Cezayir, BAE’ye yatırım kapılarını açıyor

Cezayir ve BAE askeri kuruluşları arasındaki ortaklığın başarısı daha fazla yatırımı teşvik etti (Cezayir Televizyonu)
Cezayir ve BAE askeri kuruluşları arasındaki ortaklığın başarısı daha fazla yatırımı teşvik etti (Cezayir Televizyonu)
TT

Cezayir, BAE’ye yatırım kapılarını açıyor

Cezayir ve BAE askeri kuruluşları arasındaki ortaklığın başarısı daha fazla yatırımı teşvik etti (Cezayir Televizyonu)
Cezayir ve BAE askeri kuruluşları arasındaki ortaklığın başarısı daha fazla yatırımı teşvik etti (Cezayir Televizyonu)

Ali Yahi
Cezayir, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) için yatırım kapılarının ardına kadar açıldığını duyurdu. Cezayir’in bu açıklaması iki ülke arasındaki ikili ilişkilerle ilgili söylentilerin önünü kesti. Ticaret Bakanı Kemal Rızzik, iş insanlarını ve BAE’li yatırımcıları yerel Pazar girme ve avantajlardan yararlanmaya çağırdı.

Davet ve şifreli mesaj
Öte yandan Cezayir ticaret Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Bakan Kemal Rızzik’ın BAE’nin Cezayir Büyükelçisi Yusuf Hamis Sebba Al Ali ile görüşmeler gerçekleştirdiği ifade edildi. Görüşmelerde iki ülke arasındaki ticari işbirliğinin teşvik edilmesi ve iki taraf arasındaki alışverişlerin hacminin arttırılması konusunun ele alındığı bildirildi.
Rızzik, iş insanları ve BAE’li yatırımcıları Cezayir pazarına girmeye çağırdı. Özellikle de mevcut hükümetin yatırım ortamını iyileştirmek için gerçekleştirdiği ekonomik reform paketiyle yabancı yatırımcılara sağladığı avantajlardan yararlanmaya çağırdığının altını çizdi. Hükümetin, petrol ekonomisini özgürleştirmeyi ve hidrokarbonlar dışındaki ihracatı çeşitlendirmeyi hedefleyen bir planın parçası olarak yatırımcıların önündeki tüm engellerin kaldırılması için çabaladığını ifade etti.
Öte yandan Bakanlık tarafından yapılan açıklamaya göre BAE’li büyükelçi, ülkesinin Cezayir ile ticari faaliyetlerinin düzeyini yükseltme ve iki ülke ekonomisinin kalkınmasına katkıda bulunmak için ortak çaba sarf etme taahhüdüne bağlı olduğunu söyledi.  Ayrıca iki tarafın Cezayir’e daha fazla BAE yatırımı çekmek için mümkün olan en kısa sürede bir Cezayir-BAE iş konseyini faaliyete geçirme konusunda uzlaştığına dikkat çekti.
Şarku’l Avsat Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, Geçtiğimiz Haziran ayında Cezayir Enerji Bakanı Muhammed Arkab, BAE Büyükelçisiyle yaptığı görüşmede BAE şirketlerini Cezayir’de daha fazla yatırım yapma ve sektörün gelecekte hayata geçireceği iddialı projelere katkıda bulunma çağrısında bulunmuştu. Uzaktan video iletişim teknolojisi ile gerçekleşen görüşmelerde iki taraf, iki ülke arasında özellikle petrokimya ve yenilenebilir enerji alanlarında önemli ortaklık ve yatırım fırsatlarını ele almıştı.

Sabote girişimleri
Cezayir- BAE arasındaki işbirliğinin onlarca yıllık bir geçmişi bulunsa da Cezayirli Bakan’ın BAE’li büyükelçi ile görüşmesi haberi, bazı dış tarafların ikili ilişkilerde suistimal ettiği bir zamanda gerçekleşmesi nedeniyle büyük ilgi gördü. Yurtdışındaki Cezayirli muhalif aktivistler, BAE’nin, Cezayir’in Libya kriziyle ilgili tutumları, Sahel'deki durum ve İsrail ile barış görüşmeleri gibi izlediği politikalara tepki gösterdi.
Modern ve Çağdaş Tarih Profesörü Habib Berikallah, Cezayir'i Polisario Cephesi ile Fas arasında Batı Sahra'da devam eden çatışmaya dahil etmeye çalışan tarafların sürüklemeye çalıştığı ‘gerilimler’ ışığında Cezayir’in çağrısının iki ülke arasındaki ekonomik ve diplomatik ilişkileri yeniden canlandırmakla ilgili olduğunu düşünüyor.
Berikallah, Cezayir, Ticaret Bakanı’nın daveti ve piyasayı BAE’li yatırımcılara açmasıyla; bazı taraflarca öne sürülen dar hesaplardan uzakta dünyaya Arap-Arap uluslararası ilişkilerinde yeni bir ders veriyor. Aynı zamanda, Cezayir'in çatışma konularında her zaman tarafsız bir taraf olduğu ve hatta barışçıl bir çözüm aradığı yönünde açık bir mesajdır.
Habib Berikallah, davetin Cezayir’in yabancı yatırımcılara yönelik tüm yasal prosedür ve işlemleri kolaylaştıracak yeni bir siyasi ve ekonomik reform aşamasına girdiğini ortaya koyduğuna işaret etti. Daha önce sorun yaşadığı bürokrasiden uzak bir politika izlemek istediğini ifade etti. Cezayir’de BAE’ye açılan yatırım alanlarının ülkenin konumu ışığında, kıyıdaki tüm geçiş noktalarına yakın emlak piyasası, turizm ve fabrikalarla sınırlı olduğunu söyleyen Berikalllah, ülkenin enerji alanında Avrupa'ya ihraç edilen bir ürüne dönüştürülebilecek tüm potansiyellere sahip olduğuna dikkat çekti.

BAE’nin ilgisi
Öte yandan BAE Denizaşırı Yatırımcılar Konseyi Genel Sekreteri Cemal Seyf el-Cervan, “Konsey, önümüzdeki beş yıl içinde Cezayir de dahil olmak üzere yedi Arap ülkesindeki yatırımlarını ikiye katlayarak 55 milyar dolardan 110 milyar dolara çıkarmayı hedefliyor. BAE Yatırımcılar Konseyi, Cezayir ve diğer ilgili ülkelerdeki yatırımlarını ikiye katlamaya çalışıyor” şeklinde konuştu. Bunun birçok sebebi olduğuna işaret eden Cervan, ilkinin BAE ile bu ülkeler arasındaki tarihi, politik, ekonomik ve ticari ilişkilerin gücü olduğunu ifade etti. Ayrıca birçoğunun yabancı yatırımları çekmek ve korumak için seçkin yasa ve anlaşmalar kabul ettiğini söyledi. BAE’nin karşılaştığı bürokratik kısıtlamaların çoğunu kaldırdığını ifade etti. Ayrıca bu ülkeler, dev kalkınma ve yatırım projelerine çok ihtiyaç duymasının bu kararda etkili olduğunu söyledi. Özellikle altyapı, ticaret, turizm, emlak ve BAE'nin üstün olduğu diğer sektörlerde bu ülkelerin deneyim aktarımına ihtiyaç duyduğunu söyledi.
Toplam yatırımların Mısır, Umman, Fas, Cezayir, Ürdün, Sudan ve Moritanya olmak üzere yedi ülkede hedeflendiğini söyledi. Bu yatırımların 7.2 milyar doları Mısır'a, 15 milyar doları Fas'a, 15 milyar doları Ürdün'e, 4 milyar doları Umman Sultanlığı'na, 2 milyar doları Sudan'a ve 2 milyar doları Moritanya'ya olmak üzere yaklaşık 55 milyar dolar değerinde olacağını ifade etti.

Cezayir ekonomisine katkı
Öte yandan Ticaret Fakültesi Ekonomi Profesörü Abdulkadir Bureyş, Cezayir’in BAE ve ya başka bir ülkeden yapılacak yabancı yatırımlara ihtiyaç duyduğunu söyledi. BAE’nin Cezayir’deki yatırımlarını zayıf olduğuna dikkat çeken Bureyş, buna karşılık Cezayir Ordusu ile askeri araç ve teçhizat üretimi konusunda bir ortalığın söz konusu olduğunu ifade etti. Cezayir Ticaret Bakanı'nın BAE tarafı ile ticaret borsalarının nasıl geliştirileceğini görüşmesi gerektiğini söyleyen Bureyş, Cezayir mallarının, özellikle taze tarım ürünleri ve gıda endüstrileriyle ilgili olarak BAE pazarına girişinin kolaylaştırılması konusunun ele alınması gerektiğine işaret etti. Ayrıca Arap serbest ticaret anlaşmasının etkinleştirilmesiyle ilgili sorunların tartışılması gerektiğine dikkat çekti.
Bureyş, “Cezayir-BAE İş Konseyi’ni aktif hale getirme, bizim önemsediğimiz bir konu. İşveren örgütleri, Ticaret ve Sanayi Odası ve her iki tarafın yatırımcıları bu konseyi harekete geçirmek zorundadır. BAE yatırımları, Cezayir ekonomisine bir katkı sağlayacak ve koşulları iyileştirecek. BAE ve yatırımcılarının finansal yetenekleri, yatırım fırsatları ve alanları ile iki ülkeyi bağlayan ilişkilerle anlaşmalar göz önüne alındığında, ortak yatırımlar ve projeler kurma Cezayir ekonomisine katma değer sağlayacaktır” ifadelerini kullandı.
BAE yatırımcılarının gayrimenkul, büyük alışveriş merkezleri, tarım sektörü, imalat ve petrokimya endüstrilerinin yanı sıra yenilenebilir enerji sektörü gibi çeşitli alanlara girebileceğini de sözlerine ekledi.



Husiler Sana'daki Şeyh el-Ahmar'ın evini kuşattı

Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)
Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)
TT

Husiler Sana'daki Şeyh el-Ahmar'ın evini kuşattı

Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)
Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)

Husi grubu, birkaç gündür Yemen'deki Haşid aşiretinin en önde gelen şeyhlerinden biri olan aşiret lideri Himyar el-Ahmar’ın, Husi kontrolündeki başkent Sana'nın kuzeyindeki el-Hesebe mahallesindeki evine güvenlik kuşatması uyguluyor. Bu hareket, aşiret ve siyasi çevrelerde geniş çaplı kınamalara yol açtı.

Şarku’l Avsat'a bilgi veren kaynaklar, Husi lideri Yusuf el-Madani'nin birkaç gün önce el-Ahmar’ın evinin etrafına sıkı bir güvenlik kordonu kurulması emrini verdiğini söyledi. Maskeli silahlı kişiler zırhlı araçlar ve askeri kamyonlarla eve giden sokaklara konuşlandırıldı ve giriş çıkışları kısıtlamak için kontrol noktaları kuruldu.

Kaynaklara göre, grubun uyguladığı prosedürler arasında Haşid kabilesi ve diğer kabilelerden şeyhler de dahil olmak üzere ziyaretçilerin kimliklerinin kontrol edilmesi ve bazılarının eve girmesinin engellenmesi, diğer ziyaretçilerin ise bir daha el-Ahmer'i ziyaret etmeyeceklerine dair taahhüt imzalamaya zorlanması yer alıyordu. Bu durum, grubun kontrolü altındaki bölgelerde kabile şeyhlerine karşı dikkat çekici bir tırmanış anlamına geliyor.

Şeyh Himyar el-Ahmar, Yemen'deki Haşid kabilesinin en önde gelen şeyhlerinden biridir (Facebook)

Şeyh Himyar el-Ahmar, Yemen'deki Haşid kabilesinin en önde gelen şeyhlerinden biridir (Facebook)

Sana'a'nın kuzeyindeki el-Ahmar’ın evinin yakınlarında yaşayanlar, Şarku’l Avsat'a verdikleri demeçte, mahallede alışılmadık güvenlik takviyelerinin yaşandığını, bunun günlük hayatı etkilediğini ve özellikle artan halk hoşnutsuzluğu doğrultusunda durumun aşiret çatışmalarına dönüşmesi konusunda ciddi endişeler doğurduğunu söylediler.

Bölge sakinleri ayrıca, "provokatif" olarak nitelendirdikleri bu hamlenin, özellikle kuşatma uzarsa veya hedef alınan kişilerin sayısı artarsa, kabileler arasındaki gerilimleri daha da artıracağından endişe ediyorlar.

Boyun eğdirme mesajları

Şeyh Himyar el-Ahmar, Yemen'in siyasi sahnesindeki en büyük ve en etkili kabilelerden biri olan Haşid kabilesinin en önde gelen sosyal figürlerinden biridir. Gözlemciler, bu statüdeki bir kabile figürünü hedef almanın, acil güvenlik endişelerinin ötesine geçen siyasi bir mesaj olarak görülebileceğini değerlendiriyor.

Amran, Sana ve çevresindeki kırsal kesimden aşiret liderleri, Şarku’l Avsat'a yaptıkları açıklamada, Husilerin aldığı önlemlerden duydukları derin memnuniyetsizliği dile getirerek, aşiret önderlerine yönelik devam eden tacizin yerleşik toplumsal normların ihlali ve kuzeydeki aşiretler arasında gerilimi artırma tehdidi olduğunu belirttiler.

Bu tür önlemlerin devam etmesinin, Yemen toplumunda derinden kök salmış aşiret geleneklerine doğrudan bir provokasyon oluşturduğunu, bu geleneklere göre evleri silahlarla kuşatmanın veya kutsallıklarını ihlal etmenin suç sayıldığını vurguladılar.

 Husiler, kendilerine karşı herhangi bir ayaklanma korkusuyla halk üzerinde sıkı bir güvenlik baskısı uyguluyor (EPA)Husiler, kendilerine karşı herhangi bir ayaklanma korkusuyla halk üzerinde sıkı bir güvenlik baskısı uyguluyor (EPA)

Yerel kaynaklar, Husi militanlarının, Haşid aşiretinin önde gelen isimlerinden aşiret şeyhi Cibran Mücahid Ebu Şevarib'i, Sana'nın kuzeyindeki bir kontrol noktasında, el-Ahmar ailesinin evini ziyaretinden dönerken kaçırdığını ve hiçbir açıklama yapmadan bilinmeyen bir yere götürdüklerini bildirdi.

Ziyaretler devam ediyor

Husilerin sıkılaştırdığı güvenlik önlemlerine rağmen, aşiret şeyhleri ​​ve ileri gelenleri, grubun birkaç gündür konut çevresinde uyguladığı kısıtlamaları hiçe sayarak Sana'daki Şeyh Humeyr el-Ahmar’ın evini ziyaret etmeye devam ediyor.

Aşiret kaynaklarına göre önde gelen sosyal figürler, silahlı adamların konuşlandırılması ve bölge çevresinde kontrol noktalarının kurulmasının devam etmesi göz önüne alındığında, "aşiret geleneklerinin ihlali" olarak nitelendirdikleri durumu reddetmek ve dayanışma göstermek için Şeyh el-Ahmar’ın evine ulaşma konusunda istekliydiler.

Kaynaklar, ziyaretlerin gergin bir atmosferde gerçekleştiğini ancak aşiretlerin Şeyh el-Ahmar'a olan sürekli desteğini yansıttığını vurguladı.

Gözlemciler, bu aşiret hareketlerinin taciz politikasını ve evlerin kuşatılmasını reddeden açık mesajlar taşıdığını, Yemen'deki aşiret geleneklerinin evlere özel bir kutsallık tanıdığını ve onları herhangi bir şekilde hedef almayı yasakladığını savundu.

 Bir güvenlik kamerası görüntüsü, Şeyh el-Ahmar’ın evinin önünde daha önce yapılan bir Husi askeri geçit törenini gösteriyor (Facebook)Bir güvenlik kamerası görüntüsü, Şeyh el-Ahmar’ın evinin önünde daha önce yapılan bir Husi askeri geçit törenini gösteriyor (Facebook)

Bu gelişmeler, Husilerin Sana ve diğer şehirleri ele geçirmesinden bu yana, kabilelerin nüfuz dengesini yeniden şekillendirmek ve geleneksel liderleri kendi otoritesine tabi kılmak amacıyla, Husiler ile bir dizi kabile şeyhi ve ileri gelenleri arasında yaşanan gergin ilişki bağlamında ortaya çıkmaktadır.

Tekrarlanan provokasyonlar bağlamında, Husi grubu geçen yıl Ağustos ayında Sana'da merhum Şeyh Abdullah bin Hüseyin el-Ahmar’ın evinin ana kapısı önünde "Humeyni sloganı" atarak askeri geçit töreni düzenledi.


Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlık ettiği Barış Konseyi’nin ilk toplantısı, çeşitli önerileri gündeme taşıdı. Washington yönetimi toplantının çıktısını Gazze Şeridi’nin yeniden imarı için finansman sağlanması ve Hamas’ın silahsızlandırılması başlıklarında özetlerken, Arap tarafı taleplerini Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının tüm maddeleriyle uygulanması, uluslararası istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve teknokrat komitenin Tel Aviv’in engellemeleri olmaksızın görev yapabilmesi üzerine yoğunlaştırdı.

40’tan fazla ülkeden temsilciler ile 12 ülkeden gözlemcinin katıldığı toplantının sonuçlarının uygulama aşamasında başarıya ulaşıp ulaşamayacağı ise tartışma konusu oldu. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, özellikle İsrail’in geri çekilmemesi ve Hamas’ın silahsızlandırılmasına ilişkin net mutabakat sağlanamaması gibi başlıca engeller nedeniyle sürecin ciddi zorluklarla karşılaşabileceğini, bunun da anlaşmanın aksamasına ya da askıya alınmasına yol açabileceğini ifade etti.

Endişeler

Endonezya Devlet Başkanı Prabowo Subianto, Gazze Şeridi’ndeki barış sürecini zayıflatabilecek girişimlere karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.

Söz konusu açıklama, Subianto’nun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan Barış Konseyi’nin açılışına katılmasının ertesi gününde geldi. Toplantıda, İsrail saldırılarıyla büyük yıkıma uğrayan Gazze Şeridi’nin yeniden inşası ve bölgede uluslararası bir istikrar gücü oluşturulması konuları öne çıkmıştı.

Trump, ABD’nin konseye 10 milyar dolar bağışta bulunacağını açıklarken; Suudi Arabistan, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Fas, Bahreyn, Katar, Özbekistan ve Kuveyt’in Gazze Şeridi’ne yönelik yardım paketi için 7 milyar dolardan fazla katkı sağladığını belirtti.

Hamas’ın silahsızlandırılması gerektiğini vurgulayan Trump, hareketin söz verdiği üzere silahlarını teslim edeceğini ifade ederek, aksi halde ‘sert bir karşılık’ verileceği uyarısında bulundu. Trump, “Dünya şu anda Hamas’ı bekliyor… Şu an önümüzdeki tek engel o” dedi.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar da Barış Konseyi toplantısındaki konuşmasında Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılması planına destek verdiğini açıkladı. Başbakan Binyamin Netanyahu ise toplantı öncesinde “Gazze silahsızlandırılmadan yeniden inşa olmayacak” mesajını vermişti.

Toplantıda konuşan ve yeni kurulan uluslararası istikrar gücünün komutanı olan General Jasper Jeffers, Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk’un güç göndermeyi taahhüt ettiğini açıkladı. Gazze’ye komşu iki ülke olan Mısır ve Ürdün’ün ise polis ve güvenlik güçlerinin eğitilmesini üstlenmeyi kabul ettiği bildirildi.

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, toplantıda yaptığı konuşmada Batı Şeria ile Gazze Şeridi arasındaki bağın korunmasının önemine işaret ederek, Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’ndeki sorumluluklarını yeniden üstlenebilmesi gerektiğini belirtti. Medbuli, Filistinlilerin kendi işlerini doğrudan yürütebilmesi ve teknokrat komitenin Gazze Şeridi’nin tüm bölgelerinde görev yapabilmesi çağrısında bulundu.

Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ise konuşmasında Doha’nın nihai çözüme ulaşılması amacıyla Konsey’in çalışmalarına 1 milyar dolar katkı sağlayacağını duyurdu. Al Sani, Trump liderliğindeki Barış Konseyi’nin ‘20 maddelik planın tam ve gecikmeksizin uygulanmasını’ sağlayacağını ifade etti.

Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde İsrail meseleleri analisti olarak görev yapan Dr. Said Ukkaşe, Barış Konseyi’nde ortaya konan çerçevenin net planlar içermediğini ve bunun anlaşmanın uygulanmasında karmaşaya, hatta tıkanma ve donmaya yol açabileceğini belirtti. Ukkaşe, ABD Başkanı Donald Trump’ın, engellerin giderilmesi ve gerekli mutabakatların sağlanmasına odaklanmadan konseyi hızla devreye sokarak bir başarı elde etmeye çalıştığını ifade etti.

Filistinli siyasi analist Nizar Nazzal da benzer bir görüş dile getirdi. Nazzal, Konsey’in taahhütlerinin uygulama aşamasında sekteye uğrayabileceğini belirterek, ekonomik başlıklara -örneğin yeniden imar için fon sağlanmasına- ağırlık verildiğini, ancak açık bir yol haritası ortaya konmadığını söyledi. Güvenlik boyutunda ise Hamas’ın silahsızlandırılmasının gündeme getirildiğini, buna karşın İsrail’in çekilmesi ya da hareketin geleceği konusunda netlik bulunmadığını kaydetti.

Nazzal, siyasi yükümlülüklerden uzak bu yaklaşımın temel bir sorun teşkil ettiğini vurgulayarak, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması, İsrail’in geri çekilmesi ve teknokrat komitenin yetkilendirilmesi gibi hassas başlıkların güvenlik alanındaki karmaşık dengeler nedeniyle gecikebileceğini ifade etti.

Hamas’ın önceliği

Hamas ise son günlerde ABD Başkanı Donald Trump’ın silahsızlanma yönündeki açıklamalarıyla doğrudan bir polemiğe girmekten kaçınmayı sürdürdü. Hareket, perşembe günü yayımladığı bildiride, Gazze Şeridi’ne ilişkin herhangi bir düzenlemenin ‘İsrail saldırılarının tamamen durdurulmasıyla’ başlaması gerektiğini vurguladı.

Hamas, akşam saatlerinde yaptığı bir başka açıklamada da Gazze’nin ve Filistin halkının geleceğine dair ele alınacak her türlü siyasi sürecin ya da düzenlemenin, ‘saldırıların bütünüyle sona erdirilmesi, ablukanın kaldırılması ve başta özgürlük ve kendi kaderini tayin hakkı olmak üzere Filistin halkının meşru ulusal haklarının güvence altına alınması’ temelinde şekillenmesi gerektiğini belirtti.

ABD’li arabulucu Bishara Bahbah ise perşembe günü basına yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahsızlandırılmasının, mensuplarına güvence ve koruma sağlanmasına bağlı olduğunu ifade etti.

Ukkaşe, ABD ve İsrail’den gelen açıklamaların, silahsızlanma gerçekleşmeden Gazze Şeridi’nde saldırıların durmasının mümkün olmadığına işaret ettiğini savundu. Ukkaşe, Hamas’ın izlediği çizginin örgütün varlığını sürdürme isteğini yansıttığını belirterek, bunun anlaşma maddelerinin tamamlanmasına engel olabileceğini ve Washington’un istikrar gücünün yetkileri ile konuşlandırılma takvimini netleştirmemesi halinde savaşın yeniden başlayabileceğini söyledi.

Nazzal ise Hamas’ın tamamen tasfiyesi üzerinden bir müzakere yürütülmesinin mümkün olmadığını belirterek, hareketin geleceğinin kapsamlı biçimde ele alınması ve karşılıklı tavizlere dayalı formüller yerine gerçek ve ciddi mutabakatlara yönelinmesi gerektiğini ifade etti.


Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)

Trump yönetimi, ülkedeki iç savaş sırasında 2012 yılında kapatılan Şam'daki ABD büyükelçiliğini yeniden açma planlarıyla ilgili olarak Kongre'ye bildirimde bulundu.

Associated Press (AP) tarafından elde edilen ve bu ayın başlarında Kongre komitelerine gönderilen bir bildirimde, Dışişleri Bakanlığı'nın "Suriye'deki büyükelçilik faaliyetlerinin olası yeniden başlatılmasına yönelik aşamalı bir yaklaşım uygulamayı" amaçladığı belirtildi.

10 Şubat tarihli bildirimde, bu planlara ilişkin harcamaların 15 gün içinde, yani gelecek hafta başlayacağı belirtilmişti; ancak planların tamamlanma tarihi veya Amerikalı personelin Şam'a kalıcı olarak ne zaman döneceğine dair bir zaman çizelgesi belirtilmemişti.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre ABD yönetimi geçen yıldan beri, özellikle Beşşar Esed rejiminin Aralık 2024'te beklenen düşüşünden kısa bir süre sonra, büyükelçiliği yeniden açmayı değerlendiriyordu.

Yönetim, bu adımı Başkan Donald Trump'ın Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın gündemindeki en önemli önceliklerden biri olarak belirledi.