Birleşmiş Milletler, Etiyopya’da savaş suçları işlenmesinden endişeli

Birleşmiş Milletler, Etiyopya’da savaş suçları işlenmesinden endişeli
TT

Birleşmiş Milletler, Etiyopya’da savaş suçları işlenmesinden endişeli

Birleşmiş Milletler, Etiyopya’da savaş suçları işlenmesinden endişeli

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) tarafından Cuma günü yapılan açıklamada, Etiyopya'nın Tigray Bölgesi’ndeki çatışmalar nedeniyle kasım ayı başından bu yana 14 bin 500'den fazla kişinin komşu Sudan'a kaçtığı bildirildi. Üst düzey BM yetkilileri bölgeden endişe verici haberler geldiği uyarısında bulunarak Etiyopya'nın Tigray’daki katliamının savaş suçları kapsamına girebileceği uyarısında bulundular.
Sudanlı yetkililere göre Etiyopya'nın Tigray Bölgesi’ndeki savaştan kaçarak Sudan'ın Gadarif eyaletine ulaşan mülteci sayısı, çoğu çocuk ve kadın olmak üzere 11 bin mülteciye ulaştı. Etiyopya federal güçleri ile Etiyopya’nın kuzeyindeki Tigray Bölgesi’ni kontrol eden Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (THKC) güçleri arasında yaklaşık bir haftadır süren şiddetli çatışmaların bu şekilde devam etmesi halinde mülteci sayısının 20 bine ulaşması bekleniyor. UNHCR, çoğu kadın ve çocuktan oluşan mültecilere hayat kurtaran yardımları sağlamak için Sudanlı yetkililerle iş birliği içinde çalıştığını bildirdi. UNHCR tarafından yapılan açıklamada mültecilerin, Gadarif eyaletindeki Lodji ve Kassala ile el-Hamidiye bölgelerinde, sınır giriş noktalarının yakınında bulunan transit merkezlerde geçici olarak barındırıldığı kaydedildi. Ayrıca, mültecilere yiyecek ve içme suyu dağıtıldığı, UNHCR’nin ve yerel yetkililerin gelenlerin tıbbi muayenesini yaparak kayıt altına aldıkları bilgisi verildi. UNHCR Bölge Ofis Müdürü Clementine Nkweta Salami, komşu ülkelere Etiyopya'daki çatışmalar nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalanlara sınırlarını açık tutmaları için çağrıda bulundu. Daha fazla mülteci beklendiğine dikkat çekti.
BM, çatışmaların hızına göre 24 saat içinde binlerce mültecinin Sudan sınırlarına ulaşmasını ve Sudan'a kaçan mülteci sayısının ciddi bir şekilde artmasını bekliyor. BM tarafından yapılan açıklamada söz konusu durumun mültecilerin ihtiyaçlarını karşılamak için büyük bir kaynak seferberliği gerektirdiği, Etiyopya içinde çatışmaların çıktığı bölgelere yakın dört kampta yaşayan yaklaşık 96 bin Eritreli mülteci olduğu belirtildi. Açıklamada ayrıca mevcut durumun endişe yarattığı, Tigray Bölgesi’nden 100 bin kişinin çatışmalar nedeniyle mülteci konumunda olduğu kaydedildi.
UNHCR, mülteci kamplarının çatışmaların yaşandığı bölgelere yakın olmamasına rağmen mültecilerin ve insani yardım çalışanlarının güvenliğinden endişe ettiklerini duyurdu. Açıklamaya göre yolların kapanması, elektrik, iletişim ve internet eksikliği, yakıt kıtlığı ve likidite sıkıntısına yol açan bankacılık hizmetlerinin askıya alınması, çatışma devam ettiği takdirde mültecilerin sayılarını ve akışlarını kontrol etmeyi "neredeyse imkansız" hale getiriyor.
Üst düzey BM yetkilileri Etiyopya'nın Tigray’daki katliamın savaş suçları kapsamına girebileceği konusunda uyarıda bulundular. Çatışmanın uzayacağına dair endişelerini dile getirdiler. BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet, Mai-Kadra bölgesindeki toplu katliamlara dair yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Tigray ulusal ve bölgesel güçleri ile Etiyopya hükümet kuvvetleri mevcut durumu sürdürürse durumun tamamen kontrolden çıkma riski var. Bu durum ağır kayıplara ve yıkımlara yol açabilir. Ayrıca Etiyopya içinde ve sınırın ötesinde kitlesel bir göçe neden olabilir.”
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin Çatışma Bölgelerinde Cinsel Şiddet Özel Temsilcisi Pramila Patten ve BM Koruma Sorumluluğu Özel Danışmanı Karen Smith tarafından yapılan ortak açıklamada “endişe verici olanın etnik ve dini nedenlerden kaynaklanan nefret söylemi, şiddete teşvik ve ayrıca keyfi tutuklamalar, cinayetler, kitlesel yerinden edilme ve ülkede yıkım” olduğunu belirttiler. "Bu tür etnik kaynaklı saldırıların ve vatandaşların etnik kimliğe göre sınıflandırılmasının soykırım, insanlığa karşı suç ve savaş suçu riskini artırdığını" vurguladılar. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet de Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International) tarafından bildirilen toplu cinayet iddialarının ayrıntılarının henüz tam olarak belgelenmediğini ifade ederek savaş suçları işlenip işlenmediği konusunda kapsamlı bir araştırma yapılması çağrısında bulundu. Bachelet sözlerini şöyle sürdürdü:
“Eğer çatışan taraflardan birinin bunu kasten yaptığı doğrulanırsa sivillerin öldürülmesi elbette savaş suçu olur. Bağımsız bir soruşturma yürütülmeli ve tam hesap verebilirlik sağlanmalıdır. Ancak Tigray ile iletişimin kesilmesi, yıkımın boyutunu belgelemeyi zorlaştırıyor. Şu an öncelik çatışmayı durdurmak ve daha fazla katliam yapılmasını önlemektir.”
Bachelet ayrıca çeşitli kaynaklardan, hükümet güçleri tarafından hava bombardımanının yoğunlaştığını ve çatışan taraflar arasında şiddetli kara çatışmaları yaşandığını aktaran raporlar aldığını, çatışma bölgelerinde su ve elektriğin kesildiği haberlerinin de kaygı verici olduğunu söyledi. "Çatışma sonucu ölüm ve yaralanma riskinin yanı sıra çatışmanın sivil nüfus üzerinde büyük etkilere sahip olduğunu” vurguladı.
Avrupa Birliği de kriz hattına dahil olarak etnik kökenleri hedef alan uygulamalar, nefret söylemi ve Etiyopya'da işlenen zulüm iddialarının büyük endişe kaynağı olduğunu duyurdu. UNHCR Sözcüsü Babar Baloch bir süre önce Cenevre'de basın mensuplarına yaptığı açıklamada, 24 saat içinde 4 binden fazla çocuğun sınırı geçtiğini belirterek mülteciler arasındaki binlerce çocuğu da "bitkin ve dehşet içinde" olarak nitelendirdi. Baloch, "Mültecilerin çoğu sadece birkaç parça eşya taşıyor. Bu da bölgeye aceleyle gittiklerini gösteriyor” dedi. Baloch açıklamasını şöyle sürdürdü:
"UNHCR ve ortakları yardımları yoğunlaştırıyorlar. Ancak yeni gelenlerin sayısı mevcut kapasiteyi aşmış durumda. Birçoğu Hamra kentindeki kasabalardan ve komşu Ravyan ve Dima eyaletlerinden geliyor. Tigray'deki yaşam koşulları ve çalışma şartları, elektrik kesintileri, ciddi gıda ve yakıt kıtlığı nedeniyle daha zor hale geldi. Ayrıca iletişimin kesintiye uğraması da bilgi eksikliğine yol açtı.”



İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.


Netanyahu: İran, İsrail'e saldırırsa "hayal edilemez" bir karşılıkla yüzleşecek

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)
TT

Netanyahu: İran, İsrail'e saldırırsa "hayal edilemez" bir karşılıkla yüzleşecek

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump'ın Tahran'a karşı askeri harekât olasılığına tekrar işaret etmesinin ardından, ülkesinin İran'ın saldırısına güçlü bir şekilde karşılık vereceği uyarısında bulundu.

Netanyahu, askeri bir tören sırasında televizyonda yayınlanan konuşmasında, "Eğer bize saldırma hatasını yaparlarsa, hayal bile edemeyecekleri bir karşılık alacaklar" dedi.

Trump, bir anlaşmaya varılmadığı takdirde İran'ı bombalamakla defalarca tehdit etti ve bölgeye iki uçak gemisi, savaş gemileri ve uçaklar göndererek saldırı olasılığını artırdı.

dfvgthy
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, (AP)

İsrail Başbakanı, Gazze Şeridi'nin silahsızlandırılmasından önce yeniden inşa edilmeyeceğini belirterek, "Müttefikimiz Amerika Birleşik Devletleri ile Gazze silahsızlandırılmadan önce yeniden inşa edilmeyeceği konusunda anlaştık" dedi. Başkan Trump'ın temsilcisi Steve Witkoff da dahil olmak üzere Amerikalı yetkililer, somut ilerleme kaydedildiğini ve Hamas'ın silahlarını bırakması için baskı altında olduğunu vurguladı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre İsrail, Hamas'tan küçük kalibreli kişisel silahların müsadere edilmesi de dahil olmak üzere geniş kapsamlı kısıtlamalar getirme tehdidinde bulundu.