Etiyopya’nın Tigray bölgesindeki çatışmalar uluslararası alanda endişeye neden oluyor

Etiyopya’nın kuzeyindeki Gondar şehrinin 6 Kasım’da çekilen görüntüsü. (AFP)
Etiyopya’nın kuzeyindeki Gondar şehrinin 6 Kasım’da çekilen görüntüsü. (AFP)
TT

Etiyopya’nın Tigray bölgesindeki çatışmalar uluslararası alanda endişeye neden oluyor

Etiyopya’nın kuzeyindeki Gondar şehrinin 6 Kasım’da çekilen görüntüsü. (AFP)
Etiyopya’nın kuzeyindeki Gondar şehrinin 6 Kasım’da çekilen görüntüsü. (AFP)

Nobel Barış Ödülü sahibi Etiyopya Başbakan Abiy Ahmed Ali’nin kuzey Tigray bölgesi hükümetine askeri harekat talimatı vermesinden sonra Etiyopya’nın (muhtemelen uzun ve kanlı) bir iç savaşın ortasına gireceğine dair korkular arttı. Etiyopya Başbakanı, ‘hükümet savunma merkezine saldırmak, topçu ve askeri teçhizatı çalmaya çalışmak’ ile suçladığı kuzey bölgesi liderini ve ekibini ‘suç çetesi’ olarak niteleyerek askeri olarak hareket etmeye zorluyor.
Abiy Ahmed, güçlerinin çarşamba gününden bu yana Tigray bölgesinde yürüttüğü askeri operasyonların sınırlı hedefleri olduğunu belirtmesine rağmen harekatın yıkıcı bir savaşa dönüşeceği korkusu, uluslararası toplumu ve özellikle de başta Eritre olmak üzere komşu ülkeleri endişelendiriyor. Eritre, Tigrayanların Addis Abada yönetimini üstlendikleri dönemde Etiyopya ile yıllarda savaş halindeydi. Kuzey bölgesi, 250 bin kişilik bir orduya sahip.
Federal hükümet ve Tigray’ı kontrol eden güçlü grup Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (TPLF) arasında uzun süredir devam eden anlaşmazlık, son aylarda şiddetli bir çatışmaya doğru ilerlemeye başladı. TPLF’nin Tigray merkezli Kuzey Askeri Komutanlığı’na saldırısı bardağı taşıran son damla oldu. TPLF saldırıyı yalanlarken Abiy Ahmed’i ‘ordunun konuşlanmasını haklı çıkarmak amacıyla hikaye uydurmakla’ suçladı. Tigrayanlar, Abiy Ahmed 2018 yılında iktidara gelen kadar ülkeyi 27 yıl boyunca demir yumrukla yönetti. Çatışma, Afrika’nın en kalabalık ikinci ülkesi olan Etiyopya’nın değişken bir demokratik geçişin ortasında artan ekonomik ve toplumsal zorluklarla karşı karşıya kaldığı bir dönemde patlak verdi.
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, 6 Kasım’da kuzey askeri operasyonunu savunmaya çalışırken, Tigray Bölgesi’ndeki bir siyasi partiyi de ‘suç çetesi’ olarak nitelendirdi. Abiy Ahmed, 6 Kasım’da Twitter üzerinden yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Etiyopya’nın kuzeyinde Federal Savunma Kuvvetleri tarafından yürütülen mevcut operasyonların hedefleri açık, sınırlı ve ulaşılabilirdir. Hukukun üstünlüğü, anayasal düzeni yeniden sağlamak ve Etiyopyalıların ülkenin neresinde olurlarsa olsunlar barış içinde yaşama haklarını korumaktır.”
Hükümetinin aylarca sabırla TPLF liderleriyle olan anlaşmazlığı barışçıl şekilde çözmeye çalıştığını, arabuluculuğa, uzlaşmaya ve diyaloga başvurduğunu söyleyen Etiyopya Başbakanı, “Ancak tüm girişimler, TPLF’nin kibri ve uzlaşmazlığı nedeniyle başarısız oldu” dedi.
Diğer yandan Etiyopya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Dina Müfti, ülkesindeki hükümetin uluslararası topluma, ‘kışkırtılarak mevcut duruma itildiğini’ belirttiğine dikkati çekti. Müfti açıklamasında “Onların genel tepkileri, Etiyopya’da barış ve istikrarın hüküm sürmesini ve bu sorunun hızla çözülmesini isteme yönündedir. Tavrımıza sempati duyduklarını söyleyebiliriz” ifadelerini kullandı.
Etiyopya Genelkurmay Başkanı Yardımcısı Burhan Gula da “Bu kusurlu, boş yere verilen bir savaştır” değerlendirmesinde bulundu.
Gözlemciler, Etiyopya’daki iki güçlü ordu arasındaki herhangi bir savaşın uzun yıllar alabileceği ve kanlı olabileceği uyarısında bulunurken şiddetli bombardıman, kuvvetlerin hareketleri ve bölge üzerinde uçan savaş uçakları hakkında da bilgi verildi. Diplomatik kaynaklar Reuters’a yaptıkları açıklamada, iki Etiyopyalı savaşçının perşembe günü öğleden sonra (Tigray’ın başkenti) Mekelle semalarında uçuş gerçekleştirdiğini aktardılar. Etiyopya Ulusal Savunma Kuvvetleri de uçuşları bir gövde gösterisi olarak niteledi.
Sivil Havacılık Otoritesi yaptığı açıklamada, Etiyopya’nın perşembe günü Tigray üzerindeki hava sahasını kapattığını, uluslararası ve iç hat uçuş rotalarının ülkenin kuzeyindeki hava sahasından geçişini durdurduğunu bildirdi. Etiyopya Federal Polisi de 6 Kasım’da Tigray’daki bazı subayların TPLF güçleri tarafından saldırıya uğradığını belirtti.
Tigray Bölge Başkanı Gebre Mikael, Tigray’ın batısında çatışma meydana geldiğine dikkati çekerken, federal güçlerin komşu Amhara ve Afar bölgelerinin sınırlarında unsurlarını seferber ettiğini kaydetti.
Diplomatik bir kaynak da 6 Kasım’da Tigray ile Amhara’yı birbirine bağlayan ana yolda şiddetli çatışmalar yaşandığını ve topçu bombardımanı sonrasında her iki taraftan da kayıplar olduğunu öne sürdü. Bir yardım çalışanı AFP’ye perşembe günü 25 yaralı askerin Amhara Sağlık Merkezi’ne kaldırıldığını aktarırken askerlerin kiminle çatıştığına ise değinmedi. Aynı şekilde Tigray ile telefon ve internet bağlantıları kesildi.
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, çatışmanın derhal durdurulması çağrısı yaptı. Guterres, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada ‘tırmanışın derhal azaltılması ve çatışmanın barışçıl bir şekilde çözülmesi’ gerektiğine dikkat çekti. Genel Sekreter, “Etiyopya’nın Tigray bölgesindeki tavrından son derece endişeliyim. Etiyopya’nın istikrarı, tüm Afrika Boynuzu için önemlidir” ifadelerini kullandı.
Diğer yandan Uluslararası Kriz Grubu çatışmanın derhal durmaması halinde yalnızca ülke için değil tüm Afrika Boynuzu açısından için yıkıcı etkilere yol açacağını kaydetti. Çatışmanın uzaması hususunda Abiy Ahmed’e yakın olan Isaias Afewerki’nin Cumhurbaşkanı olduğu Eritre gibi, diğer ülkeleri çatışmaya sürükleyeceğine dikkat çekti. Afewerki, Eritre ile savaşa girdiğinde Etiyopya’yı yöneten TPLF’nin düşmanı olarak görülüyordu. Gruba göre asker sayısının 250 bin olduğu tahmin edilen Tigray’ın askeri gücü göz önüne alındığında Afrika’nın en kalabalık ikinci ülkesinde olası bir savaş ‘son derece kanlı’ olabilir. Savaş ayrıca, etnik hatlar üzerinden eyaletlere bölünmüş çok ırklı bir ülkede daha fazla istikrarsızlığa da yol açabilir.
Etiyopya, son yıllarda çok sayıda etnik şiddet olayına tanık oldu. Kriz Grubu, “Daha geniş bir krize girmekten kaçınmak için acil olarak yerel, bölgesel ve uluslararası arabuluculuğa ihtiyaç var” açıklamasında bulundu. TPLF, dönemin hükümetine karşı gerçekleşen gösteriler sonrasında, Abiy Ahmed 2018 yılında iktidara gelmeden önce 30 yıl boyunca Etiyopya’daki siyasi hayata egemendi. Başbakan Abiy döneminde Tigrayanlar, yolsuzluğu hedefleyen yasal tedbirlerin bir parçası olarak, yasa dışı şekilde hedef alınmaktan şikayetçiydiler. Bu çerçevede Uluslararası Kriz Grubu, çatışmanın patlak vermesinin ‘ani ancak haftalarca süren gerginlikten sonra beklenen bir durum’ olduğunu bildirdi. Addis Abada’nın koronavirüs salgını nedeniyle ulusal seçimleri ertelemesi sonrasında Tigray’ın, geçen eylül ayında seçimleri tek taraflı olarak gerçekleştirmesi gerginliği daha da artırdı. Daha sonra her iki taraf da diğerinin hakimiyetini reddederken anlaşmazlık tırmandı. Nihayetinde Tigray Devlet Başkanı geçen pazartesi günü bölge halkına savaşa hazırlanmaları gerektiğini bildirdi. Durum, federal parlamentoyu, TPLF’yi ‘terör grubu’ olarak sınıflandırmaya itti. Addis Abada, Tigray’da 6 ay boyunca olağanüstü hal ilan etti.



Eisenkot... Netanyahu’yu kurtaran, sonra da ona sırtını dönen komutan

İsrail’in eski Genelkurmay Başkanı ve Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot, 7 Ekim saldırılarının üçüncü yıldönümünde, İsrail’in güneyindeki Rim bölgesi yakınlarında bir sığınakta duruyor. (Reuters)
İsrail’in eski Genelkurmay Başkanı ve Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot, 7 Ekim saldırılarının üçüncü yıldönümünde, İsrail’in güneyindeki Rim bölgesi yakınlarında bir sığınakta duruyor. (Reuters)
TT

Eisenkot... Netanyahu’yu kurtaran, sonra da ona sırtını dönen komutan

İsrail’in eski Genelkurmay Başkanı ve Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot, 7 Ekim saldırılarının üçüncü yıldönümünde, İsrail’in güneyindeki Rim bölgesi yakınlarında bir sığınakta duruyor. (Reuters)
İsrail’in eski Genelkurmay Başkanı ve Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot, 7 Ekim saldırılarının üçüncü yıldönümünde, İsrail’in güneyindeki Rim bölgesi yakınlarında bir sığınakta duruyor. (Reuters)

Gadi Eisenkot İsrailli seçmenlerden hükümete başkanlık etmek üzere kendisine oy vermelerini istemeye karar verdiğinde, Başbakan Binyamin Netanyahu kendisini zor bir durumda buldu. Çünkü karşısında daha önceki rakipleri Naftali Bennett, Yair Lapid, Tzipi Livni, hatta Şimon Peres ve Ehud Barak’tan farklı bir isim vardı.

Yeni rakip Eisenkot, yalnızca güçlü bir askeri geçmişe sahip eski Genelkurmay Başkanı değil, aynı zamanda dikkat çeken kişisel özelliklere de sahip. Netanyahu’nun tam zıttı olarak görülüyor. İsrailli analistler onu ‘cetvel gibi dosdoğru’ şeklinde nitelendiriyor. Bu nedenle arkadaşları da yeni partilerine Yashar Partisi adını verdi. ‘Yashar’, İbranice’de ‘düz, doğru’ anlamına geliyor. Eisenkot, küfretmeyen, entrikalara başvurmayan, basınla mücadele etmeyen ve komplolara karışmayan, ölçülü bir kişilik olarak tanımlanıyor. İsrail’deki yeni siyasetçilerden farklı bir karaktere sahip olduğu ifade ediliyor. Bazıları onu İzak Rabin’e benzetiyor.

Netanyahu’nun zıttı

Eisenkot geleneksel bir muhalif değil. İsrail, 7 Ekim 2023’te Hamas’ın saldırısına hazırlıksız yakalanıp ağır bir psikolojik şok yaşadığında Eisenkot, Netanyahu’nun yanına giderek ona can simidi uzattı. Büyük başarısızlık nedeniyle istifaya zorlamak yerine, Eisenkot ve Benny Gantz destek için Netanyahu’nun yanında yer aldı. İki isim, felaketten dört gün sonra hükümete katılarak savaş tecrübelerini ve misilleme savaşı yürütme konusundaki cesaretlerini Netanyahu’nun hizmetine sundu.

cdfvghj
Gadi Eisenkot, 7 Ekim’de Hamas tarafından gerçekleştirilen saldırının üçüncü yıldönümünü anmak üzere Nova Müzik Festivali alanını ziyaret etti.

Eisenkot ayrıca, muhaliflerinin siyasi mücadelede aleyhine kullanabileceği açıkları ve skandalları bulabileceği bir lider değil. Mütevazı bir hayat sürüyor. Eşi kamuoyunun gözünden oldukça uzak. Savurganlığı, hırsı ve açgözlülüğüyle tanınmıyor. Hediye kabul etmiyor.

Ayrıca İsrail’in kuruluşundan bu yana ülkeyi yöneten ve hâlâ yönetmeye devam eden Aşkenazi elit kesiminden de gelmiyor. Aksine, kökleri Fas’a uzanan bir aileden geliyor ve bununla gurur duyuyor.

Üstelik Eisenkot, acılı bir baba. Yalnızca iki yıl önce oğlu Gazze’deki savaşta öldürüldü. Yeğeni ile kız kardeşinin oğlu da aynı savaşta öldü.

Peki Netanyahu böyle bir isim karşısında seçim mücadelesini nasıl yürütecek? En kritik dönemlerde yanında durmuş ve kendisine destek vermiş birine nasıl karşı çıkacak?

Son derece meşru olan bu sorular, Netanyahu gibi bir siyasetçi söz konusu olduğunda safça kalıyor. Çünkü Netanyahu, ne pahasına olursa olsun seçimi kazanmak istiyor. Bu nedenle seçim kampanyasını acımasızca yürütüyor; Eisenkot hakkında yapılan övgüleri boşa çıkarmaya çalışıyor ve ona çeşitli özellikler, açıklamalar ve uygulamalar yakıştırıyor.

Örneğin İsrail Kanal 14 televizyonunda yayımlanan ve Eisenkot’un itibarını ve kişiliğini yıpratmayı amaçlayan Eisenkot adlı programda siyasi muhabir Moti Kastel şöyle dedi: “Gadi Eisenkot solcu bir isim. Ben kabinede yer alan birçok kişiyle de konuştum. Önlerinde zor kararlar olduğunda bana, ‘Gadi Eisenkot sol gibi düşünüyor ve fikrini söylüyor’ dediler. Gadi Eisenkot sevimli, şımartılmış ve en azından görünüşü itibarıyla nazik bir oyuncak ayı. Savaşlarla boğuşan bir ülkenin başbakanı olmaya uygun değil.”

fgthy
İsrail’in eski Genelkurmay Başkanı ve Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot, 7 Ekim saldırılarının üçüncü yıldönümünde, İsrail’in güneyindeki Rim bölgesi yakınlarında bir sığınakta duruyor. (Reuters)

Kastel sözlerini şöyle sürdürdü: “Eisenkot sıradan bir solcu değil, solda çok derinlerde. Makas taşıyan Filistinli bir kız bir grup askere yaklaştığında, ateş açmamalarını emretti. ‘13 yaşında bir kız elinde makas ya da bıçak tutuyorsa ve onunla askerler arasında bir bariyer varsa, çok tehlikeli bir eylem gerçekleştiriyor olsa bile bir askerin ateş açıp böyle bir kızın üzerine bir şarjör boşaltmasını kabul etmem’ dedi. Hamas bize 500 roket attığında da savaşa girilmemesi gerektiğini savunarak, ‘Atılan her rokete karşılık savaşa girersek yüz yıllık bir savaşa ulaşırız’ dedi. Bu mu lider? O, bir PlayStation oyunu gibi yönlendirilebilecek biri. Onun adına ne söyleyeceğine, onun adına ne yapacağına karar verebilirler. Bence arkasında Ehud Barak var. Barak onu bugün Netanyahu’yu devirebilecek ve İsrail’deki yönetimi ve hükümeti en sol, en liberal, en ilerici noktaya taşıyabilecek biri olarak görüyor. Evet, onda böyle temeller var, evet, o insanlara karşı bağlılığı var.”

Savunma pozisyonu

Netanyahu’nun seçim kampanyasının, Eisenkot’a yönelik bir dizi suçlamayı gündeme getirmeye dayandığı açık. Bu suçlamaların doğru olup olmaması ya da yalanlara dayanması onun açısından önemli değil; asıl amacı kamuoyu nezdinde Eisenkot’un imajını zedelemek. Ancak bu, seçim kampanyalarında bilinen bir taktik. Netanyahu, Eisenkot’un sürekli kendini savunmak zorunda kalmasını istiyor. Ona nefes alacak alan bırakmak istemiyor.

Normalde başbakanlık görevini yürüten Netanyahu’nun eleştiri ve saldırıların hedefinde, yani sanık sandalyesinde oturan taraf olması gerekirken, Eisenkot’a alan bırakmıyor ve onu sürekli açıklama yapmaya, kendini gerekçelendirmeye ve savunmaya mecbur bırakıyor. Bunda da başarılı olmuş görünüyor. Eisenkot’un sosyal medya hesaplarına girenler, karşılarında büyük harflerle ‘10 Yalan’ başlığını görüyor. Bu bölümde Eisenkot, Netanyahu’nun seçim kampanyasında yer alan yalanlar dizisine karşı kendini savunuyor.

gbhyju
İsrail’in eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot, 7 Ekim saldırılarının üçüncü yıldönümünü anmak üzere Nova Müzik Festivali’nin düzenlendiği alana geldi. (Reuters)

Bu propagandanın içeriğinde, Eisenkot’un kampanyanın kurduğu tuzağa düştüğü açıkça görülüyor. Eisenkot, gerçek liberal sağın kendisi olduğunu kanıtlamaya çalışıyor. Netanyahu, Eisenkot’u Arap partilerine dayalı bir hükümet kurmakla suçluyor. Eisenkot ise 7 Ekim’den sonra Araplarla hükümet kurmayacağını söylüyor. Netanyahu, Eisenkot’u Filistin devletinin kurulmasını desteklemekle suçluyor. Eisenkot buna karşılık, hayatında hiçbir zaman böyle bir devleti desteklediğini söylemediğini belirtiyor ve iki devletli çözümü desteklediğini açıklayan kişinin Netanyahu olduğunu hatırlatıyor. Netanyahu ayrıca, orduyu küçültme anlayışının, yani ‘küçük ve akıllı ordu’ teorisinin sahibi olmakla suçluyor ve bunun sonucunda ordunun ‘büyük ve aptal’ hale geldiğini öne sürüyor. Eisenkot ise israf yaratan ve gereksiz askeri birlikleri kapatan kişinin kendisi olduğunu, sınırların çok gerisinde faaliyet gösteren bir komando birliği kurduğunu kanıtlamaya çalışıyor. Netanyahu, Eisenkot’u terörle mücadelede savaştan kaçınma anlayışının sahibi olmakla da suçluyor. Eisenkot ise Batı Şeria’da ordu komutanı olduğu dönemde İkinci İntifada’yı bastıran kişinin kendisi olduğunu savunuyor. Ayrıca 2006’da Beyrut’un güney banliyölerini yerle bir eden saldırıları düzenleyerek tarihe ‘Dahiye politikası’ olarak geçen uygulamayı hayata geçiren kişinin de kendisi olduğunu vurguluyor.

xcdvfgh
İsrail’in eski Genelkurmay Başkanı ve Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot ile rakibi olan mevcut Başbakan Binyamin Netanyahu’nun yer aldığı bir seçim afişi (EPA)

En büyük sorun ise Eisenkot’un yalnızca rakibi Netanyahu’ya karşı değil, aynı zamanda müttefikleri Naftali Bennett, Yair Lapid ve Avigdor Liberman’a karşı da mücadele yürütüyor olması. Oysa normalde hepsinin birlikte hareket etmesi ve İsrail tarihindeki en büyük güvenlik ve stratejik başarısızlığın sorumlusu olarak gördükleri Netanyahu’yu iktidardan uzaklaştırmayı hedeflemeleri gerekiyor. Ancak anketlerde en yüksek sandalye sayısına ulaşmasına rağmen, Eisenkot’un alternatif bloğa liderlik etmesine güvenmediklerini açıkça söylüyorlar. Eisenkot, kendilerine oldukça makul ve mütevazı bir çözüm önerdi: “En fazla sandalyeyi alanın hepimiz adına başbakan adayı olması konusunda anlaşalım.” Ancak bunu reddettiler. Her biri başbakanlık görevini kendisinin üstlenmesini istiyor. Son ankette Eisenkot’a 22 sandalye verilirken Bennett ve Lapid 13’er, Liberman ise 9 sandalye alıyor.

7 Ekim’de muhalefet milletvekili olan, hükümetin çöküşünü önlemek için yardıma koşan ve İsrail’in şoka uğramış bir devletten Filistinlilere karşı büyük bir savaş yürüten bir ülkeye dönüşmesine katkıda bulunan Eisenkot, bunun bedelini kişisel olarak da ağır şekilde ödedi. Oğlu, yeğeni ve kız kardeşinin oğlu hayatını kaybetti. Eisenkot ve partisi, İsrail’i siyasi anlaşmalar yoluyla savaşları sona erdirecek ve dünyadaki konumunu iyileştirecek normal bir ülkeye dönüştürmeye yönelik bir plan ortaya koyuyor. Buna rağmen Eisenkot bugün kendisini Netanyahu’nun karşısında sanık sandalyesinde buluyor. Uzun süre kendisini sevilen bir isim haline getiren özelliklerinin halk tarafından hatırlanması için mücadele ediyor. ‘Sevimli ve şımartılmış bir oyuncak ayı’ olmadığını, ‘PlayStation oyunu gibi şekillendirilebilecek biri’ olmadığını, aksine İsrail’i kendi içinden kurtarmak için ulusal bir görev üstlenen bir lider olduğunu kanıtlamaya çalışıyor. Şüphesiz bu zorlu bir mücadele ve başarıya ulaşacağının garantisi yok.


Washington ile Tahran arasındaki diyaloğu ilerletmek için bölgesel girişimler

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, son Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları kapsamında New York’ta. (İran Dışişleri Bakanlığı)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, son Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları kapsamında New York’ta. (İran Dışişleri Bakanlığı)
TT

Washington ile Tahran arasındaki diyaloğu ilerletmek için bölgesel girişimler

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, son Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları kapsamında New York’ta. (İran Dışişleri Bakanlığı)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, son Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları kapsamında New York’ta. (İran Dışişleri Bakanlığı)

Tahran, dün Washington ile müzakerelere hazır olduğunu açıkladı. Bu açıklama, iki ülke arasındaki diyaloğun ilerletilmesi amacıyla yürütülen bölgesel girişimlerle eş zamanlı geldi. İran hükümeti sözcüsü Fatıma Muhacerani, “Mantık, diyalog yolunu seçmemizi gerektiriyor; ancak hiçbir koşulda haklarımızdan taviz vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Katar Dışişleri Bakanlığı sözcüsü ise Washington ile Tahran arasındaki müzakerelerde ilerleme sağlanması amacıyla temas ve ziyaretlerin sürdüğünü belirtti. Sözcü, istikrarı hedeflediği sürece Mekke İttifakı da dahil olmak üzere bölge ülkelerinin ortaya koyduğu her türlü girişimi Katar’ın desteklediğini belirtti.

Öte yandan İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkenin füze sanayisiyle yakın bağlantıları ile tanınan Mehrdad Ahlaki Kitabçı’yı savunma bakanlığı görevine aday gösterdi. Diğer yandan İran Parlamentosu, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi hakkında, dini liderin onayı olmaksızın ABD tarafıyla temas kurduğu iddiasıyla soruşturma talebinde bulundu.


 Uydu görüntüleri, İsrail’in hedef aldığı İran nükleer tesisindeki faaliyetlerin yeniden başladığını ortaya koydu

İran’daki Natanz nükleer tesisinin yakınlarında bulunan “Cebel el-Fes” bölgesindeki tünel girişleri, 30 Haziran’da. (Reuters – Vantor)
İran’daki Natanz nükleer tesisinin yakınlarında bulunan “Cebel el-Fes” bölgesindeki tünel girişleri, 30 Haziran’da. (Reuters – Vantor)
TT

 Uydu görüntüleri, İsrail’in hedef aldığı İran nükleer tesisindeki faaliyetlerin yeniden başladığını ortaya koydu

İran’daki Natanz nükleer tesisinin yakınlarında bulunan “Cebel el-Fes” bölgesindeki tünel girişleri, 30 Haziran’da. (Reuters – Vantor)
İran’daki Natanz nükleer tesisinin yakınlarında bulunan “Cebel el-Fes” bölgesindeki tünel girişleri, 30 Haziran’da. (Reuters – Vantor)

“Vantor Technologies” şirketinin geçen eylül ve bu ekim ayında çektiği yüksek çözünürlüklü uydu görüntüleri, Tahran’ın kuzeydoğusunda bulunan ve İsrail’in “Yükselen Aslan” operasyonu sırasında ortaya çıkarıp hedef aldığı nükleer silah geliştirme tesisi “Min Zedayî”de faaliyetlerin belirgin şekilde yeniden başladığını gösterdi.

Şarku’l Avsat’ın İsrail gazetesi Yedioth Ahronoth’tan aktardığı habere göre saldırının, yer altı tesislerinin yanı sıra çok sayıda binanın da imha edilmesine yol açtığı bildirildi.

İsrail gazetesine göre söz konusu bilgiler, Uluslararası Bilim ve Güvenlik Enstitüsü’nün yayımladığı bir raporda yer aldı.

Son uydu görüntüleri, bölgede kapsamlı temizlik çalışmasının tamamlanmasının ardından tesis çevresinde araç hareketliliğinin yeniden düzenli hale geldiğini gösterdi. Çalışmalar kapsamında enkaz ve molozlar kaldırılırken, tepenin yamacında meydana gelen hasarlar da onarıldı.

Mart 2026’da saldırıya uğrayan bölgelerden birinde ise toprağın tesviye edilmesi ve taşınmasına yönelik çalışmaların sürdüğü görülüyor.