Rus güçleri Elbukemal’e girdi: İran ve Rusya’nın ‘Suriye rekabeti’ kızışıyor

Rus güçleri Elbukemal’e girdi: İran ve Rusya’nın ‘Suriye rekabeti’ kızışıyor
TT

Rus güçleri Elbukemal’e girdi: İran ve Rusya’nın ‘Suriye rekabeti’ kızışıyor

Rus güçleri Elbukemal’e girdi: İran ve Rusya’nın ‘Suriye rekabeti’ kızışıyor

Suriye’de Mart ayından bu yana temas hatlarının sabit kalması ve sükunetin sürmesi nedeniyle Suriye hükümetinin kontrolündeki bölgelerde Rusya-İran rekabeti yeniden baş gösterdi.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), Rus güçlerinin, Suriye-Irak sınırının Suriye tarafındaki Deyrizor kırsalına bağlı Elbukemal kentinin merkezinde bir otel binasına konuşlanarak, Elbukemal’de ilk karargahını açtığını bildirdi.
Bu adım, Rus güçlerinin kentte konuşlanmak için yaptığı birçok başarısız girişimin ardından geldi. Zira bu girişimler, kenti kontrol eden İranlı milisler tarafından kesin bir şekilde reddediliyordu. Şam yanlısı kaynaklar, Suriye güvenlik güçlerinin Deyrizor’da İranlı milislere ait bir mevziye baskın düzenleyerek, bazı milisleri tutukladığını aktardı.
Bu gelişmeyle eşzamanlı olarak, Rus askerleri, İsrail ve Suriyeli güçleri birbirinden ayıran Bravo hattı yakınlarındaki Kuneytra kırsalında yer alan Golan bölgesinde devriye faaliyeti yürüten Suriyeli güçleri desteklediklerini ilan etti.
Rus taburundan bir komutan, Rus TASS haber ajansına yaptığı açıklamada, “En önemli şey bireylerin çalışmasıdır. Takviyelerin tahliye ve transferi ve saldırıları püskürtme süreçleri dahil olmak üzere ortak eğitimler yapıyoruz. Görevimiz ateşkesi izlemek, Rus askeri varlığını göstermek ve Rus askerlerini korumaktır” dedi.
Silahlı örgütlerin Kuneytra kırsalından çıkarılmasının ardından bölgedeki güvenliği Rus askeri polislerin sağladığı belirtiliyor. Rus güçleri, daha önce Birleşmiş Milletler (BM) Barışı Koruma Güçleri’nin izlediği tek taraflı çekilme hattı yakınındaki 5 gözlem noktasına konuşlandı.
Rusya’nın Elbukemal’de attığı adımla ilgili sızıntılar, İran resmi haber ajansı IRNA’nın, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ile Suriye Dışişleri Bakanı Faysal Mikdad arasında Tahran’da yapılan görüşmeye ilişkin yayınladığı haberin ardından geldi. IRNA’nın aktardığına göre Ruhani, söz konusu görüşmede, “Donal Trump yönetiminin, Suriye’nin işgal altındaki Golan Tepelerini İsrail’in bir parçası olarak tanımasını kınadığımızı yineliyoruz. Golan Tepeleri de dahil işgal altındaki topraklar kurtarılana kadar Siyonist yapıyla (İsrail) mücadelenin devam etmesi gerektiğine inanıyoruz” ifadelerini kullandı.
Ruhani bu açıklamayı, Suriye’de İran ve Rusya arasındaki rekabetin yeniden gün yüzüne çıktığı bir süreçte yaptı. Her iki taraf da soğuk savaşa benzeyen bu çatışma üzerinden, Suriye’deki hegemonya ortaklığını dağıtmak ve Suriye’de alınan kararlarda tek söz sahibi olmaya çalışıyor.
Gözlemevi, Moskova ve Tahran arasındaki çatışmanın “Suriye topraklarının tamamını kapsamakla birlikte bu çatışmanın özellikle Suriye’nin güneyi ile Fırat’ın batısına yoğunlaştığını” söyledi. Gözlemevi’ne göre, Rusya ve İran Suriye’nin güneyindeki Dera kenti üzerinde mutlak hakimiyet kurmak için birbiriyle yarışıyor. Bu doğrultuda Rusya, Dera’da desteklediği 5. Kolordu’nun etkisini artırmaya ve kentin en büyük gücü olarak göstermek için çabalıyor. 5. Kolordu mensupları, Dera halkından ve çoğunluğu rejimle sözleşme ve uzlaşı yapan kişilerden oluşuyor. Bu durum, bazen anlaşmazlıkların çözümü için 5. Kolordu’nun müdahale etmesinde, bazen de rejim kuvvetleri ile İran’a yakın 4. Tümen’in gücünü zayıflatmak için sürtüşmelerin çıkarılmasında kendini gösteriyor.
Başka bir açıdan, Gözlemevi’nin aktardığına göre, Tahran, Dera’nın kuzeyinde konuşlu 313. Tugay’a bağlı Seraya el Arin gibi İran ve Hizbullah’a bağlı sponsorlar ve Sayda, Dail ve Ezru’daki merkezler aracılığıyla gençleri ve erkekleri askere almaya devam ediyor. Tahran, bu kişilere Dera’nın doğusundaki El-Laca bölgesinde eğitim veriyor. Lübnan Hizbullah’ı, zorunlu askerlik hizmetiyle ilgili rejimin güvenlik birimleri tarafından kovuşturmadan kaçan gençleri -işsizlik ve geçim sıkıntısı gibi faktörlerin de etkisiyle- kendi safına çekerek, Suriye’nin işgal altındaki Golan Tepeleri sınırına yakın olan Kuneytra’da nüfuzunu artırmaya çalışıyor. Gençleri askere alma işlemleri El-Bas ve Han Ernebe kentlerinde gerçekleştiriliyor.
Fırat’ın batısında El-Meyadin’den başlayarak, Deyrizor kırsalının doğusundaki Elbukemal’e kadar uzanan ve tamamen İran’ın nüfuzu altında olan bölgelerde İran lehine askere alma işlemleri yapılıyor. Gözlemevi, Rusya’nın söz konusu bölgede doğrudan veya dolaylı bir şekilde İran’ın rolünü azaltmaya çalıştığına belirterek, kendisine ve Suriye rejimine baplı milislerin eşliğinde İran’ın nüfuz alanına giren bölgelerde güvenlik operasyanları düzenlemeye devam ettiğin, bu bölgelere devriye ziyaretleri gerçekleştirdiğini aktardı. Gözlemevi, Rusya’nın ayrıca İsrail’in Fırat’ın batısındaki İran mevzilerine düzenlediği hava saldırıları hakkında ön bilgiye sahip olduğuna dikkat çekti.

Suriye’nin güneyinde İranlıların sayısı 8 bin 600’e yükseldi
Aktarılan verilere göre, Suriye’nin güneyinde İranlıların ve desteklediği milis güçlerin saflarındaki gönüllü sayısı 8 bin 600’e yükseldi. Aynı şekilde Deyrizor kırsalındaki Fırat Nehri’nin batısında değişik yaş gruplarından gençlerin ve erkeklerden İranlı güçlerin ve desteklediği milislerin saflarında askerlik hizmetini yerine getirenlerin sayısı son olarak 7 bin 450’ye yükseldi. Zira İranlı milisler, Rusya’nın, Suriye’nin kuzeyinde Türk “garantör” ile anlaşma yapmakla meşgul olmasından faydalanarak askere alma süreçlerine hız verdi.
DEAŞ’ın perşembe günü Suriye’nin doğusunda İran destekli milislere ait bir mevziye düzenlediği saldırıda 9 milis öldü. Gözlemevi’nden yapılan açıklamada, DEAŞ unsurlarının perşembe sabah saatlerinde Deyrizor kırsalının doğusundaki El-Meyadin Çölü’nde İran Devrim Muhafızları Ordusuna (DMO) ait bir askeri mevziye saldırdığı bildirildi. Açıklamaya göre, Suriye’de rejim güçlerini destekleyen İranlı savaşçılardan askeri eğitim alan 9 Suriyeli vatandaş öldü. Gözlemevi ayrıca İranlı savaşçıların, çıkan çatışmalarda 2 DEAŞ unsurunu öldürdüğünü belirtti.
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) 2019’un ilkbaharında DEAŞ’ı yendiğini ilan emişti. Ancak örgüt söz konusu tarihte kontrol ettiği bölgelerden çıkarılmasına rağmen, Humus ve Hama kırsallarından Irak sınırına uzanan, oradan da Rakka, Deyrizor ve Halep kentlerine ulaşan çöl bölgelerinde konuşlanmaya devam ediyor.
Örgüt unsurları, çölden başlayarak, rejim güçleri ve desteklediği silahlı grupların mevzilerine, bazen de petrol ve doğalgaz tesislerine zaman zaman saldırılar düzenlemekte. İki taraf arasında çatışmaların çıkmasıyla Rus uçakları sahada rejim güçlerine destek vermek için harekete geçiyor.
Gözlemevi, Mart 2019’dan bu yana çölde yaşanan çatışmalarda rejim güçlerinden bini aşkın unsur, İran destekli gruplardan 140 savaşçı ve örgüt mensubu 580 radikalcinin öldüğünü belgeledi.
Askeri uzmanlar ve analistler, DEAŞ’ın daha önce kontrol ettiği bölgelerin ele geçirilmesine rağmen örgütün Suriye çölü başta olmak üzere kaybettiği bölgelerde faaliyet gösterme gücünün devam ettiğine dikkat çekiyorlar.



Sisi: Savaşı durdurabilecek tek kişi Trump

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Sisi: Savaşı durdurabilecek tek kişi Trump

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, bugün (Pazartesi) yaptığı açıklamada, bölgedeki savaşı durdurabilecek tek kişinin ABD Başkanı Donald Trump olduğunu belirtti.

Sisi, Mısır Uluslararası Enerji Konferansı ve Fuarı (EGYPS) açılışında bölgedeki bu savaşı durdurabilecek tek kişinin Trump olduğunu ifade etti.

Sisi, arz eksikliği ve fiyat artışlarının etkisine dikkat çekerek, petrol fiyatının varil başına 200 doları aşabileceğine dair analistlerin endişeleri ve tahminlerin abartılı olmadığını vurguladı.

Sisi, Ortadoğu’daki karışıklıklar nedeniyle gübre kıtlığı ve bunun sonucunda küresel gıda güvenliği krizinin olası olduğunu söyledi. Sisi, “Zengin ülkeler bunu karşılayabilir, ancak orta gelirli ve kırılgan ekonomiler için bu durum ciddi istikrarsızlık yaratabilir” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Sisi, Trump’ı Gazze’deki savaşı sona erdirmedeki rolünden ötürü övdü. Sisi, Kasım ayında Mısır’ın Şarm El-Şeyh kentinde imzalanan ateşkes anlaşmasından önce de ABD Başkanı’nın tek çözümün kendisi olduğunu söylediğini hatırlattı.

 

Mısır, İran’ın Körfez ülkelerine yönelik saldırılarını kınayarak, bölgesel bir savaşın önlenmesi için diplomatik girişimlerde bulundu.

Buna karşılık, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi video konferansla yaptığı konuşmada uluslararası toplumu hayati deniz yollarını korumaya çağırdı ve İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasını ve enerji altyapısına yönelik saldırılarını kınadı. Budeyvi, İran’ın agresyonunun tüm dünyayı tehdit ettiğini belirtti.

ABD Başkanı Trump, ABD-İsrail savaşının “İran rejiminde değişim” sağladığını ve mevcut liderleri “çok mantıklı” olarak nitelendirdiğini söyledi. Trump, aynı zamanda İranlılarla bir “anlaşma” yapacağını da belirtti.

Trump, Financial Times’a verdiği röportajda, “İran petrolünü ele geçirmek istediğini” ifade ederek, İran’ın petrol ihracat merkezi olan Hark Adası’nı kontrol edebileceğini söyledi. Trump ayrıca, İran Meclisi Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın Hürmüz Boğazı’ndan tankerlerin geçişine izin verdiğini belirtti.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise ABD’nin aracılar üzerinden ilettiği müzakere mesajlarını “gerçekçi olmayan, mantıksız ve abartılı” olarak nitelendirdi.

Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed Ishak Dar, dün Suudi Arabistan, Türkiye ve Mısır dışişleri bakanlarıyla yaptığı görüşmelerin ardından, İslamabad’ın önümüzdeki günlerde ABD ve İran arasında “ciddi müzakerelere ev sahipliği yapmaya ve bunları kolaylaştırmaya hazır olduğunu” belirtti. Amaç, süregelen çatışmaya kalıcı ve kapsamlı bir çözüm bulmak.


Sur’daki kontrol noktasına düzenlenen İsrail saldırısında Lübnanlı bir asker hayatını kaybetti

İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)
İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)
TT

Sur’daki kontrol noktasına düzenlenen İsrail saldırısında Lübnanlı bir asker hayatını kaybetti

İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)
İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)

Lübnan ordusu bugün yaptığı açıklamada, ülkenin güneyindeki Sur kentinde bir askeri kontrol noktasına düzenlenen İsrail saldırısında bir askerin hayatını kaybettiğini duyurdu.

Bu saldırı, Hizbullah ile İsrail arasında çatışmaların başlamasından bu yana ordu noktalarına yönelik ilk doğrudan hedef alma olarak kayda geçti.

Lübnan ordusu tarafından yapılan açıklamada, el-Amiriye bölgesinde, el-Kalile-Sur yolu üzerindeki bir kontrol noktasının hedef alındığı, saldırı sonucu bir askerin yaşamını yitirdiği ve diğer askerlerin yaralandığı belirtildi. Yaralı sayısına ilişkin detay verilmedi.

2 Mart’ta başlayan çatışmalardan bu yana Lübnan ordusu, güney ve doğu bölgelerinde görev yerleri dışında İsrail ateşi sonucu hayatını kaybeden sekiz asker için taziye açıklaması yayımladı.

Öte yandan, İsrail ordusunun yedi mahalle için tahliye uyarısı yapmasının ardından, bu sabah Beyrut’un güney banliyösüne hava saldırısı düzenlendi. Üç gün aradan sonra bölgeye gerçekleştirilen ilk saldırı sonrası hedef alınan noktadan dumanlar yükseldi. Sürekli saldırılar ve tahliye uyarıları nedeniyle bölge sakinlerinin büyük kısmının daha önce göç ettiği belirtildi.

İsrail ordusu ise yaptığı açıklamada, Beyrut’ta Hizbullah’a ait olduğunu öne sürdüğü ‘altyapı hedeflerini’ vurduğunu bildirdi.

sdvsd
İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (AFP)

İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, X platformundaki resmi hesabından yaptığı açıklamada, Beyrut’un güney banliyölerinde yaşayanlara acil tahliye uyarısında bulundu. Adraee, özellikle Haret Hreik, el-Gubeyri, el-Leyleki, el-Hadath, Burc el-Baracne, Tahvita el-Gadir ve eş-Şiyah mahallelerinin hedef alınabileceğini belirtti.

Adraee açıklamasında, “İsrail ordusu, Beyrut’un güneyindeki farklı bölgelerde Hizbullah’a ait askeri altyapıyı hedef almaya devam ediyor. Size zarar vermek niyetinde değiliz, bu nedenle güvenliğiniz için derhal tahliye olmanız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Öte yandan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu dün yaptığı açıklamada, orduya Lübnan’daki ‘tampon bölgeyi genişletme’ talimatı verdiğini duyurdu.

Netanyahu, yayımladığı video mesajda, “Lübnan’da mevcut tampon bölgenin daha da genişletilmesi için orduya talimat verdim” dedi. Bu adımın amacının, Hizbullah mensuplarının olası saldırı riskini tamamen ortadan kaldırmak ve sınır hattında tanksavar füzesi atışlarını engellemek olduğunu ifade etti.


Mısır: Sisi'ye suikast düzenlemeyi planlamakla suçlanan Hasm Örgütü üyeleri gözaltına alındı

Mısır İçişleri Bakanlığı Genel Merkezi (Bakanlığın Facebook sayfası)
Mısır İçişleri Bakanlığı Genel Merkezi (Bakanlığın Facebook sayfası)
TT

Mısır: Sisi'ye suikast düzenlemeyi planlamakla suçlanan Hasm Örgütü üyeleri gözaltına alındı

Mısır İçişleri Bakanlığı Genel Merkezi (Bakanlığın Facebook sayfası)
Mısır İçişleri Bakanlığı Genel Merkezi (Bakanlığın Facebook sayfası)

Mısır İçişleri Bakanlığı, Mısır tarafından terör örgütü olarak sınıflandırılan Müslüman Kardeşler Örgütü’ne bağlı terör hareketi ‘Hasm’ üyelerinin, ‘devletin güçlerine zarar vermeyi amaçlayan terör eylemleri planlamak ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi'ye suikast girişiminde bulunmak’ suçlamasıyla gözaltına alındığını duyurdu.

Bakanlık tarafından dün yapılan açıklamada, Hasm Hareketi üyelerine yönelik operasyonlar kapsamında Müslüman Kardeşler Örgütü liderlerinden Mahmud Muhammed Abdulvunis'i gözaltına aldığını duyurdu.

Bakanlık, bunun devlete zarar vermeyi amaçlayan eylemlere karışan Hasm Hareketi üyelerinin takibi kapsamında gerçekleştiğini ve bu eylemler arasında, 7 Temmuz'da Mısır güvenlik güçlerinin baskınlarından önce, hareketin iki üyesi olan Ahmed Muhammed Abdurezzak ve İhab Abdulatif Muhammed'in güvenlik ve ekonomik tesislerin yanı sıra başkanlık uçağını hedef alan operasyonlar gerçekleştirmeye zorlanmasının da yer aldığını ekledi. Açıklamaya göre hareket üyelerine ait bir sığınağa yapılan baskın sonucunda iki Hasm üyesi öldürüldü.

Bakanlığın açıklamasında, terörist Ali Mahmud Abdulvunis'in birçok terör davasında müebbet hapis cezasına çarptırıldığını belirtildi. Bu davalardan başlıcaları arasında, ‘başkanlık uçağını hedef almaya teşebbüs’ ve ‘Şehit Yarbay Macid Abdurrazık suikastı’ ile ilgili 2022 yılına ait 120 numaralı dava yer alıyor.

vvf
2013 yazında yanan Müslüman Kardeşler Örgütü’nün Kahire'deki merkezi (Getty)

İçişleri Bakanlığı'nın açıklaması, Müslüman Kardeşler (İhvan-ı Müslimin) üyesinin planladığı terör eylemleri ve Hasm Hareketi’ne mensup diğer üyeler hakkındaki itiraflarına eşlik etti.

Abdulvunis, aralarında Menufiye vilayetindeki el-Acezi Kontrol Noktası’na düzenlenen saldırı, Tanta şehrindeki polis eğitim merkezine düzenlenen bombalı saldırı (bu saldırıda çok sayıda polis memuru şehit oldu ve yaralandı) ve el-Obur şehrinde evinin önünde öldürülen Tuğgeneral Adil Ragai'nin suikastı da dahil olmak üzere birçok terör eylemine katıldığını itiraf etti.

Ayrıca, Müslüman Kardeşlerin kaçak liderlerinden Yahya Musa’nın (Hasm Hareketi’nin kurucusu) talimatıyla 2016 yılında komşu ülkelerden birine sızdığını, Hişam Aşmavi (idam edildi) tarafından kurulan el-Murabitun Örgütü’nün liderleriyle temas kurduğunu ve Hasm Hareketi üyelerini uçaksavar füzeleri, ağır silahlar ve patlayıcıların kullanımı konusunda eğitmek üzere komşu ülkelerden birinde bir kamp kurduğunu da anlattı.

Abdulvunis, yurtdışına kaçan Hasm Hareketi liderleri Yahya Musa, Muhammed Refiqk İbrahim Menna, Alaa Ali Ali el-Samahi ve Muhammed Abdulhafız Abdullah Abdulhafiz ile birlikte 2019 yılı boyunca ülkede bazı terör eylemleri gerçekleştirmeyi planladıklarını ve hareketin eğitimli unsurlarını bomba yüklü araçlar hazırlamaya yönlendirdiklerini, bunlardan birinin Kahire’nin orta kesimlerindeki Onkoloji Enstitüsü önünde patladığını açıkladı. Ayrıca 2025 yılında, yurtdışında bulunan teröristler Mahmud Şehte Ali el-Ced ve Mustafa Ahmed Muhammed Abdulvehhab'ı, saldırı eylemleri gerçekleştirmek üzere ülkeye dönmeye cesaretlendirdiklerini itiraf eden Abdulvunis, ancak güvenlik güçleri tarafından tespit edilip yakalandıkları için bunu başaramadıklarını ifade etti.

scds
Mısır'da Müslüman Kardeşler üyelerinin yargılandığı, daha önce yapılan bir duruşmadan bir kare (AFP)

Hasm Hareketine atfedilen son operasyonlar 2019 yılında gerçekleşti. Mısırlı yetkililer, o yıl Hasm Hareketi’ni Kahire’deki Onkoloji Enstitüsü çevresinde 22 kişinin ölümüne ve onlarca kişinin yaralanmasına yol açan bir araba bombalamasına karışmakla suçlamıştı. Ayrıca, hareketin 2016 yılında, Mısır'ın eski Müftüsü Ali Cuma ve Başsavcı Yardımcısına saldırı hazırlığında olduğu ve Fayum ilindeki Tamiya Emniyet Müdürü'ne suikast düzenlediği iddia ediliyor. Hasm Hareketi 2019 yılında kendisini resmi olarak ilan etmişti.

Uluslararası terörle mücadele uzmanı Hatem Sabir’e göre Mısır İçişleri Bakanlığı'nın Hasm Hareketi üyelerinin gözaltına alındığını duyurması, Müslüman Kardeşlerin Mısır'ı terör eylemleriyle hedef almaya devam ettiğini gösterdi. Şarku’l Avsat’a konuşan Sabir, Müslüman Kardeşler örgütünün artan bölgesel zorluklara rağmen Mısır'ı hedef almaya devam ettiğini söyledi.

Başta Genel Rehberlik Konseyi Başkanı Muhammed Bedii olmak üzere Müslüman Kardeşler liderlerinin çoğu, 2013 yılında İhvan’ın iktidardan ayrılmasının ardından Mısır'da meydana gelen ‘şiddet ve cinayet’ davaları nedeniyle Mısır hapishanelerinde tutulurken, diğer üyeler ise ülke dışında ikamet ediyor.

Sabir, yakalanan teröristin, aralarında başkanlık uçağının hedef alınması da dahil olmak üzere itiraf ettiği terör eylemlerinin, ‘bazı istihbarat teşkilatlarının örgütü desteklediğini yansıttığını’ belirtti, ancak bu istihbarat teşkilatlarının adı açıklamaktan kaçındı. Bu tür operasyonların planlanmasının herhangi bir örgüt veya hareketin kapasitesini aştığını söyleyen Sabir, bu operasyonların temel amacının Mısır devletinin siyasi ve ekonomik kapasitesine zarar vermek olduğunu vurguladı.

Öte yandan Mısır İçişleri Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, ülkenin güvenliğini ve istikrarını sarsmayı hedefleyen Müslüman Kardeşler örgütü ve destekçilerinin planlarına karşı kararlılıkla mücadeleye devam edeceğini teyit etti.