Suriye: Türkiye bazı yerlerden çekilirken yeni askeri noktalar ve yığınaklarla geniş kapsamlı bir operasyona mı hazırlanıyor?

Rusya ve Türkiye, Suriye’nin kuzeyindeki Dırbesiye’de dün ortak devriye faaliyeti gerçekleştirdi (AFP)
Rusya ve Türkiye, Suriye’nin kuzeyindeki Dırbesiye’de dün ortak devriye faaliyeti gerçekleştirdi (AFP)
TT

Suriye: Türkiye bazı yerlerden çekilirken yeni askeri noktalar ve yığınaklarla geniş kapsamlı bir operasyona mı hazırlanıyor?

Rusya ve Türkiye, Suriye’nin kuzeyindeki Dırbesiye’de dün ortak devriye faaliyeti gerçekleştirdi (AFP)
Rusya ve Türkiye, Suriye’nin kuzeyindeki Dırbesiye’de dün ortak devriye faaliyeti gerçekleştirdi (AFP)

Türk güçleri, bir taraftan Halep’in batı ve güneyinde rejimin kuşattığı iki askeri noktadan çekilmek için hazırlık yaparken, diğer taraftan İdlib kırsalının güneyindeki Cebel Zaviye’de yeni bir askeri nokta kurdu. Türkiye’nin bölgede kapsamlı bir askeri operasyona başlayacağı yönünde söylentiler dolaştığı bir ortamda, Türk güçleri, Suriyeli muhalif gruplarla birlikte Suriye’nin kuzeydoğusunda kontrol ettiği Barış Pınarı bölgesinde Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) karşı operasyonlarına hız verdi.
Zırhlı personel taşıyıcı, zırhlı araç ve zırhlı buldozer yüklü tırlardan oluşan Türk askeri konvoyu dün sabah saatlerinde İdlib kırsalının güneyindeki Cebel Zaviye’ye bağlı Kensafra kasabasına giriş yaptı. Tel Bedran bölgesinin çevresinde Türk güçlerine yeni bir askeri nokta kurulması amacıyla zırhlı buldozerler kazı ve toprak bariyer inşa etme çalışmalarına başladı. Bu askeri nokta, yaklaşık bir ay içinde İdlib’in güneyindeki Cebel Zaviye’de inşa edilen üçüncü askeri nokta olma özelliğine sahip. Türk güçleri, daha önceki süreçte Rusya ile yaptığı anlaşma uyarınca rejimin kontrol ettiği bölgelerin içinde kalan İdlib’in doğusu ile Hama ve Halep’teki gözlem noktalarından çekilmişti.
Türk güçleri, son iki hafta içinde İdlib kırsalının güneyinde rejim ve Rus güçlerinin saldırılarına maruz kalan Cebel Zaviye’nin Balyun ve Ravhiye köylerinde iki askeri nokta inşa etmişti. Türk güçleri aynı zamanda İdlib kırsalının doğusu ile Halep’in güneyi arasındaki Tel Tavkan bölgesinde (rejim tarafından kuşatılmıştı) bulunan askeri noktadan çekilme hazırlıkları kapsamında mühimmatlarını toplamaya başladı. Buradaki asker ve malzemeler muhaliflerin kontrolündeki bölgelere taşınacak. Ayrıca Halep kırsalının batısındaki Er-Raşidin bölgesindeki askeri noktasını da tahliye etmeye devam ediyor.
Bu gelişmelere eşzamanlı olarak, SDG’nin Rakka kırsalının kuzeyindeki Ayn İsa’nın Muallak köyünde Türkiye destekli bir muhalif gruba pusu kurarak, gruba bağlı 31 unsuru öldürmesinin ardından, Türkiye’nin Ayn İsa’ya askeri operasyon düzenleme ihtimali hakkındaki söylentilerin giderek arttığı bir dönemde, Suriye’nin kuzeybatısında bulunan Barış Pınarı Harekâtı bölgelerinde gerginlik ve Türkiye’nin operasyonları artıyor. Türkiye Savunma Bakanlığı, dün yaptığı açıklamada, Ayn İsa kasabası çevresinde Türkiye destekli Suriye Milli Ordusu (SMO) ile SDG arasında devam eden çatışmalarda SDG’den 4 unsurun etkisiz hale getirildiğini ve SMO’nun, Rakka kırsalının kuzeyindeki SDG mevzilerini bombaladığını duyurdu.
Ayn İsa kasabasında, rejime ait noktalar ve Rus güçlerine ait bir üs bulunuyor. Rejim ve Rus güçleri, Moskova’nın SDG ile yaptığı anlaşmaya ilave olarak geçen yılın sonlarında Barış Pınarı Harekatı’nın durdurulması için Türkiye ile yaptığı anlaşma uyarınca bölgeye konuşlandı.
Türkiye ve SMO güçleri, 9 Ekim 2019’da başlayan ve Moskova ile Washington’un müdahaleleriyle 9 gün sonra durdurulan Barış Pınarı Harekâtı sırasında SDG ile yaptığı çatışmaların sonucunda Rasul Ayn ve Tel Abyad’da kontrolü ele geçirdi.
Rejim ve Rus güçlerinin sürpriz bir şekilde Ayn İsa kasabasından çekilmesinin ardından Türk güçleri ve SMO, geçtiğimiz günlerde kasabaya yönelik alışılmışın dışında bir bombardıman başlattı. SDG’nin, Suriye’nin kuzeyinde kontrol ettiği Muallak köyüne sızma girişiminde bulunan Ankara destekli bir gruptan 31 unsur, SDG’nin kurduğu pusuya düşerek mayınların patlaması sonucu hayatını kaybetmişti. Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin idari ve siyasi başkenti olarak tanımlanan Ayn İsa, Rakka’nın 55 kilometre kuzeybatısında yer alıyor. 2011’den önce idari açıdan Rakka ilinin Tel Abyad ilçesine bağlı olan Ayn İsa, bu tarihten sonra Ayn El-Arab’a (Kobani) bağlandı.
Ayn İsa’nın önemi, uluslararası yolun (M4) üzerinde bulunmasından kaynaklanıyor. Türkiye, Ayn İsa’yı ele geçirmesi halinde M4’ü tamamen kapatacak ve Özerk Yönetim’in kontrolündeki bölgeleri ikiye bölecek. Bu aynı zamanda Ayn El-Arab’ı kuşatması ve tamamen alması anlamına da gelir. Ayn el-Arab coğrafi konumu açısından, Fırat Nehri’nin batısında TSK ve SMO’nun kontrolündeki Fırat Kalkanı bölgeleri ile Nehrin doğusundaki Barış Pınarı bölgelerini birbirinden ayırıyor.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), Türk güçleri ve desteklediği muhalif grupların son dönemde gerilimi tırmandırması ve Rusların buna herhangi bir tepki vermemesinin ışığında, bölge sakinlerinin göç etmesiyle eşzamanlı olarak Rus güçlerin Türkiye’nin Ayn İsa’da bombaladığı bölgelere ulaştığını bildirdi.
Öte yandan, yerel kaynakların aktardığına göre, Türkiye destekli gruplardan Sultan Süleyman Şah (El-Amaşat) ve Vakkas Tugayı’ndan bir grup unsur, Türkiye ve destekli grupların kontrolündeki Zeytin Dalı bölgesinde yer alan Afrin’in Şeyh nahiyesine bağlı köylerde bir grup sivil vatandaşı kaçırdı. Kaynaklara göre, kaçırılan kişilerin akıbeti belirsizliğini koruyor.



UCM: HDK, Sudan'daki “savaş suçlarını” gizlemek için toplu mezarlar açtı

UCM Genel Merkezi (AFP)
UCM Genel Merkezi (AFP)
TT

UCM: HDK, Sudan'daki “savaş suçlarını” gizlemek için toplu mezarlar açtı

UCM Genel Merkezi (AFP)
UCM Genel Merkezi (AFP)

Uluslararası Ceza Mahkemesi Savcı Yardımcısı Nazhat Shameem Khan dün, Sudan'daki Hızlı Destek Kuvvetleri’ni (HDK) ‘ülkenin batısındaki Darfur bölgesinde işlenen savaş suçlarını ve insanlığa karşı suçları’ gizlemek için toplu mezarlar kazmakla’ suçladı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığı habere göre Khan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne (BMGK) verdiği brifingde, Savcılık Ofisi'nin ‘Faşir'de, özellikle ekim ayı sonlarında HDK'nın şehri kuşatmasının zirveye ulaştığı dönemde, savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar işlendiği sonucuna vardığını’ söyledi.

Kendisine ABD'ye giriş vizesi verilmediğini açıklayan Khan, videolu brifinginde, Savcılık Ofisi’nin suçlamalarını ‘toplu katliamları ve toplu mezarlar kazarak suçları gizleme girişimlerine dair ses ve video materyalleri ile uydu görüntülerine’ dayandırdığını söyledi.

HDK, 2024 yılının mayıs ayında Kuzey Darfur eyaletinin yönetim şehri Faşir'e uyguladığı kuşatmayı sıkılaştırdı ve 2025 yılının ekim ayında şehrin tam kontrolünü ele geçirdi.

Fransız Haber Ajansı AFP tarafından aralık ayında analiz edilen uydu görüntüleri, 3 bin 600 metrekareyi kaplayan bir alana mezarların yayıldığını gösteriyordu.

ABD’deki Yale Üniversitesi İnsani Yardım Araştırma Laboratuvarı tarafından kasım ayı sonlarında yapılan benzer bir analiz, taşınmış, gömülmüş veya yakılmış ‘insan kalıntılarına benzeyen nesnelerden oluşan yığınlar’ tespit etti.

Faşir savaşından sağ kurtulanlar, sivillerin şehirden kaçarken hedef alındığını, hatta yargısız infazlara ve cinsel şiddete maruz kaldıklarını bildirdi.

Darfurluların ‘toplu işkenceye’ uğradığı uyarısında bulunan Khan, “Faşir’in düşüşü, Arap olmayan toplulukları en derin acılara maruz bırakmak için sistematik ve planlı bir kampanyayla birlikte gerçekleşti” değerlendirmesinde bulundu.

Savcı Yardımcısı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Araştırmalarımıza göre tecavüz dahil cinsel şiddet, Darfur'da bir savaş aracı olarak kullanılıyor ve yavaş yavaş ortaya çıkan tablo, toplu infazlar ve zulümler dahil olmak üzere büyük çaplı organize suçların korkunç bir görüntüsüdür.”

Bu suçların geniş bir coğrafyayı kapsadığını ve Faşir ile sınırlı olmadığını vurgulayan Khan, ‘2023 yılında El-Cenine'de işlenen zulümlerin 2025 yılında Faşir'de tekrarlandığını ve bu suçların Darfur'daki bir bölgeden diğerine aktarıldığını’ gösteren kanıtlardan bahsetti.

Savcı Yardımcısı, bu suçların ‘mevcut çatışma ve cezasızlık sona erene kadar’ devam edeceği konusunda uyarıda bulundu.

Birleşmiş Milletler (BM) uzmanları, HDK’nın Batı Darfur'un El-Cenine kentinde çoğu Masalit kabilesinden olmak üzere 10 bin ila 15 bin kişiyi öldürdüğünü tahmin ediyor.

Khan, Sudanlı yetkililere, UCM’nin tutuklama emri çıkardığı kişileri, özellikle de eski Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir döneminde iktidar partisinin lideri olan Ahmed Harun'u teslim etmeleri çağrısını yineledi.

Savcı Yardımcısı, Harun'un teslim edilmesini öncelikli bir konu olarak görüyor. Çünkü Harun, 2000’li yılların başlarında Darfur'da ve 2011 yılında Güney Kordofan'da yetkililerin isyanı bastırma sürecinde işlediği cinayet, tecavüz ve işkence dahil olmak üzere onlarca insanlığa karşı suç ve savaş suçu ile suçlanıyor. Harun ise hakkındaki bu suçlamaları reddediyor.


Lübnan ordus komutanı, şubat ayı başlarında kritik bir ziyaret için Washington'a gidiyor

Lübnan Ordu Komutanı General Rudolph Heykel, askeri personel eşliğinde (Ordu Komutanlığı)
Lübnan Ordu Komutanı General Rudolph Heykel, askeri personel eşliğinde (Ordu Komutanlığı)
TT

Lübnan ordus komutanı, şubat ayı başlarında kritik bir ziyaret için Washington'a gidiyor

Lübnan Ordu Komutanı General Rudolph Heykel, askeri personel eşliğinde (Ordu Komutanlığı)
Lübnan Ordu Komutanı General Rudolph Heykel, askeri personel eşliğinde (Ordu Komutanlığı)

Lübnan Ordusu Komutanı General Rudolph Heykel, önümüzdeki ayın başlarında Washington'a yapacağı resmi ziyaret için hazırlık yapıyor. Bu ziyaret hem siyasi hem de askeri düzeyde çok önemli bir olay. Ziyaret, Lübnan Ordusu'nu desteklemeye adanmış ve 5 Mart'ta yapılması planlanan Paris Konferansı öncesinde kritik bir döneme denk geliyor.

Bu arada, artan gerilimler ve güneydeki devam eden İsrail hava saldırıları nedeniyle Lübnan ordusu güney sınır boyunca yüksek alarma geçirildi. Yerel kaynaklar Şarku'l Avsat'a şunları söyledi: "Lübnan ordusu Adaysseh kasabasının güneyinde yeni bir mevzi kurarken, İsrail ordusu sınır duvarının dışına bir Merkava tankı yerleştirerek, Lübnan askerlerini geri çekilmeye zorlamak amacıyla toplarını onlara çevirerek doğrudan bir provokasyonda bulundu. Ancak Lübnan ordusu geri çekilmeyi reddetti ve bölgedeki mevzisini kurmaya devam etti."


Irak İçişleri Bakanı: Suriye'de olup bitenleri yakından takip ediyoruz ve Suriye ile olan sınırımız en yoğun şekilde tahkim edilmiş sınır

Irak'taki el-Kaim ile Suriye'deki el-Bukamal arasındaki sınır geçişinin Irak tarafı (AFP)
Irak'taki el-Kaim ile Suriye'deki el-Bukamal arasındaki sınır geçişinin Irak tarafı (AFP)
TT

Irak İçişleri Bakanı: Suriye'de olup bitenleri yakından takip ediyoruz ve Suriye ile olan sınırımız en yoğun şekilde tahkim edilmiş sınır

Irak'taki el-Kaim ile Suriye'deki el-Bukamal arasındaki sınır geçişinin Irak tarafı (AFP)
Irak'taki el-Kaim ile Suriye'deki el-Bukamal arasındaki sınır geçişinin Irak tarafı (AFP)

Irak İçişleri Bakanı Abdülemir el-Şemmari dün yaptığı açıklamada, Irak'ın Suriye'deki gelişmeleri günlük olarak takip ettiğini ve özellikle Suriye ile olan uluslararası sınırları boyunca tahkimatlar kurulduğunu söyledi.

Irak Haber Ajansı, el-Şemmari'nin şu sözlerini aktardı: "Tüm Irak sınırları güvenli... ve Suriye ile olan sınırımız en güvenli ve tahkim edilmiş olanıdır."

Irak ordusuna ait, Suriye ile 600 kilometrelik sınırda bulunan bir gözlem kulesi (AFP)Irak ordusuna ait, Suriye ile 600 kilometrelik sınırda bulunan bir gözlem kulesi (AFP)

Bakan açıklamasında, tahkimat çalışmalarının sınır boyunca 620 kilometre uzunluğunda bir hendek kazılmasını ve sınır noktalarına gece gündüz çalışan termal kameraların yerleştirilmesini içerdiğini belirtti.

Sınırda konuşlandırılan birliklerin yeterli olduğunu, hepsinin gerekli teçhizat ve personelle donatıldığını ve herhangi bir acil durumda müdahale etmeye hazır yedek birliklerin bulunduğunu da belirten yetkili, "Irak sınırına yaklaşan herkesin ateşle karşılanacağı" uyarısında bulundu.