ABD’nin B-52 bombardıman uçaklarının Ortadoğu'ya verdiği mesajlar

ABD, Trump'ın görev süresi bitmeden önce Tahran'a saldırma niyetinde olduğuna dair haberlerin ortaya çıkmasından günler sonra, B-52H tipi stratejik bombardıman uçaklarını Ortadoğu'ya gönderdi.

ABD Başkanı Trump ve First Lady Melania, Bağımsızlık Günü kutlamalarında B-52 bombardıman uçaklarının geçişini izlediler. (AFP)
ABD Başkanı Trump ve First Lady Melania, Bağımsızlık Günü kutlamalarında B-52 bombardıman uçaklarının geçişini izlediler. (AFP)
TT

ABD’nin B-52 bombardıman uçaklarının Ortadoğu'ya verdiği mesajlar

ABD Başkanı Trump ve First Lady Melania, Bağımsızlık Günü kutlamalarında B-52 bombardıman uçaklarının geçişini izlediler. (AFP)
ABD Başkanı Trump ve First Lady Melania, Bağımsızlık Günü kutlamalarında B-52 bombardıman uçaklarının geçişini izlediler. (AFP)

Ahmed Abdulhakim
ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'ya dün gerçekleştirdiği yurt dışı gezisine eşlik eden ABD'li bir yetkili, Beyaz Saray'daki son günlerini geçiren ABD Başkanı Donald Trump ve yönetiminin İran’a uygulanan ‘azami baskı’ politikaları çerçevesinde Tahran'ı caydırmaya yönelik hamlelerini artırdığını bildirdi. Yönetimin, yeni Başkan Joe Biden ve ekibinin bu konudaki yaklaşımı sürdürmesini umarak hamlelerine hız verdiğini vurguladı.
Tahran, ABD’nin eski Başkan Barack Obama döneminde imzalanan ve Trump'ın çekildiği nükleer anlaşmaya geri dönmesi ve son üç yıldır Washington tarafından kendisine uygulanan ekonomik yaptırımların kaldırılması umuduyla Trump'ın yönetimdeki kalan günlerini saymaya devam ediyor. ABD ise ‘saldırganlık’ olarak nitelediği eylemleri caydırmak amacıyla ‘uzun bir görev’ için B-52H tipi stratejik bombardıman uçaklarını Ortadoğu'ya gönderdi.
Bu gelişme, Başkan Trump’ın, önümüzdeki haftalarda İran'daki büyük bir nükleer sahayı hedef almak için ABD’li komutanlarla önlerindeki seçenekleri görüşmeyi istediğine dair birkaç gün önce basına sızan bilgilerin ardından yaşandı. Ancak komutanların, Trump’ı böyle bir adım atmaktan vazgeçirdikleri biliniyor.

B-52 bombardıman uçakları Ortadoğu'da
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’ndan (CENTCOM) 21 Kasım cumartesi akşamı yapılan açıklamada, Kuzey Dakota eyaletindeki Minot Hava Kuvvetleri Üssü'ndeki uzun menzilli B-52H Stratofortress stratejik bombardıman uçaklarının aynı gün Ortadoğu’ya gönderileceği bildirildi.
CENTCOM açıklamasında uçakların ‘uzun bir görev’ için gönderildiği ve bu adımın hedefinin ‘Ortadoğu’daki saldırgan eylemleri caydırmak ve ABD'nin ortaklarını ve müttefiklerini rahatlatmak’ olduğu belirtildi. Washington’ın herhangi bir çatışmaya neden olmak istemediğinin altı çizilen açıklamada “yine de ABD’nin dünyadaki olası herhangi bir acil duruma müdahale etmeye kararlı olduğu” vurgulandı.
Bölge genelinde denizcilik ve ticaret faaliyetlerinin serbestliğini koruma taahhüdüne dikkat çekilen açıklamada, sürdürülen görevin ABD ordusunun kısa sürede dünyanın herhangi bir yerinde muharebe hava gücünü konuşlandırma ve bölgesel istikrar ve güvenliğin korunmasına yardımcı olmak için CENTCOM operasyonlarına entegrasyon yeteneğini kanıtladığı belirtildi.
New York Times’ın haberine göre ABD'nin en son adımı, Başkan Donald Trump’ın görev süresinin 20 Ocak’ta sonlanmasından önce İran’a askeri bir saldırı başlatmaya niyetlenmesine kadar varan ve Washington ile Tahran ve müttefikleri arasında son haftalarda artan gerilim çerçevesinde atıldı. CENTCOM Komutanı Orgeneral Kenneth F. McKenzie geçtiğimiz perşembe günü yaptı açıklamada “İran'ın kötü niyetli faaliyetleri, bölgedeki komşularını istikrarsızlaştırıyor ve küresel güvenliği ve ticareti tehdit ediyor” dedi.
Gazetenin haberine göre Başkan Trump danışmanlarına, İran'daki büyük bir nükleer tesisi hedef alma seçenekleri olup olmadığını sordu. Fakat danışmanları Trump’ı askeri bir saldırı başlatma fikrinden vazgeçirdiler. Gazetenin kimliğini açıklamadığı ve aralarında görevlilerin de bulunduğu dört ABD’li yetkili yaptıkları açıklamada,  Trump’ın uluslararası müfettişlerin İran'ın nükleer stokunun arttığını açıklamasından bir gün sonra Oval Ofis'teki bir toplantıda danışmanlarıyla konuyu tartıştığını aktardılar.
Başkan Yardımcısı Mike Pence, Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Savunma Bakanı Vekili Christopher Miller ve Genelkurmay Başkanı Mark Milley dahil olmak üzere bir grup ABD’li yetkilinin, Başkan Trump’a İran’daki nükleer tesislere yönelik askeri bir saldırı başlatmanın başkanlığının son haftalarında kolaylıkla tam ölçekli bir çatışmaya dönüşebileceği uyarısında bulundukları belirtildi. Haberde ayrıca gerek füzeli gerekse siber olmak üzere herhangi bir olası saldırının Natanz Nükleer Tesisi’ni hedef almasına kesin gözüyle bakıldığı vurgulandı.

Washington ‘azami baskı’ politikasının sürmesini istiyor
Diğer yandan Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'ya yurt dışı gezisinde eşlik eden ABD'li bir yetkili dün yaptığı açıklamada, Trump yönetiminin Biden yönetimin de İran dosyasına yönelik yaklaşımı sürdürmesi ve İran’a uygulanan azami baskı politikasına devam etmesini umduğunu söyledi.
AFPnin haberine göre adının açıklanmasını istemeyen yetkili, Abu Dabi'de (Pompeo'nun Avrupa ve Ortadoğu turundaki duraklardan biri) verdiği demeçte “Trump yönetiminin birkaç yıldır İran'a uygulanan azami baskı politikasına odaklandığı herkesçe biliniyor” açıklamasında bulundu. Azami baskı politikasını ‘rejimi bölgedeki Tahran yanlısı silahlı gruplara gidecek milyarlarca dolardan mahrum bırakan muazzam bir başarı’ olarak nitelendiren yetkili açıklamalarını şöyle sürdürdü:
“ABD yönetiminin İranlıları normal bir devlet gibi davranmaya teşvik etmek için üzerinde oldukça çok çalıştığı bu etkinin sürdürülmesini umuyorum. Tahran rejimi kasım ayında, yani Biden'ın kazandığı başkanlık seçimleriyle bir değişiklik olmasını umuduyla bütçesini halkı için kullanmak yerine milislere para dağıtmayı tercih ederek halkı büyük zorluklara göğüs germeye zorladı. Takipteyiz. Bekleyip neler olacağını göreceğiz.”
Trump yönetiminin 20 Ocak'a kadar görevde olduğunu ve İran'a uygulanan yaptırımlara atıfta bulunarak politikalarını sonuna kadar uygulamaya devam edeceğini söyleyen yetkili, yönetimin tartışılmakta olan askeri harekat seçeneğini saklı tuttuğuna işaret etti.
ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo iki gün önce İsrail gazetesi Jerusalem Post’a verdiği röportajda “Tüm seçenekler masada” ifadelerini kullandı. Pompeo röportajdan birkaç saat önce İsrail'den yaptığı açıklamada, İran rejimine yönelik azami baskı kampanyasının halen çok etkili olduğunu vurgulayarak, “Önümüzdeki haftalarda ve aylarda İran'a yeni yaptırımlar uygulayacağız” dedi.

Tahran gelişmeleri nasıl görüyor?
İran’ın tutumu ile diplomasi ve ABD'nin daha hızlı gelişmesine yönelik askeri tehditler arasında bir tezatlık söz konusu. İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Genel Komutanı Tümgeneral Hüseyin Selami’nin İran'ın ‘hayati çıkarlarını savunmak için belirli bir coğrafi bölgeye bağlı olmayacağını’ duyurmasından üç gün sonra dün Tahran, Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü’nün ağzından Kasım Süleymani suikastı de dahil olmak üzere ABD’nin kendisine karşı işlediği ‘suçların’ iki ülke arasında ‘dikkatli bir düşünmeye’ dayalı iletişimi engellemeyeceğini açıkladı.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Said Hatipzade dün düzenlediği basın toplantısında şunları söyledi:
"ABD ve İran gibi Birleşmiş Milletler (BM) üyesi iki ülke arasında dikkatli düşünmeye dayalı bir iletişim olması doğaldır. Ancak bu, İran'ın bu suçları unuttuğu anlamına gelmez. ABD’den talep ettiklerimizle ilgili bir değişik söz konusu değildir.”
DMO Genel Komutanı Hüseyin Selami, The New York Times tarafından yayımlanan ‘bilgilerden’ günler sonra perşembe günü yaptığı ve DMO medya birimi Sepah News tarafından aktarılan açıklamasında, ülkesinin ‘güvenliği ve hayati çıkarlarını savunmak için belirli bir coğrafi bölgeye bağlı olmayacağını’ vurguladı. Selami, ‘füze sistemleri’ ile donatılmış, helikopterler ve insansız hava araçları (İHA) için piste sahip olan ve okyanus aşabilen ‘Şehit Rudeki’ gemisinin Devrim DMO Donanması filosuna eklendiği törende yaptığı konuşmada “Biri çıkıp bu insanların çıkarlarını tehdit etmek isterse yeryüzünde kendisine güvenli bir nokta bulamayacağı kesindir” ifadelerini kullandı.
Selami sözlerini şöyle sürdürdü:
“Stratejimiz savunmaya yöneliktir. Yani savunma stratejimize saldırı taktiklerinin eşlik etmesi dışında hiçbir ülke için herhangi bir tehdit oluşturmayız.”

 B-52 bombardıman uçakları ilk olarak 1948'de nükleer silah taşıyıcısı olarak tasarlandı. Daha sonra görev tanımları gelişti. (AFP)
ABD'nin B-52H Stratofortress stratejik bombardıman uçakları hakkında bilinenler

Uzun menzilli ve süpersonik, jet motorlu B-52 tipi Stratofortress stratejik bombardıman uçakları ABD'nin Soğuk Savaş dönemi silahlarından biri olarak biliniyor. B-52 tipi uçaklarının 700’ü söz konusu dönemde üretildi. Havada yakıt ikmaline gerek kalmadan 8 bin 800 mili aşkın savaş menziline sahip olan ve nükleer bomba taşıması için tasarlanan bombardıman uçağı 35 tona ulaşan büyük bomba ve mühimmat kapasitesi sayesinde ABD’nin havadaki en büyük gücü olarak biliniyor.
B-52’yi üreten ABD’li dev uçak üreticisi Boeing’in internet sitesine göre söz konusu uçaklar ilk kez 1948 yılında, nükleer bomba taşıması için tasarlandı. Ancak daha sonra uzun menzilli stratejik bombardıman uçağına dönüştürüldü. Uzunluğu 49 metre olan uçağın kanatları arasındaki mesafe 56 metreye ulaşıyor. Uçağın ağırlığı ise 83 tonun üzerinde. Maksimum 219 bin 600 kilogram ağırlık ile kalkış yapabiliyor.
Bombardıman uçağının gücü, 17 bin metre yükseklikte saatte 960 kilometre hızda uçabilen kanatlara eşit olarak dağıtılmış sekiz helikopter motoruna dayanıyor. Bombalar, akıllı silahlar, mayınlar ve füzeler gibi yaklaşık 31 bin 500 kilogram ağırlığında çeşitli mühimmatları taşıma ve bırakma kabiliyetine sahip. Ayrıca nükleer füzeler ve konvansiyonel mühimmat da taşıyabiliyor.
B-52 bombardıman uçakları, 1991 yılında Vietnam Savaşı ve Kuveyt Savaşı sırasında ‘halı bombardımanı’ olarak isimlendirilen saldırıları gerçekleştirdi. Bu uçaklar bazı görevlerde ABD’den havalanarak Irak'taki hedefleri bombaladıktan sonra ABD’nin Hint Okyanusu'ndaki Diego Garcia Üssü’ne iniyorlardı. Uçaklar ayrıca ABD’nin 2001 yılında Afganistan'ı işgali sırasında da yoğun olarak kullanıldı.



Squid Game'in yaratıcısından Netflix'e yeni dizi

2021'de başlayan Squid Game, nakit sıkıntısı çeken bir grup insanın dudak uçuklatan bir para ödülü ve hayatta kalmak için verdikleri mücadeleyi anlatıyordu (Netflix)
2021'de başlayan Squid Game, nakit sıkıntısı çeken bir grup insanın dudak uçuklatan bir para ödülü ve hayatta kalmak için verdikleri mücadeleyi anlatıyordu (Netflix)
TT

Squid Game'in yaratıcısından Netflix'e yeni dizi

2021'de başlayan Squid Game, nakit sıkıntısı çeken bir grup insanın dudak uçuklatan bir para ödülü ve hayatta kalmak için verdikleri mücadeleyi anlatıyordu (Netflix)
2021'de başlayan Squid Game, nakit sıkıntısı çeken bir grup insanın dudak uçuklatan bir para ödülü ve hayatta kalmak için verdikleri mücadeleyi anlatıyordu (Netflix)

Squid Game'in yaratıcısı Hwang Dong-hyuk, fenomen dizinin final yapmasının ardından yeni projesini duyurdu.

Netflix, yapımcılığını Hwang'ın üstlendiği kumarhane temalı suç draması The Dealer'a yeşil ışık yaktı ve ana kadroyu duyurdu.

Dizinin odağında, yetenekli krupiye Geonhwa var. Evlilik hazırlıkları yapan Geonhwa'nın hayatı, bir konut dolandırıcılığı planının kurbanı olmasıyla altüst oluyor. Geonhwa, geride bıraktığını sandığı dünyaya geri çekilerek kumarın tehlikeli yeraltına sürükleniyor; kontrolü yeniden ele almak için uzun süredir sakladığı yeteneklerini kullanmak zorunda kalıyor. 

Senaryo Ohnooy ve Lee Tae-young imzası taşıyor.

Alchemy of Souls'la (Hwan Hon) tanınan Jung So-min, oyun masalarında kendisine olağanüstü bir avantaj sağlayan yeteneklerini yıllardır bastıran krupiye Geonhwa'yı canlandırıyor.

Ryoo Seung-bum ise geçimini riskli bahislerle sağlamaya çalışan ve Geonhwa'nın tehlikeli planına sürüklenen maddi sıkıntıdaki kumarbaz Hwang Chisu rolünde.

Lee Soo-hyuk, içgüdüleri ve esrarengiz tavrıyla öngörülemez bir figüre dönüşen güçlü rakip krupiye Jo Jun'u oynuyor.

Telefon'la (Kol) tanınan Ryu Kyung-soo, Geonhwa'nın nişanlısı Choi Wooseung rolünde izleyici karşısına çıkacak. Karakter, "sakin" görünen hayatının yanında dedektif kimliğiyle de dikkat çekiyor.

Dizi, görüntü yönetmeni Choi Young-hwan'ın yönetmenlikteki ilk işi olacak.

Squid Game'in arkasındaki Firstman Studio, The Dealer'ın da yapımını üstleniyor.    

Independent Türkçe, Variety, Hollywood Reporter


Gazze savaşı: BAE, İsrail’e tam destek taahhüdü vermiş

BAE ve İsrail, ilişkileri normalleştirdikten sonra 2022'de serbest ticaret anlaşması imzalamıştı (Reuters)
BAE ve İsrail, ilişkileri normalleştirdikten sonra 2022'de serbest ticaret anlaşması imzalamıştı (Reuters)
TT

Gazze savaşı: BAE, İsrail’e tam destek taahhüdü vermiş

BAE ve İsrail, ilişkileri normalleştirdikten sonra 2022'de serbest ticaret anlaşması imzalamıştı (Reuters)
BAE ve İsrail, ilişkileri normalleştirdikten sonra 2022'de serbest ticaret anlaşması imzalamıştı (Reuters)

Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) Gazze savaşında İsrail'i Hamas'a karşı destekleme taahhüdü verdiği bir belge sızdırıldı.

Emirates Leaks'in incelediği Ekim 2023 tarihli belgede, "kardeş devlet İsrail'e karşı düzenlenen terör saldırılarına karşı" işbirliği vurgulanıyor.

BAE Kızılayı Başkanı ve Ez-Zafra Bölgesi Temsilcisi Hamdan bin Zayed Al Nahyan'ın, BAE ordusunun Ortak Operasyonlar Komutanlığı'na hitaben yazdığı belgede, Yemen'in batı kıyısındaki Muha, Eritre'deki Massava ve Assab, Somali'deki Berbera ve Bassa'da yer alan askeri üsler aracılığıyla İsrail'e askeri ve lojistik destek sağlanacağı belirtiliyor.

Kızıldeniz kıyısındaki bu üsler aracılığıyla "İsrail Devleti'ni desteklemek için gerekli olan her şeyin" yapılacağı ifade ediliyor.

BAE'nin "Filistin'deki teröristlere karşı savaşında İsrail'i güçlendirmesi" ve bu desteğin "teröristler yenilgiye uğratılana kadar" devam etmesi gerektiği yazılıyor.

"Yemen üzerinden İsrail'e destek"

Belgeye göre Yemen'de BAE destekli Ulusal Direniş Güçleri (NRF) üzerinden de İsrail'e destek verileceği belirtiliyor. NRF, Husiler'in 2017'de öldürdüğü eski Yemen Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih'in yeğeni Tarık Muhammed Abdullah Salih tarafından idare ediliyor.

Yemen'deki BAE kuvvetlerinin birinci komutanının yardımcısı Tuğgeneral Said el-Merzuki, Muha'daki üste NRF lideri Salih'le 19 Ekim 2023'te bir araya gelmiş.

Görüşmede NRF'yle İsrail arasında iletişim kanalı açılmasının kararlaştırıldığı, "tüm hafif ve orta makineli silahların" İsrail'e transferi için hazırlık yapılmasının istendiği belirtiliyor.

Ayrıca üsten 27 tankın yanı sıra füze mühimmatının Tel Aviv'e nakledileceği yazılıyor.

"Hamas-Katar ilişkileriyle ilgili inceleme"

Belgeye göre BAE, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te düzenlediği Aksa Tufanı saldırısıyla patlak veren Gazze savaşında, Katar'ın Hamas'a sağladığı destekle ilgili detaylı inceleme başlatmış.

Katar'ın örgüte mali ve lojistik desteğinin "ciddi boyutta" olduğu yazılıyor. Buna ek olarak Kuveyt'in de BAE'nin Kızıldeniz'in güneyindeki manevralarını engellemeye yetecek kadar Hamas'a destek sağladığı ileri sürülüyor.

BAE ve İsrail, ABD Başkanı Donald Trump'ın arabuluculuğuyla 2020'de imzalanan İbrahim Anlaşmaları kapsamında ilişkilerini normalleştirmişti. Anlaşmanın ardından BAE, Tel Aviv'de elçilik açmış, ülkede diplomatik temsilcilik oluşturan ilk Körfez ülkesi olmuştu.

Trump'ın ilk döneminde gerçekleştirilen bu anlaşmalara BAE'nin yanı sıra Bahreyn, Fas ve Sudan da katıldı. Kazakistan da anlaşmalara katılacağını geçen yıl kasımda duyurmuştu.

BAE yönetimi, belgeye ilişkin iddialar hakkında henüz açıklama yapmadı. 

Independent Türkçe, Emirati Leaks, The Cradle, Jerusalem Post, Siasat


Türkiye, İran'daki gerilimi azaltmak ve dış müdahale tehdidini önlemek için çabalarını yoğunlaştırdı

İran'daki protestolardan (AP)
İran'daki protestolardan (AP)
TT

Türkiye, İran'daki gerilimi azaltmak ve dış müdahale tehdidini önlemek için çabalarını yoğunlaştırdı

İran'daki protestolardan (AP)
İran'daki protestolardan (AP)

Türkiye, İran'daki durumdan endişe duyduğunu ifade etti ve yabancı müdahale korkusu nedeniyle bölgedeki gerilimi azaltmak için diyalogun gerekliliğini vurguladı.

Doğu komşusundaki gelişmeleri yakından takip eden Türkiye, gerilimi azaltmak ve İran'daki protestoları daha fazla can kaybı yaşanmadan ve bölgesel istikrarı tehdit etmeden barışçıl bir şekilde çözmek için yoğun çabalar başlattı.

Yoğun iletişim

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 24 saat içinde İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi'yi iki kez telefonla aradı. Bu görüşmelerin arasında, Ankara'daki Dışişleri Bakanlığı merkezinde ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ile bir görüşme gerçekleştirdi.

 Fidan, bu akşam Dışişleri Bakanlığı merkezinde ABD Büyükelçisi Tom Barrack ile yaptığı görüşmede (Türk Dışişleri Bakanlığı)Fidan, Dışişleri Bakanlığı merkezinde ABD Büyükelçisi Tom Barrack ile yaptığı görüşmede (Türk Dışişleri Bakanlığı)

Dışişleri Bakanlığı kaynakları, Fidan'ın bugün Arakçi ile yaptığı telefon görüşmesinde, İran'daki son gelişmeleri ele aldığını ve görüşmenin ardından Barrack ile İran'daki gergin durum ve bölgesel meseleleri ele alan görüşmeler yaptığını bildirdi.

Kaynaklar, Fidan'ın Arakçi'yi ikinci kez aradığını ve görüşmede mevcut bölgesel gerginliklerin çözümü için müzakerelerin gerekliliğini vurguladığını belirtti.

Türkiye'nin gelişmeleri yakından takip ettiğini ve Başkan Donald Trump'ın "yardım geliyor" açıklamasının ardından olası bir ABD askeri müdahalesi konusunda diplomatik kanallar aracılığıyla ABD ile temas halinde olduğunu ifade etti.

İsrail'in manipülasyonu

Cuma günü yaptığı açıklamalarda Fidan, İran'ın bölgedeki ülkelerle “gerçek bir uzlaşma ve iş birliği” içinde olması gerektiğini vurguladı ve bölgede yaşanan protestoların çok güçlü bir mesaj verdiğini belirtti.

Arakçi, Fidan'ın 30 Kasım'da Tahran ziyaretinde kendisini karşılarken (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

Arakçi, Fidan'ın 30 Kasım'da Tahran ziyaretinde kendisini karşılarken (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

30 Kasım'da iki ülke arasındaki ilişkiler ve bölgedeki gelişmeleri görüşmek üzere Tahran'ı ziyaret eden Fidan, “Gerçek nedenlerden ve yapısal sorunlardan kaynaklanan bu protestolar, İran'ın dış düşmanları tarafından manipüle ediliyor. Bizim yapmaya çalıştığımız şey, bölgenin istikrarı buna bağlı olduğu için her iki tarafa, öncelikle Amerikalılara fayda sağlayacak bir anlaşmayı desteklemek.”

Tahran'daki protestolar sırasında öldürülen bir güvenlik görevlisinin cenaze törenine binlerce kişi katıldı (AFP)Tahran'daki protestolar sırasında öldürülen bir güvenlik görevlisinin cenaze törenine binlerce kişi katıldı (AFP)

Fidan, İsrail'in Mossad'ının protestoları manipüle etme girişimlerini gizlemediğini ve sosyal medya hesapları üzerinden İran halkını açıkça isyana çağırdığını belirterek, geçmişte de benzer çağrılar yapıldığını, ancak o dönemde İran halkının farklılıklarını bir kenara bırakarak düşmanın saldırısı karşısında birleştiğini kaydetti.

Protestoların bu seferki niteliğinin farklı olduğunu, savaşın yokluğunda ve tepkilere yol açan diğer gerçek sorunların varlığında gerçekleştiğini açıklayan yetkili şunları ifade etti: "İsrail'in bu durumu istismar etmeye çalıştığını görüyoruz ve bu elbette rejime çok güçlü bir mesaj gönderiyor ve eminim ki rejim bunu dikkate alacaktır."

Fidan, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın da bu konuda açıklamalarda bulunduğunu belirterek, “Ancak İran halkı sorunun ne olduğunu, kime yaradığını ve nasıl tepki vereceğini çok iyi bildiği için İsrail'in umduğu sonucun gerçekleşmeyeceğine kesin olarak inanıyorum” ifadelerini kullandı.

Yabancı müdahaleye karşı uyarı

Türkiye, İran'a yönelik herhangi bir dış müdahalenin ülkede ve bölgedeki krizleri daha da kötüleştireceği uyarısında bulunarak, mevcut sorunların çözümü için ABD ile İran arasında müzakereler yapılması çağrısında bulundu.

Adalet ve Kalkınma Partisi sözcüsü Ömer Çelik (X hesabından)Adalet ve Kalkınma Partisi sözcüsü Ömer Çelik (X hesabından)

Adalet ve Kalkınma Partisi'nin genel başkan yardımcısı ve parti sözcüsü Ömer Çelik, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) üyesi olan Türkiye'nin, “İran toplumu ve hükümeti içindeki bazı sorunlara” rağmen, İran'da kaos görmek istemediğini söyledi.

 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında, pazartesi gecesi yapılan partinin Merkez Yürütme Kurulu toplantısının ardından düzenlenen basın toplantısında Çelik, “İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın da söylediği gibi, bu sorunlar İran toplumu içindeki iç etkileşimler ve İran ulusal iradesi yoluyla çözülmelidir” dedi.

Çelik, “Yabancı müdahalenin daha kötü sonuçlara yol açacağına ve özellikle İsrail'in kışkırttığı müdahalenin daha büyük krizlere yol açacağına inanıyoruz” diye devam etti.

 Bahçeli, Milliyetçi Hareket Partisi'nin meclis grubu önünde konuşurken (Parti hesabı VX)Bahçeli, Milliyetçi Hareket Partisi'nin meclis grubu önünde konuşurken (Parti hesabı VX)

Milliyetçi Hareket Partisi lideri ve Cumhur İttifakı'nda Adalet ve Kalkınma Partisi'nin ortağı olan Devlet Bahçeli, İran'ın siyasi ve bölgesel güvenliği ve istikrarının "Türkiye için ölüm kalım meselesi" olduğuna inanıyor.

Bahçeli dün partisinin parlamento grup toplantısında yaptığı konuşmada, ABD ve İsrail'in İran'a karşı “saldırgan tutumunu” “konvansiyonel savaşa bir adım daha yaklaşmak” olarak nitelendirerek, İran'daki protestolar ile 2013 yılında İstanbul'da başlayan ve daha sonra Türkiye geneline yayılan, Erdoğan hükümeti devirmeyi amaçlayan “Gezi Parkı” olayları arasındaki benzerliklerin dikkatle değerlendirilmesi çağrısında bulundu. İran'daki “Azerbaycanlı Türklere” bu olaylardan uzak durmaları ve İran'a yabancı müdahaleye yol açabilecek meselelere karışmamaları yönünde dolaylı bir mesaj gönderdi.

Bahçeli, uluslararası hukuku hiçe sayan mevcut politikalarıyla Amerika Birleşik Devletleri'ni "hasta bir adama" benzeterek şunları söyledi: "19. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu 'hasta adam' olarak tanımlanmıştı ve günümüz dünyasında gerçek hasta adam Amerika Birleşik Devletleri'dir. İnsanlığını büyük ölçüde yitirmiş, içten içe yozlaşmış toplumuyla, kristal bir vazo gibi 50 parçaya ayrılacağı günler çok uzak değil."