Suriye: Uluslararası boykota rağmen ‘Mülteci Konferansı’ başladı

Suriye’nin kuzeybatısındaki Roma harabeleri kalıntıları üzerinde oynayan iki yerinden edilmiş çocuk (AFP)
Suriye’nin kuzeybatısındaki Roma harabeleri kalıntıları üzerinde oynayan iki yerinden edilmiş çocuk (AFP)
TT

Suriye: Uluslararası boykota rağmen ‘Mülteci Konferansı’ başladı

Suriye’nin kuzeybatısındaki Roma harabeleri kalıntıları üzerinde oynayan iki yerinden edilmiş çocuk (AFP)
Suriye’nin kuzeybatısındaki Roma harabeleri kalıntıları üzerinde oynayan iki yerinden edilmiş çocuk (AFP)

Moskova, geniş bir uluslararası boykota rağmen mülteci konferansının başarısı için çalışıyor.
Suriyeli mültecilerin geri dönüşü konulu uluslararası konferans bugün (11 Kasım) Rusya’nın geniş katılımıyla Şam’daki Konferans Sarayı’nda uluslararası ve bölgesel tarafların büyük bir bölümünün boykotuyla başlıyor. Moskova, 10 Kasım’da Lübnan’a önde gelen bir heyetin ulaşmasıyla hazırlığını tamamlarken, Şam’a yönelmeden önce de Lübnanlı yetkililerle diyaloglar gerçekleştirdi.
Rusya’nın, Dışişleri ve Savunma Bakanlıklarından üst düzey katılımların yanı sıra çeşitli alanlarda uzmanlaşmış çok sayıda kurum tarafından temsil edileceği biliniyor. Kremlin’in daha önce açıkladığı gibi Rus heyetin, mültecilerin geri dönüşüyle ilgili askıda kalmış çeşitli konularla ilgilenen, 35 Rus kurumun temsilcilerini içermesi bekleniyor. Rusya Devlet Başkanının Suriye Özel Temsilcisi Aleksandr Lavrentyev’in katılımının yanı sıra Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un ise konferansa video konferans aracılığıyla eşlik etmesi bekleniyor.
İki gün devam edecek olan konferans çalışmaları, mültecilerin geri dönüşleri için uygun koşulların oluşturulmasının yanı sıra, Suriye’deki mevcut durum, yerinden edilmişlerin geri dönüş koşulları ve geri dönüşlerinin önündeki ele engelleri masaya yatıracak birkaç oturum içeriyor. Aynı şekilde konferansta, insani yarım, altyapı restorasyonu, bilim ve eğitim kuruluşları arasında iş birliği, savaş sonrası dönemde Suriye’deki enerji altyapısının yeniden inşası konuları ele alınacak, konferans kapanış oturumu ve kapanış bildirgesi ile de sona erecek.
Suriye Dışişleri ve Yabancılardan Sorumlu Bakan Yardımcısı Eymen Susan, 10 Kasım’da ‘Suriye’deki terör örgütlerinin ilk destekçisi olan Erdoğan rejimi tarafından olumlu bir şey beklenemeyeceği’ gerekçesiyle, Türkiye dışında konferansa davet edildiğini duyurdu. Susan, bazı ülkelerin de kendilerini konferansa katılmaktan vazgeçmeleri için baskı altında bulduklarını dile getirdi.
Susan, konferansa katılan ülkeler arasında Çin, Rusya, İran, Lübnan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Pakistan ve Umman Sultanlığı’nın olduğunu, Birleşmiş Milletler’in (BM) ise gözlemci olarak yer aldığını belirtti.
Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 10 Kasım’da Uluslararası Kızılhaç Örgütü’nün katılımına değindiği biliniyor ancak BM Genel Sekreteri’nin bir temsilcisinin varlığından bahsetmedi. Bu çerçevede Susan, Şam’ın ‘katılımın hacminden memnun olduğunu ve mevcut ülkelerin uluslararası sahnede oldukça önemli olduğunu’ dile getirdi.
Suriye Dışişleri Bakan Yardımcısı, “Bir dizi ülke, bu konferansa katılmama hususunda maruz kaldıkları baskıların hacmini bize belirtti. Suriye Devleti, yerinden edilmişlerin geri dönüşü için her türlü çabayı sarf edecek. Yerinden edilmişlerin geri dönüşü ve yeniden yapılanma koşullarını oluşturmak için tek taraflı yaptırımlar kaldırılmalıdır” dedi.
Lübnan hükümeti, Sosyal İşler ve Turizm Bakanı Remzi Muşerrefiye’nin konferansta ülkeyi temsil edeceğini duyurmuştu. Bölgesel tarafların pozisyonları net olmasa da Türkiye, Rusya ile önceki görüşmeler sırasında, konferansı düzenleme girişimi ilan edilmeden önce Moskova’nın Ankara ile istişareleri göz ardı etmesinden duyduğu memnuniyetsizliği dile getirmişti.
İran Dışişleri Bakanı Yardımcısı Ali Asgar Hacı ise 10 Kasım’da Devlet Başkanı Beşşar Esed’e ‘İran’ın bu konferansa yönelik vizyonu ve konferansın başarısı ile bu insani sorunun çözümüne katkıda bulunabilecek her türlü desteği sağlama istekliliği’ hakkında bilgi verdi. Yetkili, ‘Suriye topraklarındaki güvenlik durumunun önemli ölçüde iyileştiğini ve Suriye hükümetinin terörizm tarafından yıkılan her şeyi yeniden inşa etmek için gösterdiği hızlı çabaların tüm Suriyeli mültecilerin geri dönüşüne ve çoğunun sığındıkları ülkelerinde yaşadığı acıların sona ermesine yönelik güçlü bir temel oluşturduğunu’ vurguladı.
Toplantıda, Suriye konulu Astana görüşmeleri ve Anayasa Tartışma Komitesi de dahil olmak üzere, siyasi açıdan endişe uyandıran bir dizi mesele hakkında görüş alışverişinde bulunuldu.
Konferansa katılımı kabul etmeyen tepkiler de ortaya koyulurken Kanada, mültecilerin dönüşü konusunda Rusya’nın sponsor olduğu Şam faaliyetine katılmayacağını duyurdu. Kanada, yayınladığı bir bildiride, ‘mültecilerin güvenli, gönüllü ve onurlu bir şekilde geri dönüşünü desteklediğini, ancak Suriye’ye böyle bir dönüş için şartların mevcut olmadığını’ açıkladı.
Bu tutum, Avrupa Birliği’nin (AB) Yüksek Temsilcisi tarafından yapılan bir açıklamasına beziyordu. AB, üye devletlerin Dışişleri Bakanları ve Yüksek Temsilcinin, Şam’daki konferansa katılmak üzere davet aldığını, ancak AB ve üye devletlerin konferansa katılmayacağını belirtti. Açıklamada, ‘şu anda önceliğin Suriyelilerin güvenli, gönüllü ve onurlu şekilde geri dönüşleri için gerekli şartların uluslararası hukuk çerçevesinde sağlanması ve BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin Suriye’nin tamamına engelsiz erişimi olması gerektiği’ vurgulandı. Açıklamada, bu nedenle konferansın erken olduğu ve Suriye’deki koşulların geniş çaplı gönüllü geri dönüşlere izin vermediği aktarıldı.
AB açıklamasında, sınırlı sayıdaki dönüşlerin birçok engeli ve tehdidi gözler önüne serdiği belirtilirken, bunlar arasında zorla askere alma, ayrım gözetmeksizin yapılan gözaltılar, işkence, fiziki ve cinsel şiddet, konuta erişimde ayrımcılık, temel hizmetlerin bulunmaması gibi unsurların yer aldığı kaydedildi.
AB, 2254 sayılı BM Güvenlik Konseyi (BMGK) kararının, “Suriye çatışmasına kapsamlı ve sürdürülebilir siyasi bir çözüm sağlamak için faaliyet çerçevesini tanımladığını”, ayrıca “çatışma, mülteci krizi ve yerinden edilmesinin altında yatan nedenleri ele aldığını” vurgularken, rejime ve sponsorlara da ‘Anayasa Komitesi’nin çalışmalarına ve başta tutukluların serbest bırakılması olmak üzere, 2254 sayılı BMGK kararında belirtilen diğer tüm konulara tam ve iyi niyetle katılma’ çağrısı yaptı. 
AB’nin açıklaması, yaklaşık 2 hafta önce tarafları bir araya getiren bir bakanlar toplantısının sonunda benzer bir tutum sergileyen Küçük Grup’un bildirisinin neredeyse birebir tekrarı niteliği taşıyor.
Suriye Mülteci Hakları Derneği, 10 Kasım’da Şam’da bugün başlaması planlanan Suriyeli mülteciler ve yerinden edilmişlerin geri dönüşü için bir konferans düzenlenmesini sert bir şekilde reddettiğini duyurdu.
Alman Haber Ajansı’nın (DPA) aktardığına göre Dernek, bugün yaptığı bir basın açıklamasında, “Suriyeli mültecilerin ve yerlerinden edilmişlerin geri dönüşüne yönelik konferansın düzenlenmesi için orada ve burada yapılan tüm çağrıların, terörist Esed rejimine meşruiyet kazandırmayı amaçlayan şüpheli çağrılar olduğunu tüm dünyaya duyuruyoruz” ifadelerini kullandı. Dernek, “Suriyeli mültecilerin güvenli, onurlu ve gönüllü geri dönüşü, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği tarafından güvence altına alınmalıdır. Zira gözaltı, geri dönüşün zorluklarından biridir ve 2254 sayılı BMGK kararına göre demokratik bir geçiş sağlanmalıdır” dedi. Bu çerçevede Suriye’de hapsedilen bir Alman, Şam’daki bir ‘işkence hapishanesinde’ yaşadıklarını hakkında şahitlik yapma kararı aldı. Avrupa Anayasa ve İnsan Hakları Merkezi, 10 Kasım’da yaptığı açıklamada, Martin Lautvin’in Suriye Askeri İstihbarat’taki üst düzey yetkililere karşı, Suriye’de işkence gören 13 kişinin Alman savcılığına açtığı ceza davasına dahil olduğunu duyurdu. Lautvin, “Alman mahkemesine tanıklığımın, insan hakları suçlarının adalet bulmasına yardımcı olmasını umuyorum” dedi. Suriye Askeri İstihbaratı, Lautvin’i teknik ve insani yardımlar sağladığı gerekçesiyle 2018 yılında Kamışlı şehrinde gözaltına aldı. Martin Lautvin, daha sonra diplomatik çabalar sayesinde serbest bırakıldı.



Şara, cumhurbaşkanlığı görevini üstlenmesinin yıldönümünde şunları söyledi: Geleceği adalet ve kalkınma ile birlikte inşa edeceğiz ve Suriye'yi hak ettiği yere geri döndüreceğiz

Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara (Reuters)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara (Reuters)
TT

Şara, cumhurbaşkanlığı görevini üstlenmesinin yıldönümünde şunları söyledi: Geleceği adalet ve kalkınma ile birlikte inşa edeceğiz ve Suriye'yi hak ettiği yere geri döndüreceğiz

Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara (Reuters)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara (Reuters)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara, göreve başlamasının yıldönümünde Suriye haber ajansı SANA'ya göre bugün yaptığı açıklamada, Suriyelilerin "Suriye'yi hak ettiği yere geri getirecek kapsamlı bir kalkınmayla geleceği birlikte inşa edeceklerini" söyledi.

“X” platformunda yaptığı bir paylaşımda el-Şara şunları söyledi: “Suriye Arap Cumhuriyeti başkanlığı görevini üstlenmemin üzerinden bir yıl geçti. Bu süre zarfında, Suriye halkının her alanda gösterdiği fedakarlıkları ve sabrı hatırlıyorum ve Allah'tan bu emanete layık olmamı diliyorum.”

Şöyle devam etti: “Geleceği birlikte, sarsılmaz bir adalet, kalıcı istikrar ve kapsamlı bir kalkınma ile inşa edeceğiz; bu da Suriye'yi hak ettiği yere geri getirecek ve halkının özlemlerini karşılayacaktır.”

Şarku’l Avsat’ın SANA’dan aktardığına göre, 29 Ocak 2025'te Şam'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda, "askeri operasyon komutanlığı ve Suriye devrimci güçlerinin geniş katılımıyla" Suriye devriminin zaferini ilan eden bir konferans düzenlendi.

SANA’nın haberine göre"konferans, Ahmed el-Şara'nın Cumhurbaşkanı olarak atanmasını, tüm askeri grupların ve devrimci siyasi ve sivil organların feshedilmesini ve devlet kurumlarına entegre edilmesini ilan ederek önemli bir dönüm noktası oldu."

Konferansta ayrıca 2012 anayasasının iptali, tüm istisnai yasaların askıya alınması, Beşşar Esed rejiminin ordusunun dağıtılması ve "Suriye ordusunun ulusal temeller üzerine yeniden inşası" ilan edildi.

Alınan kararlar arasında, Esed rejiminin güvenlik aygıtının dağıtılması ve yeni bir güvenlik kurumunun kurulmasının yanı sıra, Halk Meclisi, Arap Sosyalist Baas Partisi, Ulusal İlerici Cephe partileri ve bunlara bağlı örgüt, kurum ve komitelerin feshedilmesi ve herhangi bir isim altında yeniden kurulmalarının yasaklanması da yer alıyordu.


SDG, Şam ile kapsamlı bir anlaşmaya vardığını duyurdu: İşte anlaşmanın maddeleri

Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)
Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)
TT

SDG, Şam ile kapsamlı bir anlaşmaya vardığını duyurdu: İşte anlaşmanın maddeleri

Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)
Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Şam yönetimi, bugün (Cuma) ateşkes ve taraflar arasında askeri, güvenlik ve idari kurumların kademeli entegrasyonunu öngören kapsamlı bir anlaşmaya varıldığını açıkladı. Anlaşma kapsamında Kürt halkının medeni ile eğitim hakların düzenlenecek.

Anlaşma kapsamında, temas hatlarındaki askeri birliklerin çekilmesi ve İçişleri Bakanlığı’na bağlı güvenlik güçlerinin Haseke ve Kamışlı merkezlerine konuşlandırılması öngörülüyor. Ayrıca, ağırlıklı olarak Kürtlerin liderliğindeki SDG bünyesinden tugaylar içeren bir askeri tümen kurulması kararlaştırıldı.

SDG, anlaşmanın maddelerini önce bir açıklamayla duyururken, Şam yönetimi daha sonra resmi medya aracılığıyla anlaşmayı teyit etti. Yeni düzenleme, SDG’den üç tugayı kapsayan bir askeri tümenin oluşturulmasını ve Kobani (Ayn el-Arab) güçlerinden bir tugayın Halep’e bağlı bir tümen içine alınmasını içeriyor.

frgty6u7
Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) unsurları (AFP)

Anlaşma metninde, “özerk yönetim” kurumlarının Suriye devlet kurumlarına entegre edilmesi ve sivil personelin statülerinin korunması da yer aldı.

Anlaşma metninde Metinde, yerinden edilenlerin bölgelerine geri dönüşlerinin garanti altına alınacağı da belirtiliyor.

Anlaşma hangi maddeleri içeriyor?

SDG’nin resmi internet sitesinde yapılan açıklamanın tamamı şöyle:

“Suriye Demokratik Güçleri ile Suriye Hükümeti Arasındaki Anlaşma Metni;

Suriye Demokratik Güçleri ile Suriye hükümeti arasında, kapsamlı bir anlaşma uyarınca ateşkese varılmış; iki taraf arasındaki askeri ve idari güçlerin kademeli bir entegrasyon süreci üzerinde de mutabakata varılmıştır.

Anlaşma; askeri güçlerin temas hatlarından çekilmesini, İçişleri Bakanlığı'na bağlı güvenlik güçlerinin Haseke ve Kamışlo şehir merkezlerine girmesini ve bölgedeki güvenlik güçlerinin entegrasyon sürecinin başlatılmasını, Suriye Demokratik Güçleri'nden üç tugayı içeren bir askeri tümen oluşturulmasını ve buna ek olarak Halep vilayetine bağlı bir tümen bünyesinde Kobani güçleri için bir tugay kurulmasını kapsamaktadır.

Anlaşma ayrıca, sivil memurların kadrolarının korunmasıyla birlikte Özerk Yönetim kurumlarının Suriye devlet kurumlarına entegre edilmesini de içermektedir.

Ayrıca Kürt halkının medeni ve eğitim haklarının düzenlenmesi ve yerinden edilenlerin bölgelerine geri dönüşlerinin garanti altına alınması konusunda da anlaşmaya varılmıştır.

Anlaşma, ilgili taraflar arasındaki işbirliğini güçlendirerek ve ülkeyi yeniden inşa etme çabalarını birleştirerek, Suriye topraklarını birleştirmeyi ve bölgede tam entegrasyon sürecini gerçekleştirmeyi amaçlamaktadır.”

Öte yandan, 24 Ocak’ta Şam ile SDG, aralarındaki ateşkesi 15 gün uzattıklarını ve görüşmelerin sürdüğünü açıklamıştı.

Kürtlerin öncülüğünde, Arap savaşçıları da bünyesinde barındıran SDG, Suriye iç savaşında kilit bir rol oynadı. ABD desteğiyle DEAŞ’a karşı mücadele eden SDG, örgütü Suriye’de büyük ölçüde yenilgiye uğrattı. Bu süreçte, kuzey ve doğu Suriye’de petrol sahalarını da içeren geniş alanların kontrolünü ele geçirerek özerk bir yönetim kurdu. Ayrıca binlerce radikal unsuru gözaltında tuttu; Uluslararası Af Örgütü, Ağustos 2023’te bu sayıyı yaklaşık 10 bin olarak tahmin etmişti.

Ancak Beşşar Esed’in devrilmesinin ardından, Ahmed eş-Şara liderliğindeki yeni Suriye yönetimi, ülkenin devlet güçleri altında birleştirilmesi hedefiyle SDG ile güçlerin ve kurumların entegrasyonu konusunda müzakerelere başladı. Görüşmeler zaman zaman tıkanırken, bir askeri çatışmanın ardından taraflar yeni bir anlaşmaya ulaştı.

Suriye hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında kapsamlı bir anlaşmaya varıldı. Anlaşma kapsamında SDG'den askeri tümen kurulacak, askeri ve idari güçlerin kademeli entegrasyonu sağlanacak ve Kürt halkının medeni ile eğitim hakların düzenlenecek.

Anlaşma metnine göre, “askeri güçler temas hatlarından çekilecek ve Suriye İçişleri Bakanlığı'na bağlı güvenlik güçleri Haseke ile Kamışlo şehir merkezlerine girecek”. Ayrıca SDG'ye bağlı üç tugaydan oluşan bir askeri tümen kurulacak ve Kobani güçleri için de Halep vilayetine bağlı bir tümen bünyesinde ayrı bir tugay oluşturulacak.


ABD’nin İsrail Büyükelçisi, Gazze'de yaşanan insanlık dramına karşı uyarıları engelledi

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
TT

ABD’nin İsrail Büyükelçisi, Gazze'de yaşanan insanlık dramına karşı uyarıları engelledi

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)

ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID) çalışanları, 2024’ün ilk aylarında, Gazze’nin kuzeyinde gıda ve tıbbi yardım eksikliğinin kritik boyutlara ulaştığına dair uyarılarını, dönemin ABD Başkanı Joe Biden yönetimindeki üst düzey yetkililere iletti. Şarku'l Avsat'ın Reuters’tan aktardığı habere göre, söz konusu uyarılar kurum içi yazışmalar yoluyla yapıldı.

Hamas’ın 7 Ekim 2023’teki saldırılarının ve İsrail’in Gazze’ye kara harekâtının üzerinden üç ay geçtikten sonra hazırlanan iç mesajda, Ocak ve Şubat aylarında iki aşamada bölgeye giden Birleşmiş Milletler çalışanlarının sahada gözlemlediği sarsıcı manzaralar ayrıntılı biçimde yer aldı.

frgtyu7
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Beyt Lahiya’da, hayır mutfağından pişmiş yemek almak için bekleyen Filistinliler, 28 Nisan 2025 (Reuters)

Çalışanlar, yollarda insan uyluk kemiği ve başka kemikler gördüklerini, araçlarda bırakılmış cesetlere rastladıklarını aktardı. Ayrıca özellikle gıda ve temiz içme suyu başta olmak üzere insani ihtiyaçlarda “felaket düzeyinde” bir eksiklik bulunduğunu vurguladılar.

Ancak Reuters’in görüştüğü dört eski yetkili ile incelenen belgelere göre, ABD’nin İsrail Büyükelçisi Jack Lew ve yardımcısı Stephanie Hallett, telgrafların yeterli tarafsızlık içermediği gerekçesiyle ABD hükümeti içinde daha geniş biçimde dağıtılmasını engelledi.

Gazze’deki duruma resmî itiraf meselesi

Altı eski ABD’li yetkili, Şubat 2024’te gönderilen telgrafın, yılın ilk yarısında iletilen ve İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşı nedeniyle sağlık, gıda, hijyen koşullarındaki hızlı bozulmayı ve toplumsal düzenin çöküşünü belgeleyen beş telgraftan biri olduğunu söyledi.

vf
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye’de, savaşta yıkılan binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler, 6 Ocak 2026 (Reuters)

Reuters bu telgraflardan birini inceledi. Diğer dört telgrafın da Lew ve Hallett tarafından “tarafsızlık” kaygısıyla engellendiğini, içeriklerini bilen dört eski yetkili doğruladı.

Üç eski ABD’li yetkili, bu telgraflardaki ayrıntıların olağanüstü derecede sarsıcı olduğunu ve yönetim içinde geniş biçimde paylaşılsaydı üst düzey karar alıcıların dikkatini çekeceğini belirtti. Yetkililere göre bu durum, Biden’ın aynı ay yayımladığı ve ABD istihbarat ve silah tedarikini İsrail’in uluslararası hukuka uyumuna bağlayan ulusal güvenlik muhtırasına yönelik denetimi de sıkılaştırabilirdi.

O dönem USAID’de Batı Şeria ve Gazze’den sorumlu bilgi birimi başkan yardımcısı olan Andrew Hall, “Telgraflar insani bilgiyi aktarmanın tek yolu değildi; ancak büyükelçinin Gazze’deki gerçek durumu resmen kabul etmesi anlamına gelirdi” dedi.

ABD’nin Kudüs Büyükelçiliği, bölgedeki diğer büyükelçiliklerden gelenler de dahil olmak üzere Gazze’ye ilişkin telgrafların çoğunun hazırlanması ve dağıtımını denetliyordu. Üst düzey bir eski yetkili, Büyükelçi Lew ve yardımcısı Hallett’in sık sık USAID yönetimine, telgraflardaki bilgilerin zaten medyada geniş biçimde yer aldığını söylediklerini aktardı.

Eski Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile Biden’ın temsilcileri, söz konusu telgrafların hiçbir zaman ABD hükümetinin üst kademelerine ulaşmadığı iddiasına ilişkin yorum taleplerine yanıt vermedi.

Gazze savaşı, Hamas’ın 7 Ekim 2023’te düzenlediği ve 1.250’den fazla kişinin öldüğü saldırıların ardından başladı. Filistin Sağlık Bakanlığı verilerine göre Gazze’de hayatını kaybedenlerin sayısı 71 bini aştı.

ABD Başkanı Donald Trump, geçen yıl eylülde Beyaz Saray’da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun yanında Gazze için barış planını açıklamış olsa da, çatışmalar durmadı. Filistin Sağlık Bakanlığı’na göre, ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana yaklaşık 481 kişi daha öldürüldü.

Biden yönetiminin savaş boyunca İsrail’e verdiği destek, Demokrat Parti içinde derin bir bölünmeye yol açtı ve konu parti adayları açısından hâlâ çözülmüş değil. Reuters/Ipsos’un geçen ağustosta yaptığı ankete göre, Demokratların yüzde 80’inden fazlası İsrail’in Gazze’deki askerî karşılığının aşırı olduğunu ve ABD’nin açlık riskiyle karşı karşıya olan Gazze halkına yardım etmesi gerektiğini düşünüyor.