ABD’deki seçimlerin beklenmedik sorunları: El dezenfektanları ve tesisatlar

Atlanta’daki oy sayımı. (New York Times)
Atlanta’daki oy sayımı. (New York Times)
TT

ABD’deki seçimlerin beklenmedik sorunları: El dezenfektanları ve tesisatlar

Atlanta’daki oy sayımı. (New York Times)
Atlanta’daki oy sayımı. (New York Times)

New Hampshire’nin Derry şehrindeki oy verme merkezlerindeki çalışanlar bu yılın başlarında el dezenfektanı ve kağıt oy pusulalarının aynı yerde duramayacaklarını fark ettiler. Bu yüzden seçim günü oy pusulalarının “kirlenmesini” engellemek için el dezenfektanlarını sandık merkezinin girişine koymak yerine çıkışa koyma kararı aldılar.
Ne var ki bu çabalar, bir kadın seçmenin oy kullanmadan önce yanında getirdiği el dezenfektanından büyük miktarda kullanmasını engellemeye yetmedi. Bu da oy pusulasının merkezdeki oy sayma makinesinin kabul edemeyeceği kadar ıslanmasına yol açtı. Bozulan makinenin içi açıldığında arızaya kadın seçmenin oy pusulasının üzerindeki ıslak parmak izlerinin neden olduğu anlaşıldı.
Derry şehrinde el dezenfektanı ile ıslanan oy pusulalarının nasıl işleme tabi tutulacağını incelemeye gelen kıdemli seçim görevlilerinden Tina Gilford “Bu durumun el dezenfektanı ile ilgili olduğunu bilmiyordum. Belki de sorun içindeki alkollü malzemedir. Ancak el dezenfektanını yüksek kaliteli bir kağıda dökmeye çalışırsanız bu, kağıdı olduğundan daha zayıf hale getirir” dedi.
Yabancı hükümetlerin müdahalesi, silahlı protestocular ve seçmenlerin sindirilmesi şu anki seçim sürecinde karşılaşılan ana tehditler olarak görülürken oylamadaki bazı gecikmeler belediyelerdeki arızalardan kaynaklandı.
Bu tür aksaklıklar, esas olarak yüz binlerce sıradan insanın oy verme merkezlerinde çalışması ile yürütülen ABD ulusal seçimlerinin yerinden yönetim doğasına ışık tutuyor. Aynı zamanda bazı aktivistlerin yıllardır talep ettikleri konulara da dikkat çekiyor: İzdihamı azaltmak için yeni oy verme merkezleri açmak ve internet üzerinden seçim kaydı yaptırma ya da normal posta yoluyla oy verme sistemlerini iyileştirmek de dahil olmak üzere bazı seçim bölgelerinde daha iyi çalışacak bir temel altyapı ihtiyacı.
New York Üniversitesi’ne bağlı Brennan Adalet Merkezi Seçim Reformu Programı Direktörü Lawrence Norden, seçim görevlilerinin yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını ile mücadeleye gösterilen büyük önem ve başkanlık seçimlerine dışarıdan müdahale edilmesine ilişkin endişelerden hareketle bu yıl daha iyi hazırlanmış bir durumda olduklarını belirtti. Aynı zamanda Kongre, Başkan Donald Trump’ın mart ayında imzaladığı ekonomik teşvik kanunu tasarısının bir parçası olarak seçimlerin güvenli bir şekilde yürütülmesi için çeşitli eyaletlere gerekli düzenlemeleri yapma konusunda yardımcı olmak için 400 milyon dolar gönderdi. Ancak bazı Demokrat üyeler bunun için daha fazla paraya ihtiyaç duyulduğunu savundular.
Norden, son yıllarda hem özel hem de kamusal olmak üzere seçim planına daha fazla nakit akışı sağlandığına işaret etse de “Seçimler için altyapımızda halihazırda belirgin bir finansman eksikliği olduğu su götürmez bir gerçek” dedi.
2018 yılında gerçekleştirilen ara dönem Kongre seçimlerinde seçmenler, yaklaşık 230 bin 871 sandıkta oy kullandılar. Sandık başlarında üçte ikisi 60 yaşın üzerinde olmak üzere 637 binden fazla görevli kayıt, yönlendirme ve oyları sayma işlemlerini denetlemekten sorumluydu. İlgili uzmanlar, seçim bölgeleri ve seçim merkezi görevlilerinin bu büyük karışımının talihsiz kazalardan kaçınmayı imkansız hale getirdiğini ancak tek bir seçimin etkisinin daha geniş bir coğrafyaya yayılmasını engellediğini belirtiyorlar.
New Mexico Ulusal Dışişleri Bakanları Birliği Başkanı Maggie Toulouse Oliver konuya dair şunları söyledi:
“Seçimleri esas olarak kendi toplumlarında gönüllü olan vatandaşlara dayalı olarak yapıyoruz. Çünkü bu, tüm demokratik sistemimizin çökebileceği basit ya da büyük bir sorunun ortaya çıkmasını engelliyor.”
Bu hafta çeşitli gecikmeler ve aksaklıklar yaşandı. Ancak hepsi küçük boyutlardaydı. Georgia eyaletinin Atlanta kentinde kazanın suçlusu tesisat sızıntısından başka bir şey değildi. Burada oy verme merkezine dönüştürülen basketbol sahasının içerisindeki ana su borularından birinin patlamasının ardından oy pusulalarının bulunduğu odaya su sızdığının fark edilmesi o gün oy verme sürecini birkaç saat aksattı. Basketbol sahasının görevlilerinden biri sızıntıyı hızlıca onardı ve odadaki oy pusulalarının hiçbirine zarar gelmedi.
Louisiana eyaletinde Zeta Kasırgası’nın neden olduğu elektrik kesintilerinin ardından birçok oy verme merkezi jeneratörler ile çalıştı. Bu, jeneratörleri seçim bölgelerine göndermekten sorumlu birim ya da kişi hakkında yerel yetkililer ile eyalet yetkilileri arasında tansiyonun yükselmesine sebep oldu. En sonunda yetkililer iki oy verme merkezini yakındaki bir ortaokula taşıdı ve burada yeni bir gecikme vakası yaşanmadı.
Meksika sınırının karşısındaki Teksas’ın güneyindeki Hidalgo bölgesinde teknik bir aksaklık yaşandı. Bölgede seçimlere rekor sayıda katılım gösterilmesine karşılık seçim gününden önce sandık merkezlerine dağıtılan yeni dizüstü bilgisayarlar işe yaramadı. Bu da salı günü sabah bir buçuk saatlik bir gecikme yaşanmasına yol açtı.
Hidalgo Seçim Yöneticisi Yvonne Ramone konuya ilişkin şu açıklamada bulundu:
“Dizüstü bilgisayarlar yazılım programlarının açılmasına ve seçmenlerin kaydedilmesine izin vermedi. Bilgisayarlar bölgenin dört bir yanına dağılmış olduğu için sahada görevli servis teknisyenleri olaya müdahale edip sorunu çözmek için en yakın merkezlere intikal etti. Büyük bir bölge olduğumuz için bir seçim merkezinden diğerine geçmek kolay değildi.”.
Ramone yeni teknolojiden kaynaklanan gecikmelerin kendileri için sıradışı olmadığına işaret etti. Ramone, Hidalgo bölgesinin önceki gecikmeyi telafi etmek için salı akşamı oy verme merkezlerini bir saat daha açık tuttuğunu ve oy kullanmak için evinden çıkan herkesin er ya da geç oylarını kullanabildiğini söyledi.
Yerel gazetelerden birine göre seçimin kızıştığı eyaletlerden Wisconsin’de Richland County katibi hasta olduğunu söyleyen ve daha sonra da sesi soluğu çıkmayan Willow kasabasındaki diğer katibe ulaşamadığı için en sona kalan 200-300 seçmenin oyu birkaç saat boyunca bildirilemedi. En nihayetinde Willow kasabasından 274 oy rapor edildi. Green Bay bölgesinde bir seçim görevlisi oy sayma makinelerine doldurmak için daha fazla mürekkep almaya Belediye Binası’na gittiği için posta yoluyla kullanılan oyların sayımında kısa süreliğine bir gecikme yaşandı.
Sandık görevlileri her seçimde beklenmedik aksiliklerle karşı karşıya kalıyor. Ancak çarpıtılmış rakamlara ya da oyların ve hesaplamaların gecikmesine ilişkin uyarılar, seçmenleri ve gözlemcileri normalde olduklarından daha tedirgin hale getirdi. Seçim yetkilileri bu hafta yaşanan sorunların hiçbirinin ciddi sorunlara yol açmadığı bilgisini paylaştılar. El dezenfektanı olayındaki gibi yaşanan aksaklıkların bir kısmı, Kovid-19’a karşı alınan tedbirler yüzünden son zamanlarda oy verme süreçlerinde meydana gelen değişikliklerden kaynaklanıyordu. Tina Gilford açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“El dezenfektanı, bu yıldan önce oy verme merkezlerinde görmeye alışık olduğumuz bir şey değildi. Makinenin bozulmasına sebep olan oy pusulası manuel olarak kaydedildi ve oy sayma makinesi hizmet dışı kaldı.”
El dezenfektanları, bu yılın başlarında New Hampshire’daki ve aynı şekilde geçen salı günü Iowa’daki başka oy sayma cihazlarının da bozulmasına sebep olmuştu. Bu da makinelerden birinin hızlı bir şekilde onarılmasını gerektirdi.
Derry Bölge Katibi Daniel Haley seçim yetkililerinin bu tür sorunların tekrarlanmaması için her türlü çabayı gösterdiklerini ancak bütün sorunları engelleyemediklerini söyledi. Haley “Bu sefer daha az el dezenfektanı vardı ancak bazı insanlar yanlarında kendi dezenfektanlarını getirmişti ve bunun tamamen önüne geçilmesi mümkün değildi” dedi.

The New York Times



Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.


Trump: Gazze’ye 10 milyar dolar yardımın önündeki tek engel Hamas

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
TT

Trump: Gazze’ye 10 milyar dolar yardımın önündeki tek engel Hamas

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin Gazze için “Barış Konseyi”ne 10 milyar dolar sağlayacağını açıkladı ve bunu “savaş maliyetleriyle karşılaştırıldığında küçük bir rakam” olarak nitelendirdi. Trump, diğer üye ülkelerden gelen katkıların 7 milyar doları bulduğunu ve bağışların artmasının beklendiğini kaydetti.

Trump, “Barış Konseyi”nin açılışında yaptığı konuşmada, “Birlikte, yüzyıllar boyunca savaşın yıkımlarına maruz kalmış ve üç bin yıl süren katliamlarla boğulmuş bir bölgede kalıcı barış hayalini gerçekleştirebiliriz. Dünya, diğer çözülmemiş çatışmaların nasıl çözülebileceğini görmeli” dedi ve Birleşmiş Milletler’in çabalarını destekleyeceklerini vurguladı. Trump, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri, Fas, Bahreyn, Katar, Suudi Arabistan, Özbekistan ve Kuveyt gibi ülkelerin Gazze yardım paketine 7 milyar dolardan fazla katkıda bulunduğunu açıkladı.

Gazze’ye odaklanan Trump, ateşkesin tüm rehinelerin (canlı ve ölü) serbest bırakılmasıyla sonuçlandığını ve Hamas’ın söz verdiği gibi silahlarını teslim edeceğini söyledi, aksi hâlde “sert bir karşılık” verileceğini belirtti. Trump, “Şu anda dünya, önümüzdeki tek engel olan Hamas’ı bekliyor” dedi.

cfvdfv
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Devlet Bakanı Adil Cübeyr, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında (AFP)

Trump, toplantıya katılan ülkelerin yalnızca maddi katkıda bulunmadığını, bazı ülkelerin ateşkesi korumak ve kalıcı barışı sağlamak için personel göndermeyi taahhüt ettiğini kaydetti. Ortadoğu’nun “üç bin yıl boyunca imkânsız görülen bir barış” gördüğünü ifade eden Trump, bunun İran’ın nükleer kapasitesinin B-2 bombardıman uçaklarıyla yok edilmesinden kaynaklandığını belirtti ve bunun bölgesel barışın anahtarı olduğunu söyledi.

Norveç ve FIFA İşbirliği

Trump, geleceğe dönük planları da açıkladı; Norveç’in konseye ev sahipliği yapacağı, FIFA’nın Gazze’de projeler (futbol sahaları dahil) için 75 milyar dolar toplama kampanyasına katılacağı ve Japonya’nın bağış toplama girişimlerinde yer alacağı belirtildi. İran’a “barış yoluna katılma” çağrısı yapan Trump, aksi hâlde “farklı bir yol”la karşılaşacağını vurguladı ve İran’ın nükleer silaha erişimini önleme konusundaki kararlılığını yineledi.

Trump, adını taşıyan Barış Enstitüsü’ne övgüde bulunarak, BM ile yakın koordinasyonu vurguladı ve konseyin bu çalışmaları güçlendireceğini ve performansı “denetleyeceğini” belirtti. “Barış savaştan çok daha ucuzdur” diyen Trump, konseyin “kararlı liderlikle imkânsızın mümkün hâle getirilebileceğini” gösterdiğini söyledi.

dsvfdv
Washington’da Perşembe günü gerçekleştirilen “Barış Konseyi” toplantısından genel bir görünüm (AFP)

Konuşmasında ekonomik başarıları, Wall Street’teki gelişmeleri ve ilk yılında sekiz savaşı sona erdiren kişisel diplomatik başarısını öne çıkaran Trump, ekibini – Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio, özel elçi Steve Witkoff, ve Jared Kushner dahil – “tüm zamanların en iyi ekibi” olarak nitelendirdi.

Trump, toplantıya katılan ülkelerin liderlerine teşekkür etti; Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, Arjantin Cumhurbaşkanı Javier Milei, Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Endonezya Cumhurbaşkanı Prabowo Subianto ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’i örnek göstererek, Pakistan-Hindistan ve Ermenistan-Azerbaycan gibi çatışmaların çözümünde oynadığı rolü vurguladı. Arap ülkelerine de teşekkür etti.

Filistinli Katılım

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Gazze için “Barış Konseyi” dışında bir “alternatif plan” olmadığını belirtti. Konsey koordinatörü Nikolay Mladenov, Perşembe günü, Hamas’ın etkisinden bağımsız bir Filistin Ulusal Polisi oluşturmak üzere başvuruların açıldığını duyurdu. Mladenov, “Sadece ilk birkaç saatte bin kişi başvuruda bulundu” dedi.

fvgthyju
Endonezya Cumhurbaşkanı, Perşembe günü Washington’da düzenlenen Barış Konseyi toplantısında (AFP)

Filistin yönetiminin Gazze işlerini yönetecek teknik komitesinin başkanı Ali Şaas kısa bir konuşma yaptı; hükümetin Gazze’de istikrar sağlama yetkisine sahip olduğunu, ancak zorlu şartlarda çalıştığını belirtti. Şaas dört önceliği açıkladı: güvenliği sağlamak, iki ay içinde 5 bin askeri eğitip konuşlandırmak, onurlu iş imkânları yaratmak, insani yardımların devamını ve temel hizmetlerin yeniden sağlanmasını temin etmek.

Trump, Perşembe günü 47’den fazla ülke liderinin, başbakan, dışişleri bakanı ve BM, AB, Dünya Bankası temsilcilerinin katıldığı konseyin ilk kurucu toplantısını açtı. Konseyin tartışmaları, yıkıcı savaşın ardından Gazze’nin yeniden inşası ve istikrarın sağlanmasına odaklandı.

fdbghyju
Washington’da Perşembe günü gerçekleştirilen Barış Konseyi toplantısından bir kare (AFP)

Bu zirve, BM Güvenlik Konseyi’nin ABD destekli ateşkes planını kabul etmesinden yaklaşık üç ay sonra gerçekleşti. Plan, iki yıl süreyle konseyin silahsızlanma ve Gazze’nin yeniden inşasını denetlemesini öngörüyordu. Başlıca sorunlar, Hamas’ın silahsızlanması, İsrail’in Gazze’den çekilmesi, yeniden inşanın boyutu ve insani yardımların akışı. Ateşkes hâlen kırılgan; taraflar ihlal iddialarını sürdürüyor.

Hamas’ın silahı sorunu

Trump yönetimi, Hamas’ı silahsızlandırma konusunda resmi bir plan açıklamadı. Mısır, Katar ve Türkiye ile görüşmelerin sürdüğü belirtiliyor. İsrail, Hamas ve diğer Filistin grupları silahsızlanmayı kabul etmeden geniş çaplı yeniden inşaya izin vermeyeceğini açıkladı. BM’de ABD Daimi Temsilcisi Mike Waltz, Hamas’a iki seçenek sunduklarını söyledi: “Kolay ya da zor yoldan silahsızlanma”.

Hamas, İsrail’in olası misillemelerinden endişe ederek silah teslim etmeye hazır görünmüyor. Hareket, Gazze yönetimini yeniden üstlenmiş ve ABD destekli teknik komiteye yetki devretmeye hazır. Ancak İsrail, komitenin Gazze’ye girişine izin vermedi. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, “Hamas silahsızlanmadan yeniden inşa olmayacak” dedi.

Barış Gücü

Endonezya, yaklaşık 8 bin asker göndereceğini açıkladı. Arnavutluk, Fas ve Yunanistan’ın da Gazze’ye barış gücü olarak katılacağı belirtiliyor. Bu güç sınır konularını ele alacak, ancak Hamas’ın silahsızlanmasını denetleme yetkisine sahip olup olmayacakları belirsiz.

Gazze’deki Uluslararası İstikrar Gücü Komutanı General Jasper Gievers, beş ülkenin – Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk – katılımını duyurdu. Ayrıca Mısır ve Ürdün polis eğitimine destek verecek. Endonezya, gücün yardımcı komutanlığı görevini üstlenecek.

Eleştiriler

Fransa Dışişleri Sözcüsü Pascal Confavreux, Avrupa Komisyonu’nun toplantıya katılımını sürpriz olarak nitelendirdi; Komisyon’un üye ülkeleri temsil yetkisi olmadığını vurguladı. Fransa, konseyin faaliyetlerini BM kararlarıyla uyumlu hâle getirmeden katılmayacağını belirtti.

Eleştiriler, konseyin BM’nin rolünü azaltabileceği ve ABD’nin alternatif bir yapı kurmak istediği endişelerinden kaynaklandı. Başkan Trump’ın geniş yetkileri – ömür boyu başkanlık, üye kabul ve fon kullanımı üzerinde tek yetki – eleştirildi.

Analistler, başarının mali taahhütlerle değil, üç temel zorluğun çözümüyle ölçüleceğini belirtiyor: Hamas’ın silahsızlanması, İsrail’in Trump planına göre çekilmesi ve uluslararası ve yerel meşruiyete sahip istikrar gücü oluşturma kapasitesi.


Eski Güney Kore Devlet Başkanı, sıkıyönetim ilan ettiği gerekçesiyle ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı

Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)
Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)
TT

Eski Güney Kore Devlet Başkanı, sıkıyönetim ilan ettiği gerekçesiyle ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı

Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)
Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)

Güney Kore’nin eski Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol, 2024’ün sonlarında kısa süreli sıkıyönetim ilan etmesi nedeniyle bugün ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

Seul Merkez Bölge Mahkemesi yargıcı Ji Gwi-yeon, karar duruşmasında “İsyan suçundan Yoon’u ömür boyu hapis cezasına mahkûm ediyoruz” ifadesini kullandı.

Böylece eski muhafazakâr lider, savcılığın talep ettiği idam cezasından kurtulmuş oldu.

Yoon Suk Yeol, 3 Aralık 2024 akşamı yaptığı sürpriz konuşmada sıkıyönetim ilan etmiş ve orduya Ulusal Meclis’e girme talimatı vermişti. Ancak askerler tarafından kuşatılan binaya yeterli sayıda milletvekili girmeyi başarmış, yapılan oylamada bu güç kullanımına karşı karar alınmış ve dönemin devlet başkanı geri adım atmak zorunda kalmıştı.

Sivil yönetim fiilen yalnızca altı saatliğine askıya alınsa da, söz konusu girişim ülkede derin ve uzun süreli bir siyasi krize yol açmıştı.

Gözaltında yargılanan Yoon, bu eylemleri nedeniyle nisan ayında görevden alınmıştı.

Mahkemenin, eski Savunma Bakanı Kim Yong-hyun’u da mahkûm etmesinin ardından, Yoon ile birlikte yargılanan diğer sanıklar hakkında da kısa süre içinde karar vermesi bekleniyor.