Sadr’ın Şiilere birleşin çağrısı Irak’ta tartışmalara yol açıyor

Mezhepçi saflara dönüş olarak görüldü; Nasıriye’deki halk hareketiyle dayanışma

Geçtiğimiz Cuma günü Bağdat'taki Tahrir Meydanı’nda toplanan Mukteda es-Sadr taraftarları (AP)
Geçtiğimiz Cuma günü Bağdat'taki Tahrir Meydanı’nda toplanan Mukteda es-Sadr taraftarları (AP)
TT

Sadr’ın Şiilere birleşin çağrısı Irak’ta tartışmalara yol açıyor

Geçtiğimiz Cuma günü Bağdat'taki Tahrir Meydanı’nda toplanan Mukteda es-Sadr taraftarları (AP)
Geçtiğimiz Cuma günü Bağdat'taki Tahrir Meydanı’nda toplanan Mukteda es-Sadr taraftarları (AP)

Şii blok ve partilerinin çoğu, Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr'ın “Şii platformunun restorasyonu” çağrısına sessiz kaldı. Çoğu sivil akım ve halk hareketi grubu ise karşı çıktıkları bu çağrının ülkeyi mezhepçi saflar devrine geri döndürmek için yeni bir giriş noktası, yeni bir çatışma ve mezhepsel mücadele aşamasına sürükleme girişimi sayıldığını öne sürdü.
Sadr, kendi deyimiyle “bir grup bilinçsiz ve dindar olmayan çocuğu” dine ve mezhebe kast etmek, dış destek alarak devrimcileri itibarsızlaştırmakla suçladı. Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “La ilahe illallah Muhammed Resulullah” (Allah’tan başka ilah yoktur, Muhammed ise Allah’ın elçisidir) bayrağını taşıma yolunda ideolojik ve siyasi bir şeref ahdi yazmak için Şii evinin restorasyonunu yoğun toplantılarla hızlandırmanın acil bir çıkar olduğunu düşünüyorum” ifadelerine başvurdu.
“Şii Platformu” meselesi, rahmetli siyasetçi Ahmed Çelebi’nin nüfus çoğunluğu göz önüne alındığında Şiilerin iktidarda olma ‘hakkı’ fikrini savunan Şii güçleri ve partilerini içerecek şekilde kurmaya giriştiği 2004 yılına dayanıyor. Ancak gerekli fikir birliği elde edilememiş, büyük Şii güçleri bu girişime katılmamış, fikrin savunucuları geçerli bir halk desteği kazanamamış, o dönemde yapılan seçimlerin çoğunda oy alınamamıştı.
Tarafsız gözlemcilerin çoğu, Sadr'ın bu çağrısının halktan protestocu gruplarla son mücadelesi bağlamından ayrı olarak görülemeyeceğine inanıyor. Zirâ halk hareketi, özellikle de geçtiğimiz Cuma günü gerçekleştirilen protesto meydanlarındaki baskınlardan Sadr’ı ve akımını sorumlu tutuyor. Nitekim Nasıriye şehrinde patlak veren olaylarda 7 kişi hayatını kaybetmiş, 90 kişi yaralanmıştı. Bugün ise, Nasiriye halk hareketi ile dayanışma içerisinde olan ve yaşanan olayları kınayan ‘Nasiriye Cuması’ adlı gösterilerin yapılması bekleniyor.
Aktivistlerin bildirdiğine göre, ülkedeki en büyük Şii otorite olan Ayetullahuzma Ali Sistani, maruz kaldıkları saldırılardan himaye edilme çağrısında bulunan bir grup halk hareketi aktivisti ile bir araya geldi. 
Sadr’ın çağrısının Ekim halk hareketi ile son zamanlardaki mücadelesinden etkilenmesinin yanı sıra, birçoğu, direkleri ana Şii parti ve blokları olacak yeni bir ittifak kurulması olasılığını reddediyor. Zirâ aralarında derin anlaşmazlıklar göze çarpıyor. Örneği Sadr Hareketi; İslami Davet Partisi ve Nuri el-Maliki liderliğindeki Kanun Devleti Koalisyonu ile uzun yıllardır ciddi şekilde kesişiyor. Nitekim Mukteda el-Sadr, Maliki 2014'te başbakanlıktan ayrılana kadar yaklaşık 10 yıl boyunca ona karşı düşmanca bir politika izlemişti. Siyasi konumları Fetih Koalisyonu dahilindeki silahlı grupların çoğuyla ilişkileri de aynı şekilde olan Sadr, Asaib Ehlil Hak’ı ‘küstah milisler’ yaftasıyla yıllardır eleştiriyor.
Ulusal Hikmet Akımı lideri Ammar el-Hekim’in, yaklaşan seçimlere girmek için haftalardır ‘geçici’ bir siyasi koalisyon kurmaya çalışıyor olması dolayısıyla Sadr’ın çağrısına yanıt vermeyeceği düşünülüyor. Nitekim bu çağrı, Şii halk çevrelerinde ve diğer bileşenler içinde de yaygın bir ret ile karşı karşıya. Zirâ hatırı sayılır bir kısmı, artık tüm mezhepsel, ulusal ve etnik çağrılara ciddi bir endişeyle yaklaşıyor. Siyasi grupların vatandaşların duygularını sömürdüğü, halka elle tutulur bir şey sunmadan iktidara ulaşmayı başardıkları düşünülüyor.
Sadr'ın takipçileri ‘Şii Platformu’nun restorasyonu’ çağrısını memnuniyetle karşılarken, halk hareketi grupları ise bu çağrıya şiddetle karşı çıkıyor. Birçoğu, Sadr’ı sert bir şekilde eleştirerek onun Mayıs 2018 seçimleri sonrasında yayınladığı şu tweeti paylaştı: “Benden ölümleri ve düşmanlığı yeniden getirecek mezhepsel düzeyde hendeğe girmemi beklemeyin. Aksine kapsamlı bir Irak ittifakı olacak. Bundan uzun vadede taviz vermeyeceğiz.”
Aktivist Şakir en-Nasıri, Sadr’ın çağrısı hakkında Facebook hesabında yaptığı paylaşımda şu ifadelerde bulundu:
“Zaten paramparça temeller üzerinde duran bir evi restore etmek imkansızdır. Mezhepçilik, yolsuzluk ve işlenen suçlar; eksiksiz tüm egemen Şii güçlerin Irak ve Iraklılara karşı işledikleri suçlar, yolsuzluk ve ihlalleri sonucu çöküşün eşiğindeki Şii Platformu ittifakının temel direkleridir. Şii Platformu restorasyonu, oldukça vahim bir seçim kampanyasıdır. Bu yozlaşmış ittifakın güçleri, bugünün dünyasında bir devleti yönetmeye veya yeniden inşa etmeye elverişli olmadığını kanıtladı.”
Protesto hareketinin önde gelen gençlerinden İmad Zeydun ise “Ancak ulusal kimlik altında oturulabilir. Alt kimlikler, kota ilkesinin pekiştirilmesi, daha fazla kan dökülmesi demektir. Kitlelerin haklarını garanti altına alacağı, temelini tüm siyasi sınıfın kaybettiği güvenin oluşturacağı yeni bir sosyal sözleşme yazmaya gitmek daha iyi olurdu. ‘Irak Platformu”nun daha fazla mezhepsel ayrışmadan ibaret olmaması gerekiyordu” açıklamalarında bulundu.



Lübnan Cumhurbaşkanı, İsrail'in hava saldırılarını kınayarak, bu saldırıların ülkede istikrarın sağlanmasına yönelik çabaları baltalamayı amaçladığını söyledi

 Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)
Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)
TT

Lübnan Cumhurbaşkanı, İsrail'in hava saldırılarını kınayarak, bu saldırıların ülkede istikrarın sağlanmasına yönelik çabaları baltalamayı amaçladığını söyledi

 Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)
Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, İsrail'in dün gece karadan ve denizden Sayda (Sidon) bölgesini ve Bekaa Vadisi'ndeki kasabaları hedef alan saldırılarını şiddetle kınayarak, "Bu saldırıların devam etmesi, Lübnan'ın başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere dost ülkelerle istikrarı sağlamak ve İsrail'in Lübnan'a yönelik düşmanlıklarını durdurmak için yürüttüğü diplomatik çabaları ve girişimleri engellemeyi amaçlayan açık bir saldırganlık eylemidir" dedi.

Ulusal Haber Ajansı, Avn'un şu sözlerini aktardı: "Bu baskınlar, Lübnan'ın egemenliğinin yeni bir ihlalini ve uluslararası yükümlülüklerin açık bir şekilde çiğnenmesini temsil ediyor ve uluslararası toplumun iradesine, özellikle de Birleşmiş Milletler'in 1701 sayılı Kararına tam uyulmasını ve tüm hükümlerinin uygulanmasını öngören kararlarına karşı bir saygısızlığı yansıtıyor."

Bölgede istikrarı destekleyen ülkelere, "Lübnan'ın egemenliğini, güvenliğini ve toprak bütünlüğünü korumak ve bölgeyi daha fazla gerilim ve gerginlikten kurtarmak için saldırıları derhal durdurma ve uluslararası kararlara saygı gösterilmesi yönündeki sorumluluklarını üstlenmeleri" çağrısını yineledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre İsrail ordusunun Lübnan'ın doğusundaki Hizbullah komuta merkezlerini hedef aldığını söylediği baskınlarda en az 6 kişi öldü ve 25 kişi de yaralandı.


"Barış Konseyi"... Trump'ın vaatlerinin yeni bir sınavı

 Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
TT

"Barış Konseyi"... Trump'ın vaatlerinin yeni bir sınavı

 Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)

Washington, önceki gün Barış Konseyi'nin resmi açılışına tanık oldu. Bu hamleyi ABD Başkanı Donald Trump, kendisini bir barış başkanı olarak tanıtarak ve mesajını öncelikle Amerikan kamuoyuna yönelterek siyasi söyleminin merkezine yerleştirdi. Amerika Birleşik Devletleri artık dış politika dosyalarının iç mücadelenin bir parçası haline geldiği ve her diplomatik hamlenin seçmenler önünde Amerikan rolünün imajının yeni bir sınavı olduğu bir seçim yılına giriyor.

İran ile gerginliğin artmasıyla birlikte bölgedeki büyük askeri yığılma göz önüne alındığında şu soru gündeme geliyor: "İran'a önümüzdeki iki hafta içinde askeri bir saldırı düzenlenmesi durumunda Gazze ile ilgili müzakere edilen iyimser planlar nasıl gerçekçi olabilir?"

Öte yandan, "Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi"nin geçen akşam Geçici Polis Gücü'nde iş başvurularının alınmaya başlanacağını duyurmasının hemen ardından, Gazze'deki gençler başvurularını yapmak için yarışa girdiler.


Mladenov'un ofisi ile Filistin Yönetimi arasında iletişim ve koordinasyon için bir irtibat bürosu kurulması

Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
TT

Mladenov'un ofisi ile Filistin Yönetimi arasında iletişim ve koordinasyon için bir irtibat bürosu kurulması

Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)

Gazze Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi için hazırlanan Amerikan barış planının uygulanması kapsamında, ofisi ile Filistin Yönetimi arasında resmi bir irtibat bürosu kurulduğunu duyurdu.

Mladenov'un ofisinden dün yapılan açıklamada, "Filistin Yönetimi ile irtibat bürosunun kurulmasını memnuniyetle karşılıyoruz" denilerek, bu adımın iki taraf arasında resmi ve organize bir iletişim ve koordinasyon kanalı sağlayacağı, yazışmaların açık bir kurumsal mekanizma aracılığıyla alınıp iletilmesini güvence altına alacağı belirtildi.

Şarku'l Avsat'ın DPA'den aktardığına göre açıklamada Mladenov'un "(Barış Konseyi) ile Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi arasındaki irtibat görevlisi sıfatıyla, Gazze Şeridi'ndeki geçiş yönetimi, yeniden yapılanma ve kalkınmanın çeşitli yönlerinin (dürüstlük ve etkinlik içinde) uygulanmasını sağladığı" ifade edildi.

Yapılan açıklamada, Filistin Yönetimi irtibat bürosunun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından açıklanan 20 maddelik barış planını, Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı 2025 tarihli kararına uygun olarak uygulamak ve Gazze halkı ile bölge halkı için daha istikrarlı bir gelecek inşa etmeye katkıda bulunmak amacıyla, Filistin Yönetimi irtibat bürosuyla birlikte çalışma konusundaki istekliliği ifade edildi.

Filistin Yönetimi Başkan Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh ise yaptığı kısa açıklamada, duyuruyu memnuniyetle karşılayarak şunları söyledi: "Filistin Yönetimi'ne bağlı bir irtibat bürosunun kurulması duyurusunu memnuniyetle karşılıyoruz. Bu büro, Başkan Trump'ın planını ve Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı kararını uygulamak için (Barış Konseyi) temsilcisinin ofisi ile Filistin Yönetimi arasında resmi bir koordinasyon ve iletişim kanalı sağlayacaktır."

Bu gelişme, ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze Şeridi'ndeki savaşı sona erdirmeye yönelik planının ikinci aşamasının uygulanması bağlamında gerçekleşiyor. Kasım 2025'te BM Güvenlik Konseyi tarafından 2803 sayılı kararla onaylanan plan, yönetimi ve yeniden yapılanmayı denetlemek üzere geçici bir organ olarak "Barış Konseyi"nin kurulmasını ve geçici bir uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılmasını destekliyor.

Bulgar bir diplomat ve 2015-2020 yılları arasında Ortadoğu barış sürecinde BM özel temsilcisi olarak görev yapmış olan Mladenov, 2015 sonbaharından beri devam eden kırılgan ateşkes ortamında, yaygın yıkımın ardından yeniden yapılanmada büyük zorluklarla karşı karşıya olan Gazze'de "Barış Konseyi" ile Gazze Ulusal Yönetim Komitesi arasında koordinasyonu sağlamaktan sorumludur.

İrtibat ofisinin kurulması, Ramallah'taki Filistin Yönetimi ile Gazze'de yeni mekanizmalar arasındaki koordinasyonu artırmak için pratik bir adım olarak görülürken, kapsamlı silahsızlanma ve İsrail güçlerinin çekilmesi gibi planın bazı hükümlerinin uygulanması, Filistinli grupların tutumlarına ve sahadaki gelişmelere bağlı kalmaktadır.