İran nükleer dosyasında ABD - Avrupa yakınlaşması

Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, geçtiğimiz Eylül ayında Brüksel'de yapılan toplantının oturum aralarında Fransız mevkidaşı Jean-Yves Le Drian ile bir araya geldi (AFP)
Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, geçtiğimiz Eylül ayında Brüksel'de yapılan toplantının oturum aralarında Fransız mevkidaşı Jean-Yves Le Drian ile bir araya geldi (AFP)
TT

İran nükleer dosyasında ABD - Avrupa yakınlaşması

Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, geçtiğimiz Eylül ayında Brüksel'de yapılan toplantının oturum aralarında Fransız mevkidaşı Jean-Yves Le Drian ile bir araya geldi (AFP)
Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, geçtiğimiz Eylül ayında Brüksel'de yapılan toplantının oturum aralarında Fransız mevkidaşı Jean-Yves Le Drian ile bir araya geldi (AFP)

Avrupalılar, son ABD seçimlerinde ipi göğüsleyen Joe Biden’ın Beyaz Saray'a gireceği ve anayasal görevlerini üstleneceği 20 Ocak'ı beklemeden ABD ile yeni bir sayfa açmak için harekete geçti.  Avrupalıların bu acelesi Donald Trump'ın sayfasını dürdükleri anlamına geliyor. Avrupalılar ve Trump arasında, 4 yıllık süre zarfında sıkıntı ve Atlantik’in iki yakasını temel dosyalar üzerinden ayıran derin farklılıklar hakim olmuştu. Trump'ın tek taraflı hareket etmesi, dünyadaki krizlerin çoğulculuk ilkesi ile yönetileceğine inanmaması, Çin ile ticaret savaşı başlatması, kısa menzilli nükleer füze anlaşmasını terk etmesi, START II anlaşmasını uzatmaması, İngiltere'yi, Avrupa Birliği'nden ayrılmaya teşvik etmesi ve NATO’yu "modası geçmiş" olarak nitelemesi gibi hususlar Avrupalılar ve Trump arasındaki anlaşmazlıkların nedenlerine örnek olarak gösterilebilir. Bunlara Filistin-İsrail çatışmasının geleceği ve Türkiye'nin Suriye, Irak, Libya ve Doğu Akdeniz sularında izlediği politika da dahil olmak üzere bölgesel dosyaların yönetimi gibi konular eklenebilir. Ancak Washington ile 3 Avrupa başkenti (Paris, Berlin ve Londra) arasındaki sürtüşme eksenini oluşturan en önemli dosya şüphesiz “İran nükleer anlaşması” dosyasıdır. Bu nedenle, Fransa ve Almanya dışişleri bakanları Jean-Yves Le Drian ve Heikou Maas'ın, salı günü, iki Avrupa ve bir Amerikan gazetesinde yayınlanan ortak bir makalede şu iki ana konuya odaklanması şaşırtıcı değildi: NATO'nun geleceği ve “İran nükleer anlaşması” dosyası. ABD Dışişleri Bakanı’nın yurt dışı ziyaretlerinin hedeflerinden biri İran’ın "nükleer" sorununu ele almak olduğu unutulmamalı.
Bahse konu makalede, Trump'ın dört yıllık görev süresine atıfta bulunularak, son yıllarda kötüye giden ve düzeltilmesi gereken pek çok şey olduğu belirtildi. İran'ın nükleer anlaşma dosyası ile ilgili olarak, iki bakan şunları yazdı: ABD'yi İran'la mücadelede ortak bir yaklaşıma dönmeye çağırıyoruz, böylece Tahran’ın nükleer programının barışçıldan başka bir şey olmadığından emin olabilir ve İran’a bizim güvenliğimiz ve bölgenin güvenliği için oluşturduğu diğer zorluklara karşı uygun yanıtlar verebiliriz."
Paris'teki Avrupalı diplomatik kaynaklar, iki bakanın “ortak mesajının" zamanlamasının, şu anda Washington'da konuşulan İran'a ve bölgedeki müttefiklerine daha fazla yaptırım uygulanmasına yönelik iddialar ile ilişkili olduğunu öne sürdü. ABD medyasında dolaşan diğer "iddialara" ek olarak: siber savaş, komando operasyonları, doğrudan saldırı iddiaları da yer alıyor. Bunlar arasında, New York Times'ın geçtiğimiz günlerde ortaya attığı iddiaya göre, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEA) son raporunda belirtilenlere yanıt olarak Trump, yardımcılarıyla birlikte İran'daki "Natanz" reaktörüne karşı bir askeri saldırı başlatma olasılığını masaya yatırdı. UAEA’nın son raporunda İran'daki "Natanz" reaktöründe yüzde 5 zenginleştirilmiş uranyum stoğunun 2449 kilograma ulaştığı, mevcut stoğun 300 kilogramı geçmediği ifade edildi.
Washington'un nükleer anlaşmadan ayrılması karşısında Tahran'ın 2018 yılının baharında zenginleştirme tavanı, doymuş miktarlar, santrifüj sayısı ve kalitesi, daha fazla sahanın işletimi ve yeniden araştırılması maddelerini de içeren nükleer yükümlülüklerinden aşamalı bir şekilde ayrılması dikkat çekici oldu.
İşin gerçeği şu ki, Paris, Berlin ve diğer Avrupa ülkeleri, kalan son iki ayında Trump yönetiminin atacağı adımlar hususunda endişe duyuyor. Bu nedenle, Avrupa ülkelerinin alelacele diplomatik hamlede bulunması ve çetrefilli dosyalarda işbirliği yapma isteğini ifade etmesi, Biden’ın İran'a karşı "esneklik" vurgusu yapması ve nükleer anlaşmaya geri dönmeye hazır olduğunu belirtmesi bağlantılıdır. Ancak Avrupalı kaynaklar, kimilerinde oluşan, “Washington’un kendiliğinden, vakit kaybetmeden ve koşulsuzca anlaşmaya dönmesi” kanaatinin safiyane olduğunu ifade ediyor. Kaynaklar buna ek olarak son beş yılda, yani nükleer anlaşmanın imzalandığı tarih ile Trump döneminin son safhası arasında meydana gelen ihtilafların görmezden gelinerek Washington yönetiminin koşulsuzca anlaşmaya döneceğini düşünmenin de saflık olacağını kaydediyor. Biden’in açıklamasının dikkatlice okunması gerektiğini belirten kaynaklar konuya ilişkin şunların altını çiziyor: Biden’ın anlaşmaya geri dönme sözü verdiği doğru, ancak Biden bunu Tahran’ın anlaşma karşısındaki tüm ihlallerinden vazgeçmesine bağladı. Bu ihlallerin sayısı da çok.  Biden aynı şekilde İran'ın füze ve balistik programını ve bölgesel politikasını ele almak üzere müzakerelerin başlamasını da Tahran’ın anlaşma karşısındaki tutumuna bağladı. Biden, Cumhuriyetçilerin çoğunluğu koruması halinde Kongre ile zorlu bir mücadele vermek zorunda kalacak.  Trump’ın bıraktığı miras bir çırpıda yok edilemez.”
İki temel olasılık var: Birincisi; Nükleer anlaşmanın korunması ve İran’la müzakerelerin yapılması yönündeki Fransa-Avrupa önerisinin göreve gelecek ABD yönetimi tarafından büyük ölçüde benimsenmesi. İran’la yapılacak olası müzakerelerde füze-balistik dosyası, nükleer programın 2025 sonrasındaki geleceği, İran'ın komşularına yönelik saldırgan politikası ve başka ülkelerin iç işlerine müdahale etmesi konuları masaya yatırılacak. Birinci olasılık, 3 yıl önce başlayıp günümüze kadar devam eden durumun aksine ABD ve Avrupa ülkeleri arasındaki işbirliği ve koordinasyonu "kolaylaştıracaktır". İkinci olasılık, Washington'un reddetmeyeceği İran'ın da isteyeceği olası bir çarpışma nedeniyle önümüzdeki aylarda şiddetli diplomatik savaşların patlak vermesi.
İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, “İran” gazetesine verdiği demeçte, ABD'de göreve gelecek yeni yönetimin yaptırımları kaldırması halinde İran'ın askıya aldığı tüm nükleer taahhütlerine şartsız şekilde geri döneceğini söyledi. Ancak İran’da, 250 milyar dolar olarak tahmin edilen yaptırımlar sonucunda Tahran'a verilen zarar için ABD’den tazminat talep edilmesini isteyenler olduğu gibi Washington ile yapılabilecek herhangi olası bir müzakereyi reddedenler de bulunuyor. Öte yandan, İran dini lideri Ali Hamaney, balistik füze programı meselesinin "müzakere dışı" olduğunu daha önce defalarca dile getirdi.

Son tablo
ABD-Avrupa yakınlaşması ve anlaşmanın devamının İran’ın istikrara zarar verebilecek faaliyetlerini kısıtlayan başka bir anlaşmayla sağlanması konusundaki fikir birliği. Bu, Tahran'ın reddedici politikasından vazgeçmesi halinde yeni müzakerelerin başlatılabilmesi demek. Yeni bir anlaşmanın sağlanması uzun yılları alabilir; 2015 Viyana Anlaşması'na ulaşılmadan önce 10 yıl geçtiği unutulmamalı.



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.