ABD’deki seçimlerin beklenmedik sorunları: El dezenfektanları ve tesisatlar

Atlanta’daki oy sayımı. (New York Times)
Atlanta’daki oy sayımı. (New York Times)
TT

ABD’deki seçimlerin beklenmedik sorunları: El dezenfektanları ve tesisatlar

Atlanta’daki oy sayımı. (New York Times)
Atlanta’daki oy sayımı. (New York Times)

New Hampshire’nin Derry şehrindeki oy verme merkezlerindeki çalışanlar bu yılın başlarında el dezenfektanı ve kağıt oy pusulalarının aynı yerde duramayacaklarını fark ettiler. Bu yüzden seçim günü oy pusulalarının “kirlenmesini” engellemek için el dezenfektanlarını sandık merkezinin girişine koymak yerine çıkışa koyma kararı aldılar.
Ne var ki bu çabalar, bir kadın seçmenin oy kullanmadan önce yanında getirdiği el dezenfektanından büyük miktarda kullanmasını engellemeye yetmedi. Bu da oy pusulasının merkezdeki oy sayma makinesinin kabul edemeyeceği kadar ıslanmasına yol açtı. Bozulan makinenin içi açıldığında arızaya kadın seçmenin oy pusulasının üzerindeki ıslak parmak izlerinin neden olduğu anlaşıldı.
Derry şehrinde el dezenfektanı ile ıslanan oy pusulalarının nasıl işleme tabi tutulacağını incelemeye gelen kıdemli seçim görevlilerinden Tina Gilford “Bu durumun el dezenfektanı ile ilgili olduğunu bilmiyordum. Belki de sorun içindeki alkollü malzemedir. Ancak el dezenfektanını yüksek kaliteli bir kağıda dökmeye çalışırsanız bu, kağıdı olduğundan daha zayıf hale getirir” dedi.
Yabancı hükümetlerin müdahalesi, silahlı protestocular ve seçmenlerin sindirilmesi şu anki seçim sürecinde karşılaşılan ana tehditler olarak görülürken oylamadaki bazı gecikmeler belediyelerdeki arızalardan kaynaklandı.
Bu tür aksaklıklar, esas olarak yüz binlerce sıradan insanın oy verme merkezlerinde çalışması ile yürütülen ABD ulusal seçimlerinin yerinden yönetim doğasına ışık tutuyor. Aynı zamanda bazı aktivistlerin yıllardır talep ettikleri konulara da dikkat çekiyor: İzdihamı azaltmak için yeni oy verme merkezleri açmak ve internet üzerinden seçim kaydı yaptırma ya da normal posta yoluyla oy verme sistemlerini iyileştirmek de dahil olmak üzere bazı seçim bölgelerinde daha iyi çalışacak bir temel altyapı ihtiyacı.
New York Üniversitesi’ne bağlı Brennan Adalet Merkezi Seçim Reformu Programı Direktörü Lawrence Norden, seçim görevlilerinin yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını ile mücadeleye gösterilen büyük önem ve başkanlık seçimlerine dışarıdan müdahale edilmesine ilişkin endişelerden hareketle bu yıl daha iyi hazırlanmış bir durumda olduklarını belirtti. Aynı zamanda Kongre, Başkan Donald Trump’ın mart ayında imzaladığı ekonomik teşvik kanunu tasarısının bir parçası olarak seçimlerin güvenli bir şekilde yürütülmesi için çeşitli eyaletlere gerekli düzenlemeleri yapma konusunda yardımcı olmak için 400 milyon dolar gönderdi. Ancak bazı Demokrat üyeler bunun için daha fazla paraya ihtiyaç duyulduğunu savundular.
Norden, son yıllarda hem özel hem de kamusal olmak üzere seçim planına daha fazla nakit akışı sağlandığına işaret etse de “Seçimler için altyapımızda halihazırda belirgin bir finansman eksikliği olduğu su götürmez bir gerçek” dedi.
2018 yılında gerçekleştirilen ara dönem Kongre seçimlerinde seçmenler, yaklaşık 230 bin 871 sandıkta oy kullandılar. Sandık başlarında üçte ikisi 60 yaşın üzerinde olmak üzere 637 binden fazla görevli kayıt, yönlendirme ve oyları sayma işlemlerini denetlemekten sorumluydu. İlgili uzmanlar, seçim bölgeleri ve seçim merkezi görevlilerinin bu büyük karışımının talihsiz kazalardan kaçınmayı imkansız hale getirdiğini ancak tek bir seçimin etkisinin daha geniş bir coğrafyaya yayılmasını engellediğini belirtiyorlar.
New Mexico Ulusal Dışişleri Bakanları Birliği Başkanı Maggie Toulouse Oliver konuya dair şunları söyledi:
“Seçimleri esas olarak kendi toplumlarında gönüllü olan vatandaşlara dayalı olarak yapıyoruz. Çünkü bu, tüm demokratik sistemimizin çökebileceği basit ya da büyük bir sorunun ortaya çıkmasını engelliyor.”
Bu hafta çeşitli gecikmeler ve aksaklıklar yaşandı. Ancak hepsi küçük boyutlardaydı. Georgia eyaletinin Atlanta kentinde kazanın suçlusu tesisat sızıntısından başka bir şey değildi. Burada oy verme merkezine dönüştürülen basketbol sahasının içerisindeki ana su borularından birinin patlamasının ardından oy pusulalarının bulunduğu odaya su sızdığının fark edilmesi o gün oy verme sürecini birkaç saat aksattı. Basketbol sahasının görevlilerinden biri sızıntıyı hızlıca onardı ve odadaki oy pusulalarının hiçbirine zarar gelmedi.
Louisiana eyaletinde Zeta Kasırgası’nın neden olduğu elektrik kesintilerinin ardından birçok oy verme merkezi jeneratörler ile çalıştı. Bu, jeneratörleri seçim bölgelerine göndermekten sorumlu birim ya da kişi hakkında yerel yetkililer ile eyalet yetkilileri arasında tansiyonun yükselmesine sebep oldu. En sonunda yetkililer iki oy verme merkezini yakındaki bir ortaokula taşıdı ve burada yeni bir gecikme vakası yaşanmadı.
Meksika sınırının karşısındaki Teksas’ın güneyindeki Hidalgo bölgesinde teknik bir aksaklık yaşandı. Bölgede seçimlere rekor sayıda katılım gösterilmesine karşılık seçim gününden önce sandık merkezlerine dağıtılan yeni dizüstü bilgisayarlar işe yaramadı. Bu da salı günü sabah bir buçuk saatlik bir gecikme yaşanmasına yol açtı.
Hidalgo Seçim Yöneticisi Yvonne Ramone konuya ilişkin şu açıklamada bulundu:
“Dizüstü bilgisayarlar yazılım programlarının açılmasına ve seçmenlerin kaydedilmesine izin vermedi. Bilgisayarlar bölgenin dört bir yanına dağılmış olduğu için sahada görevli servis teknisyenleri olaya müdahale edip sorunu çözmek için en yakın merkezlere intikal etti. Büyük bir bölge olduğumuz için bir seçim merkezinden diğerine geçmek kolay değildi.”.
Ramone yeni teknolojiden kaynaklanan gecikmelerin kendileri için sıradışı olmadığına işaret etti. Ramone, Hidalgo bölgesinin önceki gecikmeyi telafi etmek için salı akşamı oy verme merkezlerini bir saat daha açık tuttuğunu ve oy kullanmak için evinden çıkan herkesin er ya da geç oylarını kullanabildiğini söyledi.
Yerel gazetelerden birine göre seçimin kızıştığı eyaletlerden Wisconsin’de Richland County katibi hasta olduğunu söyleyen ve daha sonra da sesi soluğu çıkmayan Willow kasabasındaki diğer katibe ulaşamadığı için en sona kalan 200-300 seçmenin oyu birkaç saat boyunca bildirilemedi. En nihayetinde Willow kasabasından 274 oy rapor edildi. Green Bay bölgesinde bir seçim görevlisi oy sayma makinelerine doldurmak için daha fazla mürekkep almaya Belediye Binası’na gittiği için posta yoluyla kullanılan oyların sayımında kısa süreliğine bir gecikme yaşandı.
Sandık görevlileri her seçimde beklenmedik aksiliklerle karşı karşıya kalıyor. Ancak çarpıtılmış rakamlara ya da oyların ve hesaplamaların gecikmesine ilişkin uyarılar, seçmenleri ve gözlemcileri normalde olduklarından daha tedirgin hale getirdi. Seçim yetkilileri bu hafta yaşanan sorunların hiçbirinin ciddi sorunlara yol açmadığı bilgisini paylaştılar. El dezenfektanı olayındaki gibi yaşanan aksaklıkların bir kısmı, Kovid-19’a karşı alınan tedbirler yüzünden son zamanlarda oy verme süreçlerinde meydana gelen değişikliklerden kaynaklanıyordu. Tina Gilford açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“El dezenfektanı, bu yıldan önce oy verme merkezlerinde görmeye alışık olduğumuz bir şey değildi. Makinenin bozulmasına sebep olan oy pusulası manuel olarak kaydedildi ve oy sayma makinesi hizmet dışı kaldı.”
El dezenfektanları, bu yılın başlarında New Hampshire’daki ve aynı şekilde geçen salı günü Iowa’daki başka oy sayma cihazlarının da bozulmasına sebep olmuştu. Bu da makinelerden birinin hızlı bir şekilde onarılmasını gerektirdi.
Derry Bölge Katibi Daniel Haley seçim yetkililerinin bu tür sorunların tekrarlanmaması için her türlü çabayı gösterdiklerini ancak bütün sorunları engelleyemediklerini söyledi. Haley “Bu sefer daha az el dezenfektanı vardı ancak bazı insanlar yanlarında kendi dezenfektanlarını getirmişti ve bunun tamamen önüne geçilmesi mümkün değildi” dedi.

The New York Times



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.