ABD yargısının başkanlık seçimleri üzerindeki etkisi nedir?

George W. Bush-Al Gore senaryosu tekrarlanabilir, fakat bu kez sorun çok daha derin olacaktır

Trump (AP)
Trump (AP)
TT

ABD yargısının başkanlık seçimleri üzerindeki etkisi nedir?

Trump (AP)
Trump (AP)

Tarık eş-Şami
ABD Anayasasının, eyaletlere seçimleri düzenleme yetkisi vermesi nedeniyle ülkede tüm düzeylerdeki mahkemelerde yasama ve başkanlık seçimleriyle ilgili bir dizi dava bulunuyor. Seçim süreciyle ilgili her eyaletin kendine ait düzenlemeleri var. Bu konudaki olası hukuki anlaşmazlıkların olması halinde davaları ele alan mahkemeler de eyalet mahkemeleri. Böyle bir anlaşmazlık durumunda bir eyalet mahkemesinin aldığı karar, Seçiciler Kurulu’ndaki (Electoral College) seçici üyelerin oylarını hangi adayın alacağını belirleyebilir ve nihai kararı Eyalet Yüksek Mahkemesi ‘nin vermesine yol açabilir.
Yine de federal mahkemeler, federal temyiz mahkemeleri ve ABD Federal Yüksek (Temyiz) Mahkemesi’nin oy haklarıyla ilgili oynayacağı bir rol vardır. Eğer federal düzeyde anayasal bir hakkın ihlal edildiğine dair bir iddianame varsa, Washington'daki ABD Federal Yüksek Mahkemesi’nde görülen davalardan sonra da bu hukuki anlaşmazlıklar sona erebilir. Tıpkı 2000 yılında Washington DC'deki Yüksek Mahkeme’nin başkanlık seçimlerinde kimin kazanacağına dair kararı, George W. Bush lehine verdiğinde olduğu gibi.
Peki, ABD’deki mahkemelerin yetkileri nerede başlar ve nerede biter? Mahkemeler seçim süreçlerinde neden bu kadar çok davaya tanık oluyor? ABD mahkemelerinin 2020 seçimlerini önceki seçimlerden daha fazla etkileyeceği iddiası doğru mu?

Artan davalar
Cumhuriyetçiler ve Demokratların seçimlerle ilgili çeşitli mahkemelerde açtıkları davaların sayısı artarken Demokrat adayları destekleyen bazı avukatlar, her zamanki, federal yasaları görmezden gelme yaklaşımlarından farklı bir yaklaşım sergiliyorlar. Eyalet mahkemeleri ise bunu hedeflerine ulaşmak için bir atlama adımı olarak yorumluyor. ABD Anayasası, eyaletlere federal seçimler dahil olmak üzere seçimleri organize etme konusunda ilk yetkiyi veriyor. Bu nedenle, tüm oy verme prosedürleri eyalet yargısına ait bir sorumluluktur.
Eyalet yasaları, oy kullanma hakkını garanti ederken federal mahkemeler, oy kullanma haklarıyla ilgili konuları da ele alırlar. Federal mahkemelerin son yıllarda, oy kullanma haklarını genişletme eğilimi arttı, ancak bazı kararları daha sonra muhafazakar eğilimi temsil eden Federal Temyiz Mahkemesi yargıçları tarafından bozuldu.

Oy haklarının korunması
1960'larda ve devam eden yıllardaki medeni haklar döneminde eyaletlerde ayrımcılığa yaygın bir şekilde rastlanmasından ötürü oy hakları federal mahkemeler tarafından korunuyor ve bu konuda adeta bir sığınak olarak görülüyordu. Ancak son yıllarda federal mahkemelerin oy hakları ile ilgili davalara ilişkin kararlar bir dereceye kadar şüphecilikle karşı karşıya kaldığından, bu konudaki düşünce değişti. Bunun bir örneği Teksas eyaletinde yaşandı. Teksas Valisi, oy pusulalarının posta yoluyla yollanması için yoğun nüfuslu bölgeleri hesaba katmadan her bölgeye yalnızca bir oy sandığı tahsis edileceğini duyurdu.
Bunun üzerine oy hakları dernekleri Teksas Valisi’nin kararının yürürlüğe girmesini engellemek için bir dava açtılar. Federal bir mahkeme, Valin’in kararının oy kullanma hakkına yönelik bir ihlal olduğuna karar verdi. Ancak Federal Temyiz Mahkemesi’ne taşınan davada tamamı Trump tarafından atanan üç yargıçtan oluşan mahkeme heyeti, ilk mahkemenin kararını bozdu ve Vali’nin kararını destekledi.
Aynı mekanizma, Wisconsin ve Ohio gibi ABD’de ‘Salıncak Eyaletler’ (Swing States) olarak nitelendirilen son dakikaya kadar belirsizliğin korunduğu kritik eyaletlerde de yaşandı. Wisconsin’deki dava, posta yoluyla gönderilen ve Seçim Günü olan 3 Kasım’dan sonra da gelmeye devam eden oy pusulalarını kabul edilmesi için son teslim tarihlerinin uzatılmasına yönelik bir girişimle ilgiliydi. Ohio’daki dava ise posta yoluyla gönderilen oy pusulalarının sayısını artırmaya yönelik bir girişimle ilgiliydi. Her iki davada da federal mahkemeler, oy haklarının genişletilmesini destekleyen kararlar verdiler. Ancak federal temyiz mahkemeleri daha sonra bu kararları bozdular.

Mahkemeler kimin hegemonyasında?
Federal temyiz yargıçlarının yüzde 25'inden fazlasının Başkan Trump tarafından atanmış olması nedeniyle çoğu federal temyiz mahkemesi üzerinde Cumhuriyetçilerin hegemonyası söz konusu. Öte yandan atanmış muhafazakar yargıçlar yalnızca federal yargıyı kontrol etmekle kalmadı. ABD Senatosu’nun 7. Bölge Temyiz Mahkemesi Yargıcı Amy Connie Barrett’in Yüksek Mahkeme’de görev yapmasını onaylamasıyla birlikte Temyiz Mahkemesi’nde liberallere karşı muhafazakârların lehine altıya üçlük bir oy oranı söz konusu. Her ne kadar ABD Yüksek Mahkemesi Başkanı John G. Roberts bazen liberaller lehine oy verse de muhafazakarlar, Temyiz Mahkemesi üzerinde hegemonyaya sahip.
Buna karşın, liberaller, Kuzey Carolina ve Pennsylvania gibi bazı kritik eyaletlerde Yüksek Mahkeme heyetinin çoğunluğunu oluştururken, diğer kritik eyaletlerde muhafazakarlar, yüksek mahkemelerde liberallerle ya aynı sayıya sahipler ya da daha azlar. Ancak bu eyaletlerde genellikle hâkimler oylarla seçilirler. Bu yüzden kamuoyuyla daha fazla ilgilenirler ve seçmenlerin iradesine saygı duymaya daha isteklidirler. Bu da, seçimle gelen federal yargıçlar ile kalıcı olarak görevde bulunan federal yargıçlar arasında büyük bir tezat oluşturuyor.

Eyalet mahkemeleri yeterli mi?
Bu nedenlerden ötürü bir grup avukat, ABD Anayasası veya federal yasalar kapsamında herhangi bir iddiada bulunmaktan kaçınmaya başlayarak yalnızca eyalet yasalarına ve eyalet anayasasına göre oy kullanma hakkına odaklandılar. Bu yüzden davalar yalnızca eyalet mahkemelerinde açılıyor. Ancak bir davadan çıkan karara itiraz edilirse davanın federal mahkemede sonuçlanma şansı her zaman bulunuyor.

 Yüksek Mahkeme’nin rolü
2000 yılında George W. Bush-Al Gore davasında da bu yaşanmıştır. O dönem ABD Yüksek Mahkemesi, Florida Yüksek Mahkemesi’nin eyaletteki oyların yeniden sayılmasıyla ilgili kararının Anayasayı ihlal ettiğine hükmetti. Bu kararın, Cumhuriyetçi aday George W. Bush'un zaferinde etkisi oldu.
Birkaç gün önce, Cumhuriyetçi Parti Pennsylvania eyaletinde benzer bir adım attı ve ABD Federal Yüksek Mahkemesi'nden Pennsylvania Yüksek Mahkemesi'nin postayla gönderilen oylar için verilen sürenin uzatılması kararını gözden geçirmesini istedi. Ancak, ABD Yüksek Mahkemesi, oyların Seçim Günü yani 3 Kasım’dan sonraki üç gün boyunca alınmaya devam edilebileceğine karar verdi.
Ancak bu karar, ABD Yüksek Mahkemesi Başkanı Roberts’ın liberal yargıçlarla aynı oyu kullanması sonucu Yüksek Mahkeme oylarında dörde dört eşitlik sağlanmasıyla alınmıştı. Çünkü yeni atanan Yargıç Amy Connie Barrett, Pennsylvania Yüksek Mahkemesi'nin önceki kararının devamına ilişkin dava dosyasını göremediği için çekimser kaldı.
Yargıç Barrett’in oyu, davanın yeniden Federal Yüksek Mahkeme’de incelenmeye başlaması halinde bu kararı bozabilir. Bu da Pennsylvania’daki Cumhuriyetçilerin davayı tekrar açmasına neden olabilir.
Bazıları, ABD Yüksek Mahkemesi’nin geçtiğimiz hafta pazartesi günü Wisconsin'de posta yoluyla kullanılan oyların son teslim tarihinin uzatılmasına ilişkin davada farklı bir karar vermesi karşısında şaşırmış olabilirler. Fakat Yüksek Mahkeme Başkanı Roberts, iki dava arasındaki farkın, Wisconsin davasının bir federal mahkemeden, Pennsylvania davasının ise oy hakkı davalarını gerektiren eyalet mahkemelerinden gelmesinden kaynaklandığını açıkladı.

Süreç nasıl işleyecek?
Amerikalılar, bu seçimde posta yoluyla daha önce görülmemiş sayıda oy kullanılması nedeniyle, 4 Kasım Çarşamba sabahı, başkanlığı kazanan adayın adının açıklanmadığı bir güne uyandılar. Oylar o kadar yakın ki, oy pusulaları Wisconsin, Pennsylvania, Michigan veya Florida gibi pek çok önemli eyalete postalanana kadar sonuç öğrenilemeyecek.
Adaylardan birinin, eksik oy pusulaları veya posta yoluyla kullanılan oy pusulaları sayılmadan önce veya sonra sonucu kabul etmeyeceği tahmin ediliyor. Bu durum, oy sayımının durdurulması, sayıma devam edilmesi veya yeniden sayılması ile ilgili birkaç davanın açılmasına neden olabilir. Karşılıklı suçlamalarla birlikte muhtemelen seçim sonucuna karşı itirazlar da başlayacaktır.

Eyalet mahkemelerinin rolü
ABD Anayasası’na göre 50 eyaletin her birinin seçmenlerin oy kullanma hakkı, oy kullanma sürecinin yeri, saati ve eyaletin Seçiciler Kurulu üyeleri dahil olmak üzere seçim sürecinin neredeyse her yönüne ilişkin yasası bulunuyor. Bu nedenle seçimlerle ilgili davalar, o eyaletin yasalarını uygulayan eyalet mahkemelerinde başlar ve genellikle yine aynı mahkemelerde sona erer.
Herhangi bir eyalette seçim sonucuna itiraz etmek isteyen bir adayın, öncelikle seçim sırasında hangi eyalet yasası maddesinin ihlal edildiğini belirlemesi gerekiyor. Bazı eyaletlerde anlaşmazlıklar şiddetlendiğinde ve ısrarla sürdürüldüğünde ortaya çıkan şüpheler nedeniyle muhtemelen birkaç eyalette birkaç dava daha açılacaktır.
ABD Senatosu, her eyaletin ortaya çıkabilecek herhangi bir anlaşmazlığın çözümü için bir mekanizmaya sahip olması gerektiğine karar verdiğinden, eyalet yargısı, eyalet mahkemeleri tarafından yorumlandığı ve uygulandığı şekliyle o eyalet için hangi adayın oyları kazanacağını belirleyebilir.
Normal şartlar altında, eyaletin en yüksek mahkemesinin eyalet yasalarının nasıl uygulanacağına ilişkin hiçbir kararı federal mahkemede temyiz edilemez. Bu nedenle dava, eyaletin yüksek mahkemesi tarafından nihai karara bağlanır.

Peki, federal mahkemeler ne zaman devreye girerler?
Bununla birlikte, federal mahkemelerin seçimle ilgili bir davaya bakma olasılığı da söz konusu. Tıpkı 2000 yılındaki Bush - Gore davasında olduğu gibi. Ancak bunun olması için, federal anayasal hakların ihlal edildiği iddia edilmelidir.
Eğer bir kişi, ırkı veya rengi nedeniyle oy hakkının gasp edildiğini iddia ederse ABD Anayasası'nın 1965 tarihli Oy Hakları Yasası hükümleri uyarınca davaya, federal mahkemeler bakar.

Gore’a karşı Bush senaryosu tekrarlanır mı?
George W. Bush - Al Gore davası, Florida’daki oylama sonuçlarının birbirine yakın olması sonucu ortaya çıkan ve her iki tarafın da eyaletteki farklı mahkemelerde dava açtığı birkaç davadan oluşuyordu. Florida Yüksek Mahkemesi, oyların elle sayılması işlemini 26 Kasım 2000'e, yani eyaletin seçim sonuçlarını onaylaması ve yasal olarak ABD Senatosu’na göndermesi gereken son tarihten sekiz gün sonrasına kadar uzatmaya karar verdi.
Bush tarafı, bu yüzden Washington DC'deki ABD Federal Yüksek Mahkemesi'ne başvurdu ve beş yargıçtan dördünün oyuyla çoğunluğun desteğini aldı. ABD Federal Yüksek Mahkemesi, Florida Yüksek Mahkemesi tarafından verilen yeniden sayımın kararının Anayasa'da öngörülen eşitliğin korunması maddesini ihlal ettiğine karar verdi.
2020 seçimlerinden sonra sadece Florida’da değil, birçok eyalette benzer zorlukların ortaya çıkabileceğini öngörmek zor değil. Davalar genellikle eyalet mahkemelerinde başlayacaktır. Fakat aynı zamanda tıpkı 2000 yılındaki seçimlerde olduğu gibi, bu davalardaki bazı kararların ABD Federal Yüksek Mahkemesi’ne temyize görülmesi olasılığı söz konusu.
Bu da siyasi bir sorunla sonuçlanabilir. 2000 seçimlerinde Federal Yüksek Mahkeme’nin kararı seçim sonuçlarını etkiledi. Çünkü hem taraflar hem de halk, mahkemenin karar verme yetkisini kabul etmeyi seçti. Ancak, inatçı bir kutuplaşma durumu olduğunda ve mahkeme kararlarının siyasi nedenleri olduğuna dair şüpheler ortaya çıktığında pek çok ve belki de endişe verici olaylar yaşanabilir.



Trump-Şi zirvesi: Liderler istediklerini elde edebildi mi?

Trump, Şi'yle "müthiş bir görüşme gerçekleştirdiklerini" söyledi (AP)
Trump, Şi'yle "müthiş bir görüşme gerçekleştirdiklerini" söyledi (AP)
TT

Trump-Şi zirvesi: Liderler istediklerini elde edebildi mi?

Trump, Şi'yle "müthiş bir görüşme gerçekleştirdiklerini" söyledi (AP)
Trump, Şi'yle "müthiş bir görüşme gerçekleştirdiklerini" söyledi (AP)

ABD Başkanı Donald Trump'la Çin Devlet Başkanı Şi Cinping arasındaki görüşmenin yankıları sürüyor.

Şi'yi özel törenle Beyaz Saray'da ağırlayan Trump, "Ülkelerimiz için daha iyi bir gelecek inşa etmek üzere birlikte çalışmayı sürdüreceğiz" dedi.

Çin lideri de görüşmenin, "stratejik istikrar temelli Çin-ABD ilişkilerine yeni bir boyut kazandırdığını ve ikili ilişkiler için yeni bir stratejik yol haritası sunduğunu" söyledi.

Normalde kasımda sonlanması beklenen iki ülke arasındaki ticaret ateşkesi de ocak ayına kadar uzatıldı.

Bu nedenle gümrük tarifeleri, Çin'in nadir toprak elementleri üzerindeki hakimiyeti ve ABD'nin gelişmiş çiplerine erişim sorunları gibi temel problemlerin görüşülmesi ilerideki muhtemel müzakerelere bırakıldı.

BBC'nin analizinde, Şi'nin ticaret ateşkesi açısından istediğini alamadığı yorumu yapılıyor. Pekin yönetiminin sürenin en az bir yıl daha uzatılmasını beklediğine işaret ediliyor. Öte yandan Wall Street Journal ise Pekin'in en az iki yıl daha uzatma istediğini yazıyor.

Diğer yandan Trump'ın Şi'yi havalimanında bizzat karşılamasının ve düzenlenen görkemli resepsiyonun iki lider arasındaki imajı güçlendirdiği yazılıyor. Çin sosyal medyasında iki lideri karşılaştıran çok sayıda paylaşım yapıldığı aktarılıyor.

Toplantıda yapay zeka alanındaki gelişmeler de değerlendirildi. Çin lideri, yapay zeka teknolojisinin her zaman insan kontrolünde kalması gerektiğini vurguladı. Ancak tarafların herhangi bir güvenlik önleminde uzlaşıp uzlaşmadığı belirsiz kaldı.

Son dönemde özellikle Amerikan medyasında Çin'in İran'a askeri destek verdiğine dair iddialar paylaşılmış, Pekin ise bunları defalarca yalanlamıştı. WSJ'nin analizinde, İran meselesiyle ilgili herhangi bir somut adım atılıp atılmayacağının netleşmediğine işaret ediliyor.

Tayvan da görüşmelerin önemli başlıklarından biri oldu. Şi, ABD'nin Tayvan'a silah satışlarını Çin'in kırmızı çizgisi olduğunu tekrar vurgulayarak Washington'ın konuyu "ihtiyatla ele almasını umduğunu" söyledi.

Trump henüz Tayvan meselesiyle ilgili bir açıklama yapmadı. Mayısta Şi'yle yaptığı görüşmenin ardından Tayvan'a yönelik 14 milyar dolarlık silah paketinin onayını ertelemişti.

Diğer yandan Telegraph'ın analizinde, Şi'nin ABD ziyareti öncesinde Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ), BRICS ve Mısır temaslarıyla birlikte çok sayıda dünya lideriyle görüştüğü hatırlatılıyor.

Beyaz Saray'ın küresel sistemdeki merkezi rolünün zayıflamaya başladığı, Pekin'in başka ülkelerle de ilişkilerini güçlendirerek Washington'ın bıraktığı boşlukları doldurmaya çalıştığı yorumu yapılıyor.

Çin Komünist Partisi'nin İngilizce yayın organı Global Times ise tüm rekabete rağmen iki ülke liderinin bir araya gelmesinin dünyaya olumlu bir mesaj gönderdiğini yazıyor.

Çin'deki Tsinghua Üniversitesi'nden Da Wei, görüşmenin istikrar ve süreklilik için kritik öneme sahip olduğunu vurguluyor.

Trump, Şi onuruna bu akşam özel bir yemek verecek. Etkinliğe Jeff Bezos, Elon Musk, Sam Altman ve Tim Cook gibi önde gelen ABD'li iş insanlarının katılması bekleniyor.

Independent Türkçe, Reuters, Wall Street Journal, BBC, Global Times, Telegraph


Etiyopya: Eski rakiplerin oluşturduğu ittifak, Abiy Ahmed’e karşı yeni bir cephe açıyor

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed dün Cibuti’yi ziyaret etti ve Cumhurbaşkanı İsmail Guelleh tarafından kabul edildi. (Etiyopya Haber Ajansı)
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed dün Cibuti’yi ziyaret etti ve Cumhurbaşkanı İsmail Guelleh tarafından kabul edildi. (Etiyopya Haber Ajansı)
TT

Etiyopya: Eski rakiplerin oluşturduğu ittifak, Abiy Ahmed’e karşı yeni bir cephe açıyor

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed dün Cibuti’yi ziyaret etti ve Cumhurbaşkanı İsmail Guelleh tarafından kabul edildi. (Etiyopya Haber Ajansı)
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed dün Cibuti’yi ziyaret etti ve Cumhurbaşkanı İsmail Guelleh tarafından kabul edildi. (Etiyopya Haber Ajansı)

Etiyopya’da 2018 yılında iktidara gelen Abiy Ahmed, onlarca yıl süren çatışmaların yıprattığı ülkesinde barışın sağlanması ve birliğin tesis edilmesi hedefiyle yola çıktı. Bu süreçte Nobel Barış Ödülü’ne layık görülen Ahmed, aradan geçen 8 yılın ardından dünün en önemli müttefiklerinin bugünün düşmanlarına dönüştüğü dramatik bir tabloyla karşı karşıya.

Abiy Ahmed’e karşı bazı eski müttefiklerinin öncülüğünde silahlı bir ittifakın kurulması ve ülkenin kuzeyinde sahadaki kontrolün ele geçirilmesi, Eritre ile yaşanan gerilime yeni bir boyut ekledi. Eritre, 2020 yılında Tigray Halk Kurtuluş Cephesi’ne (TPLF) karşı yürüttüğü savaşta Ahmed’in destekçileri arasında yer almıştı. Ancak iki ülke arasındaki ilişkiler daha sonra giderek tırmanan bir husumete dönüştü.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, krizin seyri konusunda farklı görüşler ortaya koyuyor. Bazı uzmanlar krizin daha da kötüleşmesinin muhtemel olduğunu belirtirken, bazıları ise yaşananların geçici ve dönemsel olduğunu değerlendiriyor. Bununla birlikte uzmanlar, krizin nedenleri arasında Abiy Ahmed ile eski müttefikleri arasındaki anlaşmazlıkların derinleşmesi ve özellikle Asmara’dan gelen dış desteğin etkili olduğu konusunda hemfikir.

Beklenmedik bir ittifak

Etiyopya’daki kriz, pazar günü aralarında TPLF, Amhara’daki Fano Ulusal Hareketi ve Oromo Kurtuluş Ordusu’nun (OLA) da bulunduğu yedi silahlı gücün Hayatta Kalmak İçin Etiyopya Halk Güçleri İttifakı adı verilen bir oluşum kurduklarını açıklamasıyla yeni bir aşamaya girdi. İttifak, Başbakan Abiy Ahmed hükümetine son verilmesini ve kapsayıcı bir geçiş yönetimi kurulmasını hedeflediğini duyurdu.

Afrika meseleleri uzmanı Ali Mahmud Kelni, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, söz konusu güçlerden bazılarının yakın zamana kadar birbirine karşı cephelerde savaşıyor olmasının dikkat çekici olduğunu belirtti. Kelni’ye göre Amhara’daki Fano’nun tutum değiştirmesi, ‘dünün müttefikleri arasındaki ittifaklar haritasının değiştiğinin en önemli göstergelerinden biri’ olarak öne çıkıyor. Fano’nun, hükümete karşı çıkan başlıca silahlı güçlerden bazılarını bir araya getiren oluşumun ortaya çıkışını desteklemesi, bu değişimin göstergesi olarak değerlendiriliyor.

Fano grupları, 2020-2022 yılları arasındaki savaş sırasında federal güçlerin yanında TPLF’ye karşı savaşmıştı. Ancak Amhara bölgesinin güvenliği ve Pretoria Anlaşması sonrasındaki düzenlemeler konusunda anlaşmazlıkların artmasıyla hükümetle karşı karşıya geldi. Özellikle hükümetin 2023 yılında bölgelerin özel kuvvetlerini lağvederek mensuplarını ordu ve polis teşkilatına dahil etme kararı, Amhara’da bölgenin güvenlik kapasitesinin zayıflatılacağı yönünde geniş çaplı endişelere yol açtı. 2023’ten bu yana Fano savaşçıları ile federal güçler bölgede silahlı çatışmalara giriyor.

Tigray’da ise 2022 tarihli Pretoria Anlaşması, özellikle ihtilaflı topraklar, güvenlik düzenlemeleri ve cephe ile federal hükümet arasındaki ilişkilerin geleceği konusunda tüm sorunları çözüme kavuşturamadı. 2026 yılında gerilimlerin yeniden tırmanmasıyla birlikte çatışma sarmalı hızlandı ve TPLF’nin de katıldığı bu silahlı ittifakla Abiy Ahmed’in karşı karşıya olduğu güçlerin sayısı arttı.

Oromia’da ise hükümet ile OLA arasındaki çatışma devam etti. Hareket, Abiy Ahmed’in iktidara gelmesinin ardından Etiyopya’ya dönmüş, ancak daha sonra o da yeniden silahlı mücadeleye başlamıştı.

Kelni’ye göre, birkaç yıl önce Abiy Ahmed’e ilişkin senaryolarda gerçekleşmesi uzak görülen bu oluşum artık bir gerçeklik haline geldi. Kelni, söz konusu güçlerin tek bir ittifak altında birleşmesinin federal hükümet ile bazı bölgesel silahlı güçler arasındaki uçurumun giderek büyüdüğünü gösterdiğini belirtti.

Kelni’ye göre bu güçleri şu aşamada bir araya getiren temel unsur, ortak bir siyasi projeden ziyade merkezi hükümetin politikalarına karşı olmaları.

Etiyopyalı siyasi analist Zahid Zeydan ise bu güçleri Abiy Ahmed hükümetine karşı yakınlaşmaya ve koordinasyon arayışına iten gelişmelerin bölgesel dinamikler ve dış destekle bağlantılı olduğunu düşünüyor. Zeydan, burada Eritre’nin tutumunun yanı sıra siyasi husumet ve bu güçlerin federal hükümet tarafından göz ardı edildiğini düşündüğü bölgesel ve tarihsel taleplerin etkili olduğunu belirtiyor. Bu durum, söz konusu grupların kendi aralarındaki tarihsel derin anlaşmazlıklara rağmen ortaya çıkmış durumda. Nitekim Fano güçleri iki yıl öncesine kadar Tigray’a karşı yürütülen savaşta federal ordunun yanında yer almıştı.

Tırmanan çatışma

Sahada ise TPLF’nin ülkenin kuzeyindeki havalimanlarının kontrolünü ele geçirmesinin ertesi günü Etiyopya ordusu dün yaptığı açıklamada, ülkenin kuzeyindeki çatışmalarda 272 isyancının öldürüldüğünü duyurdu. Abiy Ahmed ise hızla tırmanan gelişmelere doğrudan değinmeden, ekonomik ilişkileri güçlendirmeyi amaçlayan ortak bir projeyi duyurmak üzere komşu Cibuti’ye gitti.

Gerilimin tırmanmasının ardından ABD’nin Etiyopya Büyükelçisi Irvin J. Massinga, çarşamba günü TPLF yönetiminin geniş çaplı bir saldırı başlatma kararından duyduğu hayal kırıklığını dile getirdi. Massinga, “ABD’nin bu yılın başlarında yaptırım uyguladığı TPLF yönetiminin bugün geniş çaplı bir saldırı başlatma kararından hayal kırıklığı duyuyorum. Devlet Başkanı Olusegun Obasanjo’nun liderliğinde Afrika Birliği (AfB) tarafından yürütülen diyaloğu reddetmek ve kazanılamayacak bir savaşa girmek halka hiçbir fayda sağlamıyor. Diğer silahlı grupların da bu yolu izlemekten kaçınması akıllıca olacaktır” ifadelerini kullandı.

Yeni silahlı ittifakın en önemli unsurlarından biri olan Tigray’daki isyancılar çarşamba günü bölgenin başkenti Mekelle’deki havalimanının kontrolünü federal polisten aldı. Güvenlik ve yerel kaynaklar, mevcut durum nedeniyle Ethiopian Airlines’ın bölgeye yönelik uçuşlarını askıya aldığını çarşamba günü Reuters ve AFP’ye bildirdi.

Abiy Ahmed’in devam eden çatışmalar sırasında kaybettiği bu cephe ve yeni ittifakın geleceği konusunda Kelni, oluşumun silahlı muhalefet açısından önemli bir dönüşüm olduğunu belirtti. Kelni, ittifakın Tigray, Amhara ve Oromia ile diğer bölgelerden güçleri tek bir siyasi çatı altında bir araya getirdiğini, ancak bunun söz konusu grupların mutlaka yekpare bir cephe oluşturduğu anlamına gelmediğini ifade etti. Toprak, kimlik, devletin yapısı ve iktidarın paylaşımı konularındaki anlaşmazlıkların devam ettiğini belirten Kelni, özellikle Amhara ile Tigray arasındaki sorunların sürdüğüne dikkat çekti. Ayrıca her hareketin hükümetle ve diğer güçlerle yaşadığı farklı geçmişe ve kendine özgü yerel gündeme sahip olduğunu vurguladı.

Kelni’ye göre Etiyopya ile Eritre arasındaki gerilim, Sudan’daki savaş ve Kızıldeniz bölgesindeki nüfuz mücadelesi, Etiyopya içindeki herhangi bir tırmanışın ülke sınırlarını aşan sonuçlar doğurmasına yol açabilecek faktörler arasında yer alıyor. Kelni, Abiy Ahmed hükümetinin karşı karşıya olduğu zorluğun yalnızca dağınık silahlı gruplarla mücadele etmekten ibaret olmadığını, aynı zamanda çok sayıda yerel çatışmanın ortak bir siyasi ve askeri çerçeveye dönüşmesi ihtimalini de içerdiğini belirtti.

Ancak Zeydan, mevcut ittifakın geçici ve dönemsel olduğu görüşünde. Zeydan’a göre bu süreç sona erene kadar, ‘devlet inşa etmek için ortak bir siyasi veya askeri zeminin bulunmaması’ nedeniyle can kayıplarının ve istikrarsızlığın maliyeti artacak. Zeydan ayrıca Afar ve Benishangul-Gumuz’daki başlıca oluşumların ittifaka katılmayı reddettiğine ve Etiyopya kamuoyunun da bu silahlı ittifaka karşı olduğuna dikkat çekerek, ittifakın dışarıdan yönlendirilen planların etkisiyle hareket ettiğine yönelik bir kanaatin bulunduğunu savundu.


Kel kartaldan ballı dondurmaya... Trump ve Şi’nin Beyaz Saray’daki yemeğinin detayları

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’ın Doğu Salonu’nda düzenlenen resmi akşam yemeği sırasında Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile el sıkışırken (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’ın Doğu Salonu’nda düzenlenen resmi akşam yemeği sırasında Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile el sıkışırken (AP)
TT

Kel kartaldan ballı dondurmaya... Trump ve Şi’nin Beyaz Saray’daki yemeğinin detayları

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’ın Doğu Salonu’nda düzenlenen resmi akşam yemeği sırasında Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile el sıkışırken (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’ın Doğu Salonu’nda düzenlenen resmi akşam yemeği sırasında Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile el sıkışırken (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’i Çinli liderin ziyaretinin ikinci gününün sonunda dün akşam Beyaz Saray’da düzenlenen resmi akşam yemeğinde ağırladı. Trump, etkinlik sırasında Şi’ye sembolik bir hediye olarak kel kartal heykeli takdim etti. Ayrıca Şi ve yemekteki diğer konuklara, yapımı halen devam eden Beyaz Saray’ın yeni büyük balo salonunu gezdirdi.

d
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı Beyaz Saray’da ağırladı. (DPA)

‘Amerika’yı simgeleyen’ kel kartal heykeli

Trump, Çin Devlet Başkanı’na, ABD’nin ulusal sembolü olan kel kartal heykeli hediye etti. Trump, hediyenin ‘olağanüstü bir Amerikalı sanatçı’ tarafından yapıldığını söyledi.

Trump, akşam yemeğinde yaptığı konuşmada, “Kel kartal, ABD’nin ulusal sembolü ve özgür Amerika’nın yükseklerde süzülen ruhunun bir temsilidir” dedi. Trump ayrıca, “Umarız Pekin’de kendisine güzel ve görkemli bir yer bulur” ifadesini kullandı.

f
ABD Başkanı Donald Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’e bir kel kartal heykeli takdim ederken (EPA)

Balo salonuna davet

Çin Devlet Başkanı Şi’ye vereceği hediyeyi açıklamadan önce Trump, akşam yemeğinin konuklarını yapımı halen devam eden Beyaz Saray’ın yeni büyük balo salonunda gezmeye davet etti.

Trump, “Başkan Şi ve Bayan Peng onuruna özel bir jest olarak, buradaki herkesi arka kapıdaki şu güzel perdenin ardında bulunan yeri ziyaret etmeye davet etmek istiyorum. Burası tamamen aydınlatıldı ve harika görünüyor” dedi.

Trump sözlerini şöyle sürdürdü: “Oraya ilk ayak basan sizler olacaksınız. Muhtemelen bu geceki eğlence programının ardından bunu gerçekleştireceğiz. Herhangi birinizin, temiz ve pırıl pırıl olmasıyla dikkat çeken bu inşaat alanını ziyaret etmesinden onur duyarız.”

Söz konusu ziyaret, Beyaz Saray’da büyük resmi etkinlik ve törenlere ev sahipliği yapması amacıyla yeni bir balo salonu inşa edilmesi projesi kapsamında gerçekleştirildi.

Amerikan lezzetlerini Çin dokunuşlarıyla bir araya getiren akşam yemeği

Resmi akşam yemeğinin menüsü üç yemekten oluştu. Menüde ‘Amerikan malzemeleri ve hafif Çin dokunuşları’ bir araya getirilirken, yemekler First Lady Melania Trump’ın damak zevkinden ilham alınarak hazırlandı.

Melania, “Bir devlet yemeğinin planlanması çok sayıda ayrıntıyı içeriyor. Uyulması gereken bir protokol var ve bu etkinliğin her detayında yer aldım” dedi.

cyjuhgd
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’ın Doğu Salonu’nda verilen devlet yemeğinde tercümanlar aracılığıyla konuşurken, First Lady Melania Trump Elon Musk’ı dinliyor. (AFP)

First Lady’nin ofisinin Fox News’e sunduğu etkinlik menüsüne göre, yemekte mevsimsel malzemelerin yanı sıra Amerikan ve Asya mutfaklarından esinlenen çeşitli yemekler yer aldı.

Başlangıç ​​olarak çorba ve mantar

İlk yemek, kadifemsi sarı kabak çorbası, yavaş pişirilmiş yabani mantar, çıtır pastırma ve taze soğan yağıyla hazırlandı.

Menüde yemek, tatlı sarı kabaktan hazırlanan, mevsimsel aromalarının zarif biçimde öne çıkarılması amacıyla özenle harmanlanmış, ipeksi kıvamda kadifemsi bir çorba olarak tanımlandı. Çorbaya ayrıca taze otlarla sotelenmiş yabani mantar eşlik etti.

Bu malzemeler bir araya gelerek zengin aromalı bir çorba oluştururken, çıtır pastırma yemeğe lezzetli ve isli bir tat kattı. Üzerine gezdirilen taze soğan yağı ise yemeğe ferahlatıcı bir dokunuş ve hafif sarımsak aroması verdi.

Susam kaplamalı levrek

Bir sonraki yemek, susam kabuğuyla kaplanmış levrek filetosu, yavaş pişirilmiş Çin lahanası, közlenmiş patlıcan ve Fransız usulü yeşil ot sosundan oluştu.

Menüdeki açıklamaya göre susam kabuğu, balığın yumuşaklığını korurken yemeğe kuruyemişi andıran aromatik bir tat kattı. Levrek, küçük ve çıtır Çin lahanası ile hafif karamelize bir lezzet kazanan közlenmiş patlıcanla servis edildi.

Yemeğin üzerine taze otlardan hazırlanan canlı yeşil renkte bir sos gezdirildi. Bu sos, yemeğe ferahlatıcı bir tat ve belirgin bir ekşilik kazandırırken, bahçe atmosferini çağrıştıran bir dokunuş sundu.

Vanilya ve ballı tatlı

Yemeğin sonunda ise iki lider ve konukları vanilyalı krema, Beyaz Saray balıyla hazırlanan dondurma, cevizli franjipan ve vişne reçelinin tadını çıkardı.

vfghyju
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania, Beyaz Saray’ın Doğu Salonu’nda düzenlenen resmi akşam yemeği sırasında Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in konuşmasını dinliyor. (AP)

Washington ile Pekin arasındaki ilişkiye övgü

Resmi akşam yemeğinde Trump, ABD ile Çin arasındaki ilişkilere övgüde bulunarak, iki ülkenin siyasi sistemleri arasındaki farklılıklara rağmen halklar arasındaki bağların devam ettiğini vurguladı.

Trump, “Başkan Şi de ben de iki farklı sistemi temsil ettiğimizin farkındayız, ancak halklarımız arasındaki bağlar sürüyor. Hiçbir zaman şu anda olduğundan daha iyi ilişkiler içinde olmadık” dedi.

Şi Cinping ise ziyaret sırasında Trump ve eşi Melania’ya gösterdikleri ‘cömert misafirperverlik’ nedeniyle teşekkür etti.