Manama ve Tel Aviv arasında büyükelçilik anlaşması yapıldı

Bahreyn Dışişleri Bakanı Zeyyani, ABD Dışişleri Bakanı Pompeo ve İsrail Başbakanı Netanyahu ile görüştü. İsrail Cumhurbaşkanı Rivlin, Bahreyn Kralı Hamad Bin İsa El Halife’yi ülkesine davet etti.

Zeyyani, Netanyahu ve Pompeo dün Batı Kudüs'te ortak basın toplantısı düzenlediler. (AP)
Zeyyani, Netanyahu ve Pompeo dün Batı Kudüs'te ortak basın toplantısı düzenlediler. (AP)
TT

Manama ve Tel Aviv arasında büyükelçilik anlaşması yapıldı

Zeyyani, Netanyahu ve Pompeo dün Batı Kudüs'te ortak basın toplantısı düzenlediler. (AP)
Zeyyani, Netanyahu ve Pompeo dün Batı Kudüs'te ortak basın toplantısı düzenlediler. (AP)

Bahreyn Dışişleri Bakanı Abdullatif bin Raşid ez- Zeyyani dün Batı Kudüs'te, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yaptığı görüşmeler sırasında yeni İsrail-Filistin barış görüşmeleri için çağrıda bulundu. Ayrıca İsrail Dışişleri Bakanı Gabi Aşkenazi ve Bahreynli mevkidaşı Zeyyani dün Körfez ülkelerinden bir dışişleri bakanı tarafından ilk kez gerçekleştirilen ziyaretin başlangıcında yaptıkları görüşmede, iki ülkede de karşılıklı olarak büyükelçilikler açmayı kabul ettiklerini duyurdular.
Aşkenazi, dışişleri bakanlarının ortak düzenledikleri basın toplantısında “Karşılıklı olarak büyükelçilik açmayı kabul ettik” ifadelerini kullandı. Zeyyani de Bahreyn’in İsrail'de büyükelçilik açmak için resmi talepte bulunduğunu belirtti. İki tarafın da terörle mücadele alanında çalışmalar ve diyalog kültürünü yayma başlıklarını ele aldıklarını söyleyen Zeyyani, Manama’nın ‘barış, birlikte yaşama ve diğerini kucaklama’ konularında kararlı olduğunu vurguladı. Zeyyani ayrıca İsrailli mevkidaşını Bahreyn'i ziyaret etmeye davet etti. Bahreynli Bakan ziyaretinin son kez Mısır Cumhurbaşkanı Enver Sedat'ın Kasım 1977'de İsrail'e yaptığı tarihi ziyaretin yıl dönümüne denk gelmesinden duyduğu mutluluğu dile getirdi.
Diğer yandan Aşkenazi, Zeyyani’nin İsrail ziyaretini ‘tarihi’ olarak nitelendirdi.
Aşkenazi’ye yakın bir kaynak, İsrailli Bakan’ın 4 Aralık’ta Bahreyn’i ziyaret edeceğini aktardı. Zeyyani’yi barışı sağlama konusunda bir dost ve bir ortak olarak gördüğünü ifade eden Aşkenazi, BAE ve Bahreyn ile barışın, Filistinlilerle barışı sağlamak için yeni ufuklar açtığını vurguladı. Aşkenazi, Filistin Yönetimi'ni müzakereleri mümkün olan en kısa sürede yeniden başlatmaya çağırdı. Bakan Zeyyani de barışın ülkesinin kuruluşundan bu yana en temel unsuru olduğunu vurgulayarak Aşkenazi’nin sözlerine karşılık verdi. Mısır Cumhurbaşkanı Enver Sedat'ın söz konusu barışın tohumlarını 43 yıl önce ektiğine inandığını belirten Zeyyani, bu yolda yürümesi dolayısıyla için Bahreyn yönetimiyle gurur duyduğunu vurguladı. Bahreyn Dışişleri Bakanı, sağlanan iş birliğinin Ortadoğu'da ‘barış umutları’ yeşerteceğini ve İsrail-Filistin çatışmasının müzakereleri başlatan taraflarca çözülmesi gerektiğini belirtti.
Zeyyani, İsrail ile Bahreyn arasında 1 Aralık’tan itibaren elektronik vize sisteminin uygulanacağını ve ‘İsrail ile Bahreyn arasında her hafta 14 uçuş gerçekleştirilmesini garantilemek’ için çalışmalar yapıldığını kaydetti.
Diğer yandan Bahreyn Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Zeyyani başkanlığındaki hükümet heyetinin dün ‘İsrail Devleti'ne tarihi bir ziyarette bulunmak üzere’ Tel Aviv'e gittiği belirtildi. Açıklamada, Zeyyani ve Aşkenazi'nin görüşmelerinde iki ülke arasındaki ilişkileri güçlendirmenin yollarını, barışa destek konusunu ve ‘İbrahim Anlaşması’nın ilkeleri çerçevesinde iki ülke arasında son zamanlarda imzalanan anlaşmayı uygulama mekanizmalarını masaya yatırdıkları kaydedildi.
Bu bağlamda İsrailli ve Bahreynli bakanlar arasında Batı Kudüs’teki Dışişleri Bakanlığı binasında düzenlenen ilk toplantıya katılan İsrailli bir diplomat şu değerlendirmelerde bulundu:
“Dramatik bir olayla karşı karşıya olduğumuz açıktı. Neredeyse tüm alanlarda bizimle iş birliğini ilerletme konusunda büyük bir istek vardı. Bu istek, havacılık ve teknolojik iş birliği alanları da dahil olmak üzere kesinlikle bir grup anlaşmaya yansıyacak. Böyle bir şey her gün olmaz. BAE ve Bahreyn ile ilişkilerimizde muazzam bir ekonomik potansiyeli var. Dışişleri Bakanlığı’ndaki birçok kişi, bu ilişkileri kurabilmek için 15 yılı aşkın bir süredir çalışıyor. Şimdi elbette bu konuda açıkça konuşabildikleri için mutlular. Bahreyn Dışişleri Bakanı’nın bugünkü ziyareti, bu çabaların doruk noktasıdır ve hafife alınmamalıdır.”
Diğer yandan Bahreyn resmi haber ajansı BNA, ziyaretin ‘Bahreyn'in barış sürecini destekleyen güçlü ve kararlı tutumunu teyit ettiğini’ ve ziyarette ‘ekonomik fırsatlara ve İsrail ile ikili anlaşmalara odaklanacağını’ bildirdi.
Bahreynli Bakan, İsrail Dışişleri Bakanlığı'ndaki görüşmenin ardından İsrail Cumhurbaşkanlığı konutuna giderek burada Cumhurbaşkanı Reuven Rivlin ile görüştü ve ziyaretçi defterini imzaladı. Rivlin, dünyanın iki ülke arasında neler olup bittiğine ve Kudüs’te Bahreyn bayrağının İsrail bayrağının yanında nasıl dalgalandığına bakması ve bunun barış mesajının sembolü olduğunu anlaması gerektiğini söyledi. Bu arada Rivlin, babası Profesör Yosef Yoel Rivlin tarafından tercüme edilen İbranice Kur'an-ı Kerim'in bir nüshasını Zeyyani’ye hediye etti. Zeyyani, İsrail ile Körfez ülkeleri arasındaki barışın, Ortadoğu halkları için istikrarı sağlamayı amaçladığını belirterek Rivlin’in sözlerine karşılık verdi. Zeyyani, ‘sonsuza dek değerli bir hediye olarak saklayacağım’ diyerek Rivlin'e hediyesi için teşekkür etti.
Zeyyani daha sonra Başbakan Binyamin Netanyahu ile görüştü. Ardından da ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'nun katılımıyla üçlü bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmelere daha sonra İsrail Dışişleri Bakanı Aşkenazi ile ABD'nin Ortadoğu Barış Müzakerecisi Avi Berkowitz başkanlığındaki üst düzey isimler de katıldı. Netanyahu, İsrail-Bahreyn ilişkilerinin İbrahim Anlaşması'nın imzalanmasının çok öncesine uzandığını belirterek, iki ülke arasındaki ‘ortak iş birliğinin sağlam temellere dayandığını’ söyledi. Netanyahu, “İsrail, Bahreyn ve ABD birçok ülkenin geçişine tanıklık edecek bir barış köprüsü inşa ediyor” dedi. Ardından Pompeo, ‘İsrail ile diğer ülkeler arasında da kalkınmaya yönelik mükemmel fırsatlar sağlayacak olan barış anlaşmaları yapılmasını umduğunu’ belirtti.
Bahreyn Dışişleri Bakanı Abdullatif ez-Zeyyani, ABD'li mevkidaşı Mike Pompeo ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yaptığı ortak basın toplantısında, İsraillileri ve Filistinlileri, aralarındaki anlaşmazlığı çözmeyi amaçlayan barış müzakerelerine yeniden başlamaya çağırdı. Zeyyani, “Her iki tarafı da uygulanabilir iki devletli çözüme ulaşmak için müzakere masasının etrafında toplanmaya çağırıyorum” ifadesini kullandı.
Diğer yandan Bahreyn’in İsrail’i ziyaret eden ilk bakanı olan Zeyyani’nin başkanlığındaki heyette 25 siyasi ismin ve yetkilinin yer alması dikkat çekti. ‘Gulf Air’ uçağı, Bahreyn'den İsrail'e aktarmasız ilk ticari uçuşla sabah 10.30'da Ben Gurion Havalimanı'na indi. Ziyaret sadece 12 saat sürdü.
Zeyyani, Bahreyn adına 15 Eylül'de Beyaz Saray bahçesinde düzenlenen bir törenle İsrail ile ‘İbrahim Anlaşması’nı ve ‘Barış Bildirisi’ni imzalamıştı. Bu gelişmenin ardından üst düzey yetkililerden oluşan İsrailli resmi bir heyet, 25 Ekim'de Bahreyn'i ziyaret etti. Başta ‘İki Ülke arasında Diplomatik, Barışçıl ve Dostane İlişkilerin Kurulmasına İlişkin Ortak Bildiri’ olmak üzere sekiz anlaşma imzalandı. Ardından da Zeyyani’nin İsrail ziyareti için hazırlıklar başladı.



Muhammed bin Selman ve Şahbaz Şerif bölgesel ve uluslararası gelişmeleri görüştüler

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Başbakan (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Başbakan (SPA)
TT

Muhammed bin Selman ve Şahbaz Şerif bölgesel ve uluslararası gelişmeleri görüştüler

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Başbakan (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Başbakan (SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Salman bin Abdulaziz, Pakistan Başbakanı Muhammed Şahbaz Şerif ile dün telefon görüşmesi yaparak bölgesel ve uluslararası alandaki son gelişmeleri ele aldı.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi'nin Pakistan Başbakanı ile yaptığı telefon görüşmesinde, Krallık ile Pakistan arasındaki ikili ilişkiler ve ortak iş birliğinin geliştirilme yolları ele alındı.


Hadramut, Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi ve Suudi Arabistan'ın tutumlarını nasıl karşıladı?

 Suudi Arabistan'ın Mukalla Limanı’na düzenlediği hava saldırılarının ardından imha edilen askeri araçlar (AFP)
Suudi Arabistan'ın Mukalla Limanı’na düzenlediği hava saldırılarının ardından imha edilen askeri araçlar (AFP)
TT

Hadramut, Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi ve Suudi Arabistan'ın tutumlarını nasıl karşıladı?

 Suudi Arabistan'ın Mukalla Limanı’na düzenlediği hava saldırılarının ardından imha edilen askeri araçlar (AFP)
Suudi Arabistan'ın Mukalla Limanı’na düzenlediği hava saldırılarının ardından imha edilen askeri araçlar (AFP)

Tevfik Şanvah

Geçtiğimiz ay boyunca Hadramut şehri halkı, devam eden askeri gelişmelerin kanlı bir çatışmaya yol açacağı ve her daim barış ve huzura olan eğilimiyle bilinen şehirlerini vahim sonuçlar doğuracak bir çatışmaya sürükleyeceği endişesi, korkusu ve beklentisiyle boğuştu. Ardından, salı günü Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi'nin kararları ve bundan önce, Suudi Arabistan liderliğindeki Koalisyon’un savaş uçaklarının Mukalla Limanı’nda Güney Geçiş Konseyi’ne gönderilen silah sevkiyatlarını hedef alan sınırlı bir askeri operasyonu, mevcut durumu umut edilen yöne çevirdi. Bunların gerilimi artırma faaliyetlerini durdurması, sükuneti sağlaması ve Güney Geçiş Konseyi’nin bir oldubitti dayatmaya yönelik tek taraflı icraatlarını önlemesi umuluyor. Ayrıca Geçiş Konseyi’ne bağlı güçlerin meşru hükümet ve Riyad'ın ele geçirdikleri bölgelerden çekilme ve “aklın sesine kulak verme” çağrısına uymaları da bekleniyor. Bu çağrı Yemen ve Suudi Arabistan'ın bunun “kabul edilemez bir isyan” olduğu yönündeki görüşüne dayanıyor.

Hadramut halkı, bilhassa meşru hükümetin Suudi Arabistan’ın açık tutumuna dayanan ve Hadramut ile komşu şehir Mehra’nın istikrarına yönelik kesin desteğini vurgulayan tepkisiyle birlikte, bu önlemlerin stratejik öneme sahip şehirlerine yeniden sükuneti getirmesini ve şehirlerini yönetmelerini sağlamasını umuyor.

Gerilimin durdurulması yönündeki yerel beklenti ve umut

Alimi'nin kararları arasında BAE ile ortak savunma anlaşmasının iptal edilmesi, kendisine bağlı güçlerin ve personelin 24 saat içinde Yemen'den çekilmesi kararı da yer alıyordu. Ayrıca, meşru hükümete bağlı “Vatan Kalkanı Kuvvetleri”ne harekete geçme, Hadramut ve Mehra (doğu Yemen) şehirlerindeki tüm askeri kampların kontrolünü teslim alma direktifi verdi. Gerektiğinde uzatılabilecek 90 günlük bir olağanüstü hal ilan etti. Tüm limanlara ve sınır kapılarına 72 saatlik hava, deniz ve kara ablukası uygulanması emrini verdi.

Güney Geçiş Konseyi'nin bu ayın başlarındaki eylemlerine yönelik toplumsal muhalefete dayanarak, Hadramut halkı bu önlemlerin silahlı tırmandırmayı durduracağı, sükuneti sağlayacağı, şehrin sakinlerinin Suudi Arabistan'ın himayesinde meşru hükümetle varılan uzlaşı formlarına göre kendi iç işlerini yönetmelerini sağlayacağı umuduyla memnuniyetle karşıladı. Kendi iç işlerini yönetme birçok yerel oluşumun ve genel kamuoyunun yıllardır talep ettiği bir husus.

Güney Geçiş Konseyi'ne karşı olan Hadramut Kabileleri İttifakı'nın sözcüsü Sabri bin Mehaşen, Independent Arabia’ya verdiği demeçte, Hadramut halkının, Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi Başkanı'nın aldığı kararları memnuniyetle karşıladığını, çünkü bu kararların, Güney Geçiş Konseyi'nin bir ay önce kontrolü ele geçirmesinden bu yana bu barışçıl şehrin sakinlerinin uğradığı ciddi zararı hafiflettiğini söyledi.

Meşru hükümet ve Suudi Arabistan tarafından alınan önlemleri “sivil barış ve doğu bölgesinde ve genel olarak Yemen'de güvenlik ve kalkınmayı güçlendirme çabaları için bir zafer” olarak değerlendirdi.

Halk ve resmi destek

Meşru hükümetin kararlarından duyulan memnuniyet, meşru hükümetin ve Suudi Arabistan'ın taleplerinin karşılık bularak tansiyonun düşmesini ve anlaşmazlığın çözülmesini bekleyen halkla sınırlı kalmadı. Bunu, Hadramut'un Yemen ve komşuları için jeostratejik önemini kavrayan güçlü bir Suudi duruşuyla pekiştirilen resmi destek izledi. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Hadramut şehrindeki yerel yönetim, tüm idari, siyasi, askeri, güvenlik, kabilesel ve sosyal bileşenleriyle, bugün Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi Başkanı'nın aldığı kararları memnuniyetle karşıladı. “Bu kararların, Konsey’in ülkenin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü koruma konusundaki anayasal ve ulusal sorumluluklarına dayandığını” belirtti. Buna dayanarak, Hadramut yerel yönetimi, Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi Başkanı'nın, Silahlı Kuvvetler Başkomutanı'nın, BAE ile ortak savunma anlaşmasını iptal etme ve tüm güçlerinden Yemen topraklarından çekilmesini isteme kararına tam destek verdiğini vurguladı. “Ulusal egemenliği güçlendiren ve vatanın güvenliğini ve istikrarını korumaya katkıda bulunan bu kararında, siyasi liderliği desteklediğinin” altını çizdi.

Suudi Arabistan arabuluculuğuyla krizin başlangıcında üzerinde anlaşmaya varılan çözüm önerisi kapsamında beklenen askeri çözümlerle ilgili olarak, Hadramut Valisi Salim el-Hanbaşi başkanlığındaki yerel yönetim, “vatandaşların çıkarlarına hizmet edecek ve daha fazla kan dökülmesini önleyecek şekilde askeri sorumlulukların sorunsuz ve güvenli bir şekilde devredilmesini, askeri kampların ve hayati öneme sahip mevkilerin teslim edilmesini sağlamak için Vatan Kalkanı Kuvvetleri ile koordinasyon ve iş birliğine tamamen hazır olduklarını” yineledi.

Çözüm önerisi, Güney Geçiş Konseyi'nin Hadramut şehrine güneyli güçlerin konuşlandırılmasıyla ilgili olarak tekrar tekrar kullandığı bahaneleri ortadan kaldırıyor; zira yeni kurulan Vatan Kalkanı Kuvvetleri, meşru hükümete sadık ve çoğunlukla güney şehirlerinin evlatlarından oluşan bir askeri birlik.

Daha fazla kan dökülmesini önlemek ve iç çatışmayı engellemek için Vali, “Hadramut'un tüm onurlu vatandaşlarını, silahlı kuvvetleri ve güvenlik güçlerini meşru liderliğin etrafında toplanmaya ve bu egemen kararları uygulamak için birleşik bir ekip olarak çalışmaya, böylece Hadramut ve anavatanın güvenliğini korumaya” çağırdı. Ayrıca, “Suudi Arabistan tarafından temsil edilen Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu liderliğine, samimi ve kardeşçe tutumları, Yemen'in güvenliği ve istikrarını destekleme yönündeki sürekli çabaları, devletin yeniden kurulması ve tüm zorluklarla mücadele sürecindeki değerli himayeleri için” minnettarlığını dile getirdi.

Diyaloğu önceliklendirme ve sert çatışmalardan sakınma, meşru hükümet içinde genişleme, nüfuz temelli parçalanma ve bölünmeyle devletin temel yapısını tehdit eden ayrışmayı derinleştirmekten kaçınma yaklaşımını sürdüren Yemen hükümeti, Güney Geçiş Konseyi'nin Hadramut ve Mehra şehirlerinden derhal ve koşulsuz olarak çekilmesi çağrısını yineledi. Hükümet ayrıca, Konsey’den mevzilerini ve askeri kamplarını Vatan Kalkanı Güçleri’ne ve şehirlerdeki yerel makamlara devretmesini, geçiş aşaması için üzerinde anlaşmaya varılan çerçeveye uymasını ve vatandaşların güvenliğini tehdit eden ve gerilimi azaltma çabalarını baltalayan tüm askeri veya gerilimi artırıcı eylemlere son vermesini istedi. Hükümet, “bu kritik aşamada iç cepheyi parçalamanın ve ulusal çabaları başka yöne çekmenin doğrudan terörist Husi milislerine hizmet ettiğini, darbelerinin ömrünü uzattığını, bu nedenle ulusal birliğin bugün ertelenemez bir askeri ve siyasi zorunluluk olduğunu” vurguladı.

Hadramut şehrinden Salim bin Brik başkanlığındaki hükümet, “Güney Geçiş Konseyi'nin tek taraflı askeri eylemlerinin ve resmi çerçeveler dışında silah ve güçlerin devreye sokulmasının, tehlikeli bir güvenlik ihlali, geçiş aşamasının ilkelerinin ve gerilimi azaltma çabalarının açık bir ihlali, vatandaşların güvenliğine ve devletin birliğine doğrudan tehdit ve ekonomik reformlara ciddi bir engel teşkil ettiğini” vurguladı.

Temsilciler Meclisi, Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi ve Başkanı’nın olağanüstü hal ilanı da dahil olmak üzere aldığı önlemleri ve kararları, “devleti korumayı, güvenlik ve istikrarı sağlamayı amaçlayan yasal önlemler” olarak değerlendirerek “tam destek” verdiğini açıkladı.

Güney Geçiş Konseyi'ne bağlı güçler, Hadramut Vadisi ve Mehra şehrindeki bölgelerin kontrolünü ele geçirdi. Bunun ardından Konsey, uluslararası alanda tanınan Yemen hükümetindeki bakanlara, eylemlerine destek vermeleri için baskı yaptı; bu da yerel, bölgesel ve uluslararası düzeyde geniş çaplı bir tepkiyle karşılandı.

Suudi Arabistan’ın vurgusu

Hem yerel hem de bölgesel düzeyde bu gelişmelerin önemi, Hadramut şehrinin tarihi ve ekonomik önemi, krizin başlangıcında komşu ülkedeki gerilimi kontrol altına almak için hemen harekete geçmenin önemini yansıtan bir ziyaretle, güvenlik ve askeri ekip gönderen Suudi Arabistan sınırındaki hassas konumu sebebiyle, Suudi Arabistan Kabinesi, Kral Selman bin Abdulaziz başkanlığındaki toplantısında, Suudi Arabistan'ın ulusal güvenliğine yönelik herhangi bir ihlal veya tehditle mücadele etmek için gerekli adımları ve önlemleri almaktan çekinmeyeceğini yineledi. İki ülkenin birbirine bağlı kaderleri göz önüne alındığında, Kabine ayrıca Yemen'in güvenliğine, istikrarına ve egemenliğine olan bağlılığını ve Yemen Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi Başkanı ve hükümetine tam desteğini vurguladı.

Diyaloğun önemini ve askeri eylemden kaçınmayı açıkça vurgulayan açıklamada, Suudi Arabistan'ın tutumu şu şekilde ifade edildi: “Krallık, aklın galip geleceğine, kardeşlik, iyi komşuluk ilkelerinin ve Körfez İşbirliği Konseyi devletlerini birbirine bağlayan yakın ilişkilerin yanı sıra Yemen'in çıkarlarının da korunacağına, BAE'nin Yemen Cumhuriyeti'nin BAE güçlerinin çekilmesi talebine 24 saat içinde uyacağına, Güney Geçiş Konseyi'ne ve Yemen içindeki diğer tüm taraflara askeri ve mali desteği keseceğine, BAE'nin, Suudi Arabistan'ın güçlendirmek istediği iki ülke arasındaki ikili ilişkileri korumak ve bölge ülkelerinin refahını, kalkınmasını ve istikrarını artıracak her şey için birlikte çalışmak üzere gerekli adımları atacağına dair umudunu dile getirmektedir.”

Meşru hükümet ve destekçisi Riyad ile artan gerilimin gölgesinde, Güney Geçiş Konseyi, cuma günü yayınlanan kısa bir açıklamayla, operasyonlarını “halkın taleplerine yanıt olarak” gerekçelendirdi ve terörizmle mücadele etmeyi, Husi ikmal hatlarını kesmeyi ve güney vatandaşlarının kaynaklarını korumayı amaçladığını belirtti. Konsey Başkanı Riyad ile koordinasyona açık olduğunu teyit etti ama “güney halkının iradesinin müzakere edilemez olduğunu” vurguladı. Aynı askeri mantıkla muamele görme işaretleri karşısında, güçlerinin hedef alınmasının “ortaklığa hizmet etmeyeceği” konusunda uyardı.

Güney Geçiş Konseyi, BAE'nin desteğiyle Güney Yemen “devletini yeniden kurma” projesini benimseyen bir Yemenli siyasi oluşum. Başkanlık organı, liderleri ile eski Yemen Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur Hadi arasında yaşanan sert anlaşmazlıkların ardından 11 Mayıs 2017'de kuruldu. Üyeleri arasında ülkenin güneyinden, coğrafi olarak geçmişte “Yemen Halk Demokratik Cumhuriyeti” olarak bilinen bölgeyi temsil eden birçok isim yer alıyor. Başında da daha sonra Husi karşıtı bir koalisyon olan Yemen Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi'ne üye olarak atanan Ayderus ez-Zübeydi bulunuyor.


Abdullah bin Zayid ve Marco Rubio, Yemen'deki gelişmeleri ve Gazze'deki durumu görüştüler

Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanı Şeyh Abdullah bin Zayid Al Nahyan ve ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio (WAM)
Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanı Şeyh Abdullah bin Zayid Al Nahyan ve ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio (WAM)
TT

Abdullah bin Zayid ve Marco Rubio, Yemen'deki gelişmeleri ve Gazze'deki durumu görüştüler

Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanı Şeyh Abdullah bin Zayid Al Nahyan ve ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio (WAM)
Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanı Şeyh Abdullah bin Zayid Al Nahyan ve ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio (WAM)

Birleşik Arap Emirlikleri Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Abdullah bin Zayid Al Nahyan, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile yaptığı telefon görüşmesinde iki ülke arasındaki stratejik ilişkileri ve bölgesel gelişmeleri ele aldı.

Şarku’l Avsat’ın WAM’dan aktardığına göre iki taraf Gazze Şeridi'ndeki durum ve Yemen'deki son gelişmeler de dahil olmak üzere karşılıklı ilgi alanlarına giren bir dizi konuyu görüştü.

Görüşme sırasında Şeyh Abdullah bin Zayid, BAE'nin bölgede kalıcı bir barış inşa etme ve halkın çıkarlarına hizmet edecek şekilde güvenlik ve istikrarı pekiştirme çabalarını desteklemek için Amerika Birleşik Devletleri ve ortaklarıyla birlikte çalışma taahhüdünü teyit etti.