Fadi Mattar
Medyanın ABD gözetimi altında Arap ülkeleri ile İsrail arasında yakın zamanda varılan barış anlaşmaları ile çalkalandığı bir dönemde, görünüşe göre, Ortadoğu’nun önde gelen bir ülkesinin İbrani devletiyle ilişkileri yeniden ısınıyor. İsrailli Haaretz gazetesi yeni bir Türk büyükelçisinin yakında İsrail’e geleceğini iddia etti. İki yıl önce Gazze sınırında gerçekleştirilen gösteriler sırasında Filistinlilerin İsrail güçleri tarafından öldürülmesinin ardından eski Ankara Büyükelçisi, Türkiye’ye geri çağrılmıştı.
Haberlere göre yeni büyükelçinin adı Ufuk Ulutaş. 40 yaşındaki Ulutaş, Kudüs İbrani Üniversitesi’nde Ortadoğu siyaseti ve İbranice eğitimi aldı. Profesyonel bir diplomat olmayan Ulutaş siyasi, ekonomik ve sosyal araştırmaların yapıldığı SETA Vakfı’nın Başkanı olarak görev yaptı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yakınlığıyla bilinen bir isim.
İsrail menşeili gazete, ‘büyükelçinin atanma zamanlamasının normal bir atama sürecinin parçası olduğunu ve beklenmedik bir adım olmadığını’ bildirdi. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kurucularından Hasan Murat Mercan’ın da ABD Büyükelçisi olarak atanması gündemde.
Haaretz’in haberine göre Mercan, Erdoğan’ın başbakan olarak seçildiği 2003 yılında verdiği bir röportajda iyimser açıklamalarda bulunmuştu. Mercan söz konusu röportajda şunları söylemişti:
“Türkiye’nin İsrail’e karşı izlediği geleneksel politikadan bir santim dahi sapma niyetinde değiliz. Hep arkadaştık. Türkiye, İspanya’dan sınır dışı edildikleri günlerden beri Yahudileri her zaman savundu. Barış için hazırlanan yol haritasını İsrail gibi biz de kabul ediyoruz. Suriye gibi Arap ülkeleriyle veya Filistinlilerle olan temaslarımız sizi endişelendirmemeli. Bu, hiçbir şekilde sizin aleyhinize olan bir durum değildir… Türkiye, İsrail ile iyi ilişkilerini sürdürecek mi? Bununla ilgili herhangi bir şüpheniz var mı?”
Mavi Marmara olayı
Türkiye- İsrail ilişkileri 31 Mayıs 2010 tarihinde meydana gelen ve İsrail güçleri tarafından 9 Türk’ün öldürülmesiyle sonuçlanan ‘Mavi Marmara’ olayından büyük şekilde zarar gördü. Ancak 2013 yılında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, medyada geniş yankı buluna bir telefon görüşmesiyle Erdoğan’dan özür diledi. Ayrıca İsrail tazminat olarak 20 milyon dolar ödemeyi de kabul etti.
İsrail’in özür dilemesinin ardından yakında Türkiye’nin Tel Aviv Büyükelçisi olması beklenen Ufuk Ulutaş, sert ifadelerin yer aldığı bir makale yayımladı. Ulutaş, söz konusu makalede, “İsrail ile Türkiye arasındaki ilişkilerin normalleşmesinin, 1997 sürecinde olduğu gibi rahat ilişkilerin geri dönüşü anlamına gelmediğini unutmayalım” ifadelerine yer vermişti. Ulutaş bu sözleriyle Türkiye ile İsrail arasında 1996 yılında imzalanan güvenlik iş birliği anlaşmalarına işarette bulunmuştu. Ulutaş ayrıca, “Mesela, İsrailli subaylar Türk Yüksek Komutanlığı karargahında özgürce dolaşamayacaklar. Mavi Marmara meselesi öncesinde ikili ilişkiler çöküşün eşiğindeydi. Özür ise ilişkileri yalnızca bu olaydan önceki seviyeye getirecektir” ifadelerini kullanmıştı.
Ancak Haaretz, Ulutaş ve Mercan’ın değerlendirmelerinde yanlış olduklarını öne sürdü. İsrail-Türkiye ilişkileri çok geçmeden kötüleşti. Türkiye’nin artık ‘sadık bir müttefik’ olmadığına dikkat çekildi. Mavi Marmara olayı, bugüne kadar geri dönüşü olmayan tarihsel bir dönüm noktasıydı. Ancak Haaretz'e göre Türkiye, İsrail tarafından dikkate alınması gereken sinyal ve mesajları göndermeye başladı. Gazetenin haberine göre Erdoğan, geçtiğimiz ağustos ayında İsrail’in Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile barış anlaşmasının imzalanmasının ardından BAE’yi Filistinlilere karşı ‘ikiyüzlü davranmakla’ suçlayarak İsrail'deki Türk Büyükelçiliği’ni kapatmakla tehdit etmişti. Türkiye’nin İsrail-BAE anlaşmasına yönelik öfkesi devam ediyor. Bu öfkeye bir de İsrail ve Arapların Türkiye'ye karşı komplo düzenlediğine dair suçlamalar eşlik ediyor.
Gazetenin haberinde ayrıca İsrail ile Fas arasında imzalanan anlaşmanın ilanından sonra bir sürprizle karşılaşıldığı da ifade edildi. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Faslı Mevkidaşı Nasır Burita ile yaptığı telefon görüşmesinde her ülkenin istediği ülke ile ilişki kurma hakkına sahip olduğunu söyledi. Yalnızca anlaşmanın Filistinlilerin aleyhine olmamasını istedi. “Artık komplo ya da ikiyüzlülük yok. Bu tamamen normal, günlük bir mesele” ifadelerini kullandı.
Dönüşüm
Gazete, Türkiye'nin Arap-İsrail barış anlaşmalarındaki tutum değişikliğini, 2021 Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası'nın büyük bir oy çokluğuyla ABD Senatosu tarafından onaylanmasına bağladı.
Diğer yandan Robert Yüksel Yıldırım'ın sahibi olduğu Türk şirketi Yıldırım da Hayfa Limanı için teklif vermeyi planladığı öne sürüldü. Türk şirketinin sahip olduğu fırsatların ne olduğu bilinmiyor.
Gazetenin haberi, İsrail'e bir büyükelçi göndermeyle başlayan, İsrail ile Fas arasındaki anlaşmanın ‘anlayışla karşılandığını’ ve bir Türk firmasının Hayfa Limanı için ihaleye girdiğini gösteren bir olaylar zinciriyle bitiriyor. Haberde yukarıdakilere ek olarak Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hakan Fidan’ın geçtiğimiz kasım ayında İsrail’e bir ziyaret gerçekleştirdiği bilgisi yer alıyor. Gazeteye göre tüm bunlar yeni bir arkadaşlığın başlangıcı gibi görünüyor. İsrail’in ise acelesi varmış gibi görünmediği vurgulanıyor.
Ankara'ya büyükelçi göndermeye hazırlanıp hazırlanmadığı henüz bilinmiyor. Ayrıca iki hükümet arasında askeri veya diğer alanlarda iş birliği planları için herhangi bir hazırlık da görünmüyor. Bunun sebepleri ise İsrail’deki istikrarsız siyasi durum, yaklaşan seçimlere hazırlık ve koronavirüs (Kovid-19) salgını olarak özetleniyor. İsrail'in Arap ülkeleriyle imzaladığı anlaşmalar göz önüne alındığında bunlar, kesinlikle temelsiz bahaneler olarak ön plana çıkıyor. Zira Türkiye ile ilişkileri geliştirmek için bir fırsat söz konusu ise bu her zaman doğru vakittir.
İsrail medyasının Dimona'daki roket saldırısı bölgesinden yayınladığı bir fotoğraf.
Dimona'daki olay yerinde bulunan İç Cephe Komutanlığı birlikleri (İsrail Ordusu)
"Acil Servis" görevlilerinden iki kişi, dün Tel Aviv'de İran'a ait bir balistik füzenin engellenmesi sonucu yanan araçları inceliyor (EPA)