Dünyanın en güçlü adamı olan ABD başkanının ayrıcalıkları neler?

Air Force One uçağı, gelişmiş donanımı göz önüne alındığında ABD başkanının gücünün bir göstergesidir (Getty)
Air Force One uçağı, gelişmiş donanımı göz önüne alındığında ABD başkanının gücünün bir göstergesidir (Getty)
TT

Dünyanın en güçlü adamı olan ABD başkanının ayrıcalıkları neler?

Air Force One uçağı, gelişmiş donanımı göz önüne alındığında ABD başkanının gücünün bir göstergesidir (Getty)
Air Force One uçağı, gelişmiş donanımı göz önüne alındığında ABD başkanının gücünün bir göstergesidir (Getty)

Sawsana Mehanna
Son birkaç gündür tüm gözler, televizyon ekranlarına ve sosyal medya organlarına kilitlenmiş ve ABD başkan adayları Donald Trump ve Joe Biden’ın oylarının borsanın yükselişi ve düşüşüne etkisine odaklanmış durumda.
Dünyanın en büyük ordularının lideri olarak nüfuzu, başkent Washington’dan tüm dünyayı kapsayacak şekilde yayıldığı için tüm dünya, görevi 4 yıl süren bu Oval Ofis sakiniyle ilgileniyor.
Seçimler, yalnızca ABD vatandaşları için değil, dünyanın geri kalanı ve diğer vatandaşlar için de önemli bir kilometre taşı olarak görülüyor. Nitekim ‘Bugün dünyaya kim başkanlık ediyor?’ gibi başlıklarla karşılaşmamız pek de şaşırtıcı değil. Başkanın gücü, aynı zamanda ülkenin ortaya çıkma koşulları ve bağımsızlık savaşıyla (1783- 1775) ilgili tarihsel nedenlerden kaynaklanıyor. ABD’liler ise bir araya gelerek, eyaletlerdeki yerel ve bölgesel çatışmaların üstesinden gelme yeteneklerini ifade edecek güçlü bir adam seçmek istiyor.
Anayasal sistemin kurucularını eyaletler arasındaki bağları güçlendirmek ve siyasi istikrarı sağlamak için başkanın konumunu güçlendirmeye iten, güçlü ve etkili bir yönetici arzusu mevcut. Başkan, uluslararası siyaseti şekillendiren ve küresel ekonomiyi kontrol eden bir ülkeye liderlik etmesi dolayısıyla ‘özgür dünyadaki’ en güçlü adam olarak kabul ediliyor.

Pozisyonu üstlenmenin ana koşulları
ABD anayasasına göre yalnızca şu temel koşulları taşıyanlar başkanlık pozisyonunu üstlenme hakkına sahip; ABD doğumlu olmak, en az 35 yaşında olmak ve 14 yıldır ABD’de ikamet etmek.
Yeni başkanın ve yardımcısının görev süresi 20 Ocak’ta öğleden sonra başlıyor, yani aynı saatte eski başkan ve yardımcısının da görevi sona eriyor.

‘Güçlü’ bir başkanın yetki ve ayrıcalıkları
ABD’de devlet başkanı ve hükümet başkanı, Federal hükümetin yürütme otoritesi başkanı ve silahlı kuvvetlerin başkomutanı rollerini yerine getiriyor.
İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra başkan, geriye kalan tek küresel süper gücün lideri olarak dünyanın en güçlü siyasi figürlerinden biri olarak görülüyor. Rusya’dan sonra en büyük ikinci nükleer cephaneliğe sahip olan ve gayri safi yurtiçi milli hasılaya (GSYİH) göre en büyük ekonomiye sahip devletin liderliğini üstlenen dünyanın en güçlü ordusunun sorumluluğunu taşıyor.
Yerli ve uluslararası büyük bir güce sahip. ABD anayasası, kendisine oldukça geniş yetkiler veriyor. Seçimlerin galibi anayasa yeminini ettikten sonra devlete ve hükümete başkanlık etme görevlerini yerine getirmeye başlıyor. Bir başkanın ortaya çıktığı halk temsiline dayalı olarak yürütme yetkilerini, diğer anayasal sistemlerde olduğu gibi parlamentoya tam bir boyun eğme takıntısına kapılmadan kullanıyor.
Kendi iradesi altında faaliyet gösteren bir dizi kurumdan yardım alıyor ve Senato tarafından herhangi bir müdahalede bulunulmaksızın yetkililer, başkan tarafından atanıp görevden alınıyor. Bakanların (ABD sistemindeki sekreterlerin) görevi, başkana bilgi ve görüş sağlamak olarak biliniyor. Ülkeyi yönetmede en önemli fikir sahibi o olurken, kendisi ve bakanları Kongre’ye karşı da sorumluluk taşıyor.

Ordu, Silahlı Kuvvetler ve Donanma Başkomutanı
ABD Başkanı, aktif görevini yürütmeye çağrıldığında, farklı eyaletlerin ordu, silahlı kuvvetler ve deniz kuvvetleri komutanlığını da yürütüyor.
Ülke dışına asker gönderme veya gerektiğinde askeri güç kullanma hakkına sahip. Aynı zamanda nükleer silah kullanılmasını emretme yetkisine, Senato’nun tavsiyesi ve rızası ile mevcut meclis üyelerinin üçte ikisinin onayını alarak anlaşmalar yapma, büyükelçiler atama yetkisine sahip. Görev süresi boyunca Kongre’yi ‘birliğin durumu’ hakkında bilgilendirmekten sorumlu. Koşulların iyileştirilmesi için gerekli gördüğü tedbirleri ortaya koyabiliyor, olağanüstü durumlarda iki meclisi veya birini toplantıya çağırabiliyor.

Yürütme otoritesi
Anayasanın ikinci maddesi, yürütme yetkisinin ABD Başkanına verildiğini belirtiyor. Aynı şekilde yaptırımların uygulanmasını askıya alma, genel affın onaylanması, uluslararası antlaşmaların sonuçlandırılması, Kongre’ye danışılması, olağanüstü halin uygulanması ve zorunlu hallerde genel seferberlik ilan edilmesi kararları verebiliyor, 1 bir defa yenilenebilen 4 yıllık görev süresine sahip.

Büyükelçileri atama
ABD Başkanı, Senato çoğunluğunun onayına tabi olarak, büyükelçiler, bakanlar ve Yüksek Mahkemeye hakimler atayabiliyor.

Veto
Başkan, anayasa değişiklikleri dışında Kongre tarafından kabul edilen yasaları veto etme hakkına sahip. Ancak Kongre, Senato ve Temsilciler Meclisi’nin üçte iki çoğunluğunun oyları aracılığıyla başkanın vetosunu geçersiz kılabiliyor.
Mevcut Başkan Donald Trump, itiraz hakkını defalarca kullandı. Örneğin,
Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) dahil olmak üzere ABD müttefiklerine silah satışının durdurulmasına ilişkin üç kararı, Temmuz 2019’da feshettiğinde, göreve gelmesinden bu yana üçüncü kez başkanlık veto hakkını da kullanmış oldu.

Ulusal Muhafızlar’a çağrı
Başkan, yetkisini eyaletlerden birinin talebi üzerine düzen sağlamak için kullanma, Ulusal Muhafızlar’a çağrı yapma ve 30 günlük bir süre için yurt dışındaki bölgelere askeri güç gönderme hakkına sahip. Güçlerin görevini uzatmak isterse, Kongre’nin onayını alması gerekiyor.
Bu yetkilere karşılık Kongre, Senato ve Temsilciler Meclisi ise vatana ihanet, yolsuzluk veya ABD yasaları tarafından suç sayılan herhangi bir suç dolayısıyla başkanı görevinden azledebiliyor.

Başkanın ayrıcalıkları nelerdir?
Business Insider ajansına göre ABD başkanları, pek çok ayrıcalığa sahip. ABD yasaları uyarınca başkan, ek harcamalar ve sağlık sigortası için 50 bin doların yanı sıra yıllık 400 bin dolar maaş alıyor. Başkanlar ve aileleri, genellikle ünlülerde olduğu gibi tasarımcılardan ve şirketlerden hediye olarak kıyafetler almıyor veya kabul etmiyor. Hediye kabul etse bile giyildikten sonra hemen ulusal arşive gönderiliyor.

Seyahat ödeneği
Başkan, seyahat masraflarını karşılamak için de ödenek alıyor. Obama yönetiminde Kongre, ödenek miktarını yıllık 200 bin dolar olarak belirlemişti.

Mobilya ödeneği
Başkanlar ve ailelerine, mekâna daha iyi alışabilmeleri adına Beyaz Saray mobilyalarını değiştirmeleri için 100 bin dolar ödeniyor.
Trump yönetiminin yeni mobilya satın almak üzere 1,75 milyon dolar harcadığı söyleniyor ve bu miktarı kendi parasıyla ödeyip ödemediği bilinmiyor. Yönetimin taşınması masraflarını karşılayacak bir başka madde daha mevcut. Madde, çalışanların ödemelerini ve diğer hizmetleri içeriyor.

Kişisel uçak
Başkan için tahsis edilen Boeing uçağı, 4 bin metrekarelik alanıyla oldukça gelişmiş olup, tıbbi operasyonlar için bir oda ve başkan için ayrılmış alanlar içeriyor. Uçakta, tek seferde 100 kişiye yemek verilebiliyor. CNN, saatte 200 bin dolar işletme maliyetine sahip olduğunu bildirdi.

Personeller
Beyaz Saray’da aşçılardan tesisatçılara, temizlikçilerden bahçıvanlara kadar yaklaşık 100 kişi kalıcı olarak yaşıyor. Yalnızca bakım maliyeti, yıllık 4 milyon dolar. Masrafları, başkanın ailesi ödemiyor. Başkan, bu faturaların her ay çalışma saatleri esas alınarak ödenmesini istiyor.

Sinema salonu
Franklin D. Roosevelt, Beyaz Saray’da bir odayı 51 koltuklu bir sinema salonuna dönüştürdü. Melania Trump, 2017 yılında yönetim ofislerinin bulunduğu West Wing’de (Batı Kanadı) salon açtı.

Koruma
İstihbarat, her zaman başkana yakındır. Beyaz Saray’dan ayrıldıktan sonra da onu koruma görevi bitmiyor. Emekli başkanlar da ömür boyu koruma hizmeti alırken, çocukları da 16 yaşına kadar korunuyor. İç Güvenlik Bakanlığı’na göre 2017 yılında gizli servisin bütçesi 1,9 milyar dolara ulaştı.
Her başkan, emekli maaşının yanı sıra görev süresinin bitimi sonrasında maddi tazminat alıyor. Obama, 207 bin dolar tazminat almıştı. Aynı şekilde her başkan ve eski başkan için resmi bir cenaze düzenlenmesi dolayısıyla hükümet ayrıca, başkanların cenaze masraflarını da karşılamak zorunda.
ABD başkanlarının, güvenlik sebebiyle halka açık yollarda direksiyon başına geçmeleri yasak.

Başkanı azletme prosedürleri
ABD Anayasası, Kongre'ye başkanın üç kategoriden en az birince suç işlemesine kanaat getirilmesi halinde görevden alma yetkisi veriyor.
Bu suçlar; ABD'nin düşmanı olan bir ülkeye yardım etmek olarak tanımlanan "ihanet", siyasi fayda karşılığında para ya da hediye kabul etmeyi içeren "rüşvet" ve "ağır ve vahim suç" işlemek ya da "başka kötü davranışta" bulunmak olarak sıralanıyor.
Bugüne kadar, üç başkan hakkında Kongre'de görevden azil süreci (impeachment) başlatıldı. Ancak tarihte bu süreç sonunda Kongre tarafından azledilen ve görevden alınan bir başkan yok.

Andrew Johnson
Bu başkanlardan ilki olan Andrew Johnson hakkında 1868 yılında, görevi Kongre tarafından çıkarılan bir yasayla teminat altına alınan dönemin Savaş Bakanı Edwin McMasters Stanton'ı yasaya aykırı bir şekilde görevden aldığı için azil süreci başlatıldı. Ancak Johnson, Senato'da üçte iki çoğunluk sağlanamayınca görevinde kaldı.

Richard Nixon
Bundan 106 yıl sonra ikinci kez bir başkan için azil süreci başlatıldı. Bu kez de 1972'de Cumhuriyetçi Başkan Richard Nixon, hakkında kendisine yakın bazı kişilerin Watergate iş merkezindeki Demokrat Parti'nin ofisine dinleme cihazı yerleştirdiğinin ortaya çıkmasıyla patlak veren skandalda yargıyı yanıltmak ve delil karartmakla suçlandı.
Ancak süreç tamamlanmadan Nixon görevinden istifa etti. O dönemde yaygın olan kanı Nixon istifa etmeseydi, zaten azledileceği yönündeydi.

Bill Clinton
Nixon'dan 27 yıl sonra bu kez Demokrat Başkan Bill Clinton hakkında Beyaz Saray stajeri Monica Lewinsky ile yaşadığı ilişkiyle ilgili yeminli ifadesinde yalan söylediği iddiasıyla azil süreci başlatıldı. Clinton, Senato'da yapılan oylama sonunda beraat ederek, görevinde kaldı.

Donald Trump
Mevcut Başkan Donald Trump aleyhinde açılan dördüncü davaya gelince dava, Ocak ve Şubat 2020 arasında ‘iktidarı kötüye kullanma ve Kongre’yi aşağılama’ nedeniyle gündeme geldi. Senato, Trump’ı kendisine yöneltilen iki suçlamadan beraat ettirerek, davayı sona erdirdi.



Starmer: NATO çerçevesi dışında Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmak için müttefiklerimizle birlikte çalışıyoruz

İngiliz Başbakanı Keir Starmer (EPA)
İngiliz Başbakanı Keir Starmer (EPA)
TT

Starmer: NATO çerçevesi dışında Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmak için müttefiklerimizle birlikte çalışıyoruz

İngiliz Başbakanı Keir Starmer (EPA)
İngiliz Başbakanı Keir Starmer (EPA)

İngiltere Başbakanı Keir Starmer bugün yaptığı açıklamada, ülkesinin Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmak için müttefikleriyle "uygulanabilir" bir plan geliştirmek üzere çalıştığını ve bunun Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) çatısı altında olmayacağını vurguladı.

Starmer'ın bu tutumu, ABD Başkanı Donald Trump'ın, ittifakın üye devletlerinin, ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a saldırmasından bu yana fiilen kapalı olan, küresel enerji arzı için hayati önem taşıyan boğazı yeniden açmasına yardım etmeyi reddetmeleri halinde ittifakın "çok kötü" bir gelecekle karşı karşıya kalacağı uyarısından kısa bir süre sonra geldi.

Starmer, “Avrupa ortaklarımız da dahil olmak üzere tüm müttefiklerimizle birlikte, bölgede seyrüsefer özgürlüğünü mümkün olan en kısa sürede yeniden tesis edecek ve ekonomik etkileri azaltacak kolektif ve uygulanabilir bir plan geliştirmek için çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

Konuyu Trump ile görüştüğünü de belirtti.

Starmer, İngiltere'nin kendisini ve müttefiklerini savunmak için gerekli adımları attığını, ancak Ortadoğu'da daha geniş bir savaşa sürüklenmeyeceğini vurguladı.

Boğazın yeniden açılmasına yönelik herhangi bir planın NATO misyonu olmayacağını vurguladı.

Şöyle dedi: “Bu misyonun NATO misyonu olmadığını ve olmayacağını açıkça belirtmek istiyorum. Bu, ortaklardan oluşan bir koalisyon olacak; bu nedenle Avrupa, Körfez ve Amerika Birleşik Devletleri'ndeki ortaklarla iş birliği yapıyoruz.”

Diplomasi çözümdür

İtalyan Dışişleri Bakanı Antonio Tajani ise bugün yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'ndaki krizi çözmenin en iyi yolunun diplomasi olduğunu ve İtalya'nın dahil olduğu, bölgeyi kapsayacak şekilde genişletilebilecek hiçbir deniz misyonu bulunmadığını söyledi.

Tajani, Brüksel'deki bir toplantının kulisinde gazetecilere yaptığı açıklamada, "Hürmüz konusunda diplomasinin en iyi çözüm olduğuna inanıyorum" dedi.

İtalya'nın Kızıldeniz'de savunma amaçlı deniz misyonlarına katıldığını belirten Tajani, "Ancak Hürmüz'ü da kapsayacak şekilde genişletilebilecek herhangi bir misyon göremiyorum" diye belirtti.

Alman hükümet sözcüsü bugün yaptığı açıklamada, İran ile savaşın NATO ile hiçbir bağlantısının olmadığını belirterek, Almanya'nın savaşa katılmayacağını ve Hürmüz Boğazı'nın askeri yollarla açık tutulmasına katkıda bulunmayacağını yineledi.

Sözcü şöyle devam etti: "Bu savaş devam ettiği sürece, Hürmüz Boğazı'nın askeri yollarla açık tutulması çabası da dahil olmak üzere hiçbir şekilde katılım olmayacaktır."

Trump, savaşın başlamasından bu yana Hürmüz Boğazı'ndan geçişin neredeyse tamamen durması ve bunun sonucunda özellikle petrol olmak üzere enerji fiyatlarının yıllardır görülmemiş seviyelere yükselmesi üzerine, birçok ülkeyi boğazdan geçen tankerleri ve ticari gemileri korumaya yardımcı olmak için savaş gemileri göndermeye çağırdı.

Dünya petrol üretiminin beşte birinin geçtiği boğaz, İran'ın saldırıları ve tehditleri nedeniyle neredeyse tamamen kapalı durumda.

Trump, Financial Times'a verdiği röportajda, NATO'nun müttefiklerine boğazı açmada yardımcı olmaması halinde "çok kötü" bir gelecekle karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulundu ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile planlanan zirveyi ertelemekle tehdit etti.


İran savaşı Pekin'e sınırlı diplomatik kazanımlar sağladı

7 Mart'ta Qingdao limanına yanaşan bir petrol tankeri (AFP)
7 Mart'ta Qingdao limanına yanaşan bir petrol tankeri (AFP)
TT

İran savaşı Pekin'e sınırlı diplomatik kazanımlar sağladı

7 Mart'ta Qingdao limanına yanaşan bir petrol tankeri (AFP)
7 Mart'ta Qingdao limanına yanaşan bir petrol tankeri (AFP)

Pekin, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarını şiddetle kınarken, ABD Başkanı Donald Trump'ın bu ayın sonunda Çin'e yapacağı ziyaret için hazırlıklar dün Paris'te yeni bir ticaret görüşmeleri turuyla hız kazandı.

Çin, İran'la olası bir savaşın diplomatik sonuçlarından yararlanmaya çalışıyor. Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'daki askeri müdahalesi, savunma sistemlerini ve askeri kaynaklarını Asya'dan uzaklaştırarak Pekin üzerindeki stratejik baskıyı hafifletiyor. Bu durum, Washington'un Asya'daki müttefikleri arasında, özellikle Pekin'in ABD füze ve hava savunma stoklarının azalması ve bunun Tayvan ve Güney Çin Denizi çevresindeki caydırıcılık dengesi üzerindeki etkisini yakından takip etmesi nedeniyle, ABD'nin Hint-Pasifik bölgesine odaklanma yeteneği konusunda endişelere yol açıyor.

Ancak bu kazanımlar sınırlı kalmaktadır çünkü Çin, dünyanın en büyük enerji ithalatçısı olmaya devam ediyor ve Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrole büyük ölçüde bağımlı durumda.


İranlılar daha ucuz yiyecek ve internet arayışı içinde Kuzey Irak'a geçiyor

İranlı Kürt bir kadın, Hacı Ömer sınır kapısından Irak Kürdistanı'na geçiyor (AP)
İranlı Kürt bir kadın, Hacı Ömer sınır kapısından Irak Kürdistanı'na geçiyor (AP)
TT

İranlılar daha ucuz yiyecek ve internet arayışı içinde Kuzey Irak'a geçiyor

İranlı Kürt bir kadın, Hacı Ömer sınır kapısından Irak Kürdistanı'na geçiyor (AP)
İranlı Kürt bir kadın, Hacı Ömer sınır kapısından Irak Kürdistanı'na geçiyor (AP)

Savaşın ülkelerini harap etmesinden bu yana, dün sınırın yeniden açılması ile onlarca İranlı daha ucuz yiyecek almak, internete erişmek, akrabalarıyla iletişime geçmek ve iş bulmak umuduyla Kuzey Irak'a geçti.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre sınırı geçenler, devam eden hava saldırıları ve yükselen gıda fiyatlarının İran'daki yaşamı giderek zorlaştırdığını söyledi.

Mallarla dolu kamyonlar, Irak Kürdistanı'nda Hacı Ömer sınır kapısından geçip yavaşça ilerleyerek, İran tarafındaki yüksek maliyetlerden bir nebze olsun rahatlama sağlamayı umuyordu.

Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'in İran'a savaş açmasından önce bile, İranlı Kürtler düzenli olarak Irak Kürdistan'ına geçiyorlardı. Burada bölge sakinleriyle derin ailevi, kültürel ve ekonomik bağlara sahiplerdi ve geçirgen sınır, istikrarlı ticareti ve düzenli ziyaretleri kolaylaştırıyordu.

Şimdi ise Irak Kürdistan'ı, savaşın harap ettiği bölgedeki İranlılar için hayati bir can simidi haline geldi ve onların dış dünyaya erişimini sağlıyor.

Bölgesel askeri gerilimlerin artması nedeniyle sınır kapatıldı. Irak Kürt yetkilileri, İranlı mevkidaşlarının geçişi yeniden açmasını bekliyor.

AP’nin görüştüğü İranlı Kürtlerin neredeyse tamamı, İran istihbarat servislerinden misilleme korkusuyla adının açıklanmamasını tercih etti; zira bu servislerin medyaya konuşan herkesi izlediğini söylüyorlar.

dsf
İranlı bir Kürt, Hacı Ömer sınır kapısının Irak tarafında görülüyor (AP)

İran'a ait çok sayıda askeri üs, istihbarat merkezi ve diğer güvenlik noktalarının imha edildiğini söylediler. Bombardımanın güvenlik güçlerinin hareketlerini kısıtladığını belirterek şunları kaydettiler: "Güvenlik personeli hükümet binalarından uzak duruyor, okullar ve hastaneler gibi sivil yerlerde koruma arıyor veya ofislerine gitmek yerine araçlarında hareket halinde kalıyor."

İran Piranşahr’den Kürt bir kadın, akrabalarıyla iletişime geçmek ve temel ihtiyaç malzemeleri almak için dün 15 kilometre yol kat ederek sınırı geçti.

"İran'daki durum korkunç. İnsanlar kendilerini güvende hissetmiyor, her şey pahalı ve insanlar evlerinden çıkmak istemiyor" dedi.

Yaklaşık yarım saat sonra, içinde yiyecek dolu iki plastik poşetle sınırın ötesine aceleyle geri döndü. Çocuklarının evde kendisini beklediğini ifade etti.

İranlı yetkililerin kullandığı yerlerin yakınında yaşayan İranlı Kürtler, bombardımandan kaçmak için daha güvenli bölgelere sığınmak zorunda kalmalarından şikayetçiler.

İran'ın Urmiye şehrinde yaşayan ancak Irak'ın kuzeyindeki Erbil'de boyacı olarak çalışan bir kişi, sürekli bombardımanın günlük gerçeklik haline geldiğini söyledi. Patlamalardan korkan annesinin ısrarı üzerine kısa süreliğine eve döndüğünü, ancak ailesinin İran yetkilileriyle hiçbir bağı olmadığını, bu yüzden korkacak bir şey olmadığını söyleyerek annesini rahatlattığını belirtti.

Durum o kadar vahim ki, Irak Kürdistan'ındaki metal fabrikasında çalışan başka bir işçi, Urmiye'deki ailesinden yanına taşınmalarını ve onunla kalmalarını rica etti. Eşi ve üç çocuğu da dahil olmak üzere ailesi dün geldi ve yol kenarındaki bir lokantada dinlendi. Tekrarlanan saldırılardan sonra güvenlik güçlerinin artık üslerinde saklanmadığını ifade etti.