İsrail'in Şam'a yönelik hava saldırılarında İranlı yetkilileri hedef almadığı duyuruldu

İsrail'in Şam'a yönelik hava saldırılarında İranlı yetkilileri hedef almadığı duyuruldu
TT

İsrail'in Şam'a yönelik hava saldırılarında İranlı yetkilileri hedef almadığı duyuruldu

İsrail'in Şam'a yönelik hava saldırılarında İranlı yetkilileri hedef almadığı duyuruldu

İsrail'in dün şafak vaktinde Suriye'de düzenlediği saldırılarında 3’ü Hava Savunma Kuvvetleri’ne bağlı Suriyeli subay olmak üzere 10 kişinin öldüğü bildirildi. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), diğer ölen diğer kişilerin yabancı uyruklu olduğu bilgisini paylaştı.
Tel Aviv'den yapılan açıklamalarda hava saldırılarında İranlı yetkilileri hedef almadığı kaydedildi. Gözlemciler ise bu saldırının İsrail'in ABD Başkanı Donald Trump'ın seçimlerdeki yenilgisine rağmen sınır ötesi saldırı politikasını sürdüreceğinin bir göstergesi olduğu görüşünde. SOHR’un bildirdiğine göre, ölenlerden 5’i Kudüs Gücü'e bağlı İranlılar. Uyruğu henüz belirlenemeyen diğer 2’sinin ise Irak veya Lübnanlı Şii savaşçılardan olabileceği görüşü hakim.
Şam'ı destekleyen bölgesel güçlerden bir komutan, ölenler arasında İranlı veya Lübnanlı olduğu iddialarını yalanladı. AFP’nin SOHR’dan aktardığına göre hava saldırılarında, biri Şam Uluslararası Havaalanı yakınları, diğeri de Şam'ın güneybatısında olmak üzere Hava Savunma Kuvvetleri’ne ait iki askeri bölgeyi hedef alındı. Saldırılar, İran yanlısı milislerin Şam'ın eteklerindeki Seyyide Zeynep ve el-Kisve bölgelerindeki cephane ve silah depolarını da etkiledi. Reuters'a konuşan eski bir Suriye ordusu komutanı, saldırının İran destekli Lübnanlı Şii Hizbullah'ın Suriye'nin Lübnan sınırına yakın bir üssünü, ayrıca Şam'ın güneyindeki üsleri ve Golan Tepeleri'nin Suriye kontrolü altındaki kısımlarındaki ön safları hedef aldığını bildirdi.
SANA haber ajansı, bir askeri kaynağın şu açıklamalarını aktardı:
“Siyonist düşman, güney bölgesinde işgal altındaki Golan yönünden bir hava saldırısı başlattı. Saldırıya karşılık veren hava savunmamız, füzelerden bazılarını düşürdü. Saldırı üç askerin ölümüne, birinin yaralanmasına ve bazı maddi kayıplara yol açtı.
Reuters’ta yer alan analizde, çarşamba günü düzenlenen saldırının her zamankinden çok daha geniş bir hedef yelpazesi olduğu, aynı zamanda İsrail ordusunun ayrıntıları açıklarken önceki zamanlarda olduğundan daha cesur göründüğü kaydedildi. Bu durumun İsrail’in kamuoyuna, İran'ın Suriye'deki müdahalesine yönelik mesaj gönderme niyetinin açık olduğunu gösterdiği vurgulandı.
İsrailli bir askeri kaynak dün yaptığı açıklamada, Suriye'deki 8 farklı noktada gerçekleştirilen saldırılarda Şam yakınlarında, kendi mahallelerindeki üst düzey İranlı liderlerin bilerek hedef alınmadığını ancak evlerin çevresine roketler atıldığını bildirdi. Zira ülkede yerleşik hale gelmek için özellikle Suriye’nin güneyinde, İsrail ile güçler ayrılığı sınırı yakınlarında yürüttükleri projelerin akıbeti konusunda uyarılmalarının istendiğini belirtti.
İsrail ordusunun bu saldırıları İran askeri operasyonlarına cevaben gerçekleştirdiğini ancak tırmanıştan kaçınmak için kendisine sınırlar koyduğunu söyleyen yetkili açıklamasını şöyle sürdürüldü:
 “Kim olduğunuzu, nerede ne yaptığınızı biliyoruz. İsrail, bu fiiller karşısında sonsuza dek sabırlı kalmayacak. İsrail ordusu, saldırı sırasında kışlada İranlı subayların varlığından haberdardı. Ancak onları veya binada bulundukları alanları hedef almadı.”
Saldırıları 68 günlük sakinliğin ardından gerçekleştiren İsrail, söz konusu dönemden önceki son hava operasyonlarını açık bir şekilde üstlenmemişti. Dün yaptığı açıklamada yeni saldırılara değinen ordu sözcüsü, uçakların yedi farklı bölgeyi hedef aldığını ancak Suriye güçlerinin İsrail uçağına füze atması nedeniyle buna sekizinci bir alanın daha eklenerek füze bataryalarının bombalandığını kaydetti. Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“İsrail savaş uçakları bu gece İran’ın Kudüs Gücü ve Suriye ordusuna ait askeri hedeflere saldırılar düzenledi. Cephanelikler, karargahlar ve askeri komplekslerin yanı sıra karadan havaya füze bataryalarının da hedef alındığı saldırılar, İran’ın yönlendirdiği bir Suriyeli hücrenin Suriye ile sınır çiti yakınlarına ve İsrail topraklarına el yapımı patlayıcı yerleştirilmesine cevaben geldi. Patlayıcılarla dolu sahanın dünkü keşfi, İran'ın Suriye'deki pozisyonunun devam ettiğine dair ek kanıtlar oluşturuyor. Kendi topraklarından başlatılan her türlü eylemden Suriye rejimini sorumlu tutan İsrail ordusu, İran’ın Suriye'de bölgesel istikrara tehdit oluşturan pozisyonunu vurmak için gereken hamlelerine devam edecek. Nitekim İsrail ordusu olası herhangi bir senaryo ile baş etmek için tetikte duruyor.”
Açıklamadan, bu hafta Golan Tepeleri'nde engellenen bir saldırı girişiminin ardından çarşamba günü Suriye'de başlatılan bir dizi hava saldırısının İran'a ülkeden, özellikle sınır bölgesinden çekilmesi için bir mesaj niteliği taşıdığı sonucuna varıldı. İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee  daha sonra yaptığı açıklamada şu bilgileri verdi:
“Sınırlarımızda, güney Golan Tepeleri'nde üç güçlü patlayıcı cihazın keşfedilmesinin ardından, İran ve Suriye mevkililerini hedef aldık. Söz konusu patlayıcıların İsrail sınırına yakın köylerde yaşayan Suriyeliler tarafından İran’ın yönlendirmesiyle yerleştirildiği anlaşılıyor. Nitekim Suriye içindeki 8 noktayı hedef aldık. Bunlardan en önemlisi, Şam Uluslararası Havalimanı yakınlarındaki İran kuvvetlerinin ana karargahı olarak kullanılan bir İran komuta kampıydı. Şam'ın güneydoğusundaki üst düzey İranlı aktörlere ve misyonlara ev sahipliği yapmak için kullanılan, aynı zamanda Kudüs Gücü yetkililerinin kaldığı gizli bir mevkii, 7. Tümen’in Güney Golan Tepeleri'nde bulunan ve Kudüs Gücü görevlilerinin İsrail'e karşı terörist faaliyetleri yürüttüğü karargahı, ayrıca dün de gece uçaklarımızın vurulmasının ardından karadan havaya gelişmiş füze bataryaları hedef alındı.”
İsrail Ordu Sözcüsü Hidai Zilberman da şu açıklamada bulundu:
“Bu saldırıların iki net mesajı var. Bunlardan ilki, İran'ın genel olarak Suriye'deki, özel olarak sınırlarımızdaki pozisyonunu sürmesine, ikincisi de Suriye rejiminin bu konuma göz yummasına izin vermeyeceğizdir. İsrail, sınırlara patlayıcı yerleştirme girişiminin ardından, geçen ağustos ayında da İran ve Suriye'ye benzer bir mesaj göndermeye çalışmıştı. Ancak mesajın yerine ulaşmadığı açık.”
Zilberman ayrıca Demir Kubbe ve diğer hava savunma sistemlerini yüksek alarma geçiren İsrail ordusunun İran veya Suriye'nin yanıt verme olasılığına hazırlıklı olduğunu söyledi.



Şam’da kadın polis enstitüsü açıldı… Muhalif subaya albay rütbesi verildi

Şam kırsalındaki Tel kentinde Kadın Polis Enstitüsü’nün açılışı sırasında İçişleri Bakanı Enes Hattab’ın güvenlik yetkilileri ve Kadın Polis Enstitüsü yöneticileriyle birlikte çekildiği hatıra fotoğrafı (Suriye İçişleri Bakanlığı)
Şam kırsalındaki Tel kentinde Kadın Polis Enstitüsü’nün açılışı sırasında İçişleri Bakanı Enes Hattab’ın güvenlik yetkilileri ve Kadın Polis Enstitüsü yöneticileriyle birlikte çekildiği hatıra fotoğrafı (Suriye İçişleri Bakanlığı)
TT

Şam’da kadın polis enstitüsü açıldı… Muhalif subaya albay rütbesi verildi

Şam kırsalındaki Tel kentinde Kadın Polis Enstitüsü’nün açılışı sırasında İçişleri Bakanı Enes Hattab’ın güvenlik yetkilileri ve Kadın Polis Enstitüsü yöneticileriyle birlikte çekildiği hatıra fotoğrafı (Suriye İçişleri Bakanlığı)
Şam kırsalındaki Tel kentinde Kadın Polis Enstitüsü’nün açılışı sırasında İçişleri Bakanı Enes Hattab’ın güvenlik yetkilileri ve Kadın Polis Enstitüsü yöneticileriyle birlikte çekildiği hatıra fotoğrafı (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Suriye İçişleri Bakanı Enes Hattab, Şam kırsalındaki Tel kentinde Kadın Polis Enstitüsü’nün açılışını gerçekleştirdi. Bu adımın, kadınların polis ve güvenlik alanındaki rolünü güçlendirmeyi ve farklı uzmanlık alanlarında daha geniş katılımını sağlamayı hedeflediği belirtildi.

Enstitünün açılışına paralel olarak Suriye İçişleri Bakanlığı, “el-Anud” lakabıyla bilinen ve daha önce rejimden ayrılan subay Yüsra Diyab el-Kata’na’nın albay rütbesine terfi ettirildiğini duyurdu. Kata’na’nın kökeninin Dera kırsalındaki el-Lecat bölgesine dayandığı ve Suriye devriminin ilk dönemlerinde eski rejim ordusundan ayrıldığını açıklayan ilk subaylar arasında yer aldığı ifade edildi.

İçişleri Bakanı Enes Hattab, cumartesi günü açılışta yaptığı konuşmada, enstitünün donatılması ve eğitim programlarının hazırlanmasının yaklaşık bir yıl süren yoğun bir çalışma sonucunda tamamlandığını söyledi. Hattab, bu süreçte uzman bir ekibin modern polislik gereksinimlerine uygun bir eğitim ortamı oluşturmak ve kursiyerler için öğrenme ile mesleki eğitim imkânlarını sağlamak amacıyla büyük çaba harcadığını belirtti.

gth
Şam kırsalındaki Tel kentinde Kadın Polis Enstitüsü yöneticileri İçişleri Bakanı’nı karşılarken (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Bakan, enstitünün güvenlik alanında görev alacak kadın kadroların yetiştirilmesi ve eğitilmesi için uzmanlaşmış bir merkez olacağını vurguladı. Ayrıca kursiyerlere görevlerini etkin ve yetkin biçimde yerine getirebilmeleri için gerekli bilgi, disiplin ve mesleki becerilerin kazandırılacağını ifade etti.

Hattab, İçişleri Bakanlığı’nın “kurtuluştan” sonraki ilk günden itibaren kadınların güvenlik ve polislik çalışmalarına ile toplumsal hizmetlere katılımını güçlendirmeyi görev edindiğini belirterek, bunun kadınların haklarını ve mahremiyetini koruyacak şekilde, toplumsal değerler ve mesleki standartlarla uyumlu biçimde yürütüleceğini söyledi.

gh
Albay rütbesine terfi ettirilen muhalif subay Yüsra Diyab el-Kata’na (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Bakan ayrıca, halkının yanında yer almayı seçen, özgürlük ve adalet değerlerini destekleyerek eski rejimden ayrılan kadın subayları memnuniyetle karşıladıklarını belirtti. Bu subayların bugün kuruma katılmasının kurumun deneyimine önemli katkı sağladığını ve ülke çıkarlarını ve topluma hizmeti her şeyin üzerinde tutan herkese kapı açan ulusal bir sürecin somut göstergesi olduğunu ifade etti.

Enstitü Müdürü Tuğgeneral Hüda Mahmud Sercavi ise enstitünün kurulmasının, polislik çalışmalarını geliştirmeyi ve mevcut dönemin ihtiyaçlarıyla uyumlu şekilde modernize etmeyi amaçlayan ulusal bir vizyonun parçası olduğunu söyledi. Sercavi, enstitünün çeşitli toplumsal meselelerle başa çıkabilecek kadın polis kadrolarının yetiştirilmesi için uzmanlaşmış bir eğitim platformu olacağını kaydetti.

vfgbh
Kadın Polis Enstitüsü Müdürü Tuğgeneral Hüda Mahmud Sercavi (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Sercavi ayrıca enstitünün, devletin kadınların yeteneklerine ve toplumun korunması ile istikrarın güçlendirilmesindeki rollerine duyduğu inancı yansıtan kurumsal bir model oluşturma yolunda önemli bir adım olduğunu vurguladı.

Açılış törenine çok sayıda güvenlik ve idari yetkili katıldı. Etkinliğin, polis kurumlarının geliştirilmesi ve en yüksek mesleki standartlara göre eğitilmiş kadın kadrolarla güçlendirilmesi çabalarının bir parçası olduğu ifade edildi. Bu adımın güvenlik sisteminin desteklenmesine ve topluma hizmetin güçlendirilmesine katkı sağlaması hedefleniyor.

İçişleri Bakanı ayrıca enstitünün çeşitli bölümlerinde incelemelerde bulundu. Ziyaret sırasında eğitim ve hazırlık salonları ile yönetim ofisleri ve idari birimler gezildi.

67ı
İçişleri Bakanı Enes Hattab ile birlikte Kadın Polis Enstitüsü’nde inceleme yapan bazı Suriye güvenlik yetkilileri (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Bakan, enstitü yöneticilerinden uygulanan eğitim programları ile kursiyerlerin polislik görevine hazırlanması ve eğitilmesine ilişkin mekanizmalar hakkında bilgi aldı. Tuğgeneral Sercavi de enstitüde yürütülecek çalışma planları hakkında kapsamlı bir sunum yaptı.

Enstitünün, kursiyerleri polis ve hukuk bilimleri ile saha becerilerini kapsayan uzmanlaşmış eğitim programları aracılığıyla yetiştirmeyi hedeflediği belirtildi. Ayrıca kadın polis varlığının gerekli olduğu toplumsal meselelerle başa çıkmaya yönelik yöntemler konusunda da eğitim verileceği ifade edildi.


Batı Şeria’da İsrail ordusunun açtığı ateş sonucu aynı aileden dört kişi hayatını kaybetti

Ramallah’ta İsrailli yerleşimcilerin saldırıları sonucu 3 Filistinlinin hayatını kaybetmesinin ardından ağlayan bir kadın (Arşiv – Reuters)
Ramallah’ta İsrailli yerleşimcilerin saldırıları sonucu 3 Filistinlinin hayatını kaybetmesinin ardından ağlayan bir kadın (Arşiv – Reuters)
TT

Batı Şeria’da İsrail ordusunun açtığı ateş sonucu aynı aileden dört kişi hayatını kaybetti

Ramallah’ta İsrailli yerleşimcilerin saldırıları sonucu 3 Filistinlinin hayatını kaybetmesinin ardından ağlayan bir kadın (Arşiv – Reuters)
Ramallah’ta İsrailli yerleşimcilerin saldırıları sonucu 3 Filistinlinin hayatını kaybetmesinin ardından ağlayan bir kadın (Arşiv – Reuters)

Filistin Sağlık Bakanlığı, işgal altındaki Batı Şeria’nın kuzeyinde bir Filistinli erkek, eşi ve iki küçük çocuğunun bugün İsrail ordusunun açtığı ateş sonucu hayatını kaybettiğini açıkladı.

Filistin Kızılayı da ekiplerinin, Tubas’ın güneyindeki Tamun beldesinde İsrail güçlerinin ateş açtığı bir araçtan iki yetişkin ile iki çocuğun cansız bedenlerini çıkardığını bildirdi.

İsrail ordusu ise AFP’ye olaya ilişkin haberleri soruşturduğunu açıkladı.

Ramallah merkezli Filistin Sağlık Bakanlığı yaptığı açıklamada, ‘Tamun’da açılan ateş sonucu aynı aileden dört şehidin Tubas’taki Türk Devlet Hastanesi’ne ulaştığını’ belirtti.

Açıklamada hastaneye 37 yaşındaki bir erkek, 35 yaşındaki bir kadın ile 5 ve 7 yaşlarında iki çocuğun cenazelerinin getirildiği, hepsinin kurşun yaraları bulunduğu ifade edildi.

Filistin resmi haber ajansı WAFA ise çiftin diğer iki çocuğunun, 8 ve 11 yaşlarında olduklarını ve kurşun parçalarıyla yaralandıklarını aktardı. Ajans, İsrail güçlerinin bugün erken saatlerde ailenin bulunduğu araca ateş açtığını bildirdi.

İsrail, Batı Şeria’yı 1967 yılından bu yana işgal altında tutuyor. Bölgede şiddet, 7 Ekim 2023’te başlayan Gazze savaşından bu yana artış gösterdi.

Yerleşimci şiddeti de artış gösterdi. Özellikle İsrail tarihinin en sağcı hükümetlerinden biri olarak nitelendirilen mevcut hükümetin, yerleşim faaliyetlerini hızlandırmasıyla bu artış dikkat çekti. Hükümetin 2025 yılında 54 yeni yerleşim biriminin inşasına onay verdiği, bunun da rekor bir sayı olduğu belirtildi.

Gazze Şeridi’nde 10 Ekim’den bu yana yürürlükte olan ateşkes anlaşmasına rağmen şiddetin seviyesi düşmedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Gazze savaşının başlamasından bu yana Batı Şeria’da bazıları savaşçı olmak üzere bin 45’ten fazla Filistinli, İsrail askerleri veya yerleşimciler tarafından öldürüldü.

Aynı dönemde resmi İsrail verilerine göre, Filistin saldırılarında ya da İsrail askeri operasyonları sırasında aralarında siviller ve askerlerin de bulunduğu en az 45 İsrailli hayatını kaybetti.


El-Hamidavi… İran’ın Irak’taki gizemli adamı

El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.
El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.
TT

El-Hamidavi… İran’ın Irak’taki gizemli adamı

El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.
El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.

Irak’ta Ketaib Hizbullah Genel Sekreteri Ebu Hüseyin el-Hamidavi’nin akıbetine ilişkin çelişkili haberler gelmeye devam ediyor. Bazı kaynaklar, dün sabaha karşı Bağdat’ın Kerade semtinde örgüte ait bir evi hedef alan saldırıda Hamidavi’nin öldürüldüğünü ileri sürerken, bazıları ise saldırıdan kurtulduğunu belirtti. Olayın ardından sosyal medyada paylaşılan bir videoda, Hamidavi olduğu düşünülen bir kişinin başından yaralandığı görüldü. Peki yıllardır ‘İran’ın Irak’taki gizemli adamı’ olarak anılan bu isim kim?

Eski Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) Başkan Yardımcısı Ebu Mehdi el-Mühendis tarafından kurulan Ketaib Hizbullah, Irak’ta önemli bir nüfuza sahip. 2021 yılında Bağdat Havalimanı yakınlarında düzenlenen ABD saldırısında öldürülen el-Mühendis’in kurduğu örgüt, hem Haşdi Şabi içindeki ana silahlı yapılardan birini oluşturması hem de Irak’taki Amerikan çıkarlarına yönelik saldırılardaki rolüyle dikkat çekiyor. Buna karşın örgütün önde gelen isimleri, medyada görünmemeleri ve üst düzey kadrolar için uygulanan sıkı güvenlik önlemleri nedeniyle uzun süredir büyük bir gizlilik ve belirsizlik perdesiyle çevrili bulunuyor.

İran’ın gizemli adamı

Ahmed Muhsin Ferec el-Hamidavi’nin adı, son yıllarda Irak’ta meydana gelen birçok olayla ilişkilendiriliyor. ‘Ebu Hüseyin’ lakabıyla bilinen bu isim hakkında dolaşan bilgilerin çoğu ise kişiliğine dair kesin bir tablo ortaya koymuyor. Babası Muhsin el-Hamidavi’ye ait olduğu belirtilen fotoğraflar zaman zaman dolaşıma girse de, Ebu Hüseyin’in görüntüsü yıllardır medyada yer almıyor.

frgbth
Bağdat’ta, Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) karargahını hedef alan hava saldırısında hayatını kaybeden Ketaib Hizbullah mensupları için cenaze töreni düzenlendi. (Reuters)

Hamidavi hakkında paylaşılan bilgilere göre 1971 yılında Bağdat’ta doğdu. Ailesinin Irak’ın güneyindeki Meysan vilayetinden geldiği, 1950’li ya da 1960’lı yıllarda başkent Bağdat’a göç etmiş olabileceği belirtiliyor.

Bazı rapor ve analizler ise Hamidavi’nin örgüt içinde etkili bir aileye mensup olduğunu öne sürüyor. Buna göre oğlu Zeyd el-Hamidavi’nin, örgütün X platformu üzerinden yayımlanan açıklamalarını paylaşan ve ‘Ebu Ali el-Askeri’ adıyla bilinen hesabı yöneten kişi olduğu düşünülüyor. Kardeşlerinin de silahlı grupta üst düzey görevlerde bulunduğu ifade ediliyor.

Haşdi Şabi’ye yakın kaynaklar, Hamidavi’nin son derece güçlü bir güvenlik hassasiyetine sahip olduğunu belirtiyor. Bu kaynaklara göre Hamidavi cep telefonu veya elektronik cihazları doğrudan kullanmıyor; yalnızca güvendiği yardımcıları aracılığıyla iletişim kuruyor. Hareketlerini ise genellikle çok dar bir çevre dışında kimse bilmiyor.

gtrhbtg
4 Mart 2026’da Irak’ın güneyinde düzenlenen bir hava saldırısında öldürülen Ketaib Hizbullah üyesi için Bağdat’ta düzenlenen cenaze töreninden (AFP)

Hamidavi hakkındaki gizemli tabloya rağmen, birçok çevrede ‘İran’ın Irak’taki gizemli adamı’ olarak nitelendiriliyor. Yıllardır yürüttüğü askeri faaliyetler de onu ABD’nin hedef listesine sokmuş durumda. ABD Dışişleri Bakanlığı, Hamidavi’yi Şubat 2020’de ‘özel olarak belirlenmiş küresel terörist’ (SDGT) olarak listeye aldı. Bu kararın, Washington tarafından 2009’dan bu yana terör örgütü olarak sınıflandırılan Ketaib Hizbullah’ın liderliğindeki rolü nedeniyle alındığı belirtiliyor.

Ketaib Hizbullah’ın sicili

Ketaib Hizbullah ve lideri Ebu Hüseyin el-Hamidavi, 2019 yılında Irak’ta düzenlenen protesto hareketlerine katılan bazı gruplar tarafından, bazı aktivistlere yönelik cinayet ve suikastlara karışmakla suçlanıyor.

Örgütün, Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği ile Amerikan güçlerinin bulunduğu bölgeler ve askeri kamplara yönelik çok sayıda saldırının arkasında olduğu yönünde yaygın bir kanaat bulunuyor. Bazı Şii çevreler ise Ketaib Hizbullah’ı İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) talimatlarına bağlı hareket eden en güçlü Iraklı silahlı gruplardan biri olarak nitelendiriyor.

ABD Hazine Bakanlığı Kasım 2023’te Iraklı silahlı grupların bazı liderlerini hedef alan ek yaptırımlar uyguladı ve örgütün bir numaralı sorumlusu olarak görülen Hamidavi’ye yönelik kısıtlamaların sürdüğünü duyurdu.

Benzer bir adım Ocak 2024’te de atıldı. Bu kapsamda örgüt mensupları arasında yer alan kişiler yaptırım listesine alındı. Listede Hamidavi’nin kardeşi Ukad el-Hamidavi de yer aldı. Söz konusu kişilerin, örgüte lojistik destek sağlamak ve operasyonel faaliyetlerin yürütülmesini kolaylaştırmakla suçlandığı belirtildi.