ABD ile Rusya arasında Suriyeli mülteciler konulu konferans gerilimi

İdlib'in kuzeyinde, Türkiye sınırına yakın bir bölgede, yerlerinden edilenler için kurulan kampın yakınlarından geçen bir Suriyeli (AFP)
İdlib'in kuzeyinde, Türkiye sınırına yakın bir bölgede, yerlerinden edilenler için kurulan kampın yakınlarından geçen bir Suriyeli (AFP)
TT

ABD ile Rusya arasında Suriyeli mülteciler konulu konferans gerilimi

İdlib'in kuzeyinde, Türkiye sınırına yakın bir bölgede, yerlerinden edilenler için kurulan kampın yakınlarından geçen bir Suriyeli (AFP)
İdlib'in kuzeyinde, Türkiye sınırına yakın bir bölgede, yerlerinden edilenler için kurulan kampın yakınlarından geçen bir Suriyeli (AFP)

Washington, 11-12 Kasım tarihlerinde Şam’da yapılması planlanan ‘Suriye Mülteciler Konferansı’ aracılığıyla Moskova’nın ‘Şam’a uygulanan tecriti delme, Suriye hükümetini meşrulaştırma ve askeri başarıları siyasi kabullere dönüştürme’ hedefine ulaşmasını engellemek ve bununla birlikte Avrupa ve Arap ülkeleri ile Birleşmiş Milletler (BM) kurumlarının Moskova’nın eylemlerini boykot etmesini sağlamak için diplomatik çabalarını yoğunlaştırıyor. Washington ayrıca, Rusya’nın mültecilerin geri dönüş süreci ile siyasi süreç ve BM Güvenlik Konseyi (BMGK) 2254 sayılı kararının uygulanması konularını bir birinden ayırma girişimini önlemeye çalışıyor.

Hmeymim’den davet
Rusya’nın Suriye’de kullandığı Hmeymim Hava Üssü, Ekim ayı başlarında mültecilerle ilgili bir konferans düzenlemek üzere davetler göndermeye başladı. Şarku’l Avsat’a gönderilen davette de şu ifadeler yer aldı:
“Suriye Arap Cumhuriyeti'ndeki krizi çözmek ve durumu eski haline getirmek, uluslararası gündemin önceliklerinin başında geliyor. Bu bağlamda Rusya, dünyanın dört bir yanındaki mülteciler ve yerinden edilmiş kişilerin anavatanlarına dönmesinin önemli olduğuna inanıyor. Suriye'deki krizin nispeten istikrara kavuştuğu ve mültecilere ev sahipliği yapan ülkeler üzerindeki yüklerin arttığı göz önüne alındığında, uluslararası toplum, ülkelerine dönmek isteyen tüm Suriyelilere kapsamlı destek sağlamak ve yaşamları için uygun koşulları (altyapı, yaşam tesisleri ve insani yardımlar) yaratmak amacıyla çabalarını iki katına çıkarmalıdır. Rusya Federasyonu ve Suriye Arap Cumhuriyeti, dünyanın çeşitli ülkelerindeki mültecilere ve yerinden edilmiş kişilere destek ve Suriye’de barışı sağlamanın yollarını tartışmak üzere 10 - 14 Kasım tarihleri ​​arasında Şam’da uluslararası bir konferans düzenlemeyi öneriyor.”
Ayrıca Rus ve Suriyeli makamlarca yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınına karşı tüm koruma önlemlerinin alınması ve katılımcıların güvenliğinin sağlanması amacıyla gerekli tedbirlerin alınacağı belirtilen davette, ‘katılımcıların Rusya-Suriye insani faaliyetlerin yerinde görülmesi ve Humus'ta mülteciler için yapılan geçici barınakların ziyaret edilmesi’ gibi etkinliklerin de olacağı kaydedildi.
Fakat ‘gerek askeri operasyonlar gerekse Rusya’nın düzenlemeleri yoluyla ülkenin kuzeybatısını ve kuzeydoğusunu geri almak’ için bastıran Şam, Rusça metinde geçen ‘Suriye krizinin nispeten istikrarlı olduğu’ ifadesinden pek de memnun değildi. Bu nedenle 20 Ekim’de, Suriye Dışişleri Bakanlığı, Şam'daki diplomatik misyonlara, yurtdışındaki büyükelçilikleri aracılığıyla BM’ye ve diğer yerlere davetin başka bir nüshasını gönderdi. Şarku’l Avsat’a gelen davette ise şu ifadeler yer aldı:
“Suriye Arap Cumhuriyeti’nin geniş bölgelerine güvenlik ve istikrarın yeniden sağlanması, altyapının yeniden inşası ve yenilenmesi, Suriyeli mültecilerin ve yerlerinden edilmiş kişilerin, şehirlerine ve köylerine geri dönebilmeleri için gerekli koşulları sağlamaya yönelik temel bir adımdır. Ayrıca, savaş getirdiği şartlar nedeniyle yasadışı yollardan ülkeyi terk etmeye zorlanan vatandaşlar için bir dizi af ve yerleşim kararı çıkarıldı. Suriye hükümeti bu amaçla, yurt dışından dönen vatandaşlara insan onuruna yakışır bir yaşam sağlamak için her türlü desteği temin etmeye her zaman hazır olduğunu teyit etmektedir. Hükümet, Suriye'de devam eden savaşta en büyük kaybın, Suriye’nin evlatlarının ve usta kadrolarının anavatanlarından ayrılması olduğunu farkındadır. Bu da onların anavatanlarına dönüşlerini ve yeniden inşa çabalarına katılımlarını sağlamak için hiçbir çabadan kaçınılmamasını gerekmektedir. Bu bağlamda hükümet, vatandaşlarının, Suriye'ye dönüşünü kolaylaştırmanın yollarını tartışmak üzere sizi 11-12 Kasım 2020 tarihlerinde Şam'da düzenlenecek mültecilerin dönüşü konulu uluslararası konferansa katılmaya davet etmekten onur duyar. Kovid-19 salgınına karşı tüm sağlık önlemlerinin alındığını ve konferansın yurtdışındaki Suriyelilere ülkelerinin kendilerini beklediğine dair bir umut mesajı vermede başarısını sağlamayı teyit ediyoruz.”
Davette ayrıca 1 Kasım’dan önce konferansa katılım onayının bildirilmesi talep edildi.
Rusya’nın davetinin ardından, Avrupa ülkeleri ve ABD ortak bir toplantı düzenledi ve katılımcılar, oybirliğiyle konferansı boykot etme kararı aldılar. Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi ve AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Josep Borrell, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) tarafından belirlenen standartlara uyulması gerektiğinin altını çizerek, mültecilerin geri dönüş koşullarının ‘sağlanmadığını’ açıkladı. BM tarafından yayınlanan belgede, “Mültecilerin geri dönüşü, genelde Suriye'deki, özelde ise geri dönüşlerin yapılması istenilen bölgelerdeki koşullara ilişkin ilgili ve güvenilir bilgilere dayanarak, özgürce alınan kararlarla ve gönüllü olarak gerçekleşmelidir” ifadeleri yer aldı. BM yetkilileri ayrıca, yerinden edilmiş kişilerin mal varlıklarına ve her bir Suriyelinin ülkesine döndükten sonra yüz dolar ödemesine ilişkin 10 sayılı kanunun kaldırılmasının yanı sıra güvenli bir ortamın sağlanması, geriye dönen mülteciler hakkında soruşturma başlatmama garantisi verilmesi ve BMGK’nın 2254 sayılı kararını uygulamaya yönelik siyasi süreçte ilerleme kaydedilmesi gerektiğini belirttiler.

Kovid-19 salgını , Suriye halkının acıların daha da derinleştirdi
ABD kendisiyle birlikte Suudi Arabistan, Mısır, Fransa, Almanya, Ürdün, Amerika ve İngiltere’den oluşan ‘Küçük Grup’ dışişleri bakanları toplantısında çalışmalarını sürdürdü. 20 Ekim’de yapılan toplantıda katılımcılar, Suriye halkının yaklaşık 10 yıl süren savaşın ardından Kovid-19 salgını ve ekonomik krizle çektikleri acıların ‘daha da derinleştiğine’ işaret ettiler. Tüm Suriyelilerin ‘insani yardımlara güvenli ve engelsiz bir şekilde erişmelerinin öneminin’ vurgulandığı toplantıda, uluslararası topluma ‘Suriyeli mültecileri ve onlara ev sahipliği yapan ülke ve toplumları desteklemeye devam edilmesi, böylece Suriyelilerin kendi ülkelerine güvenli ve onurlu bir şekilde gönüllü olarak dönmelerinin sağlanması’ çağrısında bulunuldu. Çağrıda ayrıca, ‘zorunlu demografik değişimin reddedilmesi ve Suriyeli mülteciler için UNHCR tarafından belirlenen standartlara uymayan herhangi bir çözüm sürecine hiçbir şekilde yardım edilmemesi’ istendi.

ABD: Rusya’nın girişiminde üç hata var
Washington'a göre Rusya’nın girişiminde ‘üç hatalı düşünce’ bulunuyor. Bunlardan birincisi Avrupa ülkelerine, rejimin kontrolü altındaki bölgelere fon temin etme karşılığında mültecilerin geri dönmesi şeklinde bir takas yapmaları için baskı yapılması. ABD’ye göre Rusya’nın Avrupa’nın tutumunun esnek olduğuna dair inancı yanlış, çünkü Avrupa bu konudaki tutumu sabit. İkincisi, ev sahibi ülkeler ile uluslararası toplum arasında bir sürtüşme yaratmak. Rusya ve İran’ın Suriye’nin komşusu olan ülkeler üzerinde baskı uygulamalarına rağmen Arap ülkeleri mültecilerin dönüşü için uygun koşulların oluştuğunu düşünmüyor. Üçüncü hatalı düşünce ise ABD seçimlerinden sonra Washington’da bir değişiklik olacağı iddiası. Çünkü böyle bir değişiklik olsa bile ABD’nin Suriye'ye yönelik politikası değişmeyecek ve yaptırımlar Sezar Yasası çerçevesinde devam edecek.
Batılı bir yetkili konuya ilişkin değerlendirmesinde, mültecilerinden iltica etmelerinin nedenlerini bildiklerini belirterek, “Suriye hükümetinin davranışları değişmedikçe mülteciler geri dönmeyecek. Sorunun sorumlusu Moskova, Tahran ve Şam'dır. Bu yüzden çözümden sorumlu olamazlar. Mültecilerin geri dönüşü için gerekli şartları sağlamanın bir yolu var. O da, BMGK’nın 2254 sayılı kararı çerçevesinde gerçek bir siyasi çözüm uygulamak ve rejimin halkına yönelik davranışlarını değiştirmektir” ifadelerini kullandı.

Rusya’dan karşı kampanya
Rusya, ABD kampanyasına karşı bir kampanya başlatırken Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Suriye Özel Temsilcisi Alexander Lavrentiev, Amman, Beyrut ve Şam'ı ziyaret ederek Arap ülkeleri ve ‘üçüncü taraf ülkeler’ ile konferansa katılmaları için diplomatik temaslarda bulundu. Suriye hükümetinden yapılan resmi açıklamaya göre Lavrentiev, bölgede çok sayıda Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapan bir dizi ülkeye yaptığı ziyaretlerin sonuçları ile ilgili Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed’e bilgi verdi. Lavrentiev ayrıca Rusya’nın bu insani yardım dosyasının kapatılmasına yardımcı olmak için Suriyeli kurumlarla ortak çalışmaya devam etme konusundaki kararlılığını teyit etti. Açıklamada Esed’in, heyet üyelerine ve Rusya Federasyonu'na, konferansın başarıya ulaşması için verdikleri destek ve sarf ettikleri çabalardan dolayı teşekkür ettiği belirtildi. Açıklamada söz konusu konferansın, ‘Suriyeli mültecilerin acı çekmeye devam etmelerine ve anavatanlarına dönmelerinin önlenmesine katkıda bulunan bazı Batılı ülkelerin herhangi bir siyasi istismarından uzak bir şekilde, herkesin bu dosyaya sadece insani bir açıdan bakmaya başlaması için bir fırsat oluşturduğuna’ dair fikir birliği olduğu belirtildi.
İlgili bağlamda Suriye Dışişleri Bakanı Velid el-Muallim, BM Suriye Özel Temsilcisi Geir O. Pedersen ile geçtiğimiz hafta yaptığı görüşmede, Batı’nın ‘temelsiz argümanlara dayanarak Suriyeli mültecilerin anavatanlarına dönüşlerini engellediğini’ ve bunun ‘insani dosyanın tamamen siyasallaştırılması ve siyasi gündemler için kullanılan bir kart haline getirilmesi’ olduğunu söyledi.

Lavrentiev’in ziyaret turu Türkiye’yi kapsamadı
Öte yandan Lavrentiev’in ziyaret turu, Astana Süreci’nin garantörlerinden biri olduğu için kendisi ile koordine edilmeden yapılacak düzenlemelerin ‘hayal kırıklığı’ yarattığını ifade eden ve dünyada en fazla Suriyeliye ev sahipliği yapan Türkiye'yi kapsamadı. UNHCR istatistiklerine göre Türkiye, Lübnan, Irak, Ürdün ve Mısır'daki toplam Suriyeli mülteci sayısı 5,6 milyonu bulurken 3,5 milyonu (yüzde 63,8’i) Türkiye'de, 952 bini Lübnan'da ve 673 bini Ürdün'de bulunuyor. Bununla birlikte yaklaşık 7 milyon kişi ülke içinde yerinden edilmiş durumda.
Bu arada Tahran, konferansı desteklediğini açıklayarak Beyrut'a da konferansa katılmasını ‘tavsiye etti’. İran Dışişleri Bakanı'nın Siyasi İşlerden sorumlu Özel Asistanı ve Suriye ile Yemen Özel Temsilcisi Büyükelçi Ali Asgar Haci, pazartesi günü ‘uluslararası toplumu konferansa aktif olarak katılmaya’ çağırarak, BM Suriye Özel Temsilcisi Pedersen’e, mülteci sorununa insani bir sorun olarak çözüm bulmanın ve Suriyeli taraflar arasında güveni yeniden inşa etmenin yanı sıra bu krize siyasi bir çözüm bulmanın önemi vurgulanan bir mesaj gönderdi.



BM, İsrail’in Batı Şeria ve Gazze Şeridi’ndeki eylemlerinin ‘etnik temizlik’ endişelerini artırdığı değerlendirmesinde bulundu

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin güneyinde yer alan Hagai yerleşim yeri yakınlarında İsrail buldozerleri tarafından yıkılan bir binanın enkazı üzerinde otururken göz yaşı döken Filistinli bir adam (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin güneyinde yer alan Hagai yerleşim yeri yakınlarında İsrail buldozerleri tarafından yıkılan bir binanın enkazı üzerinde otururken göz yaşı döken Filistinli bir adam (AFP)
TT

BM, İsrail’in Batı Şeria ve Gazze Şeridi’ndeki eylemlerinin ‘etnik temizlik’ endişelerini artırdığı değerlendirmesinde bulundu

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin güneyinde yer alan Hagai yerleşim yeri yakınlarında İsrail buldozerleri tarafından yıkılan bir binanın enkazı üzerinde otururken göz yaşı döken Filistinli bir adam (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin güneyinde yer alan Hagai yerleşim yeri yakınlarında İsrail buldozerleri tarafından yıkılan bir binanın enkazı üzerinde otururken göz yaşı döken Filistinli bir adam (AFP)

Birleşmiş Milletler (BM) bugün yaptığı açıklamada, İsrail’in yoğun saldırıları ve Filistinli sivillerin zorla yerinden edilmesi nedeniyle Gazze Şeridi ve Batı Şeria’da ‘etnik temizlik’ yaşanabileceğine dair endişelerini dile getirdi.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği tarafından yayımlanan raporda, “Yoğun saldırılar, mahallelerin sistematik biçimde tamamen yıkılması ve insani yardımların engellenmesi, Gazze Şeridi’nde kalıcı bir demografik değişim yaratmayı amaçlıyor gibi görünmektedir” ifadesine yer verildi.

Raporda ayrıca, “Kalıcı bir yerinden etmeyi hedeflediği izlenimi veren zorla tahliye uygulamalarıyla birlikte değerlendirildiğinde, bu durum, Gazze Şeridi ve Batı Şeria’da etnik temizlik konusunda ciddi endişelere yol açmaktadır” denildi.

BM’de üst düzey bir yetkili dün yaptığı açıklamada, İsrail’in idari olarak Filistin yönetimine bağlı olması öngörülen Batı Şeria bölgeleri üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya yönelik adımlarının ‘fiili ve kademeli bir ilhaka’ vardığı uyarısında bulundu. BM Genel Sekreter Yardımcısı Rosemary DiCarlo, Filistin meselesine ilişkin BM Güvenlik Konseyi toplantısında yaptığı konuşmada, “Sahadaki durumu istikrarlı biçimde değiştiren tek taraflı İsrail adımları nedeniyle Batı Şeria’nın fiili ve kademeli bir ilhakına tanıklık ediyoruz” dedi. Geçen haftadan bu yana İsrail, Batı Şeria’daki kontrolünü pekiştirmeye yönelik bir dizi kararı onayladı. Filistinliler, Oslo Anlaşmaları kapsamında Batı Şeria’da sınırlı bir özerk yönetime sahip bulunuyor.

DiCarlo, söz konusu adımların işgal altındaki Batı Şeria’da, El Halil gibi hassas bölgeler de dahil olmak üzere İsrail sivil otoritesinin tehlikeli biçimde genişlemesi anlamına geleceğini belirtti. DiCarlo, bu adımların bürokratik engellerin kaldırılması, arazi alımının kolaylaştırılması ve İsraillilere inşaat ruhsatı verilmesinin önünün açılması yoluyla yerleşimlerin genişlemesine zemin hazırlayabileceğini ifade etti.

Yeni düzenlemelerin, hâlihazırda Filistin yönetiminin idari yetki kullandığı Batı Şeria’nın bazı bölümleri üzerindeki İsrail kontrolünü daha da pekiştirmesi bekleniyor. Oslo Anlaşmaları uyarınca Batı Şeria, Filistin Yönetimi, karma yönetim ve İsrail yönetimi altındaki A, B ve C bölgelerine ayrılmıştı. Batı Şeria’nın, gelecekte kurulacak bir Filistin devletinin büyük bölümünü oluşturması öngörülürken, İsrail’deki aşırı sağ çevreler bölgeyi İsrail topraklarının bir parçası olarak görüyor.

Oslo Anlaşmaları’nın ilan edilen amacı, bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasının önünü açmaktı. BM nezdindeki 85 ülkenin misyonu ise salı günü yayımladıkları ortak açıklamada, İsrail’in Batı Şeria üzerindeki kontrolünü genişletmesini kınadı. Açıklamada, ‘İsrail’in Batı Şeria’daki yasa dışı varlığını genişletmeyi amaçlayan tek taraflı karar ve uygulamalar’ kınandı.


Şera, Suriyelilere karşı ihlallerde bulunanlar hariç, çeşitli suçlardan hüküm giymiş kişilere af çıkardı

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)
TT

Şera, Suriyelilere karşı ihlallerde bulunanlar hariç, çeşitli suçlardan hüküm giymiş kişilere af çıkardı

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera dün çeşitli suçlardan hüküm giymiş kişiler ile 70 yaşını aşmış mahkûmları kapsayan genel af kararı yayımladı. Ancak karar, Suriyelilere yönelik ihlallerde bulunanları kapsam dışı bırakıyor.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre söz konusu kararname, Aralık 2024’te Beşşar Esed’in devrilmesinin ardından göreve gelen Şera’nın yayımladığı ilk af niteliğini taşıyor. Esed, görev süresi boyunca zaman zaman benzer af kararnameleri çıkarmıştı.

Suriye devlet televizyonunda yayımlanan kararnameye göre, ‘müebbet hapis cezası’ 20 yıla indiriliyor. Ayrıca kabahat ve ihlallerde verilen cezaların tamamı kaldırılıyor. Uyuşturucuyla Mücadele Kanunu, Suriye lirası dışında işlem yapılmasının yasaklanmasına ilişkin yasa ve devlet destekli malların kaçakçılığına dair kanunda yer alan bazı ağır suçlara ilişkin cezalar da affediliyor.

Af kapsamında ayrıca Askerî Ceza Kanunu ve Bilişim Suçları Kanunu’nda düzenlenen bazı ağır suçlara ilişkin cezalar da kaldırılıyor.

Silah ve mühimmat yasasında yer alan suçlardan hüküm giyenler de kararın yayımlanmasından itibaren üç ay içinde silahlarını yetkili makamlara teslim etmeleri şartıyla cezalarının tamamından muaf tutulacak.

Kararname, ‘tedavisi mümkün olmayan ağır bir hastalığa’ sahip olanlar ile 70 yaşını doldurmuş hükümlülerin de, metinde belirtilen istisnalar dışında, cezalarının tamamından muaf tutulmasını öngörüyor.

Buna karşılık, ‘Suriye halkına karşı ağır ihlaller içeren suçlar’ ile İşkencenin Suç Sayılmasına Dair Kanun’da düzenlenen suçlar af kapsamı dışında bırakıldı.

Yeni yönetimin göreve gelmesinden bu yana, eski yönetimle bağlantılı oldukları ve Suriyelilere karşı ihlallerde bulundukları iddiasıyla onlarca kişinin gözaltına alındığı açıklanmış, bazıları hakkında yargı süreci başlatılmıştı.


Washington'da düzenlenen "Gazze Barış Konseyi"nin ilk toplantısının gündeminde 4 dosya yer alıyor

Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)
Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)
TT

Washington'da düzenlenen "Gazze Barış Konseyi"nin ilk toplantısının gündeminde 4 dosya yer alıyor

Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)
Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump'ın başkanlık ettiği “Barış Konseyi”nin ilk toplantısı bugün yapılacak. Toplantıda, İsrail'in saldırılarının devam etmesi ve ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının askıya alınmasıyla birlikte, Hamas'ın silahsızlandırılması, İsrail'in Gazze Şeridi'nden çekilmesi ve istikrar güçlerinin konuşlandırılması ile Gazze Şeridi'ndeki durum ele alınacak.

Bu toplantı, yeniden yapılanma dosyası ve “Gazze Yönetim Komitesi”nin çalışmalarıyla birlikte çözülmemiş meselelere yoğunlaşıyor. Şarku’l Avsat'a konuşan uzmanlara göre İsrail'in Batı Şeria'daki Filistin topraklarını yağmalaması konusunun gündeme getirilmesi olasılığı var. Uzmanlar, İsrail'in toplantıya katılımının, Meksika'nın sınırlı katılım açıklamasında olduğu gibi, İsrail'e karşı çıkanların katılımını azaltabileceğini değerlendiriyor.

Gündemdeki dosyalar

Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov’un CNN'e yaptığı açıklamaya göre bugünkü toplantıda, Gazze Komisyonu'nun Şerid'e girmesini, ateşkes ihlallerinin sona ermesini sağlamak ve insani yardımı hızlı bir şekilde ulaştırmak için izlenecek süreç tartışılacak. Ayrıca “Gazze'de silahsızlanma süreci, İsrail güçlerinin sınır hattından çekilmesi ve Gazze'nin yeniden inşası ve Batı Şeria'nın Filistin Yönetimi'ne ilhakı da dahil olmak üzere Trump'ın 20 maddelik planının uygulanması” da ele alınacak.

Mladenov, “tüm tarafların bu konularda anlaşmaya varması ve çabalarını birleştirmesi”nin alternatifi olarak “savaşın yeniden başlaması” ve “savaşın yeniden başlamasından daha da tehlikeli olan, Hamas'ın Gazze'nin yaklaşık yüzde 50'sini kontrol ettiği ve geri kalanının İsrail kontrolü altında olduğu statükonun pekiştirilmesi” olacağı uyarısında bulundu.

İsrail güvenlik kaynakları, Trump'ın “Barış Konseyi” toplantısında uluslararası güçlerin Gazze Şeridi'ne girmesini ve Hamas'ın silahsızlandırılması ile yeniden inşa sürecinin başlatılmasını duyuracağını tahmin ediyor. Bu bilgi, dün İbranice web sitesi Walla'ya konuşan bir kaynak tarafından verildi.

Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden akrabasının yasını tutuyor (AFP)Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden akrabasının yasını tutuyor (AFP)

Endonezya, şu ana kadar Gazze'ye asker gönderme niyetini açıklayan tek ülke olurken, İsrail ise Gazze Şeridi'nde Türkiye'nin varlığını reddediyor. Endonezya ordu sözcüsü Dony Pramono pazartesi günü yaptığı açıklamada, Cakarta'nın önerilen çokuluslu gücün bir parçası olarak nisan ayı başlarında Gazze'ye gönderilmek üzere 1.000 asker hazırladığını belirtti.

Siyaset bilimi profesörü ve Filistin ve İsrail meseleleri uzmanı Dr. Tarık Fahmi, ilk toplantının konseyi kurup, çalışmalarına başlamak için fon toplamaya odaklanacağını ve ilgili ve etkili ülkelerin çoğunu kapsayacağını düşünüyor. En önemli konular, istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve silahsızlanma olacak, ancak bazı zorluklar olduğunu da belirtiyor. Ancak anlaşmaya varmaktan başka bir alternatifin olmadığı da ifade ediyor.

Filistinli siyasi analist Dr. Ayman el-Raqab da onunla aynı fikirde ve Hamas'ın silahsızlandırılması, Filistin polis güçlerinin yanı sıra istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve teknokrat komitenin çalışmaları ile Batı Şeria sorunu ile İsrail'in toprak gaspı konularının toplantının ana gündem maddeleri olacağını belirtiyor. Trump'ın, başkanlığını yaptığı konseyin başarısını vurgulamak için bu sorunların bazılarının çözülmesi için çaba göstereceğini değerlendiriyor.

Katılımcılar için engel

Katılımcı düzeyinde Kahire, Başbakan Mustafa Medbuli'nin Cumhurbaşkanı Abdulfettah el-Sisi adına toplantıya katılacağını duyurdu. Bakanlar Kurulu tarafından dün yapılan açıklamaya göre bu katılım, “Mısır'ın kapsamlı ve adil barış çabalarını destekleme rolü ve Trump'ın Filistin halkının Gazze'den sürülmesini reddeden tutumunu ve çabalarını onaylama rolü çerçevesinde” gerçekleşecek.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün yaptığı açıklamada, “Barış Konseyi”nin Gazze Şeridi'nde kalıcı istikrar, ateşkes ve arzu edilen barışın sağlanmasına katkıda bulunacağını umduğunu belirterek, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın toplantıda ülkesini temsil edeceğini kaydetti.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar'ın Başbakan Binyamin Netanyahu adına toplantıya katılmak üzere ABD'ye gitmesinden bir gün sonra, Meksika Cumhurbaşkanı Claudia Sheinbaum dün yaptığı açıklamada, toplantıya her iki tarafın da tam katılımının olmadığını (Filistin'in Filistin'in yokluğuna atıfta bulunarak) AFP’ye göre bu nedenle Meksika'nın katılımının sınırlı olacağını belirtti

Fehmi, Mısır'ın bölgedeki ağırlığı ve önemi göz önüne alındığında, Mısır'ın katılımına alternatif olmadığını düşünüyor. İsrail'in katılımının, Trump'ın isteklerine aykırı görünmemek için yarı çözüm çerçevesinde olduğunu, ancak aynı zamanda Konsey'in kararlarını etkili bir şekilde engellemek ve ihlallerine ve saldırılarına devam etmek için çalışacağını açıklıyor.

El-Raqab, Mısır'ın hem sahada hem de Gazze meselesine ilişkin müzakerelerde sahip olduğu uluslararası deneyim nedeniyle katılımının son derece önemli olduğunu ve bunun durum üzerinde olumlu bir etki yaratacağına dair umutlar olduğunu değerlendiriyor.