Gazze'de yanlış teşhis kurbanları adalet istiyor

Sağlık Bakanlığı, tıbbi ihmalden kaynaklanan sorunlarla soruşturma komiteleri oluşturarak ilgileniyor

Mağdurların aileleri, Sağlık Bakanlığı'nın tıbbi hataların failleri aleyhinde yürüttüğü soruşturmaların sonuçlarına ulaşamıyor (Fotoğraf: Meryem Ebu Dakka / Independent Arabia)
Mağdurların aileleri, Sağlık Bakanlığı'nın tıbbi hataların failleri aleyhinde yürüttüğü soruşturmaların sonuçlarına ulaşamıyor (Fotoğraf: Meryem Ebu Dakka / Independent Arabia)
TT

Gazze'de yanlış teşhis kurbanları adalet istiyor

Mağdurların aileleri, Sağlık Bakanlığı'nın tıbbi hataların failleri aleyhinde yürüttüğü soruşturmaların sonuçlarına ulaşamıyor (Fotoğraf: Meryem Ebu Dakka / Independent Arabia)
Mağdurların aileleri, Sağlık Bakanlığı'nın tıbbi hataların failleri aleyhinde yürüttüğü soruşturmaların sonuçlarına ulaşamıyor (Fotoğraf: Meryem Ebu Dakka / Independent Arabia)

İzzeddin Ebu Ayşe
Gazzeli İbrahim, eşi hamileyken kurdukları hayallerden bahsederken “Bebeğimizi sabırsızlıkla bekliyordum. Karımla beraber her gün bebeğimizin odasını düzenliyorduk. Marangozun bebeğimizin yatağına işlediği detayları inceliyor, doktoru her ziyaret ettiğimizde gelişimini dikkatle takip ediyorduk. Doğacağı gün geldiğinde ise, bebeğimizi eşimle beraber kucağımıza almak için dakikaları saydım. Ancak eşimi kefene sarılmış gördüğümde neye uğradığımı şaşırdım, herkesi ağlarken buldum” ifadelerini kullanıyor.
Hayalleri tıbbi ihmal dolayısıyla gerçekleşmeyen İbrahim, “Eşim bebeğimizi doğurduğu sırada şiddetli kanama geçirdi. Sorumlu doktorun durumunu takip etmemesi üzerine komaya giren eşim oracıkta hayatını kaybetti. Derhal Sağlık Bakanlığından konuyu soruşturmasını istedik; soruşturma komitesinin kurulduğu cevabı geldi” sözleriyle devam ediyor.
Sağlık Bakanlığı, mesleki gizliliği koruma bahanesiyle Gazze'deki tıbbi hataların sayısını açıklamıyor (Fotoğraf: Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)
 
Takipte ihmal
Doğumda hayatını kaybeden kadının ardından, bir de şiddetli ateş nedeniyle çocuğunu hastaneye götürüp tıbbi bir hata nedeniyle hastaneden çocuğu kısmi felce uğramış bir şekilde çıkan adamın hikayesinin patlak vermesi, Gazze halkını endişelendirdi.
Tıbbi hataların tüm dünya ülkelerinde gerçekleşmesine rağmen, Gazze halkı bu hataların özel veya devlet hastanelerindeki doktorların ihmalkarlığından kaynaklandığını düşünüyor. Halbuki hastaya biraz olsun dikkat vermek ve sağlık durumunu ciddiye almak, onu hayatı boyunca mustarip olacağı hastalık ve sıkıntılardan kurtarabilir.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Gazze Ofisi Direktörü Abdunnasır Subh, bu konuda “Kimsenin sağlık hizmeti aldığı sırada zarar görmemesi gerekirken, hastaların bu sırada yaralanması bile kabul edilemezken, Gazze’de bu konuda can kayıpları kaydediyoruz. Dolayısıyla, hastalarla ortaklığı, hataların bildirilmesi ve bunlardan ders alınmasını, nitekim sağlık çalışanlarının hataları azaltmasını sağlayan bir hasta güvenliği kültürü oluşturmamız gerekiyor” ifadelerine başvuruyor.

Gizlilik dolayısıyla istatistik yok
WHO’nun elindeki istatistiklere göre, dünyada her 10 hastadan 4’ü, ön ve acil sağlık hizmeti aldığı sırada yaralanıyor. Zarar verici hataların çoğunun teşhis, reçete ve ilaçların kullanımı ile ilişkili olduğu biliniyor.
Gazze’deki Sağlık Bakanlığı ise bu konudaki verilerin gizli olduğu, mesleki nedenler dolayısıyla açıklanmaması gerektiği bahanesiyle gerçek rakamı açıklamayı reddediyor.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre insan hakları kuruluşlarının istatistikleri, 2020 yılında Gazze’de en az 70 tıbbi hata yapıldığını gösteriyor. Bu sayı, 40 farklı tıbbi hatanın kaydedildiği, 10 kişinin bu nedenle öldüğü 2019 yılına göre oldukça yüksek. 

İhmalkarlık
Yalnızca tıbbi hatanın varlığı ile sınırlı kalmayan bu mesele, Independent Arabia’ya konuşan şahitlerin ifade ettiğine göre, Sağlık Bakanlığının vakaların takibindeki ihmalkarlığına kadar uzanıyor. Tıbbi hataların mağdur ettiği aileler, sağlık alanındaki ve yasal makamlara şikayette bulunduklarını, yalnızca Sağlık Bakanlığının bu konuda soruşturma komitesi kurduğu yanıtı aldıklarını söylüyor.
Tazminat davalarında uzman avukat Samir el-Medeni, bu nedenle, “Bir davanın ölümünü istiyorsanız bir komite kurun” diyor. Aynı zamanda, söz konusu komitelerin soruşturmanın seyri ve sonuçları için zaten Sağlık Bakanlığından talimat aldığını, soruşturma komitelerinin muamele biçiminin değiştirilmesi ve sağlık sisteminde reform yapılması gerektiğini ekliyor. 
WHO tarafından kullanılmasına rağmen ‘tıbbi hata’ terimine karşı çıkan Gazze Sağlık Bakanlığı Hukuk Danışmanı Said el-Batta, “Açıkça kınama içeren bu kelime, sağlık hizmeti çalışanlarına atıfta bulunmak için kullanılmaz” ifadelerine başvurdu. Aynı zamanda, sağlık çalışanlarının ihmalkarlığından kaynaklanan tıbbi hatalar ile hastanın hastaneye geldiği sırada mustarip olduğu hastalıktan kaynaklanan tıbbi komplikasyonlar veya bazı tedavi yöntemlerinin kullanılmasından doğanlar arasında ayrım yapılması gerektiğini ifade etti. Bakanlığın bir şikayetin kaydedilmesinin ardından dosyayı ciddiyetle ele aldığını da ekledi.

Bu konuda bir yasa yok
Batta, “Sağlık Bakanlığı’na, Savcılığa, Yasama Meclisi’ne veya sektörde faaliyet gösteren insan hakları kuruluşlarına şikayette bulunulduğu taktirde dosyayla derhal ilgileniliyor. Tıbbi hata bildirisi alındığı anda, tıbbi bir ihmal olup olmadığını anlamak için şikayetin içeriğini araştırmak üzere özel bir teknik komite kurulur” diyor.
Batta’nın ifade ettiğine göre, soruşturmanın tamamlanması ve uzman komite raporunun tüm yetkili makamlar tarafından onaylanmasıyla, dosyayı takip edecek yasal makamlara başvuruluyor. Nitekim 1936 tarihli Filistin Ceza Kanunu’nda yer alan, iş sırasında yapılan ihmalkarlıkla ilgili cezaların yer aldığı 74. maddesine uygun ceza veriliyor. Batta, tıbbi hata konusunda Gazze’deki mahkemelerde 15’ten fazla davanın kaydedildiğini de ekliyor.
Ancak Gazze’deki mahkemelerin şuanda kullandığı yasa çok eski olması nedeniyle günümüze uygun değil. el-Mizan İnsan Hakları Merkezi’nden araştırmacı Samir el-Mename ise “Filistin hukuku, tıbbi hatalar konusunda özel ve modern bir kanundan yoksun. Bu da Başsavcılığı, genel hukuk kurallarına ve tıbbi hatalar konusunda uzman olmayan diğer ceza mevzuatına başvurmaya itiyor” ifadelerini kullanıyor.
Gazze Sağlık Bakanlığı Hukuk Danışmanı Said el-Batta de bunu kabul ederek tıbbi hata ve ihmalleri kapsayan bir kanun olmadığını söylüyor. Ancak, Filistin Otoritesi Başkanı, tıbbi hata vakalarının artmasının ardından 2018’de, tıbbi hatalar konusunda uzman bir kanun hakkında karar çıkarmış, ardından çalışmalar başlamıştı. Bu konuda Batta ise “Batı Şeria'da kabul edilen yasayı Gazze'deki Yasama Meclisi’ne sunduk. Yasa ilk okumada onaylandı. Ancak geçerli kanunlara dahil edilmedi” diyor.



Fas seçimleri parlamentoda yeni bir tablo ortaya koydu

“Asalet ve Çağdaşlık” Partisi’nin liderlik kadrosundan Fatima ez-Zehra el-Mansuri, dün erken saatlerde seçim sonuçlarını kutlayan destekçileri arasında (AFP)
“Asalet ve Çağdaşlık” Partisi’nin liderlik kadrosundan Fatima ez-Zehra el-Mansuri, dün erken saatlerde seçim sonuçlarını kutlayan destekçileri arasında (AFP)
TT

Fas seçimleri parlamentoda yeni bir tablo ortaya koydu

“Asalet ve Çağdaşlık” Partisi’nin liderlik kadrosundan Fatima ez-Zehra el-Mansuri, dün erken saatlerde seçim sonuçlarını kutlayan destekçileri arasında (AFP)
“Asalet ve Çağdaşlık” Partisi’nin liderlik kadrosundan Fatima ez-Zehra el-Mansuri, dün erken saatlerde seçim sonuçlarını kutlayan destekçileri arasında (AFP)

Fas’ta çarşamba günü gerçekleştirilen parlamento seçimleri, parlamentoda yeni bir siyasi tablo ortaya çıkardı. “Asalet ve Çağdaşlık” Partisi (PAM) birinci sıraya yükselirken, 2021 seçim sonuçlarıyla kıyaslandığında “Ulusal Bağımsızlar Birliği” (RNI) ve “İstiklal” Partisi geriledi. Buna karşılık “Adalet ve Kalkınma Partisi” (PJD) güçlü bir dönüş yaparak yeniden siyasi gündemin ön sıralarına çıktı.

Sonuçlara göre “Asalet ve Çağdaşlık” Partisi 97 sandalye kazanırken, onu 66 sandalyeyle “Ulusal Bağımsızlar Birliği”, 65 sandalyeyle “İstiklal” Partisi ve 54 sandalyeyle “Adalet ve Kalkınma Partisi” izledi. Kalan sandalyeler ise “Halk Güçleri Sosyalist Birliği”, “Halk Hareketi”, “İlerleme ve Sosyalizm Partisi” ile “Anayasal Birlik” arasında dağıldı. Seçime katılım oranı yüzde 38,02 olarak gerçekleşti.

Oylama başlamadan önce de “Asalet ve Çağdaşlık” Partisi içerisinde, bir sonraki hükümetin başbakanlığı konusunda gayri resmi tartışmalarda iki isim öne çıkmıştı: Fouzi Lekjaa ve Fatima ez-Zehra el-Mansuri.


Yemen ordusu, Husilerin Taiz’i Aden’den izole etme girişimini engelledi

Yemen ordusunun Taiz cephelerinde Husilerin saldırılarına karşı yürüttüğü şiddetli çatışmalar (Askeri medya)
Yemen ordusunun Taiz cephelerinde Husilerin saldırılarına karşı yürüttüğü şiddetli çatışmalar (Askeri medya)
TT

Yemen ordusu, Husilerin Taiz’i Aden’den izole etme girişimini engelledi

Yemen ordusunun Taiz cephelerinde Husilerin saldırılarına karşı yürüttüğü şiddetli çatışmalar (Askeri medya)
Yemen ordusunun Taiz cephelerinde Husilerin saldırılarına karşı yürüttüğü şiddetli çatışmalar (Askeri medya)

Yemen hükümet güçleri, Taiz cephesindeki Hayfan ve El-Mukatira bölgelerinde Husilerin, Hicet el-Abd yoluna yaklaşmayı amaçlayan girişimlerini püskürttü. Söz konusu girişimlerin, Taiz vilayetini güney bölgelerinden ayırarak, Aden’e uzanan güzergâhı kesmeyi hedeflediği belirtildi.

Hükümet güçleri, stratejik öneme sahip yolun güvenliğinin sağlandığını ve vatandaşlar ile yolcuların ulaşımının yeniden başladığını açıkladı. Yemen Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Kurmay Albay Macid en-Nezili, Taiz ve Tur el-Baha eksenlerindeki birlikler ile “Devler Tugayları”nın, Halk Direnişi’nin desteğiyle sızma girişimlerini püskürttüğünü ve saldıran unsurları geri çekilmeye zorladığını belirtti. En-Nezili, Husilerin insan gücü ve maddi kayıplar verdiğini ifade etti.

Hayfan ilçesinde hükümet güçleri, Husilerin El-Ahkûm bölgesine yönelik saldırısını püskürtürken, El-Mukatira’daki El-Eşbut ve Hicet el-Abd bölgelerinde de yola yaklaşmaya ve yol yakınındaki mevzilere konuşlanmaya çalışan unsurlarla çatışmalar yaşandı.

Öte yandan Yemen’de meşru hükümete destek koalisyonu güçleri, dün Husilerin Suudi Arabistan yönüne fırlattığı 6 balistik füzeyi önleyerek imha etti. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre füzeler, Taif ve Yanbu kentlerini hedef aldı. Koalisyon Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki, Husileri uyararak, terör operasyonlarını artırılmasına “kararlılıkla karşılık verileceğini” belirtti.

Saldırı girişimiyle eş zamanlı olarak Suudi Arabistan Sivil Savunma Müdürlüğü, Mekke, Cidde, Taif, Yanbu ve Tebük’te erken uyarı sirenlerini devreye soktu. Ardından beş kentteki tehlikenin sona erdiği açıklandı.


Washington, Bağdat Havalimanı’ndaki diplomatik ve lojistik merkezini Irak’a devredecek

(foto altı) Bağdat Uluslararası Havalimanı önündeki yolcular (Reuters – Arşiv)
(foto altı) Bağdat Uluslararası Havalimanı önündeki yolcular (Reuters – Arşiv)
TT

Washington, Bağdat Havalimanı’ndaki diplomatik ve lojistik merkezini Irak’a devredecek

(foto altı) Bağdat Uluslararası Havalimanı önündeki yolcular (Reuters – Arşiv)
(foto altı) Bağdat Uluslararası Havalimanı önündeki yolcular (Reuters – Arşiv)

Irak Dışişleri Bakanlığı’ndan dün yapılan açıklamaya göre ABD, Ortadoğu’daki savaş sırasında İran yanlısı silahlı gruplar tarafından defalarca hedef alınan Bağdat Uluslararası Havalimanı’ndaki diplomatik ve lojistik merkezini Irak’a devredecek.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Bakanlık, Dışişleri Bakanlığı İkili İlişkiler Müsteşarı ile ABD Maslahatgüzarının dün ABD’nin Bağdat Uluslararası Havalimanı’ndaki Büyükelçilik Diplomatik Destek Sahası’nın Irak Hükümetine Devri Anlaşması’nı imzaladığını duyurdu.

Açıklamada, söz konusu adımın ‘Irak hükümetinin Uluslararası Koalisyonun misyonunu ve Irak’taki yabancı askeri varlığını 30 Eylül 2026 olarak belirlenen takvime uygun şekilde sonlandırmaya yönelik prosedürleri tamamlama çabaları kapsamında’ atıldığı belirtildi.

İran ile müttefik olan gruplar, yıllardır Washington liderliğindeki DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu bünyesinde Irak’ta konuşlu yabancı güçlerin çekilmesi çağrısında bulunuyor ve ülkedeki ABD tesisleri ile çıkarlarını hedef alıyordu.

Ortadoğu’daki savaş süresince bu gruplar, Bağdat Uluslararası Havalimanı’ndaki tesis de dahil olmak üzere ABD mevzilerini 600’den fazla kez hedef aldı.

Iraklı bir güvenlik yetkilisi ve diplomatik bir kaynak, bu ayın başlarında AFP’ye yaptıkları açıklamada ABD güçlerinin tesisi tahliye ettiğini bildirdi.

Bağdat ve Washington, radikal örgütün Irak’ın kuzeyi ve batısında geniş alanları ele geçirmesinin ardından 10 yıl önce başlatılan koalisyon misyonunu sonlandırma konusunda 2024 yılında anlaşmaya varmıştı.

Koalisyon güçleri şu anda yalnızca Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) başkenti Erbil’deki havalimanında konuşlanmış durumda.

Koalisyonun varlığı, özellikle DEAŞ’ın 2017 sonlarında mağlup edilmesinden bu yana Irak makamları ile gruplar arasında sürekli bir gerilim kaynağı oluşturuyordu.

Bu yıl göreve gelmesinden bu yana Başbakan Ali ez-Zeydi, silahların devletin elinde toplanması ve grupların cephaneliklerini teslim etmesi sözü verdi.

Yetkililer, koalisyon misyonunun sona ermesinin, söz konusu grupların silahlarını ellerinde tutmak için dayandıkları temel gerekçelerden birini ortadan kaldırdığını belirtiyor.