuşlu yabancı güçlerin çekilmesi çağrısında bulunuyor ve ülkedeki ABD tesisleri ile çıkarlarını hedef alıyordu.

Ortadoğu’daki savaş süresince bu gruplar, Bağdat Uluslararası Havalimanı’ndaki tesis de dahil olmak üzere ABD mevzilerini 600’den fazla kez hedef aldı.

Iraklı bir güvenlik yetkilisi ve diplomatik bir kaynak, bu ayın başlarında AFP’ye yaptıkları açıklamada ABD güçlerinin tesisi tahliye ettiğini bildirdi.

Bağdat ve Washington, radikal örgütün Irak’ın kuzeyi ve batısında geniş alanları ele geçirmesinin ardından 10 yıl önce başlatılan koalisyon misyonunu sonlandırma konusunda 2024 yılında anlaşmaya varmıştı.

Koalisyon güçleri şu anda yalnızca Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) başkenti Erbil’deki havalimanında konuşlanmış durumda.

Koalisyonun varlığı, özellikle DEAŞ’ın 2017 sonlarında mağlup edilmesinden bu yana Irak makamları ile gruplar arasında sürekli bir gerilim kaynağı oluşturuyordu.

Bu yıl göreve gelmesinden bu yana Başbakan Ali ez-Zeydi, silahların devletin elinde toplanması ve grupların cephaneliklerini teslim etmesi sözü verdi.

Yetkililer, koalisyon misyonunun sona ermesinin, söz konusu grupların silahlarını ellerinde tutmak için dayandıkları temel gerekçelerden birini ortadan kaldırdığını belirtiyor.