Etiyopya, sivillerden ‘bölgeden kaçıp kendilerini kurtarmalarını’ istedi

Etiyopyalı mülteciler Tigray'daki çatışmalardan kaçarak dün Sudan'ın doğusundaki Kassala eyaletine ulaştı. (Reuters)
Etiyopyalı mülteciler Tigray'daki çatışmalardan kaçarak dün Sudan'ın doğusundaki Kassala eyaletine ulaştı. (Reuters)
TT

Etiyopya, sivillerden ‘bölgeden kaçıp kendilerini kurtarmalarını’ istedi

Etiyopyalı mülteciler Tigray'daki çatışmalardan kaçarak dün Sudan'ın doğusundaki Kassala eyaletine ulaştı. (Reuters)
Etiyopyalı mülteciler Tigray'daki çatışmalardan kaçarak dün Sudan'ın doğusundaki Kassala eyaletine ulaştı. (Reuters)

Etiyopya ordusu, dün (Pazar) Tigray Halk Kurtuluş Cephesi’ni (TPLF) Tigray’ın başkenti Mekelle kentine ve yerel yönetimin karargahına kapsamlı bir acımasız saldırı düzenlemekle tehdit ederek sivillerden bölgeden kaçıp kendilerini korumalarını istedi.
Askeri sözcü Albay Dejene Tsegaye, resmi radyo yaptığı açıklamada, "Sonraki aşama, operasyonun belirleyici kısmı olan Tigray'ın başkenti Mekelle'yi tanklarla çevrelemek ve dağlık alanlarda savaşı bitirerek tarlalara doğru ilerlemek” ifadelerini kullandı.  AFP haber ajansına göre Tsegaye, nüfusu yarım milyonu aşan Mekelle’deki sivilleri "Kendinizi kurtarın" diye uyararak, “Size verilen talimatlar, kendinizi bu bölgeden uzaklaştırmanız için. Bundan sonra merhamet söz konusu olmayacak" dedi.
Öte yandan, Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (TPLF) lideri Debarsion Gebramikail’in Reuters haber ajansına yer alan açıklamasında, Hükümet güçleri bölgeyi ele geçirmeden önce, bölgedeki güçlerinin güney cephesinde Etiyopya hükümet güçlerine karşı mücadelelerinde kararlı bir şekilde ilerlediğini ve bölgenin kuzeyindeki Adigrat kasabası çevresinde bu güçlerle çatıştığını söyledi. 
Etiyopya ve Afrika Boynuzu Uzmanı Muhammed Hamid Cuma, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Etiyopya güçlerinin bölgedeki tarihi en-Necaşi köyünün yakınında bulunan eski şehirlerin kontrolünü ele geçirmeyi başardığını bildirdi. Mekelle'nin işgalinin an meselesi olduğunu belirten Cuma, "Tigraylıların şehirleri terk etmeleri durumunun hesaplarında olmadığı veya belki de buna tam olarak hazırlıklı olmadıkları anlaşılıyor. Ya da doğrudan savaşı kaybedeceklerini bilerek bir gerilla savaşı yapmaya karar verdiler" dedi.
Mekelle'nin düşüşünün Etiyopya'da olayların dramatik bir şekilde ilerlemesinin başlangıcı olacağını ifade eden Cuma, "TPLF’nin bölgenin coğrafyasından yararlanarak ve Eritre limanlarını Etiyopya'ya bağlayan yolu kullanarak bir gerilla savaşı başlatması muhtemel" diye konuştu. Cuma açıklamasında, bölgedeki savaşçıların Eritre sınırına yakın bir yerde faaliyet göstermeye ve saldırılarını oradan başlatmaya mecbur kalacağını ifade etti. Bu ihtimalin yanı sıra Cuma, kendisine karşı başlatılan savaşın arkasında olmakla suçladıkları Eritre Cumhurbaşkanı Isaias Afewerki’yi devirmeyi amaçlayan büyük bir kampanya başlatmak için  Eritre’deki muhalefetle bir işbirliği içinde olacakları yönündeki beklentisini dile getirdi.
TPLF’nin gerilla savaşı yürütmeleri halinde "zor bir durumla" karşılaşacağını düşünen Cuma şu ifadeleri kullandı:
"Çünkü Mengistu Haile Mariam hükümetine karşı başlattıkları savaş sırasında Eritre veya Sudan'dan aldıkları destekten artık yoksunlar. Destekleri olmamasının yanı sıra, Tigray'ın durumu komutanlarının beklentilerini karşılamıyor. Çünkü savaşçı nesil artık yaşlandı ve çoğu savaşı bıraktı.”
Afrika Boynuzu uzmanlarından Abdulmunim Ebu İdris, savaş alanlarından alınan bilgileri "çelişkili" olarak nitelendirerek, Tigray tarafından gelen bilgilerin Etiyopya ordusunun ilerlemesinin yalanlandığını belirtti. Çatışmanın bir gerilla savaşına dönüşeceğini dile getiren Ebu İdris, Cuma’nın bölgenin karşı karşıya kalabileceği destek sorunu değerlendirmesine katıldı. Ebu İdris, Etiyopya ordusunun Hamra ve May Hadra şeridini kontrol ederek Sudan üzerinden ikmal hattını etkisiz hale getirdiğini belirtti.
Ebu İdris, Tigray’ın uzun bir gerilla savaşı için yeterli techizat sağlama gücü hakkında şüphelerini dile getirdi. Ayrıca İdris, TPLF’nin Mekelli savaşını kaybederlerse, sonuç ne olursa olsun bölgenin engebeli coğrafyasından yararlanarak uzun bir mücadeleye gireceklerini vurguladı.
Sudan'da ise Sudan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Muhammed Osman el-Hüseyin, ülkenin doğusunda konuşlanan güçleri ziyareti sırasında yaptığı açıklamada, “Ordunun Etiyopya'da olup bitenleri sınırlarına komşu olduğu için takip ettiğini" bildirdi. Ancak Hüseyin, Sudan'ın rolünün sınırları korumak ve Sudan'ın güvenliğini tehdit eden her şeyi önlemekle sınırlı olduğunu vurguladı. Sudan resmi haber ajansına göre Hüseyin açıklamasında, Sudan'ın Etiyopya'daki çatışmanın taraflarından hiçbirinin yanında olmayacağını söyledi. Ayrıca, sınırların mültecilere kapatılmayacağını belirten Hüseyin, "Ancak sınırları iki tarafın güçlerinden herhangi birini almak için açmayacağız" dedi.
Yerel basında çıkan haberlere göre Tigray'daki çatışmalardan kaçan mültecilerin sayısı 40 bini aşarken bölgeye mülteci akını devam etti. Birleşmiş Milletler’in (BM) raporuna göre mülteci sayısının yaklaşık 200 bine ulaşması bekleniyor. Ayrıca rapora göre, zorlu insani koşullarla karşı karşıya kalan mültecilere insani yardım sağlamak için hızlı ve kitlesel bir şekilde müdahale edilmezse bu durum Sudan üzerinde büyük bir ekonomik baskı oluşturacak.
Geçen yıl Nobel Barış Ödülü'nü kazanan Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, 4 Kasım’da Tigray’ın kuzeyini kontrol eden ve hükümeti devirmeyi amaçlayan Tigray Halk Kurtuluş Cephesi'ne karşı bir askeri kampanya başlattı.
Bölgedeki iletişim sorunu çatışmanın iki tarafından gelen bilgilerin doğrulanmasını zorlaştırıyor. Ancak raporlar yüzlerce insanın öldürüldüğünü ve on binlerce kişinin Sudan'a göç ettiğini kaydetti. Hükümete ait haber kaynakları, ordunun Mekelli'nin yaklaşık 117 km kuzeyinde yer alan Aksum ve Adigrat da dahil olmak üzere Tigray'deki çok sayıda şehri kontrolü altına aldığını duyurdu.
Etiyopya'daki olağanüstü durumu doğrulayan hükümet kaynakları, "Savunma güçlerinin, Adigrat'tan Mekelle'ye giden yolda bulunan Idaga Hamus şehrinin kontrolünü ele geçirdiğini, savunma güçlerinin şu anda son harekat hedefi olan Mekelli şehrine doğru ilerlediğini" bildirdi.
TPLF Cumartesi günü, Etiyopya güçleri tarafından Adigrat kasabasına yönelik başlatılan yoğun bombardıman sırasında sivillerin öldürüldüğünü bildirdi. Ancak hükümet, sivilleri hedef almadığına dair ısrar etti.
Abiy Ahmed, önümüzdeki günlerde 3 eski cumhurbaşkanını bölgeye özel elçi olarak göndermeyi planlayan Afrika Birliği (AfB) de dahil olmak üzere tüm uluslararası barış çağrılarını reddederken, ABD ve Birleşmiş Milletler yaklaşan bir insani felaket konusunda uyarıda bulundu. Abiy Ahmed hükümeti, TPLF'yi "suç oluşturan yönetim" olarak değerlendirerek, müzakere yerine askeri savaşı kazanmayı seçti.
Savaş yüzlerce ve belki de binlerce kişinin hayatını kaybetmesine neden olurken,30 binden fazla mültecinin de komşu Sudan'a sığınmasına neden oldu. Ayrıca isyancılar, komşu Amhara bölgesine ve sınırı geçerek Eritre'ye roket fırlattı. Afrika ve Avrupa ülkeleri ateşkes çağrısı yaptı. Ancak Abiy Ahmed şu ana kadar ateşkesi reddetti.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.