Rus güçleri Elbukemal’e girdi: İran ve Rusya’nın ‘Suriye rekabeti’ kızışıyor

Rus güçleri Elbukemal’e girdi: İran ve Rusya’nın ‘Suriye rekabeti’ kızışıyor
TT

Rus güçleri Elbukemal’e girdi: İran ve Rusya’nın ‘Suriye rekabeti’ kızışıyor

Rus güçleri Elbukemal’e girdi: İran ve Rusya’nın ‘Suriye rekabeti’ kızışıyor

Suriye’de Mart ayından bu yana temas hatlarının sabit kalması ve sükunetin sürmesi nedeniyle Suriye hükümetinin kontrolündeki bölgelerde Rusya-İran rekabeti yeniden baş gösterdi.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), Rus güçlerinin, Suriye-Irak sınırının Suriye tarafındaki Deyrizor kırsalına bağlı Elbukemal kentinin merkezinde bir otel binasına konuşlanarak, Elbukemal’de ilk karargahını açtığını bildirdi.
Bu adım, Rus güçlerinin kentte konuşlanmak için yaptığı birçok başarısız girişimin ardından geldi. Zira bu girişimler, kenti kontrol eden İranlı milisler tarafından kesin bir şekilde reddediliyordu. Şam yanlısı kaynaklar, Suriye güvenlik güçlerinin Deyrizor’da İranlı milislere ait bir mevziye baskın düzenleyerek, bazı milisleri tutukladığını aktardı.
Bu gelişmeyle eşzamanlı olarak, Rus askerleri, İsrail ve Suriyeli güçleri birbirinden ayıran Bravo hattı yakınlarındaki Kuneytra kırsalında yer alan Golan bölgesinde devriye faaliyeti yürüten Suriyeli güçleri desteklediklerini ilan etti.
Rus taburundan bir komutan, Rus TASS haber ajansına yaptığı açıklamada, “En önemli şey bireylerin çalışmasıdır. Takviyelerin tahliye ve transferi ve saldırıları püskürtme süreçleri dahil olmak üzere ortak eğitimler yapıyoruz. Görevimiz ateşkesi izlemek, Rus askeri varlığını göstermek ve Rus askerlerini korumaktır” dedi.
Silahlı örgütlerin Kuneytra kırsalından çıkarılmasının ardından bölgedeki güvenliği Rus askeri polislerin sağladığı belirtiliyor. Rus güçleri, daha önce Birleşmiş Milletler (BM) Barışı Koruma Güçleri’nin izlediği tek taraflı çekilme hattı yakınındaki 5 gözlem noktasına konuşlandı.
Rusya’nın Elbukemal’de attığı adımla ilgili sızıntılar, İran resmi haber ajansı IRNA’nın, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ile Suriye Dışişleri Bakanı Faysal Mikdad arasında Tahran’da yapılan görüşmeye ilişkin yayınladığı haberin ardından geldi. IRNA’nın aktardığına göre Ruhani, söz konusu görüşmede, “Donal Trump yönetiminin, Suriye’nin işgal altındaki Golan Tepelerini İsrail’in bir parçası olarak tanımasını kınadığımızı yineliyoruz. Golan Tepeleri de dahil işgal altındaki topraklar kurtarılana kadar Siyonist yapıyla (İsrail) mücadelenin devam etmesi gerektiğine inanıyoruz” ifadelerini kullandı.
Ruhani bu açıklamayı, Suriye’de İran ve Rusya arasındaki rekabetin yeniden gün yüzüne çıktığı bir süreçte yaptı. Her iki taraf da soğuk savaşa benzeyen bu çatışma üzerinden, Suriye’deki hegemonya ortaklığını dağıtmak ve Suriye’de alınan kararlarda tek söz sahibi olmaya çalışıyor.
Gözlemevi, Moskova ve Tahran arasındaki çatışmanın “Suriye topraklarının tamamını kapsamakla birlikte bu çatışmanın özellikle Suriye’nin güneyi ile Fırat’ın batısına yoğunlaştığını” söyledi. Gözlemevi’ne göre, Rusya ve İran Suriye’nin güneyindeki Dera kenti üzerinde mutlak hakimiyet kurmak için birbiriyle yarışıyor. Bu doğrultuda Rusya, Dera’da desteklediği 5. Kolordu’nun etkisini artırmaya ve kentin en büyük gücü olarak göstermek için çabalıyor. 5. Kolordu mensupları, Dera halkından ve çoğunluğu rejimle sözleşme ve uzlaşı yapan kişilerden oluşuyor. Bu durum, bazen anlaşmazlıkların çözümü için 5. Kolordu’nun müdahale etmesinde, bazen de rejim kuvvetleri ile İran’a yakın 4. Tümen’in gücünü zayıflatmak için sürtüşmelerin çıkarılmasında kendini gösteriyor.
Başka bir açıdan, Gözlemevi’nin aktardığına göre, Tahran, Dera’nın kuzeyinde konuşlu 313. Tugay’a bağlı Seraya el Arin gibi İran ve Hizbullah’a bağlı sponsorlar ve Sayda, Dail ve Ezru’daki merkezler aracılığıyla gençleri ve erkekleri askere almaya devam ediyor. Tahran, bu kişilere Dera’nın doğusundaki El-Laca bölgesinde eğitim veriyor. Lübnan Hizbullah’ı, zorunlu askerlik hizmetiyle ilgili rejimin güvenlik birimleri tarafından kovuşturmadan kaçan gençleri -işsizlik ve geçim sıkıntısı gibi faktörlerin de etkisiyle- kendi safına çekerek, Suriye’nin işgal altındaki Golan Tepeleri sınırına yakın olan Kuneytra’da nüfuzunu artırmaya çalışıyor. Gençleri askere alma işlemleri El-Bas ve Han Ernebe kentlerinde gerçekleştiriliyor.
Fırat’ın batısında El-Meyadin’den başlayarak, Deyrizor kırsalının doğusundaki Elbukemal’e kadar uzanan ve tamamen İran’ın nüfuzu altında olan bölgelerde İran lehine askere alma işlemleri yapılıyor. Gözlemevi, Rusya’nın söz konusu bölgede doğrudan veya dolaylı bir şekilde İran’ın rolünü azaltmaya çalıştığına belirterek, kendisine ve Suriye rejimine baplı milislerin eşliğinde İran’ın nüfuz alanına giren bölgelerde güvenlik operasyanları düzenlemeye devam ettiğin, bu bölgelere devriye ziyaretleri gerçekleştirdiğini aktardı. Gözlemevi, Rusya’nın ayrıca İsrail’in Fırat’ın batısındaki İran mevzilerine düzenlediği hava saldırıları hakkında ön bilgiye sahip olduğuna dikkat çekti.

Suriye’nin güneyinde İranlıların sayısı 8 bin 600’e yükseldi
Aktarılan verilere göre, Suriye’nin güneyinde İranlıların ve desteklediği milis güçlerin saflarındaki gönüllü sayısı 8 bin 600’e yükseldi. Aynı şekilde Deyrizor kırsalındaki Fırat Nehri’nin batısında değişik yaş gruplarından gençlerin ve erkeklerden İranlı güçlerin ve desteklediği milislerin saflarında askerlik hizmetini yerine getirenlerin sayısı son olarak 7 bin 450’ye yükseldi. Zira İranlı milisler, Rusya’nın, Suriye’nin kuzeyinde Türk “garantör” ile anlaşma yapmakla meşgul olmasından faydalanarak askere alma süreçlerine hız verdi.
DEAŞ’ın perşembe günü Suriye’nin doğusunda İran destekli milislere ait bir mevziye düzenlediği saldırıda 9 milis öldü. Gözlemevi’nden yapılan açıklamada, DEAŞ unsurlarının perşembe sabah saatlerinde Deyrizor kırsalının doğusundaki El-Meyadin Çölü’nde İran Devrim Muhafızları Ordusuna (DMO) ait bir askeri mevziye saldırdığı bildirildi. Açıklamaya göre, Suriye’de rejim güçlerini destekleyen İranlı savaşçılardan askeri eğitim alan 9 Suriyeli vatandaş öldü. Gözlemevi ayrıca İranlı savaşçıların, çıkan çatışmalarda 2 DEAŞ unsurunu öldürdüğünü belirtti.
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) 2019’un ilkbaharında DEAŞ’ı yendiğini ilan emişti. Ancak örgüt söz konusu tarihte kontrol ettiği bölgelerden çıkarılmasına rağmen, Humus ve Hama kırsallarından Irak sınırına uzanan, oradan da Rakka, Deyrizor ve Halep kentlerine ulaşan çöl bölgelerinde konuşlanmaya devam ediyor.
Örgüt unsurları, çölden başlayarak, rejim güçleri ve desteklediği silahlı grupların mevzilerine, bazen de petrol ve doğalgaz tesislerine zaman zaman saldırılar düzenlemekte. İki taraf arasında çatışmaların çıkmasıyla Rus uçakları sahada rejim güçlerine destek vermek için harekete geçiyor.
Gözlemevi, Mart 2019’dan bu yana çölde yaşanan çatışmalarda rejim güçlerinden bini aşkın unsur, İran destekli gruplardan 140 savaşçı ve örgüt mensubu 580 radikalcinin öldüğünü belgeledi.
Askeri uzmanlar ve analistler, DEAŞ’ın daha önce kontrol ettiği bölgelerin ele geçirilmesine rağmen örgütün Suriye çölü başta olmak üzere kaybettiği bölgelerde faaliyet gösterme gücünün devam ettiğine dikkat çekiyorlar.



Bağdat neden silahlı grupların eylemlerine karşı koyamıyor?

Kerkük Uluslararası Havalimanı’nda Haşdi Şabi güçlerine ait bir merkeze düzenlenen hava saldırısının ardından dumanlar yükseldi (Reuters)
Kerkük Uluslararası Havalimanı’nda Haşdi Şabi güçlerine ait bir merkeze düzenlenen hava saldırısının ardından dumanlar yükseldi (Reuters)
TT

Bağdat neden silahlı grupların eylemlerine karşı koyamıyor?

Kerkük Uluslararası Havalimanı’nda Haşdi Şabi güçlerine ait bir merkeze düzenlenen hava saldırısının ardından dumanlar yükseldi (Reuters)
Kerkük Uluslararası Havalimanı’nda Haşdi Şabi güçlerine ait bir merkeze düzenlenen hava saldırısının ardından dumanlar yükseldi (Reuters)

Birçok Iraklı, ABD ve İsrail ile İran arasındaki bölgesel savaşın ülkeye yansımalarını büyük bir ilgi ve kaygıyla takip ediyor. Gözlemcilere göre bu tedirginlik, İran’a bağlı silahlı grupların, Irak içinde sivil, askeri, diplomatik ve ekonomik hedeflere yönelik füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarına geniş çapta katılmamış olsaydı, bu boyutta yaşanmayacaktı. Ancak hükümet, yaklaşık 500 saldırıyı aşan bu eylemlere karşı ciddi bir adım atmadı; sadece kınama ve protesto mesajları yayınlamakla yetindi ve saldırıları gerçekleştiren gruplardan tek bir kişi bile tutuklanamadı.

Gün geçtikçe ülke, hükümetin veya siyasi güçlerin herhangi bir karar veya önlem almadan bölgesel çatışmaya dahil oluyor. Bu durum, silahlı grupların güç ve karar tekeline bağlı olarak gerçekleşiyor. Halk ve bazı siyasi isimler arasında, hükümetin rolü ve işlevi ile bu grupların etkisi arasındaki sınırlar konusunda ciddi soru işaretleri oluşuyor.

Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin (Kürt), Cumartesi günü yaptığı açıklamada, ülkenin yönetiminde uygulanan “Şii politikası” karşısındaki şaşkınlığını dile getirdi. Bakan Hüseyin “Şii siyasetçiler bu politika ile bizi mahvetti. Bir yandan Amerika’yı eleştiriyorlar, öte yandan ABD Başkanı Donald Trump’ın bir tweetine yanıt veriyorlar” dedi. Buradaki tweet, “Koordinasyon Çerçevesi”nin Nuri el-Maliki’yi başbakan adayı göstermesini reddeden ifadeye işaret ediyordu.

Hüseyin ayrıca, “Hiç kimse Haşdi Şabi ile silahlı gruplar arasındaki farkı tam olarak bilmiyor. Bazıları Haşdi araçlarını ve kimliklerini kullanıyor. Haşdi, resmi bir güvenlik kuruluşuyken, yasa dışı silahlı gruplar farklıdır ve bu durum ülke dışında yanlış bir algı yaratıyor. Amerikalılar da biliyor ki bazı grupların üyeleri Haşdi bünyesinde bulunuyor” ifadelerini kullandı.

İran ile ideolojik bağ

Şarku’l Avsat’a konuşan Akademisyen ve Siyasi Düşünce Merkezi Başkanı İhsan el-Şemri, hükümetin silahlı gruplara karşı koyamamasının birden fazla iç içe faktöre bağlı olduğunu vurguladı. Bu faktörlerden biri, grupların İran ile ideolojik ve askeri bağlarının güçlenmesi. Şemri, “Bu bağ, gruplara özellikle siyasi alanda büyük güç sağladı. Onlara yapılacak herhangi bir saldırı, fiilen İran’a yönelik bir saldırı olarak algılanıyor ve İran’ın etkisini zayıflatma girişimi sayılıyor” dedi.

Şemri, 2018 sonrası silahlı grupların Irak devletinde daha da güçlendiğini, siyasi kanatlarının devlet kurumlarına girdiğini ve kazandıkları siyasi dokunulmazlık sayesinde hesap vermekten muaf olduklarını belirtti. Şemri “Bugün biliniyor ki bu grupların parlamentoda yaklaşık 100 milletvekili bulunuyor” dedi.

Ayrıca Şemri, silahlı grupların devletin birçok kilit noktasında sağlam bir yer edinmiş olmasının yanı sıra, mevcut hükümetin partiler arası paylaşım yoluyla oluşturulduğunu ve bu süreçte silahlı grupların rolünün belirleyici olduğunu söyledi. Bu durum, hükümetin bu gruplara karşı siyasi veya güvenlik anlamında hareket etmesini zorlaştırıyor.

Siyasi iradenin eksikliği

Şemri, hükümetin silahlı gruplara karşı koyamamasının diğer bir nedeni olarak, özellikle Şii siyasi aktörler arasındaki siyasi iradenin eksikliğini gösteriyor. Ona göre Şii aktörler hâlâ “Bu grupların faaliyetlerini zayıflatmak doğru değil, çünkü koordinasyon çerçevesi içinde ciddi güçleri var” anlayışıyla hareket ediyor. Bu nedenle, çerçevenin ılımlı kanadının bu gruplara karşı herhangi bir adımı desteklemesi zorlaşıyor.

Şemri ayrıca, önceki hükümetlerin de silahlı grupların etkisini kırmada başarısız olduğunu, programlarında silahın sadece devlete ait olmasını güvence altına alma niyetlerine rağmen, grupların gücü karşısında hareket edemediklerini ifade etti. Hükümetin bu gruplara karşı harekete geçmesi durumunda, çatışma veya iç savaş riski bulunduğu da belirtiliyor.

“Koordinasyon Çerçevesi” silahlı grupları meşrulaştırdı

Analist ve eski diplomat Dr. Gazî Faysal, hükümetin gruplara karşı koyamamasının nedenlerini açıklarken, “Koordinasyon Çerçevesi’ndeki bazı liderler ve partiler, silahlı grupları kurdu ve varlıklarını meşrulaştırdı; ya Haşdi Şabi’ye entegre ederek yasal statü kazandırdılar, ya da sürekli savunarak hesap vermelerini engellediler” dedi.

Faysal, “Irak’ta İran’ın etkisi altında, toplam 34’ten fazla silahlı grup bulunuyor. Bunların 6’sı ABD yaptırımları altındadır ve tamamı İran’ın velayetini tanıyor. Bu, onlara ülkede koruma ve hesap vermekten kaçma fırsatı sağlıyor” ifadelerini kullandı.

Faysal, silahlı grupların koordinasyon çerçevesiyle bağlantılı olduğunu, hükümetin talimatlarına ve Necef’teki dini otorite görüşlerine bağlı olmadıklarını belirtti. Bu gruplar yalnızca İran’ın velayeti ve İran Devrim Muhafızları’nın direktiflerine uyuyor.

Bu sebepler ve diğerleri nedeniyle, hükümetin silahlı gruplara karşı koyma kapasitesinin olmadığına dikkat çeken Faysal, hükümetin birçok unsur ve liderini tanımasına rağmen bu grupların gerçekleştirdiği saldırılara müdahale etmediğini, örneğin Irak İstihbarat Dairesi’ni, Başbakan Mustafa el-Kazımi’nin evini ve Kürt liderlerin Erbil ve Duhok’taki evlerini hedef alan saldırılara karşı harekete geçmediğini ifade etti.


Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar: Gazze’de İzzeddin el-Kassam’a bağlı bir saha komutanı kaçırıldı

Kasım ayında Gazze Şehri’nde İzzeddin el-Kassam Tugayları’ndan savaşçılar (EPA)
Kasım ayında Gazze Şehri’nde İzzeddin el-Kassam Tugayları’ndan savaşçılar (EPA)
TT

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar: Gazze’de İzzeddin el-Kassam’a bağlı bir saha komutanı kaçırıldı

Kasım ayında Gazze Şehri’nde İzzeddin el-Kassam Tugayları’ndan savaşçılar (EPA)
Kasım ayında Gazze Şehri’nde İzzeddin el-Kassam Tugayları’ndan savaşçılar (EPA)

Gazze’nin güneybatısındaki Tel el-Hava’da bugün (Pazar) kimlikleri tespit edilemeyen silahlı kişiler, Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’nda görevli bir saha komutanını kaçırdı. Bu olay, son haftalardaki artan silahlı gerilimlerin yeni bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.

Hamas yakın kaynaklar Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, kaçırılan kişinin Kassam Tugayları’nda bir birliği komuta ettiğini belirtti. Pazar akşamı Tugay’a bağlı büyük bir güvenlik gücü Gazze sokaklarına konuşlandırıldı ve kaçıran kişilerin içinde olduğu şüpheli iki araç peşine düştü.

Gazze’nin farklı bölgelerinde yoğun silah sesleri duyuldu; kaynaklar bunun, kaçıran unsurların peşine düşülmesinden kaynaklandığını belirtti.

Hamas kaynaklarından alınan bilgilere göre kaçırma operasyonunun arkasında özel bir İsrail gücü veya İsrail ile iş birliği yapan silahlı bir çete unsurları olma ihtimali yüksek.

Bu olay, Pazar günü Hamas hükümetine bağlı bir güvenlik görevlisine yönelik suikast girişimiyle eş zamanlı gerçekleşti. Hedef, aynı zamanda Kassam Tugayları’nda aktif bir liderdi; saldırı sonucunda hafif şekilde yaralanırken, saldırganlardan biri yakalandı.

Son haftalarda Gazze Şeridi’nde İsrail destekli bazı silahlı çetelerin sık sık sızma girişimleri gözlemlendi. Bu durum zaman zaman Kassam Tugayları ile çeteler arasında çatışmalara yol açtı. Ayrıca, iki hafta önce Han Yunus’ta yaşandığı gibi bazı Kassam unsurlarına saldıran insansız hava araçları (dronlar) da kullanıldı; bu saldırılarda bazı Kassam üyeleri hayatını kaybetti.

dffdv
Gazze’nin merkezinde Filistinliler, İsrail’in polis aracını hedef alan saldırının meydana geldiği yeri inceliyor (Reuters)

Yaklaşık iki hafta önce, Hamas kaynakları İsrail kontrolündeki bölgelerde faaliyet gösteren silahlı çetelerle iş birliği yaptığı iddia edilen bir kişinin sorgulanmasının, bu gruplara verilen askeri ve eğitim desteğinin arttığını ortaya koyduğunu aktardı.

Kaynaklar, sorgulama sonucunda, İsrail’in bu çeteleri patlayıcı ve silah taşıyan dronları kullanacak şekilde eğittiğini ve bu dronlardan ateş açılabileceğini doğruladığını belirtti.

Ekim ayında İsrail ve Hamas arasında sağlanan ateşkesin ardından, Gazze’de bir “Sarı Hat” olarak bilinen hayali bir sınır çizgisi oluştu. Bu hat, Hamas’ın kontrolündeki alanları (batı) ve İsrail ordusu ile ona bağlı silahlı Filistin çetelerinin bulunduğu alanları (doğu) ayırıyor.

Hamas kaynakları, sorgulama sonucunda, dron kullanım eğitimlerinin yalnızca saldırı için olmadığını, Han Yunus ve özellikle Gazze’nin kuzeyinde faaliyet gösteren bu silahlı çetelerin, dronları bazı silahları taşımak ve Hamas kontrolündeki uzak bölgelere bırakmak için kullanabildiğini belirtti. Bu silahlar, çetelerin görevlendirdiği uyuyan hücreler aracılığıyla hareket ettirildi.


Bölgesel çatışma yayılıyor: Suriye, Irak’tan kalkan İHA’ları düşürdü

ABD’nin Suriye’deki Kasrak Askerî Üssü’nden çekilmesi, 23 Şubat (AFP)
ABD’nin Suriye’deki Kasrak Askerî Üssü’nden çekilmesi, 23 Şubat (AFP)
TT

Bölgesel çatışma yayılıyor: Suriye, Irak’tan kalkan İHA’ları düşürdü

ABD’nin Suriye’deki Kasrak Askerî Üssü’nden çekilmesi, 23 Şubat (AFP)
ABD’nin Suriye’deki Kasrak Askerî Üssü’nden çekilmesi, 23 Şubat (AFP)

Suriye Savunma Bakan Yardımcısı Samir Ali Oso (Sipan Hemo), Pazar günü yaptığı açıklamada, Irak’tan havalanan ve ülkenin kuzeydoğusundaki bir ABD üssünü hedef alan insansız hava araçlarıyla (İHA) düzenlenen saldırının püskürtüldüğünü duyurdu. Ortadoğu’daki savaşın sürdüğü bir dönemde gerçekleşen saldırıya ilişkin bölgedeki aktivistler ise İHA’ların üs yakınındaki tahıl depolarını da vurduğunu ve ciddi hasara yol açtığını bildirdi.

Oso, X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, “Topraklarımızda bulunan Kasrak’taki ABD üssü, Irak topraklarından fırlatılan 4 İHA ile hedef alındı. İHA’lar herhangi bir kayıp yaşanmadan düşürüldü” ifadelerini kullandı. Bakan yardımcısı ayrıca, “Sorumluluğu Irak’a yüklüyor, istikrarımızı tehdit eden bu tür saldırıların tekrarını önlemesi çağrısında bulunuyoruz. Bölgesel ve uluslararası iş birliğinin güvenlik ve istikrar açısından önemini vurguluyoruz” dedi.

SiPan Hamo adıyla bilinen Oso, söz konusu saldırıyı kınarken, bunun iki gün içinde gerçekleşen ikinci saldırı olduğunu belirtti.

Suriye ordusu, Cumartesi günü de Irak’tan havalanan bir İHA ile ülkenin güneydoğusundaki Tenef Üssü’nün hedef alındığını ve saldırının engellendiğini açıklamıştı. Söz konusu üs daha önce ABD güçlerine ev sahipliği yapıyordu. Ordu ayrıca geçen hafta kuzeydoğudaki bir başka üssün Irak’tan fırlatılan füzelerle hedef alındığını duyurdu. Bir Iraklı yetkili saldırının arkasında yerel silahlı bir grubun olduğunu belirtirken, Bağdat yönetiminin olayla bağlantılı 4 kişiyi gözaltına aldığı bildirildi.

Son aylarda, “DEAŞ” ile mücadele kapsamında Suriye’de konuşlu ABD güçleri Tenef ve Şeddadi üslerinden çekilmiş, Kasrak Üssü’nden çekilme sürecini de başlatmıştı.

Irak da 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırısıyla başlayan Ortadoğu’daki savaşın etkilerinden kaçamadı. İran’a yakın Iraklı gruplara ait mevziler hava saldırılarına hedef olurken, bazı gruplar da Irak ve bölgedeki ABD çıkarlarını hedef aldıklarını açıkladı.

Şarku’l Avsat’ın Suriye resmi haber ajansı SANA’dan aktardığına göre Cumartesi günü Suriye ordusu Irak kaynaklı İHA’larla güneydeki Tenef Üssü’ne yönelik bir saldırıyı püskürttü. Suriye ordusuna bağlı operasyonlar birimi, “Irak topraklarından havalanan İHA’ların Tenef’teki Suriye Arap Ordusu üssünü hedef almaya çalıştığını, ancak etkisiz hale getirildiğini” bildirdi.

regrtfg
ABD hava savunma sistemlerinin Pazar sabaha karşı intihar tipi İHA’ları düşürmesinin ardından Kasrak Üssü yakınındaki bir buğday deposunda maddi hasar oluştu (Fırat Post)

Geçen hafta başında ise Suriye ordusu, Haseke kırsalındaki bir askerî üssün Irak’tan atılan füzelerle hedef alındığını açıklamış, bir Iraklı yetkili saldırının bir Iraklı silahlı grup tarafından gerçekleştirildiğini ifade etmişti.

dsfvbgtrb
Suriye’nin güneydoğusundaki ABD’ye ait Tenef Üssü (Arşiv - Reuters)

Şubat ayında ABD güçleri, Suriye-Irak sınırındaki Tenef Üssü ile Şeddadi yakınlarındaki ve daha önce DEAŞ mensuplarının tutulduğu bir hapishaneyi barındıran üsten kademeli olarak çekilmiş, ardından bölgeye Suriye hükümet güçleri ilerlemişti. Ayrıca Haseke ilindeki Kasrak Üssü’nden çekilme süreci de başlatılmıştı.