Suudi Arabistan ve Irak, tecrübe paylaşımı ve terörle mücadelede ortaklık konularında anlaştılar

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman. (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman. (SPA)
TT

Suudi Arabistan ve Irak, tecrübe paylaşımı ve terörle mücadelede ortaklık konularında anlaştılar

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman. (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman. (SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Irak Başbakanı Mustafa el-Kazimi, iki ülkenin ilişkileri güçlendirme ve bu ilişkileri iki kardeş halkın yararına ve onların refahı için kalkınmayı teşvik edecek, bölge istikrarını ve güvenliğini güçlendirecek ve ortak çıkarları sağlayacak şekilde iki vizyonlarına ve beklentilerine uygun olarak sürdürme kararlığını vurguladılar.
Selman, Suudi Arabistan ve Irak arasındaki toplantının önemine dikkat çekerek, “iki ülke arasındaki bağların çok büyük, çok derin ve önemli olduğunu ve bu bağlar üzerinde çalışılması” gerektiğini kaydetti. Selman, Irak Başbakanı Kazimi’ye hitaben yaptığı konuşmada, “Komşu iki ülke. Bizler Arap olarak aynı dine inanıyoruz. Çıkarlarımız ve sorunlarımız aynı. Sizinle ve Irakla çalışmayı geliştirmekten çok memnunum” dedi.
Selman ve Kazimi, dün akşam düzenledikleri sanal toplantıda, enerji alanında iş birliği, tecrübe alışverişi ile Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) ve OPEC+ ülkeler kapsamında petrol alanındaki pozisyonlarda koordinasyonunun önemini vurguladılar.
Sanal toplantı üzerinden ayrıca Irak-Suudi Arabistan Koordinasyon Konseyi’nin dördüncü toplantısı gerçekleştirildi. Bu görüşmede daha önceki üç toplantıda iki ülke arasındaki ilişkileri güçlendiren mutabakat zaptı, anlaşmalar ve bu toplantıların sonucunda kurulan komitelerin uzlaştıkları çalışmaların seyri ele alındı.
Suudi Arabistan’ın resmi haber ajansı SPA, dördüncü toplantının ardından yapılan ortak yazılı açıklamanın metnini yayımladı. Açıklamada, Suudi Arabistan Krallığı ve Irak Cumhuriyeti ile iki kardeş halkları bir araya getiren ve aralarındaki müstesna ilişkileri güçlendiren tarihi ve güçlü kardeşlik bağlarından ve ilişkilerinden hareketle, Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Muhammed bin Selman bin Abdulaziz Al Suud ile Irak Cumhuriyeti Başbakanı Mustafa el-Kazimi arasında sanal bir toplantı düzenlendiği bildirildi. Açıklamaya göre  toplantıda Suudi Arabistan tarafında Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan bin Abdullah, Devlet Bakanı, Bakanlar Kurulu Üyesi ve Ulusal Güvenlik Müsteşarı Musaid bin Muhammed el-İban, Ticaret Bakanı ve Irak-Suudi Arabistan Koordinasyon Konseyi’ne katılan Suudi Arabistan heyetinin Başkanı Macid bin Abdullah el-Kasabi yer alırken, Irak tarafında ise Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Ali Abdulemir Allavi, Dışişleri Bakanı ve Koordinasyon Konseyine katılan Irak heyetinin Başkanı Fuad Muhammed Hüseyin ve Planlama Bakanı Halid Battal hazır bulundu.
Ortak açıklamaya göre Muhammed bin Selman, iki ülkenin, tüm alanlarda ilişkileri güçlendirme kararlığını vurguladı. Selman ve Kazimi, Irak-Suudi Arabistan Koordinasyon Konseyi’nin dördüncü toplantısının çalışmalarını, önceki üç toplantının sonuçlarını ve varılan mutabakat zaptı ile anlaşmaları gözden geçirdi. Selman ve Kazimi daha sonra Konsey’e bağlı komitelerin dördüncü toplantıda vardığı sonuçları onayladılar. Konsey’e bağlı komiteler şöyle sıralandı:
Enerji ve İmalat Komitesi; Siyasi, Güvenlik ve Askeri Komite; Kültür, Medya ve İslami İşler Komitesi; Tarım Komitesi; Ekonomik, Ticari, Yatırım, Kalkınma ve Yardım Komitesi; Eğitim, Gençlik ve Spor Komitesi; Ulaştırma, Sınır Kapıları ve Limanlar Komitesi; Finans ve Bankacılık Komitesi.
SPA’nın haberine göre, Konsey’in dördüncü toplantısının sonuçları şu şekilde oldu:
1- İkili iş birliğinin ufuklarını siyaset, güvenlik, ticaret, yatırım ve turizm başta olmak üzere çeşitli alanlarda iki ülke ve iki halkın çıkarlarına hizmet edecek şekilde genişletmenin ve güçlendirmenin ve geçmişe binaen son dönemde iki ülke arasında karşılıklı ziyaretlerde olumlu sonuçlar elde etmenin önemi vurgulandı.
2- Taraflar, enerji alanında iş birliği, tecrübe alışverişi ile OPEC ve OPEC+ ülkelerin petrol alanındaki pozisyonlarda koordinasyonunun önemine işaret ettiler. İki taraf ayrıca küresel petrol piyasasında hem ihracatçılar hem de tüketiciler için adil ve uygun petrol fiyatları sağlayacak şekilde üzerinde anlaşılan tüm kararlara tamamen bağlı olduklarını dile getirdiler. Irak Cumhuriyeti, Suudi şirketlerine Irak'ta çeşitli alanlarda gelecek vaat eden fırsatlara yatırım yapma çağrısını yineledi.
3- Bölge ve dünya ülkeleri için varoluşsal bir tehdit oluşturan radikalizm ve terör tehdidiyle mücadelede ortak iş birliğinin sürdürülmesi kararı alındı. İki taraf, Irak’ın uluslararası koalisyon ile işbirliği içinde terör ve radikalizme karşı mücadelesinde verdiği çabaları destekleme hususunda anlaştı. Taraflar, iki ülke arasındaki sınırların korunmasında iş birliğinin önemine vurgu yaptılar.
4- Uluslararası ve bölgesel alanlarda iki ülkeyi ilgilendiren meselelerde dünya ve bölgedeki istikrarın ve güvenliğin güçlenmesine ve desteklenmesine katkıda bulunacak şekilde görüş alışverişi ve iş birliği yoğunlaştırılacak ve sürdürülebilir güvenliği tesis etme ve bölgeyi gerilimlerden uzaklaştırma yönünde çaba gösterilecek. Taraflar, iki ülkenin çıkarına hizmet edecek şekilde ortak iş birliği alanlarının sayılarının artırılması ve takibi için ikili istişareleri üst düzeyde tamamlamak amacıyla karşılıklı iletişimi ve ziyaretleri sürdürme konusunda anlaşmaya vardı.
5- Uluslararası örgütlerdeki makamlar ve görevler başta olmak üzere çok yönlü diplomasi çerçevesinde karşılıklı destekleme alanında koordinasyon güçlendirilecek.
6- Irak Cumhuriyeti, Suudi Arabistan’ın, Irak’ın yeniden imarı için 12-14 Şubat 2018’de düzenlenen Kuveyt Konferansı’na katılımını ve burada verdiği taahhütler ve katkılarını takdir etti. Suudi Arabistan'ın verdiği vaatler ve finansal kredi imkanları ile ilgili olarak bu konferansın sonucundan yararlanmanın yolları üzerinde mutabakat sağlandı.
7- Taraflar, iki ülke arasındaki Cedide Arar Sınır Kapısı'nın gelecek hafta açılması ve faaliyete geçmesi ile Bağdat'taki Suudi Arabistan Ticaret Ataşesi'nin de yakın zamanda çalışmalarına başlaması konusunda anlaştı.
8- İki taraf, üzerinde çalışmaya başlamak üzere ortak bir çalışma planı üzerinde mutabık kaldı. Taraflar ayrıca iki ülke arasındaki Büyük Arap Serbest Ticaret Bölgesi’ne yönelik anlaşmanın hükümlerini iki taraflı olarak uygulamaya başlamak ve iki ülke arasında ortak bir iş konseyi oluşturma hususunda uzlaştı.
9- Irak, Hadimu’l Harameyn eş-Şerifeyn Selman bin Abdülaziz’in Irak halkına hediye ettiği stadyum inşa projesi için Suudi Arabistan Krallığı’na takdir ve teşekkürlerini sundu. Projenin başlaması için esasların belirlenmesi noktasında anlaşmaya varıldı. Irak ayrıca Krallığın koronavirüs salgınıyla mücadelede iki ülkenin Sağlık Bakanlıkları arasında işbirliği yapılmasına karşılık vermesini ve bu krizle mücadelede gerekli tıbbi malzemelerin tedarikinde Irak’ı desteklemesini takdir etti.
Veliaht Prens Muhammed bin Selman, toplantının kapanış oturumunda yaptığı konuşmada, ilişkileri güçlendirme ve bu ilişkileri iki kardeş halkın yararına ve onların refahı için kalkınmayı teşvik edecek, bölge istikrarını ve güvenliğini güçlendirecek ve ortak çıkarları sağlayacak şekilde iki ülke liderliğinin vizyonuna ve beklentilerine uygun olarak sürdürme kararlığını vurguladı.
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan, Iraklı mevkidaşı Fuad Hüseyin ile telekonferans yoluyla düzenlediği ortak basın toplantısında, Riyad ve Bağdat arasındaki ayrıcalıklı ilişkilerin geleceğine dair iyimser olduğunu dile getirdi. Ferhan, Şarku’l Avsat’ın bir sorusuna verdiği yanıtta, Irak-Suudi Arabistan ilişkilerinin bölge güvenliği ve istikrarının temel bir parçası olduğunu belirterek özellikle iki ülke liderliğinin ilişkileri gelişmiş ufuklara taşıma konusundaki kararlılığı ve son dönemde yaptığı toplantıların ardından ili ülke ilişkilerinin geleceğine dair iyimser olduğunu kaydetti.
Ferhan, iki ülkenin terörle mücadeleyle ilgili istihbarat ve güvenlik alanlarının tamamında yürüttüğü işbirliğinin ayrıcalıklı bir yere sahip olduğunu ve ilgili kurumlar arasında bu noktada koordinasyonun bulunduğunu söyledi.
Irak-Suudi Arabistan Koordinasyon Konseyi’nin siyasi, ekonomik ve sosyal alanlarda ilerleme kaydettiğini, enerji, ticaret, yatırım ve diğer alanlarda işbirliği içerisinde olduğunu ifade eden Ferhan, Bağdat'taki Suudi Arabistan Ticaret Ataşeliği'nin yakın zamanda açılacağını duyurdu. İki ülke arasında tüm alanlarda çok sayıda büyük projenin bulunduğunu anlatan Bakan Ferhan, yatırım fırsatlarını görüşmek için iş insanlarından oluşan heyetlerin karşılanması hususunda anlaşmaya vardıklarını belirtti.
Ferhan, iki ülke arasındaki son toplantıların olumlu sonuçlar verdiğini ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi ile Irak Başbakanı arasında yapılan sanal toplantıyla taçlandığının altını çizerek son toplantıların iki ülke liderliğinin iradesinin ve ikili ilişkilerin güçlendirilerek, iki ülkeye fayda sağlayacak şekilde yeni bir döneme taşınması yönündeki kararlılığın yansıması olduğunu vurguladı.
Suudi Bakan, iki ülkenin OPEC üyeliği ışığında, iki ülke arasında enerji arzı alanındaki koordinasyonun, petrol piyasalarını istikrara kavuşturmak ve üreticiler ile tüketiciler arasındaki dengeli ilişkiyi sürdürmek için bugün her zamankinden daha acil olduğunun altını çizdi.
Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin de Suudi Arabistan ve Irak heyetlerinin son günlerde yoğun görüşmeler gerçekleştirdiğini belirterek söz konusu görüşmelerin bazılarının Irak’ta diğerlerinin ise sanal toplantılar yoluyla düzenlendiğini kaydetti. Hüseyin, söz konusu toplantılarda ikili ilişkiler ve uluslararası ve bölgesel meselelere ilişkin çeşitli konuların ele alındığını aktardı.
Hüseyin, Şarku’l Avsat muhabirinin Irak’ta bazı çevrelerin Suudi Arabistan ile yakınlaşmayı engellemeye çalışıp çalışmadığı sorusuna verdiği yanıtta, Irak’ta çeşitli partilerin bulunduğuna işaret ederek, “temel politikanın hükümet tarafından ve Meclis işbirliğiyle oluşturulduğunu ve bu nedenle hareket noktalarının Irak’ın lehine ve komşu ülkelerle iyi ilişkiler kurmak olacağını” kaydetti. Hüseyin, Suudi Arabistan ile ilişkilerin komşu ülke olmasına dayandığını, iki ülkenin petrol ve enerji alanındaki işbirliğinin yanı sıra kültürel, tarihi ve dini ilişkilere sahip olduğunu vurguladı.
İki taraf arasında yürütülen toplantılarda ekonomik meseleler ile bununla bağlantılı enerji, petrol ve elektrik gibi konulara odaklanıldığı bilgisini veren Hüseyin, toplantılarda ticari meselelerin ve bu kapsamda iki ülke arasındaki Arar Sınır Kapısı’nın açılışı ve iki taraf arasındaki ilişkileri geliştirme yollarının ele alındığını kaydetti. Hüseyin, toplantılarda ayrıca güvenlik ve askeri meselelerin ve bu alanlardaki iş birliğinin görüşüldüğüne işaret ederek, bu hususta terörle ve radikalizmle mücadelede tecrübe sahibi olan Suudi Arabistan’daki düşünce merkezlerinden yararlanacaklarını vurguladı.
Irak ve Suudi Arabistan arasındaki elektrik hattına da değinen Hüseyin, iki hükümetin daha önce bu konuda bir mutabakat zaptı imzaladığını ve bu anlaşmayı Suudi Arabistan’dan gelen Körfez hattından 400 megavat satın alarak taçlandırdıklarını dile getirdi. Hüseyin ayrıca Irak’ın elektrik ihtiyacı olduğunu ve kendi elektrik şebekelerini kurana kadar bu alanda Suudi Arabistan’ın iş birliğine ihtiyaç duyduğunu aktardı.



Suudi deneyimi... Tarihi bir an, bir yönetim projesine dönüştüğünde

Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)
Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)
TT

Suudi deneyimi... Tarihi bir an, bir yönetim projesine dönüştüğünde

Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)
Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)

Sosyolog ve araştırmacı Dr. Abdurrahman eş-Şukayr, Suudi devletinin kuruluş deneyimini daha önce görülmemiş bir yorum çerçevesine oturtuyor. Tarihi, birbirinden kopuk olaylar dizisi olarak değil; nüfus, kaynaklar ve seçkinler arasındaki ölçülebilir ve karmaşık ilişkiler tarafından yönetilen bir sistem olarak ele alıyor. Bu yaklaşımın, karmaşıklık bilimi ile ‘tarihin yasaları’ olarak da bilinen kliodinamik teorisine dayandığını belirten eş-Şukayr, devletlerin nasıl ortaya çıktığını, büyüdüğünü ve ardından seçkinlerin aşırı çoğalması nedeniyle baskı aşamasına girerek kriz ve zirve noktalarına ulaştığını; sonrasında ise istikrarı yeniden üreten bir lider figürünün ortaya çıktığını açıklıyor.

Eş-Şukayr, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu çerçeve sayesinde Diriye’nin Muhammed bin Suud öncesinde elit doygunluğa ve yapısal istikrarsızlığa ulaşmış yerel bir sistem olduğunun anlaşılabildiğini söyledi. Buna göre Muhammed bin Suud’un yükselişi, yönetim merkezini yeniden şekillendiren ve yeni bir siyasi döngü başlatan tarihsel bir yeniden ayar anı olarak yorumlanıyor.

Karmaşıklık bilimi

Eş-Şukayr, karmaşıklık biliminin; toplumlar ya da ekonomi gibi birbiriyle bağlantılı çok sayıda parçadan oluşan sistemleri incelediğini belirtti. Bu sistemlerde her küçük unsur diğerini etkilerken, yoğun etkileşim sonucunda yalnızca tek tek parçaların incelenmesiyle anlaşılamayacak yeni örüntü ve davranış biçimleri ortaya çıkıyor. Bu çerçevede karmaşıklık bilimi, zaman içinde küçük etkileşimlerin birikmesi sonucu istikrarın, kaosun ya da büyük ölçekli değişimlerin nasıl ortaya çıktığına odaklanıyor.

Devlet dönüşümünün beş yıllık döngüsü

Eş-Şukayr, devletlerin dönüşümüne ilişkin beş aşamalı döngüye de değinerek, devletlerdeki değişimlerin ölçülebilir dinamiklere tabi olduğunu ve genel eğilimlerinin öngörülebileceğini söyledi. Bu çerçevede toplumların beş aşamalı bir döngü içinde hareket ettiğini belirten eş-Şukayr, süreci şöyle açıkladı:

- Büyüme aşaması: Kaynakların genişlediği ve devletin kontrol kapasitesinin arttığı evreyi ifade ediyor. Bu süreç, nüfus artışı ve seçkinlerin çoğalmasıyla eş zamanlı ilerliyor. Aşama; tarihçilerin metinlerine ihtiyaç duyulmaksızın, nüfus ve ekonomik kaynaklara ilişkin yaklaşık veriler ve göstergeler üzerinden ölçülebiliyor ve öngörülebiliyor.

- Baskı aşaması: Kaynak bolluğunun görece azaldığı, kamu görevlerine talip olanların sayısının arttığı ve mevcut elitlerin konumlarını korumaya çalıştığı dönem olarak tanımlanıyor. Bu durum, devletin herkesi bünyesinde barındırma kapasitesini aşan bir tablo ortaya çıkarıyor. Nüfus artışı, siyasi, ekonomik, bilimsel ve toplumsal elitlerin sayısını artırırken, mevcut pozisyonların sayısı yetersiz kalıyor.

- Kriz aşaması: Seçkinler arasındaki birliğin sarsıldığı ve örtük gerilimlerin açık çatışmalara dönüştüğü evreyi oluşturuyor.

- Zirve aşaması: Kriz ve istikrarsızlığın doruğa ulaştığı bu safhada ittifaklar çözülüyor, dışlamalar ve ayrışmalar hız kazanıyor.

- İstikrar aşaması: Yeni bir liderliğin ya da revize edilmiş bir yönetim sisteminin, nüfus, kaynaklar ve seçkinler arasındaki ilişkiyi toplumun yeni ruhuna uygun biçimde yeniden düzenlemeyi başardığı dönem olarak tanımlanıyor. Bu aşamayla birlikte, önceki döngüye kıyasla daha bütünlüklü yeni bir süreç başlıyor.

Kontrol edilemeyen rekabet

Eş-Şukayr, zirve aşamasının Hicri 1139 yılına yakın dönemde belirginleştiğini belirterek, yönetici kollar arasındaki rekabetin artık kontrol edilemez bir seviyeye ulaştığını ifade etti. Bu süreçte elitler içindeki ayrışmalar hız kazanırken, bazı isimlerin kısa süreli emirlik deneyimleri yaşadığı ve sadakatlerin hızla el değiştirdiği görüldü. Bu tablo, iç dengeleri yönetme kapasitesinin çöktüğünü ortaya koydu. Bu koşullar altında siyasi sistemin sınırına dayandığını kaydeden eş-Şukayr, yönetim makamına talip olanların sayısının emirliğin iktidarı düzenleme kapasitesini aştığını vurguladı. Böylece zirve aşaması, yeniden kurucu bir liderliğin ortaya çıkmasına zemin hazırlayan tam ölçekli bir yapısal çözülme anına dönüştü.

Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)

Muhammed bin Suud’un yükselişi, Diriye’de istikrar koşullarının olgunlaşmasının bir sonucu olarak gerçekleşti. Seçkinlerin aşırı çoğalması, eski yönetim sistemini sürdürülemez hale getirirken, çatışan elitlerin okuyamadığı tabloyu kavrayabilecek bir lideri gerekli kılan tarihsel bir moment ortaya çıktı. Bu çerçevede Muhammed bin Suud’un iktidarı devralması, Diriye içindeki güç dengelerinin yeniden ayarlanması anlamına geldi. Böylece yerel siyasi düzen, yapısal istikrarını yeniden tesis etme kapasitesini kazandı.

Yönetim merkezinin inşası

Muhammed bin Suud, Diriye’de yeni bir büyüme sürecinin başlangıcı olarak et-Turayf mahallesini kurarak burayı yönetim merkezi haline getirdi. Oysa daha önce Diriye emirleri Gusaybe ya da el-Mulaybid bölgelerinde ikamet ediyordu. Muhammed bin Suud, siyasi, dini ve askeri elitleri yeni devlet kurumları içinde yeniden dağıtarak, Diriye’deki iktidar yapılarını düzenleyerek, elit fazlasını azaltarak ve rekabet halindeki kollar arasındaki ilişkileri kontrol altına alarak yönetim merkezini yeniden inşa etti.

Bu yapısal düzenleme, emirliğin nüfus, kaynaklar ve elitleri tek bir çerçeve içinde yönetme kapasitesini yeniden kazanmasını sağladı. Böylece, Diriye merkezli yeni bir kuruluş döngüsünün önü açıldı ve bu süreç Diriye Emirliği olarak bilinen yapının çekirdeğini oluşturdu.

Eş-Şukayr, bu yeni okumanın Arap Yarımadası’nda devletlerin ortaya çıkışını; nüfus, kaynaklar ve seçkinler arasındaki ilişkiyi esas alan yapısal döngüler üzerinden açıklayan yeni bir araştırma ufku sunduğunu belirtti. Yerel çevrelerin farklılığına bağlı olarak denetim mekanizmalarının değiştiğini vurgulayan eş-Şukayr, yaklaşık nüfus ve mali istatistiklerin oluşturulmasının, tarihi test edilebilir ve karşılaştırılabilir bir alana dönüştürmek için zorunlu bir giriş olduğunu ifade etti. Bunun ise bölge tarihine ilişkin verilerin toplanmasını ve sınanabilir hipotezlerin geliştirilmesini gerektirdiğini kaydetti. Bu yaklaşımın, parçalı anlatıların ötesine geçen, daha uzun vadeli, daha hassas ve daha bağımsız bir Arap yorum modeli inşa edilmesine katkı sağlayacağını dile getirdi.

Öte yandan, Muhammed bin Suud hakkında kaleme alınan çalışmaların analitik ve anlatısal boyutunun sınırlı kaldığına dikkat çekildi. Kurucu eylemin mantığını açıklayan kapsamlı bir tarihsel biyografinin bulunmadığı, tarih kayıtlarının ise kuruluş öncesi ve kuruluş sırasındaki gelişmeleri yeterince aydınlatmadığı belirtildi. Bu boşluğun, Muhammed bin Suud’un hayatını olayların iç yapısından hareketle yeniden kurgulamayı gerektiren bir araştırma hattını zorunlu kıldığı ifade edildi. Kararların, ittifakların ve çatışmaların; yönetim tasavvurunu ve devletin koşullarını ortaya koyan anlamlı bir sistem olarak okunmasıyla, gerçekliğin hareketinden süzülen bir tarihsel biyografi ve siyasi projenin seyrine ilişkin bütünlüklü bir yorum üretilebileceği vurgulandı.


Muhammed bin Selman, Medine'de alimleri, bakanları ve vatandaşları kabul etti

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Medine'de alimler, bakanlar ve bir grup vatandaşı kabul ederken (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Medine'de alimler, bakanlar ve bir grup vatandaşı kabul ederken (SPA)
TT

Muhammed bin Selman, Medine'de alimleri, bakanları ve vatandaşları kabul etti

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Medine'de alimler, bakanlar ve bir grup vatandaşı kabul ederken (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Medine'de alimler, bakanlar ve bir grup vatandaşı kabul ederken (SPA)

Suudi Arabistan Başbakan Yardımcısı Veliaht Prens Muhammed bin Salman bin Abdulaziz, mübarek Ramazan ayının gelişi vesilesiyle kendisini tebrik etmek ve kutlamak için gelen alimleri, bakanları ve bir grup vatandaşı Medine'de kabul etti.

Hazır bulunanlar, mübarek ay vesilesiyle tebriklerini Veliaht Prens'e ilettiler, Veliaht Prens de herkesin oruçlarını, dualarını ve iyi amellerini Allah'ın kabul etmesini diledi.

Prens Muhammed bin Salman, mübarek Ramazan ayı vesilesiyle Medine'de tebriklerini kabul ediyor (SPA)Prens Muhammed bin Salman, mübarek Ramazan ayı vesilesiyle Medine'de tebriklerini kabul ediyor (SPA)

Resepsiyona Medine Bölgesi Valisi Prens Selman bin Sultan bin Abdulaziz, Devlet Bakanı ve Bakanlar Kurulu Üyesi Prens Turki bin Muhammed bin Fahd bin Abdulaziz, Riyad Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Muhammed bin Abdulrahman bin Abdulaziz, Medine Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Suud bin Nahar bin Suud bin Abdulaziz, Kültür Bakanı Prens Bedr bin Abdullah bin Ferhan, Prens Suud bin Selman bin Abdulaziz, Prens Faisal bin Bedr bin Muhammed bin Celavi, Prens Fahd bin Selman bin Sultan bin Abdulaziz, Prens Nahar bin Suud bin Nahar bin Suud bin Abdulaziz ve bakanlar katıldı.


Veliaht Prens Mescid-i Nebevi’yi ziyaret etti

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Seman,(SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Seman,(SPA)
TT

Veliaht Prens Mescid-i Nebevi’yi ziyaret etti

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Seman,(SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Seman,(SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Seman bin Abdulaziz, dün Mescid-i Nebevi’yi ziyaret ederek Ravza-i Şerif'te namaz kıldı. Ayrıca Peygamberimiz Hz. Muhammed'i (Sallallahu aleyhi ve sellem) ve iki sahabesini (Allah onlardan razı olsun) selamlama şerefine nail oldu.