Sudan Milli Ümmet Partisi Başkanı: İsrail ile adil bir barışa karşı değiliz

Sudan’daki Milli Ümmet Partisi Genel Başkanı Fadlallah Barmah Nasır (Independent Arabia- Hasan Hammad)
Sudan’daki Milli Ümmet Partisi Genel Başkanı Fadlallah Barmah Nasır (Independent Arabia- Hasan Hammad)
TT

Sudan Milli Ümmet Partisi Başkanı: İsrail ile adil bir barışa karşı değiliz

Sudan’daki Milli Ümmet Partisi Genel Başkanı Fadlallah Barmah Nasır (Independent Arabia- Hasan Hammad)
Sudan’daki Milli Ümmet Partisi Genel Başkanı Fadlallah Barmah Nasır (Independent Arabia- Hasan Hammad)

Sudan’daki Ulusal Ümmet Partisi’nin yeni Genel Başkanı Fadlallah Barmah Nasır, Sadık el-Mehdi’nin geçen ay sonlarında koronavirüse yakalanarak Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) başkenti Abu Dabi’de ölmesinin ardından partisinin, ülkedeki en büyük kitle partisi olarak liderlik konumundan geri adım atmayacağını belirtti. Barmah Nasır, eski rejime dahil olmayan tek parti olduğu için gelecek seçimlerde de liderliğini sürdüreceğini vurguladı.
Yakın zamanda yeni bir lider seçilene kadar partinin başkanlığını yürütecek olan Şarku’l Avsat’ın aktardığına göre Nasır, Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada, halefini siyasi ve mezhebi olarak belirleyen Sadık el-Mehdi’nin vasiyetini okumadığını dile getirdi. Partisinin İsrail ile barış anlaşmasına karşı olmadığını söyleyen Nasır, “Mehdi’nin reddedici tavrı, Birleşmiş Milletler (BM) ilkelerine ve Arap Birliği tarafından 2002 yılında yayınlanan ilkelere bağlılığının yanı sıra hiçbir tarafın Filistinlilerin ve İsraillilerinin haklarını ellerinden almama bağlılığından kaynaklanmaktadır” dedi.

Kurumsal çalışma
Fadlallah Barmah Nasır, “Şüphesiz, Sadık el-Mehdi’nin yokluğu, Ümmet Partisi ve bir bütün olarak Sudan düzeyinde, herhangi bir insanda mevcut olmayan nitelik ve özelliklere sahip olduğu için doldurulması zor olan büyük bir boşluk bırakmıştır. 60 yılı aşkın bir süredir siyasetle mücadele eden tecrübeli bir siyasetçi, evi yakına ve uzağa açık olan birinci sınıf bir sosyalist ve Demokrasi, Mehdilik, İslam, yasama ve insan hakları başta olmak üzere çeşitli konuları ve alanları ele alan birçok kitap ve çalışma ortaya koyduğu için çok yönlü bir düşünürdür. Ülkemizin en büyük dini cemaatinin imamı olduğu için yandaşlarıyla manevi bir ilişkisi vardır. Ama demokrasiye olan inancının bir sonucu olarak bize takip etmemiz gereken bir miras, değerler ve kurumlar bıraktı. ‘Ülkemi değiştirebilecek 20’den fazla lider geride bıraktım’ diye tekrarlıyordu. Ona, kimi aday gösterdiğini sorduğumuzda, ‘Ben kimseyi aday göstermiyoruz, kurumlar gösteriyor’ diye yanıt verdi” dedi.

İlke ve değerler
Birçok kişi, Sadık el-Mehdi’nin ölümüyle birlikte partinin, aynı dinamiğe sahip olamayacağına ve varlığının sona ereceğine inanıyor. Bu çerçevede yetkili, “Bunu kim söylüyorsa, 1940’lı yılların ortalarında kurulan ve İmam Abdurrahman el-Mehdi’nin iç görüsü ve derin vizyonunu taşıyan ilk kitle parti Ümmet Partisi’nin niteliklerini bilmiyordur. Parti, Mehdist düşünceyi destekleyen Ensar oluşumu ile Sudan’ın bağımsızlığını savunan bazı milliyetçi entelektüellerin bir karışımını içeriyor. Milli Ümmet Partisi, 1956’daki bağımsızlıktan bu yana Sudan’ın tanık olduğu üç demokratik seçimde de önemli ve lider bir figür olmaya devam etti” değerlendirmesinde bulundu. Nasır, “Ümmet Partisi, aynı zamanda yerel ve uluslararası değişiklikleri dikkate alan, sürekli yenilenen bir partidir. Bu yüzden partiye üzülenlere, bölünmeyeceğini, daha da güçleneceğini söylüyoruz. Pek çok fikir ayrılığı olduğunu inkar etmiyoruz, ancak ilkelerde ve değerlerde bir fark yok” ifadelerini kullandı.

Korona mücadelesi
Lideri Sadık el-Mehdi’nin yokluğu sonrasında ilk sınav olarak, mevcut geçiş döneminin sonunda gerçekleşecek genel seçimlerde partinin pozisyonuna ilişkin beklentiler nedir?
Milli Ümmet Partisi Başkanı Fadlallah Barmah Nasır, “Yaklaşan herhangi bir özgür seçimde kesinlikle bir numara olacağız. Bu, iki ana nedenden dolayı yaşanmış gerçeklikten kaynaklanıyor. O, önceki diktatörlük rejimine katılmayan tek partidir. Ayrıca Nisan 2019’da Beşir rejiminin devrilmesinden sonra gücün halkın otoritesi olduğu mantığıyla Sudan’ın tüm bölgelerinde yandaşlarını kontrol etmek için dolaşan tek kişidir. Fikirlerini dinlemek, sorunlarını ve yaşadığı gerçekliği arenada tanımak gerekiyordu. Ümmet Partisi’nin popülaritesi konusunda bizimle aynı fikirde olmayanların var olduğuna inanmıyorum. Başkent ve diğer illerdeki yandaşlarımıza koronavirüs salgını nedeniyle cenaze törenine katılarak zorluk çekmemelerini gerektiğini söylememize rağmen, havalimanında cenazesini teslim alan kitlelerin büyüklüğüne, Omdurman’da Mehdi Ailesi Türbesi’ndeki cenaze törenine katılanların büyüklüğüne bakabilirsiniz” dedi.
Partinin daha önceki bölünmelerden sonra saflarını birleştirme çabalarına ilişkin bir soruya ise Nasır, “Evet, daha önce eski Beşir rejiminin böl ve yönet politikasına dayalı politikaları sonucunda parti içinde bölünmeler yaşandı. Ayrılan parti üyelerinin çoğu, hatalarını fark etti ve geri döndü. Geri dönmeyen birkaç isim kaldı. Kapı, diğer isimlerin partilerine geri dönmeleri için her zaman açıktır. Bizi birleştiren hedef, ulusal kaygıyı taşımaktır. Elbette ülkeyi etkileye zorluklar ve tehlikelerle mücadele etmek için, safları birleştirmeye dayalı tarihi mirasımızla bu partiyi, yaşananlara rağmen bir araya getirmek için çabalarımıza devam edeceğiz ve ellerimizi daima uzatacağız. Toplumsal ilişkilerimiz yoğun ve zayıf zamanlarda da samimiydi ve iletişimimiz asla kesilmedi” şeklinde yanıt verdi.

Varisi yok
Sadık el-Mehdi’nin yerine kimin lider olarak geleceği, Ensar’ı yöneteceği ve ölümünden önce bu konuda bir vasiyet bırakıp bırakmadığı ve gelecekte onun gibi bir ismin gelip gelmeyeceğine de değinen Fadlallah Barmah Nasır, “Sadık el-Mehdi gibi bir ismin tüm karizması, düşüncesi, kabulü ve birçok niteliği ile tekrar geleceğini sanmıyorum. Bu imkansızdır. O, döneminin eşsiz bir insanıdır. Onun yerine gelecek isim hakkında imamlık ve parti lideri hususunda bir varisi yok. Sadık el-Mehdi, Ensar oluşumu ve Ümmet Partisi’nin takip ettiği temeller ve kriterler olan bu iki pozisyona serbest seçimlerle geldi. Seçim, dayatmayla değil, kabulle yapılır. Vasiyetle ilgili olarak ise şu ana kadar Sadık el-Mehdi’nin bu hususta bıraktığı bir vasiyet görmedim. Benim için herhangi bir vasiyette bulunmadı. Benim bu adam hakkında bildiğim şey, bir insanı diğer insana empoze etmediğidir. Onun yaklaşımı, son kararı veren kuruma dayalıdır” dedi.
Partinin, kurumsal bir mekanizma olarak genel konferans düzenlemek için yaptığı düzenlemeler hakkında ise Nasır, “Bu hususta, evet, yakın bir zaman bu konferansı düzenlemek için kendimizi hazırlamaya başladık. Bu yönde bir hareketlilik var. Önce yönetimlerden, sonra yerellerden başlayarak, temel konferanslar düzenleyerek kurumsallaşmanın nasıl sürdürüleceğini ve partiyi örgütsel olarak nasıl yeniden inşa edeceğimizi anladık. Bu konferansın 3 görevi bulunuyor; parti liderini belirlemek, anayasayı gözden geçirmek ve bir merkezi organ atamak. Konferansın kararları, olağan çoğunlukla alınıyor. Bu konferans sırasında olduğu gibi partinin stratejisi, mevcut ve gelecek planları belirleniyor. Kadınlar tüm parti organlarında yüzde 25’ten az olmamak üzere temsil edilmektedir” ifadelerini kullandı.

Cepheleşmeye karşı
Ümmet Partisi’nin uluslararası ilişkileri, İngiltere gibi tarihsel olarak belirli ülkelerle olan bağları ve Mısır ile tarihsel düşmanlık hususundaki söylentiler hakkında düşünceniz nedir?
Fadlallah Barmah Nasır, söz konusu soruyu şu sözlerle cevapladı; “Dünyanın artık bir köy olduğu biliniyor. Bizse onun ayrılmaz bir parçasıyız. Yeni bir dünyada olduğumuzu biliyoruz. Ama dış ilişkilerimizde her türlü eksenleşmeye karşıyız ve her eksene de açığız. Aynı zamanda İngiltere gibi eski müttefiklerimiz ve dostlarımıza da ilgiliyiz. İngiltere, ülkemizin eski kolonisiydi. Bizi eşsiz bir şekilde özgürleştirdi. Sudanlıların çoğu, yüksek öğrenimlerini orada gerçekleştirdi. Bu Sudanlıların arasında Oxford Üniversitesi’nde yüksek lisans yapan Sadık el-Mehdi de vardı. İngiltere ve tüm dünya ile ilişkimiz, ortak çıkarlara dayanmaktadır. Başka bir yöne yönlendirilemez. Mısır ile olan ilişkimize ve onunla tarihsel bir düşmanlık olduğu söylentilerine gelince, bu doğru değil. Çünkü İmam Muhammed Ahmed el-Mehdi 1881 yılında devrimini başlattığında, İngiliz sömürge valisi Charles George Gordon’u (Gordon Paşa) 1885 yılında sarayında kuşatan yandaşlarına, Gordon Paşa’yı Mısır’da İngilizlere karşı ayaklanan Ahmed Urabi Paşa’nın salıverilmesi için rehin almalarını söyledi. Bu durum, düşmanlığın olmadığını doğrulayan kesin bir delildir. İki ülke arasındaki ilişkilerin azalma ve tırmanma arasında olduğu doğru. Bu nedenle bizi birleştirenin, bizi ayırandan daha fazla olduğunu unutmamalıyız. Bu ilişki, Sudan ve Mısır'a hizmet eden sağlam temeller üzerine kurulmalıdır. Herhangi bir taraf diğerinin rakibi olmamalıdır”.
Ancak Milli Ümmet Partisi’nin yeni liderliği, Sadık el-Mehdi’nin, vefatı öncesinde bu adımı reddettiği göz önüne alındığında, İsrail ile barış meselesine ve bu hususta gerçekleşen hamlelere nasıl bakıyor?
Nasır, “Sadık el-Mehdi’nin tavrı, özgürlüklere el koyan ve BM kurallarına saygı göstermeyen saldırganlığa karşı temelinde ilkelere, değerlere ve ahlaka dayanmaktadır. Ümmet Partisi, İsrail ile barışa karşı değildir. Çünkü konumu, her iki tarafın (Filistin ve İsrail) hakkını aldığı ve hiçbirinin bir diğerinin haklarını çalmama şartıyla barışa yönelik, Arap Birliği’nin 2002 yılında yayınladığı kararla uyumludur” şeklinde yanıt verdi.

Safları birleştirme
Sudan hükümeti için siyasi kontrol merkezi olan Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri (ÖDBG) içerisinde Sudan’ı çevreleyen kriz ve bölünmeler, Ümmet Partisi’nin bu çatlağı doldurma, zorlukların üstesinden gelme vizyonu ve çabaları hakkındaki düşünceleriniz nedir?
Milli Ümmet Partisi lideri, “Eski rejimden bu yana partinin felsefesi, ulusal safları bir araya getirerek darboğazdan çıkmaktır. Bu nedenle ÖDBG’nin bileşenlerini, bir araya getirmeye ve onları kapsamlı bir ulusal anlaşma doğrultusunda birleştirmeye çalıştı. Çünkü o, rejimi devirmek ve Sudan'ı inşa etmek için bir temel oluşturuyordu. Ümmet Partisi’nin ÖDBG’nin merkezi konseyinden çıkışı, karar almak ve uygulamak
bir komuta merkeziyle geniş bir toplantı yapmak istemesinden kaynaklanıyordu. Biz de hala ulusal safları bir araya getirme çağrılarına devam ediyoruz. Çabalarımız yakın görüşe ve ulusal kaygılara sahip insanları bir araya getirerek bu yönde ilerliyor. Ülkenin çıkarları ve demokratik dönüşümü için safları birleştirme ve ulusu inşa etme çağrısında bulunanlarla müttefikiz” dedi.



Lübnan Cumhurbaşkanı, İsrail'in hava saldırılarını kınayarak, bu saldırıların ülkede istikrarın sağlanmasına yönelik çabaları baltalamayı amaçladığını söyledi

 Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)
Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)
TT

Lübnan Cumhurbaşkanı, İsrail'in hava saldırılarını kınayarak, bu saldırıların ülkede istikrarın sağlanmasına yönelik çabaları baltalamayı amaçladığını söyledi

 Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)
Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, İsrail'in dün gece karadan ve denizden Sayda (Sidon) bölgesini ve Bekaa Vadisi'ndeki kasabaları hedef alan saldırılarını şiddetle kınayarak, "Bu saldırıların devam etmesi, Lübnan'ın başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere dost ülkelerle istikrarı sağlamak ve İsrail'in Lübnan'a yönelik düşmanlıklarını durdurmak için yürüttüğü diplomatik çabaları ve girişimleri engellemeyi amaçlayan açık bir saldırganlık eylemidir" dedi.

Ulusal Haber Ajansı, Avn'un şu sözlerini aktardı: "Bu baskınlar, Lübnan'ın egemenliğinin yeni bir ihlalini ve uluslararası yükümlülüklerin açık bir şekilde çiğnenmesini temsil ediyor ve uluslararası toplumun iradesine, özellikle de Birleşmiş Milletler'in 1701 sayılı Kararına tam uyulmasını ve tüm hükümlerinin uygulanmasını öngören kararlarına karşı bir saygısızlığı yansıtıyor."

Bölgede istikrarı destekleyen ülkelere, "Lübnan'ın egemenliğini, güvenliğini ve toprak bütünlüğünü korumak ve bölgeyi daha fazla gerilim ve gerginlikten kurtarmak için saldırıları derhal durdurma ve uluslararası kararlara saygı gösterilmesi yönündeki sorumluluklarını üstlenmeleri" çağrısını yineledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre İsrail ordusunun Lübnan'ın doğusundaki Hizbullah komuta merkezlerini hedef aldığını söylediği baskınlarda en az 6 kişi öldü ve 25 kişi de yaralandı.


"Barış Konseyi"... Trump'ın vaatlerinin yeni bir sınavı

 Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
TT

"Barış Konseyi"... Trump'ın vaatlerinin yeni bir sınavı

 Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)

Washington, önceki gün Barış Konseyi'nin resmi açılışına tanık oldu. Bu hamleyi ABD Başkanı Donald Trump, kendisini bir barış başkanı olarak tanıtarak ve mesajını öncelikle Amerikan kamuoyuna yönelterek siyasi söyleminin merkezine yerleştirdi. Amerika Birleşik Devletleri artık dış politika dosyalarının iç mücadelenin bir parçası haline geldiği ve her diplomatik hamlenin seçmenler önünde Amerikan rolünün imajının yeni bir sınavı olduğu bir seçim yılına giriyor.

İran ile gerginliğin artmasıyla birlikte bölgedeki büyük askeri yığılma göz önüne alındığında şu soru gündeme geliyor: "İran'a önümüzdeki iki hafta içinde askeri bir saldırı düzenlenmesi durumunda Gazze ile ilgili müzakere edilen iyimser planlar nasıl gerçekçi olabilir?"

Öte yandan, "Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi"nin geçen akşam Geçici Polis Gücü'nde iş başvurularının alınmaya başlanacağını duyurmasının hemen ardından, Gazze'deki gençler başvurularını yapmak için yarışa girdiler.


Mladenov'un ofisi ile Filistin Yönetimi arasında iletişim ve koordinasyon için bir irtibat bürosu kurulması

Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
TT

Mladenov'un ofisi ile Filistin Yönetimi arasında iletişim ve koordinasyon için bir irtibat bürosu kurulması

Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)

Gazze Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi için hazırlanan Amerikan barış planının uygulanması kapsamında, ofisi ile Filistin Yönetimi arasında resmi bir irtibat bürosu kurulduğunu duyurdu.

Mladenov'un ofisinden dün yapılan açıklamada, "Filistin Yönetimi ile irtibat bürosunun kurulmasını memnuniyetle karşılıyoruz" denilerek, bu adımın iki taraf arasında resmi ve organize bir iletişim ve koordinasyon kanalı sağlayacağı, yazışmaların açık bir kurumsal mekanizma aracılığıyla alınıp iletilmesini güvence altına alacağı belirtildi.

Şarku'l Avsat'ın DPA'den aktardığına göre açıklamada Mladenov'un "(Barış Konseyi) ile Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi arasındaki irtibat görevlisi sıfatıyla, Gazze Şeridi'ndeki geçiş yönetimi, yeniden yapılanma ve kalkınmanın çeşitli yönlerinin (dürüstlük ve etkinlik içinde) uygulanmasını sağladığı" ifade edildi.

Yapılan açıklamada, Filistin Yönetimi irtibat bürosunun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından açıklanan 20 maddelik barış planını, Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı 2025 tarihli kararına uygun olarak uygulamak ve Gazze halkı ile bölge halkı için daha istikrarlı bir gelecek inşa etmeye katkıda bulunmak amacıyla, Filistin Yönetimi irtibat bürosuyla birlikte çalışma konusundaki istekliliği ifade edildi.

Filistin Yönetimi Başkan Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh ise yaptığı kısa açıklamada, duyuruyu memnuniyetle karşılayarak şunları söyledi: "Filistin Yönetimi'ne bağlı bir irtibat bürosunun kurulması duyurusunu memnuniyetle karşılıyoruz. Bu büro, Başkan Trump'ın planını ve Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı kararını uygulamak için (Barış Konseyi) temsilcisinin ofisi ile Filistin Yönetimi arasında resmi bir koordinasyon ve iletişim kanalı sağlayacaktır."

Bu gelişme, ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze Şeridi'ndeki savaşı sona erdirmeye yönelik planının ikinci aşamasının uygulanması bağlamında gerçekleşiyor. Kasım 2025'te BM Güvenlik Konseyi tarafından 2803 sayılı kararla onaylanan plan, yönetimi ve yeniden yapılanmayı denetlemek üzere geçici bir organ olarak "Barış Konseyi"nin kurulmasını ve geçici bir uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılmasını destekliyor.

Bulgar bir diplomat ve 2015-2020 yılları arasında Ortadoğu barış sürecinde BM özel temsilcisi olarak görev yapmış olan Mladenov, 2015 sonbaharından beri devam eden kırılgan ateşkes ortamında, yaygın yıkımın ardından yeniden yapılanmada büyük zorluklarla karşı karşıya olan Gazze'de "Barış Konseyi" ile Gazze Ulusal Yönetim Komitesi arasında koordinasyonu sağlamaktan sorumludur.

İrtibat ofisinin kurulması, Ramallah'taki Filistin Yönetimi ile Gazze'de yeni mekanizmalar arasındaki koordinasyonu artırmak için pratik bir adım olarak görülürken, kapsamlı silahsızlanma ve İsrail güçlerinin çekilmesi gibi planın bazı hükümlerinin uygulanması, Filistinli grupların tutumlarına ve sahadaki gelişmelere bağlı kalmaktadır.