Irak: Haşdi Şabi, Sincar’daki teşkilatlarında PKK unsurlarını gizliyor

Geçen hafta Sincar’a ulaşan Federal güçlere ait askeri takviyeler (Reuters)
Geçen hafta Sincar’a ulaşan Federal güçlere ait askeri takviyeler (Reuters)
TT

Irak: Haşdi Şabi, Sincar’daki teşkilatlarında PKK unsurlarını gizliyor

Geçen hafta Sincar’a ulaşan Federal güçlere ait askeri takviyeler (Reuters)
Geçen hafta Sincar’a ulaşan Federal güçlere ait askeri takviyeler (Reuters)

Irak’ın kuzeybatısındaki Sincar ilçesinin Kaymakamı Hama Halil, dün yaptığı açıklamada, Sincar Anlaşması’nın uygulama sürecinin ilk aşamasının gerçekçi değil, formalite gereği olduğunu belirterek, anlaşma metninde PKK unsurlarının ilçe sınırlarının tamamından çıkarılması gerektiği ifade edilmesine rağmen PKK’ya bağlı Sincar Koruma Birlikleri’nin ilçe sınırları içinde bir yerden başka bir yere taşındığını söyledi.
Şarku’l Avsat’a konuşan Halil, “Merkezi hükümet ile IKBY hükümeti arasında imzalanan Sincar Anlaşması’nın uygulanmasına dair ilk adımlar, biçimsel bir yapı kazandı. Zira Sincar Koruma Birlikleri’nin kentin içindeki yerleri Sincar Dağı’ndaki başka yerlerle değiştirildi. Sincar Koruma Birlikleri’nin büyük bir bölümü Haşdi Şabi’nin saflarına katıldı. Anlaşma, onların Sincar bölgesinin tamamından çıkarılmalarına hükmediyor. Ayrıca anlaşmanın, silahlanma tezahürlerinin engellenmesi ve güvenlik dosyasının yerel polise ve Irak ordu güçlerine teslim edilmesiyle ilgili maddesinde Haşdi Şabi gruplarının da kentten çıkmasına hükmediliyor” ifadelerini kullandı.
Irak merkezi hükümeti, Sincar’daki durumun normalleşmesi ve ilçenin idari, güvenlik ve hizmet alanlarında ortak bir şekilde yönetilmesi amacıyla 9 Ekim’de IKBY hükümeti ile anlaşmaya vardı.
Ninova Vilayet Meclisi Sincar Temsilcisi Davud Cundi, yaptığı açıklamada, “Sincar Anlaşmasının ilk aşamalarının uygulanması iyi bir şekilde gerçekleşti. Zira çekilme fiilen tamamlandı. Nitekim imzalanan anlaşmanın maddeleri uyarınca federal güçlerin, Sincar Koruma Birlikleri’nin yerini almaya gelmesinin ardından Birlikler Sincar kentinin idari sınırlarına çekildi. Anlaşma, bu birliklerin Sincar ilçesinin tamamından çıkarılmalarına hükmetmiyor. Anlaşmanın yorumlamasıyla ilgilenen kişiler, buradaki maksadın birliklerin yalnızca Sincar kasabasından çıkarılması olduğunu ve diğer kasaba ve köyleri kapsamadığını görürler. Böylece anlaşma genel anlamıyla uygulanmış oldu” dedi.
Sincar Koruma Birlikleri’nin ilçenin tamamından çıkarılmasıyla ilgili taleplere de değinen Cundi, “Bu birlikler, Haşdi Şabi’nin bir parçası ve Fethu’l Mubin Tugayı’na bağlı. Bu birliklerin unsurları Iraklı ve Sincar halkından. Hiçbir tarafın onları Sincar’ın tamamından ve hatta bazılarının talep ettiği gibi Irak’ın tamamından çıkarmaya hakkı yok. Hedef Sincar kasabalarının içerisinde silahlanma tezahürlerinin bulunmasını engellemek, Bağdat’tan gelen Federal Polis Güçleri’nin Sincar kasabası içindeki toprağı kontrol etmeyi üstlenmesidir ve sonra ikinci adım, Irak ordusu 20. Tümen birliklerini kapsıyor. Bunun akabinde çıkarılması konusunda uzlaşılan Haşdi Şabi grupları ve Sincar Koruma Birlikleri güçleri var” ifadelerini kullandı.
Sincar ilçesinden üst düzey bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Sincar Koruma Birlikleri 2018’de kurulmasından bu yana, PKK’lı grupların ve güçlerin tamamının yer aldığı Fethu’l Mubin Tugayı’na bağlı olarak varlığını sürdürüyordu. Sincar’daki durumların normalleşmesiyle ilgili son anlaşmanın ardından Fethu’l Mubin Tugayı’nın adı Haşdi Şabi’deki 80’inci Tugay olarak değiştirildi. Sincar Koruma Birlikleri’na bağlı yaklaşık 3 bin 500 savaşçı bulunuyor. Maaşlarını Haşdi Şabi Heyeti’nden alıyorlar. Yeni değişiklik uyarınca bu güçler resmi olarak artık Haşdi Şabi’ye bağlandı” diye konuştu.

IKBY: Anlşama açık ve nettir, PKK, yalnıza Sincar ilçe merkezi değil, ilçenin tamamından uzaklaştırılacak
Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Savcılık üyesi ve hukuk uzmanı Hakim Abdussettar Ramazan, yaptığı açıklamada şunları kaydetti:
“Sincar Anlaşması açık ve nettir, bir bütünden oluşuyor ve parçalanması kabul edilemez. Yani anlaşmanın uygulanması sıralı ve birbiriyle bağlantılıdır. Anlaşma birçok başlık içeriyor; idari, güvenlik, yeniden imar. Iraklı olmayan güçlerin Sincar’dan çıkarılmasıyla ilgili husus, güvenlik başlığı içerisinde yer alıyor. Zira güvenlik başlığının A fıkrası, Sincar’daki güvenliğin sorumluluğunu yerel polis, ulusal güvenlik birimi ve istihbaratın üstlenmesini, tüm silahlı oluşumların Sincar ilçesi dışına çıkarılmasına hükmediyor. Bu ifade açık ve nettir. Yani, PKK, yalnıza Sincar ilçe merkezi değil, ilçenin tamamından uzaklaştırılacak.”

KDP: Çekilme duyurusu tiyatrodan başka bir şey değil
Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) Sincar ilçe sorumlusu Kadir Kaçak, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, “Sincar Koruma Birlikleri’nin çekildiğine dair yapılan duyuru, tiyatrodan başka bir şey değil. Yapılan şey, sadece isim ve yer değişikliğidir. Anlaşma, Iraklı olmayan bu grupların Sincar’dan çıkarılmasına hükmediyor. Gerçekte ise isimleri değiştirildi ve işgal ettikleri bazı resmi binalardaki bayrakları kaldırıldı ancak geriye kalan diğer karargahlarında halen bayrakları ve Abdullah Öcalan’ın posterleri duruyor. Bu, imzalanan anlaşmayı atlatmaktır. Zira bu güçler Haşdi Şabi grupları ve diğer teşkilatların içinde gizleniyorlar” dedi.



Washington ve Tahran arasında Irak: Oyunun kurallarında bir değişiklik mi yoksa yeni bir dönem mi?

Iraklı kadınlar, Bağdat'ın Anbari mahallesinde evlerin duvarlarına çizilmiş resimlerin önünden geçiyor 10 Nisan 2023
Iraklı kadınlar, Bağdat'ın Anbari mahallesinde evlerin duvarlarına çizilmiş resimlerin önünden geçiyor 10 Nisan 2023
TT

Washington ve Tahran arasında Irak: Oyunun kurallarında bir değişiklik mi yoksa yeni bir dönem mi?

Iraklı kadınlar, Bağdat'ın Anbari mahallesinde evlerin duvarlarına çizilmiş resimlerin önünden geçiyor 10 Nisan 2023
Iraklı kadınlar, Bağdat'ın Anbari mahallesinde evlerin duvarlarına çizilmiş resimlerin önünden geçiyor 10 Nisan 2023

İyad el-Anbar

Iraklı siyasetçiler bugünlerde seçim yarışının polemikleri ile meşgulken, Irak vatandaşları daha çok bölgesel gelişmeler çerçevesinde Irak'ın önümüzdeki günlerde karşılaşabileceği tehditler, her yıl tekrarlanan kesintiler sebebiyle sıkıntı çektikleri elektrik gibi kesintiye uğrayan hizmetlere ilişkin sorulara yanıt bulmakla ilgileniyorlar.

Belki de vatandaşların acil ihtiyaçları ile bilinmeyen bir gelecekten duyulan korku arasında bu düşünce farkını yaratan, yetkililerin körlüğüdür. Yetkililer, yaklaşan seçimler için tüm enerjilerini seferber ederek, siyasi alanda etkilerini sürdürmek için rakiplerini devirmek ve taraftar kitlesini genişletmek için rekabet etmektedirler.

Buna ilave olarak, Tahran ve Tel Aviv arasında yeni bir savaş dalgası hipotezi ve Irak'ın bu savaşın alevlerinden kaçınmak için henüz tehlike bölgesinden ayrılmadığı yönündeki görüşler sık ​​sık tekrarlanmaya başlandı. Dışişleri Bakanı Marco Rubio’dan verilen ve Bağdat'taki ABD Maslahatgüzarı tarafından da yinelenen açık Amerikan mesajları, Haşdi Şabi Güçleri yasasının kabulünün reddedildiğini gösteriyor. Buna karşılık, Hamaney'in Danışmanı’ndan, İran'ın Irak'ta Haşdi Şabi Güçleri’nin silahsızlandırılmasını reddettiğini duyurduğu açıklamalar geldi. Böylece Haşdi Şabi yasası meselesi Irak içinde ve dışında siyasi bir tartışmaya ve Şii siyasi partileri arasında bir seçim kampanyasına dönüştü. Sonuç olarak anlaşmazlık, Haşdi Şabi’ye Şii çoğunluk yönetiminde somutlaşan bir siyasi sistem ve demokrasinin koruyucusu olarak yeni bir kimlik kazandırmayı amaçlayan bir yasanın kabulü üzerinedir! Öte yandan, Koordinasyon Çerçevesi liderliğindeki anlaşmazlıklar, Haşdi Şabi üyelerinin emeklilik haklarını güvence altına alan hizmet ve emeklilik yasasının geçirilmesini geciktirdi.

Tahran'ın Şii siyasi kararı üzerindeki kontrolü ve birçok Sünni siyasi lideri yanına çekmesi göz önüne alındığında, İran'ın Irak'taki nüfuzunu azaltmaya çalışmak neredeyse imkânsız bir görev haline geldi

Gerçek şu ki, ABD askeri kuvvetlerinin Ayn el-Esed Üssü ile Bağdat Havalimanı’ndan çekilip Erbil'deki Harir üssüne yeniden konuşlandırılması, Bağdat ve Washington arasındaki ilişkiler hakkında birçok spekülasyona yol açan bir hamle. Irak Silahlı Kuvvetler Başkomutanlığı'ndan yapılan açıklamada bu gelişme, “hükümetin bir başarısı ve Irak'ın terör ile mücadele etme ve başkalarından yardım almadan güvenlik ve istikrarı sağlama gücünün bir göstergesi” olarak nitelendirildi. ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği'nden yapılan açıklamada ise Uluslararası Askeri Koalisyonun Irak misyonunda “daha geleneksel bir ikili güvenlik ortaklığına” geçiş adımı olarak nitelendirildi.

Bu açıklamalara rağmen, askeri çekilme duyurusu sürpriz bir hamleydi! Zira Uluslararası Koalisyonun Irak'taki görevinin sona ereceği tarih olarak 2026 yılı sonu belirlenmişti. Yaşanan ise ABD askeri kuvvetlerinin Irak'tan tamamen çekilmesi değil, Erbil'e kaydırılmasıydı.

ABD askeri varlığının Irak Kürdistan Bölgesi'ne taşınması yönündeki hamleyi açıklayabilecek üç hipotez var. İlk hipotez, federal hükümetin nüfuzu altındaki bölgelerin, özellikle 11 Ekim 2023'ten bu yana bu kuvvetlerin tekrar tekrar hedef alınması ve Bağdat hükümetinin onları koruyamaması göz önüne alındığında, artık bu kuvvetlerin varlığı için güvenli olmamasıdır. Bu hamle, ABD'nin yoğun bir şekilde dahil olacağı İran ve İsrail arasında yeni bir savaş dalgası olasılığının ve bu nedenle, ABD’nin Irak'taki askeri varlığını güvence altına almaya çalıştığının bir göstergesi de olabilir.

 Bağdat'taki İran Büyükelçiliği önünde düzenlenen yas töreni sırasında İsrail tarafından öldürülen İranlı ve Lübnanlı yetkililere ait posterler taşındı 28 Haziran (AFP)Bağdat'taki İran Büyükelçiliği önünde düzenlenen yas töreni sırasında İsrail tarafından öldürülen İranlı ve Lübnanlı yetkililere ait posterler taşındı 28 Haziran (AFP)

İkinci hipotez, İran'ın Şii siyasi kararı üzerindeki kontrolü, birçok Sünni siyasi lideri kendisine çekmesi ve sahadaki silahlı vekillerinin nüfuzu göz önüne alındığında, Irak'taki İran nüfuzunu azaltmanın neredeyse imkânsız bir görev haline geldiğini öne sürüyor.

Üçüncü hipotez ise Husilerle birlikte İran’ın bölgede kalan son silahlı vekilleri oldukları göz önüne alındığında, Irak'taki silahlı gruplara karşı askeri bir saldırı düzenlemeye hazırlık olarak bu kuvvetlerin nakledildiği olasılığını öne sürüyor. Şarku’l Avsat’ın al Majalla’dan aktardığı analize göre Ortadoğu yeniden yapılandırılırken Irak'ın bunun dışında kalacağına, ister askeri güçle Irak'a baskı yaparak, ister yaklaşan seçimlerden sonra siyasi nüfuz düzenlemesine müdahale ederek Irak’ın yeniden yapılandırılmayacağına inanan herkes, kendini kandırıyor.

Haşdi Şabi Güçleri yasasının kabulü konusunda hükümete ve meclise yönelik son Amerikan tehditleri, ABD'ye düşmanlık bayrağını yükselten Şii siyasi güçler için bir meydan okuma oluşturuyor olabilir

Ayrıca, Ali Laricani'nin İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri olarak atanmasının ardından Irak'a yaptığı ziyaret, İranlı siyasi karar vericilerin Irak'taki nüfuzlarını sergileme girişimlerinin bir yansımasıydı. Laricani'nin Irak ve İran arasında güvenlik anlaşması imzalandığı hakkındaki açıklamaları, Irak'ın kendisine saldırmak isteyen herkese karşı İran'ın yanında yer alacağına işaret ediyordu. Tesnim Haber Ajansı, Laricani'nin katıldığı bir televizyon programında söylediği şu sözleri aktardı: “İran ve Irak arasındaki güvenlik anlaşmasının temel noktası, her iki ülkenin de bireylerin, grupların veya üçüncü ülkelerin kendi aralarındaki anlaşmalara ve güvenliklerine müdahale etmesine, topraklarını birbirlerine karşı kullanmamasına veya başka bir ülkenin iki ülkenin iç güvenlik işlerine müdahale etmesine izin vermeme taahhüdüdür.” Buna karşılık, Irak Ulusal Güvenlik Danışmanı, Irak ve İran arasında bir güvenlik anlaşması imzalanmadığını, “sadece İran-Kürt muhalefetine ilişkin bir mutabakat zaptı” imzalandığını belirterek, bu anlaşmanın önemini küçümsedi.

 21 Haziran'da İran'da İsrail hava saldırısında öldürülen Hizbullah Genel Sekreteri’nin  “Ebu Ali” lakaplı koruması Hüseyin Halil'in cenaze töreni sırasında Bağdat'ta Irak Haşdi Şabi Güçleri, (AFP)21 Haziran'da İran'da İsrail hava saldırısında öldürülen Hizbullah Genel Sekreteri’nin  “Ebu Ali” lakaplı koruması Hüseyin Halil'in cenaze töreni sırasında Bağdat'ta Irak Haşdi Şabi Güçleri, (AFP)

Bugüne kadar, Trump yönetimi içinde Irak'a yönelik net bir Amerikan stratejisinin varlığını öngörmek imkânsız. ABD'nin Irak Büyükelçiliği makamı boş kalmaya devam ediyor; bu da en azından şimdilik böyle bir stratejinin yokluğunun göstergesi. Ancak Amerikalılar, Irak'ın en önemli ekonomik sorunları olan petrol ihracatı ve dolar sorununa karşı ekonomik yaptırımlar uygulama tehdidinde bulunmaktan çekinmiyor.

Bağdat'taki politikacılara gelince, ABD yönetimiyle ilişkilerin geleceğine dair kritik sorulara henüz bir cevap vermiş değiller. ABD’ye düşmanlık ve Irak'taki askeri varlığını reddetme sloganını benimseyen hükümet ve Koordinasyon Çerçevesi Güçleri, Irak ve ABD arasındaki ilişkinin yeni özelliklerini çizmek için herhangi bir seçenek sunmaktan kaçınıyor. Bu ilişki stratejik bir ortaklık veya dostça ilişkiler çerçevesinde mi olacak, yoksa dost ve düşman olarak nitelendirmeye devam mı edeceğiz?

Ancak Muhammed Şiya es-Sudani hükümeti, elbette Koordinasyon Çerçevesi Güçleri'nin de onayıyla, Amerikan şirketlerinin, özellikle de petrol şirketlerinin Irak'a dönüp yeniden yatırım yapması için harekete geçti. Hükümet, Petrol Bakanlığı ile Amerikan şirketi Chevron arasında belirlenen bir dizi bloğun geliştirilmesi için ön anlaşma imzaladı. Sudani hükümeti de şirketin Irak'a dönüşünü memnuniyetle karşıladı. Irak'ın ABD ile ilişkisinin “stratejik bir ilişki” olduğu vurgulandı. Hükümet, petrol sektörünün durumunu iyileştirmeye verdiği önemin yanı sıra, Irak'ta çalışacak şirketleri de cezbetmeye çalıştı.

Haşdi Şabi Güçleri yasasının kabulü konusunda hükümete ve meclise yönelik son Amerikan tehditleri, ABD’ye düşmanlık bayrağını yükselten Şii siyasi güçleri için bir meydan okuma oluşturuyor olabilir. Zira Amerikalılarla çatışmanın tırmanmasında en büyük kaybedenlerin muhtemelen Şii siyasi güçleri olacağını anlamalılar, çünkü Kürt siyasetçiler Amerikalılarla stratejik bir ittifak kurma konusunda kesin kararlarını verdiler. Kazanımlarını korumanın, bölgedeki varlıklarını reddeden bölgesel güçlere karşı Amerikan korumasına bağlı olduğuna tamamen ikna olmuş durumdalar. Öte yandan Sünni siyasi güçler, Amerikalılarla ilişkilerde gerilimi tırmandırma veya ilişkileri kesme kararına katılmayı kabul etmeyecektir. Bu arada, Şii siyasi güçleri zorlu bir meydan okumayla karşı karşıya kalacaklar, çünkü Amerikalılarla yüzleşme kararından öncelikli olarak onlar sorumlu olacak ve bunun ekonomik ve askeri sonuçlarına katlanmak zorunda kalacaklar. Bu rejim Amerikan himayesini kaybettiğinde ise orta ve güney bölgelerde nüfuz ve kazanımlar konusunda bir Şii-Şii çatışması aşamasına geçebilir.

Irak'taki çatışma ve rekabetin iki tarafı, yani Tahran ve Washington arasında siyasi düzeyde oyunun kurallarını değiştirmeye yönelik söylemlerle tutarlı yeni bir Amerikan stratejisinin benimsendiğine dair bugüne kadar hiçbir gösterge yok

Irak'ta İran ve ABD arasındaki oyunun kuralları, İran'ın en üst düzeylerde ve siyasi karar alma düzeyindeki siyasi nüfuzuna, ona paralel olarak İran ile ideolojik olarak bağlantılı askeri figürlerin varlığı aracılığıyla resmi olmayan askeri nüfuzuna işaret ediyordu. Buna karşılık, Amerikan kuvvetlerinin resmi bir askeri varlığı mevcut; ancak siyasi nüfuz düzeyinde, Başkan Barack Obama'dan Başkan Joe Biden'a kadar önceki Amerikan yönetimlerinin hataları birikmiş durumda. Başkan Donald Trump'ın ilk döneminde bile, Irak'a yönelik net bir Amerikan stratejisi yoktu. Görünen o ki, Irak'taki çatışma ve rekabetin iki tarafı, yani Tahran ve Washington arasında siyasi düzeyde oyunun kurallarını değiştirmeye yönelik söylemlerle tutarlı yeni bir Amerikan stratejisinin benimsendiğine dair bugüne kadar hiçbir gösterge yok.

Irak Başbakanlık Ofisi tarafından yayımlanan bir fotoğrafta, Başbakan Muhammed Şiya Sudani (ortada), İran Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Ali Laricani (solda) ve Irak Ulusal Güvenlik Danışmanı Kasım el-Araci'nin 11 Ağustos'ta Bağdat'ta ikili bir güvenlik anlaşması imzalamasını izliyor (AFP)Irak Başbakanlık Ofisi tarafından yayımlanan bir fotoğrafta, Başbakan Muhammed Şiya Sudani (ortada), İran Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Ali Laricani (solda) ve Irak Ulusal Güvenlik Danışmanı Kasım el-Araci'nin 11 Ağustos'ta Bağdat'ta ikili bir güvenlik anlaşması imzalamasını izliyor (AFP)

Ancak siyasi güçlerin duruşu ile ilgili en büyük sorun, özellikle Şii siyasi güçlerin, Tahran ve Washington arasındaki çatışma döngüsünden kendilerini uzaklaştıracak bir siyasi duruş sergilemek istememeleri. Bu nedenle, Irak'taki siyasi güçler bu döngüden kaçamaz. Çünkü Amerikalılara yönelik duruşları yalnızca Irak meseleleriyle ilgili değil, aynı zamanda İran-Amerikan ilişkilerindeki gerginlik veya sükunetle, hatta bölgedeki hararetli gelişmelerle de tamamen örtüşüyor. İşleri Irak'taki siyasi partilerin arzularından daha karmaşık hale getiren ise Irak'ın, ister yatıştırma ister gerilimi artırma yoluyla olsun, Amerikan çıkarlarına ve oradaki varlığına karşı mesajlar göndermek için en etkili arena olduğuna inanan Tahran'daki siyasi karar vericiler ile Irak'taki bazı siyasi aktörlerdir.

*Bu analiz Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli al Malalla dergiisinden çevrilmiştir.


Iraklılar, Uluslararası Koalisyon’un askeri misyonunun sona erdirilmesi konusunda şüphe duyuyor

Irak’ın Anbar vilayetindeki Aynu’l Esed Hava Üssü (Reuters)
Irak’ın Anbar vilayetindeki Aynu’l Esed Hava Üssü (Reuters)
TT

Iraklılar, Uluslararası Koalisyon’un askeri misyonunun sona erdirilmesi konusunda şüphe duyuyor

Irak’ın Anbar vilayetindeki Aynu’l Esed Hava Üssü (Reuters)
Irak’ın Anbar vilayetindeki Aynu’l Esed Hava Üssü (Reuters)

Irak ve ABD, 2024 yılında iki taraf arasında imzalanan anlaşmaya göre Uluslararası Koalisyon güçlerinin çekilme takvimini belirleme taahhüdünü teyit etmesine rağmen, siyasi güçler çekilme sonrası ne olacağına dair beklentiler nedeniyle resmî açıklamaya şüpheyle yaklaşıyor.

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani'nin geçen yıl ABD'ye yaptığı ziyaret sırasında Amerikan tarafıyla imzaladığı anlaşma, çekilmenin Eylül 2025'te başlayıp gelecek yılın aynı döneminde sona ereceğini öngörüyor.

Şarku’l Avsat’ın Şafak News’ten aktardığına göre, ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Sözcüsü geçen hafta Irak'tan ‘düşüncesiz bir çekilme’ olacağına dair söylentileri yalanladı. Sözcü, “Böyle bir çekilme, ülke dışındaki silahlı grupların doldurabileceği bir güvenlik boşluğu yaratabilir” dedi.

Pentagon Sözcüsü, “Koalisyonun Irak'taki askeri misyonunu bu ay (eylül) sona erdirmeye kararlıyız. 2026 yılının eylül ayına kadar Irak'taki üslerden Suriye'de DEAŞ'ı yenmek için operasyonları desteklemeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Sözcü ayrıca, ‘geçiş dönemi sona erdikten sonra ABD'nin Irak ile ikili güvenlik iş birliği ilişkisini sürdüreceğini’ bildirdi.

Diğer yandan Bağdat'taki ABD Büyükelçiliği Sözcüsü, ABD güçlerinin bugünden itibaren Bağdat'ı tamamen tahliye edeceği yönündeki haberleri yalanladı.

Büyükelçilik Sözcüsü’ne göre, Birleşik Ortak Görev Gücü-Doğal Kararlılık Operasyonları şu anda Uluslararası Koalisyon güçlerinin Irak'taki askeri operasyonların sona erdirilmesi için kararlaştırılan takvime göre çalışıyor. Bu, 27 Eylül 2024'te yayınlanan ve Irak'ta Uluslararası Koalisyon’un askeri misyonunun sona erdirilmesine ilişkin takvimi açıklayan ortak bildiride belirtilenlere dayanıyor. Şarku’l Avsat daha önce, Irak'taki ABD güçlerinin, İran ile olası bir savaşın artan tehditlerine uyum sağlamak için yeni bir yeniden konuşlandırma sürecine girdiğini açıklamıştı.

Kaynaklara göre yeniden konuşlandırma, Washington ve Bağdat arasında Eylül 2025'te yüzlerce askerin çekilmesi konusunda yapılan anlaşmada herhangi bir değişiklik içermiyor.

Bir ABD yetkilisi, ‘Irak ve çevresindeki yeni güvenlik riski haritasına yanıt olarak’ bölgedeki ABD üsleri arasında yeni bir yeniden konuşlandırma yapıldığını açıkladı.

Güvenlik ortaklıkları

Irak hükümeti ise ‘Uluslararası Koalisyon’un Irak'taki misyonunun sona ermesinin, Irak hükümeti ile Uluslararası Koalisyon ülkeleri arasında yapılan, 2025 ve 2026 eylül aylarını zaman çizelgesi olarak belirleyen ve Irak ile Uluslararası Koalisyon ülkeleri arasındaki ilişkileri 2014 öncesi aşamaya geri götüren ortak ikili ilişkilere kaydıran anlaşmaya uygun olarak ilerlediğini’ doğruladı.

Irak Başbakanı’nın danışmanı Hüseyin Allavi, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, “Irak güvenlik istikrarına tanık oluyor, silahlı kuvvetler toparlanıyor ve savaşa hazırlıkları çok yüksek. Ancak hükümet şu anda güvenlik iş birliği, silah alımı ve bunların yönetimi konusunda eğitim amacıyla Washington, Avrupa ülkeleri ve NATO ülkeleriyle ikili güvenlik ortaklıkları kurma yolunda ilerliyor… Uluslararası Koalisyon’un misyonunun sona ermesi, Irak'ın güvenlik kapasitesinin ve DEAŞ kalıntılarıyla savaşı yönetme yeteneğinin değerlendirilmesinden sonra gerçekleşti. Artık bu terör örgütünün geri dönüşünden korkulmuyor” ifadelerini kullandı.

Irak’ın Anbar vilayetinde bulunan Aynu’l Esed Hava Üssü’ndeki Uluslararası Koalisyon eğitmenleri (CENTCOM)Irak’ın Anbar vilayetinde bulunan Aynu’l Esed Hava Üssü’ndeki Uluslararası Koalisyon eğitmenleri (CENTCOM)

Maliki koalisyonunun şüpheleri

Buna rağmen, Nuri el-Maliki liderliğindeki Kanun Devleti Koalisyonu, ABD'nin Irak'tan çekilmesinin varlığından şüphe duyuyor. Koalisyon milletvekillerinden Hüseyin el-Maliki bugün yaptığı basın açıklamasında, “ABD güçlerinin Irak'tan çekilme niyeti yok. Şu anda gerçekleşen askeri hareketler sadece üsler arasında askerlerin yeniden konuşlandırılması ve rotasyonundan ibaret” dedi.

Hüseyin el-Maliki, ‘Amerikalıların sadece Aynu’l Esed Hava Üssü ve bazı diğer üslerdeki hassas askeri pozisyonları değiştirmek için çalıştıklarını ve bazılarının iddia ettiği gibi amaçlarının çekilmek olmadığını’ açıkladı.

El-Maliki, ‘ABD'nin Irak ve Suriye'deki operasyonları için Ürdün'den tedarik hatları bulunan bir fırlatma rampası ve merkezi bir üssü olduğunu ve bu nedenle Irak'tan gerçek bir çekilme olmadığını’ düşünüyor.


Batı Suriye'deki "terörist hücrelerini" hedef alan bir güvenlik operasyonu

Suriye ordusuna bağlı iki asker Şam'ın dış mahallelerinde görüldü (EPA)
Suriye ordusuna bağlı iki asker Şam'ın dış mahallelerinde görüldü (EPA)
TT

Batı Suriye'deki "terörist hücrelerini" hedef alan bir güvenlik operasyonu

Suriye ordusuna bağlı iki asker Şam'ın dış mahallelerinde görüldü (EPA)
Suriye ordusuna bağlı iki asker Şam'ın dış mahallelerinde görüldü (EPA)

Suriye İçişleri Bakanlığı bugün yaptığı açıklamada, “batıdaki Tartus vilayetinde yasadışı terörist hücrelere ait saklanma yerlerini hedef alan” bir güvenlik kampanyasının başlatıldığını duyurdu.

Bakanlık Facebook sayfasından yaptığı açıklamada, "Tartus Valiliği İç Güvenlik Komutanlığı tarafından başlatılan güvenlik operasyonunda, İç Güvenlik Kuvvetleri mensuplarına ve tesislerine yönelik terör saldırıları düzenleyen yasadışı terör hücrelerine ait sığınaklar hedef alındı. En son olarak Tartus şehrinin girişlerinden birinde bir İç Güvenlik devriyesini hedef alan saldırıda iki personelimiz şehit oldu" ifadelerine yer verdi.

Bakanlık, "Güvenlik operasyonu halen devam ettiğini" belirtti.

Esed rejiminin düşüşünden bu yana, Kamu Güvenliği Müdürlüğü, askeri operasyon birimleriyle iş birliği içinde, “savaş suçluları ve suçlara karışanları” aramak için Suriye'nin çeşitli vilayetlerinde periyodik olarak güvenlik operasyonları başlattı.