Yemen’de salgın hastalıklar, Husilerin yolsuzlukları ve ihmalleri sebebiyle artıyor

Yemen’de artan salgın hastalıkların başında kolera, difteri, çiçek hastalığı, çocuk felci ve dang geliyor.

Sana’da çocuk felcini önlemek için aşı kampanyası yürütülüyor. (Reuters)
Sana’da çocuk felcini önlemek için aşı kampanyası yürütülüyor. (Reuters)
TT

Yemen’de salgın hastalıklar, Husilerin yolsuzlukları ve ihmalleri sebebiyle artıyor

Sana’da çocuk felcini önlemek için aşı kampanyası yürütülüyor. (Reuters)
Sana’da çocuk felcini önlemek için aşı kampanyası yürütülüyor. (Reuters)

Aktivistler ve insan hakları örgütleri, Husilerin kontrol ettikleri bölgelerde birçok hastalığın ve salgının yeniden yayıldığı açıklamasında bulundular. Husilerin ihmallerinin ve yolsuzluklarının yüzlerce Yemenlinin ölümüne yol açtığını bildirdiler.
Uluslararası ve yerel kuruluşlar, Husilerin kontrolü altındaki Yemen vilayetlerinde son birkaç ay içinde dang humması, kolera, difteri, çiçek hastalığı, çocuk felci, Kovid-19, akut ishal gibi hastalıklar ve salgınlar nedeniyle yeni enfeksiyon vakaları ve ölümler meydana geldiğine yönelik raporlar aldıklarını duyurdular.
Dünya Sağlık Örgütü, 2020 yılının ilk 10 ayında Yemen’de yaşanan kolera salgınıyla bağlantılı olarak kuzey vilayetlerinde 291’i şüpheli olmak üzere 204 binden fazla vaka ve 53 ölüm kaydedildiğini bildirdi.
Örgüt, yakın zaman önce yayınladığı bir raporda vaka yönetimi, anket ve laboratuvar testleri yoluyla devam eden salgınla mücadele etmek ve sağlık yetkililerini desteklemek amacıyla koleraya karşı mücadelede öncülük etmeye devam ettiğini belirtti.
Raporda difteri salgınıyla ilgili olarak, 1 Ocak-25 Ekim 2020 tarihleri arasında aynı vilayetlerden toplam bin 147 muhtemel difteri vakası ve salgına bağlı 80 ölüm yer aldı. Raporda ayrıca aynı dönemde kuzey vilayetlerinden toplam 41 bin 465 dang humması olduğundan şüphelenilen vakanın rapor edildiği ve bu hastalıkla bağlantılı 77 ölümün kayıtlara geçtiği bildirildi.
Dünya Sağlık Örgütü yayınladığı raporda koleranın yemek veya mikroplu içme suyu yoluyla başlayan ve virüsten enfekte olanlar yoluyla insandan insana geçen bulaşıcı bir bağırsak hastalığı olması nedeniyle salgınla mücadelede Yemen’i desteklemeye devam edeceğini duyurdu.
Aynı bağlamda UNICEF Genel Müdürü Henrietta Fore, Yemenli çocuklar arasında yetersiz beslenme oranının ülkenin bazı bölgelerinde rekor seviyelere ulaştığı ve sadece bu yıl yetersiz beslenme oranında yüzde 10’luk bir artış kaydedildiği uyarısında bulundu. “Beş yaşın altındaki yaklaşık 325 bin çocuk şiddetli açlık ve yetersiz beslenmeden muzdarip. Hayatta kalmak için mücadele ediyorlar” dedi. Açıklamaya göre 5 milyondan fazla Yemenli çocuğun koleraya ve akut sulu ishale maruz kalma riski oldukça fazla.
Fore, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in “Yemen, dünyanın son zamanlarda tanık olduğu en kötü kıtlığa doğru adım adım ilerliyor” sözlerine atıfla söz konusu durumun, çocukların hayatlarına yönelik tehlikenin her zamankinden daha yüksek olduğu anlamına geldiğini vurguladı. BM yetkilisi “bununla ilgili uyarı işaretlerinin uzun zamandır açık bir biçimde göründüğünü, insani yardıma muhtaç 12 milyondan fazla çocuk olduğunu” kaydetti.
BM yetkilisi, kronik yoksulluğa, onlarca yıldır gerileyen kalkınmaya ve 5 yıldan daha uzun süredir devam eden savaşa dikkat çekerek, bu durumun çocukları ve ailelerini potansiyel olarak ölümcül şiddete ve hastalıklara açık hale getirdiğini belirttiği açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Kovid-19 salgını, ülkedeki derin krizi her an gerçekleşebilecek insani bir felakete dönüştürdü. Yemen şiddete, acıya ve ıstırabın pençesine terk edilmiş bir ülke. Ekonomi can çekişiyor ve sağlık sistemi yıllar önce çöküşün eşiğine geldi. Sayısız okul, hastane, su kuyusu ve hayati öneme sahip diğer altyapı tesisleri savaşlar sırasında hasar gördü ya da yok edildi. Uluslararası insancıl hukuk açısından skandal ve şok edici bir ihmal var.”
Fore, örgütün son yıllarda Yemen’deki varlığını genişletmek, milyonlarca çocuğa insani yardım ulaştırılmasını hızlandırmak, acıların hafifletilmesine yardımcı olmak ve daha fazla can kurtarmak için faaliyetlerine devam ettiğinin altını çizdi. Açıklamasında ayrıca, çatışmaların taraflarını çocuklara zarar vermekten uzak durmaya, uluslararası insan hakları kapsamında kendilerinden talep edildiği şekilde yardımların ihtiyaç sahibi topluluklara herhangi bir engel konulmaksızın ulaştırılmasına izin vermeye çağırdı.
Darbeciler keyfi kampanyalar yürütmeye, kendi kontrolleri altındaki alanlarda faaliyet gösteren sağlık çalışanlarına yeni vergiler koymaya ve bu konuda kendi kanunlarını çıkarmaya devam ediyorlar. Husiler yaklaşık iki hafta önce Sana’nın 170 km güneyindeki İb’de sağlık çalışanlarına zorunlu vergiler getirdiler.
Sağlık çalışanlarının ifadelerine göre Husi liderlerin yolsuzlukları, Yemen’deki çocuk felci ve uyuz da dahil olmak üzere yıllardır ülkede görülmeyen bazı hastalıkların yeniden ortaya çıkmasına neden oldu.
Uluslararası Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü, İb vilayetindeki bazı vatandaşlar ve mülteci kamplarında yaşayan insanlar arasında uyuz hastalığının yayıldığını bildirdi. Örgüt, sağlık ekiplerinin İb’de uyuz hastalığına yakalanmış yaklaşık bin 100 kişiyi tedavi ettiğini belirtti. Örgütün Twitter hesabında yayınlanan açıklamada “Kötü hijyen ve kalabalık yaşam koşulları nedeniyle, mülteci kamplarında yaşayan insanlar arasında uyuz hastalığı yayılmaya başladı” ifadelerine yer verildi. Ayrıca, dört farklı ekibin, ilaç, yeni kıyafet, yatak ve battaniye dağıtmak, ailelere gerekli sağlık bilgilerini anlatmak ve hijyen malzemeleri sağlamak için ev ev dolaştıkları kaydedildi.
İb’deki sağlık kaynakları, milislerin son zamanlarda vilayetteki devlet ve özel sağlık sektörü mensuplarından, “mesleği icra edebilmeleri” için kart basma bahanesiyle yüksek meblağlar aldıklarını aktardılar. Kaynaklar Sana’daki Husi Komisyonu’nun diploma sahiplerine 25 bin riyal, lisans mezunlarına 50 ila 60 bin riyal (yaklaşık 600 dolar) ödeme yapmayı dayattığı bilgisini verdiler.
İsminin açıklanmasını istemeyen İbli bir doktor, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada 25 yıldır sağlık sektöründe çalıştığını ve devlet tarafından verilmiş resmi ruhsatı olan özel bir kliniğe sahip olduğunu, ruhsat yenilemek için yıllık ücret ödediğini ancak grubun bunu tanımadığını ve Husi liderlerinin daha fazla vergi koyma isteği sebebiyle yeni yasalar çıkardığını ifade etti.
İsminin açıklanmasını istemeyen doktor, mezun olmalarının üzerinden 30 yıldan daha fazla zaman geçmiş olan bazı doktorların daha yüksek niteliklere sahip diplomalar ibraz etmelerine rağmen Husi milislerin kaybolan lise diplomalarını isteyerek “yıldırma” politikası takip ettiğini belirtti. Doktor, “tüm bunların amacının klinik sahiplerini baskı altında alarak ve klinikleri kapatmakla tehdit ederek şantaj yoluyla haraç almak olduğunu” vurguladı.



Irak, 350 bin Suriyeli mülteciyi kabul ettiği haberlerini reddediyor

Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi
Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi
TT

Irak, 350 bin Suriyeli mülteciyi kabul ettiği haberlerini reddediyor

Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi
Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi

Irak İçişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, Irak'ın Suriyeli mültecilere sınırlarını açtığı ve 350 bin mülteciyi kabul edeceği yönündeki haberleri yalanladı.

Irak İçişleri Bakanlığı'nın açıklamasında, "Bu haberleri kesinlikle yalanlıyoruz, ancak bilgi aktarımında doğruluğa ve haberlerin yalnızca resmi kaynaklardan alınmasına, kötü niyetli söylentilerden kaçınılması gerektiğini uyarıyoruz" denildi.

Şarku'l Avsat'ın DPA'dan aktardığına göre bakanlık açıklamasında ayrıca, "blog yazarlarının yanlış bilgi yaymaktan kaçınmaları ve yetkili kurumların resmi web sitelerini takip etmenin önemini" vurguladı.


Maliki, Irak Başbakanlık yarışında çekilmenin eşiğinde

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)
TT

Maliki, Irak Başbakanlık yarışında çekilmenin eşiğinde

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)

Irak’ta Kanun Devleti Koalisyonu lideri Nuri el-Maliki’nin üçüncü kez başbakanlık koltuğuna oturma ihtimali, artan Amerikan baskısı ve Koordinasyon Çerçevesi içindeki derinleşen bölünmeler nedeniyle giderek zayıflıyor. Buna karşılık Kürt tarafı, cumhurbaşkanlığı makamının akıbetinin, bir sonraki başbakanın ismi netleşmeden karara bağlanamayacağı görüşünde.

Koordinasyon Çerçevesi’nden üst düzey bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Nuri el-Maliki’nin üçüncü dönem şansı ciddi biçimde geriliyor” dedi. Kaynağa göre Maliki’nin adaylıkta ısrarı, “fiilen yeniden başbakan olmak istemesinden ziyade, Muhammed Şiya es-Sudani’nin bu makama gelmesini engelleme” amacını taşıyor.

İsminin açıklanmasını istemeyen kaynak, Sudani’nin daha önce Maliki lehine geri adım attığını, bunun karşılığında ise Maliki’nin hükümet kuramaması hâlinde kendisini destekleyeceği yönünde bir taahhütte bulunduğunu, Maliki’nin bugün bu durumu siyasi bir koz olarak kullanmaya çalıştığını belirtti. Kaynak, Kanun Devleti Koalisyonu liderinin, kazanamasa bile “alternatif adayın belirlenmesinde etkili bir söz sahibi olmak” istediğini vurguladı.

cfgthy
Bağdat’ta ABD Büyükelçiliği yakınında Maliki’ye destek amacıyla düzenlenen gösteride, Maliki taraftarları (DPA)

Aynı kaynak, Maliki’nin adaylığına karşı olduğu yönündeki Amerikan mesajlarının, resmi adaylık açıklamasından önce bile Koordinasyon Çerçevesi içindeki herkes tarafından bilindiğini ifade etti.

Maliki, televizyon röportajında, Sudani’nin destek karşılığında kendisinden herhangi bir güvence talep etmediğini savunarak, başbakanlıktan çekilme kararının Sudani’ye ait olduğunu ve bunun kendisini şaşırttığını söyledi.

Koordinasyon Çerçevesi’nin Kürdistan çıkarması

Bu gelişmelerle eş zamanlı olarak, Muhammed Şiya es-Sudani başkanlığında ve Bedir Örgütü lideri Hadi el-Amiri ile El-Esas İttifakı Başkanı Muhsin el-Mandalavi’nin de yer aldığı Koordinasyon Çerçevesi heyetinin Erbil ve Süleymaniye’ye yaptığı ziyaret, cumhurbaşkanlığı dosyasında Kürt tutumunu yumuşatmayı başaramadı.

Siyasi kaynaklara göre heyet, cumhurbaşkanlığıyla ilgili tek bir krizi çözmek için gitti, ancak Kürt bakış açısıyla birbirine bağlı iki krizle — cumhurbaşkanlığı ve başbakanlık — geri döndü. Kürtler , “Şii siyasi liderliğin başbakanlık makamını fiilen belirlediği” kanaatine varmış durumda.

Kaynaklar, Erbil ve Süleymaniye’de Kürt tarafının tek bir tutum ortaya koyduğunu; bunun da, özellikle ABD baskısının arttığı bir ortamda, başbakanın ismi netleşmeden cumhurbaşkanlığı meselesinin karara bağlanamayacağı yönünde olduğunu aktardı. Bu baskılar, ABD Başkanı Donald Trump’ın Maliki’nin başbakan olarak atanmasının sonuçlarına dair uyarı içeren paylaşımının ardından daha da belirginleşti.

Kürt partiler, ABD ile doğrudan bir cepheleşmenin ön safında yer almaktan endişe ediyor. Bu kaygılar, yeni ABD özel temsilcisinin Bağdat’ı ziyaret ederek geçici hükümet başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ile görüşmesi ve Trump’ın paylaşımından bir gün sonra Kürdistan Demokrat Partisi lideri Mesud Barzani ile telefon görüşmesi yapmasıyla daha da arttı.

İki günlük süre ve Kürt belirsizliği

Heyetin Bağdat’a dönüşünün ardından Koordinasyon Çerçevesi, Kürtlere cumhurbaşkanı adayları konusunda tutumlarını netleştirmeleri için iki günlük ek süre tanıma kararı aldı. Aksi hâlde “parlamenter çoğunluk” seçeneğine gidilebileceği, bunun da Kürt partilerden birinin bu makamı kaybetmesine yol açabileceği belirtiliyor.

Buna karşılık Kürt siyasi ve medya söylemi giderek daha muğlak bir hâl aldı. Kürdistan Demokrat Partisi ile Kürdistan Yurtseverler Birliği, cumhurbaşkanlığı makamının “sabit bir Kürt hakkı” olduğu görüşünde ısrar ediyor.

Irak Meclisi İkinci Başkan Yardımcısı ve Kürdistan Demokrat Partisi yöneticilerinden Ferhad Etruşi, partisinde cumhurbaşkanlığı konusunda herhangi bir görüş ayrılığı olduğu iddialarını reddederek, medyada yer alan haberleri “gerçeklikten uzak” olarak niteledi. Etruşi, Kürdistan liderliği ve Mesud Barzani’den çıkacak her karara bağlı kalacaklarını ve bunun kamu yararına hizmet edeceğini vurguladı.

Maliki, Koordinasyon Çerçevesi’ni zorluyor

Siyasi kulislerde, Maliki’nin son televizyon açıklamalarının Koordinasyon Çerçevesi içinde dengeleri yeniden sarstığı ve “çelişkili ve dağınık” bir tablo yarattığı belirtiliyor. Bazı çerçeve bileşenleri Trump’ın paylaşımını küçümsemeye ve bunun “satın alınmış” ya da “Irak içinden yazılmış” olabileceğini öne sürmeye çalışsa da, çerçeve içindeki kaynaklara göre asıl zarar, dış baskılardan ziyade Maliki’nin kendi açıklamalarından kaynaklandı.

sdfvgthy
Nuri el-Maliki (Reuters)

Dikkat çekici bir gelişme olarak Bloomberg, Washington’un Maliki’nin başbakan olması hâlinde, İran’a yakınlığı gerekçesiyle Irak’ın petrol ihracat gelirlerine erişimini kısıtlayabileceği uyarısını Iraklı yetkililere ilettiğini bildirdi. Bu uyarının, geçen hafta Türkiye’de Irak Merkez Bankası Başkanı Ali el-Allak ile üst düzey Amerikalı yetkililer arasında yapılan bir toplantıda iletildiği, bunun Trump’ın “Iraklı siyasetçiler Maliki’yi seçemez” ifadeleriyle eş zamanlı olduğu aktarıldı.

Buna karşılık İran’a yakın kaynaklar, Tahran’ın Irak’taki müttefiklerine Trump’ın baskılarına direnme çağrısı yaptığını, İran lideri Ali Hamaney’in geçen ay Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’yi Bağdat’a Maliki’nin adaylığı dolayısıyla bir tebrik mesajıyla gönderdiğini ve bunun Washington’da rahatsızlık yarattığını belirtti.

“Şartlı olarak çekilmeye hazırım”

Maliki ise televizyon röportajında, Koordinasyon Çerçevesi’nin çoğunluğunun talep etmesi hâlinde adaylıktan çekilmeye hazır olduğunu söyledi ve adaylığının Irak’a Amerikan yaptırımları getireceği iddiasını reddetti. Adaylığın “tamamen Irak’a ait bir mesele” olduğunu savunan Maliki, ABD Başkanı’nın iç ve dış aktörler tarafından “yanıltıldığını” ileri sürdü; söz konusu paylaşımın “muhtemelen Irak içinden yazıldığını” iddia etti.

Siyasi tıkanıklığın sürmesiyle birlikte, Irak’ta başbakanlık mücadelesinin, dış baskılar ile iç hesapların kesiştiği bir zeminde daha da karmaşık hâle gelmesi bekleniyor. Özellikle Şii siyasi blok içindeki uzlaşma ihtimalinin zayıflaması, süreci daha da belirsiz kılıyor.


İsrail'in Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, en az 40 kişi yaralı

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)
TT

İsrail'in Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, en az 40 kişi yaralı

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)

Gazze Şeridindeki Sivil Savunma'ya göre, bugün İsrail ordusunun Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, çok sayıda Filistinli ise yaralandı. İsrail ordusu ise bir subayının silahlı saldırı sonucu yaralanmasına karşılık olarak "hassas" vuruşlar yapıldığını belirtti.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Gazze Şeridi Sivil Savunma Sözcüsü Muhammed Basal, "İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik hava ve topçu bombardımanı sonucu ilk belirlemelere göre, aralarında çok sayıda çocuk, bir bebek ve çok sayıda kadının da bulunduğu 17 şehit ve 40'tan fazla yaralı " olduğunu bildirdi.

Filistin Haber Ajansı (WAFA), tıbbi kaynaklara dayanarak, Gazze şehrinin doğusundaki Zeytun ve Tuffah mahallelerinde İsrail ordusunun vatandaşların çadırlarına yönelik topçu bombardımanı sonucu, aralarında bir çocuğun da bulunduğu 9 vatandaşın öldüğünü ve birçok kişinin de yaralandığını bildirdi.

Haberde, Han Yunus şehrinin güneyindeki Kizan Raşvan bölgesinde yerinden edilmiş kişilerin çadırlarını hedef alan topçu bombardımanı sonucunda 3 Filistinlinin öldüğü ve birçok Filistinli’nin ise yaralandığı bildirildi.

Ekim ayında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bu yana 530'dan fazla Filistinlinin öldürüldüğü ve bin 460'tan fazla kişinin de yaralandığını belirtildi.

Filistin kaynaklarına göre, İsrail yetkilileri bugün yaralı ve hasta Filistinlilerden oluşan üçüncü grubun Refah kara sınır kapısından geçiş düzenlemelerini iptal etti.

Filistin Kızılayı sözcüsü Raid el-Nims, Alman Basın Ajansı'na (DPA) yaptığı açıklamada, İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri tırmanışıyla eş zamanlı olarak, Hamas'ın ateşkes anlaşmasını ihlal ettiği bahanesiyle, bugün Rafah kara sınır kapısından hasta ve yaralıların geçişi için planlanan geçiş koordinasyonunun iptal edildiği konusunda bilgilendirildiklerini söyledi.

Refah sınır kapısından geçiş yapacak hastalar ve yaralılar için yapılan geçiş düzenlemeleri iptal edildi

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)

Gazze: “Al-Sharq Al-Awsat”

Gazze Şeridindeki Sivil Savunma'ya göre, bugün İsrail ordusunun Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, çok sayıda Filistinli ise yaralandı. İsrail ordusu ise bir subayının silahlı saldırı sonucu yaralanmasına karşılık olarak "hassas" vuruşlar yapıldığını belirtti.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Gazze Şeridi Sivil Savunma Sözcüsü Muhammed Basal, "İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik hava ve topçu bombardımanı sonucu ilk belirlemelere göre, aralarında çok sayıda çocuk, bir bebek ve çok sayıda kadının da bulunduğu 17 şehit ve 40'tan fazla yaralı " olduğunu bildirdi.

Filistin Haber Ajansı (WAFA), tıbbi kaynaklara dayanarak, Gazze şehrinin doğusundaki Zeytun ve Tuffah mahallelerinde İsrail ordusunun vatandaşların çadırlarına yönelik topçu bombardımanı sonucu, aralarında bir çocuğun da bulunduğu 9 vatandaşın öldüğünü ve birçok kişinin de yaralandığını bildirdi.

Haberde, Han Yunus şehrinin güneyindeki Kizan Raşvan bölgesinde yerinden edilmiş kişilerin çadırlarını hedef alan topçu bombardımanı sonucunda 3 Filistinlinin öldüğü ve birçok Filistinli’nin ise yaralandığı bildirildi.

Ekim ayında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bu yana 530'dan fazla Filistinlinin öldürüldüğü ve bin 460'tan fazla kişinin de yaralandığını belirtildi.

Filistin kaynaklarına göre, İsrail yetkilileri bugün yaralı ve hasta Filistinlilerden oluşan üçüncü grubun Refah kara sınır kapısından geçiş düzenlemelerini iptal etti.

Filistin Kızılayı sözcüsü Raid el-Nims, Alman Basın Ajansı'na (DPA) yaptığı açıklamada, İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri tırmanışıyla eş zamanlı olarak, Hamas'ın ateşkes anlaşmasını ihlal ettiği bahanesiyle, bugün Rafah kara sınır kapısından hasta ve yaralıların geçişi için planlanan geçiş koordinasyonunun iptal edildiği konusunda bilgilendirildiklerini söyledi.