Golan halkı Yahudileştirme planını protesto etmek için greve gitti

İşgal altındaki Golan'da bulunan Mecdel Şems köyündeki Suriye bayrakları. (AFP)
İşgal altındaki Golan'da bulunan Mecdel Şems köyündeki Suriye bayrakları. (AFP)
TT

Golan halkı Yahudileştirme planını protesto etmek için greve gitti

İşgal altındaki Golan'da bulunan Mecdel Şems köyündeki Suriye bayrakları. (AFP)
İşgal altındaki Golan'da bulunan Mecdel Şems köyündeki Suriye bayrakları. (AFP)

İsrail işgal güçleri, Golan Tepeleri’nde elektrik enerjisi üretmek için rüzgar türbinlerinin kurulması kararını protesto etmek için sokaklara dökülen yüzlerce Suriyeli çiftçiye saldırdı. Ayrıca halkı 3 bin 500 dönümlük topraklarına el koymak ve bölgenin Yahudileştirilmesi için hazırlık yapmakla tehdit etti.
Çiftçiler İsrail güçlerine direnerek çatıştı. Çatışmalar sonucu 9 sivil ve 4 polis yaralandı. Olayın ardından İsrail, rüzgar türbinlerinin kurulması kararından geri adım attı.
Bölge halkı dün, plana karşı yürütülen protestolar kapsamında iş bırakma grevi başlattıklarını duyurdu. Ayrıca "İşgal yetkililerinin bölgedeki güvenlik durumundan yararlanarak Golan'ı Yahudileştirmek ve buradaki İsrail işgal varlığını güçlendirmek doğrultusunda daha fazla değişikliğe gidildiği” vurgulandı.
Bu sorun, yaklaşık iki yıl önce İsrail yetkililerinin Mecdel Şems, Bukata, Mas’ada ve Ayn Kanya köylerinde Suriyelilere ait tarım arazilerinin ortasında elektrik enerjisi üretimi için 25 adet dev rüzgar türbini kurma kararına dayanıyor. Golan halkı söz konusu projeyi, "insanların hayatlarını tehdit eden, topraklarının en önemli bölümlerini elinden alan ve tarım arazilerinin, hayvanların ve kuşların büyük bir yüzdesi için potansiyel risk oluşturan gerçek bir felaket" olarak değerlendiriyor. Halk, projeye karşı mücadele için bir halk komitesi kurdu. Bölge halkı, yetkililerle diyalogları sonucu projenin Golan'daki İsrail yerleşimleri için elektrik enerjisi üretiminin çok ötesinde olduğunu ve projenin ilhak, işgalin istikrara kavuşturulması ve buradaki yerleşimin genişletilmesi ile ilgili siyasi boyutları olduğunu fark ettiklerini ifade ettiler. Projeyle ilgili bir çalışmada, söz konusu türbinlerin yaklaşık 300 ila 500 metre mesafeden hava çekme gücüne sahip olduğuna dikkat çekildi. Bu durumun tarım alanlarını kuşlar için bir mezbahaya dönüştüreceği, birçok kuş türünün neslinin tükenme tehlikesine maruz kalacağı ve bunun bölge halkının evlerinde bulunan ve kuşlarla beslenen kara hayvanlarına da yansıyacağı kaydedildi.
Halk komitesi, akademik araştırmalara dayanarak rüzgar türbinlerinin gürültüsünün Golan'daki normal yaşamı ve turizmi etkileyerek tüm bölgeyi yaşanmaz hale getirebileceğini açıkladı. Ayrıca bunun fiziksel ve zihinsel sağlık üzerindeki olası etkilerine dikkat çekilerek türbinlerin işitme duyusunu etkileyen ve bunama, epilepsi, dengesizlik ve baş ağrısı gibi diğer hastalıklara neden olan infrasound (ses ötesi) dalgalar yaydığı bildirildi. Daha tehlikelisi, iç organlarda kanamaya bile yol açabileceğine dikkat çekildi.
Komite, Golan halkının projenin engellemesi talebini içeren bir dilekçe için geçtiğimiz yıl imza toplamaya çalıştı. Ayrıca ortak bir pozisyona sahip olan Toprakları Korumak için Halk Hareketi adlı Golan'daki Suriyeli grup, sosyal yaşam, çevre, ekonomi ve turizm üzerinde tehlikeli etkileri olacak böyle bir projeye tamamen karşı olduğunu açıkça belirterek hayatlarının ve çocuklarının yaşamı pahasına alınan tüm kararların karşısında olacaklarını vurguladı. Sürece “Gelecek Nesiller Bizi Sorumlu Tutmasın Hareketi” de dahil oldu. Önceki gösterilere, işgal altındaki Golan'da projeye karşı koymak için yüzlerce kişi katılmıştı.
Ancak işgal yetkilileri bu muhalefeti umursamadı ve geçen pazar günü araziyi sahiplerinden satın aldıklarını iddia ederek çalışmaya başladı. Bunun üzerine dini ve sosyal komite salı akşamı Golan'daki Ebu Zerr el-Gıfari türbesinde toplandı ve tüm Golan’da grev kararı aldı. Topluluk, arazi üzerindeki haklarını savunmak ve projeye karşı odlularını duyurmak için tarım alanlarında da bir protesto gösterisi düzenledi.
İsrail güçleri Golan köylerinin bazı girişlerini kapattı ve bölge sakinlerinin tehdit altındaki topraklara girmesini engelledi. Polis, kontrol noktalarından geçmeye çalışan halka acımasızca saldırdı ve göz yaşartıcı gaz bombası ile plastik mermi kullandı. Halk ile çatışmaya başladı. Olayda 4 polis ve 9 bölge halkı yaralandı. Güvenlik güçleri 8 kişiyi tutukladı. Şiddetli çatışmaların ardından tarım arazilerinde çalışan proje şirketinin araçları, polisin koruması altında sahalarından çekilerek yakınlardaki Rum yerleşimine doğru yola çıktı. Ardından el-Besatin bölgesinde toplanan halk, tutukluların serbest bırakılması talebiyle Mas’ada'daki karakola doğru yürüdü.
İsrail'in 1967'den bu yana  Golan'ı işgal ettiği, yaklaşık 110 köyü yıktığı ve sakinlerini doğuda yerlerinden ederek sadece Mecdel Şems, Bukasa, Aiyn Kanya ve Mas’ada köylerini bıraktığı biliniyor. İsrail, 1981'de Golan'ı ilhak etti. Ancak bugün sayısı 25 bin olan Suriyeliler, İsrail vatandaşlığı almayı reddettiler. 1973 Ekim Savaşı'nda Suriye bölgeyi yeniden ele geçirdi. Ancak İsrail tüm gücünü seferber ederek bölgeyi yeniden işgal etti. Ardından bölgede 23 bin kişinin yaşadığı 21 Yahudi yerleşimi kurdu.



Dimona ve Natanz ateş altında

Dimona ve Natanz ateş altında
TT

Dimona ve Natanz ateş altında

Dimona ve Natanz ateş altında

İran ile İsrail arasındaki savaş, dün nükleer açıdan en tehlikeli dönüm noktalarından birine girdi. Tahran’ın Natanz uranyum zenginleştirme tesisinin yeni bir saldırıya uğradığını açıklamasından birkaç saat sonra, İran’dan fırlatılan bir füze İsrail’in güneyindeki Dimona şehrine düştü; ancak herhangi bir radyasyon sızıntısı kaydedilmedi.

İsrail ordusu dün, Dimona şehrini vuran füzeyi önleme girişiminin başarısız olduğunu açıklarken Tahran, saldırının Natanz şehrine yönelik saldırıya misilleme niteliğinde olduğunu belirtti. İran tarafından ilk resmi yorumu yapan Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, İran füzelerinin Dimona'ya ulaşmasının savaşın yeni bir aşamaya girdiğinin somut bir göstergesi olduğunu söyleyerek, ‘İsrail semalarının artık savunmasız hale geldiğini’ ifade etti.

Öte yandan İsrailli kaynaklara göre Dimona'ya düzenlenen saldırıda 47 kişi yaralandı.

Bu saldırıdan birkaç saat önce, ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin savaştaki hedeflerine yaklaşmakta olduğu ve operasyonlarını kademeli olarak ‘azaltmayı’ değerlendirdiği açıklamasında bulundu. İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz ise bu hafta saldırıların ‘önemli ölçüde artacağını’ söyledi. Bu durum, operasyonların sona erdirilmesi konusunda Washington ile Tel Aviv arasında görüş ayrılığı olduğuna işaret etti.

Hürmüz Boğazı, gerginliğin merkezinde yer almaya devam ederken, İranlı bir askeri kaynak, ABD’nin Hark Adası’na yönelik herhangi bir saldırısının çatışmanın Kızıldeniz ve Babu’l-Mendeb Boğazı’na sıçramasına yol açacağı uyarısında bulundu.

Bir diğer gelişmede ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper, ABD güçlerinin İran içinde, aralarında 130 geminin de olduğu 8 binden fazla askeri hedefi vurduğunu belirterek, Tahran’ın deniz seyrüseferini tehdit etme kapasitesinin azaldığını vurguladı.

Öte yandan Kudüs Tugayı Komutanı İsmail Kaani, ‘Direniş Ekseni’nin ABD ve İsrail'e karşı ‘bağımsız’ operasyonlarını sürdürdüğünü söyledi.

İsrail ordusu ise İran'da yüzlerce hedefi vurduğunu açıklarken, İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), İsrail ve ABD’nin bölgedeki üslerine yönelik füze saldırılarını sürdüreceğini duyurdu.


Japonya, ateşkesin uygulanması halinde Hürmüz Boğazı'ndaki mayın temizleme çalışmalarına katılabilir

Japonya Dışişleri Bakanı Toshimitsu Motegi (Reuters)
Japonya Dışişleri Bakanı Toshimitsu Motegi (Reuters)
TT

Japonya, ateşkesin uygulanması halinde Hürmüz Boğazı'ndaki mayın temizleme çalışmalarına katılabilir

Japonya Dışişleri Bakanı Toshimitsu Motegi (Reuters)
Japonya Dışişleri Bakanı Toshimitsu Motegi (Reuters)

Japonya Dışişleri Bakanı Toshimitsu Motegi bugün yaptığı açıklamada, ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşta bir ateşkes sağlanması halinde, Japonya’nın küresel petrol tedarikinin hayati arterini oluşturan Hürmüz Boğazı’nda mayın temizleme çalışmaları için askeri güçlerini konuşlandırmayı değerlendirebileceğini söyledi.

Motegi, “Fuji” kanalında yayınlanan bir televizyon programında, “Tam bir ateşkes sağlanırsa, teorik olarak mayın temizleme gibi konular gündeme gelebilir” dedi.

“Bu tamamen varsayımsal bir durum, ancak bir ateşkes sağlanırsa ve deniz mayınları engel teşkil ederse, bunun dikkate değer bir konu olacağını düşünüyorum” ifadesini kullandı.

Tokyo'nun alabileceği önlemler, İkinci Dünya Savaşı'nın ardından kabul edilen barışçıl anayasası gereği sınırlıdır, ancak 2015 tarihli özel güvenlik yasası, Japonya'nın varlığını tehdit eden ve buna karşı koymak için başka hiçbir yol bulunmayan bir saldırı olması durumunda, yakın güvenlik ortağına yönelik saldırı da dahil olmak üzere, yurtdışında güç kullanmasına izin vermektedir.

Motegi, Tokyo'nun mahsur kalan Japon gemilerinin Hürmüz Boğazı'ndan geçmesine izin verecek düzenlemeler arama konusunda şu an için acil bir planı olmadığını belirterek, dünyanın petrol sevkiyatının beşte birinin geçtiği bu dar su yolundan tüm gemilerin geçmesine olanak sağlayacak koşulların yaratılmasının "büyük önem taşıdığını" belirtti.

Şarku'l Avsat'ın Japon Kyodo haber ajansından aktardığına göre İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, cuma günü yaptığı açıklamada, Motegi ile Japonya'ya ait gemilerin boğazdan geçişine izin verilmesi olasılığını görüştüğünü söyledi.

Japonya, petrol ithalatının yaklaşık yüzde 90'ını bu boğazdan gerçekleştiriyor; İran ise ABD ve İsrail'in kendisine karşı yürüttüğü savaş sırasında boğazı büyük ölçüde kapattı.

Dün dördüncü haftasına giren savaşın yol açtığı küresel petrol fiyatlarındaki keskin artış, Japonya ve diğer ülkeleri petrol rezervlerinden kullanmak zorunda bıraktı.

ABD Başkanı Donald Trump, perşembe günü Japonya Başbakanı Sanae Takai ile bir araya geldi ve müttefiklerine boğazı açmak için savaş gemileri göndermeleri konusunda baskı uygularken – şu ana kadar sonuçsuz kalmış olsa da – Takai’yi “harekete geçmeye” çağırdı.

Takai, Washington'da düzenlenen zirvenin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, Trump'a Japonya'nın boğazda sunabileceği destek ve yasaları gereği sunamayacağı destekler hakkında bilgi verdiğini söyledi.


Trump, ABD havaalanlarına göçmenlik polisi konuşlandırmakla tehdit etti

Başkan Donald Trump, 19 Mart 2026 Perşembe günü Washington'daki Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Japonya Başbakanı Sanae Takaichi ile akşam yemeği sırasında konuşma yaptı (AP)
Başkan Donald Trump, 19 Mart 2026 Perşembe günü Washington'daki Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Japonya Başbakanı Sanae Takaichi ile akşam yemeği sırasında konuşma yaptı (AP)
TT

Trump, ABD havaalanlarına göçmenlik polisi konuşlandırmakla tehdit etti

Başkan Donald Trump, 19 Mart 2026 Perşembe günü Washington'daki Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Japonya Başbakanı Sanae Takaichi ile akşam yemeği sırasında konuşma yaptı (AP)
Başkan Donald Trump, 19 Mart 2026 Perşembe günü Washington'daki Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Japonya Başbakanı Sanae Takaichi ile akşam yemeği sırasında konuşma yaptı (AP)

Başkan Donald Trump dün, kısmi hükümet kapanması nedeniyle maaş alamayan uzman personel eksikliği yüzünden saatlerce uzayabilen bekleme sürelerine karşılık, ABD havaalanlarındaki güvenlik kontrollerini devralmaları için Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ajanlarını görevlendirmekle tehdit etti.

Cumhuriyetçi başkan, Truth Social adlı sosyal medya platformunda şunları yazdı: "Aşırı solcu Demokratlar, ülkemizin ve özellikle havaalanlarımızın yeniden özgür ve güvenli olmasını sağlayacak bir anlaşmayı derhal imzalamazlarsa, parlak ve vatansever Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza görevlilerimizi havaalanlarına göndereceğim ve onlar güvenliği devralacaklar."

wefrgt
ABD'nin Georgia eyaletindeki bir havaalanında yolcular güvenlik kontrol noktasında bekliyor (EPA)

ABD İç Güvenlik Bakanlığı, Demokratlar ve Cumhuriyetçiler arasında göçmenlik yönetimi uygulamaları konusunda yaşanan anlaşmazlığın da etkisiyle, fonlarının onaylanmaması nedeniyle 14 Şubat'ta kısmi bir kapanmaya girdi ve bu kapanmanın uzun süre devam etmesi bekleniyor.