Şenol Güneş: “Beni paspas yapamazsınız”

Teknik Direktörü Şenol Güneş (İHA)
Teknik Direktörü Şenol Güneş (İHA)
TT

Şenol Güneş: “Beni paspas yapamazsınız”

Teknik Direktörü Şenol Güneş (İHA)
Teknik Direktörü Şenol Güneş (İHA)

Teknik Direktörü Şenol Güneş, hakkında yapılan bazı eleştirilerin yalan olduğuna dikkat çekerek, “Ben, A Milli Takım’ın başındayım, en tepedeyim, beni paspas yapamazsınız” derken, liglerle ilgili alınacak bir karar varsa, bunu Bilim Kurulu'nun yapacağını ve durumun federasyonu aşabileceğini ifade etti. Güneş, ayrıca ortada bir başarısızlık varsa, sorumlunun da kendisinin olduğunu söyledi.
Teknik Direktör Şenol Güneş, basın mensuplarıyla online bir toplantı gerçekleştirdi. Genel bir değerlendirme yaparak sözlerine başlayan Güneş, olağanüstü günlerden geçildiğini hatırlatarak, "Bu nedenle olağandışı bir toplantı yapmak zorundayız. Bugün sizlerle UEFA Uluslar Ligi bilgilendirmesi ve gelecek planlaması için buluştuk. Uluslar Ligi’nin değerlendirilmesini istiyorduk. Macaristan maçını kazanıp daha moralli şekilde olmak isterdik. Alınan sonuçlar hem bizi hem halkımızı üzdü. Genel olarak güçlü ve mental olarak iyi durumda olan bir takıma sahibiz, kaliteli oyuncularımız var. Son maçlarda bu özelliklerimizi gösteremedik. Zihinsel ve fiziksel dağınıklık gördük. Birinci olsaydık Dünya Kupası’nda play-off’a katılma şansımız olacağını biliyorduk. Ancak burada da şansımızın azaldığını biliyoruz. Beklentimizin altında oynadık. Her maçı kazanmak ve güzel futbol oynamak için sahaya çıktık. 2 Macaristan maçını kaybettik. Bunlardan birini kazanabilseydik durum farklı olurdu. Maalesef birinciliği düşünürken sonuncu olduk. Oyun kimliğimiz var, bunu biliyoruz. Bunu yeniden ortaya çıkarmak için teslimiyet içinde olmamamız gerekiyor. Uluslar Ligi sürecinde ve öncesinde Almanya, Fransa gibi güçlü takımlarla maç yaparak durumumuzu da gördük. Eylül ayından itibaren birçok oyuncu oynattım. Şartlar ne gerektiriyorsa onu yaptık. Doğru yolda gittiğimizi düşünüyoruz. Bu sonuçlar bizi yolumuzdan çevirmeyecektir. Futbolcularımız da uygun ortamda gelişecek ve mutlaka başaracaktır. İnanıyorum ki bu takım insanların gönlünde yer etti, son maçlarda alınan sonuçlarla da gönüllerden gideceğini düşünmüyorum. Başarıya giden yolda zaman zaman takılmalar olabilir” diye konuştu.

“Macaristan’ı yenseydik yine iyi olduğumuzu söylemeyecektik”
Başarısızlığın sorumluluğunun federasyonda aranmaması gerektiğini söyleyen Güneş, “Federasyon, bize ellerinden gelen her türlü desteği verdi. Bu takım eleştirilecek ama aynı zamanda sahip çıkılacak bir takımdır. Kötü sonuç ve oyunun mazeretini sunacak değilim ama teslim olacak da değilim. Durumun farkındayız ve ülkemizi temsil ettiğimizi unutmuyoruz. Kavga etmeden bugünleri aşmak istiyoruz. Ama birlikte tartışma yapmakta da yarar var. Bizi sevenlerin de mutsuz olduğunu biliyoruz, bundan sonrasında daha güçlü yarışacağız. İlk turnuvamızda oldukça iyi oyunlar oynayıp iyi sonuçlar aldık ama pandemi döneminde durum farklı. Biz 1 yıldır maç yapmıyoruz, 3 aydır maç yapıyoruz. Yolumuz uzun ve henüz yolun başındayız. Uluslar Ligi’nde sıkıntılarımızı gördük. Bu başımızdan geçebilecek bir olaydı. Biz Macaristan’ı yenseydik, Uluslar Ligi bizim için iyi geçti demeyecektik. Birbirimize güvenmeye devam edeceğiz. Güvenin olmadığı yerde ihanet olur. Biz beraber olacağız, birlik olacağız” şeklinde konuştu.

“Bazı oyuncuları görmek istedik”
Milli takımın savunmada yaşadığı sıkıntılarla ilgili de konuşan Şenol Güneş, “Öncelikle genele bakmak lazım. Geniş bir kadro yaptık. Ama bu kadroyu yaparken kısmen bazı oyuncuları görmek istedik. Aynı zamanda mevcut kadroda az oynayanları da görmek istedik. Bazı oyuncular hazır değildi. Cengiz eylül ayında geldiği zaman 1 antrenman yaptı, marttan bu yana maç yapmamıştı. Aynı Cengiz form tuttuğunda cezalı duruma düştü. Burak’ı sayabiliriz. Hiç oynamayan oyuncular, hazırlık maçı yapmadan geldi. Bu isimlerden şu anda iyi durumda olanlardan birisi Yusuf. Mesela Merih, Kaan sakatlık geçirdiği için istemeden 3 maç üst üste oynamak zorunda kaldı. Cenk Tosun, uzun süren sakatlıktan sonra geldi. Rusya maçında oynadı, olumluydu ama ikinci maçta hiç oyunda yoktu. Çıkarmak zorunda kaldık. Kenan da çok yıprandı ve ikinci maçta düşüşe geçti. Uzun sakatlık sonrasında iyi durumda olan 2 oyuncumuz var, Merih ve Yusuf. Daha çok sakatlıklar da ortaya çıkabilirdi. Çağlar antrenmanda sakatlandı. Orta sahada Mahmut’un bir dalgalanması oldu. Oyuncuları tek tek analiz ettiğimizde çok formda diyemiyoruz. İrfan, Başakşehir’in Şampiyonlar Ligi maçında iyi oynadı. Deplasmandaki Sırbistan maçını kazanabilirdik. Mesela Rusya, bize karşı 10 kişiyle direndi ama kazanacağı maçta 5 yedi. Ben Mert Hakan’ı, Ahmed Kutucu’yu görmek istedim. Oyuncuları denemek istedim” diyerek devam etti.

“Yusuf’la ilgili olumsuz düşüncem olsa, kadroya çağırmam”
Yusuf Yazıcı’yla ilgili sorulan soruyu ise deneyimli çalıştırıcı, şöyle cevaplandırdı:
“Yusuf yetenekli bir oyuncu. Abdülkadir de öyle. Ama tam ritmini yakalamadı. Bu oyuncular özgür ve sonuç değiştirebilecek isimler. Maçın kaderini değiştirebilecek oyuncular. Yusuf’la ilgili olumsuz bir düşüncem yok. Öyle olsa kadroya çağırmam. Şu ana kadar 26 defa milli oldu yanlış hatırlamıyorsam, 17’sinde benim dönemimde 1.5 senede oldu. Cenk ve Kenan’la başlamak yerine bu oyunculardan birinin yanında Yusuf’la başlanabilirdi. Ama tercihim daha farklı oldu. Sırbistan maçında Yusuf’u aldık oyuna, golü bulduk. Bu kez de Yusuf’u aldık oyuna, golü yedik. Yusuf yetenekleri itibariyle skor alma konusunda avantajlı bir isim. Almanya maçından sonraki eleştirileri hatırlar mısınız? Burada Enes ve Yusuf ağır eleştiriler aldı. Rusya maçında hücuma dönük değiştireceğim iki oyuncu vardı. 5 dakika var diye düşünürken 2 dakika vardı. 25-30 saniye kala girdiler oyuna. Moral olması için girmelerini istedim. Yusuf bu dalgalanmayı kulübünde de geçirdi. Ben de onunla konuşuyorum. Dün de izledim maçını ve olumlu işler yaptı. Ama bunları daha önce yapabilirdi. Bu sadece Yusuf için değil, Hakan için de, Abdülkadir için de, Cengiz için de geçerli. İster 5 dakika girsin, ister 30 dakika girsin oyuna, önemli olan oyunun sonucunu değiştirmektir. Ben de Mahmut ve İrfan’ı oyuna koyarken daha farklı bir düşünce içindeydim, topa daha çok sahip oluruz diye düşündüm.”
Her maç öncesi rakip analizi yaptıklarını da sözlerine ekleyen tecrübeli teknik adam, “Analizleri her maç öncesinde yapıyoruz. Oyun formatımızı da buna göre belirliyoruz. Mesela deplasmandaki Sırbistan maçını baskılı oynadık. Daha sonra rakip 10 kişi kaldı. Rusya’daki maçta da bunu düşünerek sahaya çıktık ve Rusya da bunu düşünerek sahaya çıktı ve bizden daha iyi yaptı bu işi ilk yarıda. Takım olarak da oyuncu olarak da alınan sonuçların sorumlusu benim. Bizim de çözmeye çalıştığımız konu bu. Rusya maçında kötü başladık, sonra baskılı oynadık. Rusya’nın 5 yemesini düşündüğümde de bu şekilde izah ediyorum. Savunma yapmak istediğimiz maçlarda da takım savunmasını iyi yapamadık” açıklamasını yaptı.

“İyi dönemde de biz çok iyiyiz demedik ki”
Yapılan her eleştiriyi değerlendirdiklerini söyleyen Şenol Güneş, “Mesela son maçta 2 forvetle başlamak yerine Yusuf’la başlayabilirdik. Ama bunu sahaya sürdüğünüz zaman görüyorsunuz. Biz teknik manada kendimizi değerlendiriyoruz. Şu anda Z kuşağıyla yaşıyoruz. Bizim kaybettiğimiz maçlardan sonra ilkelerimiz değişmiyor. Son maçta Zeki, Çağlar, Burak, Cengiz yoktu. Eldeki oyuncuların durumuna bakacağız ve en iyisini sahaya süreceğiz. Ekim ayında 2 tane taktik idmanı yapabildik. Toplantı yaparken bile oyuncularla mesafeli konuşuyoruz. Son maçlarda bunu da yapamadık. Bir oyuncu potansiyel pozitif çıkmış. Dorukhan’la sarılmış, diğeriyle sarılmış, biz de buna göre hareket etmek zorunda kaldık. Biz son maçı kazansaydık bile bu sorunlarımız ve eksiklerimizin olduğunu gördük. Bana sorarsanız Sırbistan ve Türkiye önde olmalıydı marka değeri olarak. Sırbistan kazanmasaydı küme düşecekti. Eylül, ekim ve kasım aylarında oynanan futbol, bizim düşündüğümüzün altındaydı. Rusya maçında bocaladık ama sevindirici olan nokta maçı kazanmamız oldu. Macaristan maçında ise beceremedik. Oyunumuz ve sonucumuz iyi değildi. Faroe Adaları, Andorra ile oynayacağız C Ligi’nde. Ama biz hazırlık maçı da yapıyoruz. Almanya ile hazırlık maçı oynadık, Belçika’nın da talebi vardı. Baktığınız zaman 1 İzlanda ve 2 Macaristan maçını kaybettik. Şu andaki durumu yaşayacağız tabii ki. Bu hayatta da oluyor. En küçük durumda paniğe kapılmamamız lazım. İyi dönemde biz çok iyiyiz demedik ki, bu sonuçları abartmayalım, daha gerideyiz dedik” dedi.

“Yabancı konusunda fikrimi söyledim, troller devreye girdi”
Daha önce yabancı kuralıyla ilgili fikrini söylediğini ancak bu konunun farklı noktalara gittiğini dile getiren Şenol Güneş, “Yabancı konusunda özellikle Galatasaraylı arkadaşların bir rahatsızlığı var. Bana sordukları zaman fikrimi söylüyorum ama troller üzerime salınıyor. 14 yabancıyla devam ediliyor, devam etsin kardeşim. Ben Türk futboluyla ilgili fikrimi söylüyorum, ben üretimden yanayım. Bu ayrıca konuşulacak bir konu. Bunlar başlı başına uzun vadeli bir olay. Biz geldiğimizde kalecimiz Serkan ve Sinan’dı. Ama şimdi kaleci sorunumuz yok diyoruz. Sol ayaklı bir stoperiniz varsa ve bu oyuncuyu sol bek olarak kullanabiliyorsanız, bu oyuncu sizin 10 senenizi kurtarır. Ben bunu ifade ettim oyunculara. Almanya 6 gol yedi diye dünya futbolunda yok mu oldu. Elimizdeki bu grupta bir ekolü, bir sistemi yaşatmak istiyoruz. Yusuf iyi oynasa da kötü oynasa da benim oyuncumdur. Enes de öyledir. Bu isimler olmazsa Halil İbrahim olur. Bu sistem böyle. Birine sol bek bul, getir bana takımı kur demedim ben. Ben bugün varım, yarın yokum. Kompleksimiz yok. Son dönemlerimizde ülke futbolunun Avrupa ve dünyada başarılı olmasını istiyorum. Konumuz futbol ama bunları konuşurken benim amacım, alınan başarısızlığı kapatmak değil” diye konuştu.

“Beni paspas yapamazsınız”
Hakkında yapılan eleştirilere de cevap veren Güneş, “Benim maaşım belli. Ben geleli 1,5 sene oldu. Düzgün bir adama düzgün olmadığını söyleyeceksiniz ama o adam da kendisini ispatlamaya çalışacak. Böyle bir durum yok. Eleştirilere hiçbir lafım yok, saygı duyuyorum ama yalan haberi nasıl açıklayacağız ya. 2002’de de aynı şey yapıldı bana. Hangi Türk, Euro kazanıyor bana söyler misiniz? Ben milli takım antrenörüyüm, en tepedeyim, paspas yapamazsınız beni. Gündem olmak için bunları yazanlar var. Senin düşüncen yok, kötü niyetin var. Ahlak değerlerimizi sıfırlamayalım. Ben kendimi biliyorum. Caner konusunda birçok eleştiriler getirildi, haklı tarafları var. Ben kendi takımımda olduğu halde almadım zamanında Caner’i” ifadelerini kullandı.

“Kamp programlarımız belli”
Uluslar Ligi’nde yaşanan aksaklıklar için bir türlü ideal 11’i sahaya süremediklerini belirten Güneş, “İdeal 11’i son maça dahi çıkaramadık. Ama bu durum rakipler için de geçerli. Savunma ve hücumu da yapabilen bir takımız. Ama takım oyununda bu konuda aksamalar var. Bu konudaki dalgalanmayı durdurmamız lazım. Bizim sıkıntılarımızdan birisi şu, bazı oyuncular takımda önemli arz edilebiliyor. Merih, Çağlar, Ozan, Mert iyi oyuncular savunmada ama bunların hangisinin daha önemli olduğu tartışılıyor. Kaan-Çağlar yapmıştım, Merih-Çağlar’a döndüm ama kimse bunu yadırgamadı. Mayıs-haziran programımız belli. Geçen sene kamp yerlerine bakmıştık ama maalesef maçlar iptal olunca gerçekleşmedi. Yaz kampı Antalya’da olacak. Yine aynı şekilde ilerleyeceğiz. 24-25 Mart, 27-28 Mart ve 30-31 Mart’ta 3 maç görünüyor. Aralıkta kura çekilecek. 6 takım olursa bu araya 3 resmi maç konulacak, 5 takım olursa 1 hazırlık maçı olacak. Kadromuz iyi, ana iskeletimiz belli. Burayı zorlayan oyuncular var ama girmesi muhtemel bazı oyuncular dışarıda kalabilir. Mart ayı, haziran ayın ne getirir bilmiyoruz. Bazı oyuncuların hocasıyla problemi oluyor, kulübüyle sorunu oluyor, biz bunları da düşünerek hareket ediyoruz, bu bizi ilgilendiriyor” diyerek devam etti.

“Kaybettiğimiz maçta federasyonu nasıl suçlayabilirsiniz”
Uluslar Ligi’ne bakış açısıyla ilgili ise Güneş, şu cümlelere yer verdi:
“Motivasyon çok farklı bir durum. Bizim amacımız iyi başlayıp iyi bitirmekti ve o dönemde Avrupa Şampiyonası’na giderken bunu başardık. Bizim her maça motive olmamız lazım. Biz başarısız bir dönem geçirecektik. Hatta ben bunu Avrupa Şampiyonası sonrasında bekliyordum. Mesela Yusuf’un sezon başında çok kafası karışıktı, şimdi daha iyi durumda. Cengiz ilk geldiğimde topla çok haşır neşir oluyordu ama şimdi çok daha durumda. Kimseden veremeyeceği kadarını istememek gerekir” dedi. Yeniliklere açık olmak gerektiğini ifade eden tecrübeli hoca, “Türk futbolunun başında benim olmam, Fatih hocanın olması, Mustafa hocanın olması gelip geçici şeyler. Bizim nesille bugünkü nesil farklı. Yeniliklere açık olmak gerekir. Federasyonun tabii ki her konuda sorumluluğu var ama kaybettiğimiz Macaristan maçında başkanı ve yönetimi nasıl suçlayabilirsiniz. Burada ben sorumluyum. Başarının tesadüf olmaması için birçok konu başlığı üzerinde konuşulması gerekiyor. Bunun içinde bakanlık, belediye, kulüpler, birçok parametre var. Ben asla günü kurtarmaya çalışmadım. Bugünü dünden, yarını da bugünden daha iyi yapmak gerekir. Böyle olunca Türkiye’nin de geleceği aydınlık olur. Benim hedefim, FIFA sıralamasında adım adım yükselerek ilk 10’un içine girmek. Geldiğimizde 50’lerdeydik şu anda 30’lardayız. Futbolda zaten çarpık bir durum var. Devlet para veriyor, kulüpler yönetiliyor. Sorunlar zaten ortada.”

“Bizde 14 sene 1 kişi aynı takımı çalıştırsa, dinozor deriz”
Premier Lig’de forma giyen oyunculara da değinen Şenol Güneş, “Çağlar kendisine iyi bakan bir oyuncu. Şanssız bir sakatlık yaşadı. Hatta ciddi bir sakatlık olmadığını düşündük ama durum bugünlere geldi. Kendisinin düzelip bir an önce takıma döneceğini düşünüyorum. Cenk uzun bir sakatlık yaşadı. Dönüşü de beklediğimden iyi oldu. Cengiz de sürekli oynamıyor. Ama her üçünün de takımlarına katılacağını düşünüyorum. Son maçlarda çok top kaybı yaptık. Hatalar yapınca top geri döndü ve rakibe pozisyon verip gol yedik. Hızlı futbol oynamak için yetenekli oyuncuların tek top oynaması gerekiyor. Bunun için de fizik gücün yüksek olması gerekiyor” ifadelerini kullanırken geleceğe dönük planlarla ilgili de konuştu. İstikrarın içinde başarısızlığın olduğunu ifade eden Güneş, “Almanya’da Löw uzun süredir orada. Brezilya’ya karşı farklı galibiyeti de var, İspanya’ya karşı farklı yenilgi de var. Mesela ben yabancı konusunda bir görüş bildirdim, milli takım antrenörlüğüm üzerinden birçok şey söylendi. Herkes görüşünü bildirmeli. Devletin de işin içinde olduğu bir şeyler yapılmalı. Maçların azaltılması konusunda ben bakan beye de söyledim. Macaristan 14 Ağustos’ta başladı lige. Rusya da erken başladı. Bir tek Sırbistan geç başladı, o da o sıkıntıyı yaşadı. Benim fikrim belli. Ama benim fikrimin doğru olduğu anlamına gelmez. Hepimizin bir fikir belirterek konuşulması gerekiyor. Benim hedefim şu anda Avrupa Şampiyonası ve Dünya Kupası. Milli takımın sanki en kötü dönemi gibi konuşuluyor. Bu başarısızlığın acısını ben yaşıyorum. Uluslar Ligi tartışılmalı. İyi bir yanı tabii ki var. Az sayıda maç yapan oyuncular için iyi. Ama üst seviye oyuncular için angarya olabiliyor. Zaten üst seviyede birçok maça çıkıyor. Bu seviyede oynamayan ülkeler için iyi bir organizasyon. Ben hazırlık maçı da olsa kazanmak istiyorum. Oynayan oyuncunun da bu şekilde olmasını istiyorum. Kulüpler açısından da üzülüyorum. Bu ülkenin futbolu Avrupa’da yarışmalı, Avrupa’da iyi olmalı. Burada da iyi olmak için hazırlanmalı. Benim futbol hayatıma bakın, artıyla gider. Galibiyet ve mağlubiyetimiz hep aleyhimize olmuştur geçmişten bu yana. Löw 14 senedir takımın başında. Bizde bir antrenör 14 sene bir takımı çalıştırsa ‘Hala orda mısın, dinozor’ deriz görevdeki kişiye” açıklamasında bulundu.

“Liglerle ilgili karar federasyonu aşabilir”
Pandemi nedeniyle belirsiz bir dönem yaşandığına dikkat çeken A Milli Takım Teknik Direktörü Şenol Güneş, “Şu anda flu bir dönem yaşıyoruz. Geçen sene de toplantılara katıldım, o zaman oynanmasından yanaydım. Ama Allah’a şükür sezon bitirildi. Ama şu andaki durum federasyonu da aşar, bilim kurulu var, sağlık kurulu var. Mesela geçende yaşadığımız durum, kamp dönemi oldukça zor geçti. Ben çok titiz birisiyim bir kere. Bana sorarsanız öncelikle herkesin sağlığı, sonra da oyun. Sağlıktan önemli bir şey yoktur. Ama tabii ki ekonomi de işin içinde şu anda. Yetkililerin alacağı kararlar federasyonu aşabiliyor. Mesela saha içinde oyuncunun pozitif çıkma durumu var. Bunu yaşadık Vida konusunda. Sonra bunun bir de saha içindeki diğer kişilere yansıması var” dedi. Dünya Kupası Elemeleri’nde birinci torbadan gelecek olan takımların hepsinin güçlü olduğunu da ifade eden Güneş, “Ancak Uluslar Ligi’nde Macaristan’ı güçsüz görebilirsiniz ama gruptan birinci çıktı. Biz Avrupa Şampiyonası Elemeleri’nde İzlanda’ya yenildik ve berabere kaldık, Fransa’yı yendik ve berabere kaldık. 2. torba aslında çok da kötü değil. Grubu ikinci sırada bitirirseniz, Uluslar Ligi’nden de 2 takım gelecek ve 12 takımla 3 grup olacak. Burada da şansınız var tabii ki. Ama bizim hedefimiz gruptan lider çıkmak. Dünya Kupası’na katılmak için bir bedel ödenecek” şeklinde konuştu.

“Sistem değil oyun felsefesi önemli”
A Milli Takım’ın sistemiyle ilgili de görüşlerini aktaran A Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Güneş, “Şu anda çok iyi bir grup yakalandığı konuşuluyor. Her grup da bana rastlıyor. Zor kazandığımız Andorra maçında da, İzlanda’da da, Fransa maçında da aynı oyunu oynamaya çalıştık. Ama Fransa’da oynadığımız şekli oldukça kötüydü. Son maçta bakıyorum, Merih olsun, Zeki olsun, Caner olsun, Okay olsun, öyle top kayıpları yaptık ki, bu toplar geri döndü. Aslında kaos olmuyor, hata oluyor. Mesela Belçika, Mertens ile Hazard beraber oynar mı tartışması yapıyordu. Bu tartışmalar futbolu zenginleştirdi. 4-4-2 ya da 3-4-3 gibi sistemlerin hepsi oynanabilir. Bunlar önemli değil. Messi’yi hangi sisteme koyarsanız koyun, Messi oynar. Koşu mesafesi hesaplandığı zaman Messi’yi belki ilk sıralarda göremezsiniz ama Messi’nin katkısı ortadadır. Bizim de uluslararası arenada mücadele edecek oyuncular yetiştirmemiz gerekiyor. Yetiştirdiğimiz oyuncuları da satacağız ve döviz girecek ülkeye. Şu anda santrfora ihtiyacım yok. İyi bir Burak, iyi bir Cenk olduğu zaman ihtiyacım yok. Ama yine de yeni oyuncular bakıyorum. Benden sonrasını düşünüyorum” dedi.
Son olarak savunma yapısıyla ilgili soruyu yanıtlayan başarılı teknik adam, “Savunmada forma giyen isimlerden 10 oyuncumuz yurt dışında oynuyor. Çağlar bizimle olamadı bu dönemde. Merih sakattı. Kaan’ın tendonunda sıkıntı var. Ozan Kabak iyi futbolcu, dinamik ama bir dalgalanma geçiriyor. Ama ben bu futbolculara güveniyorum. Tek tek bu isimlere bakmamak gerekiyor. Gol yerken da sadece buraya bakmamak lazım. Yusuf ağır sakatlık geçirdi, Abdülkadir hala bir güven arayışı içinde. Kolay kolay gol yemeyen bir takımken bu duruma düşmek beni üzüyor tabii ki. Sadece savunma değil, bütünlükler olması lazım. Maç programı da yoğun olunca, durum farklı oluyor. Oyun felsefemiz belli. Hücumda baskı yaparak top kapmaya çalışan, savunmadan da çıkarak hücum yapmaya çalışan bir felsefe içindeyiz” diyerek sözlerini tamamladı.



25 yaşında tenisi bırakan Avustralyalı raket ırkçılığa maruz kaldığını açıkladı

Avustralyalı Destanee Aiava (AFP)
Avustralyalı Destanee Aiava (AFP)
TT

25 yaşında tenisi bırakan Avustralyalı raket ırkçılığa maruz kaldığını açıkladı

Avustralyalı Destanee Aiava (AFP)
Avustralyalı Destanee Aiava (AFP)

25 yaşındaki Avustralyalı tenisçi Destanee Aiava, spordaki "ırkçı, kadın düşmanı, homofobik ve düşmanca" kültüre tepki göstererek sezon sonunda emekli olacağını açıkladı.

Genç yaşta dünya sıralamasında 147'incilikle kariyerinin zirvesine ulaşan Aiava, tenisi "toksik erkek arkadaşı" diye tanımladı ve kendisini yıpratanlara "kocaman bir lanet olsun" mesajı gönderdi. Instagram'da yayımladığı sert emeklilik mesajında, sporun "kalıba uymayan herkese" hoşgörüsüz olduğunu da sözlerine ekledi.

Tenis camiasında kendimi değersiz hissettiren herkese kocaman bir lanet olsun demek istiyorum. Bana nefret mesajı veya ölüm tehditleri gönderen tüm kumarbazlara lanet olsun. Sosyal medyada ekranların önünde oturup vücudum, kariyerim veya istedikleri her konuda kusur arayanlara lanet olsun. Ve sözde zarafet ve centilmenlik değerlerinin arkasına saklanan spora da lanet olsun. Beyaz kıyafetlerin ve geleneklerin ardında ırkçı, kadın düşmanı, homofobik ve kalıba uymayan herkese düşman bir kültür var.

Dünya sıralamasında 321. sırada yer alan Aiava, 2025'te kendi ülkesindeki Avustralya Açık'ta ikinci tura yükselmiş ve üç setlik heyecanlı bir maçta Danielle Collins'e yenilmişti. Amerikalı tenisçi, maç sırasında seyircilere öpücükler gönderdiği için yuhalanmıştı.

Eski bir genç yetenek olan Melbourne doğumlu Aiava, tenisin "kendisinden bir şeyler götürdüğünü", "vücuduyla ilişkisi, sağlığı, ailesi, özsaygısı" dahil birçok şeyi kaybettiğini ve 2027'de yeni bir başlangıç ​​yapacağını söyledi.

Aiava, "Hayat sefalet içinde ve yarım yamalak yaşanacak bir şey değil" dedi.

En büyük hedefim her gün uyanıp gerçekten yaptığım işi sevdiğimi söyleyebilmek ki bence herkes bunun için bir şansı hak ediyor. 25 yaşındayım, bu yıl 26 olacağım ve herkesten çok geride olduğumu, sıfırdan başladığımı hissediyorum. Ayrıca korkuyorum da. Ama bu, bana uymayan bir hayat yaşamaktan veya sürekli karşılaştırma içinde olup kendini kaybetmekten daha iyidir.

Independent Türkçe


Mbappe–Vinicius ortaklığı için kritik viraj

Mbappe–Vinicius ortaklığı için kritik viraj
TT

Mbappe–Vinicius ortaklığı için kritik viraj

Mbappe–Vinicius ortaklığı için kritik viraj

Fransız süperstar Kylian Mbappe, hafta sonu dinlendirilmesinin ardından salı günü Real Madrid’in UEFA Şampiyonlar Ligi play-off turunda Benfica ile deplasmanda oynayacağı rövanş öncesi sahalara dönmeye hazırlanıyor.

Takımın bu sezonki en skorer ve en etkili oyuncusunun dönüşü, teknik direktör Alvaro Arbeloa için önemli bir kazanım. Ancak Mbappe ile Brezilyalı kanat oyuncusu Vinicius Junior’ın birlikte sahada olduğu anlarda takım dengesinin zarar görüp görmediği sorusu yeniden gündemde.

Bu tabloya normal şartlarda Jude Bellingham da eklendiğinde denge sorunu daha belirgin hale geliyor. Ancak İngiliz yıldız sakatlığı nedeniyle Lizbon’daki mücadelede forma giyemeyecek.

İlk maçın gölgesi

Üç yıldız da Ocak ayından oynanan Şampiyonlar Ligi maçında sahadaydı. Madrid temsilcisi, o karşılaşmada 4-2’lik ağır bir yenilgi alarak aynı rakiple play-off turunda eşleşmek zorunda kaldı. Mbappe iki gol kaydetmesine rağmen Madrid savunma ve geçiş organizasyonlarında ciddi sorunlar yaşadı.

Portekiz ekibi, Ukraynalı kaleci Anatoliy Trubin’in 90+8’de attığı sıra dışı kafa golüyle takımını play-offa taşımıştı.

Vinicius’un parladığı gece

Mbappe’nin diz rahatsızlığı nedeniyle hafta sonu Real Sociedad karşısında yedek kulübesinde kalması, Vinicius’a daha geniş bir hareket alanı sağladı. Santiago Bernabeu’daki 4-1’lik galibiyette iki penaltı kazandırıp gole çeviren Brezilyalı, sezonun en etkili performanslarından birine imza attı.

Maç sonu Arbeloa, Vinicius için şu ifadeleri kullandı:

“Buraya geldiğimden beri çok üst düzey maçlar oynadı… İstatistiklerin ötesinde bir oyuncu. Maçı değiştirme, rakibi yönlendirme ve üzerine çektiği oyuncu sayısıyla fark yaratıyor. Dünyanın en iyilerinden biri ve onu çalıştırmak bir ayrıcalık.”

Denge sorunu mu, yıldız gücü mü?

Arbeloa, ocak ayında görevi Xabi Alonso’dan devraldığından bu yana yıldızlara dayalı bir yapı kurma niyetini açıkça ortaya koydu. Selefi rotasyon ve liyakat temelli yaklaşımı benimsemişti; ancak bu model bazı yıldızları memnun etmemişti. Arbeloa’nın, eski teknik direktör Carlo Ancelotti’nin yöntemine benzer biçimde yıldızları merkez alan stratejisi şu ana kadar kısmen karşılık bulmuş görünüyor.

Buna karşın tarihsel örnekler uyarıcı nitelikte. 2000-2006 arasındaki “Galactico” dönemi; Luis Figo, David Beckham ve Ronaldo Nazario gibi yıldızlara rağmen sınırlı başarı getirmişti.

Savunma yükü ve kolektif disiplin

Mbappe ile Vinicius’un hücumda alan paylaşımı artık ilk aylara kıyasla daha uyumlu görünse de, her iki oyuncunun da pres ve savunma katkısına mesafeli yaklaşımı takımın geri kalanına ek yük bindiriyor.

Real Sociedad galibiyetinin ardından orta saha oyuncusu Fede Valverde, “Herkes çok çalıştı… Maç boyunca takım halinde savunma yaptığımızı görebiliyordunuz” sözleriyle kolektif çabanın altını çizdi.

Asıl soru ise şu: Madrid, hem Mbappe hem de Vinicius sahadayken, özellikle Mourinho gibi taktik disiplini yüksek teknik adamların yönettiği üst düzey rakiplere karşı aynı savunma bütünlüğünü sürdürebilecek mi? Salı gecesi Lizbon’da bu soruya güçlü bir yanıt verilmesi gerekecek.


Kaza geçiren Anthony Joshua tekrar dövüşebilecek mi?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Kaza geçiren Anthony Joshua tekrar dövüşebilecek mi?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Anthony Joshua'nın organizatörü Eddie Hearn, ağırsıklet boksörün ölümcül bir trafik kazasına karışmasının ardından tekrar boks yapmasını beklediğini söylese de hiçbir şeyin sözünü vermiyor.

29 Aralık'ta Joshua, Nijerya'da iki yakın arkadaşının hayatını kaybettiği trafik kazasında yaralanmıştı. Sina Ghami ve Latif "Latz" Ayodele, "AJ"in profesyonel kariyerinin büyük bölümünde Britanyalı ağırsıkletin ekibinin üyeleriydi ve ölümleri Joshua'nın bokstaki geleceği hakkında birçok spekülasyona yol açtı.

Ancak 36 yaşındaki Joshua, Ghami ve Ayodele'nin cenazelerine katıldıktan iki hafta sonra spor salonuna geri döndü. Ardından hayranları için duygusal bir video mesaj paylaştı.

İki kez dünya şampiyonu olan boksör sözkonusu videoda ringdeki geleceğine değinmedi ancak menajeri Hearn bu konudaki soruları yanıtlamaya devam ediyor.

Matchroom'un patronu, First Round TV'ye "Tekrar dövüşeceğine dair hiçbir garanti yok ama dövüşmesini de bekliyorum çünkü bu onun çok sevdiği bir şey" diye konuştu.

Ve bu, o adamları da yanında taşıyabileceği ve yapmak istediği bir şey. Boks açısından, fiziksel olarak da yaşadıkları kolay değildi. İnsanlar bunun boyutunu muhtemelen fark etmiyor.

Görsel kaldırıldı.
Anthony Joshua ocak ayında, ölümcül bir trafik kazasına karıştıktan birkaç hafta sonra duygusal bir videoda hayranlarına seslendi (Anthony Joshua)

Antrenman yapıyor ancak henüz hazır değil ve tam boks antrenmanına dönmeye bir süre daha hazır olmayacak. Bu korkunç olaydan önce, martta dövüşmeye ve ardından Tyson Fury'yle karşılaşmaya hazırlanıyorduk. Elbette durum şimdi bu değil ve artık hiç  olup olmayacağını da bilmiyorum. Ama sanırım gelecek birkaç hafta ve ay içinde geri dönmeye başlayabilir ve antrenman temposunu biraz daha artırarak nerede olduğunu görebiliriz.

Joshua ve arkadaşlarının yolcu olarak içinde yer aldığı Lagos-Ibadan otoyolundaki araç kazası, Britanyalı boksörün Miami'de Jake Paul'la dövüşmesinden sadece 10 gün sonra meydana geldi.

Joshua, YouTuber'dan boksöre dönüşen Amerikalıyı 6. raundda çenesini kırarak durdurmuş ve 2024'te Daniel Dubois'ya karşı aldığı nakavt yenilgisinden sonra geri dönüş yapmıştı.

Hearn'ün de belirttiği gibi, AJ'in Fury'yle uzun zamandır beklenen bir yerel çarpışmaya hazırlanması planlanıyordu ancak aralık ayındaki olay bu planları büyük ölçüde etkiledi.

Yine de Fury, nisanda Birleşik Krallık'ta Rus Arslanbek Makhmudov'la karşılaşarak kariyerindeki 5. emekliliğinden geri dönecek.

Independent Türkçe