Japonya Dışişleri Bakanı Motegi, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘G20 reformu küresel istikrarı güçlendiriyor’

Japonya Dışişleri Bakanı Toshimitsu Motegi (Şarku’l Avsat)
Japonya Dışişleri Bakanı Toshimitsu Motegi (Şarku’l Avsat)
TT

Japonya Dışişleri Bakanı Motegi, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘G20 reformu küresel istikrarı güçlendiriyor’

Japonya Dışişleri Bakanı Toshimitsu Motegi (Şarku’l Avsat)
Japonya Dışişleri Bakanı Toshimitsu Motegi (Şarku’l Avsat)

Japonya Dışişleri Bakanı Toshimitsu Motegi, artan gerilim, Kuzey Kore’nin nükleer ve füze silahları geliştirme yarışı, askeri gücün örtülü modernizasyonu, statükoyu zorla değiştirme girişimi ve denizcilik sorunları nedeniyle Ortadoğu güvenliğinin daha da zorlaştığını söyledi.
Japon Bakan, Kuzey Kore’nin kitle imha silahlarını ve balistik füzeleri, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) tekrarlı kararlarına göre doğrulanabilir ve geri döndürülemez bir şekilde henüz tamamen terk etmediğinin altını çizdi.
Toshimitsu, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, Eylül 2002’de iki ülke arasındaki Pyongyang bildirisine göre Kuzey Kore ile diplomatik ilişkileri normalleştirmeye ve kaçakçılık, nükleer silah ve füzeler gibi çözüm bekleyen sorunlara kapsamlı bir çözüm bulmaya çalıştıklarını kaydetti.
Toshimitsu, Doğu Çin Denizi konusunda yaptığı açıklamada da “Japonya, Çin’in faaliyetlerine karşı sık ve şiddetli protestolar düzenledi. Bu güç gösterisini diplomatik kanallardan yaparak, statükoyu değiştirmek için tek taraflı girişimlerde bulundu” dedi. Bakan, meselenin uluslararası alanda endişe kaynağı haline geldiğine dikkat çekti.
Suudi Arabistan’ın G20 başkanlığı kapsamında yaptığı değerlendirmede “Grup, küresel ekonominin büyümesinde, istikrarında ve canlanmasında önemli bir rol oynamaktadır” diyen Toshimitsu Motegi, Suudi Arabistan’ın reformlarının uluslararası istikrarı artırdığını vurguladı.
Japonya Dışişleri Bakanı Toshimitsu Motegi, uluslararası alandaki gelişmelerden bölgesel meselelere kadar birçok başlıkta Şarku’l Avsat’ın sorularını cevapladı.

Suudi Arabistan’ın başkanlığını yaptığı G20 zirvesinin rolü, bekleyen sorunlar ve karşılaşılan zorluklar hakkında değerlendirmeniz nedir?
G20, dünya gayri safi yurtiçi hasılasının (GSYİH) yüzde 80’inden fazlasını oluşturan uluslararası ekonominin iş birliği ve koordinasyonu açısından merkezi bir öneme sahiptir. Grup, küresel ekonominin büyümesi ve istikrarı açısından önemli bir rol oynamıştır. G20 için en büyük ve en acil zorluğun, koronavirüsün dünyaya yayılması nedeniyle, Lehman Brothers’ın çöküş krizinden sonra kaydedilenden daha fazla bir düşüşle karşı karşıya kalan küresel ekonomiyi yeniden canlandırmak olduğunu söylemeye bile gerek yok.
Bu nedenle Japonya, G20’nin koronavirüs sonrası bir sistem inşa etme girişiminin başını çekeceğine dair bir mesaj yayınlaması gerektiğine inanıyor. Örneğin bu mesaj,
yeni tip koronavirüsle mücadele, küresel ekonomiyi canlandırma, uluslararası hareketliliği yeniden başlatma ve dijitalleşme başlıklarında olabilir.
Bu çerçevede geçtiğimiz eylül ayında, G20 dışişleri bakanlarının olağanüstü sanal toplantısı gerçekleştirildi. Ben de toplantıda uluslararası hareketliliği ve korona krizi ışığındaki diğer zorluklarda eski hale dönülebilmesi amacıyla uluslararası iş birliği yöntemini ele aldım ve sınır önlemleri de dahil krizle mücadele eden ülkelerin deneyimlerini paylaştım.
Aynı şekilde geçen ekim ayında Suudi Arabistan’a yönelik son ziyaretimde, özellikle de geçen yıl Japonya’nın zirvenin başkanlığını devralmasından bu yana, Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Farhan ve Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman’a Riyad’daki G20 zirvesine başarılı bir şekilde liderlik edilmesi konusunda Japonya’nın tam iş birliği yapacağını ilettim.

‘Japonya - Suudi Arabistan Vizyon 2030” çerçevesinde, petrol ve endüstriyel çeşitliliğe olan bağımlılığın üstesinden gelmek için yürütülen Suudi reformlarını nasıl görüyorsunuz?
Suudi Arabistan’ın, ‘Vizyon 2030’u çerçevesinde gerçekleştirmeye çalıştığı petrole bağımlı olmama ve endüstrinin çeşitlendirilmesine dayalı reform çabaları, Suudi Arabistan’ın yanı sıra Ortadoğu’da ve tüm uluslararası toplumda refah ve istikrar için oldukça önemlidir. Bu yılın başından itibaren uluslararası petrol fiyatlarının düşmesi ve yeni tip koronavirüsün dünyada yayılması nedeniyle bu reformun önemi daha da artıyor.
Japonya bu gibi koşullarda, özel ve kamu sektörlerinde Suudi Arabistan reformunu ‘Japonya - Suudi ArabistanVizyon 2030” çerçevesinde iş birliği yaparak destekleyecektir. Geçen Ekim ayında Suudi Arabistan’a yaptığım ziyarette Dışişleri Bakanı Prens Faysal ve Enerji Bakanı Prens Abdulaziz ile iki ülke arasındaki iş birliğini artırma konusunda uzlaşı sağladım.
Japonya - Suudi Arabistan Vizyon 2030’un beşinci bakanlar toplantısının önümüzdeki Aralık ayında yapılması planlanıyor. Çeşitli alanlarda iş birliğini geliştirmeye devam etmek istiyorum.

Japonya’nın Ortadoğu’daki gerginliği azaltmak ve bölgedeki durumu istikrara kavuşturmak için etkili diplomatik çabalar sarf etme politikasında ülkenin yeni Başbakanı Yoshihide Suga hükümetinin döneminde değişiklikler olacak mı?
Ham petrolün yaklaşık yüzde 90’ını Ortadoğu’dan ithal eden Japonya açısından bölgenin barış ve istikrarı doğrudan Japonya’nın güvenliğiyle bağlantılıdır. Japonya, geçtiğimiz eylül ayında kurulan Suga hükümeti kapsamında ABD ile ittifak ilişkisine ve Ortadoğu ülkeleriyle iyi ilişkilere dayanarak, bölgede gerginliği azaltmak ve durumu istikrara kavuşturmak için olumlu diplomatik çabalarını sürdürecektir.
Suudi Arabistan’a ve Kuveyt’e geçen ekim ayında düzenlediğim ziyaretlerimde iki ülkenin üst düzey yetkililerine Japonya’nın bu tavrını bildirdim ve iş birliğine devam etme konusunda uzlaşı sağladık.
Aynı şekilde Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, İsrail ve İran gibi diğer Ortadoğu ülkelerinin dışişleri bakanlarıyla da telefon görüşmeleri yaptım. Bu ilişkileri güçlendiriyor ve Ortadoğu’nun barış ile istikrar için ülkelerle iş birliğine devam ediyorum.

Doğu Çin Denizi, Güney Çin Denizi ve Kuzey Kore sorunu da dahil olmak üzere Doğu Asya’daki duruma ilişkin değerlendirmeniz nedir? Kuzey Kore’nin kaçırdığı Japonlara ilişkin sorunun çözümü ne oldu?
Hint ve Pasifik okyanuslarında hukukun üstünlüğüne dayalı özgür ve serbest bir düzen sağlayarak tüm bölgede ve dünyada barış ve refahı sağlamak, Japon hükümetinin önemli diplomatik politikasıdır. Diğer yandan Kuzey Kore’nin nükleer silah ve füze geliştirmesi, askeri gücün şeffaf olmayan bir şekilde modernizasyonu, bölge ülkeleri tarafından statükoyu zorla değiştirme girişimi, denizcilik meselesiyle ilgilenen devletler ve bölgeler arasındaki ortak öneme sahip konular gibi artan gerginlikler nedeniyle bölgedeki güvenlik ortamı daha da zorlaşmıştır.
Doğu Çin Denizi ile ilgili olarak; Japon toprağı olan Senkaku Adaları’nı çevreleyen sularda Çin hükümeti gemileri tarafından karasulara yaklaşma ve Japon balıkçı tekneleriyle temas olayları sık sık meydana geliyor. Bu yılın ocak ayı itibariyle ilgili su alanındaki seyir sayısı, şu ana kadarki en yüksek oran olan 282 güne ulaştı. Statükoyu değiştirmek için bu tür tek taraflı girişimlerin yapılmaya devam edilmesi son derece talihsiz bir durumdur. Japonya, Çin’in bu faaliyetlerine karşı diplomatik kanallar aracılığıyla sık sık şiddetli protestolar verdi. Japonya topraklarını karadan, denizden ve havadan koruma kararlılığımıza dayanarak bu girişimlerle sakin ve kararlı bir şekilde ilgilenmeye devam edeceğiz.
Aynı şekilde Çin’in Güney Çin Denizi’ndeki faaliyetlerini de yakından izliyoruz. Güney Çin Denizi’ni çevreleyen mesele, bölgedeki barış ve istikrarla doğrudan ilgilidir. Bu durum, Japonya da dahil olmak üzere uluslararası toplumda endişeye neden oluyor. Japonya, statükoyu bir güç gösterisiyle değiştirmeye yönelik tek taraflı girişimlerden oldukça endişeli. Güney Çin Denizi’nde gerilimi artıracak her türlü eyleme de şiddetle karşı çıkıyor. Japonya, denizde hukukun üstünlüğüne bağlılığı sürekli olarak desteklemiştir. Ayrıca Güney Çin Denizi sorununun tüm taraflarının anlaşmazlıkları uluslararası hukuk uyarınca, barışçıl bir şekilde çözmesi önemlidir.
Kuzey Kore, kitle imha silahlarını ve balistik füzeleri, BMGK’nın tekrarlı kararları uyarınca doğrulanabilir ve geri döndürülemez (CVID) bir şekilde henüz tamamen terk etmedi. CVID’in Kuzey Kore soruşturmasıyla ilgili olarak Suudi Arabistan da dahil olmak üzere uluslararası toplumla iş birliği içinde ilgili BMGK kararlarının tam olarak uygulanmasını takip etmek önemlidir.
Japonya, Eylül 2002’de Japonya ve Kuzey Kore arasındaki Pyongyang bildirisine göre kaçırma, nükleer silah ve füzeler gibi çözüm bekleyen sorunlara kapsamlı bir çözüm yoluyla Kuzey Kore ile diplomatik ilişkileri normalleştirmeyi amaçlıyor.
Bu bağlamda adam kaçırma sorunu, Suga yönetimi için en öncelikli konudur.1970’lerde ve 1980’lerde birçok Japon vatandaşı Kuzey Kore tarafından kaçırıldı. Japonya hükümeti, resmi olarak en az 17 Japonun kaçırıldığını belirledi. Bunların arasında kaçırıldığında henüz 13 yaşında olan bir kız da var. Kaçırılan vatandaşların 5’i 2002’de Japonya’ya geri döndü. Ancak o günden bu yana diğer kaçırılanların hiçbirisi serbest bırakılmadı.
Kurbanların aileleri yaşlanırken bizim de kaçırma meselesi konusunda kaybedecek vaktimiz kalmıyor. ABD ve diğerleriyle yakın iş birliği içerisinde, kaçırılan kurbanların mümkün olan en kısa sürede Japonya’ya geri dönüşünü sağlamak için tüm çabalarımızı göstermeye devam ediyoruz.
Stratejik ve istikrarlı bir şekilde ‘Özgür ve Serbest Hint ve Pasifik Okyanusları’ bölgesine ulaşmak için çalışmaya ve Çin dahil komşu ülkelerle istikrarlı ilişkiler kurmak için çalışmaya devam edeceğiz. Bu durum, temel değerleri paylaşan Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN), Avustralya, Hindistan, Avrupa ülkeleri ve diğerleriyle iş birliği içinde bir köşe taşı olarak Japonya- ABD ittifakına dayanmaktadır.



Sırbistan’ı sallayan Trump oteli davası başladı: Hepimiz için bir sınav

Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)
Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)
TT

Sırbistan’ı sallayan Trump oteli davası başladı: Hepimiz için bir sınav

Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)
Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)

Sırbistan'da, ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı Jared Kushner'ın otel projesiyle ilgili dava başladı. 

Sırbistan Kültür Bakanı Nikola Selakovic, Kültür Bakanlığı Sekreteri Slavica Jelaca, Sırp Kültür Anıtları Koruma Enstitüsü Başkan Vekili Goran Vasic ve Belgrad Kültür Enstitüsü Müdür Vekili Aleksandar Ivanovic, çarşamba günü mahkemeye çıktı. 

4 yetkili de görevi kötüye kullanma ve belgede sahtecilikle suçlanıyor. 

Selakovic'in avukatı Vladimir Djukanovic, müvekkilinin otel projesinden kişisel kazanç elde etmediğini ve suçlamaların asılsız olduğunu savundu: 

Zarar gören tek taraf Sırbistan Cumhuriyeti oldu, ABD'yle ilişkilerimizi iyileştirebilecek kazançlı bir anlaşma yok edildi.

BBC'nin aktardığına göre sanıklar, suçlu bulunmaları halinde üçer yıl hapis cezası alabilir. Diğer yandan Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic, böyle bir karar verilmesi durumunda yetkililer hakkında af çıkaracağını söylemişti.

Protestocular, mahkeme binasının önünde toplanarak "Hırsızlar!" sloganlarıyla otel projesinde yer alan yetkililere tepki gösterdi. 

Eylemcilerden öğrenci Dimitrije Radojevic, davayı "Hepimiz için bir sınav" diye niteledi.

 Selakovic ve diğer üç sanık, haklarındaki suçlamaları reddetti. Duruşma 15 Nisan'a ertelendi.

Sözkonusu isimler hakkındaki iddianame, Organize Suçlardan Sorumlu Kamu Başsavcılığı'nın internet sitesinde aralıkta yayımlanmıştı. 

Bunun üzerine Kushner'ın firması Affinity Partners hızlıca bir açıklama yayımlayarak Belgrad'ın merkezindeki otel ve apartman kompleksi projesinin iptal edildiğini duyurmuştu.

Lüks otel Trump markasını taşıyacağı için projede Cumhuriyetçi liderin oğulları Eric ve Donald Jr. tarafından yönetilen Trump Organization da yer alıyordu.

Kushner'ın iki yılı aşkın süredir üzerinde çalıştığı projenin 1999'daki Kosova Savaşı sırasında NATO'nun bombaladığı, kültürel koruma statüsüne sahip eski Genelkurmaylık binasının yer aldığı bölgede yapılması öngörülüyordu.

Vucic, bölgenin kültürel koruma statüsünü 2024'te kaldırmıştı. Ayrıca Kushner'ın firması Affinity Partners'la 99 yıllığına kira sözleşmesi imzalanmıştı. Bunun ardından ülkede büyük protestolar patlak vermişti. 

Cumhurbaşkanının liderliğindeki Sırp İlerleme Partisi, çoğunluğu elinde bulundurduğu Parlamento'da geçen yıl kasımda geçirdiği yasayla inşaatın önünü açmıştı. 

Hükümetin bu hamlesine muhalefetten de sert tepkiler gelmişti. Merkez sol Özgür ve Adalet Parti'den parlamenter Marinika Tepić, hükümeti "Donald Trump'ı memnun etmek uğruna ülke tarihini yok etmekle" suçlamıştı.

Independent Türkçe, BBC, Times of Israel


Birleşik Krallık’ta Epstein şoku: Başbakan Starmer’ın günleri sayılı

Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)
Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)
TT

Birleşik Krallık’ta Epstein şoku: Başbakan Starmer’ın günleri sayılı

Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)
Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)

Birleşik Krallık'ın (BK) eski ABD Büyükelçisi Peter Mandelson'ın Jeffrey Epstein'le bağlantıları, İşçi Partisi'ni sarsmaya devam ediyor.  

Başbakan Keir Starmer'ın, Parlamento'da dün düzenlenen oturumda Mandelson'ı büyükelçi olarak atamadan önce siyasetçinin Epstein'le ilişkileri hakkında bilgi sahibi olduğunu söylemesi şok etkisi yarattı. 

İşçi Partisi lideri Starmer, Mandelson hakkında "Büyükelçi olarak atanmasından önce ve görev süresi boyunca Epstein'le ilişkisi sorulduğunda ekibime defalarca yalan söyledi" dedi.

Mandelson'ı büyükelçi olarak atadığı için pişmanlık duyduğunu dile getiren Starmer, "O zaman bugün bildiklerimi bilseydim, hükümetin yakınından bile geçemezdi" dedi.

"Her şey bitti"

Guardian'ın analizinde, Epstein'le ilişkileri hakkında bilgi sahibi olmasına rağmen Mandelson'ı büyükelçi olarak ataması nedeniyle Starmer'ın koltuğunu kaybedebileceği yazılıyor. 

Eskiden Starmer'a yakın olan fakat adının paylaşılmamasını isteyen bir parlamenter, oturuma dair "Atmosferin değiştiğini hissedebiliyordunuz, ortam kararmaya başlamıştı" diyor. 

Başka bir parlamenter de "Bu savunulamaz bir şey. Peter'ın Epstein'le ilişkisini bilmelerine rağmen yine de onu göreve getirdiler" ifadelerini kullanıyor ve ekliyor: 

Keir bunu itiraf ettiği anda her şey bitti.

Eski bir bakan da "Yeni bir başlangıç yapmanın zamanı geldi, ne kadar erken olursa o kadar iyi" diyerek, Starmer'ın geleceğinin tehlikede olduğunu vurguluyor. 

Starmer, Mandelson'ı atarken, Tony Blair ve Gordon Brown hükümetlerindeki görevinin yanı sıra 2004-2008'de Avrupa Komisyonu'nun ticaretten sorumlu üyesi olmasının, Donald Trump yönetimiyle ilişkileri yürütmek için onu ideal bir isim kıldığını savunmuştu. 

BBC'nin Newsnight programına katılan İşçi Partili Barry Gardiner, Starmer'ın istifa ihtimaline dair şunları söyledi: 

Bence ülkenin çıkarları için neyin en iyi olduğunu detaylıca düşünmesi gerek.

2020'deki İşçi Partisi liderlik yarışında Starmer'a rakip olan Rebecca Long-Bailey de Mandelson'ın atanmasının "felaket bir karar" olduğunu söyleyerek, başbakanın "yanıtlaması gereken büyük sorularla" karşı karşıya kaldığını ekledi.

Mandelson'ın Epstein'le bağlantıları

ABD'de yürütülen Epstein davasıyla ilgili 9 Eylül'de ortaya çıkan yazışmalarda, Mandelson'ın Epstein'e gönderdiği doğum günü mesajında, iş insanından "En iyi dostum" diye bahsettiği görülmüştü. Bunun ardından Starmer'ın talimatıyla, 10 Şubat 2025'te başladığı büyükelçilik görevinden 11 Eylül 2025'te alınmıştı. 

Geçen hafta yayımlanan belgelerde, 72 yaşındaki siyasetçinin Epstein'den 75 bin dolar civarında ödeme aldığı ortaya çıkmıştı. Ayrıca Epstein'in, Mandelson'ın eşinin osteopati eğitimi için yaklaşık 10 bin sterlin (yaklaşık 592 bin TL) ödeme yaptığı da görülmüştü. 

Mandelson ise bu paraları aldığını hatırlamadığını savunmuş, belgelerin gerçekliğinin araştıracağını söylemişti. 

Mandelson geçen hafta İşçi Partisi'nden, 3 Şubat'ta da Lordlar Kamarası'ndan istifa etmişti. 

frgthy
Son dava belgelerinde Epstein'le Mandelson'un birlikte görüldüğü kareler de paylaşıldı (ABD Temsilciler Meclisi)

Kamu görevini kötüye kullandığı gerekçesiyle hakkında soruşturma başlatılan Mandelson'ın, ekonomik olarak zor durumdaki Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelere destek sağlamak amacıyla planlanan 500 milyar euroluk kurtarma fonuna ilişkin bazı bilgileri Epstein'e sızdırdığı da yeni belgelerdeki iddialar arasında. 

Buna ek olarak Mandelson'ın 2008-2009 finansal krizi sırasında Londra yönetiminin para politikalarına dair hassas bilgileri Epstein'le paylaştığı da savunuluyor. 

Epstein hakkında reşit olmayan kızlara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla 2005'te soruşturma başlatılmıştı. İş insanı, 2008'de mahkemeyle yaptığı anlaşma kapsamında "fuhuşa teşvik" suçunu kabul etmiş, karşılığında 18 aylığına açık cezaevine gönderilmişti. Haftada 6 gün, günde 12 saat ofisine gitmek için izin alan Epstein, 13 ay sonra şartlı tahliyeyle serbest bırakılmıştı. 

"Mandelson ülkemize ihanet etti"

Mandelson ve Epstein arasındaki yazışmaların bu döneme denk gelmesi ve Britanyalı siyasetçinin, hapse girip çıktıktan sonra da iş insanıyla ilişkisini sürdürmesi dikkat çekiyor. 

Başbakan Starmer, Mandelson'ın Epstein'le ilişkisinin detaylarının ve iş insanıyla hassas bilgileri paylaşmasının "son derece öfkelendirici" olduğunu belirterek şunları söyledi: 

Mandelson ülkemize, parlamentomuza ve partime ihanet etti.

Starmer, Mandelson'ın büyükelçi olarak atanması öncesinde yapılan güvenlik soruşturması hakkındaki belgelerin en kısa zamanda yayımlanacağını taahhüt ederken, dokümanlarda ulusal güvenlik ve uluslararası ilişkileri etkileyebilecek unsurların kapsam dışında tutulacağını söyledi. 

Independent Türkçe, BBC, Guardian, CNN, Reuters


Trump'tan göçmenlik politikasında geri adım

ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota'daki göçmenlik karşıtı sert politikasında yönetiminin "biraz daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebileceğini" kabul etti (Saul Loeb/AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota'daki göçmenlik karşıtı sert politikasında yönetiminin "biraz daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebileceğini" kabul etti (Saul Loeb/AFP)
TT

Trump'tan göçmenlik politikasında geri adım

ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota'daki göçmenlik karşıtı sert politikasında yönetiminin "biraz daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebileceğini" kabul etti (Saul Loeb/AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota'daki göçmenlik karşıtı sert politikasında yönetiminin "biraz daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebileceğini" kabul etti (Saul Loeb/AFP)

Geçen ay Minneapolis sokaklarında federal ajanların iki ABD vatandaşını vurarak öldürmesinin ardından ABD Başkanı Donald Trump, göçmenlik konusundaki sert önlemlerinde "biraz daha yumuşak bir yaklaşım sergileyebileceğini" itiraf etti.

Çarşamba günü yayımlanan, Trump'ın Super Bowl öncesinde NBC News'ten Tom Llamas'a verdiği röportajdan bir kesitte başkan, İç Güvenlik Bakanlığı'nın ülke genelinde protestolara yol açan Minnesota'daki geniş kapsamlı göçmenlik operasyonuna değindi.

Minneapolis'ten ne ders çıkardığı sorulunca Trump, "Belki biraz daha yumuşak bir yaklaşım sergileyebiliriz diye düşündüm. Ama yine de sert olmak zorundayız. Gerçekten tehlikeli suçlularla uğraşıyoruz" dedi.

Trump yönetimi Minnesota'da "kötülerin en kötüsü"nün peşinde olduğunu iddia ederken, üç çocuk annesi Renee Good ve yoğun bakım hemşiresi Alex Pretti, operasyonda öldürülmüştü.

37 yaşındaki Good, 7 Ocak'ta arabasının direksiyonunda Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza ajanı Jonathan Ross tarafından vurularak hayatını kaybetmişti.

Yine 37 yaşındaki Pretti ise 24 Ocak'ta Sınır Devriyesi ajanlarıyla girdiği arbede sırasında açılan ateş sonucu ölmüştü.

Trump yönetimi her iki olayı da meşru müdafaa olarak nitelendirdi ancak bu gerekçe sorgulanıyor.

İç Güvenlik Bakanlığı'na göre Minnesota'daki federal ajanlar son haftalarda binlerce kişiyi gözaltına aldı.

Minnesota Star Tribune'un yakın tarihli bir haberine göre, Minnesota'daki bir federal binada tutulanlar, yiyecek ve tıbbi bakımdan mahrum bırakılma da dahil insanlık dışı koşulları anlattı.

Minnesota'daki karışıklık ortamında, Trump'ın sınır sorumlusu Tom Homan çarşamba günü erken saatlerde 700 federal ajanın Minnesota'dan çekileceğini ve eyalette yaklaşık 2 bin görevlinin kalacağını duyurdu.

Homan, "çekilmenin kamu güvenliği tehditlerinin topluma geri salınmasını önlemek için ilçe hapishaneleri ve ICE arasında yasal bir şekilde koordinasyonu artırma" konusunda eyalet ve yerel yetkililerle yapılan "verimli görüşmelerin" sonucu olduğunu söyledi.

Minnesota Valisi Tim Walz, X'te Homan'ın duyurusunun "doğru yönde bir adım olduğunu ancak güçlerin daha hızlı ve daha fazla çekilmesine ihtiyaç duyulduğunu" yazdı. Walz ayrıca Good ve Pretti'nin öldürülmesiyle ilgili eyalet öncülüğünde soruşturulma çağrısında bulundu.

Minneapolis Belediye Başkanı Jacob Frey, kalan 2 bin ajanı gerekçe göstererek, çekilmenin "gerilimi azaltma anlamına gelmediğini" savundu. İç Güvenlik Bakanlığı'nın Minnesota'daki operasyonunun "sakinlerle işletmeler için felaket olduğunu ve derhal sona ermesi gerektiğini" söyledi.

Independent Türkçe