Manama ve Tel Aviv arasında büyükelçilik anlaşması yapıldı

Bahreyn Dışişleri Bakanı Zeyyani, ABD Dışişleri Bakanı Pompeo ve İsrail Başbakanı Netanyahu ile görüştü. İsrail Cumhurbaşkanı Rivlin, Bahreyn Kralı Hamad Bin İsa El Halife’yi ülkesine davet etti.

Zeyyani, Netanyahu ve Pompeo dün Batı Kudüs'te ortak basın toplantısı düzenlediler. (AP)
Zeyyani, Netanyahu ve Pompeo dün Batı Kudüs'te ortak basın toplantısı düzenlediler. (AP)
TT

Manama ve Tel Aviv arasında büyükelçilik anlaşması yapıldı

Zeyyani, Netanyahu ve Pompeo dün Batı Kudüs'te ortak basın toplantısı düzenlediler. (AP)
Zeyyani, Netanyahu ve Pompeo dün Batı Kudüs'te ortak basın toplantısı düzenlediler. (AP)

Bahreyn Dışişleri Bakanı Abdullatif bin Raşid ez- Zeyyani dün Batı Kudüs'te, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yaptığı görüşmeler sırasında yeni İsrail-Filistin barış görüşmeleri için çağrıda bulundu. Ayrıca İsrail Dışişleri Bakanı Gabi Aşkenazi ve Bahreynli mevkidaşı Zeyyani dün Körfez ülkelerinden bir dışişleri bakanı tarafından ilk kez gerçekleştirilen ziyaretin başlangıcında yaptıkları görüşmede, iki ülkede de karşılıklı olarak büyükelçilikler açmayı kabul ettiklerini duyurdular.
Aşkenazi, dışişleri bakanlarının ortak düzenledikleri basın toplantısında “Karşılıklı olarak büyükelçilik açmayı kabul ettik” ifadelerini kullandı. Zeyyani de Bahreyn’in İsrail'de büyükelçilik açmak için resmi talepte bulunduğunu belirtti. İki tarafın da terörle mücadele alanında çalışmalar ve diyalog kültürünü yayma başlıklarını ele aldıklarını söyleyen Zeyyani, Manama’nın ‘barış, birlikte yaşama ve diğerini kucaklama’ konularında kararlı olduğunu vurguladı. Zeyyani ayrıca İsrailli mevkidaşını Bahreyn'i ziyaret etmeye davet etti. Bahreynli Bakan ziyaretinin son kez Mısır Cumhurbaşkanı Enver Sedat'ın Kasım 1977'de İsrail'e yaptığı tarihi ziyaretin yıl dönümüne denk gelmesinden duyduğu mutluluğu dile getirdi.
Diğer yandan Aşkenazi, Zeyyani’nin İsrail ziyaretini ‘tarihi’ olarak nitelendirdi.
Aşkenazi’ye yakın bir kaynak, İsrailli Bakan’ın 4 Aralık’ta Bahreyn’i ziyaret edeceğini aktardı. Zeyyani’yi barışı sağlama konusunda bir dost ve bir ortak olarak gördüğünü ifade eden Aşkenazi, BAE ve Bahreyn ile barışın, Filistinlilerle barışı sağlamak için yeni ufuklar açtığını vurguladı. Aşkenazi, Filistin Yönetimi'ni müzakereleri mümkün olan en kısa sürede yeniden başlatmaya çağırdı. Bakan Zeyyani de barışın ülkesinin kuruluşundan bu yana en temel unsuru olduğunu vurgulayarak Aşkenazi’nin sözlerine karşılık verdi. Mısır Cumhurbaşkanı Enver Sedat'ın söz konusu barışın tohumlarını 43 yıl önce ektiğine inandığını belirten Zeyyani, bu yolda yürümesi dolayısıyla için Bahreyn yönetimiyle gurur duyduğunu vurguladı. Bahreyn Dışişleri Bakanı, sağlanan iş birliğinin Ortadoğu'da ‘barış umutları’ yeşerteceğini ve İsrail-Filistin çatışmasının müzakereleri başlatan taraflarca çözülmesi gerektiğini belirtti.
Zeyyani, İsrail ile Bahreyn arasında 1 Aralık’tan itibaren elektronik vize sisteminin uygulanacağını ve ‘İsrail ile Bahreyn arasında her hafta 14 uçuş gerçekleştirilmesini garantilemek’ için çalışmalar yapıldığını kaydetti.
Diğer yandan Bahreyn Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Zeyyani başkanlığındaki hükümet heyetinin dün ‘İsrail Devleti'ne tarihi bir ziyarette bulunmak üzere’ Tel Aviv'e gittiği belirtildi. Açıklamada, Zeyyani ve Aşkenazi'nin görüşmelerinde iki ülke arasındaki ilişkileri güçlendirmenin yollarını, barışa destek konusunu ve ‘İbrahim Anlaşması’nın ilkeleri çerçevesinde iki ülke arasında son zamanlarda imzalanan anlaşmayı uygulama mekanizmalarını masaya yatırdıkları kaydedildi.
Bu bağlamda İsrailli ve Bahreynli bakanlar arasında Batı Kudüs’teki Dışişleri Bakanlığı binasında düzenlenen ilk toplantıya katılan İsrailli bir diplomat şu değerlendirmelerde bulundu:
“Dramatik bir olayla karşı karşıya olduğumuz açıktı. Neredeyse tüm alanlarda bizimle iş birliğini ilerletme konusunda büyük bir istek vardı. Bu istek, havacılık ve teknolojik iş birliği alanları da dahil olmak üzere kesinlikle bir grup anlaşmaya yansıyacak. Böyle bir şey her gün olmaz. BAE ve Bahreyn ile ilişkilerimizde muazzam bir ekonomik potansiyeli var. Dışişleri Bakanlığı’ndaki birçok kişi, bu ilişkileri kurabilmek için 15 yılı aşkın bir süredir çalışıyor. Şimdi elbette bu konuda açıkça konuşabildikleri için mutlular. Bahreyn Dışişleri Bakanı’nın bugünkü ziyareti, bu çabaların doruk noktasıdır ve hafife alınmamalıdır.”
Diğer yandan Bahreyn resmi haber ajansı BNA, ziyaretin ‘Bahreyn'in barış sürecini destekleyen güçlü ve kararlı tutumunu teyit ettiğini’ ve ziyarette ‘ekonomik fırsatlara ve İsrail ile ikili anlaşmalara odaklanacağını’ bildirdi.
Bahreynli Bakan, İsrail Dışişleri Bakanlığı'ndaki görüşmenin ardından İsrail Cumhurbaşkanlığı konutuna giderek burada Cumhurbaşkanı Reuven Rivlin ile görüştü ve ziyaretçi defterini imzaladı. Rivlin, dünyanın iki ülke arasında neler olup bittiğine ve Kudüs’te Bahreyn bayrağının İsrail bayrağının yanında nasıl dalgalandığına bakması ve bunun barış mesajının sembolü olduğunu anlaması gerektiğini söyledi. Bu arada Rivlin, babası Profesör Yosef Yoel Rivlin tarafından tercüme edilen İbranice Kur'an-ı Kerim'in bir nüshasını Zeyyani’ye hediye etti. Zeyyani, İsrail ile Körfez ülkeleri arasındaki barışın, Ortadoğu halkları için istikrarı sağlamayı amaçladığını belirterek Rivlin’in sözlerine karşılık verdi. Zeyyani, ‘sonsuza dek değerli bir hediye olarak saklayacağım’ diyerek Rivlin'e hediyesi için teşekkür etti.
Zeyyani daha sonra Başbakan Binyamin Netanyahu ile görüştü. Ardından da ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'nun katılımıyla üçlü bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmelere daha sonra İsrail Dışişleri Bakanı Aşkenazi ile ABD'nin Ortadoğu Barış Müzakerecisi Avi Berkowitz başkanlığındaki üst düzey isimler de katıldı. Netanyahu, İsrail-Bahreyn ilişkilerinin İbrahim Anlaşması'nın imzalanmasının çok öncesine uzandığını belirterek, iki ülke arasındaki ‘ortak iş birliğinin sağlam temellere dayandığını’ söyledi. Netanyahu, “İsrail, Bahreyn ve ABD birçok ülkenin geçişine tanıklık edecek bir barış köprüsü inşa ediyor” dedi. Ardından Pompeo, ‘İsrail ile diğer ülkeler arasında da kalkınmaya yönelik mükemmel fırsatlar sağlayacak olan barış anlaşmaları yapılmasını umduğunu’ belirtti.
Bahreyn Dışişleri Bakanı Abdullatif ez-Zeyyani, ABD'li mevkidaşı Mike Pompeo ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yaptığı ortak basın toplantısında, İsraillileri ve Filistinlileri, aralarındaki anlaşmazlığı çözmeyi amaçlayan barış müzakerelerine yeniden başlamaya çağırdı. Zeyyani, “Her iki tarafı da uygulanabilir iki devletli çözüme ulaşmak için müzakere masasının etrafında toplanmaya çağırıyorum” ifadesini kullandı.
Diğer yandan Bahreyn’in İsrail’i ziyaret eden ilk bakanı olan Zeyyani’nin başkanlığındaki heyette 25 siyasi ismin ve yetkilinin yer alması dikkat çekti. ‘Gulf Air’ uçağı, Bahreyn'den İsrail'e aktarmasız ilk ticari uçuşla sabah 10.30'da Ben Gurion Havalimanı'na indi. Ziyaret sadece 12 saat sürdü.
Zeyyani, Bahreyn adına 15 Eylül'de Beyaz Saray bahçesinde düzenlenen bir törenle İsrail ile ‘İbrahim Anlaşması’nı ve ‘Barış Bildirisi’ni imzalamıştı. Bu gelişmenin ardından üst düzey yetkililerden oluşan İsrailli resmi bir heyet, 25 Ekim'de Bahreyn'i ziyaret etti. Başta ‘İki Ülke arasında Diplomatik, Barışçıl ve Dostane İlişkilerin Kurulmasına İlişkin Ortak Bildiri’ olmak üzere sekiz anlaşma imzalandı. Ardından da Zeyyani’nin İsrail ziyareti için hazırlıklar başladı.



Suudi Arabistan, Suriye hükümeti ile SDG arasında varılan anlaşmayı memnuniyetle karşıladı

Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara, gazetecilerin önünde ateşkes anlaşmasını ve SDG'nin devlet kurumlarına tam entegrasyonunu gösteren belgeyi gösterdi (AFP)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara, gazetecilerin önünde ateşkes anlaşmasını ve SDG'nin devlet kurumlarına tam entegrasyonunu gösteren belgeyi gösterdi (AFP)
TT

Suudi Arabistan, Suriye hükümeti ile SDG arasında varılan anlaşmayı memnuniyetle karşıladı

Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara, gazetecilerin önünde ateşkes anlaşmasını ve SDG'nin devlet kurumlarına tam entegrasyonunu gösteren belgeyi gösterdi (AFP)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara, gazetecilerin önünde ateşkes anlaşmasını ve SDG'nin devlet kurumlarına tam entegrasyonunu gösteren belgeyi gösterdi (AFP)

Suudi Arabistan, bugün ateşkes anlaşmasını ve Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) Suriye devleti içindeki tüm sivil ve askeri kurumlara entegrasyonunu memnuniyetle karşıladı ve bu anlaşmaya ulaşılmasında ABD'nin çabalarını övdü.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan açıklamada, bu anlaşmanın güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesine, devlet kurumlarının inşasına ve hukukun üstünlüğünün uygulanmasına katkıda bulunarak, Suriye halkının kalkınma ve refah özlemlerini karşılayacağı umudunu dile getirdi.

Açıklamada, Suudi Arabistan'ın Suriye hükümetinin sivil barışı teşvik etme ve Suriye'nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü koruma çabalarına tam destek verdiği yinelendi.


El-Mahrami: Suudi Arabistan, ön koşulsuz ve siyasi sınırlama olmaksızın güney çözümünü destekliyor

Güney Yemen'den liderler, aşiret şeyhleri ​​ve ileri gelenler Riyad'da düzenlenen istişare toplantısına katıldı. (Şarku’l Avsat)
Güney Yemen'den liderler, aşiret şeyhleri ​​ve ileri gelenler Riyad'da düzenlenen istişare toplantısına katıldı. (Şarku’l Avsat)
TT

El-Mahrami: Suudi Arabistan, ön koşulsuz ve siyasi sınırlama olmaksızın güney çözümünü destekliyor

Güney Yemen'den liderler, aşiret şeyhleri ​​ve ileri gelenler Riyad'da düzenlenen istişare toplantısına katıldı. (Şarku’l Avsat)
Güney Yemen'den liderler, aşiret şeyhleri ​​ve ileri gelenler Riyad'da düzenlenen istişare toplantısına katıldı. (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da, Güney Yemen liderleri, aşiret şeyhleri ve yerel kanaat önderlerinin katılımıyla Güney İstişare Toplantısı başladı.

Toplantı sonunda yayımlanan ortak bildiriyi Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Ebu Zura el-Mahrami okudu. Bildiride, toplantının ‘Güney’i kapsayan bir iradeyi temsil ettiği ve farklı kesimler ile vilayetlerden gelen liderler aracılığıyla adil, güvenli ve garantili bir çözüm arayışına yönelik olduğu’ vurgulandı. Bildiride ayrıca, ‘her türlü tırmandırıcı girişimden ve Güney’in davasına ve geleceğine hizmet etmeyen yan çatışmalar yaratma çabalarından uzak durulduğu’ ifade edildi.

Bildiride, Suudi Arabistan’ın, konuyla ilgili liderlerle doğrudan yapılan görüşmeler ışığında, Güney halkının haklı taleplerini tamamen desteklediği ve halkın siyasi geleceğini belirleme hakkını güvence altına alan kapsamlı bir siyasi çözümün önünü açtığı ifade edildi. Bildiride, bu çözümün önceden belirlenmiş siyasi şartlar veya sınırlamalar dayatmadan, Güney halkının onur, güvenlik, istikrar ve geleceğini teminat altına alacağı kaydedildi. Ayrıca, Güney’in tam egemenliğe sahip bir devlet olarak yeniden kurulmasının da bu haklar kapsamında olduğu belirtildi.

El-Mahrami, Suudi Arabistan’ın himayesinde yürütülecek Güney Diyaloğu’nun tarihi bir fırsat olduğunu ve bu fırsatın iç anlaşmazlıklar veya gereksiz çatışmalar yaratılarak heba edilemeyeceğini vurguladı. Böyle bir tutumun, öncelikle Güney’in davasına karşıt güçlerin işine yarayacağı uyarısında bulundu.

Bildiride ayrıca, hiçbir kişi veya Güneyli tarafın dışlanmayacağı ve bu sürecin geniş katılıma ve sorumlu temsil mekanizmalarına dayandığı açık bir şekilde dile getirildi.

El-Mahrami, Riyad’a ulaştıkları günden itibaren Güney davasına yönelik samimi bir karşılama ve açık destek gördüklerini vurguladı. El-Mahrami, “Buradaki varlığımız, halkımızın ve güçlerimizin ihtiyaçlarını doğrudan iletmemize olanak sağladı. Öncelikli konular arasında dört aydır ödenmeyen maaşlar vardı ve Suudi Arabistan’dan bu konuda olumlu ve sorumlu bir geri dönüş aldık. Bu adım, halkımızın çektiği sıkıntıları hafifletme konusundaki içten çabalarını gösteriyor. Ayrıca, vatandaşların günlük yaşamını etkileyen ekonomik ve sosyal meseleler de Suudi kardeşlerimiz tarafından cömertçe desteklendi” dedi.

El-Mahrami, Suudi yetkililerden, Güney’in güvenliğini sağlayan ve cephelerde görev yapan Güney güçlerinin desteğinin sürdürüleceğine dair doğrudan ve somut teyitler aldıklarını belirtti. Bu kapsamda söz konusu güçlerin haklarının eksiksiz ödeneceği, destekleneceği ve kapasitelerinin güçlendirileceğini ifade eden el-Mahrami, bunun Güney’in istikrarını pekiştireceğini, ulusal kazanımlarını koruyacağını ve Güney cephesini zayıflatmaya veya Güneylilerin rolünü sorgulamaya yönelik girişimlerin önünü keseceğini vurguladı.

Toplantı bildirisine göre, ekonomi ve kalkınmanın desteklenmesi, Güney Yemen ile Suudi Arabistan arasında gelecekteki iş birliğinin temel direklerinden biri olacak. Bugün atılan adımların, güvenlik, istikrar ve kalkınmaya dayalı stratejik bir geleceğin somut başlangıcını temsil ettiği kaydedildi.

Bildiride, Suudi Arabistan’ın Güney’i tüm tehditlerden korumada öncü olduğu ve her zaman güçlü bir destek ve güvence sağladığı vurgulandı. Suudi Arabistan’ın Güney’in güvenliği ve istikrarının korunmasında temel bir ortak olduğu, haklı davasını desteklediği ve bu konudaki tutumunun güvenilir ve sürekli olduğu kaydedildi. Bildiride, Güney’in bugün karşı karşıya olduğu asıl tehlikenin Husi milisleri ve bölgeyi hedef alan yayılmacı projeleri ile DEAŞ ve El Kaide gibi diğer terör örgütleri olduğu ifade edildi. Bildirinin devamında şu ifade yer aldı: “Bu nedenle Suudi Arabistan’ın rolünü sorgulama girişimlerini, güneydeki askeri ve güvenlik güçlerini hedef alan kampanyaları ve özellikle de güneyi ve güvenliğini koruma sisteminin bir parçası olan Amalika Tugayları, Vatan Kalkanı Güçleri, Kara Kuvvetleri, Şebve Savunma Güçleri ve Hadrami Elit Güçleri’ni hedef alan kampanyaları kategorik olarak reddediyoruz.”

Bildiride, Suudi Arabistan ile karşılıklı güvenin değerli olduğu vurgulanarak, Güneyli liderlerin halklarının davasını bu hassas dönemde devralma sorumluluğunu bildiği ve bu davayı devlet aklıyla yönetmeye devam edeceği ifade edildi. Liderler, bu sürecin spekülasyon veya ani tepkilerle yürütülmeyeceğini belirtti.

Ayrıca bildiride, Güney halkına, meşru beklentilerini bilinçli ve sorumlu bir şekilde ifade etmeleri çağrısı yapıldı. Bu çerçevede, Suudi Arabistan himayesinde yürütülecek Güney Diyaloğu’nun güvenli ve garantili bir yol olduğu vurgulandı. Bildiride, “Güney devletinin yeniden kurulması hedefi bu siyasi yol üzerinden önceliğimiz ve amacımızdır. Suudi Arabistan’ın himayesi ve desteği, hakların korunmasını, kazanımların sürdürülmesini ve ulusal hedeflerin mümkün olan en düşük maliyetle gerçekleştirilmesini sağlayacaktır” denildi.

Bildiride ayrıca uluslararası toplumdan, Güneylilerin diyalog yoluyla belirlediği seçenekleri desteklemesi, meşru beklentilerine saygı göstermesi ve Suudi Arabistan’ın himayesinde yürütülen bu ciddi süreci desteklemesi istendi. Bu sürecin, Güney ve bölgedeki barış ve istikrar için en gerçekçi çerçeveyi oluşturduğu, bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrar gereklilikleriyle uyumlu olduğu kaydedildi.


Suudi Arabistan, ekonominin kalesi ve inovasyon platformu olarak Davos'taki varlığını güçlendiriyor

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) öncesinde Davos Kongre Merkezi (Reuters)
Dünya Ekonomik Forumu (WEF) öncesinde Davos Kongre Merkezi (Reuters)
TT

Suudi Arabistan, ekonominin kalesi ve inovasyon platformu olarak Davos'taki varlığını güçlendiriyor

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) öncesinde Davos Kongre Merkezi (Reuters)
Dünya Ekonomik Forumu (WEF) öncesinde Davos Kongre Merkezi (Reuters)

Suudi Arabistan’ın Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) Davos’ta düzenlenen yıllık toplantılarına katılımı, ülkenin uluslararası alandaki görünürlüğü açısından önemli bir durak oluşturdu. Krallık, ekonomi, kalkınma, teknoloji ve çevresel meselelerdeki rolünü güçlendirmeyi sürdürürken, art arda gerçekleştirdiği katılımlarla küresel eğilimlerin şekillendirilmesinde etkili bir aktör olarak konumunu pekiştirdi. Bu süreçte, sınır aşan etki yaratacak girişimlere öncülük etme ve güçlü ortaklıklar kurma kapasitesi öne çıktı.

Bu platformlarda Suudi Arabistan’ın bölgesel istikrar ve küresel piyasaların dengelenmesindeki rolü de belirgin biçimde yer aldı. Özellikle enerji sektöründe, üretici ve tüketici çıkarları arasında dengeyi gözeten yaklaşımıyla dikkat çeken Suudi Arabistan, karbon döngüsel ekonomi anlayışını benimseyerek temiz enerjiye ve sürdürülebilir madenciliğe yönelik küresel dönüşüme katkı sundu.

Suudi Arabistan, 48. dönem toplantılarına ‘Bölünmüş bir dünyada ortak bir gelecek inşa etmek’ vizyonuyla katılırken, üst düzey heyetinin sergilediği güçlü temsil, ülkenin uluslararası arenadaki artan ağırlığını yansıttı.

Teknolojik dönüşüm

Suudi Arabistan’ın WEF’teki etkin varlığı yıllar içinde kesintisiz biçimde devam etti. 2019 yılında, Saudi Aramco’ya bağlı Uthmaniyah Gaz İşleme Tesisi’nin Endüstriyel Fenerler küresel listesine dahil edilmesi önemli bir dönüm noktası oldu. Bu adımla söz konusu tesis, petrol ve gaz sektöründe bu prestijli sınıflandırmaya giren ilk tesis olma özelliğini kazandı. Bu gelişme, Krallık’ta yaşanan sanayi dönüşümünün ulaştığı düzeyi yansıtırken, Suudi Arabistan aynı dönemde WEF ile Dördüncü Sanayi Devrimi Merkezi’nin kurulmasına yönelik bir mutabakat zaptı imzaladı. Daha sonra ulusal bir platforma dönüşen bu merkez, geleceğe dönük politikaların şekillendirilmesi ve ileri teknoloji alanlarında Suudi insan kaynağının yetiştirilmesine odaklanarak, Krallık’ın yenilikçilik ve teknolojik dönüşüm çağında hazırlık düzeyini güçlendirdi.

2020 yılında ise SABIC, döngüsel ekonomi yaklaşımı kapsamında plastik geri dönüşümüne yönelik TRUCIRCLE™ girişimini hayata geçirerek Krallık’ın forumdaki görünürlüğünü pekiştirdi. Aynı yıl Saudi Aramco, Hurays tesisinin de Endüstriyel Fenerler listesine alındığını duyurdu ve böylece bu küresel sınıflandırmaya giren ikinci Suudi tesisi kayda geçti.

Suudi Arabistan, 2022 yılında WEF platformlarında ‘Tarih bir dönüm noktasında’ başlığı altında küresel meydan okumalarla mücadeleye yönelik vizyonunu ortaya koydu. İklim, ekonomi, enerji ve gıda güvenliği gibi alanlarda ileri çözümler sunan Krallık, Vizyon 2030 programları sayesinde sağlanan ekonomik çeşitlenme, toplumsal güçlenme ve devletin krizlere karşı dayanıklılığını da vurguladı. Bu çerçevede, Kovid-19 salgınıyla mücadele ve toparlanma sürecinde elde edilen kazanımlar da öne çıkarıldı.

Bu etkin varlık, 2023 yılında Suudi Arabistan heyetinin ‘Kentsel kalkınma kaynaklarında dayanıklı bağlantıya doğru’ başlıklı oturumda sergilediği uluslararası iş birliği modeliyle daha da güçlendi. Oturumda şehirlerin geleceği ve sürdürülebilirliği ele alınırken, Suudi Arabistan’ın daha esnek ve yenilikçi kentsel modellerin geliştirilmesindeki öncü rolü ile uluslararası entegrasyonu güçlendiren teknolojik ve ekonomik çözümlere verdiği destek vurgulandı.

Gençleri güçlendirmek

Suudi Arabistan, 2024 yılı WEF’e katılımında da etkili varlığını sürdürdü. Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan bin Abdullah başkanlığındaki heyet, ‘Güvenin yeniden inşası’ ekseninde Krallık’ın vizyonunu ortaya koyarak, küresel dönüşümlerin özüne temas eden bir yaklaşım sundu. Bu çerçevede ekonomik istikrarın güçlendirilmesinden insan ve teknolojiye yönelik yeni yatırım alanlarının açılmasına kadar uzanan başlıklar ele alındı.

Forumun farklı platformlarında ise El-Ula, Misk Vakfı, Suudi Arabistan Veri ve Yapay Zekâ Kurumu (SDAIA), yenilikçiliği, gençlerin güçlendirilmesini ve akıllı şehirlerin şekillendirilmesini yansıtan girişimlerle yer aldı. Bu katılım, Suudi Arabistan’ı geleceğin araçlarını kararlılık ve ilhamla yeniden inşa eden bir ülke olarak öne çıkardı.

Suudi Arabistan’ın 2024’teki forum kapsamındaki varlığı, Veliaht Prens ve Başbakan Muhammed bin Selman’ın himayesinde Riyad’da düzenlenen WEF Özel Toplantısı’na ev sahipliği yapmasıyla daha da pekişti. Toplantıda, dünyanın farklı ülkelerinden binin üzerinde üst düzey lider, kalkınma sorunlarını ve daha istikrarlı bir geleceğe yönelik pratik çözümleri ele almak üzere bir araya geldi.

Toplantı kapsamında düzenlenen oturumlar ve imzalanan nitelikli anlaşmalar; uzay, yapay zekâ, sürdürülebilirlik, sağlık ve insani çalışmalar gibi alanlara odaklandı. Bu gelişmeler, Suudi Arabistan’ın etkin bir uluslararası ortak konumunu teyit ederken, tüm ülkeler için kalkınma yollarının yeniden çizilmesine ve bölünmeleri aşmayı hedefleyen yeni bir uluslararası iş birliği modelinin benimsenmesine zemin hazırladı.

WEF’in 2025 yılı yıllık toplantısında ise Suudi Arabistan, uluslararası konumunu daha da güçlendirerek, forumla ortaklık içinde 2026 yılının ilk yarısında üst düzey ve periyodik bir küresel toplantıya ev sahipliği yapacağını duyurdu. Bu adım, Krallık’ın liderlik rolüne duyulan küresel güvenin bir göstergesi olarak değerlendirildi.

Siber güvenlik

Forum çalışmaları kapsamında, nitelikli bir dizi girişim de hayata geçirildi. Bunların başında, ekonominin siber güvenlikle ilişkisine odaklanan küresel bir platform olarak Riyad’da Siber Ekonomi Merkezi’nin kurulması yer aldı. Ayrıca Cübeyl Sanayi Kenti, ‘Sürdürülebilir sanayi kümelerine geçiş’ girişimine katılarak bu çerçevede Ortadoğu’da yer alan ilk şehir oldu. Geleceğin Pazarlarının Hızlandırıcısı girişimi ise Suudi Arabistan’ın yenilikçiliği destekleme ve yükselen pazarların büyümesini teşvik etme yönündeki çabalarını öne çıkardı.

Saudi House (Suudi Evi) girişimi de Krallık’ın uluslararası arenadaki artan rolünü ve somut etkisini yansıttı. Girişimciler, değişim öncüleri ve yenilikçileri bir araya getiren bir platform olarak öne çıkan girişim, dünyanın geleceğini şekillendiren temel alanlara ilişkin stratejik vizyonların paylaşılmasına imkân sundu. Ziyaretçiler, Vizyon 2030’un ortaya çıkardığı kalkınma ve yatırım fırsatlarını yakından tanıma imkânı bulurken, girişim kapsamında ele alınan başlıklar aracılığıyla zengin bir bilgi ve ilham kaynağına erişti.

WEF’in yıllık toplantısındaki bu artan varlığıyla Suudi Arabistan, uluslararası çözümlerin şekillendirilmesinde ve küresel ortaklıkların güçlendirilmesinde oynadığı merkezi rolü bir kez daha teyit etti. Krallık’ın art arda gerçekleştirdiği katılımlar, Vizyon 2030’un uluslararası iş birliği yolunu daha istikrarlı ve sürdürülebilir bir geleceğe yönlendirme kapasitesini de açık biçimde ortaya koyuyor.

Niteliksel yatırımlar

Suudi Arabistan Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı Bender bin İbrahim el-Hureyf, Suudi Arabistan’ın İsviçre’nin Davos kentinde düzenlenen WEF’in yıllık toplantısına katılımının, Krallık’ın uluslararası etkili platformlardaki varlığını güçlendirdiğini vurguladı. El-Hureyf, bu katılımın aynı zamanda Suudi Arabistan’ın küresel ekonomik meseleleri tartışan etkin bir ortak olarak rolünü sürdürmesine ve uluslararası ekonomi trendlerini öngörme çabalarına katkı sağladığını belirtti; bu çabaların istikrar, büyüme ve sürdürülebilir kalkınmayı desteklediğini kaydetti.

7ı8o9
Suudi Arabistan Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı Bender bin İbrahim el-Hureyf, Dünya Ekonomik Forumu'nun (WEF) oturumlarından birine katılımı sırasında (SPA)

El-Hureyf, özellikle sanayi ve madencilik sektörlerindeki hızlı ekonomik dönüşümlerin, Krallık’ı nitelikli yatırımlar için cazip bir merkez ve küresel tedarik zincirlerinde güvenilir bir ortak konumuna getirdiğini ifade etti. Bu başarının, rekabetçi bir yatırım ortamı, istikrarlı bir yasal ve düzenleyici çerçeve, gelişmiş altyapı ve farklı sektörlerde kapsamlı bir yetenek geliştirme sistemi üzerine inşa edildiğini belirtti.

El-Hureyf ayrıca, Davos’ta Suudi heyetiyle gerçekleştirdiği temaslar sırasında, küresel şirketlerin liderleri, yatırımcılar ve karar vericilerle bir araya gelerek iş birliği fırsatlarını değerlendirmeyi, Krallık’ın sanayi ve madencilik alanlarında sunduğu imkân ve teşvikleri tanıtmayı ve nitelikli ortaklıklar kurarak yerli üretimi güçlendirme ve petrol dışı ihracatı artırma hedeflerini desteklemeyi planladığını açıkladı.