Rus güçleri Elbukemal’e girdi: İran ve Rusya’nın ‘Suriye rekabeti’ kızışıyor

Rus güçleri Elbukemal’e girdi: İran ve Rusya’nın ‘Suriye rekabeti’ kızışıyor
TT

Rus güçleri Elbukemal’e girdi: İran ve Rusya’nın ‘Suriye rekabeti’ kızışıyor

Rus güçleri Elbukemal’e girdi: İran ve Rusya’nın ‘Suriye rekabeti’ kızışıyor

Suriye’de Mart ayından bu yana temas hatlarının sabit kalması ve sükunetin sürmesi nedeniyle Suriye hükümetinin kontrolündeki bölgelerde Rusya-İran rekabeti yeniden baş gösterdi.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), Rus güçlerinin, Suriye-Irak sınırının Suriye tarafındaki Deyrizor kırsalına bağlı Elbukemal kentinin merkezinde bir otel binasına konuşlanarak, Elbukemal’de ilk karargahını açtığını bildirdi.
Bu adım, Rus güçlerinin kentte konuşlanmak için yaptığı birçok başarısız girişimin ardından geldi. Zira bu girişimler, kenti kontrol eden İranlı milisler tarafından kesin bir şekilde reddediliyordu. Şam yanlısı kaynaklar, Suriye güvenlik güçlerinin Deyrizor’da İranlı milislere ait bir mevziye baskın düzenleyerek, bazı milisleri tutukladığını aktardı.
Bu gelişmeyle eşzamanlı olarak, Rus askerleri, İsrail ve Suriyeli güçleri birbirinden ayıran Bravo hattı yakınlarındaki Kuneytra kırsalında yer alan Golan bölgesinde devriye faaliyeti yürüten Suriyeli güçleri desteklediklerini ilan etti.
Rus taburundan bir komutan, Rus TASS haber ajansına yaptığı açıklamada, “En önemli şey bireylerin çalışmasıdır. Takviyelerin tahliye ve transferi ve saldırıları püskürtme süreçleri dahil olmak üzere ortak eğitimler yapıyoruz. Görevimiz ateşkesi izlemek, Rus askeri varlığını göstermek ve Rus askerlerini korumaktır” dedi.
Silahlı örgütlerin Kuneytra kırsalından çıkarılmasının ardından bölgedeki güvenliği Rus askeri polislerin sağladığı belirtiliyor. Rus güçleri, daha önce Birleşmiş Milletler (BM) Barışı Koruma Güçleri’nin izlediği tek taraflı çekilme hattı yakınındaki 5 gözlem noktasına konuşlandı.
Rusya’nın Elbukemal’de attığı adımla ilgili sızıntılar, İran resmi haber ajansı IRNA’nın, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ile Suriye Dışişleri Bakanı Faysal Mikdad arasında Tahran’da yapılan görüşmeye ilişkin yayınladığı haberin ardından geldi. IRNA’nın aktardığına göre Ruhani, söz konusu görüşmede, “Donal Trump yönetiminin, Suriye’nin işgal altındaki Golan Tepelerini İsrail’in bir parçası olarak tanımasını kınadığımızı yineliyoruz. Golan Tepeleri de dahil işgal altındaki topraklar kurtarılana kadar Siyonist yapıyla (İsrail) mücadelenin devam etmesi gerektiğine inanıyoruz” ifadelerini kullandı.
Ruhani bu açıklamayı, Suriye’de İran ve Rusya arasındaki rekabetin yeniden gün yüzüne çıktığı bir süreçte yaptı. Her iki taraf da soğuk savaşa benzeyen bu çatışma üzerinden, Suriye’deki hegemonya ortaklığını dağıtmak ve Suriye’de alınan kararlarda tek söz sahibi olmaya çalışıyor.
Gözlemevi, Moskova ve Tahran arasındaki çatışmanın “Suriye topraklarının tamamını kapsamakla birlikte bu çatışmanın özellikle Suriye’nin güneyi ile Fırat’ın batısına yoğunlaştığını” söyledi. Gözlemevi’ne göre, Rusya ve İran Suriye’nin güneyindeki Dera kenti üzerinde mutlak hakimiyet kurmak için birbiriyle yarışıyor. Bu doğrultuda Rusya, Dera’da desteklediği 5. Kolordu’nun etkisini artırmaya ve kentin en büyük gücü olarak göstermek için çabalıyor. 5. Kolordu mensupları, Dera halkından ve çoğunluğu rejimle sözleşme ve uzlaşı yapan kişilerden oluşuyor. Bu durum, bazen anlaşmazlıkların çözümü için 5. Kolordu’nun müdahale etmesinde, bazen de rejim kuvvetleri ile İran’a yakın 4. Tümen’in gücünü zayıflatmak için sürtüşmelerin çıkarılmasında kendini gösteriyor.
Başka bir açıdan, Gözlemevi’nin aktardığına göre, Tahran, Dera’nın kuzeyinde konuşlu 313. Tugay’a bağlı Seraya el Arin gibi İran ve Hizbullah’a bağlı sponsorlar ve Sayda, Dail ve Ezru’daki merkezler aracılığıyla gençleri ve erkekleri askere almaya devam ediyor. Tahran, bu kişilere Dera’nın doğusundaki El-Laca bölgesinde eğitim veriyor. Lübnan Hizbullah’ı, zorunlu askerlik hizmetiyle ilgili rejimin güvenlik birimleri tarafından kovuşturmadan kaçan gençleri -işsizlik ve geçim sıkıntısı gibi faktörlerin de etkisiyle- kendi safına çekerek, Suriye’nin işgal altındaki Golan Tepeleri sınırına yakın olan Kuneytra’da nüfuzunu artırmaya çalışıyor. Gençleri askere alma işlemleri El-Bas ve Han Ernebe kentlerinde gerçekleştiriliyor.
Fırat’ın batısında El-Meyadin’den başlayarak, Deyrizor kırsalının doğusundaki Elbukemal’e kadar uzanan ve tamamen İran’ın nüfuzu altında olan bölgelerde İran lehine askere alma işlemleri yapılıyor. Gözlemevi, Rusya’nın söz konusu bölgede doğrudan veya dolaylı bir şekilde İran’ın rolünü azaltmaya çalıştığına belirterek, kendisine ve Suriye rejimine baplı milislerin eşliğinde İran’ın nüfuz alanına giren bölgelerde güvenlik operasyanları düzenlemeye devam ettiğin, bu bölgelere devriye ziyaretleri gerçekleştirdiğini aktardı. Gözlemevi, Rusya’nın ayrıca İsrail’in Fırat’ın batısındaki İran mevzilerine düzenlediği hava saldırıları hakkında ön bilgiye sahip olduğuna dikkat çekti.

Suriye’nin güneyinde İranlıların sayısı 8 bin 600’e yükseldi
Aktarılan verilere göre, Suriye’nin güneyinde İranlıların ve desteklediği milis güçlerin saflarındaki gönüllü sayısı 8 bin 600’e yükseldi. Aynı şekilde Deyrizor kırsalındaki Fırat Nehri’nin batısında değişik yaş gruplarından gençlerin ve erkeklerden İranlı güçlerin ve desteklediği milislerin saflarında askerlik hizmetini yerine getirenlerin sayısı son olarak 7 bin 450’ye yükseldi. Zira İranlı milisler, Rusya’nın, Suriye’nin kuzeyinde Türk “garantör” ile anlaşma yapmakla meşgul olmasından faydalanarak askere alma süreçlerine hız verdi.
DEAŞ’ın perşembe günü Suriye’nin doğusunda İran destekli milislere ait bir mevziye düzenlediği saldırıda 9 milis öldü. Gözlemevi’nden yapılan açıklamada, DEAŞ unsurlarının perşembe sabah saatlerinde Deyrizor kırsalının doğusundaki El-Meyadin Çölü’nde İran Devrim Muhafızları Ordusuna (DMO) ait bir askeri mevziye saldırdığı bildirildi. Açıklamaya göre, Suriye’de rejim güçlerini destekleyen İranlı savaşçılardan askeri eğitim alan 9 Suriyeli vatandaş öldü. Gözlemevi ayrıca İranlı savaşçıların, çıkan çatışmalarda 2 DEAŞ unsurunu öldürdüğünü belirtti.
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) 2019’un ilkbaharında DEAŞ’ı yendiğini ilan emişti. Ancak örgüt söz konusu tarihte kontrol ettiği bölgelerden çıkarılmasına rağmen, Humus ve Hama kırsallarından Irak sınırına uzanan, oradan da Rakka, Deyrizor ve Halep kentlerine ulaşan çöl bölgelerinde konuşlanmaya devam ediyor.
Örgüt unsurları, çölden başlayarak, rejim güçleri ve desteklediği silahlı grupların mevzilerine, bazen de petrol ve doğalgaz tesislerine zaman zaman saldırılar düzenlemekte. İki taraf arasında çatışmaların çıkmasıyla Rus uçakları sahada rejim güçlerine destek vermek için harekete geçiyor.
Gözlemevi, Mart 2019’dan bu yana çölde yaşanan çatışmalarda rejim güçlerinden bini aşkın unsur, İran destekli gruplardan 140 savaşçı ve örgüt mensubu 580 radikalcinin öldüğünü belgeledi.
Askeri uzmanlar ve analistler, DEAŞ’ın daha önce kontrol ettiği bölgelerin ele geçirilmesine rağmen örgütün Suriye çölü başta olmak üzere kaybettiği bölgelerde faaliyet gösterme gücünün devam ettiğine dikkat çekiyorlar.



Lübnan: Avn'ın müzakere pozisyonlarına geniş destek

Avnn, Riachi'yi Geagea'dan gelen bir elçi olarak kabul etti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Avnn, Riachi'yi Geagea'dan gelen bir elçi olarak kabul etti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
TT

Lübnan: Avn'ın müzakere pozisyonlarına geniş destek

Avnn, Riachi'yi Geagea'dan gelen bir elçi olarak kabul etti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Avnn, Riachi'yi Geagea'dan gelen bir elçi olarak kabul etti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)

Cumhurbaşkanı Joseph Avn, İsrail ile müzakerelere ilişkin tutumu ve Hizbullah’ı dış çıkarlar uğruna Lübnan’ı savaşa sürüklemekle suçlayan açıklamalarının ardından içeriden geniş bir destek gördü.

Milletvekili Melhem Riachi, Lübnan Güçleri Partisi lideri Semir Caca’nın desteğini aktararak, cumhurbaşkanlığının yaklaşımıyla tam uyum içinde olduklarını belirtti ve “Sayın Cumhurbaşkanı’nın attığı adımlara ve yürüttüğü çalışmalara tam destek veriyoruz” dedi.

Kataib Partisi ise Avn’ın tutumunun, Lübnanlıların Hizbullah’ın hâkimiyetine karşı duruşunu yansıttığını ifade etti. Parti, ateşkesin sağlanması, İsrail’in çekilmesi ve istikrarın yeniden tesis edilmesi için Arap ve uluslararası destekli müzakere sürecinin önemine dikkat çekti.

Bu gelişmeler, İsrail’in Hizbullah’ın yeni insansız hava araçlarından (İHA) duyduğu endişenin arttığı bir dönemde yaşandı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, füze ve İHA tehditlerine karşı uyarıda bulunarak, bu tehditlerle askeri ve teknolojik yöntemlerin birlikte kullanılmasıyla mücadele edilmesi çağrısında bulundu.

Öte yandan İsrail’in Güney Lübnan’daki askeri operasyonları sürerken, İsrail ordusu dün akşam Kantara bölgesinde “Hizbullah’a ait” olduğunu öne sürdüğü bir tünele yönelik büyük bir saldırı gerçekleştirdi. Patlamanın, bölgede şiddetli sarsıntılara yol açtığı bildirildi.


Şarku’l Avsat, Gazze ile ilgili yeni önerinin ayrıntılarına ulaştı: Ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının uygulanmasına ilişkin 15 madde

Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Bureyc Mülteci Kampı’nda su temin etmeye çalışan Filistinliler (AFP)
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Bureyc Mülteci Kampı’nda su temin etmeye çalışan Filistinliler (AFP)
TT

Şarku’l Avsat, Gazze ile ilgili yeni önerinin ayrıntılarına ulaştı: Ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının uygulanmasına ilişkin 15 madde

Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Bureyc Mülteci Kampı’nda su temin etmeye çalışan Filistinliler (AFP)
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Bureyc Mülteci Kampı’nda su temin etmeye çalışan Filistinliler (AFP)

Şarku’l Avsat, Gazze Barış Kurulu temsilcileri tarafından hazırlanan öneriye ilişkin ayrıntılara ulaştı. Söz konusu temsilciler arasında Gazze Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov ile Mısır, Katar ve Türkiye’den arabulucuların yanı sıra ABD de yer alıyor. Öneri, özellikle Gazze Şeridi’nin silahsızlandırılmasına odaklanıyor.

‘Yol haritası’ başlığını taşıyan belge, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze Şeridi’nde kapsamlı barış planının uygulanmasını tamamlamayı amaçlıyor. Belgede, 10 Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının hayata geçirilmesine yönelik 15 madde yer alıyor.

Hamas’tan üst düzey bir kaynak Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, söz konusu önerinin İsrail’e de iletildiğini belirtti. Kaynak, tüm tarafların teklif hakkındaki yanıtlarının ele alınacağı toplantıların bugün Kahire’de başlayabileceğini ifade etti.

Kaynak, Hamas’ın konuya ilişkin iç istişareler yürüttüğünü söyledi, ancak sunacakları nihai tutuma dair ayrıntı vermekten kaçındı.

Diğer kaynaklar, Mladenov’un dün Mısır’a geçmeden önce İsrail’i ziyaret ederek sunulan belgeye ilişkin İsrail’in tutumu hakkında görüşmeler yapacağını bildirmişti.

Belgede, ‘Uygulamanın Doğrulanması’ adı verilen bir komitenin kurulması öngörülüyor. Söz konusu komitenin, Mladenov tarafından oluşturulacağı; garantör ülkeler, uluslararası istikrar gücü ve Barış Kurulu temsilcilerinden oluşacağı belirtiliyor. Komitenin, tarafların yükümlülüklerini yerine getirmesini sağlamakla görevli olacağı ve güçlendirilmiş bir izleme mekanizmasıyla destekleneceği ifade ediliyor.

sdfvfr
Gazze Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov (Reuters)

Belgenin ilk maddesinde ise tüm tarafların Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin 2803 sayılı kararını ve ABD Başkanı Donald Trump tarafından sunulan kapsamlı planı eksiksiz uygulamasının önemi vurgulanıyor. Bu iki unsurun, uluslararası düzeyde mutabık kalınmış bir çerçeve oluşturduğu ve sürecin yürütülmesinde rehber alınacağı kaydediliyor. Ayrıca bunun; sivil yaşamın yeniden tesisi, Filistin yönetiminin güçlendirilmesi, yeniden imar, güvenlik ve ekonomik toparlanmanın sağlanması ile kendi kaderini tayin hakkı ve Filistin devletine giden güvenilir bir sürecin oluşturulmasına zemin hazırlayacağı ifade ediliyor.

Belge, Hamas ve diğer Filistinli gruplar tarafından kısa süre önce dile getirilen taleplerin karşılanmasını öngörüyor. Buna göre İsrail’in, anlaşmanın ilk aşamasından kalan tüm yükümlülükleri eksiksiz ve gecikmeksizin yerine getirmesi şart koşuluyor. Bu sürecin, ikinci aşamaya geçilmeden önce Uygulamanın Doğrulanması Komitesi tarafından denetleneceği belirtiliyor.

Belgeye göre, ikinci aşamanın herhangi bir maddesine geçiş, bir önceki aşamaya ilişkin tüm yükümlülüklerin tamamlanmasına bağlı olacak. Bu süreç, komitenin gözetim ve denetimi altında yürütülecek.

Belge ayrıca, Barış Kurulu’na Gazze Şeridi’nin yönetimi, yeniden inşası ve kalkınmasının denetlenmesi için yetki verilmesini öngörüyor. Bu yetkinin, reformdan geçirilmiş bir Filistin yönetiminin sorumlulukları devralmasına kadar geçerli olacağı ve Filistin devletinin kendi kaderini tayin sürecine giden güvenilir bir yolun oluşturulmasına zemin hazırlayacağı ifade ediliyor.

Belgede, Barış Kurulu’nun ayrıca, uluslararası istikrar gücünün kurulması ve planın hedeflerinin hayata geçirilmesi için gerekli düzenlemeleri yapma yetkisine sahip olacağı kaydediliyor.

Belge, Hamas veya diğer Filistinli grupların Gazze Şeridi’nin yönetiminde doğrudan ya da dolaylı herhangi bir rol üstlenmeyeceğini açıkça vurguluyor. Buna karşılık, sivil bakanlıklarda görev yapan mevcut çalışanların (Hamas kadroları) yasal ve adil biçimde ele alınacağı, tüm haklarına saygı gösterileceği belirtiliyor.

Belge, Gazze Şeridi’nin ‘tek otorite, tek yasa ve tek silah’ ilkesi doğrultusunda yönetilmesi gerektiğinin altını çiziyor. Bu kapsamda, silah bulundurmanın yalnızca Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi tarafından yetkilendirilen kişilerle sınırlı olacağı, tüm silahlı grupların ise askeri faaliyetlerini durduracağı ifade ediliyor.

Ayrıca, yeni eğitilmiş polis unsurlarının mevcut polis teşkilatına entegre edileceği ve tamamının güvenlik taramasından geçirileceği belirtiliyor. Gerekli kriterleri karşılamayanlara silahsız alternatif görevler veya tazminat paketleri sunulacağı, polis envanterindeki tüm silahların ise komitenin Gazze’ye girişinin ardından onun kontrolüne devredileceği kaydediliyor.

fdv
Gazze Şeridi’ndeki Sivil Savunma Müdürlüğü ekipleri, İsrail füzesinin isabet ettiği bir aracı inceliyor. (DPA)

Belgede, silahların sınırlandırılması konusunun kademeli ve aşamalı bir süreçle ele alınacağı belirtiliyor. Bu sürecin, üzerinde mutabık kalınan uygulama takvimine uygun şekilde yürütüleceği; Barış Kurulu ile Uygulamanın Doğrulanması Komitesi tarafından izlenip destekleneceği ifade ediliyor.

Belgede, söz konusu sürecin Filistin liderliğinde yürütüleceği ve silahların Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’ne devredileceği kaydediliyor. Tüm silahlı grupların altyapının kayıt altına alınması ve silahların toplanması sürecine katılacağı, ancak silahların İsrail’e teslim edilmesinin şart koşulmadığı vurgulanıyor. Sürecin, ilgili komite tarafından denetleneceği ve izleneceği belirtiliyor.

Belgeye göre, Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi; silahların kaydı, ruhsatlandırılması, iptali ve ruhsatsız silahların toplanması konusunda tek yetkili merci olacak. Bu düzenlemelerin ağırlıklı olarak bireysel silahları kapsadığı ifade ediliyor.

Ayrıca, Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin kademeli bir süreç içinde geri satın alma programları, yeniden entegrasyon ve sosyal destek mekanizmalarını devreye alacağı; Filistinli grupların da bu süreçte komiteyle iş birliği yapmasının beklendiği belirtiliyor.

Belgede, silahlı unsurların kişisel silahlarını teslim etmesinin, milis güçlere ait silahların teslimiyle eş zamanlı gerçekleşeceği kaydediliyor. Bunun, uygun güvenlik koşullarının sağlanması ve polisin bireysel güvenliği teminat altına alabilecek kapasiteye ulaşmasıyla mümkün olacağı vurgulanıyor.

Belgeye göre, iç çatışma ve şiddeti önlemek amacıyla bir ‘toplumsal barış anlaşması’ imzalanacak. Bu kapsamda güç gösterileri, askeri geçit törenleri ve silahlı gösteriler yasaklanacak, ayrıca her türlü misilleme eyleminin önüne geçilecek.

Uluslararası istikrar gücünün rolüne ilişkin olarak belge, bu gücün İsrail kontrolündeki bölgeler ile Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin kontrolündeki alanlar arasında konuşlandırılacağını belirtiyor. Söz konusu gücün polislik faaliyetlerinde bulunmayacağı, ancak silahların sınırlandırılması sürecine, insani operasyonlara destek verebileceği ve bu faaliyetlerin korunmasını sağlayabileceği ifade ediliyor.

Belgede ayrıca, İsrail’in Gazze Şeridi sınırlarına doğru aşamalı olarak çekilmesinin öngörüldüğü, bunun ise üzerinde mutabakata varılacak ve uygulanabilir bir takvime bağlanacağı kaydediliyor. Bu çekilmenin, silahların sınırlandırılması sürecinde kaydedilen ve doğrulanan ilerlemeye bağlı olacağı vurgulanıyor.

Belgeye göre, silahların sınırlandırıldığı bölgelerde meydana gelebilecek güvenlik ihlalleri Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi tarafından ele alınacak.

Ayrıca belge, Gazze Şeridi’nin yeniden imarının, bu sürecin uygulandığı ve fiilen Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin yönetimi altında bulunan bölgelere inşaat malzemelerinin girişine izin verilmesiyle gerçekleştirileceğini öngörüyor.


Irak’ta bakanlık koltukları maratonu başladı

Ali ez-Zeydi'nin yeni Irak hükümetini kurmakla görevlendirildiği an (Cumhuriyet Başkanlığını)
Ali ez-Zeydi'nin yeni Irak hükümetini kurmakla görevlendirildiği an (Cumhuriyet Başkanlığını)
TT

Irak’ta bakanlık koltukları maratonu başladı

Ali ez-Zeydi'nin yeni Irak hükümetini kurmakla görevlendirildiği an (Cumhuriyet Başkanlığını)
Ali ez-Zeydi'nin yeni Irak hükümetini kurmakla görevlendirildiği an (Cumhuriyet Başkanlığını)

Irak’ta yeni hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi, nüfuz için yoğun rekabet içindeki siyasi güçler arasında bakanlık dağılımı sürecini başlattı.

Iraklı kaynaklar, Koordinasyon Çerçevesi İttifakı tarafından seçilen ve belirgin bir siyasi profili bulunmayan Zeydi’nin, hükümeti 30 gün içinde kurmak üzere ön görüşmelere başladığını aktardı. Kaynaklar Şarku’l Avsat’a “Resmî görevlendirme yazısını aldığı andan itibaren destek görmesine rağmen bu görevi başarıyla tamamlayıp tamamlayamayacağını söylemek için henüz erken” değerlendirmesinde bulundu.

Aynı kaynaklara göre Zeydi’nin adaylığı, Kanun Devleti Koalisyonu lideri Nuri el-Maliki ile görev süresi sona eren Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani arasında varılan bir uzlaşının sonucu olarak ortaya çıktı.

Londra ve Paris, dün Zeydi’nin görevlendirilmesini memnuniyetle karşıladı. Ancak Amerikan kaynaklarına göre Washington, Bağdat’a yönelik tutumunu, başta grupların silahları olmak üzere temel dosyalarda ilerleme sağlanmasına bağlayarak, “kişilerin geçmişinden ziyade bu konuların çözümüne” odaklanıyor.