Değişen ABD, değişen dünyaya geri dönüyor

ABD Başkanı ne zaman Ortadoğu'dan aşamalı olarak çıkmayı planlasa, bölgede olaylar ardı ardına gelir ve ABD, bölgeye geri döner

Bush Jr. o dönem ‘yurtiçiyle ilgili bir başkan’ olacağını açıkça ilan etti, fakat yurtdışıyla en çok ilgilenen ABD başkanı oldu (AP)
Bush Jr. o dönem ‘yurtiçiyle ilgili bir başkan’ olacağını açıkça ilan etti, fakat yurtdışıyla en çok ilgilenen ABD başkanı oldu (AP)
TT

Değişen ABD, değişen dünyaya geri dönüyor

Bush Jr. o dönem ‘yurtiçiyle ilgili bir başkan’ olacağını açıkça ilan etti, fakat yurtdışıyla en çok ilgilenen ABD başkanı oldu (AP)
Bush Jr. o dönem ‘yurtiçiyle ilgili bir başkan’ olacağını açıkça ilan etti, fakat yurtdışıyla en çok ilgilenen ABD başkanı oldu (AP)

Refik Huri
“Tablo sadece ABD’de siyah-beyaz değil. Doğu’da da işleri basitleştirme eğilimindeyiz.”
ABD’de bir yönetimden diğerine yetkilerin devri sırasında işler böyle görünse de bu, tüm eski politikalardan kopulacağı anlamına gelmiyor. Yönetimin devri sırasında bazı tutumlar sürmesi bazılarının ise sona ermesi ile ilgili daha önceki tecrübelerden bahsediliyor. Örneğin eski ABD Başkanı George W. Bush Jr. ve yeni muhafazakârların (neo-conservatives) maceralarından kaynaklanan huzursuzluk, genç Senatör Barack Obama'nın başkan seçilmesini sağladı. Obama'nın liberal politikalarına verilen tepkiler ve Beyaz Saray'da siyahi bir başkanın varlığı ise bir müteahhit olan Donald Trump’a başkanlık yolunu açtı. Trump'ın ABD siyasetinde onlarca yıldır varlığını sürdüren geleneklerden ve kırmızı çizgilerden uzaklaşmasının yarattığı sıkıntı da, kıdemli Senatör, eski Başkan Yardımcısı ve Washington'daki geleneksel siyasi düzenin öz evladı Joe Biden'ı başkanlığa taşıdı.  Fakat her biri ‘derin devletin’ koruyucularıyla ve onun hayati çıkarlarıyla çatıştılarsa da istedikleri değişiklikleri yapamadılar.
Seçilmiş Başkan Biden, ‘ABD geri döndü’ politikasıyla, Trump dönemine damgasını vuran ‘Önce Amerika’ politikasına hızlı bir yanıt verdi. Öyle ki Biden’ın, ABD'nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi olarak ataması beklenen Linda Thomas-Greenfield, “ABD geri döndü. Çok kutupluluk geri döndü. Diplomasi geri döndü” ifadelerin i kullandı. Biden yönetiminin dışişleri bakanlığına gelmesi beklenen Antony Blinken ise, ABD’nin yerini hiç kimsenin almadığını’ vurguladı. Fakat ABD’nin dört yıl önceki haline dönmesi kolay değil. Çünkü dünya, eski dünya değil. Hiçbir gücün alamayacağı bu pozisyon ve üstlenemeyeceği bu rolü, ABD de değişmeden alamayacak ve üstlenemeyecektir. Uzmanlar, askeri çatışmalarda olduğu gibi, siyasi uygulamalarda da hiçbir askeri planın kağıt üzerine çizildiği haliyle uygulanmadığını söylüyorlar. Generaller de bunu itiraf ediyorlar. Burada, pratikte hiçbir seçim programının ve siyasi algının korunmadığı mesajını vermek istiyorum.
Bush Jr.'a Başkanlığı kazandıktan sonra babası eski Başkan George W. Bush'un deneyiminden ne öğrendiği soruldu. Buna, “siyasi sermayeyi harcamam gerektiğini” diye yanıt verdi. Bununla babasının Irak askerlerini Kuveyt'ten çıkarmak için kod adı ‘Çöl Fırtınası Harekatı’ olan Birinci Körfez Savaşı’na girmesine rağmen ikinci kez seçilme savaşını kaybettiğini ileri sürüyordu. ABD, baba Bush döneminde Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra dünyanın tek süper gücü haline gelmişti. Çünkü baba Bush, siyasi sermayesini iç siyasette harcamamıştı.
Bush Jr. o dönem ‘yurtiçiyle ilgili bir başkan’ olacağını açıkça ilan etti. Fakat özellikle Afganistan ve Irak'ın işgali ve Ortadoğu'yu zorla değiştirme arayışı ile yurtdışıyla en çok ilgilenen ABD başkanı oldu. Biden ise seçim kampanyası sırasında halkın kendisine verdiği siyasi sermayeyi, hem iç hem de dış siyasetteki uzun deneyimiyle birlikte harcama niyetinde gibi görünüyor. İçerideki sosyal, ekonomik ve sağlık projelerinden, Trump'ın çekildiği ittifaklar, kuruluşlar ve uluslararası anlaşmalara yeniden odaklanmaya kadar bir çok alanla ilgilenen Biden’ın sloganı ise ‘ABD, müttefikleriyle birlikte masanın başına geçecek’, Blinken'ın tabiriyle ‘süper güç, dünyayı aldatmaz’ şeklindedir.
Ancak Biden’ın önündeki zorluklar çok büyük. Çin, Rusya, Kuzey Kore, İran, Türkiye, İsrail ve Arap ülkelerinde gerçekler ve hesaplar değişti. Oyuncuların kendileri zirvede kaldı. Biden’ın ekibinin çoğunlukla Obama yönetiminde görev yapanlardan oluşmasına rağmen, ABD’nin Trump öncesi hesapları değişmiş durumda. Ne zaman bir ABD başkanı Ortadoğu'dan aşamalı olarak çıkmayı planlasa, o bölgede olaylar ardı ardına gelir ve ABD, bölgeye geri döner. Amerikan halkı, dünya meselelerine karışmaktan ve trilyonlarca doları kanla ödemekten yorulduğunda, dünya kendisini ABD’nin yokluğundan ve dünya düzenini korumadaki rolünden korkar halde buldu. İçeride bariz bir bölünme söz konusu. Biden’ın yeniden bir araya çağrısını ne kadar başarılı bir şekilde yerine getireceğini ise kimse bilmiyor. Merkez, sosyal liberal ve ilerici siyaset izleyen Demokrat Parti içindeki liberal, ilerici ve muhafazakar akımlar arasında dengeyi sağlamak zor ve hassas bir görevdir.
Blinken, “Çin’in konumu güçlenirken bizim konumumuz zayıfladı”  itirafında bulundu ve “Müzakereye başlamadan önce sabırlı olmalı ve kendimizi toplamalıyız” dedi. Biden'ın Ulusal Güvenlik Danışmanlığı görevine seçtiği Jake Sullivan ise nükleer anlaşmaya geri dönme konusunun ‘İran'a bağlı’ olduğunu düşünüyor. Ancak sorunun çözümünün, Trump'ın çıktığı bir anlaşmaya otomatik olarak dönüş olmadığının da farkında. Eski Başkan Obama'nın ihmal ettiği İran’ın balistik füze programı ve bölgesel nüfuzu ile ilgili müzakere koşulları çoğaldı. Ruslarla oynan oyun daha da karmaşık bir hal aldı ve uzadı. Kuzey Kore ile sağırlar diyalogu yürütüldü. Türkiye ile de Saltanat hırsları konusunda çarpışıldı.  Körfez'deki hayati ortak çıkarların ve güvenliğin korunması, Trump'ın İran'ın Suudi Arabistan’daki petrol tesislerine düzenlediği füze saldırıları karşısında boş durmasından sonra oldukça isabetli olacaktır.
Blinken, ‘diplomasi ve caydırıcılık politikasının’ birleştirilmesi gerektiğini vurguluyor. Linda Thomas-Greenfield ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı William Burns tarafından kaleme alınan ve ‘Foreign Affairs’ dergisinde yayımlanan bir makalede, ‘Trump'ın dört yıllık başkanlığı boyunca ABD diplomasisini bozduğu, diplomasinin gücünü ve hedeflerini olduğu gibi değil, yeni bir gerçeklik temelinde yeniden canlandırılması gerektiği ve bununda yapılacaklar arasındaki en basit şey olduğu’ vurgulandı.
Fakat bilimde yenilik yapma konusunda usta olan ABD, siyaset ve diplomasi alanında o kadar da yaratıcı değildir.

*Independet Arabia'da yer alan Refik Huri'nin bu yazısı Şarku'l Avsat tarafından çevirisi yapılmıştır. 



Lavrov ve Arakçi: İran savaşını sona erdirmenin tek yolu diplomatik çözüm

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi (Arşiv-Reuters)
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi (Arşiv-Reuters)
TT

Lavrov ve Arakçi: İran savaşını sona erdirmenin tek yolu diplomatik çözüm

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi (Arşiv-Reuters)
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi (Arşiv-Reuters)

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi ile dün bir araya geldi. Moskova, iki tarafın, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik savaşıyla artan Ortadoğu’daki gerilimi sona erdirmenin tek yolunun diplomatik çözüm olduğu konusunda mutabık kaldığını açıkladı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı, Lavrov ile Arakçi’nin New York’ta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu çalışmaları kapsamında gerçekleştirdiği görüşmenin ardından yayımladığı açıklamada, “İran çevresindeki duruma odaklanılarak güncel bölgesel ve uluslararası meseleler ele alındı” ifadelerine yer verdi.

Açıklamada, “ABD ve İsrail’in hukuka aykırı eylemlerinin yol açtığı krizin diplomatik çözümünden başka bir alternatif bulunmadığı vurgulandı” denildi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, 2025 yılında ikili ilişkilerin geliştirilmesini ve savunma alanındaki iş birliğinin güçlendirilmesini öngören stratejik ortaklık anlaşması imzalamıştı. Ancak anlaşmada karşılıklı savunma hükmü bulunmuyor.

Pezeşkiyan, bu ayın başlarında İran savaşı konusundaki tutumu nedeniyle Putin’e teşekkür etmiş ve Moskova ile Tahran’ın birlikte “Amerikan tek taraflılığı” olarak nitelendirdiği anlayışa karşı koyabileceğini söylemişti.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Pezeşkiyan, dün yayımlanan bir röportajında, iki ülke arasındaki savaşın ne zaman sona ereceğine ABD’nin karar vermesi gerektiğini söyledi. Pezeşkiyan bu görüşünü, çatışmanın yıl sonuna kadar sona ermesinin mümkün olup olmadığı yönündeki bir soruya karşılık olarak dile getirdi.


Mamdani: Netanyahu hâlâ Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin tutuklama emri kapsamında aranıyor

New York Belediye Başkanı Zahran Mamdani (DPA)
New York Belediye Başkanı Zahran Mamdani (DPA)
TT

Mamdani: Netanyahu hâlâ Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin tutuklama emri kapsamında aranıyor

New York Belediye Başkanı Zahran Mamdani (DPA)
New York Belediye Başkanı Zahran Mamdani (DPA)

New York Belediye Başkanı Zahran Mamdani, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun dün Birleşmiş Milletler’de kendisine yönelttiği sert eleştirilere yanıt verdi. Mamdani, “hiçbir yalanın” Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından Netanyahu hakkında çıkarılan tutuklama emrini değiştirmeyeceğini söyledi.

Mamdani yaptığı açıklamada, “Başbakan Netanyahu, daha önce defalarca yaptığı gibi, konuşmasını Filistinlilere karşı işlediği soykırımın görüntüsünü güzelleştirmeyi amaçlayan asılsız yalanları tekrarlamak için kullandı. Ancak hiçbir yalan, kendisinin savaş suçları ve insanlığa karşı suç işlediği suçlamalarıyla Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından çıkarılan tutuklama emri kapsamında hâlâ aranıyor olduğu gerçeğini değiştiremez” ifadelerini kullandı.


Washington Zirvesi, ABD-Çin rekabetine yön vermeyi amaçlıyor

ABD Başkanı’nın, Çinli mevkidaşını dün Beyaz Saray’a gelişinde karşılama törenden (AFP)
ABD Başkanı’nın, Çinli mevkidaşını dün Beyaz Saray’a gelişinde karşılama törenden (AFP)
TT

Washington Zirvesi, ABD-Çin rekabetine yön vermeyi amaçlıyor

ABD Başkanı’nın, Çinli mevkidaşını dün Beyaz Saray’a gelişinde karşılama törenden (AFP)
ABD Başkanı’nın, Çinli mevkidaşını dün Beyaz Saray’a gelişinde karşılama törenden (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, dün Washington’da gerçekleştirdikleri zirvede iki süper güç arasındaki rekabetin seyrini kontrol altına almaya çalıştı.

Görüşmelerde çok sayıda anlaşmazlık konusu bulunmasına rağmen Trump, Şi ile ilişkilerinin güçlü olduğunu vurgulamaya özen gösterdi. Trump, “2016’daki ilk seçimimden bu yana Başkan Şi ile gerçekten büyük bir dostluk kurduk. Bu dostluk, karşılıklı saygıya ve halklarımızın hayati çıkarlarına dayanıyor” ifadelerini kullandı.

Şi ise Pekin ile Washington arasındaki rekabetin “sağlıklı olması ve kendi sınırları içinde kalması” gerektiğini söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre görüşmelerin gündeminde İran savaşı, Tayvan, ABD’nin Çin’e gelişmiş çip ihracatına yönelik kısıtlamaları, ticaret ve yapay zekâ gibi çeşitli konular yer aldı.

Şi, Trump’a Tayvan meselesinde “temkinli davranması” çağrısında bulundu. Çin’in ayrıca Washington ile Tahran’ın haziran ayında vardığı mutabakat zaptını uygulamaya yeniden dönmesini desteklediğini belirtti. Şi, yapay zekânın geliştirilmesinin de “her zaman insan denetimi altında” tutulmasının önemini vurguladı.