Suriye: Uluslararası boykota rağmen ‘Mülteci Konferansı’ başladı

Suriye’nin kuzeybatısındaki Roma harabeleri kalıntıları üzerinde oynayan iki yerinden edilmiş çocuk (AFP)
Suriye’nin kuzeybatısındaki Roma harabeleri kalıntıları üzerinde oynayan iki yerinden edilmiş çocuk (AFP)
TT

Suriye: Uluslararası boykota rağmen ‘Mülteci Konferansı’ başladı

Suriye’nin kuzeybatısındaki Roma harabeleri kalıntıları üzerinde oynayan iki yerinden edilmiş çocuk (AFP)
Suriye’nin kuzeybatısındaki Roma harabeleri kalıntıları üzerinde oynayan iki yerinden edilmiş çocuk (AFP)

Moskova, geniş bir uluslararası boykota rağmen mülteci konferansının başarısı için çalışıyor.
Suriyeli mültecilerin geri dönüşü konulu uluslararası konferans bugün (11 Kasım) Rusya’nın geniş katılımıyla Şam’daki Konferans Sarayı’nda uluslararası ve bölgesel tarafların büyük bir bölümünün boykotuyla başlıyor. Moskova, 10 Kasım’da Lübnan’a önde gelen bir heyetin ulaşmasıyla hazırlığını tamamlarken, Şam’a yönelmeden önce de Lübnanlı yetkililerle diyaloglar gerçekleştirdi.
Rusya’nın, Dışişleri ve Savunma Bakanlıklarından üst düzey katılımların yanı sıra çeşitli alanlarda uzmanlaşmış çok sayıda kurum tarafından temsil edileceği biliniyor. Kremlin’in daha önce açıkladığı gibi Rus heyetin, mültecilerin geri dönüşüyle ilgili askıda kalmış çeşitli konularla ilgilenen, 35 Rus kurumun temsilcilerini içermesi bekleniyor. Rusya Devlet Başkanının Suriye Özel Temsilcisi Aleksandr Lavrentyev’in katılımının yanı sıra Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un ise konferansa video konferans aracılığıyla eşlik etmesi bekleniyor.
İki gün devam edecek olan konferans çalışmaları, mültecilerin geri dönüşleri için uygun koşulların oluşturulmasının yanı sıra, Suriye’deki mevcut durum, yerinden edilmişlerin geri dönüş koşulları ve geri dönüşlerinin önündeki ele engelleri masaya yatıracak birkaç oturum içeriyor. Aynı şekilde konferansta, insani yarım, altyapı restorasyonu, bilim ve eğitim kuruluşları arasında iş birliği, savaş sonrası dönemde Suriye’deki enerji altyapısının yeniden inşası konuları ele alınacak, konferans kapanış oturumu ve kapanış bildirgesi ile de sona erecek.
Suriye Dışişleri ve Yabancılardan Sorumlu Bakan Yardımcısı Eymen Susan, 10 Kasım’da ‘Suriye’deki terör örgütlerinin ilk destekçisi olan Erdoğan rejimi tarafından olumlu bir şey beklenemeyeceği’ gerekçesiyle, Türkiye dışında konferansa davet edildiğini duyurdu. Susan, bazı ülkelerin de kendilerini konferansa katılmaktan vazgeçmeleri için baskı altında bulduklarını dile getirdi.
Susan, konferansa katılan ülkeler arasında Çin, Rusya, İran, Lübnan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Pakistan ve Umman Sultanlığı’nın olduğunu, Birleşmiş Milletler’in (BM) ise gözlemci olarak yer aldığını belirtti.
Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 10 Kasım’da Uluslararası Kızılhaç Örgütü’nün katılımına değindiği biliniyor ancak BM Genel Sekreteri’nin bir temsilcisinin varlığından bahsetmedi. Bu çerçevede Susan, Şam’ın ‘katılımın hacminden memnun olduğunu ve mevcut ülkelerin uluslararası sahnede oldukça önemli olduğunu’ dile getirdi.
Suriye Dışişleri Bakan Yardımcısı, “Bir dizi ülke, bu konferansa katılmama hususunda maruz kaldıkları baskıların hacmini bize belirtti. Suriye Devleti, yerinden edilmişlerin geri dönüşü için her türlü çabayı sarf edecek. Yerinden edilmişlerin geri dönüşü ve yeniden yapılanma koşullarını oluşturmak için tek taraflı yaptırımlar kaldırılmalıdır” dedi.
Lübnan hükümeti, Sosyal İşler ve Turizm Bakanı Remzi Muşerrefiye’nin konferansta ülkeyi temsil edeceğini duyurmuştu. Bölgesel tarafların pozisyonları net olmasa da Türkiye, Rusya ile önceki görüşmeler sırasında, konferansı düzenleme girişimi ilan edilmeden önce Moskova’nın Ankara ile istişareleri göz ardı etmesinden duyduğu memnuniyetsizliği dile getirmişti.
İran Dışişleri Bakanı Yardımcısı Ali Asgar Hacı ise 10 Kasım’da Devlet Başkanı Beşşar Esed’e ‘İran’ın bu konferansa yönelik vizyonu ve konferansın başarısı ile bu insani sorunun çözümüne katkıda bulunabilecek her türlü desteği sağlama istekliliği’ hakkında bilgi verdi. Yetkili, ‘Suriye topraklarındaki güvenlik durumunun önemli ölçüde iyileştiğini ve Suriye hükümetinin terörizm tarafından yıkılan her şeyi yeniden inşa etmek için gösterdiği hızlı çabaların tüm Suriyeli mültecilerin geri dönüşüne ve çoğunun sığındıkları ülkelerinde yaşadığı acıların sona ermesine yönelik güçlü bir temel oluşturduğunu’ vurguladı.
Toplantıda, Suriye konulu Astana görüşmeleri ve Anayasa Tartışma Komitesi de dahil olmak üzere, siyasi açıdan endişe uyandıran bir dizi mesele hakkında görüş alışverişinde bulunuldu.
Konferansa katılımı kabul etmeyen tepkiler de ortaya koyulurken Kanada, mültecilerin dönüşü konusunda Rusya’nın sponsor olduğu Şam faaliyetine katılmayacağını duyurdu. Kanada, yayınladığı bir bildiride, ‘mültecilerin güvenli, gönüllü ve onurlu bir şekilde geri dönüşünü desteklediğini, ancak Suriye’ye böyle bir dönüş için şartların mevcut olmadığını’ açıkladı.
Bu tutum, Avrupa Birliği’nin (AB) Yüksek Temsilcisi tarafından yapılan bir açıklamasına beziyordu. AB, üye devletlerin Dışişleri Bakanları ve Yüksek Temsilcinin, Şam’daki konferansa katılmak üzere davet aldığını, ancak AB ve üye devletlerin konferansa katılmayacağını belirtti. Açıklamada, ‘şu anda önceliğin Suriyelilerin güvenli, gönüllü ve onurlu şekilde geri dönüşleri için gerekli şartların uluslararası hukuk çerçevesinde sağlanması ve BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin Suriye’nin tamamına engelsiz erişimi olması gerektiği’ vurgulandı. Açıklamada, bu nedenle konferansın erken olduğu ve Suriye’deki koşulların geniş çaplı gönüllü geri dönüşlere izin vermediği aktarıldı.
AB açıklamasında, sınırlı sayıdaki dönüşlerin birçok engeli ve tehdidi gözler önüne serdiği belirtilirken, bunlar arasında zorla askere alma, ayrım gözetmeksizin yapılan gözaltılar, işkence, fiziki ve cinsel şiddet, konuta erişimde ayrımcılık, temel hizmetlerin bulunmaması gibi unsurların yer aldığı kaydedildi.
AB, 2254 sayılı BM Güvenlik Konseyi (BMGK) kararının, “Suriye çatışmasına kapsamlı ve sürdürülebilir siyasi bir çözüm sağlamak için faaliyet çerçevesini tanımladığını”, ayrıca “çatışma, mülteci krizi ve yerinden edilmesinin altında yatan nedenleri ele aldığını” vurgularken, rejime ve sponsorlara da ‘Anayasa Komitesi’nin çalışmalarına ve başta tutukluların serbest bırakılması olmak üzere, 2254 sayılı BMGK kararında belirtilen diğer tüm konulara tam ve iyi niyetle katılma’ çağrısı yaptı. 
AB’nin açıklaması, yaklaşık 2 hafta önce tarafları bir araya getiren bir bakanlar toplantısının sonunda benzer bir tutum sergileyen Küçük Grup’un bildirisinin neredeyse birebir tekrarı niteliği taşıyor.
Suriye Mülteci Hakları Derneği, 10 Kasım’da Şam’da bugün başlaması planlanan Suriyeli mülteciler ve yerinden edilmişlerin geri dönüşü için bir konferans düzenlenmesini sert bir şekilde reddettiğini duyurdu.
Alman Haber Ajansı’nın (DPA) aktardığına göre Dernek, bugün yaptığı bir basın açıklamasında, “Suriyeli mültecilerin ve yerlerinden edilmişlerin geri dönüşüne yönelik konferansın düzenlenmesi için orada ve burada yapılan tüm çağrıların, terörist Esed rejimine meşruiyet kazandırmayı amaçlayan şüpheli çağrılar olduğunu tüm dünyaya duyuruyoruz” ifadelerini kullandı. Dernek, “Suriyeli mültecilerin güvenli, onurlu ve gönüllü geri dönüşü, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği tarafından güvence altına alınmalıdır. Zira gözaltı, geri dönüşün zorluklarından biridir ve 2254 sayılı BMGK kararına göre demokratik bir geçiş sağlanmalıdır” dedi. Bu çerçevede Suriye’de hapsedilen bir Alman, Şam’daki bir ‘işkence hapishanesinde’ yaşadıklarını hakkında şahitlik yapma kararı aldı. Avrupa Anayasa ve İnsan Hakları Merkezi, 10 Kasım’da yaptığı açıklamada, Martin Lautvin’in Suriye Askeri İstihbarat’taki üst düzey yetkililere karşı, Suriye’de işkence gören 13 kişinin Alman savcılığına açtığı ceza davasına dahil olduğunu duyurdu. Lautvin, “Alman mahkemesine tanıklığımın, insan hakları suçlarının adalet bulmasına yardımcı olmasını umuyorum” dedi. Suriye Askeri İstihbaratı, Lautvin’i teknik ve insani yardımlar sağladığı gerekçesiyle 2018 yılında Kamışlı şehrinde gözaltına aldı. Martin Lautvin, daha sonra diplomatik çabalar sayesinde serbest bırakıldı.



Koalisyon: Vali ile koordinasyon sağlanmadıkça hiçbir güç Şebva'ya girmeyecektir

Yemen başkanlığına bağlı "Vatan Kalkanı" güçleri, Hadramut'taki askeri noktalardan birinin güvenliğini sağlama operasyonunda (Vatan Kalkanı Güçleri)
Yemen başkanlığına bağlı "Vatan Kalkanı" güçleri, Hadramut'taki askeri noktalardan birinin güvenliğini sağlama operasyonunda (Vatan Kalkanı Güçleri)
TT

Koalisyon: Vali ile koordinasyon sağlanmadıkça hiçbir güç Şebva'ya girmeyecektir

Yemen başkanlığına bağlı "Vatan Kalkanı" güçleri, Hadramut'taki askeri noktalardan birinin güvenliğini sağlama operasyonunda (Vatan Kalkanı Güçleri)
Yemen başkanlığına bağlı "Vatan Kalkanı" güçleri, Hadramut'taki askeri noktalardan birinin güvenliğini sağlama operasyonunda (Vatan Kalkanı Güçleri)

Yemen'deki "Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu"nun Ortak Kuvvetler Komutanlığı, Şebva Valiliği'nin istikrarına verdiği desteği yineleyerek, valilikteki yerel yönetimin, Şebva'nın güvenliğini sağlamak ve herhangi bir gerginlikten korumak için koalisyonla koordinasyon ve ortak çalışma yapılacağını teyit eden açıklamasını memnuniyetle karşıladı.

Koalisyon güçlerinin resmi sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki, koalisyon liderliğinin Şebva Valisi ve Yerel Konsey Başkanı Şeyh Avad Muhammed el-Vezir'in, koalisyonun çabalarına desteğini ve eyaletteki güvenlik ve istikrarı artırmak için koalisyonla iş birliği yapmaya hazır olduğunu vurguladığı açıklamasını memnuniyetle karşıladığını duyurdu.

El-Maliki, “Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu”nun Şebva Valiliğini koruma ve istikrarını destekleme, ayrıca orada bulunan yerlerin güvenliğini sağlama konusundaki kararlılığını teyit ederek, devlet kurumlarına ve yerel yönetime saygı çerçevesinde, Şebva valisiyle tam koordinasyon sağlanmadıkça hiçbir gücün valiliğe girmeyeceğini vurguladı.

Aynı bağlamda, Şebva Valiliği'ndeki şeyhler, ileri gelenler ve sosyal şahsiyetlerin istişare toplantısında, Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi Başkanı Cumhurbaşkanı Dr. Reşad Muhammed el-Alimi'nin kararlarına tam destek ve onay verildiği, meşru hükümetin askeri ve güvenlik kararlarını birleştirme, devlet kurumlarını koruma ve doğu valiliklerinde güvenlik ve istikrarı sağlama amacıyla izlediği yola destek verildiği açıklandı.

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi (SABA)Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi (SABA)

Toplantı sonrasında yayınlanan açıklamada, katılımcılar Güney Geçiş Konseyi'nin Hadramut ve el-Mehra vilayetlerine askeri güç ve teçhizat sevk etmesini kınadılar. Daha önce Şebva vilayetine, güvenli ve istikrarlı doğu vilayetlerinin militarizasyonunu, siyasi tercihleri zorla dayatma girişimlerini ve halkın iradesini hiçe sayma çabalarını kategorik olarak reddettiklerini teyit ettiler.

Açıklamada, doğu illerinin halkının “kendilerini temsil etmeyen veya isteklerini ifade etmeyen hiçbir projeye bağlı olmadıkları” belirtilerek, bu illerin militarizasyonunun istikrarsızlığa ve güvenlik sorunlarına yol açabileceği ve ulusal çıkarlara hizmet etmeyen çatışmalara sürükleyebileceği uyarısında bulunuldu.

Danışma toplantısı, Suudi Arabistan'daki kardeşlerimize Yemen'in meşru hükümetini ve doğu illerini destekleyen kararlı tutumları için teşekkür ve takdirlerini ifade etti ve Riyad'ın güvenliği ve istikrarı korumadaki, durumun kaos ve çatışmaya sürüklenmesini önlemedeki rolünü övdü.Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre ayrıca, güney bölgelerinin, güney davası için adil ve kapsamlı vizyon geliştirmek amacıyla bir güney toplantısı düzenleme ve ev sahipliği yapma talebine Riyad'ın verdiği yanıtı da övdü.

Toplantıda, "Güney Geçiş Konseyi" liderliğine sağduyulu davranmaları, Şebva, Hadramut ve el-Mehra vilayetlerinden güçlerini çekmeleri, önceki konumlarına dönmeleri, birliği korumak ve en yüksek ulusal çıkarlara hizmet etmek için meşru bileşenlerin ve güneydeki bileşenlerin geri kalanıyla diyalog ve uzlaşma diline bağlı kalmaları çağrısında bulunuldu.

Aynı zamanda, Suudi Arabistan'ın Yemen Büyükelçisi Muhammed el Cabir, Krallığın güney liderlerinin olumlu ve sorumlu tutumlarını memnuniyetle karşıladığını belirterek, bu tutumların güney davasının adaletini korumak ve kapsamlı bir siyasi çerçeve içinde müzakere etmek için önemli bir adım olduğunu vurguladı.

Büyükelçi el Cabir, X platformundaki resmi hesabında yaptığı paylaşımda, Şebva valisinin Krallığın Riyad'da güney davası konulu bir konferans düzenleme çağrısını memnuniyetle karşılamasının, Cumhurbaşkanı Reşad Muhammed el-Alimi'nin talebine yanıt niteliğinde olduğunu ve güney liderlerinin siyasi çözüme yönelik sorumlu yaklaşımını yansıttığını açıkladı.

Bu tutumların “güney halkının davalarının adaletini korumak ve tüm beklentilerini karşılayacak şekilde tartışmaya açmak için doğru yönde ilerlediğini teyit ettiğini” belirten Bakan, Krallığın konferansın başarısına ve Yemen'de siyasi istikrarın sağlanmasına katkıda bulunacak yapıcı tutumlar sergileyen tüm güneyli liderlerin katılımını memnuniyetle karşıladığını ifade etti.

Şebva Valisi Şeyh Avad Muhammed el-Vezir ise Suudi Arabistan'ın liderliğine ve Yemen'i desteklemedeki önemli rolüne olan güvenini yineledi ve yerel yönetimin, eyaletteki güvenlik ve istikrarı pekiştirmek için “Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu” ile iş birliği yapma taahhüdünü vurguladı.

Bakan, Şebva'nın “eyaleti çatışmalardan kurtarmak için koalisyonla birlikte çalışacağını” belirterek, Yemen'in güneydoğusundaki stratejik açıdan en önemli eyaletlerinden birinde güvenliği ve kalkınmayı güçlendirmeye yönelik siyasi ve askeri çabaları desteklediğini vurguladı.


Doğu Yemen Vilayetleri Konseyi, Şebve ve Sokotra’nın tamamen kurtarılmasını talep etti

Güney Geçiş Konseyi'ne (GGK) bağlı güçler, birkaç gün önce Mukalla'da bulundukları sırada (AFP)
Güney Geçiş Konseyi'ne (GGK) bağlı güçler, birkaç gün önce Mukalla'da bulundukları sırada (AFP)
TT

Doğu Yemen Vilayetleri Konseyi, Şebve ve Sokotra’nın tamamen kurtarılmasını talep etti

Güney Geçiş Konseyi'ne (GGK) bağlı güçler, birkaç gün önce Mukalla'da bulundukları sırada (AFP)
Güney Geçiş Konseyi'ne (GGK) bağlı güçler, birkaç gün önce Mukalla'da bulundukları sırada (AFP)

Doğu Yemen Vilayetleri Konseyi, Hadramut vilayetinde son dönemde yaşanan saha gelişmelerini memnuniyetle karşıladı. Söz konusu gelişmeleri güvenlik ve istikrarın pekiştirilmesi yolunda önemli bir adım olarak nitelendiren Konsey, Hadramut halkı ile Vatan Kalkanı Güçleri’nin güvenliği sağlama ve toplumsal barışı koruma konusundaki rolünü övdü.

Konsey bugün yayımladığı açıklamada, “Hadramut vilayetinde elde edilen zaferleri tebrik ediyor, güvenlik ve istikrarı pekiştirmek ve ulusal kazanımları korumak için gösterilen kahramanlıkları selamlıyoruz” ifadesine yer verdi. Açıklamada ayrıca, yaşanan gelişmelerin Hadramut halkının kendi güvenliğini savunma ve vilayeti bir çatışma veya kaos alanına dönüştürme girişimlerine karşı durma kararlılığını yansıttığı vurgulandı.

a bulundukları sırada (AFP)Güney Geçiş Konseyi'ne (GGK) bağlı güçler, birkaç gün önce Mukalla'da bulundukları sırada (AFP)

Bu bağlamda Konsey, ‘Şebve ve Sokotra vilayetlerinin tamamen özgürleştirilmesini’ talep etti. Açıklamada, Doğu vilayetlerinin kendi bölgelerini yönetme yetkisinin sağlanmasının sürdürülebilir istikrarın inşasında ve adil, dengeli bir ulusal ortaklığın güçlendirilmesinde temel bir adım olduğu vurgulandı.

Konsey ayrıca, Suudi Arabistan’ın Yemen’de barış konulu bir konferans düzenleme çağrısını memnuniyetle karşıladığını belirtti. Açıklamada, konferansın ‘Doğu vilayetleri bölgesini kapsayan Hadramut, Şebve, el-Mehra ve Sokotra’nın ağırlığını yansıtacak şekilde temsil edilmesinin’ önemine dikkat çekildi. Bu temsilin, bölgenin coğrafi, tarihi ve jeopolitik konumuna uygun olması gerektiği ifade edildi.

Konsey’e göre, planlanan konferans, 2012 yılında Körfez Girişimi ve uygulama mekanizmasının imzalanmasından, 2014 Ulusal Kapsamlı Diyalog Konferansı çıktıları ve ilgili uluslararası meşruiyet kararlarına kadar Yemen’de barışın sağlanması yönündeki çabaların doğal bir uzantısı niteliğinde. Açıklamada, Suudi Arabistan’ın ‘barış sürecinin güvenilir hamisi’ olduğu ve Yemen hükümetiyle, özellikle Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad Muhammed el-Alimi koordinasyonu ve iş birliği içinde hareket ettiği vurgulandı.

Yemen'in doğusundaki el-Mehra vilayetinde yaşayan bir grup vatandaş, son Başkanlık Konseyi kararlarına desteklerini ifade ediyor. (SABA)Yemen'in doğusundaki el-Mehra vilayetinde yaşayan bir grup vatandaş, son Başkanlık Konseyi kararlarına desteklerini ifade ediyor. (SABA)

Konsey, açıklamasında Suudi Arabistan’a olan güvenini ve Doğu’nun dört vilayetinin halkının beklentilerini gözetmedeki cömert desteğini yeniden vurguladı. Konsey, halkın bölgesini yönetme hakkını kullanmasını, kaynaklarını değerlendirmesini ve siyasi-ekonomik kazanımlarını korumasını desteklediklerini belirtti. Bu çabaların, adil bir federal devlet çerçevesinde ve Ulusal Diyalog ile üzerinde uzlaşılan üç temel referansa uygun şekilde yürütülmesi gerektiği ifade edildi.

Konsey, açıklamasını Doğu vilayetlerinde barış ve istikrarın sağlanmasının Yemen’de kapsamlı bir çözümün temel direğini oluşturduğunu ve kriz yönetiminden devlet ve kurum inşasına geçiş için fırsatları artırdığını vurgulayarak sonlandırdı.


Vali Hanbeşi, Hadramut Vadisi'nde hayati öneme sahip tüm bölgelerin güvenliğinin sağlandığını duyurdu

 Hadramut Valisi, Vilayet Güvenlik Komitesi Başkanı ve vilayetteki Vatan Kalkanı Güçleri Komutanı Salim el-Hanbeşi (Şarku’l Avsat)
Hadramut Valisi, Vilayet Güvenlik Komitesi Başkanı ve vilayetteki Vatan Kalkanı Güçleri Komutanı Salim el-Hanbeşi (Şarku’l Avsat)
TT

Vali Hanbeşi, Hadramut Vadisi'nde hayati öneme sahip tüm bölgelerin güvenliğinin sağlandığını duyurdu

 Hadramut Valisi, Vilayet Güvenlik Komitesi Başkanı ve vilayetteki Vatan Kalkanı Güçleri Komutanı Salim el-Hanbeşi (Şarku’l Avsat)
Hadramut Valisi, Vilayet Güvenlik Komitesi Başkanı ve vilayetteki Vatan Kalkanı Güçleri Komutanı Salim el-Hanbeşi (Şarku’l Avsat)

Hadramut Valisi, Vilayet Güvenlik Komitesi Başkanı ve vilayetteki Vatan Kalkanı Güçleri Komutanı Salim el-Hanbeşi, Hadramut Vadisi'ndeki askeri kampların güvenliğinin tamamen sağlandığını ve operasyonun başarıyla tamamlandığını açıkladı.

Hanbeşi bugün, Yemen resmi haber ajansı SABA’ya yaptığı açıklamada, güçlerin tüm hayati noktalarda konuşlandırılmasının tamamlandığını, Seyun Uluslararası Havalimanı ile Hadramut Vadisi'ndeki egemenlik ve hizmet tesislerinin bütünüyle güvence altına alındığını bildirdi.

Yerel yönetimin, hizmetlerin ve günlük yaşamın kesintisiz sürdürülmesini sağlamak amacıyla kapsamlı bir normalleşme planını fiilen uygulamaya başladığını vurgulayan Hanbeşi, vatandaşlar ile aşiret mensuplarının sergilediği yüksek bilinç ve sorumluluk duygusunu övdü. Hanbeşi, bu kesimlerin güvenlik geçiş sürecinde kamu düzeninin korunmasında emniyet güçleri için gerçek bir destek ve güvenlik supabı olduğunu ifade etti.

Hanbeşi ayrıca, Mukalla kentindeki tüm güvenlik ve askeri personel, din âlimleri, toplumsal komiteler, sosyal şahsiyetler ve kanaat önderlerine, mülklerin ve kurumların korunması konusunda farkındalık çalışmalarını artırmaları çağrısını yineledi.

Hanbeşi, “Hadramut bugün güvenli ve istikrarlı bir geleceğe doğru kararlı adımlarla ilerliyor. Burada düzen ve hukukun sesi her şeyin üzerinde; Hadramut halkının topraklarını koruma ve geleceklerini inşa etme hakkı esastır” dedi.

Hadramut'taki kampları ele geçirmek için operasyon başlatan Vatan Kalkanı Güçleri (Şarku’l Avsat)Hadramut'taki kampları ele geçirmek için operasyon başlatan Vatan Kalkanı Güçleri (Şarku’l Avsat)

Hanbeşi, Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Dr. Reşad Muhammed el-Alimi’nin Hadramut’taki gelişmeleri yakından takip etmesini takdirle karşıladığını belirterek, sağlanan destek ve yardımlar dolayısıyla teşekkür etti. Hanbeşi ayrıca, Suudi Arabistan’ın Hadramut’ta güvenliğin tesis edilmesi ve hayatın normale dönmesi yönündeki çabalarına verdiği destekten ötürü memnuniyetini dile getirdi.

Hanbeşi, Mukalla kentindeki kamu ve özel mülklerin korunmasının önemine dikkat çekerek, kentteki kamu ve özel tesislerin Hadramut halkına ait olduğunu, bunlara verilecek her türlü zararın vilayetteki her haneyi olumsuz etkileyeceğini vurguladı.

“Hadramut’un güvenliği herkesin omuzlarında bir emanettir” diyen Hanbeşi, halkın güvenlik güçleriyle dayanışmasının, fırsat kollayan kesimlere karşı en güçlü güvence olduğunu ifade etti. Hadramut’un her zaman bilinç ve olgunluğun simgesi olarak kalacağını belirten Hanbeşi, kentin ulusal imkânlara ve vatandaşların mülklerine zarar verilmesini reddeden bir hoşgörü kültürünün toprağı olduğunu söyledi.