Koronavirüs salgını Tunus’taki kalabalık cezaevlerine sıçradı

Tunus’un el-Kaf ilindeki bir hapishane, tutukluluk koşullarının insanlık onurunun ihlali olarak kabul edilmesinin ardından geçen Haziran ayında kapatıldı. (AFP) 
Tunus’un el-Kaf ilindeki bir hapishane, tutukluluk koşullarının insanlık onurunun ihlali olarak kabul edilmesinin ardından geçen Haziran ayında kapatıldı. (AFP) 
TT

Koronavirüs salgını Tunus’taki kalabalık cezaevlerine sıçradı

Tunus’un el-Kaf ilindeki bir hapishane, tutukluluk koşullarının insanlık onurunun ihlali olarak kabul edilmesinin ardından geçen Haziran ayında kapatıldı. (AFP) 
Tunus’un el-Kaf ilindeki bir hapishane, tutukluluk koşullarının insanlık onurunun ihlali olarak kabul edilmesinin ardından geçen Haziran ayında kapatıldı. (AFP) 

Hamadi Muammeri
Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını Tunus’taki bazı cezaevlerine de sızdı. Adalet Bakanı Muhammed Buste'nin parlamentoda düzenlenen oturumda yaptığı açıklamaya göre koronavirüse yakalananların sayısı 90'ı gardiyan 87'si tutuklu olmak üzere 177 kişiye ulaştı.
Tunus cezaevlerinde yaklaşık 22 bin tutuklu bulunuyor. Adalet Bakanlığı eski cezaevlerinin bazılarının yerini alacak yeni binalar inşa ederek kapasiteyi artırmak için çalışıyor. 

Yeni cezaevlerinin inşası
Halihazırda, her bir mahkuma tahsis edilen alan 3 metrekareden azken, uluslararası standartlar her mahkumun epidemiyolojik koşullarda değil, normal şartlar altındayken toplu barınma durumunda 4 metrekare alan hakkına sahip olduğunu onaylıyor.
Hapishaneler Genel İdaresi sözcüsü Sufyan Mezgiş, salgın nedeniyle cezaevindeki herkesi eşit şekilde hedef alan koronavirüs riskini azaltmak için mahkumlarla ilişkilerde yeni tedbirler getirildiğini belirtti. Ayrıca açıklamasında, Adalet Bakanlığı'nın aşırı kalabalığı azaltmak ve sosyal mesafe koşullarını sağlamak için 5 bin 300 yataklı yeni hapishaneler inşa etme niyetinde olduğunu bildirdi.

Doğrudan ziyaretlerin engellenmesi 
Mezgiş, Hapishaneler Genel İdaresi’nin cezaevi ve ıslah birimlerinde salgının yayılmasını önlemek üzere yeni tutuklular için 7 yeni birim tahsis ettiğini, doğrudan ziyaretleri engellemenin ve ziyaretçi sayısını azaltmanın yanı sıra önleyici bir plan geliştirdiğini de vurguladı.
Mezgiş açıklamasında, cezaevi yönetiminin hapishane içlerine telefon yerleştirdiğini ve aynı zamanda mahkumların aileleri tarafından mal varlıklarının izlenmesinin sağlanarak elektronik para transferini kolaylaştırdığını belirtti. Mezgiş, bu sayede mahkumlarla aileleri arasındaki iletişimin sürekliliğinin sağlanmaya çalışıldığını vurguladı.
Geçtiğimiz Haziran ayında Tunus’un el-Kaf vilayetinde (Tunus’un kuzeybatısı) sınırı geçme suçlamasıyla içeri alınan Afrikalı bir vatandaşta koronavirüs tespit edilmesinin ardından ilk vaka kaydedilirken, Tunus cezaevlerinde koronavirüs kaynaklı ölüm kaydedilmediği biliniyor.

Aşağılayıcı koşullar 
Diğer taraftan, gözaltı ve barınma yerlerini denetleyen bir kamu kurumu olan İşkenceyi Önleme Ulusal Kurumu, Kaf vilayetindeki bir hapishanede insan onurunu aşağılayıcı koşulların söz konusu olduğunu ve koronavirüs salgınıyla ilgili sağlık prosedürlerinin uygulanmasında kusurlar ve sağlığa yönelik gerçek bir tehdit olduğunu kaydetti. Bu durumun Hapishaneler Genel İdaresi'nin  mahkumların güvenliği için geçtiğimiz Haziran ayında bu hapishaneyi kapatmaya zorladığı belirtildi.
Kurum, bir dizi cezaevi birimi ve gözaltı merkezini ziyaretinin ardından yayınladığı son raporunda, özgürlükten yoksun bırakılan yerlerde zorunlu karantinayı düzenleyen bir yasal çerçeve oluşturulmasının yanı sıra, zorunlu karantinada bulunanların rollerini düzenleyen ve buna tabi olanlar için temel yasal güvencelerin tanımlandığı bir prosedür kılavuzu geliştirilmesi gerekliliği çağrısında bulundu. Ayrıca sağlık ve psikolojik bakımı ve eşit insancıl muamele yapılmasının güvence altına alması vurgulandı.
Kurum raporunda, aşırı kalabalığın açıkça görülebildiğini, mahkum sayısının mevcut yatak sayısını aştığını ve bunun hapishanede hayatı zorlaştırdığını kaydetti.

Kızılhaç'tan yardımlar
Uluslararası Kızılhaç Komitesi’nin Tunus ofisindeki iletişim sorumlusu Faten Mtir, komitenin koronavirüs ile mücadele için 600 koruyucu kıyafet, 5 bin maske, 6 bin eldiven, 10 sterilizasyon makinesi ve 30 bin litre dezenfektan dahil olmak üzere cezaevine bir dizi yardım malzemesi sağladığını belirtti.
Komite, mahkumların, çalışanların ve ziyaretçilerin korunması için bir sağlık protokolü oluşturulması ihtiyacını dile getirdi. Ziyaretçi sayısının azaltılması gibi alınan önlemlerin tutuklular üzerinde ciddi psikolojik etkileri olacağı da kaydedildi.

Çözüm alternatif yaptırımlar 
Tunus, ceza evlerindeki aşırı kalabalıklaşmayı sınırlandırmak için ceza sisteminde reformlar yaparak alternatif cezalar çemberini genişletmeye çalışıyor. Buna göre hapis süresinin bir yılı aşmaması, suçlamanın toplum için tehlikeli olmaması ve mahkumun dosyasında önceden işlediği suçların bulunmaması gerekiyor.
Tunus ilk alternatif cezaları geçen yıl Aralık ayında ülkenin kuzeydoğusunda bulunan Munastır vilayetinde hırsızlıktan 4 ay hapis cezasına çarptırılan bir gence uyguladı. Söz konusu gencin sabıka kaydı olmadığı için cezasının yarısı iki ay boyunca günde iki saat bahçecilik işleriyle ilgilenmesi şeklinde değiştirildi. 
Üçüncü rütbeden yargıç olan Dr. Ferid bin Cuha, alternatif cezaların Tunus hapishanelerindeki aşırı kalabalığı hafifletmek ve mahkumları sosyal hayata entegre etmek için bir çözüm olabileceğini belirtti. Cuha, ceza felsefesinin değiştiğini ve artık intikam kavramına dayanmadığını belirterek, reform ve rehabilitasyona daha fazla güvenilmesi ve böylece hapishanelerin toplumda yeni suçluların barınma sürecine katkıda bulunmasının engellenmesi gerektiğini vurguladı.
Cuha açıklamasında, "elektronik bileklik" ile ilgili kararnamenin yakın zamanda alternatif bir ceza olarak yayınlandığını, ancak henüz bu bilekliklerin gerekli miktar sağlanmadığı için uygulanmadığını ifade etti.
Son olarak Cuha, koronavirüsün yayılmasını önlemek için Tunus mahkemelerinin internet üzerinden uzaktan yargılamaya başladığını, mahkumların ve mahkeme salonunda bulunanların güvenliğini korumak için mahkumların duruşmaya bulundukları cezaevinden sesli ve görüntülü bağlantı ile katıldığını belirtti.



Fas seçimleri parlamentoda yeni bir tablo ortaya koydu

“Asalet ve Çağdaşlık” Partisi’nin liderlik kadrosundan Fatima ez-Zehra el-Mansuri, dün erken saatlerde seçim sonuçlarını kutlayan destekçileri arasında (AFP)
“Asalet ve Çağdaşlık” Partisi’nin liderlik kadrosundan Fatima ez-Zehra el-Mansuri, dün erken saatlerde seçim sonuçlarını kutlayan destekçileri arasında (AFP)
TT

Fas seçimleri parlamentoda yeni bir tablo ortaya koydu

“Asalet ve Çağdaşlık” Partisi’nin liderlik kadrosundan Fatima ez-Zehra el-Mansuri, dün erken saatlerde seçim sonuçlarını kutlayan destekçileri arasında (AFP)
“Asalet ve Çağdaşlık” Partisi’nin liderlik kadrosundan Fatima ez-Zehra el-Mansuri, dün erken saatlerde seçim sonuçlarını kutlayan destekçileri arasında (AFP)

Fas’ta çarşamba günü gerçekleştirilen parlamento seçimleri, parlamentoda yeni bir siyasi tablo ortaya çıkardı. “Asalet ve Çağdaşlık” Partisi (PAM) birinci sıraya yükselirken, 2021 seçim sonuçlarıyla kıyaslandığında “Ulusal Bağımsızlar Birliği” (RNI) ve “İstiklal” Partisi geriledi. Buna karşılık “Adalet ve Kalkınma Partisi” (PJD) güçlü bir dönüş yaparak yeniden siyasi gündemin ön sıralarına çıktı.

Sonuçlara göre “Asalet ve Çağdaşlık” Partisi 97 sandalye kazanırken, onu 66 sandalyeyle “Ulusal Bağımsızlar Birliği”, 65 sandalyeyle “İstiklal” Partisi ve 54 sandalyeyle “Adalet ve Kalkınma Partisi” izledi. Kalan sandalyeler ise “Halk Güçleri Sosyalist Birliği”, “Halk Hareketi”, “İlerleme ve Sosyalizm Partisi” ile “Anayasal Birlik” arasında dağıldı. Seçime katılım oranı yüzde 38,02 olarak gerçekleşti.

Oylama başlamadan önce de “Asalet ve Çağdaşlık” Partisi içerisinde, bir sonraki hükümetin başbakanlığı konusunda gayri resmi tartışmalarda iki isim öne çıkmıştı: Fouzi Lekjaa ve Fatima ez-Zehra el-Mansuri.


Yemen ordusu, Husilerin Taiz’i Aden’den izole etme girişimini engelledi

Yemen ordusunun Taiz cephelerinde Husilerin saldırılarına karşı yürüttüğü şiddetli çatışmalar (Askeri medya)
Yemen ordusunun Taiz cephelerinde Husilerin saldırılarına karşı yürüttüğü şiddetli çatışmalar (Askeri medya)
TT

Yemen ordusu, Husilerin Taiz’i Aden’den izole etme girişimini engelledi

Yemen ordusunun Taiz cephelerinde Husilerin saldırılarına karşı yürüttüğü şiddetli çatışmalar (Askeri medya)
Yemen ordusunun Taiz cephelerinde Husilerin saldırılarına karşı yürüttüğü şiddetli çatışmalar (Askeri medya)

Yemen hükümet güçleri, Taiz cephesindeki Hayfan ve El-Mukatira bölgelerinde Husilerin, Hicet el-Abd yoluna yaklaşmayı amaçlayan girişimlerini püskürttü. Söz konusu girişimlerin, Taiz vilayetini güney bölgelerinden ayırarak, Aden’e uzanan güzergâhı kesmeyi hedeflediği belirtildi.

Hükümet güçleri, stratejik öneme sahip yolun güvenliğinin sağlandığını ve vatandaşlar ile yolcuların ulaşımının yeniden başladığını açıkladı. Yemen Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Kurmay Albay Macid en-Nezili, Taiz ve Tur el-Baha eksenlerindeki birlikler ile “Devler Tugayları”nın, Halk Direnişi’nin desteğiyle sızma girişimlerini püskürttüğünü ve saldıran unsurları geri çekilmeye zorladığını belirtti. En-Nezili, Husilerin insan gücü ve maddi kayıplar verdiğini ifade etti.

Hayfan ilçesinde hükümet güçleri, Husilerin El-Ahkûm bölgesine yönelik saldırısını püskürtürken, El-Mukatira’daki El-Eşbut ve Hicet el-Abd bölgelerinde de yola yaklaşmaya ve yol yakınındaki mevzilere konuşlanmaya çalışan unsurlarla çatışmalar yaşandı.

Öte yandan Yemen’de meşru hükümete destek koalisyonu güçleri, dün Husilerin Suudi Arabistan yönüne fırlattığı 6 balistik füzeyi önleyerek imha etti. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre füzeler, Taif ve Yanbu kentlerini hedef aldı. Koalisyon Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki, Husileri uyararak, terör operasyonlarını artırılmasına “kararlılıkla karşılık verileceğini” belirtti.

Saldırı girişimiyle eş zamanlı olarak Suudi Arabistan Sivil Savunma Müdürlüğü, Mekke, Cidde, Taif, Yanbu ve Tebük’te erken uyarı sirenlerini devreye soktu. Ardından beş kentteki tehlikenin sona erdiği açıklandı.


Washington, Bağdat Havalimanı’ndaki diplomatik ve lojistik merkezini Irak’a devredecek

(foto altı) Bağdat Uluslararası Havalimanı önündeki yolcular (Reuters – Arşiv)
(foto altı) Bağdat Uluslararası Havalimanı önündeki yolcular (Reuters – Arşiv)
TT

Washington, Bağdat Havalimanı’ndaki diplomatik ve lojistik merkezini Irak’a devredecek

(foto altı) Bağdat Uluslararası Havalimanı önündeki yolcular (Reuters – Arşiv)
(foto altı) Bağdat Uluslararası Havalimanı önündeki yolcular (Reuters – Arşiv)

Irak Dışişleri Bakanlığı’ndan dün yapılan açıklamaya göre ABD, Ortadoğu’daki savaş sırasında İran yanlısı silahlı gruplar tarafından defalarca hedef alınan Bağdat Uluslararası Havalimanı’ndaki diplomatik ve lojistik merkezini Irak’a devredecek.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Bakanlık, Dışişleri Bakanlığı İkili İlişkiler Müsteşarı ile ABD Maslahatgüzarının dün ABD’nin Bağdat Uluslararası Havalimanı’ndaki Büyükelçilik Diplomatik Destek Sahası’nın Irak Hükümetine Devri Anlaşması’nı imzaladığını duyurdu.

Açıklamada, söz konusu adımın ‘Irak hükümetinin Uluslararası Koalisyonun misyonunu ve Irak’taki yabancı askeri varlığını 30 Eylül 2026 olarak belirlenen takvime uygun şekilde sonlandırmaya yönelik prosedürleri tamamlama çabaları kapsamında’ atıldığı belirtildi.

İran ile müttefik olan gruplar, yıllardır Washington liderliğindeki DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu bünyesinde Irak’ta konuşlu yabancı güçlerin çekilmesi çağrısında bulunuyor ve ülkedeki ABD tesisleri ile çıkarlarını hedef alıyordu.

Ortadoğu’daki savaş süresince bu gruplar, Bağdat Uluslararası Havalimanı’ndaki tesis de dahil olmak üzere ABD mevzilerini 600’den fazla kez hedef aldı.

Iraklı bir güvenlik yetkilisi ve diplomatik bir kaynak, bu ayın başlarında AFP’ye yaptıkları açıklamada ABD güçlerinin tesisi tahliye ettiğini bildirdi.

Bağdat ve Washington, radikal örgütün Irak’ın kuzeyi ve batısında geniş alanları ele geçirmesinin ardından 10 yıl önce başlatılan koalisyon misyonunu sonlandırma konusunda 2024 yılında anlaşmaya varmıştı.

Koalisyon güçleri şu anda yalnızca Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) başkenti Erbil’deki havalimanında konuşlanmış durumda.

Koalisyonun varlığı, özellikle DEAŞ’ın 2017 sonlarında mağlup edilmesinden bu yana Irak makamları ile gruplar arasında sürekli bir gerilim kaynağı oluşturuyordu.

Bu yıl göreve gelmesinden bu yana Başbakan Ali ez-Zeydi, silahların devletin elinde toplanması ve grupların cephaneliklerini teslim etmesi sözü verdi.

Yetkililer, koalisyon misyonunun sona ermesinin, söz konusu grupların silahlarını ellerinde tutmak için dayandıkları temel gerekçelerden birini ortadan kaldırdığını belirtiyor.