Yemen’de salgın hastalıklar, Husilerin yolsuzlukları ve ihmalleri sebebiyle artıyor

Yemen’de artan salgın hastalıkların başında kolera, difteri, çiçek hastalığı, çocuk felci ve dang geliyor.

Sana’da çocuk felcini önlemek için aşı kampanyası yürütülüyor. (Reuters)
Sana’da çocuk felcini önlemek için aşı kampanyası yürütülüyor. (Reuters)
TT

Yemen’de salgın hastalıklar, Husilerin yolsuzlukları ve ihmalleri sebebiyle artıyor

Sana’da çocuk felcini önlemek için aşı kampanyası yürütülüyor. (Reuters)
Sana’da çocuk felcini önlemek için aşı kampanyası yürütülüyor. (Reuters)

Aktivistler ve insan hakları örgütleri, Husilerin kontrol ettikleri bölgelerde birçok hastalığın ve salgının yeniden yayıldığı açıklamasında bulundular. Husilerin ihmallerinin ve yolsuzluklarının yüzlerce Yemenlinin ölümüne yol açtığını bildirdiler.
Uluslararası ve yerel kuruluşlar, Husilerin kontrolü altındaki Yemen vilayetlerinde son birkaç ay içinde dang humması, kolera, difteri, çiçek hastalığı, çocuk felci, Kovid-19, akut ishal gibi hastalıklar ve salgınlar nedeniyle yeni enfeksiyon vakaları ve ölümler meydana geldiğine yönelik raporlar aldıklarını duyurdular.
Dünya Sağlık Örgütü, 2020 yılının ilk 10 ayında Yemen’de yaşanan kolera salgınıyla bağlantılı olarak kuzey vilayetlerinde 291’i şüpheli olmak üzere 204 binden fazla vaka ve 53 ölüm kaydedildiğini bildirdi.
Örgüt, yakın zaman önce yayınladığı bir raporda vaka yönetimi, anket ve laboratuvar testleri yoluyla devam eden salgınla mücadele etmek ve sağlık yetkililerini desteklemek amacıyla koleraya karşı mücadelede öncülük etmeye devam ettiğini belirtti.
Raporda difteri salgınıyla ilgili olarak, 1 Ocak-25 Ekim 2020 tarihleri arasında aynı vilayetlerden toplam bin 147 muhtemel difteri vakası ve salgına bağlı 80 ölüm yer aldı. Raporda ayrıca aynı dönemde kuzey vilayetlerinden toplam 41 bin 465 dang humması olduğundan şüphelenilen vakanın rapor edildiği ve bu hastalıkla bağlantılı 77 ölümün kayıtlara geçtiği bildirildi.
Dünya Sağlık Örgütü yayınladığı raporda koleranın yemek veya mikroplu içme suyu yoluyla başlayan ve virüsten enfekte olanlar yoluyla insandan insana geçen bulaşıcı bir bağırsak hastalığı olması nedeniyle salgınla mücadelede Yemen’i desteklemeye devam edeceğini duyurdu.
Aynı bağlamda UNICEF Genel Müdürü Henrietta Fore, Yemenli çocuklar arasında yetersiz beslenme oranının ülkenin bazı bölgelerinde rekor seviyelere ulaştığı ve sadece bu yıl yetersiz beslenme oranında yüzde 10’luk bir artış kaydedildiği uyarısında bulundu. “Beş yaşın altındaki yaklaşık 325 bin çocuk şiddetli açlık ve yetersiz beslenmeden muzdarip. Hayatta kalmak için mücadele ediyorlar” dedi. Açıklamaya göre 5 milyondan fazla Yemenli çocuğun koleraya ve akut sulu ishale maruz kalma riski oldukça fazla.
Fore, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in “Yemen, dünyanın son zamanlarda tanık olduğu en kötü kıtlığa doğru adım adım ilerliyor” sözlerine atıfla söz konusu durumun, çocukların hayatlarına yönelik tehlikenin her zamankinden daha yüksek olduğu anlamına geldiğini vurguladı. BM yetkilisi “bununla ilgili uyarı işaretlerinin uzun zamandır açık bir biçimde göründüğünü, insani yardıma muhtaç 12 milyondan fazla çocuk olduğunu” kaydetti.
BM yetkilisi, kronik yoksulluğa, onlarca yıldır gerileyen kalkınmaya ve 5 yıldan daha uzun süredir devam eden savaşa dikkat çekerek, bu durumun çocukları ve ailelerini potansiyel olarak ölümcül şiddete ve hastalıklara açık hale getirdiğini belirttiği açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Kovid-19 salgını, ülkedeki derin krizi her an gerçekleşebilecek insani bir felakete dönüştürdü. Yemen şiddete, acıya ve ıstırabın pençesine terk edilmiş bir ülke. Ekonomi can çekişiyor ve sağlık sistemi yıllar önce çöküşün eşiğine geldi. Sayısız okul, hastane, su kuyusu ve hayati öneme sahip diğer altyapı tesisleri savaşlar sırasında hasar gördü ya da yok edildi. Uluslararası insancıl hukuk açısından skandal ve şok edici bir ihmal var.”
Fore, örgütün son yıllarda Yemen’deki varlığını genişletmek, milyonlarca çocuğa insani yardım ulaştırılmasını hızlandırmak, acıların hafifletilmesine yardımcı olmak ve daha fazla can kurtarmak için faaliyetlerine devam ettiğinin altını çizdi. Açıklamasında ayrıca, çatışmaların taraflarını çocuklara zarar vermekten uzak durmaya, uluslararası insan hakları kapsamında kendilerinden talep edildiği şekilde yardımların ihtiyaç sahibi topluluklara herhangi bir engel konulmaksızın ulaştırılmasına izin vermeye çağırdı.
Darbeciler keyfi kampanyalar yürütmeye, kendi kontrolleri altındaki alanlarda faaliyet gösteren sağlık çalışanlarına yeni vergiler koymaya ve bu konuda kendi kanunlarını çıkarmaya devam ediyorlar. Husiler yaklaşık iki hafta önce Sana’nın 170 km güneyindeki İb’de sağlık çalışanlarına zorunlu vergiler getirdiler.
Sağlık çalışanlarının ifadelerine göre Husi liderlerin yolsuzlukları, Yemen’deki çocuk felci ve uyuz da dahil olmak üzere yıllardır ülkede görülmeyen bazı hastalıkların yeniden ortaya çıkmasına neden oldu.
Uluslararası Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü, İb vilayetindeki bazı vatandaşlar ve mülteci kamplarında yaşayan insanlar arasında uyuz hastalığının yayıldığını bildirdi. Örgüt, sağlık ekiplerinin İb’de uyuz hastalığına yakalanmış yaklaşık bin 100 kişiyi tedavi ettiğini belirtti. Örgütün Twitter hesabında yayınlanan açıklamada “Kötü hijyen ve kalabalık yaşam koşulları nedeniyle, mülteci kamplarında yaşayan insanlar arasında uyuz hastalığı yayılmaya başladı” ifadelerine yer verildi. Ayrıca, dört farklı ekibin, ilaç, yeni kıyafet, yatak ve battaniye dağıtmak, ailelere gerekli sağlık bilgilerini anlatmak ve hijyen malzemeleri sağlamak için ev ev dolaştıkları kaydedildi.
İb’deki sağlık kaynakları, milislerin son zamanlarda vilayetteki devlet ve özel sağlık sektörü mensuplarından, “mesleği icra edebilmeleri” için kart basma bahanesiyle yüksek meblağlar aldıklarını aktardılar. Kaynaklar Sana’daki Husi Komisyonu’nun diploma sahiplerine 25 bin riyal, lisans mezunlarına 50 ila 60 bin riyal (yaklaşık 600 dolar) ödeme yapmayı dayattığı bilgisini verdiler.
İsminin açıklanmasını istemeyen İbli bir doktor, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada 25 yıldır sağlık sektöründe çalıştığını ve devlet tarafından verilmiş resmi ruhsatı olan özel bir kliniğe sahip olduğunu, ruhsat yenilemek için yıllık ücret ödediğini ancak grubun bunu tanımadığını ve Husi liderlerinin daha fazla vergi koyma isteği sebebiyle yeni yasalar çıkardığını ifade etti.
İsminin açıklanmasını istemeyen doktor, mezun olmalarının üzerinden 30 yıldan daha fazla zaman geçmiş olan bazı doktorların daha yüksek niteliklere sahip diplomalar ibraz etmelerine rağmen Husi milislerin kaybolan lise diplomalarını isteyerek “yıldırma” politikası takip ettiğini belirtti. Doktor, “tüm bunların amacının klinik sahiplerini baskı altında alarak ve klinikleri kapatmakla tehdit ederek şantaj yoluyla haraç almak olduğunu” vurguladı.



Yemen’deki ed-Daba Petrol Limanı’nda devletin otoritesi dışında gözaltı ve işkence yapılan gizli hapishaneler

BAE, ed-Daba Petrol Limanı ve er-Reyyan Uluslararası Havaalanı dahil olmak üzere birçok yasadışı hapishane kurdu (Şarku’l Avsat)
BAE, ed-Daba Petrol Limanı ve er-Reyyan Uluslararası Havaalanı dahil olmak üzere birçok yasadışı hapishane kurdu (Şarku’l Avsat)
TT

Yemen’deki ed-Daba Petrol Limanı’nda devletin otoritesi dışında gözaltı ve işkence yapılan gizli hapishaneler

BAE, ed-Daba Petrol Limanı ve er-Reyyan Uluslararası Havaalanı dahil olmak üzere birçok yasadışı hapishane kurdu (Şarku’l Avsat)
BAE, ed-Daba Petrol Limanı ve er-Reyyan Uluslararası Havaalanı dahil olmak üzere birçok yasadışı hapishane kurdu (Şarku’l Avsat)

Mahkumlar, gizli hapishanenin demir konteynerlerinin duvarlarına, korku ve uzun bekleyişlerin tırnaklarıyla anlatılmamış hikayelerini “Bana merhamet edin... Bu zulüm yeter!”, “Kurtar beni Allah’ım!”, “Annem”, “Allah şahit ben mazlumum” ifadeleriyle kazımışlardı.

Bu sözler duvar süslemesi değil, yıllardır Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) güçleri tarafından yönetilen yasadışı ed-Daba Hapishanesi’ndeki mahkumlar tarafından bırakılan, umut ile umutsuzluk arasında asılı kalan ve uzun süreler parmaklıklar arkasında kalan acıların gizli yüzünü ortaya çıkaran insan tanıklıklarıydı.

rfbvrt
İryani, devletin herhangi bir dış veya yerel tarafa gözaltı merkezleri kurma yetkisi vermediğini vurguladı (Şarku’l Avsat)

Şarku’l Avsat, basın mensupları ve insan hakları aktivistlerinden oluşan bir heyetle birlikte Mukelle şehrindeki ed-Daba Petrol Limanı’nda bulunan hapishaneyi ziyaret etti. BAE'nin yıllarca Yemenli yetkililerle herhangi bir koordinasyonsuz olarak birkaç yasadışı hapishane kurduğunu ilk elden gözlemledi. Bu durum, yargı dışı gözaltı ağının boyutunu ve gizli kalmış ihlalleri ortaya çıkardı.

Yemen Enformasyon, Kültür ve Turizm Bakanı Muammer el-İryani’ye göre bu hapishaneler, devlete ait herhangi bir yasal veya güvenlik sistemine bağlı değil. İryani, bu hapishanelerin ‘devletin, yasanın ve Yemen anayasasının yetkisi dışında kalan gözaltı merkezleri’ olduğunu açıkladı.

cdfrgt
Yemen Enformasyon, Kültür ve Turizm Bakanı Muammer el-İryani Mukelle'deki ed-Daba Petrol Limanı’ndaki tesiste (Şarku’l Avsat)

Ed-Daba’da bu gizli hapishanelerde tutulan 12 kişinin önünde konuşan İryani, bu yerin yasal veya idari denetim olmaksızın meşru devlet kurumları dışında gerçekleştirilen uygulamaları somutlaştırdığını belirtti.

Devletin, yabancı veya yerel hiçbir tarafa, yasaların çerçevesi dışında gözaltı veya işkence merkezleri kurma yetkisi vermediğini vurgulayan Bakan İryani, bu uygulamaları ‘tutuklama, soruşturma ve gözaltı yetkilerini yasal ve güvenlik devlet kurumlarıyla sınırlayan Yemen anayasasının açık bir ihlali’ olarak nitelendirdi. İryani, bunların aynı zamanda uluslararası hukuk ve insani hukukun da ihlali olduğunun altını çizdi.

Şarku’l Avsat, tesisin içindeki şok edici manzaraları belgelerken bazı hapishanelerin çeşitli boyutlarda kapalı çelik konteynerlerden oluştuğunu, bazı hücrelerin boyutlarının 1 metreye 50 santimetreden fazla olmadığını ortaya koydu. Bu konteynerlerin duvarları, tutukluların günlük yaşamlarını ve parmaklıklar ardındaki acılarını özetleyen yazılarla doluydu.

xcdvfg
Buralarda tutulanların duvarlara yazdıkları yazılarda, bu hapishanelerin yasadışı olduğu yönündeki duygularını yansıtan ‘mazlum’ (eziyet gören kimse) kelimesi öne çıkıyor (Şarku’l Avsat)

Bazı tutuklular, sanki günleri tek tek sayar gibi, gözaltında geçirdikleri günlerin sayısını düzenli tablolar halinde kaydetmeye özen gösteriyorlardı. Bazıları da buradan bir an önce kurtulmaları için Allah’tan yardım istedikleri duaları duvarlara yazıyorlardı. Bir köşede ise bir tutuklu acısını ve özlemini özetlemek için tek bir kelime yazmıştı; “Annem”.

Hücrelerin duvarlarında da kan izleri ve kırbaç izleri vardı, bu da tutukluların o dar odalarda maruz kaldıklarını yansıtıyordu.

Korku ve umut arasında, içlerinden biri titrek bir el yazısıyla “Bir ay on gün... Sonrası ferahlık” bir diğeri ise duvara “Allah şahit ben mazlumum”, bir başkası ise “Bana merhamet edin... Bu zulüm yeter!” diye haykırışlarını kazımışlardı.

xcdfg
Tutuklulardan biri, hapishanedeyken ailesine duyduğu özlemi “Annem” kelimesini yazarak ifade etti (Şarku’l Avsat)

Devletin bugün yaptıklarının ‘siyasi hesaplaşmak değil, hukukun üstünlüğünü yeniden tesis etmek olduğunu’ vurgulayan Bakan İryani, “Bu yerleri yerel ve uluslararası medyaya açmak, şeffaflığın bir parçası ve devletin gerçeklerden korkmadığı, aksine onu belgelemeye ve yasal olarak ele almaya çalıştığına dair açık bir mesajdır” ifadelerini kullandı.

İryani, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Siyasi koruma talep etmiyoruz, aksine hukukun üstünlüğüne destek istiyoruz. Siyasi bir vizyon sunmuyoruz, aksine yerleri, gerçekleri ve yasal sorumlulukları sunuyoruz.”

Öte yandan Şarku’l Avsat’a konuşan Yemenli bir askeri kaynak, dağın tepesinde bulunan ve eskiden Hava Savunma Kampı olarak bilinen ed-Daba kampının, Ebu Ali el-Hadrami liderliğindeki Güvenlik Destek Güçleri’ne devredildiğini açıkladı.

Kimliğinin açıklanmaması şartıyla konuşan kaynak, kanıt olmadan birini suçlamanın onu bu gizli hapishanelerden birine göndermek için yeterli olduğunu açıkladı. Bu gözaltı merkezlerinden çıkanların normal hallerine dönemediklerini, eskiden olduklarından tamamen farklı insanlar olduklarını belirten kaynak, “En tehlikeli olansa, çeşitli suçlara karıştığı kanıtlanmış bazı mahkumların serbest bırakılmasıydı. Çünkü bazılarının BAE tarafından serbest bırakıldıktan sonra çift taraflı ajan olduklarını görünce şaşırdık” diye ekledi. Kaynak, bu kişilerin aralarında El Kaide örgütünün üyelerinin de olduğunu belirtti.


Avn, Lübnan'ı "intihar girişimlerine" sürüklemeyeceğine dair söz verdi

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Baabda'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda diplomatik temsilcilere hitap ediyor. (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Baabda'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda diplomatik temsilcilere hitap ediyor. (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
TT

Avn, Lübnan'ı "intihar girişimlerine" sürüklemeyeceğine dair söz verdi

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Baabda'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda diplomatik temsilcilere hitap ediyor. (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Baabda'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda diplomatik temsilcilere hitap ediyor. (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn dün, "geçmişte ağır bedeller ödediğimiz intiharvari maceralara Lübnan'ı sürüklememeye" olan bağlılığını yineleyerek, ülkenin İsrail sınırındaki güney Litani bölgesinde "geniş alanları yasadışı silahlardan temizleme" işlemini tamamladığını belirtti.

Avn, diplomatik temsilcilere ve uluslararası misyon başkanlarına, Lübnan silahlı kuvvetlerinin "her türlü yasadışı silahtan, türü veya bağlantısı ne olursa olsun, geniş alanları temizleme konusunda muazzam görevler üstlendiğini ve tüm provokasyonlara, devam eden saldırılara, şüphelere, ihanet suçlamalarına, hakaretlere ve iftiralara rağmen bunu başardıklarını" söyledi.

"Güney Lübnan'ın, tüm uluslararası sınırlarımız gibi, yalnızca silahlı kuvvetlerimizin kontrolü altında olması ve diğerlerinin, istisnasız hepsinin, kendi ülkelerinin çıkarları için görüşmeler, müzakereler ve pazarlıklar yaparken, topraklarımızda başkalarının çatışmalarına dahil olma veya bu çatışmalara kayma olasılığının kesin olarak sonlandırılması gerektiğinin" altını çizdi.


Suriye’de SDG ile varılan mutabakat sonrası açıklanan 4 günlük ateşkes yürürlüğe girdi

Dün Rakka'da, Suriye ordusuna göre SDG saldırısında hasar görmüş köprüden geçmeye çalışan vatandaşlar (Reuters)
Dün Rakka'da, Suriye ordusuna göre SDG saldırısında hasar görmüş köprüden geçmeye çalışan vatandaşlar (Reuters)
TT

Suriye’de SDG ile varılan mutabakat sonrası açıklanan 4 günlük ateşkes yürürlüğe girdi

Dün Rakka'da, Suriye ordusuna göre SDG saldırısında hasar görmüş köprüden geçmeye çalışan vatandaşlar (Reuters)
Dün Rakka'da, Suriye ordusuna göre SDG saldırısında hasar görmüş köprüden geçmeye çalışan vatandaşlar (Reuters)

Suriye hükümeti, hükümet güçlerinin bölgedeki ilerlemesinin ardından, ülkenin kuzeydoğusundaki kalesi olan Haseke vilayetinde Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile yeni bir anlaşmaya varıldığını ve 4 günlük bir ateşkes ilan edildiğini duyurdu.

Suriye Cumhurbaşkanlığı, yaptığı basın açıklamasında "Haseke Valiliği'nin geleceğiyle ilgili bir dizi konuda ortak bir anlayışa varıldığını" belirtti. Açıklamada, "bölgelerin pratik entegrasyonu için ayrıntılı bir plan geliştirmek amacıyla Suriye Demokratik Güçleri'ne (SDG) dört günlük istişare süresi tanınması" konusunda anlaşmaya varıldığı ifade edildi. Bunun ardından Savunma Bakanlığı, dün akşam saat 20:00'den itibaren geçerli olmak üzere dört günlük ateşkes ilan etti.

ABD'nin Suriye Büyükelçisi Tom Barrack, yeni anlaşmaya ilişkin yaptığı açıklamada, "(Suriye Demokratik Güçleri'nin) (DEAŞ'la) mücadelede önemli bir güç olarak rolünün sona erdiğini" belirterek, hükümet güçlerinin artık aşırılık yanlılarının ve aile üyelerinin tutulduğu hapishanelerin ve kampların güvenliğini devralmaya yetkili olduğunu kaydetti.

Barrack, mevcut durumun Kürtlere "tam vatandaşlık hakları, kültürel kimliğin korunması ve siyasi katılım da dahil olmak üzere, birleşik bir Suriye devletine tam entegrasyon yolunu sunduğunu ve bu hakların Beşşar Esed yönetiminde uzun süredir Kürtlerden esirgenmiş olduğunu" ifade etti.