Umman Sultanlığı, 50. Milli Günü’nü rönesansını sürdürerek ve yüksek umutlarla kutluyor

Umman Sultanlığı, 50. Milli Günü’nü rönesansını sürdürerek ve yüksek umutlarla kutluyor
TT

Umman Sultanlığı, 50. Milli Günü’nü rönesansını sürdürerek ve yüksek umutlarla kutluyor

Umman Sultanlığı, 50. Milli Günü’nü rönesansını sürdürerek ve yüksek umutlarla kutluyor

Umman Sultanlığı, 18 Kasım’da rönesansının 50’inci yıl dönümünü kutluyor. Umman’ın vatansever evlatları, Sultan Heysem bin Tarık bin Teymur Al Said’in bilge liderliğinde Umman Rönesansı’nı, hayatın çeşitli alanlarını kapsayan iddialı projelerle tüm ülkede inşa ve ilerleme sürecinde daha fazla başarı elde etmeye yönelik kararlılıkları ve özverileri ile sürdürüyorlar.
Ummanlılar, bu değerli milli günü bu yıl ilk kez rönesansın başlatıcısı ve modern devletin kurcusu olan merhum Sultan Kabus bin Said bin Teymur’un yokluğunda geçiriyor.

İktidarın geçişi kolayca gerçekleşti

Sultan Heysem bin Tarık’ın, Umman Sultanlığı yönetiminin dizginlerini eline alması
Sultan Kabus bin Said bin Teymur’un 11 Ocak 2020’de ülkesini, Arap ülkelerini ve İslam dünyasını yasa boğan vefatı, Umman için zamansız olsa da Kraliyet Aile Konseyi, merhum Sultan’a duyduğu minnettarlık ve inançla, onun her zamanki bilgeliğine ve geniş vizyonuna dayanarak yönetime onun istediği kişinin gelmesini onayladı.
Umman Savunma Konseyi, merhum Sultan Kabus’un son arzusunu yerine getirmek üzere Sultan Heysem bin Tarık’ı ‘bu güveni taşımaya layık nitelik ve yeteneklerinden’ ötürü ülkenin Sultanı olarak ilan edildiği bir tören düzenledi.
Ummanlılar, 49 yılı aşkın bir süre boyunca gelişimin ve yeniden inşanın öncülüğünü yapan Sultan Kabus bin Said’e dua ve minnetle veda ederken Onun büyük ve ölümsüz başarılarını bir kez daha yad ettiler.

Sultan Heysem bin Tarık bin Teymur Al Said’in başarıları
Sultan Heysem bin Tarık bin Teymur Al Said, ülkede iktidarı devraldıktan sonraki ilk on ayında, çeşitli alanlarda sağlam bir irade ve amansız bir kararlılıkla birçok başarıya imza atmayı başardı. Sultan Heysem bin Tarık’ın devletin idari yapısını daha müreffeh bir gelecek için ekonomik, sosyal ve kültürel yönelimlere ve hedeflere katkıda bulunan ‘Umman 2040’ gelecek vizyonuna uygun bir şekilde yeniden yapılandırırken toplumun tüm kesimleri, Sultan Al Said’in bu gayretine destek verdiler.

İdari işlerin düzenlenmesi
Devletin idaresi ile ilgili 2020 tarihli ve 75 sayılı Kraliyet Kararnamesi, yönetim bölgelerinde ve valiliklerde gelişimin sürdürülebilir olması için bir öncelik olarak kabul edilen ve yönetimin bakanlıklar, kurumlar, konseyler ve benzerleri merkezi birimler ile kamu kurum ve kuruluşları gibi birimlerden oluşmasını öngören Madde 2'de belirtilen ademi merkeziyetçi bir yaklaşımı benimseyerek stratejik bir yönelimi hedefliyor. Umman 2040 vizyonunun yönergeleri çerçevesinde, prosedürlerin basitleştirilmesine, sunulan hizmetlerden yararlanılmasına ve çalışmaların daha hızlı tamamlanmasına katkıda bulunması amacıyla, idari işlerin uygulanması ve düzenlenmesinde yenilikler sağlıyor.

Valilik sistemi ve il işleri ile ilgili 2020 tarihli ve 101 sayılı Kraliyet Kararnamesi, il kurumlarının yönetimine ilişkin düzenlemelerin yanı sıra vilayetler arasında dengeli bir kalkınma sağlanmasına, kaynakların daha iyi şekilde yatırıma dönüştürülmesine, turizmin geliştirilmesine, tarihi varlıkların tanıtılmasına ve her vilayette ihtiyaç duyulan tüm hizmetlerin sağlanmasına katkıda bulunmayı amaçlıyor. Valilik İşleri Meclisi’nin, valiliklerin imkanlarını doğru şekilde kullanma, kalkınma projelerini takip etme, performanslarını değerlendirme, bütçelerini tahmin etme ve kaynaklarının yatırımını izleme konularında koordinasyon sağlamak için çalışmasını öngörüyor.

Halkı ile iç içe bir lider
Öte yandan, Sultan Heysem bin Tarık'ın geçtiğimiz Eylül ayında Zufar Valiliği’nin yönetim merkezi Selale şehrinin önde gelenleriyle bir araya geldiği buluşma, ülkenin lideri ile halkı arasındaki iletişimin derinleşmesini ve merhum Sultan'ın ekolünün sürdürülmesini temsil ediyordu. Aynı zamanda Sultan’ın vatandaşlarla bir araya gelerek, onların kalkınma çalışmalarındaki gelişmelere ilişkin gözlem ve önerilerini, ihtiyaç ve gereksinimlerini yakından tanımak ve devlet kurumlarının kapsamlı ve sürdürülebilir kalkınma planları çerçevesinde ülkenin çeşitli bölgelerinde üstlendikleri rolü güçlendirmek konusundaki istekliliğinin bir göstergesiydi.
Şura Meclisi ve Devlet Meclisi adıyla anılan iki ayrı kanattan oluşan Umman Konseyi’nin devlet yönetimi ile ilgilenmesine ve kalkınmaya yönelik rolün il meclislerinde olmasına rağmen bu buluşmalar, Umman gelenek ve göreneklerinden gelen otantik bir tema çerçevesinde Umman yönetiminin pratiğe dökülüşünü temsil ediyor.

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının yarattığı krizle mücadele için verilen emirler
Diğer yandan Sultan Heysem bin Tarık, Kovid-19 salgını kriziyle mücadele konusunda büyük bir çaba ortaya koydu. Sultan Heysem bin Tarık, 2019 yılı sonlarında başlayan dünyanın birçok ülkesinde devam eden salgınla mücadele etmek ve salgının yayılmasından kaynaklanan gelişmeleri tartışmak, genel sağlık değerlendirmesi sonuçlarına göre uygun çözümler ve öneriler geliştirmek üzere yüksek bir komite oluşturulması talimatı verdi.
İçişleri Bakanı Seyid Hamad bin Faysal Elbusaidi’nin başkanlık ettiği bu komitenin üyeleri de üst düzey isimlerden oluşmaktadır. Komite Sultan tarafından verilen talimatların uygulamaya hazırlanmak üzere ilk toplantısını Mart ayında gerçekleştirdi. Sultan Heysem bin Tarık, komiteye, ‘devletin tüm imkanlarının kullanılması, tüm imkanların seferber edilmesi ve hem Umman vatandaşlarının hem de diğer milletlerden olan ülke sakinlerinin sağlığını korumak için salgınla mücadele etme ve yayılmasını engelleme konusunda hiçbir çabadan kaçınılmaması’ talimatını verdi.

‘Sağlık Hizmetlerini Desteklemeye Yönelik Bağış Fonu’ ve ‘Sağlık Bakanlığının Kovid-19 ile Mücadele Çabalarını Desteklemeye Yönelik Özel Fon’ oluşturulması
‘Sağlık Hizmetlerini Desteklemeye Yönelik Bağış Fonu’ ve ‘Sağlık Bakanlığının Virüsle Mücadele Çalışmalarını Desteklemeye Yönelik Özel Fon’ kurulması, Sultan Heysem bin Tarık için büyük önem taşırken salgınla mücadele mücadeleye kişisel desteğinin bir parçası olarak fona 10 milyon Umman riyali (OMR) bağışlamıştır. Bu da salgınla mücadelede yönetim, hükümet ve halk arasındaki uyumlu çabanın göstergesidir.
Kovid-19 salgının ortaya çıkmasından kaynaklanan gelişmelerle mücadele mekanizmasından sorumlu Yüksek Komite, virüsün yayılmasını engellemek için bilinçlendirme kampanyalarının yoğunlaştırılması, ihtiyati tedbirlerin belirlenmesi, bazı valiliklerin geçiş noktalarının kısmen veya tamamen kapatılması gibi birçok önlem aldı. Ayrıca akşam saatlerinde sokağa çıkma yasağı uygulamak, cami ve ibadethaneleri kapatmak, okulları ve üniversiteleri tatil etmek, uzaktan çalışmayı aktifleştirmek, bazı ticari faaliyetleri askıya almak ve pandeminin yayılmasını önleyen önlemlere uygun yasalar ve düzenlemeler koymak gibi bazı tedbirler de alındı.

Kovid-19 salgının ekonomi üzerindeki olumsuz etkilerinin ele alınması amacıyla komite kuruldu
Sultan Heysem bin Tarık, pandeminin dünyanın çeşitli ülkelerinin ekonomileri üzerindeki olumsuz etkisini göz önüne alarak, salgının yerel düzeyde ortaya çıkardığı ekonomik etkilerini ele alan mekanizmadan sorumlu Yüksek Komite içinden bir komite daha kurma kararı aldı. Bu çerçevede pandemiden en çok etkilenen girişimci gruplarına yardım etmek için acil kredi programının yanı sıra devlet tarafından özel sektörde faaliyet gösteren firma ve şirketlere destek paketleri gibi bir dizi karar çıkarıldı.

Umman’ın dış politikası
Umman’ın dış politikasına gelince Sultan Heysem bin Tarık yönetimi devraldıktan sonra yaptığı ilk konuşmada, Umman dış politikasının temellerini oluşturan, halklar arasında barış içinde bir arada yaşama, iyi komşuluk ilişkileri kurma ve başkalarının iç işlerine karışmama ilkelerinin altını çizdi.  Sultan Heysem ayrıca merhum Sultan Kabus bin Said bin Teymur'un izinden gideceğini de vurguladı.
Sultan Heysem bin Tarık konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Dış politikada merhum Sultan'ın ülkemizin dış politikası için belirlediği, halklar arasında barış içinde bir arada yaşama, iyi komşuluk ilişkileri, başkalarının iç işlerine karışmama, devletlerin egemenliklerine saygı duyma ve çeşitli alanlarda uluslararası iş birliğine dayanan ilkeleri güçlendirerek onun izinden gideceğiz.
Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed bin Hammud Elbusaidi, geçtiğimiz Eylül ayında 75. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu oturumunda yaptığı konuşmada, Sultan Heysem bin Tarık’ın, Umman Rönesansı’nın başlatıcısı, dış politikasının ve son elli yıldaki uluslararası ilişkilerinin mimarı olan Sultan Kabus Said bin Teymur tarafından belirlenen ülke politikasını sürdüreceğini şüpheye yer bırakmayacak şekilde teyit ettiğini belirtti.
Umman’ın dış politikası, hoşgörü, eşitlik, adalet, iyi komşuluk, hukukun üstünlüğü, devlet egemenliğine saygı, başkalarının iç işlerine karışmama, anlaşmazlıkların BM kararları ve ilkeleri ile uluslararası hukuk kuralları temelinde barışçıl bir şekilde çözülmesini desteklemek için diyalog kurulması ilkelerine dayanır. Bu ilkeler, Umman’ın güven ve barışın nişanesi haline getiren bölgesel ve küresel konumunu güçlendirmiştir.
Umman’ın dış politikası, Sultan Heysem bin Tarık önderliğinde güçlendirilen Rönesans çerçevesinde modernizm ve kültürel varlığın yanı sıra, Umman toplumuna ait özgün değerlere dayanan sağlam temeller üzerine inşa edilmiştir. İnsanlığın üstün değerlerini koruma ve barışı yeniden tesis etme konusundaki samimi arzusu, Umman’ı uluslararası toplum tarafından kabul görmüş bir arabulucu haline getiren hoşgörüsü ve ılımlılık arayışı Umman’ın dış politikasını temsil etmektedir.

Ülkenin ekonomik yönü ve ‘Umman 2040 Vizyonu’
Umman’ın ekonomik yönünden bahsederken Umman 2040 Vizyonu’na, petrol fiyatlarındaki düşüşe, 15 Ocak’ta açıklanması planlanan beş yıllık planın yaklaşan tarihine ve Kovid-19 salgının, Umman dahil tüm ülkelerin ekonomilerine yönelik olumsuz etkilerine değinmeden olmaz.
Yukarıda bahsedilen koşullar, hükümeti bir dizi önlem almaya iterken bu önlemlerden ilki orta vadeli mali denge planının (2020-2024) açıklanmasıydı. Plan, ‘Umman’ın mali sürdürülebilirliğinin temellerini atmayı, kamu borcunu azaltmayı, tüm bunları ulusal önceliklere yönlendirerek ve devletin petrol dışı sektörlerden olan gelirini artırarak devlet harcamalarının daha etkili bir şekilde kullanılmasını sağlamayı hedefliyor. Aynı zamanda devletin mali rezervlerini artırmayı, herhangi bir finansal zorlukla mücadele etme yeteneğini güçlendirmeyi ve ekonomik büyümeyi sağlamak için devlet varlıklarının yatırım getirisini iyileştirmeyi’ amaçlayan çeşitli girişim ve programları içeriyor.

Maliye Bakanlığı, mevcut cari yıl için harcamaları rasyonelleştirmek amacıyla, hükümet birimlerinin bütçelerini yüzde 5 azaltmak ve devlet şirketleri için operasyonel bütçeleri ve mali planları en az yüzde 10 oranında değiştirmek dahil olmak üzere çeşitli tedbirler çıkarmak için de çalıştı. Bununla birlikte resmi görevlerle ile ilgili harcamaların rasyonelleştirilmesi, kamu kurum ve kuruluşlarının yönetim kurulları, kamu şirketleri ve bunlara bağlı şubelerin ücretlerinin yüzde 50 azaltılması ve önümüzdeki yılın Nisan ayından itibaren katma değer vergisinin yüzde 5 oranında uygulanması gibi başka önlemler de alındı. Ayrıca önümüzdeki yıl bütçede 400 milyon riyallik bir artış olması bekleniyor.

Devlet bütçesinin 2020 yılı için toplam tahmini gelirleri, petrol fiyatı varil başına 58 dolardan yaklaşık 10,7 milyar OMR hesaplanırken toplam kamu harcaması 13,2 milyar OMR olarak tahmin edildi. Tahmini bütçe açığı ise yaklaşık 2,5 milyar OMR olarak kaydedildi. Bu da gayri safi yurt içi hasılanın (GSYİH) yüzde 8'ine denk geliyor.
Sultan Heysem bin Tarık geçtiğimiz Şubat ayında yaptığı tarihi konuşmasında, devlet şirketlerinin performanslarını ve verimliliklerini artırmanın yanı sıra ekonomiye etkili bir şekilde katkıda bulunmalarını sağlamak amacıyla çalışmalarına yönelik kapsamlı bir gözden geçirme ile önümüzdeki sürecin bazı özelliklerine değindi. Devletin karar alma mekanizmalarını, onları en yüksek ulusal çıkarların hizmetinde geliştirmek amacıyla gözden geçireceklerini belirten Sultan Heysem, bu yönlere odaklanarak, takip edeceklerini ve destek vereceklerini vurguladı. Öte yandan Umman Yatırım Otoritesi, sebze ve meyve pazarlaması için Umman Gıda Yatırım Şirketi'ne bağlı bir şirket kurulacağını duyururken, kendi denetiminde 15 şirketin yönetim kurullarının yanı sıra iletişim ve bilgi teknolojileri sektöründeki şirketleri yeniden yapılandırdı.
Çalışma Bakanlığı ile küçük ve orta ölçekli işletmelerin (KOBİ'ler) desteklenmesi için kurulmuş olan kamu kurumu ‘Riyada’, devletin ekonomik büyümesini artırmada aktif bir rol oynamaktadır. Devlet, bu kurumları, Ummanlılar dışında gurbetçilerin oluşturduğu işgücüne özel bazı meslek alanlarını belirleyerek uygun bir ortam yaratmaya çalışmıştır. Ayrıca Sultan Heysem bin Tarık’ın talimatıyla oluşturulan ve hem hükümet hem de ticaret ile ilgili bir bilgi kaynağı olan ‘Invest Easy’ portalı, iş dünyasına çok sayıda elektronik hizmet sunmaktadır.

Sultan Heysem bin Tarık konuşmasında ayrıca şunları söyledi:
“Başta inovasyon, yapay zekâ ve ileri teknolojilere dayalı projeler olmak üzere KOBİ’lerin ve girişimcilik sektörünün öneminin farkındayız. Bu hayati sektörün sunduğu fırsatlardan yararlanmak için gençlerin eğitilmesi ve onlara sorumluluk verilmesi, ülke ekonomisinin temel yapı taşıdır. Hükümetimiz, bu alanlardaki ilerlemeyi ilk elden takip edecektir.”
Yabancı Sermaye Yatırım Kanunu dahil olmak üzere Umman’ın yatırım ile ilgili kanun ve sistemi, yerli ve yabancı yatırımları çekecek ve teşvik edecek bir ortam yaratmıştır.

Umman hükümeti, ülke ekonomisini desteklemek, canlandırmak ve optimize etmek için Dukam Özel Ekonomik Bölgesi (Dukam Limanı) gibi özel ekonomik ve endüstriyel bölgelerin yanı sıra başta Sahar ve Selale olmak üzere özellikle sanayi limanlarına yapılan yatırımlara güveniyor. Ayrıca bu hayati sektör için net stratejik vizyonlar geliştiren hükümet, turizm sektörünü de ekonomik büyümeyi ve çeşitlendirmeyi güçlendiren ana sektörlerden biri olarak kabul etmektedir. Çünkü turizm sektörüne yapılan yatırımlar, ‘en karlı yatırım türlerinden biri’ olarak kabul edilmektedir.

Elektronik nüfus, konut ve işyeri sayımı
Sultan Heysem bin Tarık, önümüzdeki Aralık ayında yapılacak olan elektronik nüfus, konut ve işyeri sayımının önemini vurgularken, herkesi sayımın en iyi şekilde gerçekleştirilmesi için gereken prosedürlere uymaya ve kolaylaştırmaya çağırdı. Zira bu sayımın sonuçları, kalkınma planlarının ayrıntılı bir şekilde yapılmasına katkıda bulunacak ve böylece her yönüyle kalkınmaya olumlu bir şekilde yansıyacak.

İş Güvenliği Kanunu
Sultan Heysem bin Tarık ayrıca Ummanlıların dünyadaki ekonomik gelişmeler ışığında insana onuruna yakışır bir refah düzeyi sağlamak amacıyla başlangıç olarak ‘İş Güvenliği Kanunu'nun çıkarılması talimatı verirken bu çerçevede 10 milyon OMR tutarında bir finansman sağladı. Kanun, orta vadeli mali denge planında yer alan prosedürlerin uygulanmasıyla düşük gelirli kişilerin ve ailelerin olası olumsuz ekonomik etkilerden korunmasını sağlayacak bir sosyal koruma sisteminin oluşturulmasını hızlandırmayı amaçlıyor.

Eğitim alanı ve bilimsel araştırmalar
Eğitim alanına büyük önem veren ve bu alanı ulusal bir öncelik haline getiren Sultan Heysem bin Tarık, ayrıca Ummanlıların bir sonraki dönemin ihtiyaçlarının oluşturulmasına katkıda bulunabileceği’ bir temel olarak bilimsel araştırmalar yapılmasını ve yeniliği destekleyici ve teşvik edici bir ortamın yaratılmasını sağladı. Bununla birlikte, ‘genel olarak kültürel seviyenin yükseltilmesi, bilimsel düşüncenin geliştirilmesi ve araştırma ruhunun beslenmesi’ toplumun ilerlemesi için temel devlet sisteminin önemli bir sacayağı olarak kabul ediliyor.

Sultan Heysem bin Tarık’ın “Çocuklarımıza ağaçların gölgesinde dahi ilim öğreteceğiz” şeklindeki ifadesi, eğitim alanına verilen önemi teyit ederken Umman Rönesansı’nın ülkenin her bir dağında ve ovasında ilim ve eğitim yapıları yükselinceye dek bilgi temelleri üzerine inşa edildiğini göstermiştir.
Kraliyet Divanı, öncelikli olan ve yaklaşık 8,85 milyon OMR’ye mal olması beklenen 6 eğitim kurumunun inşası için gerekli fonun ayrılması talimatı verdi. Tüm bu çalışmalar, Sultan Heysem bin Tarık’ın ülke çapında eğitimin ihtiyaçlarını cömertçe karşılamaya ve Umman'ın bugününü ve geleceğini inşa etmenin temeli olan eğitim alanını destekleyici ve teşvik edici bir ortam sağlamaya ve güçlendirmeye yönelik çabaları çerçevesinde geliyor.

Umman özellikle çevreye önem göstermektedir
Umman, kutlu rönesansının ilk günlerinden bu yana, sürdürülebilir kalkınmanın temel hedefleri çerçevesinde çevre güvenliğini sağlamak, kirlilikle mücadele etmek ve çeşitli ekolojik sistemleri, yaban hayatı, doğayı ve yenilenebilir kaynakları korumaya ve sürdürülebilir bir şekilde kullanmaya yönelik bir politika uygulamaya çalışmıştır. Hükümet, ardı ardına deneyim alışverişi, bilimsel verilerin toplanması ve kullanılması, farkındalığın artırılması, çevre bilincinin toplumun tüm kesimlerine aşılanması, çevrenin ve doğal kaynakların korunması ile ilgili kuralların oluşturulması ve sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda yapılan çalışmalara katkı sağlanması gibi konulardan sorumlu çevre kurumları kurarak, çevre alanlarında bilimsel araştırmalarla umutlar yeşertmeye de çalıştı.

Çevrenin menfaatleri doğrultusunda doğal kaynaklar, deniz ortamı ve biyolojik çeşitlilik ile ilgili çevre kanunlarını ve mevzuatları çıkarmakla görevli Umman Çevre Otoritesi, aynı zamanda çevresel durumu belirlemek, kirliliğin çevreye olan etkilerini değerlendirmek ve bunlarla mücadele etmek için gerekli önlemleri alan ana denetçidir. Bu yüzden çevreyi izlerken ve denetlerken, aynı zamanda tüm alanlardaki kalkınma projelerinin verimliliğini artırmak için temel bir araç olarak çevre yönetimi ilkesinin uygulanmasını sağlamaktadır.

Çevre Otoritesi, kalkınma planlarının çevresel boyutunu yerel, bölgesel ve uluslararası düzeylerde vurgulamaya ve tüm alanlarda kalkınma projelerinin etkinliğini artırmanın bir yolu olarak sağlam çevre yönetimi ilkesini ortaya koyarak, sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmak için kalkınmanın gereksinimleri ile çevrenin bütünlüğünü koruma ilkesinin altını çizmeye gayret etmektedir.
Umman hükümetinin, endüstri ve hizmet sektörlerindeki projelerin yanı sıra altyapı projelerinin çevre üzerindeki etkilerini değerlendirmek üzere kurduğu Çevre Otoritesi ayrıca, projelerin mevcut çevre koşullarını tanımlayan bir saha keşfi sağlamanın, projeler faaliyete geçirildikten sonra bunların çevre üzerindeki etkilerini irdelemenin, olumsuz etkileriyle en üst düzeyde mücadele etmenin, önlemek veya azaltmak için gerekli önlemleri almanın yanı sıra projeler faaliyete geçtikten sonra çevrenin izlenmesi ve denetlenmesi için programlar düzenlemekle de görevlidir.

Umman çevresinin korunmasına yönelik ulusal strateji programlarının, kanunlarının, yönetmeliklerin, düzenlemelerin ve kararların uygulanmasını izleyen Çevre Otoritesi, ulusal hedefler ve politikalar doğrultusunda çevrenin korunmasına yönelik plan ve programların hazırlanmasından da sorumludur. Aynı zamanda sürdürülebilir kalkınma ve takip uygulamasının temel hedefleri ve Umman’ın uluslararası çevre anlaşmaları çerçevesindeki taahhütleri doğrultusunda çeşitli projelerin çevreye olan etkilerinin değerlendirme verilerini incelemenin yanı sıra kimyasalların yönetimi için ulusal bir stratejinin hazırlanması ve güncellenmesi için de çalışmaktadır. Söz konusu projelere çevreye uygunluğuna ilişkin ruhsat verilmesi, hava kalitesini denetleme istasyonları gibi çevreyi kirletenleri izlemek için ulusal ağlar kurmak ve işletmek de Çevre Otoritesi’nin görevidir. Bununla birlikte çevre ve sürdürülebilir kalkınma ile ilgili veriler ve tablolar hazırlamak ve bunları ilgili uluslararası çevre anlaşmalarının gerekliliklerine uygun olarak ulusal raporlara dahil etme görevi de yine Çevre Otoritesi’ne aittir. Çevre Otoritesi, biyolojik çeşitlilikle ilgili çalışmalar ve araştırmalara katılmak ve ülkedeki yaban hayatın son durumuna ilişkin raporlar hazırlamak için de çalışmaktadır. Aynı zamanda bozulmuş ekosistemlerin iyileştirilmesi ve nesli tükenmekte olan yabani hayvanların çoğalması için çalışmalar yapan Çevre Otoritesi, yaban hayatını yasadışı avcılık faaliyetlerinden korumak için yaban hayatı koruma birimleri kurmuştur.
Çevre Otoritesi’nin uluslararası kurumlarla arasındaki işbirliği, bölgede, Arap dünyasında ve uluslararası camiada faaliyet gösteren kuruluşlar arasındaki en önemli temas noktalarından biridir. Uzmanlar, söz konusu kuruluşlarla çevre konuları üzerine çalışma ve değerlendirmelerin yanı sıra bunların takibini üstlenirken içerde ve dışarda yetkili makamlarla koordinasyon sağlar. Dünya ülkeleriyle ikili teknik iş birliği için plan hazırlamak, bahsi geçen kuruluşlarla anlaşmaları takip etmek, çeşitli iş birliği alanlarını araştırmak ve yıllık olarak değerlendirmeler yapmak, yetkili makamlarla ve bahsi geçen kuruluşlarla koordineli olarak ikili ve ortak komitelerin çalışmalarını hazırlamak ve tavsiyelerini uygulamak da Çevre Otoritesi’nin görevidir.

Düşünce ve ifade özgürlüğü
Sultan Heysem bin Tarık önderliğinde rönesansın sürdürülmesinden bahsederken Anayasası’nın 29. maddesinde güvence altına alınan fikir ve ifade özgürlüğüne değinilmesi gerekir. Söz konusu madde, düşünce ve ifade özgürlüğünün, devletin adalete ve bireylerin haysiyetine dayanan özgürlük, eşitlik ve fırsat eşitliği ilkelerine dayandığını, ifade özgürlüğü dahil olmak üzere buradaki hak ve özgürlüklerin korunduğunu teyit etmektedir.

Ummanlı kadınlar
Sultan Heysem bin Tarık, rönesans döneminin parlak yönleri arasında, Ummanlı kadınların ülkenin inşasında tıpkı erkekler gibi çeşitli düzeylerde hayati rollerinin olduğunu vurgulayarak, “Kadınların, kanunla güvence altına alınan haklarından yararlanmalarını ve ülkelerinin ve toplumlarının hizmetinde çeşitli alanlarda erkeklerle yan yana çalışmalarını sağlamaya istekliyiz” ifadelerini kullandı. Öte yandan Sultan Heysem bin Tarık, geçtiğimiz Ekim ayında, Umman’ın önde gelen kadınlarından bir gruba Kraliyet Takdir Madalyası verdi.

Gençler
Gençliği ‘ülkelerin zenginliği, tükenmez kaynakları ve gelişen kolları’ olarak tanımlayan Sultan Heysem bin Tarık, ‘gençlerin ihtiyaçlarını, ilgi alanlarını ve arzularını görme’ konusunda istekli olduğunu vurguladı. Umman’ın her yıl 26 Ekim’i ‘Umman Gençlik Günü’ olarak kutlaması da hükümetin gençlere verdiği önemi, inşa ve kalkınma sürecinde ilerlemelerini kolaylaştıracak imkanlardan yararlanmalarını istediğinin bir göstergesidir.
Kültür, Spor ve Gençlik Bakanı Zi Yezen bin Heysem Al Said, ‘Umman Gençlik Günü’ kutlamaları vesilesiyle yaptığı konuşmada, “Ummanlı gençler, 2040 Vizyonu çerçevesinde ilerlemenin ve kalkınmanın nedenlerini anladıklarını, yüksek derecede ulusal sorumluluğa sahip ve modern meselelerin tamamen farkında olduklarını ve Umman Rönesansı’nın diğerine karşı açık olma, sevgi ve barış ile bir arada yaşama kültürünün inşasına katılmaya büyük bir ilgi gösterdiklerini kanıtladılar” ifadelerini kullandı.
Umman'da rönesans yolunda ilerlemeye devam eden ve daha fazla başarı vaat eden Sultan Heysem bin Tarık, ülkeyi bir sonraki aşamada ulusal eylemin temel dayanağı olan vatandaşların katılımıyla çeşitli alanlarda rekabetçi bir seviyeye taşıma sözü verdi. Sultan Heysem, Umman halkının ‘bu aşamanın ve sonraki aşamaların gereklerini, ileri görüşlülük, bilgelik, kararlılık ve büyük fedakarlıklarla’ yerine getireceklerine olan inancının tam olduğunu vurguladı.
Sultan Heysem bin Tarık ayrıca, ulusları inşa etmenin ve geliştirmenin herkesin üzerine vazife olan bir kamu sorumluluğu olduğunu ve herkesin kendi alanında ve imkanları dahilinde bu görevi yerine getirmesi gerektiğinin altını çizdi. Sultan Heysem, Umman halkının gururunu, kutsallarını ve sadakatini korumak için bu milli görevleri yerine getirirken, halkın kıymetli fedakarlıkları ve değerli çabalarıyla da Umman’ın medeni varlığının pekiştirildiğini vurguladı.



El-Mahrami: Suudi Arabistan, ön koşulsuz ve siyasi sınırlama olmaksızın güney çözümünü destekliyor

Güney Yemen'den liderler, aşiret şeyhleri ​​ve ileri gelenler Riyad'da düzenlenen istişare toplantısına katıldı. (Şarku’l Avsat)
Güney Yemen'den liderler, aşiret şeyhleri ​​ve ileri gelenler Riyad'da düzenlenen istişare toplantısına katıldı. (Şarku’l Avsat)
TT

El-Mahrami: Suudi Arabistan, ön koşulsuz ve siyasi sınırlama olmaksızın güney çözümünü destekliyor

Güney Yemen'den liderler, aşiret şeyhleri ​​ve ileri gelenler Riyad'da düzenlenen istişare toplantısına katıldı. (Şarku’l Avsat)
Güney Yemen'den liderler, aşiret şeyhleri ​​ve ileri gelenler Riyad'da düzenlenen istişare toplantısına katıldı. (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da, Güney Yemen liderleri, aşiret şeyhleri ve yerel kanaat önderlerinin katılımıyla Güney İstişare Toplantısı başladı.

Toplantı sonunda yayımlanan ortak bildiriyi Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Ebu Zura el-Mahrami okudu. Bildiride, toplantının ‘Güney’i kapsayan bir iradeyi temsil ettiği ve farklı kesimler ile vilayetlerden gelen liderler aracılığıyla adil, güvenli ve garantili bir çözüm arayışına yönelik olduğu’ vurgulandı. Bildiride ayrıca, ‘her türlü tırmandırıcı girişimden ve Güney’in davasına ve geleceğine hizmet etmeyen yan çatışmalar yaratma çabalarından uzak durulduğu’ ifade edildi.

Bildiride, Suudi Arabistan’ın, konuyla ilgili liderlerle doğrudan yapılan görüşmeler ışığında, Güney halkının haklı taleplerini tamamen desteklediği ve halkın siyasi geleceğini belirleme hakkını güvence altına alan kapsamlı bir siyasi çözümün önünü açtığı ifade edildi. Bildiride, bu çözümün önceden belirlenmiş siyasi şartlar veya sınırlamalar dayatmadan, Güney halkının onur, güvenlik, istikrar ve geleceğini teminat altına alacağı kaydedildi. Ayrıca, Güney’in tam egemenliğe sahip bir devlet olarak yeniden kurulmasının da bu haklar kapsamında olduğu belirtildi.

El-Mahrami, Suudi Arabistan’ın himayesinde yürütülecek Güney Diyaloğu’nun tarihi bir fırsat olduğunu ve bu fırsatın iç anlaşmazlıklar veya gereksiz çatışmalar yaratılarak heba edilemeyeceğini vurguladı. Böyle bir tutumun, öncelikle Güney’in davasına karşıt güçlerin işine yarayacağı uyarısında bulundu.

Bildiride ayrıca, hiçbir kişi veya Güneyli tarafın dışlanmayacağı ve bu sürecin geniş katılıma ve sorumlu temsil mekanizmalarına dayandığı açık bir şekilde dile getirildi.

El-Mahrami, Riyad’a ulaştıkları günden itibaren Güney davasına yönelik samimi bir karşılama ve açık destek gördüklerini vurguladı. El-Mahrami, “Buradaki varlığımız, halkımızın ve güçlerimizin ihtiyaçlarını doğrudan iletmemize olanak sağladı. Öncelikli konular arasında dört aydır ödenmeyen maaşlar vardı ve Suudi Arabistan’dan bu konuda olumlu ve sorumlu bir geri dönüş aldık. Bu adım, halkımızın çektiği sıkıntıları hafifletme konusundaki içten çabalarını gösteriyor. Ayrıca, vatandaşların günlük yaşamını etkileyen ekonomik ve sosyal meseleler de Suudi kardeşlerimiz tarafından cömertçe desteklendi” dedi.

El-Mahrami, Suudi yetkililerden, Güney’in güvenliğini sağlayan ve cephelerde görev yapan Güney güçlerinin desteğinin sürdürüleceğine dair doğrudan ve somut teyitler aldıklarını belirtti. Bu kapsamda söz konusu güçlerin haklarının eksiksiz ödeneceği, destekleneceği ve kapasitelerinin güçlendirileceğini ifade eden el-Mahrami, bunun Güney’in istikrarını pekiştireceğini, ulusal kazanımlarını koruyacağını ve Güney cephesini zayıflatmaya veya Güneylilerin rolünü sorgulamaya yönelik girişimlerin önünü keseceğini vurguladı.

Toplantı bildirisine göre, ekonomi ve kalkınmanın desteklenmesi, Güney Yemen ile Suudi Arabistan arasında gelecekteki iş birliğinin temel direklerinden biri olacak. Bugün atılan adımların, güvenlik, istikrar ve kalkınmaya dayalı stratejik bir geleceğin somut başlangıcını temsil ettiği kaydedildi.

Bildiride, Suudi Arabistan’ın Güney’i tüm tehditlerden korumada öncü olduğu ve her zaman güçlü bir destek ve güvence sağladığı vurgulandı. Suudi Arabistan’ın Güney’in güvenliği ve istikrarının korunmasında temel bir ortak olduğu, haklı davasını desteklediği ve bu konudaki tutumunun güvenilir ve sürekli olduğu kaydedildi. Bildiride, Güney’in bugün karşı karşıya olduğu asıl tehlikenin Husi milisleri ve bölgeyi hedef alan yayılmacı projeleri ile DEAŞ ve El Kaide gibi diğer terör örgütleri olduğu ifade edildi. Bildirinin devamında şu ifade yer aldı: “Bu nedenle Suudi Arabistan’ın rolünü sorgulama girişimlerini, güneydeki askeri ve güvenlik güçlerini hedef alan kampanyaları ve özellikle de güneyi ve güvenliğini koruma sisteminin bir parçası olan Amalika Tugayları, Vatan Kalkanı Güçleri, Kara Kuvvetleri, Şebve Savunma Güçleri ve Hadrami Elit Güçleri’ni hedef alan kampanyaları kategorik olarak reddediyoruz.”

Bildiride, Suudi Arabistan ile karşılıklı güvenin değerli olduğu vurgulanarak, Güneyli liderlerin halklarının davasını bu hassas dönemde devralma sorumluluğunu bildiği ve bu davayı devlet aklıyla yönetmeye devam edeceği ifade edildi. Liderler, bu sürecin spekülasyon veya ani tepkilerle yürütülmeyeceğini belirtti.

Ayrıca bildiride, Güney halkına, meşru beklentilerini bilinçli ve sorumlu bir şekilde ifade etmeleri çağrısı yapıldı. Bu çerçevede, Suudi Arabistan himayesinde yürütülecek Güney Diyaloğu’nun güvenli ve garantili bir yol olduğu vurgulandı. Bildiride, “Güney devletinin yeniden kurulması hedefi bu siyasi yol üzerinden önceliğimiz ve amacımızdır. Suudi Arabistan’ın himayesi ve desteği, hakların korunmasını, kazanımların sürdürülmesini ve ulusal hedeflerin mümkün olan en düşük maliyetle gerçekleştirilmesini sağlayacaktır” denildi.

Bildiride ayrıca uluslararası toplumdan, Güneylilerin diyalog yoluyla belirlediği seçenekleri desteklemesi, meşru beklentilerine saygı göstermesi ve Suudi Arabistan’ın himayesinde yürütülen bu ciddi süreci desteklemesi istendi. Bu sürecin, Güney ve bölgedeki barış ve istikrar için en gerçekçi çerçeveyi oluşturduğu, bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrar gereklilikleriyle uyumlu olduğu kaydedildi.


Suudi Arabistan, ekonominin kalesi ve inovasyon platformu olarak Davos'taki varlığını güçlendiriyor

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) öncesinde Davos Kongre Merkezi (Reuters)
Dünya Ekonomik Forumu (WEF) öncesinde Davos Kongre Merkezi (Reuters)
TT

Suudi Arabistan, ekonominin kalesi ve inovasyon platformu olarak Davos'taki varlığını güçlendiriyor

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) öncesinde Davos Kongre Merkezi (Reuters)
Dünya Ekonomik Forumu (WEF) öncesinde Davos Kongre Merkezi (Reuters)

Suudi Arabistan’ın Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) Davos’ta düzenlenen yıllık toplantılarına katılımı, ülkenin uluslararası alandaki görünürlüğü açısından önemli bir durak oluşturdu. Krallık, ekonomi, kalkınma, teknoloji ve çevresel meselelerdeki rolünü güçlendirmeyi sürdürürken, art arda gerçekleştirdiği katılımlarla küresel eğilimlerin şekillendirilmesinde etkili bir aktör olarak konumunu pekiştirdi. Bu süreçte, sınır aşan etki yaratacak girişimlere öncülük etme ve güçlü ortaklıklar kurma kapasitesi öne çıktı.

Bu platformlarda Suudi Arabistan’ın bölgesel istikrar ve küresel piyasaların dengelenmesindeki rolü de belirgin biçimde yer aldı. Özellikle enerji sektöründe, üretici ve tüketici çıkarları arasında dengeyi gözeten yaklaşımıyla dikkat çeken Suudi Arabistan, karbon döngüsel ekonomi anlayışını benimseyerek temiz enerjiye ve sürdürülebilir madenciliğe yönelik küresel dönüşüme katkı sundu.

Suudi Arabistan, 48. dönem toplantılarına ‘Bölünmüş bir dünyada ortak bir gelecek inşa etmek’ vizyonuyla katılırken, üst düzey heyetinin sergilediği güçlü temsil, ülkenin uluslararası arenadaki artan ağırlığını yansıttı.

Teknolojik dönüşüm

Suudi Arabistan’ın WEF’teki etkin varlığı yıllar içinde kesintisiz biçimde devam etti. 2019 yılında, Saudi Aramco’ya bağlı Uthmaniyah Gaz İşleme Tesisi’nin Endüstriyel Fenerler küresel listesine dahil edilmesi önemli bir dönüm noktası oldu. Bu adımla söz konusu tesis, petrol ve gaz sektöründe bu prestijli sınıflandırmaya giren ilk tesis olma özelliğini kazandı. Bu gelişme, Krallık’ta yaşanan sanayi dönüşümünün ulaştığı düzeyi yansıtırken, Suudi Arabistan aynı dönemde WEF ile Dördüncü Sanayi Devrimi Merkezi’nin kurulmasına yönelik bir mutabakat zaptı imzaladı. Daha sonra ulusal bir platforma dönüşen bu merkez, geleceğe dönük politikaların şekillendirilmesi ve ileri teknoloji alanlarında Suudi insan kaynağının yetiştirilmesine odaklanarak, Krallık’ın yenilikçilik ve teknolojik dönüşüm çağında hazırlık düzeyini güçlendirdi.

2020 yılında ise SABIC, döngüsel ekonomi yaklaşımı kapsamında plastik geri dönüşümüne yönelik TRUCIRCLE™ girişimini hayata geçirerek Krallık’ın forumdaki görünürlüğünü pekiştirdi. Aynı yıl Saudi Aramco, Hurays tesisinin de Endüstriyel Fenerler listesine alındığını duyurdu ve böylece bu küresel sınıflandırmaya giren ikinci Suudi tesisi kayda geçti.

Suudi Arabistan, 2022 yılında WEF platformlarında ‘Tarih bir dönüm noktasında’ başlığı altında küresel meydan okumalarla mücadeleye yönelik vizyonunu ortaya koydu. İklim, ekonomi, enerji ve gıda güvenliği gibi alanlarda ileri çözümler sunan Krallık, Vizyon 2030 programları sayesinde sağlanan ekonomik çeşitlenme, toplumsal güçlenme ve devletin krizlere karşı dayanıklılığını da vurguladı. Bu çerçevede, Kovid-19 salgınıyla mücadele ve toparlanma sürecinde elde edilen kazanımlar da öne çıkarıldı.

Bu etkin varlık, 2023 yılında Suudi Arabistan heyetinin ‘Kentsel kalkınma kaynaklarında dayanıklı bağlantıya doğru’ başlıklı oturumda sergilediği uluslararası iş birliği modeliyle daha da güçlendi. Oturumda şehirlerin geleceği ve sürdürülebilirliği ele alınırken, Suudi Arabistan’ın daha esnek ve yenilikçi kentsel modellerin geliştirilmesindeki öncü rolü ile uluslararası entegrasyonu güçlendiren teknolojik ve ekonomik çözümlere verdiği destek vurgulandı.

Gençleri güçlendirmek

Suudi Arabistan, 2024 yılı WEF’e katılımında da etkili varlığını sürdürdü. Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan bin Abdullah başkanlığındaki heyet, ‘Güvenin yeniden inşası’ ekseninde Krallık’ın vizyonunu ortaya koyarak, küresel dönüşümlerin özüne temas eden bir yaklaşım sundu. Bu çerçevede ekonomik istikrarın güçlendirilmesinden insan ve teknolojiye yönelik yeni yatırım alanlarının açılmasına kadar uzanan başlıklar ele alındı.

Forumun farklı platformlarında ise El-Ula, Misk Vakfı, Suudi Arabistan Veri ve Yapay Zekâ Kurumu (SDAIA), yenilikçiliği, gençlerin güçlendirilmesini ve akıllı şehirlerin şekillendirilmesini yansıtan girişimlerle yer aldı. Bu katılım, Suudi Arabistan’ı geleceğin araçlarını kararlılık ve ilhamla yeniden inşa eden bir ülke olarak öne çıkardı.

Suudi Arabistan’ın 2024’teki forum kapsamındaki varlığı, Veliaht Prens ve Başbakan Muhammed bin Selman’ın himayesinde Riyad’da düzenlenen WEF Özel Toplantısı’na ev sahipliği yapmasıyla daha da pekişti. Toplantıda, dünyanın farklı ülkelerinden binin üzerinde üst düzey lider, kalkınma sorunlarını ve daha istikrarlı bir geleceğe yönelik pratik çözümleri ele almak üzere bir araya geldi.

Toplantı kapsamında düzenlenen oturumlar ve imzalanan nitelikli anlaşmalar; uzay, yapay zekâ, sürdürülebilirlik, sağlık ve insani çalışmalar gibi alanlara odaklandı. Bu gelişmeler, Suudi Arabistan’ın etkin bir uluslararası ortak konumunu teyit ederken, tüm ülkeler için kalkınma yollarının yeniden çizilmesine ve bölünmeleri aşmayı hedefleyen yeni bir uluslararası iş birliği modelinin benimsenmesine zemin hazırladı.

WEF’in 2025 yılı yıllık toplantısında ise Suudi Arabistan, uluslararası konumunu daha da güçlendirerek, forumla ortaklık içinde 2026 yılının ilk yarısında üst düzey ve periyodik bir küresel toplantıya ev sahipliği yapacağını duyurdu. Bu adım, Krallık’ın liderlik rolüne duyulan küresel güvenin bir göstergesi olarak değerlendirildi.

Siber güvenlik

Forum çalışmaları kapsamında, nitelikli bir dizi girişim de hayata geçirildi. Bunların başında, ekonominin siber güvenlikle ilişkisine odaklanan küresel bir platform olarak Riyad’da Siber Ekonomi Merkezi’nin kurulması yer aldı. Ayrıca Cübeyl Sanayi Kenti, ‘Sürdürülebilir sanayi kümelerine geçiş’ girişimine katılarak bu çerçevede Ortadoğu’da yer alan ilk şehir oldu. Geleceğin Pazarlarının Hızlandırıcısı girişimi ise Suudi Arabistan’ın yenilikçiliği destekleme ve yükselen pazarların büyümesini teşvik etme yönündeki çabalarını öne çıkardı.

Saudi House (Suudi Evi) girişimi de Krallık’ın uluslararası arenadaki artan rolünü ve somut etkisini yansıttı. Girişimciler, değişim öncüleri ve yenilikçileri bir araya getiren bir platform olarak öne çıkan girişim, dünyanın geleceğini şekillendiren temel alanlara ilişkin stratejik vizyonların paylaşılmasına imkân sundu. Ziyaretçiler, Vizyon 2030’un ortaya çıkardığı kalkınma ve yatırım fırsatlarını yakından tanıma imkânı bulurken, girişim kapsamında ele alınan başlıklar aracılığıyla zengin bir bilgi ve ilham kaynağına erişti.

WEF’in yıllık toplantısındaki bu artan varlığıyla Suudi Arabistan, uluslararası çözümlerin şekillendirilmesinde ve küresel ortaklıkların güçlendirilmesinde oynadığı merkezi rolü bir kez daha teyit etti. Krallık’ın art arda gerçekleştirdiği katılımlar, Vizyon 2030’un uluslararası iş birliği yolunu daha istikrarlı ve sürdürülebilir bir geleceğe yönlendirme kapasitesini de açık biçimde ortaya koyuyor.

Niteliksel yatırımlar

Suudi Arabistan Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı Bender bin İbrahim el-Hureyf, Suudi Arabistan’ın İsviçre’nin Davos kentinde düzenlenen WEF’in yıllık toplantısına katılımının, Krallık’ın uluslararası etkili platformlardaki varlığını güçlendirdiğini vurguladı. El-Hureyf, bu katılımın aynı zamanda Suudi Arabistan’ın küresel ekonomik meseleleri tartışan etkin bir ortak olarak rolünü sürdürmesine ve uluslararası ekonomi trendlerini öngörme çabalarına katkı sağladığını belirtti; bu çabaların istikrar, büyüme ve sürdürülebilir kalkınmayı desteklediğini kaydetti.

7ı8o9
Suudi Arabistan Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı Bender bin İbrahim el-Hureyf, Dünya Ekonomik Forumu'nun (WEF) oturumlarından birine katılımı sırasında (SPA)

El-Hureyf, özellikle sanayi ve madencilik sektörlerindeki hızlı ekonomik dönüşümlerin, Krallık’ı nitelikli yatırımlar için cazip bir merkez ve küresel tedarik zincirlerinde güvenilir bir ortak konumuna getirdiğini ifade etti. Bu başarının, rekabetçi bir yatırım ortamı, istikrarlı bir yasal ve düzenleyici çerçeve, gelişmiş altyapı ve farklı sektörlerde kapsamlı bir yetenek geliştirme sistemi üzerine inşa edildiğini belirtti.

El-Hureyf ayrıca, Davos’ta Suudi heyetiyle gerçekleştirdiği temaslar sırasında, küresel şirketlerin liderleri, yatırımcılar ve karar vericilerle bir araya gelerek iş birliği fırsatlarını değerlendirmeyi, Krallık’ın sanayi ve madencilik alanlarında sunduğu imkân ve teşvikleri tanıtmayı ve nitelikli ortaklıklar kurarak yerli üretimi güçlendirme ve petrol dışı ihracatı artırma hedeflerini desteklemeyi planladığını açıkladı.


Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile Şara bölgesel gelişmeleri ele aldı

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Riyad’da Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile yaptığı görüşmeden bir kare (Arşiv_SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Riyad’da Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile yaptığı görüşmeden bir kare (Arşiv_SPA)
TT

Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile Şara bölgesel gelişmeleri ele aldı

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Riyad’da Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile yaptığı görüşmeden bir kare (Arşiv_SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Riyad’da Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile yaptığı görüşmeden bir kare (Arşiv_SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdülaziz, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile bölgedeki son gelişmeleri ve ortak ilgi alanına giren çeşitli konuları görüştü.

Görüşme, pazar günü Suriye Cumhurbaşkanı Şara’nın Suudi Veliaht Prensi’ni telefonla aramasıyla gerçekleşti. Görüşmede iki ülke arasındaki ikili ilişkiler ile bu ilişkilerin farklı alanlarda geliştirilmesine yönelik fırsatlar da ele alındı.