Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Uydu fırlatma testleri başarıyla tamamlandı'

Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Uydu fırlatma testleri başarıyla tamamlandı'
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Uydu fırlatma testleri başarıyla tamamlandı'

Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Uydu fırlatma testleri başarıyla tamamlandı'

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Artık uzay liginde olduğumuzu söylemiştik. Tamamen yerli ve milli mühendislik kabiliyetlerimizle yaptığımız uydu fırlatma testleri başarıyla tamamlandı. Bu testlerde 4 kere daha uzaya ulaştık" dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ASELSAN Yeni Sistem Tanıtımları ve Tesis Açılışı programına katıldı. Açılış konuşmasını gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, tesislerin Türkiye'ye hayırlı olmasını diledi.
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın ardından protokol konuşmalarına geçildi. ASELSAN Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Prof. Dr. Haluk Görgün, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayi Başkanı Prof. Dr. İsmail Demir'in ardından konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, tesislerin toplu açılışını gerçekleştirdi.
ASELSAN Akyurt Güdüm ve İnsansız Sistemler Seri Üretim Tesisi, ASELSAN Akyurt Camii, ASELSAN İvedik Teknopark Tesisleri ve ASELSANNET Yeni Binası'na canlı bağlantı yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1975 yılında gerçekleştirilen Kıbrıs Çıkarması sonrasında kurulan ASELSAN'da bugüne kadar çalışmış ve çalışmakta olan personele teşekkür etti.
Türkiye'nin, cumhuriyet tarihinde gerçekleştirdiği ilk sınır ötesi harekatın ardından katı ve haksız bir ambargoya maruz kalındığını hatırlatan Erdoğan, “Bu durum savunma sanayiindeki eksiklerin ve ihmallerin tüm çıplaklığıyla ortaya çıkmasına vesile olmuştur. Harekatın ardından, ASELSAN ve daha sonra diğer savunma sanayii kuruluşlarının faaliyete geçirilmesiyle ülkemiz yeni bir döneme adım atmıştır” diye konuştu.
“Geçtiğimiz 18 yıl boyunca savunma sanayiinde tam bağımsız Türkiye hedefimiz yolunda çalışmalarımızı durmaksızın sürdürdük”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ASELSAN'ın kuruluşundan sonra uzun yıllar boyunca savunma sanayiinde Türkiye'nin ihtiyaçlarını karşılayacak konuma gelemediğini söyleyerek, AK Parti iktidarında elde edilen başarıları sıraladı. Erdoğan, “Hükümete geldiğimizde öncelik verdiğimiz alanlardan birini de savunma sanayiinin güçlendirilmesi olarak belirledik. Geçtiğimiz 18 yıl boyunca savunma sanayiinde tam bağımsız Türkiye hedefimiz yolunda çalışmalarımızı durmaksızın sürdürdük.
Rahmetli Özal tarafından kurulan Savunma Sanayii Başkanlığımızı, bu sürecin koordinasyonunu etkin şekilde yürütebilecek bir yapıya kavuşturduk. Bugün Türk savunma sanayii, vakıf şirketlerinden özel sektöre, alt yüklenicilerinden kobilere, üniversitelerden araştırma merkezlerine, teknoparklardan kümelenmelere kadar geniş bir ekosisteme sahiptir. 2002 yılında 62 savunma projesi yürütülürken bugün 700'e yakın projenin hayata geçirildiği bir savunma sanayine kavuştuk. Ülkemizin karşı karşıya bulunduğu saldırılara karşı daha etkin mücadele için sadece son 5 yılda 350 civarında yeni proje başlattık.
Savunma sanayii projelerimizin bütçesini 5 buçuk milyar dolardan, 60 milyar dolara yükselttik. Bu dönemde sektörde faaliyet gösteren firma sayımız 56'dan bin 500'e ulaştı. Sektörün 1 milyar dolar olan cirosu da 11 milyar dolar rakamını yakaladı. Savunma ve havacılık ihracatımız 248 milyon dolardan 3 milyar dolar seviyelerine çıktı. Dünyanın ilk 100 savunma şirketleri listesinde 7 firmayla temsil ediliyoruz. Sadece son 5 yılda 5 firmamız da bu listeye girdi” ifadelerini kullandı.

“İHA, SİHA ve TİHA üretiminde ise artık dünyanın ilk 3-4 ülkesi içerisindeyiz”
Kara ve deniz araçlarıyla Türkiye'nin, dost ve müttefik ülkelerin ihtiyaçlarına da cevap verdiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kendi savaş gemisini tasarlayan, inşa eden ve idamesini gerçekleştirebilen 10 ülke arasında yer alıyoruz. İHA, SİHA ve TİHA üretiminde ise artık dünyanın ilk 3-4 ülkesi içerisindeyiz. Bugün Türkiye, küresel tedarikçilerin çıkardığı tüm zorlukları ve uyguladıkları gizli açık ambargoları kendi gücüyle aşabilen bir ülke haline gelmiştir. Sınırlarımız içerisinde terörle mücadele operasyonlarını rahatça yapabiliyoruz. Sınırlarımız dışında, barış harekatlarını istediğimiz gibi yürütebiliyoruz. Tüm bunları savunma sanayiinde elde ettiğimiz başarıya borçluyuz” diye konuştu.
Savunma Sanayii alanında geleceğe yönelik önemli adımlar atıldığının da altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “AR-GE yatırımlarımızı arttırarak ileri teknoloji gerektiren sistemleri hayata geçirmeye devam ediyoruz. Sürü İHA yapıyoruz. Gemilerimizin savaş yönetim sistemlerini geliştiriyoruz. İnsansız kara aracı üretiyoruz. Yapay zeka sistemleri üzerinde çalışıyoruz. Elektromanyetik ve lazer silahları tasarlıyoruz” dedi.

“Biz ASELSAN'da yerlisini ürettik”
Türkiye'ye, Azerbaycan'ın haklı mücadelesine destek olduğu için Kanada tarafından ambargo uygulandığını söyleyen Erdoğan, “Son dönemde Azerbaycanlı kardeşlerimize verdiğimiz destek sebebiyle, İHA'larımızın bazılarında kullandığımız kameraya maalesef Kanada ambargo uyguladı. Biz, ASELSAN'da yerlisini ürettik. İHA'larımıza taktık, yolumuza devam ettik. Bununla da kalmadık, aynı kameraların daha iyisini yapmak için şu anda projeyi başlattık. İnşallah her alanda bu anlayışla hareket ederek, yerli ve milli savunma sanayimizi en üst seviyelere çıkartacağız” ifadelerini kullandı.
“ASELSAN, bugün geldiğimiz noktada çok geniş bir alanda faaliyetlerini sürdürüyor”
Gelinen son noktada ASELSAN'ın çok geniş bir alanda faaliyet gösterdiğine dikkat çeken Erdoğan, “ASELSAN, bugün geldiğimiz noktada çok geniş bir alanda faaliyetlerini sürdürüyor. Bunlar içinde; haberleşme, radar, elektronik harp, elektro optik, güvenlik, silah ve füze savunma sistemleri, insansız otonom araçlar, mühimmatlar, platformlar, yeni nesil yapay zeka sistemleri, enerji, ulaştırma ve sağlık teknolojilerine kadar birçok başlık var.
Küresel ölçekte birçok ilki başarmış patentli ürünler çıkararak ülkemizin ve mühendislerimizin gücünü ispatlayan ASELSAN, yeni başarılarıyla göğsümüzü kabartıyor. Geldiğimiz noktada ASELSAN, alt yüklenicileri ve paydaşlarıyla beraber envanterdeki ürünlerin seri üretimlerine devam ederken, güvenlik güçlerimize yeni sistemler kazandırmayı da sürdürüyor. Ayrıca elindeki teknolojileri çoklu kullanıma açarak enerji, sağlık, ulaştırma gibi alanlarda çözümler üretiyor. Bugün, bu yeni sistemlerden birinin de teslimini gerçekleştiriyoruz. Elektronik harpte bize çok büyük güç katacak Karakulak Yüksek Frekans Kestirme ve Dinleme Sistemi artık kullanıma hazırdır” diye konuştu.

“Bugün TSK'ya teslim ediyoruz”
ASELSAN tarafından geliştirilen ve bugün itibariyle Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) hizmetine giren yeni Karakulak Yüksek Frekans Kestirme ve Dinleme Sistemini video yöntemiyle tanıtan Erdoğan, “Hala TSK'nın envanterinde bulunan Korkut Alçak İrtifa Hava Savunma silah sisteminin yenilerini de bugün TSK'ya teslim ediyoruz. Korkut Alçak İrtifa Hava Savunmasını uçak ve helikopterlerinin yanı sıra havadan karaya füzeler, seyir füzeleri ve insansız hava araçları gibi hedeflere karşı da en etkili şekilde gerçekleştiriyor. Bu sistemde kullandığımız ATOM ismi verilen 35mm parçacıklı mühimmat ile ülkemiz dünyada az sayıda ülkenin sahip olduğu bir yeteneğe milli olarak sahip hale geldi” şeklinde konuştu.
“Yeni sistem, var olan Koral'a düşman unsurlarını algılama, karıştırma ve köreltme alanında daha üstün kabiliyetlere sahip olacak”
Korkut Alçak İrtifa Hava Savunma Silah Sisteminin videolu tanıtımını da gerçekleştiren Erdoğan, “Bir yandan da güvenlik güçlerimizin sahadaki ihtiyaçları doğrultusunda yeni nesil ürünleri geliştirmeye başlıyoruz. Gerçekleştirdiğimiz harekatlarda düşman radarlarının tespit edilmesi ve köreltilmesinde Koral Elektronik Harp Sistemimiz çok büyük rol oynadı. Bu sistemin daha gelişmiş versiyonu olan yeni nesil Koral projesini de bugün başlatıyoruz. Yeni sistem, var olan Koral'a düşman unsurlarını algılama, karıştırma ve köreltme alanında daha üstün kabiliyetlere sahip olacak” ifadelerini kullandı.

“Bir müjde de ROKETSAN'dan verelim”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yeni Nesil Koral'ın tanıtımının ardından, 26-29 Ekim tarihlerinde ROKETSAN'ın gerçekleştirdiği başarıya dikkat çeken Erdoğan, “Başlattığımız yeni proje ve teslimini yaptığımız sistemlerin projelendirilmesi, geliştirilmesi ve üretimi için savunma sanayi başkanlığımızı ve ASELSAN'ı bir kez daha tebrik ediyorum. Bir müjde de ROKETSAN'dan verelim. Geçtiğimiz 30 Ağustos Zafer Bayramı'nda ROKETSAN'a gerçekleştirdiğimiz ziyarette şanlı bayrağımızı daha da yukarılara taşıdığımızı ve artık uzay liginde olduğumuzu söylemiştik. Uzayın karanlığını, milli teknolojimiz ve mühendislik kabiliyetimizle 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nda bir kez daha aydınlattığımızın müjdesini de buradan paylaşmak istiyorum. Tamamen yerli ve milli mühendislik kabiliyetlerimizle yaptığımız uydu fırlatma testleri başarıyla tamamlandı. Bu testlerde 4 kere daha uzaya ulaştık. Cumhuriyet bayramımızda yaşadığımız bu gururla 2023 vizyonumuz çerçevesinde önemli bir dönüm noktasını da geride bıraktık” dedi.
“Elimizdeki sınırlı kaynağı, kendi savunma sanayimizi geliştirmek ve güçlendirmek için kullanmak birinci önceliğimizdir”
Her alanda yeni başarılara imza atmaya devam edileceğinin vurgusunu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kahraman askerlerimiz, sahada canları pahasına mücadele ederken onlara vereceğimiz en büyük destek savunma sanayiimizi daha ileriye taşımak olacaktır. Savunma sanayiinde, daha planlı daha sistematik ve orta, uzun vadeli hareket etmemiz gereken bir döneme girdik. Kendi üretebileceğimiz ürünlerin yurtdışından tedarik edilmesine asla tahammülümüz yoktur. Elimizdeki sınırlı kaynağı, kendi savunma sanayimizi geliştirmek ve güçlendirmek için kullanmak birinci önceliğimizdir.
Bu konuda vakıf şirketlerimizin yanı sıra sektörümüzden de azami gayret bekliyorum. Dünyada savunma sanayii diğer tüm teknolojilerin gelişmesinde lokomotif role sahiptir. Bu alanda yapacağımız her yatırımın ülke kalkınmasına çok büyük katkıları olacağını unutmamalıyız. Eğer bugün ciddi bir cari açığımız varsa, bu cari açığımızı minimize etmede savunma sanayiinin yeri asla inkar edilemez. Savunma sanayindeki kritik teknolojilerin kazanımı için rollerin belirlenmesi, mevcut kabiliyetlerin doğru yönetilmesi, yatırımların planlanması ve kapasitenin etkin kullanımı gerekiyor. İnşallah, savunma sanayiinde kurumlarımız arasındaki işbirliğini daha da geliştirerek hedeflerimize en kısa sürede ulaşacağız” şeklinde konuştu.
Savunma Sanayii sektörüne her türlü desteğin verileceğini yineleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, merkezlerin yetkinlik haritası ve şirketlerin kapasite yöntemi konusunda çok daha güçlü bir koordinasyona ihtiyaç duyulduğunu belirtti.

“Daha yapacak çok işimiz var”
Savunma Sanayii Başkanlığı ile ilgili bakanlıkların, kurumların daha yakın çalışmalar içinde olmasını isteyen Erdoğan, “İhtiyaç makamı, kullanıcılar ve üreticiler arasındaki bilgi akışının net bir şekilde sağlanması savunma sanayiinin sürdürülebilir gelişimi için en başta gelen şartlardan biridir. Sadece teknolojinin değil, yatırımların da doğru planlanması, mükerrer yatırımlardan kaçınılarak kaynak israfının önlenmesi şarttır. Bu çerçevede Savunma Sanayii Başkanlığımızın koordinasyonu dışında yapılan alternatif alımlar mutlaka eldeki imkanlara ve kabiliyetlere öncelik verilen bir değerlendirmeyle gerçekleştirilmedir. Hayati öneme sahip kritik durumlar dışında, en ideali olmasa bile kendimizin üretmesi veya geliştirmesi mümkün olan her şeyi içeride yapmalıyız.
Her kurum, Savunma Sanayii Başkanlığımızın uzmanlığını bir kenara bırakıp kendi ürün tedarikini kendisi yapmaya kalkarsa mükerrerlik ve israf kaçınılmaz hale gelir. Özellikle teknoloji geliştirmeye yönelik faaliyetlere daha fazla kaynak aktarılmalıdır. Bu kapsamda TÜBİTAK ve benzeri kurumların yaptığı çalışmalar daha etkin bir şekilde desteklenmelidir. TSK'yı Güçlendirme Vakfı'nın savunma sanayimize yaptığı katkıya uygun şekilde yeniden yapılandırılması da düşünülebilir. Daha yapacak çok işimiz var” ifadelerine yer verdi.



İran müzakere ve savaş arasında gidip geliyor

Dün Arap Denizi'nde ABD uçak gemisi "Abraham Lincoln"den bir savaş uçağı havalandı (CENTCOM)
Dün Arap Denizi'nde ABD uçak gemisi "Abraham Lincoln"den bir savaş uçağı havalandı (CENTCOM)
TT

İran müzakere ve savaş arasında gidip geliyor

Dün Arap Denizi'nde ABD uçak gemisi "Abraham Lincoln"den bir savaş uçağı havalandı (CENTCOM)
Dün Arap Denizi'nde ABD uçak gemisi "Abraham Lincoln"den bir savaş uçağı havalandı (CENTCOM)

İran müzakere ve savaş arasında gidip gelirken, ABD Başkanı Donald Trump askeri çatışmadan kaçınmak için belirlediği şartlarda ısrarını sürdürüyor. Tahran, Washington ile herhangi bir diyaloğun, Washington'un tehditlerini geri çekmesine bağlı olduğunu ifade etti.

Trump dün, Venezuela'ya gönderilenden daha büyük bir ABD filosunun İran'a doğru ilerlediğini ve güç kullanımına gerek kalmayacağını umduğunu söyledi. İran'ın bir anlaşmaya varmak istediğini belirterek, "Ne olacağını göreceğiz" dedi. Tahran'a bir süre tanıdığını da doğruladı. Washington, diplomasi olasılığını belirtirken, USS Abraham Lincoln uçak gemisinin önderliğinde, Tomahawk füzeleriyle donatılmış üç destroyer eşliğinde bir deniz saldırı grubu konuşlandırarak, hava savunmasını güçlendirdi ve bölgedeki limanlara da savaş gemilerini getirerek askeri yığılmasını yoğunlaştırdı.

Atakçi ile İstanbul'da yaptığı görüşme sonrasında basın toplantısında konuşan Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ankara'nın İran'a yönelik her türlü askeri müdahaleyi reddettiğini, çözümün içsel ve halkın iradesiyle olması gerektiğini belirterek, ABD-İran diyaloğunun yeniden başlatılması çağrısında bulundu.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise basın toplantısında, ülkesinin adil ve eşitlikçi müzakerelere hazır olduğunu, ancak tehdit altında veya ön koşullu diyaloğu kabul etmediğini belirterek, ülkesinin hem müzakereye hem de savaşa hazır olduğunu vurguladı ve savunma kapasitesinde herhangi bir tavizi reddetti.


Panama Kanalı krizinde karar: Çin’e diplomatik darbe vuruldu

Çin devletine ait şirketler de Panama Kanalı'ndaki ihalelere girmişti (Reuters)
Çin devletine ait şirketler de Panama Kanalı'ndaki ihalelere girmişti (Reuters)
TT

Panama Kanalı krizinde karar: Çin’e diplomatik darbe vuruldu

Çin devletine ait şirketler de Panama Kanalı'ndaki ihalelere girmişti (Reuters)
Çin devletine ait şirketler de Panama Kanalı'ndaki ihalelere girmişti (Reuters)

ABD ve Çin arasındaki Panama Kanalı tartışması, Hong Kong merkezli CK Hutchison şirketiyle ilgili verilen kararın ardından tekrar alevleniyor. 

Panama Yüksek Mahkemesi'nin sitesinde dün gece açıklanan kararda, CK Hutchison'ın liman sözleşmesinin "Anayasa'ya aykırı olduğu" hükme bağlandı.  

Çinli iş insanı Li Ka-shing'in sahibi olduğu şirket, kanalın her iki yakasında da tesise sahip. Balboa ve Cristobal adlı limanları işleten firma, ABD Başkanı Donald Trump'ın Çin'in Panama Kanalı'nın kontrolünü ele geçirdiğini iddia etmesiyle başlayan diplomatik krizin ortasında kalmıştı. 

Buna çözüm olarak firma Panama Kanalı'nın iki yakasındaki stratejik limanlara ait hisselerini, Amerikan varlık yönetim şirketi BlackRock liderliğindeki konsorsiyuma 22,8 milyar dolar karşılığında satmayı 4 Mart'ta kabul etmişti.

Ancak Pekin, sert tepki gösterdiği satış işlemleri hakkında inceleme başlatmıştı. Ayrıca CK Hutchison Holdings'in limanlarla ilgili Panama yönetimine 300 milyon dolara yakın borcu olduğu da bildirilmişti.

New York Times (NYT) ve Wall Street Journal (WSJ), henüz tamamlanmayan anlaşmanın mahkeme kararından nasıl etkileneceğinin belirsiz olduğunu yazıyor. 

WSJ'nin analizinde, firmanın limanlardaki faaliyetlerini durdurmak zorunda kalabileceğine dikkat çekiliyor. Şirketin, Yüksek Mahkeme kararına itiraz hakkı yok ancak kararla ilgili çeşitli açıklamalar isteyerek lisans iptal sürecini uzatabilir. 

Panama yönetiminin, lisans iptalinin ardından yeni ihale süreci başlatılana kadar limanları yönetmesi için bir şirketi görevlendirebileceği belirtiliyor.

Panama Yüksek Mahkemesi'nin kararında "siyasi baskının önemli rol oynadığı" savunuluyor. Kararın "Başkan Trump için Batı Yarımküre'deki güvenlik hedeflerinde bir zafer kazandırdığı, Çin'in ise bölgedeki etkisini zayıflattığı" ifade ediliyor. 

ABD'nin 3 Ocak'ta Venezuela'ya düzenlediği baskında lider Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i kaçırmasıyla Çin'in halihazırda Latin Amerika'daki önemli bir müttefikini yitirdiği hatırlatılıyor.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, New York Times


İran senaryoları: Trump, Amerikan komandolarını gönderebilir

Trump, İran'a saldırı planlarını askıya aldığını söyledikten sonra bile askeri müdahale tehditlerini sürdürüyor (Reuters)
Trump, İran'a saldırı planlarını askıya aldığını söyledikten sonra bile askeri müdahale tehditlerini sürdürüyor (Reuters)
TT

İran senaryoları: Trump, Amerikan komandolarını gönderebilir

Trump, İran'a saldırı planlarını askıya aldığını söyledikten sonra bile askeri müdahale tehditlerini sürdürüyor (Reuters)
Trump, İran'a saldırı planlarını askıya aldığını söyledikten sonra bile askeri müdahale tehditlerini sürdürüyor (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran’a kara harekatı seçeneğini değerlendirdiği belirtiliyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla New York Times'a (NYT) konuşan yetkililer, İran'a saldırı seçenekleri arasında Amerikan komandolarının ülkeye gönderilmesinin yer aldığını söylüyor. 

Bu plana göre özel harekatçılar, ABD'nin haziranda düzenlediği saldırıda hasar görmeyen nükleer tesislere saldırı düzenleyecek. 

NYT, Amerikan komandolarının İran ve benzeri hedef ülkelere girerek nükleer tesisleri veya diğer stratejik değere sahip hedefleri vurmak için uzun süredir özel eğitim aldığını yazıyor. 

Analizde "en riskli seçenek" diye nitelenen alternatifle ilgili Beyaz Saray'ın net bir karara varmadığı aktarılıyor. 

Trump, önceden İran'a kara saldırısı hakkında çekincelerini dile getirmiş, 1979 İslam Devrimi'nin ardından patlak veren rehine krizini hatırlatmıştı. 

ABD'nin Tahran Büyükelçiliği'ni basan İranlılar, 52 Amerika vatandaşını 444 gün boyunca rehin tutmuştu. Dönemin ABD Başkanı Jimmy Carter, 1980'de Kartal Pençesi Operasyonu'nu başlatarak Delta Force birliklerini İran'a göndermiş, başarısız harekatta bir İranlı sivil ve 8 Amerikan askeri ölmüştü.

Trump, 11 Ocak'ta NYT'de yayımlanan söyleşisinde, Venezuela'ya düzenledikleri kara operasyonunun Carter'ın harekatı gibi başarısızlığa uğramadığını vurgulayarak övünmüştü. 

Amerikan gazetesinin analizine göre Pentagon'un Trump'a sunduğu seçenekler arasında, ülkedeki askeri ve güvenlik tesislerine saldırı düzenleyerek dini lider Ali Hamaney'in devrileceği koşulları oluşturmak da yer alıyor. 

İsrail ise hazirandaki saldırıların ardından İran'ın balistik füze programını büyük ölçüde yeniden inşa ettiğini savunuyor. Tel Aviv yönetimi, ABD'nin İran'a saldırması halinde Tahran'dan kuvvetli bir misilleme geleceğini düşünüyor. 

Bu nedenle İsrail'in, ABD'yle ortak operasyon düzenleyerek İran'ın balistik füze tesislerini vurmak istediği aktarılıyor.

Wall Street Journal'ın 28 Ocak'taki analizinde, Devrim Muhafızları'nın elinde İsrail'e ulaşabilecek yaklaşık 2 bin adet orta menzilli balistik füze ve önemli miktarda kısa menzilli füze stoku bulunduğu belirtilmişti.

Trump, İran riyalinin döviz karşısında çakılmasıyla 28 Aralık'ta patlak veren eylemlerde, göstericilerin vurulması veya idam edilmesi halinde askeri müdahale tehdidinde bulunmuş, daha sonra operasyonu askıya almıştı.

İran devleti eylemlerdeki can kaybına dair ilk açıklamayı 21 Ocak'ta yapmıştı. Güvenlik güçleri ve siviller dahil 3 bin 117 kişinin hayatını kaybettiği duyurulmuştu. 

Ancak ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), gösterilerde çıkan olaylarda 6 bin 373 kişinin hayatını kaybettiğini, 42 bin 486 kişinin gözaltına alındığını savunmuştu.

Independent Türkçe, New York Times, Wall Street Journal