İskoçya Ulusal Partisi yeniden bağımsızlık referandumu istiyor

İskoçya Ulusal Partisi (SNP) lideri Nicola Sturgeon (Reuters)
İskoçya Ulusal Partisi (SNP) lideri Nicola Sturgeon (Reuters)
TT

İskoçya Ulusal Partisi yeniden bağımsızlık referandumu istiyor

İskoçya Ulusal Partisi (SNP) lideri Nicola Sturgeon (Reuters)
İskoçya Ulusal Partisi (SNP) lideri Nicola Sturgeon (Reuters)

Bağımsızlık yanlısı İskoçya Ulusal Partisi (SNP) Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği’nden geçtiğimiz Şubat ayında ayrılması sonrası yeniden bağımsızlık referandumu talep ediyor. 
Yıllık konferansını düzenleyen SNP’nin Genel Başkanı ve İskoçya Başbakanı Nicola Sturgeon’un bağımsızlık konusunda yeni bir referandum yapılması için Londra hükümetine baskı yapmaya devam ettiğini belirtiliyor.
Şarku’l Avsat’ın DPA’dan aktardığı haber analize göre 50 yaşındaki Sturgeon Brexit öncesine göre daha güçlü görünüyor ve kamuoyu yoklamaları İskoçya halkı arasında İngiltere’den ayrılmaya açık destek verildiğini gösteriyor. Kamuoyu yoklamaları ayrıca, Ulusal Parti’nin (SNP) Mayıs ayında yapılacak parlamento seçimleri öncesinde rakiplerinin karşısında önde olduğunu da ortaya koyuyor.
Birleşik Krallık, İngiltere, İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda’nın birleşiminden oluşuyor.
1707 yılında önce İskoç Parlamentosu tarafından, daha sonra da İngiliz Parlamentosu tarafından kabul edilen Birleşme Yasası ile iki krallık tek bir parlamento ile yönetilmeye başladı. Bu birleşme sonrasında oluşan yeni krallık, Büyük Britanya olarak adlandırıldı. 1800'de çıkarılan yeni bir Birleşme Yasası ile İrlanda Parlamentosu da dağıtıldı ve parlamentoya Birleşik Krallık Parlamentosu'nda temsil hakkı verildi. Bu gelişme ile oluşan yeni ülkenin adı ise Büyük Britanya ve İrlanda Birleşik Krallığı oldu.
2016 yılında AB üyeliğinin devamından yana tavır alarak Brexit’e hayır oy kullanan İskoçya’da Birleşik Krallık’tan ayrılmak için 2014'te bağımsızlık referandumu yapılmıştı. Seçmenin yüzde 55'i İngiltere ile birlikten yana oy kullanmıştı. 2014’teki Nihai sonuçlara göre; bağımsızlık yanlıları 1 milyon 617 bin 989 (yüzde 45), Birleşik Krallık’ta kalma yanlıları ise 2 milyon bin 926 (yüzde 55) oy almıştı. Londra hükümeti ise referandum kampanyasında, İskoçya'nın bağımsızlığı seçmesi halinde AB üyeliğini de kaybedeceği argümanını kullanmıştı. Katılım oranı ise yüzde 84,5 olarak belirlendi.
2016 Birleşik Krallık'ın Avrupa Birliği üyeliği referandumunda İskoçya'daki seçmenlerin yüzde 62'si AB'de kalma yönünde oy kullanmasına rağmen oylama sonucunda Birleşik Krallık'taki seçmenlerin yüzde 51.9'u AB'den ayrılma yönünde oy kullandı.
İskoçya'nın bağımsızlığının önündeki en büyük engel, yeni bir referandum düzenlemek için 1998 tarihli İskoçya Yasası'nın 30. maddesi uyarınca İngiliz Parlamentosu'ndan izin alma zorunluluğu.
Muhafazakar Parti'nin 365 sandalyeyle çoğunluğu elinde bulundurduğu 650 üyeli parlamentodan böyle bir iznin çıkması imkansız.
Brexit'in ardından 2021'de yapılacak İskoç Parlamentosu seçimlerini bağımsızlık yanlılarının kazanması durumunda daha da güçlenecek olan SNP alternatif yollar deneyecek. SNP, yasaya karşı yargıya gitmek ve izin alma zorunluluğunu kaldırmak için çabalayacak.
Öte yandan SNP, merkezi Londra hükümetine rağmen referanduma gidip ve olumlu sonuç çıkarması durumunda tek taraflı bağımsızlık ilan edebilir. İzin verilmemesi halinde İskoçya mahkemeye gidebilir ya da izinsiz referandum düzenleyebilir. “İzinsiz referandum” durumunda çatışma riski de artabilir.



Washington, 32 Afrika ülkesinden gelen malları gümrük vergilerinden muaf tutan ticaret anlaşmasını yeniledi

Trump, 2 Nisan 2025'te Beyaz Saray Gül Bahçesi'nde yeni gümrük tarifeleri listesini açıkladı (AP)
Trump, 2 Nisan 2025'te Beyaz Saray Gül Bahçesi'nde yeni gümrük tarifeleri listesini açıkladı (AP)
TT

Washington, 32 Afrika ülkesinden gelen malları gümrük vergilerinden muaf tutan ticaret anlaşmasını yeniledi

Trump, 2 Nisan 2025'te Beyaz Saray Gül Bahçesi'nde yeni gümrük tarifeleri listesini açıkladı (AP)
Trump, 2 Nisan 2025'te Beyaz Saray Gül Bahçesi'nde yeni gümrük tarifeleri listesini açıkladı (AP)

Amerika Birleşik Devletleri dün, Afrika Büyüme ve Fırsat Yasası'nın (AGOA) yıl sonuna kadar uzatıldığını duyurdu. Bu program, çeşitli Afrika ülkelerinden ABD'ye yapılan ihracatı gümrük vergilerinden muaf tutuyor.

ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer yaptığı açıklamada, Başkan Donald Trump'ın, Afrika ülkeleriyle olan ticaret tercih programının 31 Aralık 2026'ya kadar yürürlükte kalmasını sağlayan ve programın sona ermesi planlanan 30 Eylül 2025 tarihine kadar geriye dönük olarak geçerli olacak yasayı imzaladığını belirtti.

Greer ayrıca, "21. yüzyılda AGOA, ticaret ortaklarımızdan daha fazlasını talep etmeli ve Amerikan işletmeleri, çiftçileri ve hayvancılıkla uğraşanları için daha fazla pazar açmalıdır" ifadesini kullandı.

Trump, "en sevdiği kelime" olarak adlandırdığı gümrük vergilerini, uluslararası ilişkileri yeniden şekillendirmek için bir teşvik ve caydırıcı araç olarak kullandı.

Greer açıklamasında, "önümüzdeki yıl boyunca programı mevcut ABD politikasına uygun hale getirmek için Kongre ile birlikte çalışacağına" söz verdi.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Afrika Büyüme ve Fırsat Yasası (AGOA), 25 yıldır, Washington ve Afrika arasındaki ticaret ilişkilerinin temel taşı olmuş ve seçilmiş Afrika ülkelerinin her yıl milyarlarca dolarlık malı ABD'ye gümrüksüz olarak ihraç etmelerini sağlamıştır.

Ancak 32 Afrika ülkesini kapsayan program geçen yıl eylül ayında sona erdi ve bu durum Afrika ülkelerinde binlerce işi etkileyerek, ihracatçıları yüksek gümrük vergilerine katlanmaya zorladı.

ABD Uluslararası Ticaret Komisyonu'na göre 2024 yılında anlaşma kapsamındaki ihracat toplamı 8,23 milyar doları buldu; bunun yarısı Güney Afrika'dan, çoğunlukla otomobil, değerli metaller ve tarım ürünlerinden, beşte biri ise Nijerya'dan, çoğunlukla petrolden oluşuyordu.

AGOA yasasının askıya alınmasından en çok etkilenen ülkeler küçük ülkeler oldu. Lesotho'daki tekstil sektörü ağır kayıplar yaşadı ve işçiler, yeni ABD gümrük vergileri nedeniyle üretimdeki azalmayı protesto etmek için ekim ayı sonlarında başkent Maseru'da gösteriler düzenledi.

Trump'ın "kimsenin adını bile duymadığı bir yer" olarak tanımladığı Lesotho, 2024 yılında bu anlaşma kapsamında 150 milyon dolarlık mal ihraç etti.


Elon Musk: X ile ilgili Fransız soruşturması siyasi bir saldırıdır

Elon Musk (Reuters)
Elon Musk (Reuters)
TT

Elon Musk: X ile ilgili Fransız soruşturması siyasi bir saldırıdır

Elon Musk (Reuters)
Elon Musk (Reuters)

Elon Musk dün, Fransız yetkililerinin şirketi X'e yönelik soruşturmasının "siyasi bir saldırı" olduğunu iddia ederek, "Fransız yetkililerinin siyasi amaçlı bir ceza soruşturması kapsamında Paris'teki genel merkezimize düzenlediği baskından dolayı hayal kırıklığına uğradık" ifadelerini kullandı.

Paris savcılığı, Fransız polisinin nisan ayında X'in ofislerine baskın düzenlediğini ve Musk'ı platforma yönelik daha geniş bir soruşturmanın parçası olarak sorguya çağırdığını duyurdu.

Baskın ve Musk'ın mahkemeye çağrılması, platform veya yöneticileri tarafından algoritmaların kötüye kullanılması ve kullanıcı verilerinin aldatıcı bir şekilde toplanması şüphesiyle ilgili bir yıllık bir soruşturmayla bağlantılı. Bu durum, Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri arasında büyük teknoloji şirketleri ve ifade özgürlüğü konusunda yaşanan gerilimleri daha da artırabilir.


Bu yıl Lübnan'ın güneyinde İsrail'in gerilimi artırması nedeniyle 27 kişi öldü

Lübnan'ın güneyindeki Ain Qana köyüne dün İsrail'in hava saldırısıyla hedef alınan bir binadan yoğun duman yükseliyor (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki Ain Qana köyüne dün İsrail'in hava saldırısıyla hedef alınan bir binadan yoğun duman yükseliyor (AFP)
TT

Bu yıl Lübnan'ın güneyinde İsrail'in gerilimi artırması nedeniyle 27 kişi öldü

Lübnan'ın güneyindeki Ain Qana köyüne dün İsrail'in hava saldırısıyla hedef alınan bir binadan yoğun duman yükseliyor (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki Ain Qana köyüne dün İsrail'in hava saldırısıyla hedef alınan bir binadan yoğun duman yükseliyor (AFP)

İsrail'in Güney Lübnan'daki gerilimi artırması, yıl başından bu yana çift yönlü bir seyir izledi; suikastlar ve uyarıların ardından hava saldırıları düzenlendi, neredeyse her gün gerçekleşen bu saldırılar sonucunda 27 kişi öldürüldü. Ayrıca, geçen yıla göre daha yoğun hava saldırıları ve tahliye uyarılarının ardından yerleşim komplekslerinin yıkımı da yaşandı; 2026 yılının başından bu yana 5 dalga tahliye uyarısı verildi.

Bir kişinin öldüğü ve sekiz kişinin yaralandığı iki saldırının ardından, İsrail ordusu dün Kfar Tebnit ve Ain Qana sakinlerine uyarıda bulundu ve iki yerleşim yerini hedef alan hava saldırılarıyla buraları imha etti. Ordu, saldırıların gerekçesi olarak Hizbullah'ın silah depolarını hedef aldığını ve yeniden yapılanma girişimlerini engellemeyi amaçladığını belirtti.