Burhan: Geçiş yönetimi Sudanlıların acılarına çözüm bulamadı

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan, geçiş yönetiminin, kurulmasından bir yıl sonra devrim kitlelerinin taleplerini karşılayamadığını kabul etti (AFP)
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan, geçiş yönetiminin, kurulmasından bir yıl sonra devrim kitlelerinin taleplerini karşılayamadığını kabul etti (AFP)
TT

Burhan: Geçiş yönetimi Sudanlıların acılarına çözüm bulamadı

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan, geçiş yönetiminin, kurulmasından bir yıl sonra devrim kitlelerinin taleplerini karşılayamadığını kabul etti (AFP)
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan, geçiş yönetiminin, kurulmasından bir yıl sonra devrim kitlelerinin taleplerini karşılayamadığını kabul etti (AFP)

Rusya, Kızıldeniz’e kıyı olan ülkede deniz üssü inşa etmek için Sudan ile anlaşma imzalarken Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan, geçiş yönetiminin, kurulmasından bir yıl sonra devrim kitlelerinin taleplerini karşılayamadığını kabul etti. Burhan, tecrübenin yetersizliklerini kanıtladığını ve vatandaşların günlük yaşam ihtiyaçlarını karşılamada çektikleri acıyı şiddetlendirdiğini söyledi.
Sudan Genelkurmay Başkanı vasfıyla Burhan, 9 Aralık’ta başkent Hartum’un kuzeyinde silahlı kuvvetlere yönelik bir eğitim tatbikatında konuştu. Abdulfettah el-Burhan, yaptığı açıklamada, “Bu gerçek, barış taraflarının (silahlı hareketler) geçiş hükümetine girmesi sonrasında önemi artan Geçiş Dönemi Ortakları Konseyi’nin kurulmasını gerekli kılmıştır” dedi. Abdullah Hamduk başkanlığındaki geçiş hükümeti ve iktidar koalisyonu olan ‘Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri (ÖDBG)’, Burhan’ın Ortaklar Konseyi’ni kurma kararıyla gelen yetkilere sert bir şekilde itiraz etmiş, bunların yürütme ve yasama organlarının yetkilerini ihlal ettiğini savunmuştu.
Burhan, “Geçiş Dönemi Ortakları Konseyi’nin devletin egemenlik organları ve bakanlıkların görev alanlarıyla hiçbir alakası yok. Onların çalışmalarına da müdahale etmiyor. Konsey, Yasama Meclisi’nin denetim ve yasama rolünü de ortadan kaldırmıyor. Konseyin çalışmalarını kontrol etmek için de bir yönetmelik hazırlanıyor” ifadelerini kullandı. Burhan, Ortaklar Konseyi’nin, Egemenlik Konseyi ve Bakanlar Kurulu’nun ortak oturumunda oluşumu ve görevleri hususunda onay aldığını söylerken bunun, Sudan Cumhuriyeti’nin Resmi Gazetesi’nde de yayınlandığını dile getirdi. Abdulfettah el-Burhan, konseyin kurulma amacının, devletin yüksek çıkarlarına hizmet edecek, geçiş döneminin görevlerinin başarısına ve güçlenmesine katkıda bulunacak şekilde, bileşenler ve hükümet organları arasındaki farklılıkları ele almak ve bakış açıları geliştirmek olduğunu belirtti.
Konseyin kurulmasının, ÖDBG’nin girişimiyle olduğunu ve geçiş döneminin diğer ortakları tarafında da onaylandığını söyleyen Burhan, şu anda konseyin çalışmalarını kontrol etmek için bir tüzük hazırlama sürecinde olduklarını vurguladı.
Egemenlik Konseyi Başkanı, Sudan Kurtuluş Hareketi (SLM/AM) lideri Abdulvahid Muhammed Nur ve Sudan Halk Kurtuluş Hareketi- Kuzey (SPLM- N) Başkanı Abdulaziz el-Hillu’ya, ulusal inşaya katılma çağrılarını yineledi. Burhan, “Onlara ihtiyacımız var. Aynı şekilde ülkenin de ihtiyacı var” dedi.
Abdulfettah el-Burhan, geçiş yönetimi yapılarının (yani Egemenlik Konseyi ve Bakanlar Kurulu) göreve gelmesinden bu yana bir yıldan fazla süre geçtiğini, ancak halkın ve devrimin beklentilerini gerçekleştirmede tam bir yetersizlik gösterdiğini vurgularken, aksine vatandaşların, günlük ihtiyaçlarını karşılamada çektikleri acıların daha da arttığını söyledi.
Aynı şekilde Egemenlik Konseyi Başkanı, Sudan Silahlı Kuvvetleri’nin toprakları koruyan, halkın kazanımlarını ve ‘şanlı Aralık devrimini’ savunan ilk halk gücü olarak kalacağının altını çizdi. Abdulfettah el-Burhan, çabalarını vatanı korumaya adayacak, partizanlık ve bölgecilikten uzak, yüksek savaş verimliliğine sahip ulusal bir silahlı kuvvetler inşa etme taahhüdünde bulundu.
Öte yandan Moskova, Sudan ile Port Sudan’da bir Rus deniz lojistik merkezi kurulması için bir anlaşma imzaladığını doğruladı. Belge, Aralık ayının ilk gününde iki partinin imzasına ulaşırken Moskova, bu haberi resmi olarak geçen salı günü internet üzerinden yayınladı. Süresi 25 yıl ve yenilenebilir olan anlaşma, deniz üssünü korumak için gerekli teçhizat ve silahlarla donatılmış yaklaşık 300 Rus askerinin mevcudiyetiyle, nükleer gemiler de dahil olmak üzere Rus Donanması’na ait 4 gemisinin kalıcı olarak bulunmasına izin veriyor.
Rusya, gemilerine girmeden 12 saat önce ve karasularından ayrılmadan 3 saat önce Sudan tarafını bilgilendirmek zorunda.
Belgede, üssün amacının ‘bölgede barış ve istikrarı desteklemek’ olacağı belirtiliyor.
Anlaşma ayrıca, Rusya’nın Sudan limanları ve havaalanları üzerinden üssü işletmek için gerekli ‘silah, cephane ve teçhizatı’ nakletme hakkına sahip olduğunu da içeriyor. Sudan ile yapılan anlaşma, başlangıçta lojistik bakım merkezi olarak kabul edilen ve son yıllarda ise ülke dışındaki en büyük Rus deniz üssüne dönüşen, Suriye’deki Tartus üssünü akıllara getirdi.
Diğer taraftan Şarku’l Avsat Fransız Haber Ajansı AFP’den aktardığı haberinde Rusya’nın, Afrika’daki son hamlesi olarak, Sudan ile ülkenin Kızıldeniz kıyısında bir deniz üssü inşa etmek için bir anlaşma imzaladığını resmen duyurduğunu bildirdi.
Geçen salı günü Rus hükümetinin internet sitesinde yayınlanan anlaşmada, Moskova’nın Port Sudan’da ‘onarım ve ikmal yapılacak şekilde’ bir ‘lojistik destek merkezi’ kurduğu belirtiliyor.
1 Aralık’ta imzalanan metin, taraflardan herhangi biri feshini önceden talep etmemiş olması halinde, 10 yıl sonra otomatik olarak yenilenmenin ardından anlaşmanın, 25 yıl boyunca geçerli olacağı ifadelerini içeriyor. Belgede, üssün amacının, ‘bölgede barış ve istikrarı desteklemek’ olacağı belirtiliyor. Anlaşma, Rus Donanması’nın, nükleer enerjili gemiler de dahil olmak üzere üste aynı anda 4 gemi bulundurmasına izin verileceğini içeriyor. Üs, maksimum 300 askeri ve sivil çalışan kabul edebilir. AFP’ye göre anlaşma, Rusya’nın Sudan limanları ve havaalanları üzerinden bu deniz üssünü işletmek için gerekli ‘silah, cephane ve teçhizatı’ nakletme hakkına sahip olduğunu da kapsıyor.
Son yıllarda Afrika’ta jeopolitik bir dönüş başlatan Rusya, sivil nükleer alandaki projeleri de dahil, askeri alanda Sudan’a yanaştı. Mayıs 2019’dan bu yana iki ülke yedi yıllık bir askeri iş birliği anlaşmasıyla birbirine bağlandı.
Ocak 2019’un sonlarında Sudan’daki bir siyasi kriz ortasında Kremlin, Rus eğitmenlerin, ‘bir süredir’ Sudan hükümet güçlerinin yanında bulunduğunu itiraf etti. Sudan’ın devrik lideri Ömer el-Beşir, 2017 sonlarında Rusya’ya yaptığı ziyarette Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’den Sudan’ı ABD’den korumasını istedi. Beşir ayrıca, ‘silahlı kuvvetlerini yeniden donatmak’ amacıyla Moskova ile askeri iş birliğinin güçlendirilmesi çağrısında bulundu.



Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlık ettiği Barış Konseyi’nin ilk toplantısı, çeşitli önerileri gündeme taşıdı. Washington yönetimi toplantının çıktısını Gazze Şeridi’nin yeniden imarı için finansman sağlanması ve Hamas’ın silahsızlandırılması başlıklarında özetlerken, Arap tarafı taleplerini Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının tüm maddeleriyle uygulanması, uluslararası istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve teknokrat komitenin Tel Aviv’in engellemeleri olmaksızın görev yapabilmesi üzerine yoğunlaştırdı.

40’tan fazla ülkeden temsilciler ile 12 ülkeden gözlemcinin katıldığı toplantının sonuçlarının uygulama aşamasında başarıya ulaşıp ulaşamayacağı ise tartışma konusu oldu. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, özellikle İsrail’in geri çekilmemesi ve Hamas’ın silahsızlandırılmasına ilişkin net mutabakat sağlanamaması gibi başlıca engeller nedeniyle sürecin ciddi zorluklarla karşılaşabileceğini, bunun da anlaşmanın aksamasına ya da askıya alınmasına yol açabileceğini ifade etti.

Endişeler

Endonezya Devlet Başkanı Prabowo Subianto, Gazze Şeridi’ndeki barış sürecini zayıflatabilecek girişimlere karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.

Söz konusu açıklama, Subianto’nun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan Barış Konseyi’nin açılışına katılmasının ertesi gününde geldi. Toplantıda, İsrail saldırılarıyla büyük yıkıma uğrayan Gazze Şeridi’nin yeniden inşası ve bölgede uluslararası bir istikrar gücü oluşturulması konuları öne çıkmıştı.

Trump, ABD’nin konseye 10 milyar dolar bağışta bulunacağını açıklarken; Suudi Arabistan, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Fas, Bahreyn, Katar, Özbekistan ve Kuveyt’in Gazze Şeridi’ne yönelik yardım paketi için 7 milyar dolardan fazla katkı sağladığını belirtti.

Hamas’ın silahsızlandırılması gerektiğini vurgulayan Trump, hareketin söz verdiği üzere silahlarını teslim edeceğini ifade ederek, aksi halde ‘sert bir karşılık’ verileceği uyarısında bulundu. Trump, “Dünya şu anda Hamas’ı bekliyor… Şu an önümüzdeki tek engel o” dedi.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar da Barış Konseyi toplantısındaki konuşmasında Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılması planına destek verdiğini açıkladı. Başbakan Binyamin Netanyahu ise toplantı öncesinde “Gazze silahsızlandırılmadan yeniden inşa olmayacak” mesajını vermişti.

Toplantıda konuşan ve yeni kurulan uluslararası istikrar gücünün komutanı olan General Jasper Jeffers, Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk’un güç göndermeyi taahhüt ettiğini açıkladı. Gazze’ye komşu iki ülke olan Mısır ve Ürdün’ün ise polis ve güvenlik güçlerinin eğitilmesini üstlenmeyi kabul ettiği bildirildi.

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, toplantıda yaptığı konuşmada Batı Şeria ile Gazze Şeridi arasındaki bağın korunmasının önemine işaret ederek, Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’ndeki sorumluluklarını yeniden üstlenebilmesi gerektiğini belirtti. Medbuli, Filistinlilerin kendi işlerini doğrudan yürütebilmesi ve teknokrat komitenin Gazze Şeridi’nin tüm bölgelerinde görev yapabilmesi çağrısında bulundu.

Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ise konuşmasında Doha’nın nihai çözüme ulaşılması amacıyla Konsey’in çalışmalarına 1 milyar dolar katkı sağlayacağını duyurdu. Al Sani, Trump liderliğindeki Barış Konseyi’nin ‘20 maddelik planın tam ve gecikmeksizin uygulanmasını’ sağlayacağını ifade etti.

Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde İsrail meseleleri analisti olarak görev yapan Dr. Said Ukkaşe, Barış Konseyi’nde ortaya konan çerçevenin net planlar içermediğini ve bunun anlaşmanın uygulanmasında karmaşaya, hatta tıkanma ve donmaya yol açabileceğini belirtti. Ukkaşe, ABD Başkanı Donald Trump’ın, engellerin giderilmesi ve gerekli mutabakatların sağlanmasına odaklanmadan konseyi hızla devreye sokarak bir başarı elde etmeye çalıştığını ifade etti.

Filistinli siyasi analist Nizar Nazzal da benzer bir görüş dile getirdi. Nazzal, Konsey’in taahhütlerinin uygulama aşamasında sekteye uğrayabileceğini belirterek, ekonomik başlıklara -örneğin yeniden imar için fon sağlanmasına- ağırlık verildiğini, ancak açık bir yol haritası ortaya konmadığını söyledi. Güvenlik boyutunda ise Hamas’ın silahsızlandırılmasının gündeme getirildiğini, buna karşın İsrail’in çekilmesi ya da hareketin geleceği konusunda netlik bulunmadığını kaydetti.

Nazzal, siyasi yükümlülüklerden uzak bu yaklaşımın temel bir sorun teşkil ettiğini vurgulayarak, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması, İsrail’in geri çekilmesi ve teknokrat komitenin yetkilendirilmesi gibi hassas başlıkların güvenlik alanındaki karmaşık dengeler nedeniyle gecikebileceğini ifade etti.

Hamas’ın önceliği

Hamas ise son günlerde ABD Başkanı Donald Trump’ın silahsızlanma yönündeki açıklamalarıyla doğrudan bir polemiğe girmekten kaçınmayı sürdürdü. Hareket, perşembe günü yayımladığı bildiride, Gazze Şeridi’ne ilişkin herhangi bir düzenlemenin ‘İsrail saldırılarının tamamen durdurulmasıyla’ başlaması gerektiğini vurguladı.

Hamas, akşam saatlerinde yaptığı bir başka açıklamada da Gazze’nin ve Filistin halkının geleceğine dair ele alınacak her türlü siyasi sürecin ya da düzenlemenin, ‘saldırıların bütünüyle sona erdirilmesi, ablukanın kaldırılması ve başta özgürlük ve kendi kaderini tayin hakkı olmak üzere Filistin halkının meşru ulusal haklarının güvence altına alınması’ temelinde şekillenmesi gerektiğini belirtti.

ABD’li arabulucu Bishara Bahbah ise perşembe günü basına yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahsızlandırılmasının, mensuplarına güvence ve koruma sağlanmasına bağlı olduğunu ifade etti.

Ukkaşe, ABD ve İsrail’den gelen açıklamaların, silahsızlanma gerçekleşmeden Gazze Şeridi’nde saldırıların durmasının mümkün olmadığına işaret ettiğini savundu. Ukkaşe, Hamas’ın izlediği çizginin örgütün varlığını sürdürme isteğini yansıttığını belirterek, bunun anlaşma maddelerinin tamamlanmasına engel olabileceğini ve Washington’un istikrar gücünün yetkileri ile konuşlandırılma takvimini netleştirmemesi halinde savaşın yeniden başlayabileceğini söyledi.

Nazzal ise Hamas’ın tamamen tasfiyesi üzerinden bir müzakere yürütülmesinin mümkün olmadığını belirterek, hareketin geleceğinin kapsamlı biçimde ele alınması ve karşılıklı tavizlere dayalı formüller yerine gerçek ve ciddi mutabakatlara yönelinmesi gerektiğini ifade etti.


Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)

Trump yönetimi, ülkedeki iç savaş sırasında 2012 yılında kapatılan Şam'daki ABD büyükelçiliğini yeniden açma planlarıyla ilgili olarak Kongre'ye bildirimde bulundu.

Associated Press (AP) tarafından elde edilen ve bu ayın başlarında Kongre komitelerine gönderilen bir bildirimde, Dışişleri Bakanlığı'nın "Suriye'deki büyükelçilik faaliyetlerinin olası yeniden başlatılmasına yönelik aşamalı bir yaklaşım uygulamayı" amaçladığı belirtildi.

10 Şubat tarihli bildirimde, bu planlara ilişkin harcamaların 15 gün içinde, yani gelecek hafta başlayacağı belirtilmişti; ancak planların tamamlanma tarihi veya Amerikalı personelin Şam'a kalıcı olarak ne zaman döneceğine dair bir zaman çizelgesi belirtilmemişti.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre ABD yönetimi geçen yıldan beri, özellikle Beşşar Esed rejiminin Aralık 2024'te beklenen düşüşünden kısa bir süre sonra, büyükelçiliği yeniden açmayı değerlendiriyordu.

Yönetim, bu adımı Başkan Donald Trump'ın Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın gündemindeki en önemli önceliklerden biri olarak belirledi.


İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
TT

İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)

Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine dün düzenlenen İsrail hava saldırılarında en az 8 kişi hayatını kaybetti. İsrail ordusu, hedef alınan unsurların Hizbullah ile müttefiki Hamas mensupları olduğunu açıkladı.

Hizbullah’a yakın bir kaynak AFP’ye yaptığı açıklamada, Bekaa bölgesini hedef alan saldırılarda örgütün askeri komutanlarından birinin de hayatını kaybedenler arasında bulunduğunu bildirdi.

Yerel basında yer alan haberlerde, hayatını kaybedenler arasında Hizbullah’ta görevli bir yetkilinin de bulunduğu, söz konusu ismin eski milletvekili Muhammed Yaği’nin oğlu olduğu ve Hizbullah’ın hayatını kaybeden eski genel sekreteri Hasan Nasrallah’ın yardımcılığını yaptığı öne sürüldü.

İsrail, Kasım 2024’te bir yılı aşkın süren çatışmaların ardından varılan ateşkes anlaşmasına rağmen Lübnan’a yönelik hava saldırılarını sürdürüyor. İsrail ordusu genellikle hedefin Hizbullah olduğunu belirtirken, zaman zaman Hamas Hareketi’ni de vurduğunu açıklıyor.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), Bekaa bölgesindeki İsrail saldırılarının ilk belirlemelere göre altı kişinin ölümüne ve 25’ten fazla kişinin yaralanmasına yol açtığını, yaralıların bölgedeki hastanelere sevk edildiğini duyurdu.

İsrail ordusu ise Bekaa’daki Baalbek bölgesinde Hizbullah’a ait karargâhların hedef alındığını açıkladı.

Söz konusu saldırılar, ülkenin en büyük Filistin mülteci kampı olan Ayn el-Hilve’ye yönelik İsrail hava saldırılarından saatler sonra gerçekleşti. Lübnan Sağlık Bakanlığı, saldırılarda iki kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. İsrail ordusu ise kampta Hamas’a ait bir karargâhın hedef alındığını duyurdu.

NNA, İsrail’e ait bir insansız hava aracının (İHA) Sayda’ya bitişik kampı vurduğunu aktardı.

İsrail ordusu açıklamasında, kampta ‘Hamas mensubu militanların faaliyet gösterdiği bir karargâhın’ hedef alındığını belirterek, Lübnan’da Hamas’ın ‘yerleşmesine karşı’ operasyonlarını sürdürdüğünü ve “Hamas terör örgütü militanlarına karşı nerede faaliyet gösterirlerse göstersinler güçlü şekilde hareket etmeye devam edeceğini” kaydetti.

 Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Hamas yaptığı yazılı açıklamada, sivil kayıplara yol açtığını belirttiği saldırıyı kınadı.

Açıklamada, ‘işgal ordusunun ileri sürdüğü iddiaların’ reddedildiği belirtilerek, bunların ‘gerçekler karşısında dayanaksız bahaneler’ olduğu savunuldu. Hedef alınan merkezin, kampta güvenlik ve istikrarı sağlamakla görevli Ortak Güvenlik Gücü’ne ait olduğu ifade edildi.

Lübnan hükümeti geçen yıl, İsrail ile yaşanan ve binlerce Hizbullah mensubunun yanı sıra çok sayıda üst düzey ismin hayatını kaybettiği savaşın ardından zayıflayan Hizbullah’ın silahsızlandırılacağını taahhüt etmişti.

Lübnan ordusu geçen ay, İsrail sınırına yakın bölgeden başlayarak Litani Nehri’ne kadar uzanan alanı kapsayan planın ilk aşamasını tamamladığını açıkladı.

Ancak Hizbullah’ı yeniden silahlanmakla suçlayan İsrail, Lübnan ordusunun kaydettiği ilerlemeyi yetersiz bulduğunu duyurdu.

Beş aşamadan oluşan planın ikinci etabı ise Litani Nehri’nin kuzeyinden başlayarak, başkent Beyrut’un yaklaşık 40 kilometre güneyindeki Sayda’nın kuzeyinden Akdeniz’e dökülen Evveli Nehri’ne kadar uzanan bölgeyi kapsıyor.