Aleni bir ziyaretin gizemleri: Fransa İçişleri Bakanı Cezayir’de

Fransız İçişleri Bakanı, Cezayirli mevkidaşı ile ‘daha fazla bilgi almak’ amacıyla görüştüğünü açıkladı (Cezayir Radyosu)
Fransız İçişleri Bakanı, Cezayirli mevkidaşı ile ‘daha fazla bilgi almak’ amacıyla görüştüğünü açıkladı (Cezayir Radyosu)
TT

Aleni bir ziyaretin gizemleri: Fransa İçişleri Bakanı Cezayir’de

Fransız İçişleri Bakanı, Cezayirli mevkidaşı ile ‘daha fazla bilgi almak’ amacıyla görüştüğünü açıkladı (Cezayir Radyosu)
Fransız İçişleri Bakanı, Cezayirli mevkidaşı ile ‘daha fazla bilgi almak’ amacıyla görüştüğünü açıkladı (Cezayir Radyosu)

Ali Yahi
Fransa İçişleri Bakanı Gerald Darmanin’in Cezayir’e gerçekleştirdiği ziyaret, oluşturduğu gizemin yanısıra ardında birçok soru işaret bıraktı. Ziyaretin Fransa’da gerçekleştirilen terör saldırılarıyla bağlantılı olmasına rağmen iki ülke yetkililerinin açıklamaları, ziyaretin, özellikle göç ve terörle mücadele konusundaki sırlarını açığa çıkardı. Fransız Bakan’ın aile kökleri basın için zengin bir kaynak oluşturdu.

‘Gizemli’ ziyaret
Fransız Bakan, Cezayir’e özellikle de güvenlik, terörizm ve yasadışı göçle mücadele alanlarında devam eden işbirliğinden dolayı teşekkür etti. Her iki ülkenin iç istihbarat servisleri arasında devam eden bir bilgi alışverişine değindi. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un iki ülke arasındaki ilişkilere bağlı olduğunun altını çizdi.
Darmanin yaptığı açıklamada, “Cezayir İçişleri Bakanı’na iki bakanlık arasındaki konularda tam işbirliği temin etmeye geldim” ifadelerini kullandı. Cezayir’in Akdeniz bölgesindeki büyük gücüyle ilgili önemli konuların ele alındığını vurgulayan Fransız Bakan, özellikle de Libya sorunu ve Cezayir’e yapılan yasadışı göç meselesine değinildiğini söyledi. Fransız Bakan, “Bununla başa çıkmalıyız çünkü paylaştığımız bu alandaki insan hareketleriyle mücadele ediyoruz. Aynı durum ikili ilişkiler ve göç sorunları için de geçerlidir.” dedi.
Cezayir İçişleri Bakanı Kemal Belcud da yaptığı açıklamada benzer ifadeler kullandı. Belcud, iki bakanlığın çeşitli organları arasında sivil koruma, mesleki eğitim konularında bir bilgi alışverişi olduğunun altını çizdi. Belcud, “Ele aldığımız tüm konularda görüş birliğine vardık. İlişkilerimizi daha da güçlendirmek için çalışacağız” ifadelerini kullandı.
Cezayir Başbakanı Abdulaziz Cerad’ın da Fransız Bakanı kabul ettiği bildirildi. Darmanin ayrıca Cezayir Dışişleri Bakanı Sabri Bukadum ve Din İşleri Bakanı Yusuf Belmehdi ile bir araya geldi. Görüşmelerde, terörizm ve yasadışı göç olgularıyla nasıl mücadele edileceği konusu ve işbirliği yolları ele alındı.

Cezayir'i siyasi olarak Fransa'ya yakın hale getirme
Ziyaretle ilgili değerledirmelerde bulunan Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Profesörü Samir Mahrez, Cezayir-Fransa ilişkilerinin ya büyük bir dalgalanmaya tanık olduğunu ya da birçok faktör nedeniyle son iki yılda iki ülke arasındaki ilişkilerin gücünde bir düşüş olarak nitelendirilebilecek bir durum yaşanıyor. Bu faktörlerden en önemlisi ise eski siyasi rejimin Fransa ile ilişkilendirilmesi olduğuna dikkat çeken Mahrez, bir yanda Cezayir vatandaşının manevi karakterini etkileyen Cumhurbaşkanı Macron’un tutumlarına duyulan halk öfkesi diğer yanda ülke tarihi olduğuna işaret etti. Mahrez, ziyaretin ‘diplomatik olmaktan ziyade siyasi olduğunu ifade etti. Terör ve yasadışı göçle mücadele konusunu ele almanın iki ülke arasındaki ilişkilerde yeni olmadığını da sözlerine ekledi. Profesör, “Fransa’nın konumunu korumak için iki taraf arasında çetrefilli konularda jeopolitik bir kumar oynayacağını düşünüyorum. Ancak ziyaretin temelinde, Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun’un seçilmesinden bu yana iki ülke arasındaki siyasi soğukluğun ardından bir diplomatik yakınlaşma yatıyor” şeklinde konuştu. Mahrez, özellikle terörle suçlananların Cezayir’e sürülmesiyle ilgili olarak Cezayirli yetkililerin konuya açık ve doğrudan bir yanıt vermediğini ama bu güvenlik dosyasıyla, iki ülke arasında terörizm ve radikalizmle mücadele konusunda üzerinde anlaşılan tüzükler çerçevesinde ciddiyet ve egemenlikle ilgileneceklerini düşündüğünü ifade etti. Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Profesörü sözlerine, “Ziyaret, özellikle Cezayir İçişleri Bakanı ile sınırlı olmadığı, hassas sektörleri içerdiği için Cezayir'i siyasi olarak Fransa'ya yakınlaştırma girişimidir” ifadelerini ekledi.

Terör suçlularının sürülmesi
Fransız Bakan, Cezayir ve Tunus’a gerçekleştirdiği ziyaret öncesi BFM TV’ye verdiği demeçte amacının ‘daha fazla bilgi almak için mevkidaşları ve iki ülkedeki istihbarat servisleriyle konuşmak olduğunu ifade etti. Darmanin, bir ay içerisinde radikalizm şüphelisi 16 kişinin sınır dışı edildiğine işarette bulundu. Radikalizm yanlısı olduklarından şüphelenilen tüm yabancı yasadışı göçmenlerin idari gözaltı merkezlerine yerleştirilmesini talep ettiğini vurguladı. Mevcut durumda 182 kişinin cezaevinde olduğunu söyleyen Darmanin, aranan 51 kişinin de yakalanıp yargılanacağını söyledi.

Cezayir asıllı Fransız Bakan
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre gazeteci Hakim Mesudi, ziyaretin önceden programlanmış olduğunu Fransa’nın Nice kentinde gerçekleştirilen saldırının yansımaları doğrultusunda öne çekildiğini düşünüyor. Saldırının Fransız kamuoyunda radikalizm ve göçmenliğin bununla ilişkisiyle ilgili tartışmaları alevlendirdiğini söyleyen Mesudi, iç baskıyı hafifletmek ve sorunun çözümü için Fransa’nın bir vizyonu olduğuna işaret etti. Bu önermeyi destekleyen şeyin, Fransız yetkililerin genellikle Cezayirli yetkililerle kurtuluş devriminin yıldönümüne denk gelen iş ziyaretleri veya ikili görüşmeler yapmaktan kaçınmaları olduğunu söyledi.
Mesudi, Darmanin’in söz konusu ziyaretten önce, içeriği köklere özlem ve Cezayir’e özel ilişkilerle bağlılık olan bir açıklamada bulunduğuna dikkat çekti. Bu açıklamanın elbette ki Cezayir kamuoyuna yönelik bir güzelleme olduğunu söyleyen Mesudi, yetkililerin açıklamalarında Libya dosyası, istihbarat işbirliği ve yasadışı göçe yapılan atfın, ziyaretin gerçek amacını örtbas ettiğine işaret etti. Bu amacın radikalizm suçuyla tutuklanan yasadışı göçmenlerin teslim edilmesi olduğunu söyledi. Hakim Mesudi, “Cezayirli yetkililerin, Paris'e aranan birkaç kişiyi teslim etmesi için baskı yapmak için uygun bir fırsat bulduğunu düşünüyorum” şeklinde konuştu.
Fransız Bakan Gerald Musa Darmanin Cezayir’de bulunduğu süre boyunca basında aile kökenleri ile ilgili çok sayıda habere yer verildi. Darmanin, bu gezide ayrıca annesinin babası olan Musa isimli dedesinin, ülkenin batısındaki Mosteganim ilinin Awlad el-Gallia bölgesindeki doğum yerine bir ziyarette bulundu. Bakan’ın dedesi aynı bölgede Fransız ordusuna katıldı. İkinci Dünya Savaşı’nda Nazi İlerleyişle Mücadele Eden Yerel Fransız Kuvvetleri ismi verilen bir grup içerisinde savaştı. Dede, daha sonra yaşamını Fransa’da sürdürdü. Ölünce de uğruna savaştığı Hasnon bölgesine defnedildi. Bu bilgiler, Cezayir’in yazılı ve görsel medyasından derlendi.



Sudan ordusu, stratejik Kadugli kentindeki kuşatmayı kırdı

Sudan ordusuna bağlı unsurlar (Arşiv – Reuters)
Sudan ordusuna bağlı unsurlar (Arşiv – Reuters)
TT

Sudan ordusu, stratejik Kadugli kentindeki kuşatmayı kırdı

Sudan ordusuna bağlı unsurlar (Arşiv – Reuters)
Sudan ordusuna bağlı unsurlar (Arşiv – Reuters)

Sudan ordusu bugün (Salı), Güney Kordofan Eyaleti’nin başkenti olan stratejik Kadugli kentinde, Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) tarafından uygulanan kuşatmayı kırmayı başardığını açıkladı.

Kimliğinin açıklanmaması kaydıyla Fransız Haber Ajansı AFP’ye konuşan bir kaynak, “Güçlerimiz Kadugli’ye girdi ve kuşatmayı kaldırdı” dedi.

İnsani koşulların ağırlaştığı ve kıtlık tehdidiyle karşı karşıya bulunan Kadugli, Nisan 2023’ten bu yana Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri arasında süren savaş kapsamında, HDK ve yerel müttefikleri tarafından uzun süredir kuşatma altında tutuluyordu.


Refah Sınır Kapısı, Gazze sakinlerinin giriş ve çıkışına açıldı

TT

Refah Sınır Kapısı, Gazze sakinlerinin giriş ve çıkışına açıldı

Refah Sınır Kapısı, Gazze sakinlerinin giriş ve çıkışına açıldı

İsrail dün Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Refah Sınır Kapısı’nı sivil geçişlerine yeniden açtı. Bu adımın, Filistinlilerin Gazze Şeridi’nden ayrılmasına ve İsrail’in yürüttüğü savaştan kaçarak bölge dışına çıkanların geri dönmesine imkân tanıyacağı belirtildi. Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre İsrail, Refah Sınır Kapısı’ndan giriş ve çıkış yapan Filistinlilerin güvenlik kontrolünden geçirilmesini talep ediyor.

İsrail, Gazze Şeridi’ne yönelik savaşın başlamasından yaklaşık dokuz ay sonra, Mayıs 2024’te sınır kapısının kontrolünü ele geçirmişti. Savaş, ABD Başkanı Donald Trump’ın arabuluculuğunda ekim ayında yürürlüğe giren ateşkesle kırılgan bir şekilde durmuştu. Refah Sınır Kapısı’nın yeniden açılması, Trump’ın İsrail ile Hamas arasındaki çatışmaları durdurmaya yönelik daha geniş kapsamlı planının ilk aşamasında yer alan önemli şartlardan biri olarak görülüyor.

cdfgt
Filistinli hastalar, Han Yunus'taki Kızılay Hastanesi'nin avlusunda tekerlekli sandalyelerinde oturarak, yurtdışında tedavi görmek üzere Refah Sınır Kapısı’ndan tahliye edilmeyi bekliyor. (AFP)

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre, İsrailli bir güvenlik yetkilisi, “Avrupa Birliği (AB) adına sınır desteği sağlamak üzere AB Refah Sınır Yardım Misyonu (EUBAM) ekiplerinin gelmesinin ardından, Refah Sınır Kapısı, giriş ve çıkışlar için halkın kullanımına açılmıştır” dedi. İsrail Kamu Yayın Kuruluşu KAN’ın bildirdiğine göre, Gazze Şeridi’nden 150 kişinin ayrılması bekleniyor; bunların 50’si hasta. Karşılık olarak, 50 kişinin Gazze Şeridi’ne girişine izin verilecek.

Yabancı gazetecilerin Gazze Şeridi'ne girişi yasaklandı

Genel olarak Filistinliler, 7 Ekim 2023’teki saldırının ardından patlak veren İsrail’in Gazze operasyonlarının ilk dokuz ayında Refah Sınır Kapısı üzerinden Mısır’a geçebiliyordu.

cdfgrt
İnsani yardım malzemesi taşıyan kamyonlar dün Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'a ulaştı. (DPA)

Filistinli yetkililer, savaşın başlamasından bu yana yaklaşık 100 bin Filistinlinin Gazze Şeridi’nden ayrıldığını, bunların çoğunun ilk dokuz ay içinde çıkış yaptığını belirtiyor.

Uluslararası sesler

Refah Sınır Kapısı’nın yeniden açılmasına yönelik uluslararası sesler gelmeye devam etti; açıklamalar arasında adımı memnuniyetle karşılayanlar ve daha fazla yardımın Gazze Şeridi’ne ulaştırılması talebinde bulunanlar oldu.

AB Komisyonu’nun Akdeniz’den Sorumlu Üyesi Dubravka Suica dün, Refah Sınır Kapısı’nın açılmasının ardından Gazze Şeridi’ne daha fazla insani yardımın girişine izin verilmesi çağrısında bulundu.

sfr
Mısır ambulansları Refah Sınır Kapısı önünde bekliyor. (Reuters)

Suica, X platformundaki paylaşımında, “Yaklaşık iki yıl aradan sonra, Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Refah Sınır Kapısı, sivil geçişleri için yeniden açıldı. Bu adım, uzun süredir beklenen bir barış planı aşamasını temsil ediyor ve birçok kişi için bir nebze rahatlama ve umut getirecek” ifadelerini kullandı.

Suica, “Şimdi daha fazla yardımın girişine izin verilmesi şart; halk hâlâ acı çekiyor ve kayıpların sayısı kabul edilemeyecek kadar yüksek” dedi.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper da dün, Gazze Şeridi’ndeki ana sınır kapısı Refah’ın yeniden açılmasını memnuniyetle karşıladığını açıkladı. Cooper, kapının Filistinlilerin her iki yönde yaya olarak geçişine imkân tanıdığını belirtirken, daha fazla çaba gösterilmesi gerektiğini vurguladı.

Cooper, X platformundaki paylaşımında, “Refah Sınır Kapısı’nın yeniden açılmasını, insanların her iki yönde yaya olarak geçiş yapabilmesi açısından memnuniyetle karşılıyorum. Bu, bazı ciddi şekilde yardıma muhtaç kişilerin Mısır’da tıbbi hizmet almasına olanak tanıyor. Ancak hâlâ yapılması gereken çok şey var. Yardımlar akmalı, temel ihtiyaç malzemelerine uygulanan kısıtlamalar hafifletilmeli ve yardım çalışanlarının görev yapmasına izin verilmeli” ifadelerini kullandı.

İsrail, güçlerinin bölgeyi işgal etmesinin ardından Refah Sınır Kapısı’nı kapatmış, ayrıca Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Philadelphia Koridoru’nu da kapalı tutmuştu.

Bu adım, yaralı ve hastalıklı Filistinlilerin bölgeden çıkarak tedavi görmesine imkân tanıyan hayati bir geçidi işlevsiz hale getirmişti. Geçen yıl, birkaç bin kişinin üçüncü ülkelerde tedavi görmesine izin verilirken, Birleşmiş Milletler’e (BM) göre hâlâ binlerce kişi yurt dışında sağlık hizmetine ihtiyaç duyuyor.

Refah Sınır Kapısı’nın yeniden açılmasına rağmen, İsrail yabancı gazetecilerin Gazze Şeridi’ne girişine izin vermeyi hâlâ reddediyor. Gazeteciler, savaşın başından bu yana bölgeye girişleri yasaklanan ve savaşın yol açtığı geniş yıkımla karşı karşıya kalan Gazze Şeridi’ndeki durumu aktaramıyor.

Gazze Şeridi’nde yaklaşık iki milyon Filistinli, yıkılmış şehirlerinin enkazı arasında geçici çadırlarda ve hasarlı evlerde yaşamını sürdürüyor.

İsrail Yüksek Mahkemesi, yabancı gazetecilerin İsrail üzerinden Gazze Şeridi’ne girişine izin verilmesi talebiyle Yabancı Gazeteciler Derneği tarafından açılan davayı inceliyor. Hükümetin avukatları, gazetecilerin girişinin İsrail askerleri için risk oluşturabileceğini öne sürerek, olası tehlikelere dikkat çekiyor.

Dernek ise bu iddiaları reddediyor ve halkın bağımsız, hayati bir bilgi kaynağından mahrum bırakıldığını vurguluyor. Dernek ayrıca, savaşın başından itibaren birçok BM ve yardım görevlisinin Gazze Şeridi’ne girişine izin verildiğine işaret ediyor.

Trump’ın Gazze planı, ikinci aşamasına girerken, yönetimin Filistinli teknokratlardan oluşan bir komiteye devredilmesini, Hamas’ın silah bırakmasını ve İsrail güçlerinin bölgeden çekilmesini öngörüyor; ardından yeniden imar çalışmaları yapılması planlanıyor.

İsrail, Hamas’ın silah bırakma olasılığı konusunda şüphelerini koruyor ve bazı yetkililer, ordunun yeniden savaşa hazırlık yaptığını belirtiyor. Gazze Şeridi’ndeki sağlık yetkilileri, ekim ayında yapılan ateşkes anlaşmasından bu yana İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarında 500’den fazla Filistinlinin hayatını kaybettiğini, İsrail tarafında ise 4 askerin öldüğünü aktardı.

Geçtiğimiz cumartesi günü, İsrail ateşkesten bu yana gerçekleştirdiği en şiddetli hava saldırılarından birini düzenledi. Saldırılarda en az 30 kişi hayatını kaybederken, İsrail bunu, Hamas’ın cuma günü ateşkesi ihlal etmesine karşı bir yanıt olarak nitelendirdi.


Üçüncü Akım… Süveyda’daki çıkmazı sonlandırmak için sivil girişim

İsrail Başbakanı’nın geçtiğimiz yıl şubat ayında yaptığı açıklamaları protesto etmek için, Suriye'nin güneyindeki Süveyda şehrinin el-Kerama Meydanı'nda toplanan Suriyeliler, 25 Şubat 2025 (AFP)
İsrail Başbakanı’nın geçtiğimiz yıl şubat ayında yaptığı açıklamaları protesto etmek için, Suriye'nin güneyindeki Süveyda şehrinin el-Kerama Meydanı'nda toplanan Suriyeliler, 25 Şubat 2025 (AFP)
TT

Üçüncü Akım… Süveyda’daki çıkmazı sonlandırmak için sivil girişim

İsrail Başbakanı’nın geçtiğimiz yıl şubat ayında yaptığı açıklamaları protesto etmek için, Suriye'nin güneyindeki Süveyda şehrinin el-Kerama Meydanı'nda toplanan Suriyeliler, 25 Şubat 2025 (AFP)
İsrail Başbakanı’nın geçtiğimiz yıl şubat ayında yaptığı açıklamaları protesto etmek için, Suriye'nin güneyindeki Süveyda şehrinin el-Kerama Meydanı'nda toplanan Suriyeliler, 25 Şubat 2025 (AFP)

Suriye’nin çoğunluğu Dürzi nüfusa sahip Süveyda vilayetinden akademisyenler ve aydınlar, dün ‘Üçüncü Akım’ adıyla açık bir sivil inisiyatif başlattı. Girişimin, toplumdan doğacak bir sivil kurtarma heyeti oluşturulması yoluyla toplumu korumayı ve kaosa sürüklenmesini önlemeyi amaçladığı belirtildi. İnisiyatifin ayrıca, Suriye hükümeti ile vilayetin geniş kesimlerinde etkili olan fiili otorite arasında süren ‘kilitlenmiş’ durumdan çıkış hedefi taşıdığı ifade edildi.

Üçüncü Akım’ın hedefleri arasında, Süveyda’nın birleşik Suriye’nin ayrılmaz bir parçası olduğunun vurgulanması ve çözümün temelini uzlaşıya dayalı idari yerinden yönetim anlayışının oluşturması yer alıyor.

Girişimi başlatanların Süveyda’daki ve yurt dışındaki Süveydalılara hitaben yayımladığı bildiride şu ifadelere yer verildi: “Biz, Süveyda vilayetindeki tıkanmış gerçekliğin dayattığı Üçüncü Akım’ız. Toplumu koruma, istikrarını, onurunu ve güvenliğini sağlama yönündeki ahlaki ve tarihsel sorumluluğumuzdan hareketle, sesimizi cesaret ve şeffaflıkla yükseltiyoruz.” Şarku’l Avsat’ın ulaştığı belgede, söz konusu girişimin, toplumdan doğan ve toplum için çalışan bir sivil kurtarma heyeti kurulması yoluyla toplumu korumayı ve kaosa sürüklenmesini önlemeyi amaçlayan ‘pratik bir yol haritası’ niteliği taşıdığı vurgulandı.

tyu
Geçtiğimiz cumartesi günü Süveyda şehir merkezindeki el-Kerama Meydanı'nda düzenlenen gösteride bağımsızlık ve kendi kaderini tayin hakkı talep edildi. (Sosyal medya)

Bildiride, Süveyda’nın halihazırda ‘halkının yaşadığı acıların görmezden gelindiği bir merkeziyetçi söylem ve siyasi tıkanıklık ortamında kritik bir süreçten geçtiği’ belirtildi. Metinde, bildiriyi imzalayanların yalnızca kendilerini temsil ettiği vurgulandı.

Bildiride, Üçüncü Akım’ın temel hedeflerinin, katliamların kınanması, hesap sorulmasının talep edilmesi ve zararların telafi edilmesi olduğu kaydedildi. Temmuz ayında yaşanan kanlı olaylardan sorumluluğun, bazı tarafların çatışmayı körükleme çabalarına rağmen, yönetime ait olduğu ifade edildi. Açıklamada ayrıca, Süveyda’nın birleşik Suriye’nin ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulanırken, halkının tarihinin, Sultan Paşa el-Atraş liderliğindeki Büyük Suriye İsyanı mirası da dahil olmak üzere, ortak ulusal mücadelenin ruhunu yansıttığına dikkat çekildi. Çözümün temelinin ise uzlaşıya dayalı idari yerinden yönetim olduğu belirtildi.

Üçüncü Akım bildirisini imzalayanlar, halkın köylerine güvenli şekilde geri dönmesini, kaçırılanların serbest bırakılmasını ve mağdurların zararlarının tazmin edilmesini, öğrencilerin korunmasını ve eğitim haklarının güvence altına alınmasını, Süveyda’nın bölgesel eksenlerden uzak tutulmasını ve insanca yaşam koşullarının sağlanmasını, ayrıca diyalog ve sivil iş birliğinin toplumsal çalışmanın temeli olmasını hedeflediklerini ifade etti.

Bildiride, girişimin ‘bir iktidar ilanı ya da yönetim projesi olmadığı, geliştirmeye ve tartışmaya açık bir inisiyatif’ olduğu vurgulanarak, Süveyda’nın tüm sakinleri ve istikrarla ilgilenen taraflar, toplumu koruyan ve ona hizmet eden pratik bir sürece dönüştürülmesi için bu girişimi tartışmaya ve katkı sunmaya davet edildi.

sfgrt
Şeyh Hikmet el-Hicri (AFP)

Söz konusu girişim, Şeyh Hikmet el-Hicri ve kendisine bağlı olduğu belirtilen Ulusal Muhafızlar’ın Süveyda’nın geniş kesimlerinde etkisini sürdürdüğü bir dönemde gündeme geldi. El-Hicri ve çevresinin, İsrail desteğiyle Süveyda vilayetinde kurmayı planladıkları yapılanma doğrultusunda hareket ettikleri, geçtiğimiz eylül ayında ABD ve Ürdün desteğiyle Şam’dan ilan edilen ‘yol haritasını’ ise reddettikleri kaydedildi.

Öte yandan, el-Hicri ve destekçilerinin, Süveyda Valisi Mustafa el-Bekkur’un kısa süre önce duyurduğu girişime ilişkin şimdiye kadar herhangi bir tutum açıklamadığı belirtildi. ‘Süveyda için güvenli bir geleceğe doğru’ başlığıyla ve ‘Krizin sürmesi ile geleceğin gölgesini koruyan bir çözüm arasında kader belirleyici bir tercih’ sloganıyla duyurulan söz konusu girişimin, vilayetteki krize kapsamlı bir çözüm hedeflediği ifade edildi.

Vilayetteki gelişmeleri takip eden gözlemciler, geçtiğimiz cumartesi günü Süveyda kentinde el-Hicri yanlılarının düzenlediği ve vilayetin Suriye devletinden ayrılması yönündeki taleplerin yeniden dile getirildiği toplantının, Vali el-Bekkur’un girişimine fiili bir ret anlamına geldiğini değerlendirdi.

dfg
Süveyda’daki Ulusal Muhafızlar’ın liderleri, Şeyh Hikmet el-Hicri ile birlikte (Arşiv – Facebook)

Diğer yandan Ulusal Muhafızlar’ın kasım ayının sonlarında yaklaşık 10 kişiyi gözaltına aldığı hatırlatıldı. Söz konusu kişilerin, el-Hicri’nin politikaları ve projelerine karşı ‘darbe girişiminde bulunmak’ ve onun akımına paralel bir ‘alternatif akım’ oluşturmakla suçlandığı belirtildi.

Gözaltına alınanlar arasında din adamı Şeyh Raid el-Meteni’nin yanı sıra Asım Ebu Fahr, Ganidi Ebu Fahr, Mahir Felhut, Hüsam Zeydan, Zeydan Zeydan ve İlmüddin Zeydan’ın bulunduğu kaydedildi. Güvenlik operasyonundan iki gün sonra ise yerel kaynaklar, Şeyh el-Meteni’nin Ulusal Muhafızlar tarafından gözaltında tutulduğu sırada hayatını kaybettiğini duyurdu.