Sudan’ın laneti ‘bölünmeler’ sivil devlet hayalini tehdit ediyor

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan (AFP)
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan (AFP)
TT

Sudan’ın laneti ‘bölünmeler’ sivil devlet hayalini tehdit ediyor

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan (AFP)
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan (AFP)

İsmail Muhammed Ali
Sudan'daki siyaset sahnesi, geçiş hükümeti için siyasi bir kuluçka merkezi olan Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri (ÖDBG) bileşenleri arasında çeşitli politik ve ekonomik konulardaki fikir farklılığının bir sonucu olarak, büyük sorunlar yaşıyor. Bu durum derin anlaşmazlıklar ve çatışmalara yol açıyor. Öte yandan bu geniş ittifakın oluşumundan bu yana bir yavaşlama ve mutabık olunan konular ve anlaşmalardan geri çekilmeler, karşılıklı suçlamalar söz konusu. Bu durum nedeniyle Sudan Milli Ümmet Partisi, ÖDBG bünyesindeki faaliyetlerini askıya aldı.  Ardından Sudan Komünist Partisi ve Baas Partisi ittifaktan geri çekildi. Bu durum birçok kişiyi ülkede sivil devletin hayatta kalmasını etkileyen tehditler olduğu düşüncesine sevk etti. Ayrıca mevcut geçiş döneminin sonunda genel seçimler yapılara demokratik geçiş konusunun tamamlanamaması konusunda endişelere neden oluyor.
Bu bağlamda, Sudan Komünist Partisi Resmi Sözcüsü Emel ez-Zeyn, “Yeni anayasa belgesinde temsil edilen siyasi sahnede olanlar, Nisan 2019'da bir önceki diktatörlük rejimini deviren halk devrimine karşı tam bir darbe. Bu belge, kitlelerin hareketine ve meydana gelen değişime inanmayan yumuşak iniş projesini arayan bir grubun kuralına yasal bir gerekçe haline geldi. Şimdiye kadar olan şey, sadece eski rejimin liderinin görevden alınması. Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri Koalisyonu’ndan sadece bir grup, üzerinde anlaşılan tüzük ve beyanlara aykırı politikaları destekleyerek bu eğilim lehine çalışıyor. Öte yandan Komünist Parti, geniş bir cephenin önderlik ettiği bir geçiş döneminde misyonu, Aralık Devrimi'nin sloganlarına ve hedeflerine ulaşmak olan demokratik bir sivil sistemin kurulması çağrısını sürdürüyor. ÖDBG ittifakı ile taçlanan fedakarlıklar yapıldı. Ancak ne yazık ki bu aykırı yol değişti. Partiye yönelik bir komplo olduğu ve göz ardı edilemeyen halkın iradesinden bir geri çekilme olduğu açık görünüyordu. Dolayısıyla bu ittifakı sürdürmek partimiz için suçtur” ifadelerini kullandı.

Halk iradesi
Zeyn, sözlerine şöyle devam etti: “Bu acı gerçek bize iki seçenek bırakıyor. Ya bu ittifakla devam edecek ancak kitleler hareketinden soyutlanacağız ya da devrimin açık sloganlarını, hedeflerini ve sorunlarını ifade eden sokağın sesiyle birlikte duracağız. Partimiz, ülkeyi bilinmeyene sürükleyen siyasi uygulamalar ve düzenlemelerden uzakta, bu gelişme ve tutumları uzunca bir düşündü. Bu dönemde güçleriyle birlikte devrimin gidişatını düzeltmeye odaklanmak üzere Ulusal Mutabakat Güçleri ve ÖDBG’den çekilme kararı aldı.”
Emel Zeyn, “Mevcut iktidar hem sivil hem de askeri kanatlarıyla asalak kapitalizme hizmet ediyor. Komplolar, ÖDBG’nin Ekonomi Komitesi’nin stratejik malları serbestleştirme politikası benimseme, sübvansiyonların kaldırılmasını talep eden Uluslararası Para Fonu reçetesini uygulamaya yönelik tavsiyelerini hedef aldı. Piyasada dolar fiyatının sürekli ve ürkütücü şekilde artması, yüksek enflasyon oranları ve gençler arasında yaygın işsizliğin yanı sıra yaşam koşullarının bozulması bizi endişelendiriyor” dedi.
Komünist Parti'nin resmi sözcüsü, halkın iradesinin, gizli güçler tarafından, bu halkın özgürlük, adalet ve barış elde etmek için yaptığı fedakarlığa saygı göstermeyecek şekilde saptırıldığını düşünüyor. Halkın bunları elde etmek için yüzlerce şehit ve binlerce yaralı verdiğine işaret eden Zeyn, çok sayıda insanın bu uğurda kaybolduğunu söyledi. Sözcü, Yasama Konseyi, yerel yönetim ve komisyonların oluşumunda yavaşlama ve erteleme yapıldığı, özgürlüklere yönelik saldırı ve alan daraltıldığına işaret etti. Devrimci hareketi durdurmak için hakların ihlal edildiği ve devrim sloganlarının reddedildiğine vurgu yapan Zeyn’e göre bunlar bir tesadüf değil, daha ziyade halk devrimini yok etmeye çalışan tam bir şema içinde sistematik ve organize bir eylem.
Emel Zeyn, partisini geçiş hükümeti için siyasi inkübatörden çekme kararının sivil devleti ve ülkedeki demokratik geçişi tehdit etmeyeceğini belirtiyor. Zeyn, “Olan şey, çeşitli biçimlerde devrime karşı dönen bir güç nedeniyle ‘sokağın görüşüne doğru yönelmekti’. Ancak net hedeflere sahip bir ittifakı kristalize etmek için özellikler olduğu kesindir. Halk devriminin nedenlerini ve sloganlarını destekleyecek ve biz, parti olarak, kendisiyle birlikte duran bir otorite isteyen sınıfın çoğunluğuyla uyumlu bir sivil devletin kurulmasını destekleyen kitle hareketinin parçasıyız. Ülkeyi geçişe yönlendiren ve onu mevcut ekonomik krizlerden kurtaran politikalar uygulanmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Güç dengesi
Öte yandan Sudan Milli Ümmet Partisi’nin Devlet İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Abdulcelil el-Paşa, “Ülkenin savaştan barışa, totalitarizmden demokrasiye bir geçiş aşamasından geçmesi doğaldır. Önceki rejimin 30 yıl süren iktidarının çeşitli alanlarda birçok kriz bırakması sonucunda, zorluklar ve problemlerle karşı karşıya kalmamız normal bir durum. Ancak mesele artık siyasi inkübatör, Bakanlar Konseyi ve Egemen Konsey tarafından temsil edilen otorite partileri arasında uyum ve birlik gerektiriyor” şeklinde konuştu.
Paşa, “Siyasi sahne, ÖDBG’yi zayıflatan bölünmeler ve partizan değişkenlerle karakterize edilen akışkan bir süreçten geçiyor. Bu durum geçiş hükümetinin performansında bir gerilemeye yol açtı. Aynı zamanda askeri ve sivil unsurlar arasında bir güç dengesizliği yaratılmasına neden oldu. Askeri taraf, geçiş aşamasının seyrini tehdit eden bir şekilde iktidar üzerinde egemen bir hale geldi” dedi.
Abdulcelil Paşa, “Ne eğri gölge ne de sopa hiçbir şekilde düzeltilemez. Pek çok çatışmaya tanıklık eden siyasi inkübatörde reform yapılması gerekiyor. Ümmet Partisi'nin net bir vizyonu vardı. Geçiş hükümeti kurulduğundan beri bu kusur konusunda uyarılarda bulunmaya devam etti. Bunun yerine, özellikle de barış anlaşması imzalandıktan ve devrimci cephe ülkeye girdikten sonra radikal reformlar başlatmayı amaçlayan kapsayıcı bir konferansın kurulmasını isteyen sosyal sözleşme taslağına odaklanmayı önerdi” dedi. Paşa, durumun yeniden düşünülmeyi ve izlenen politikalarla ve iç cephenin uyumuna öncelik verilmesi gerektiğini belirtti. Bu hedeflere ulaşılmadığı müddetçe geçiş döneminin devamlılık tehlikesiyle karşı karşıya kalacağını söyledi.
Abdulcelil Paşa, “Milli Ümmet Partisi, siyasi sahnenin karmaşıklığını iki temelden ele almak için bir girişim başlattı. Birincisi, siyasi inkübatörün, geçiş hükümetini desteklemek için partiler ve sivil toplum kuruluşları, sivil idare ve Sufi tarikatları da dahil olmak üzere Sudan halkının en fazla sayıda bileşenini içerecek şekilde genişletilmesidir. İkinci temel ise, performans ve politikalar açısından gerçek bir reforma ulaşma ihtiyacıdır” dedi. Paşa, geçiş aşamasının hedeflerine ulaşmanın ve ülkeyi yönetenleri zorunlu kılan adil genel seçimlere ulaşmanın tek yolunun ulusal fikir birliği ve siyasi bütünlüğe ulaşmak olduğunu vurguladı.



Suriye ordusu, SDG'nin bombardımanına yanıt olarak doğu Halep'teki militan mevzilerini hedef aldı

Halep kırsalındaki Deyr Hafir dışında Suriye güvenlik güçlerine mensup bir kişi (Reuters)
Halep kırsalındaki Deyr Hafir dışında Suriye güvenlik güçlerine mensup bir kişi (Reuters)
TT

Suriye ordusu, SDG'nin bombardımanına yanıt olarak doğu Halep'teki militan mevzilerini hedef aldı

Halep kırsalındaki Deyr Hafir dışında Suriye güvenlik güçlerine mensup bir kişi (Reuters)
Halep kırsalındaki Deyr Hafir dışında Suriye güvenlik güçlerine mensup bir kişi (Reuters)

Suriye Ordusu Harekat Komutanlığı, Deyr Hafir’deki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile ittifak halinde olan “Kürdistan İşçi Partisi (ÜKK) milisleri ve eski rejimin kalıntıları” olarak tanımladığı güçlere karşı harekete geçtiğini duyurdu.

Operasyon Komutanlığı, Suriye Haber Ajansı’nda (SANA) bugün yer alan açıklamasında, bu saldırının SDG güçlerinin bölgede gerçekleştirdiği topçu bombardımanına yanıt olarak yapıldığını belirtti.

Suriye ordusu bugün erken saatlerde, arabulucuların gerilimi sona erdirmek için müdahale etmesine rağmen Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) Halep şehri ve doğu kırsalına yönelik tehdidinin devam ettiğini açıkladı.

Suriye ordusunun harekat komutanlığı El-Ihbariye TV'ye, “terörist” Bahoz Erdal'ın Kandil Dağları'ndan Tabka bölgesine “SDG ve PKK milislerinin Suriyeliler ve ordusuna karşı yürüttüğü askeri harekatları yönetmek” için geldiğini izlediğini ifade etti.

Açıklamada, SDG ve Kürdistan milislerinin, Halep şehri ve doğu kırsalındaki sakinlere yönelik yeni saldırılara hazırlanmak amacıyla Meskene ve Deyr Hafir bölgelerine çok sayıda İran insansız hava aracı (İHA) getirdiğini de belirtti.

Suriye Ordusu Harekat Komutanlığı şöyle devam etti: “Tabka bölgesine yeni milis gruplarının ve eski rejimin kalıntılarının geldiğini izledik. Bu gruplar, Deyr Hafir, Meskene ve çevresinde bulunan bölgelerdeki konuşlanma noktalarına nakledilecek.” Komutanlık, bu grupların Suriye'yi istikrarsızlaştırmasına izin vermeyeceğini vurguladı.

Şarku’l Avsat’ın SANA’dan aktardığına göre açıklamada, ordunun “halkı savunacağını ve Suriye'nin egemenliğini koruyacağını, eski rejimin kalıntılarının ve Kandil'den sınırı geçen teröristlerin Suriye'yi istikrarsızlaştırmasına ve Suriye toplumunu hedef almasına izin vermeyeceğini” kaydetti.

Suriye ordusu, Halep'in Deyr Hafir bölgesindeki üç konumun haritasını yayınlayarak, SDG müttefiklerinin bu konumları operasyonları için fırlatma rampası ve İHA fırlatmak için üs olarak kullandığını belirtti ve sivillere bu konumlardan uzak durmaları çağrısında bulundu.

 SDG lideri güçlerinin Fırat'ın doğusuna çekileceğini duyurdu

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi bugün yaptığı açıklamada, güçlerinin yarın (yerel saatle sabah 7'de Halep'in doğusundan çekileceğini ve Fırat Nehri'nin doğusundaki bölgelere yeniden konuşlandırılacağını söyledi.

X platformunda yaptığı paylaşımda, bu adımın “dost ülkeler ve arabulucuların çağrıları ve entegrasyon sürecini tamamlama ve 10 Mart anlaşmasının şartlarını uygulama konusundaki iyi niyetimizin bir ifadesi olarak” atıldığını belirtti.


Suriye Devlet Başkanı Şara, Kürtlerin hak ve güvenliğini güvence altına alan kararnameyi imzaladı

Suriye Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara (DPA)
Suriye Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara (DPA)
TT

Suriye Devlet Başkanı Şara, Kürtlerin hak ve güvenliğini güvence altına alan kararnameyi imzaladı

Suriye Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara (DPA)
Suriye Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara (DPA)

Suriye Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, imzaladığı kararnameyle Kürtlere ilişkin bir dizi önemli düzenlemeyi yürürlüğe koydu. Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara, Kürtlerin haklarını ve güvenliğini yasal güvence altına aldığını belirttiği bir kararnameye imza attı. Şarku'l Avsat'ın  Resmi haber ajansı SANA’dan aktardığı habere göre  yayımlanan kararname, Suriye’nin yeni ulusal kimliğini “çok kültürlü ve birleşik” olarak tanımladı. Kararnamede, Kürtlerin Suriye toplumunun ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulandı. Şara, kararnameyi imzalamadan önce yaptığı konuşmayı sosyal medya platformu X hesabından paylaştı.

“Bir Arabın bir Kürde üstünlüğü yoktur”

Konuşmasında eşitlik ve birlik mesajı veren Ahmed Şara, aidiyet üzerinden üstünlük kurulamayacağını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:

“Allah, iyiliği ve takvayı aidiyetten üstün kılmıştır. Hayır, vallahi; bir Arabın bir Kürde, bir Türk’e veya başkasına hiçbir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak Allah korkusu ve hangi milletten olursa olsun kişinin dürüstlüğüyle ölçülür.”

Kürt halkına hitap eden eş-Şara, “Ey Kürt halkımız, Selahaddin’in torunları!” sözleriyle başladığı konuşmasında, Kürtlere zarar verileceğine dair iddialara inanılmaması gerektiğini belirterek, “Vallahi, size kim kötülükle dokunursa kıyamet gününe kadar hasmımızdır. Bizim hayatımız sizin hayatınızdır” dedi.

Zorla göç ettirilenlere geri dönüş çağrısı

Ülkenin selameti, halkın refahı ve birliğinin öncelikleri olduğunu vurgulayan eş-Şara, kimsenin bu süreçten dışlanmayacağını ifade etti. Bu kapsamda Kürt halkının haklarını ve bazı özel durumlarını yasayla güvence altına alan özel bir kararname yayımladıklarını açıklayan eş-Şara, topraklarından zorla göç ettirilenlere de çağrıda bulundu.

Eş-Şara, silahlarını bırakmaları şartıyla, hiçbir koşul ve kısıtlama olmaksızın herkesin evlerine güvenle dönebileceğini belirterek, Kürt halkını ülkenin yeniden inşasına aktif şekilde katılmaya davet etti.

Konuşmasının sonunda birlik vurgusunu yineleyen Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara, “Sizi bu vatanın inşasına etkin bir şekilde katılmaya, selameti ve birliğini korumaya ve bunun dışındaki her şeyi reddetmeye çağırıyorum. Başarı Allah’tandır” ifadelerini kullandı.

8 madde halinde yayımlanan kararname

Kürtlerin statüsü ve kültürel kimliği güvence altına alındı

Kararnamede, Suriyeli Kürt vatandaşların Suriye halkının temel ve ayrılmaz bir parçası olduğu ifade edildi. Kürtlerin kültürel ve dilsel kimliğinin, çok kimlikli ve birleşik Suriye ulusal kimliğinin ayrılmaz bir unsuru olduğu belirtildi.

Devletin kültürel ve dilsel çeşitliliği korumayı taahhüt ettiği vurgulandı. Bu kapsamda Kürt vatandaşların, ulusal egemenlik çerçevesinde kendi kültürel miraslarını ve sanatlarını canlandırma, ana dillerini geliştirme hakkının devlet güvencesi altında olduğu kaydedildi.

Kürtçe ulusal dil olarak tanındı, eğitim hakkı düzenlendi

Kürtçenin ulusal bir dil olarak kabul edildiği belirtildi. Kürtlerin nüfusun önemli bir bölümünü oluşturduğu bölgelerde, kamu ve özel okullarda Kürtçe öğretimine izin verileceği ifade edildi. Kürtçenin, seçmeli ders kapsamında ya da kültürel ve eğitsel bir faaliyet olarak okutulabileceği bildirildi.

Vatandaşlık sorunu çözüldü, 1962 uygulamaları kaldırıldı

1962 yılında Haseke vilayetinde yapılan genel nüfus sayımından kaynaklanan tüm istisnai yasa ve uygulamaların yürürlükten kaldırıldığı açıklandı. Bu çerçevede, Suriye topraklarında yaşayan tüm Kürt kökenli kişilere, doğum kaydı bulunmayanlar dahil olmak üzere, hak ve yükümlülüklerde tam eşitlik esasına dayalı Suriye vatandaşlığı verileceği hükme bağlandı.

Nevruz resmî ve ücretli tatil ilan edildi

21 Mart Nevruz’un, baharı ve kardeşliği simgeleyen ulusal bir bayram olarak Suriye Arap Cumhuriyeti genelinde resmî ve ücretli tatil günü ilan edildiği duyuruldu.

Ayrımcılık yasaklandı, kapsayıcı ulusal söylem vurgusu

Devlet medyası ve eğitim kurumlarının kapsayıcı ve bütüncül bir ulusal söylem benimsemekle yükümlü olduğu belirtildi. Etnik köken veya dil temelinde her türlü ayrımcılık ve dışlamanın yasa ile yasaklandığı vurgulandı. Ulusal fitne ve ayrışmayı teşvik edenlerin yürürlükteki yasalar çerçevesinde cezalandırılacağı kaydedildi.

Uygulama ve yürürlük hükümleri

Kararnamenin uygulanması için ilgili bakanlıklar ve yetkili kurumların, kendi görev alanları dahilinde gerekli yürütme talimatlarını çıkaracağı ifade edildi.

Kararnamenin Resmî Gazete’de yayımlanacağı ve yayımlandığı tarihten itibaren yürürlüğe gireceği bildirildi.

Aşağıda kararnamenin tam metni yer almaktadır:

Cumhurbaşkanı Anayasal Bildiri hükümlerine dayanarak, Yüksek ulusal çıkarların gerekleri doğrultusunda, Devletin ulusal birliği güçlendirme ve tüm Suriyeli vatandaşların kültürel ve medeni haklarını güvence altına alma konusundaki rolü ve sorumluluğu çerçevesinde,

Aşağıdaki hususların kararlaştırılmasına hükmedilmiştir:

Madde (1): Suriyeli Kürt vatandaşlar, Suriye halkının temel ve asli bir parçası kabul edilir. Kültürel ve dilsel kimlikleri, çok yönlü ve birleşik Suriye ulusal kimliğinin ayrılmaz bir parçasıdır.

Madde (2): Devlet, kültürel ve dilsel çeşitliliğin korunmasını taahhüt eder; Kürt vatandaşların ulusal egemenlik çerçevesinde miraslarını, sanatlarını yaşatma ve ana dillerini geliştirme hakkını güvence altına alır.

Madde (3): Kürtçe, ulusal bir dil olarak kabul edilir. Kürt nüfusunun kayda değer oranda bulunduğu bölgelerde, devlet ve özel okullarda seçmeli ders veya eğitsel-kültürel faaliyet kapsamında öğretilmesine izin verilir.

Madde (4): Haseke ilinde 1962 genel nüfus sayımından kaynaklanan tüm istisnai yasa ve tedbirler yürürlükten kaldırılır. Suriye topraklarında ikamet eden Kürt kökenli tüm vatandaşlara, kaydı kapalı olanlar dâhil olmak üzere, Suriye vatandaşlığı verilir; hak ve yükümlülükler bakımından tam eşitlik sağlanır.

Madde (5): “Nevruz Bayramı” (21 Mart), baharı ve kardeşliği simgeleyen ulusal bir bayram olarak Suriye Arap Cumhuriyeti’nin tüm bölgelerinde ücretli resmî tatil ilan edilir.

Madde (6): Devletin medya ve eğitim kurumları kapsayıcı bir ulusal söylemi benimsemekle yükümlüdür. Etnik veya dilsel temelde her türlü ayrımcılık ve dışlama kanunen yasaktır. Ulusal ayrışmayı körükleyenler yürürlükteki yasalar uyarınca cezalandırılır.

Madde (7): İlgili bakanlıklar ve yetkili kurumlar, bu kararnamenin hükümlerinin uygulanmasına ilişkin gerekli yürütme talimatlarını, kendi yetki alanları dâhilinde çıkarır.

Madde (8): Bu kararname Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımlandığı tarihten itibaren yürürlüğe girer.

Ahmed El-Şara
Suriye Arap Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı


Almanya Cumhurbaşkanlığı: Ahmed eş-Şera salı günü Berlin'i ziyaret edecek

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters – Arşiv)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters – Arşiv)
TT

Almanya Cumhurbaşkanlığı: Ahmed eş-Şera salı günü Berlin'i ziyaret edecek

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters – Arşiv)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters – Arşiv)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera, Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier’in bugün yayımlanan resmi programına göre salı günü Berlin’i ziyaret edecek.

Alman hükümeti adına konuşan bir sözcü, Almanya Şansölyesi Friedrich Merz’in salı günü Berlin’de Şera ile yapacağı görüşmede, Suriyeli vatandaşların ülkelerine dönüşü başta olmak üzere çeşitli konuları ele alacağını söyledi.

Sözcü, “İlişkileri güçlendirme ve tabiri caizse Suriye hükümetiyle yeni bir sayfa açma isteğimiz var. Ele almamız gereken birçok önemli konu bulunuyor. Bunlar arasında Suriyelilerin ülkelerine geri dönüşü de yer alıyor” ifadelerini kullandı.

sdfrg
Almanya Şansölyesi Friedrich Merz (EPA)

Ziyaret, Almanya’nın 23 Aralık’ta silahlı soygun, saldırı, darp ve şantaj suçlarından hüküm giymiş bir Suriyeli vatandaşı ülkesine sınır dışı etmesinden bir aydan kısa süre sonra gerçekleşiyor. Bu adım, 2011’de Suriye’de çatışmaların başlamasından bu yana ilk sınır dışı işlemi olarak kayda geçmişti.

Geçtiğimiz yıl mayıs ayında göreve başlayan Merz, aşırı sağın yükselişiyle birlikte göç politikalarını sıkılaştırma yoluna gitmişti.

Merz, kasım ayında yaptığı açıklamada, ‘Suriye’de iç savaşın sona erdiği’ gerekçesiyle Suriyeli mültecilerin ülkelerine geri gönderilmesi çağrısında bulunmuştu.

Aralık 2024’te Beşşar Esed’in devrilmesinin ardından Almanya’nın da aralarında bulunduğu birçok Avrupa ülkesi, yabancıların karıştığı çeşitli saldırıların ardından aşırı sağ partilerin seçimlerde güçlü kazanımlar elde etmesi bağlamında, iltica başvurularına ilişkin işlemleri askıya aldıklarını duyurmuştu.