Somali-Kenya geriliminin arka planında yatan nedenler neler?

 Nairobi, Mogadişu'yu eylemsizlikle ve ‘Eş-Şebab örgütü’ ile mücadelede ciddiyetsizlikle suçluyor

Somali-Kenya gerilimi bölgesel dengeyi sarstı (Getty Images)
Somali-Kenya gerilimi bölgesel dengeyi sarstı (Getty Images)
TT

Somali-Kenya geriliminin arka planında yatan nedenler neler?

Somali-Kenya gerilimi bölgesel dengeyi sarstı (Getty Images)
Somali-Kenya gerilimi bölgesel dengeyi sarstı (Getty Images)

Mina Abdulfettah
Kenya ile Somali arasındaki gerilimin artmasında bir takım iç ve dış gündemler rol oynarken, Mogadişu, kendi iç işlerine müdahale olarak tanımladığı mevcut duruma yanıt olarak Nairobi’deki Büyükelçisi Muhammed Ahmed Nur'u geri çağırdı. Somali Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Büyükelçi’nin geri çağrılması kararının, ‘Kenya'nın Somali'nin güneyindeki Jubaland (Güney Cubba) Eyalet Başkanı Madoobe'ye siyasi ve ekonomik çıkarlarına hizmet etmesi için baskı uygulayarak Jubaland Eyaleti’nde yapılacak seçimlere müdahale etmesine’ karşılık olarak alındığı belirtildi.
Açıklamada ayrıca, Kenya’nın Mogadişu Büyükelçisi Lucas Tumbo’dan da ülkesine dönmesi istendiği belirtilirken Nairobi, bu suçlamaları Mogadişu’nun Kenya’nın meşru taleplerinden kaçış yolu olarak niteledi. Mogadişu, otuz yılı aşkın bir süredir yürürlükte olan sınırların yeniden çizilmesini talep ediyor. Kenya ile Somali arasında sınır anlaşmazlığı daha önce bazı gerilimlere tanık olmuştu.
Bununla birlikte, iki ülke arasındaki gerilimin en etkili faktörlerinden biri de Kenya'nın Somali'ye yönelik eylemsizlik ve Kenya'ya sızan ‘Eş-Şebab örgütü’ ile mücadelede ciddiyetsizlikle suçlamasıdır. Değişen bölgesel dinamikler ve her iki ülkenin bir arada yaşama hakkı pahasına diğerinin çıkarlarını kısıtlama istekleri, krizin iki ana itici gücü olarak karşımıza çıkıyor.

İki eyaletin değişimi
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre, Somali’deki değişim yolculuğuna, kabilelerin önde gelenlerinin düzenlediği çözüm bulma ve uzlaşı konferansları ve bunların temeli henüz tamamlanmayan bir devlet biçimine dönüştürülmesi dışında güvensizlik ve hukuksuzluktan şikayetçi bir kabile topluluğu da eşlik etti. Kenya çevresinde de eşzamanlı olarak bir değişim rüzgarı esti. Nairobi, bağımsızlığını kazanmasından bu yana tarafsız kaldığı ve ideolojik ya da batı kutuplaşmasına maruz kalmadığından, Orta ve Doğu Afrika bölgesindeki çatışmalarda arabulucu devlet statüsüne ulaştı. Kenya, tıpkı Somali’de 2004 yılında Geçici Federal Hükümet’in kurulmasına neden olan anlaşmanın imzalanmasına ev sahipliği yaptığı gibi, iç çatışmalar yaşayan ülkelerde barışın sağlanması için bir dizi barış görüşmesine ev sahipliği yaptı. Aynı zamanda, Uganda’da askeri darbenin başındaki isim olan ve 1986'da başkent Kampala'ya girdikten sonra devlet başkanlığını ilan eden General Tito Okello ile dönemin Ulusal Direniş Ordusu lideri Yoweri Museveni arasında imzalanan Uganda Barış Anlaşması'na sponsor oldu.
Ayrıca Sudan’ın eski rejimi ile Sudan Halk Kurtuluş Hareketi (SPLM) arasında 2002 yılında Machakos Protokolü'nün imzalanması ve ardından Güney Sudan'ın ayrılması ve yeni devletin kurulmasının önünü açan Naivasha Anlaşması’nın 2005 yılında imzalanmasıyla sona eren Sudan’ın güneyindeki çatışmalarla ilgili müzakerelere de ev sahipliği yaptı.
Kenya, bu arabuluculukları sayesinde uluslararası arenada barış arabulucusu olarak itibar kazandı. Ancak Somali ile yaşadığı olaylar, onu hızla bu konumundan uzaklaştırdı. Böylece hem Kenya hem de Somali kendilerini daha fazla anlaşmazlığa sürükleyen olayların ve tepkilerin rehini oldu. Somali’nin 1998 yılından 2000 yılına kadar süren Etiyopya ile Eritre arasındaki on binlerce insanın ölümüne neden olan savaşın ortasında kalması nedeniyle ülkede şiddetin yayılması şaşırtıcı bir durum değildi. Ayrıca Eritre ve Etiyopya, Somali'de devam eden iç savaşa da karışmıştı.

Karşılıklı provokasyonlar
Öte yandan Afrika Kıtası’ndaki çatışma içerisinde Somali-Kenya sahnesinin etkileşimleri, her ülkenin komşusunu kışkırtmasına ve Kenya'nın bölgedeki büyük bir ülke olarak üstünlüğüne karşın Somali'nin uluslararası tecritten çıkarılması gerektiği hissine bağlı olarak uluslararası rekabet tarafından desteklenmesiyle bölgesel dengenin bozulmasına yol açıyor.
Somali, Arap dünyasına daha yakın olmaya çalışırken Somali hükümeti ve Eş-Şebab Hareketi’nin birlikte, bazen Etiyopya'dan, bazen de Kenya'dan yana olmak üzere Afrika'nın öne çıkmasına karşı çeşitli roller oynadıklarına inanılıyor. Somali, Kızıldeniz’e bakan Arap ülkeleri arasına ve bu ülkelerin güvenlik ve stratejik çıkarlarına olan katılımına ve gerilimlerin Bab’ul-Mendeb üzerinden Süveyş Kanalı'na ve ardından Avrupa'ya olan uluslararası ticaret üzerindeki etkisine işaret etmeye devam ediyor.
Ancak Kenya da boş durmadı. Somali'ye müdahalesi sırasında, 1990'larda Somali hükümetine karşı Eş-Şebab Hareketi’nin müttefiki olan İslami eğilimli milis lideri Ahmet Madoobe’yi destekledi. Madoobe, 2006 yılında özerk bölge Jubaland Eyaleti’nin yönetim şehri Kismayo'nun yöneticisi oldu.
Eş-Şebab Hareketi ile yaşanan idari, kültürel ve mali çekişmeler üzerine yapılan siyasi bir anlaşma uyarınca 2009 yılında Geçici Federal Hükümet, Kenya kuvvetlerinin desteğiyle Eş-Şebab’a karşı askeri operasyonlar başlattı. Böylece Somali Geçici Federal Hükümeti, 2012 yılında Kismayo’nun kontrolünü yeniden ele geçirdi ve Eş-Şebab, eyaletten uzaklaştırıldı.
Madoobe, Kenya’nın ve Hükümetler Arası Kalkınma Otoritesi’nin (IGAD) desteğiyle 2015 yılında Jubaland Eyalet Başkanı seçildi. Nairobi, Somali Cumhurbaşkanı Muhammed Abdullah Farmajo’nun bu sonuca karşı çıkması ve merkezi hükümet sisteminin yeniden yürürlüğe girmesi arayışı arasında Madoobe’nin Ağustos 2019'da yeniden eyalet başkanlığına aday olmasını desteklerken Madoobe, Somali Anayasası’nda özerk bölgelere verilen bağımsızlık ve öngörülen federal hükümet sistemini güçlendirme konusunda ısrarcı davranıyor.
Jubaland Eyaleti, 27 Temmuz 2019'da Madoobe'nin 2021 yılında Somali'de yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlerine katılma arayışındaki hırsını destekleyen Kenya'ya dayanarak Farmajo ile ilişkisini kestiğini, onu iç işlerine karışmakla ve eyaletin başkanlık seçimlerini engellemeye çalışmakla suçladığını duyurdu.

Deniz ve hava sahası anlaşmazlığı
Somali Afrika Kıtası’nın en uzun sahiline sahip. Ancak, 2008 yılında Ukrayna gemisi Faina’nın Kenya’nın ana ticaret limanı Mombasa Limanı’na giderken kaçırılması da dahil olmak üzere yaşanan çeşitli korsanlık eylemlerinden ötürü Somali sahilleri büyük zarar gördü. Somali, tıpkı Kismayo limanı gibi birkaç limanının yönetim haklarını bazı ülkelere verdi. Kenya ile Hint Okyanusu kıyısındaki bir üçgen boyunca iki ülke arasındaki deniz sınırlarında bulunan petrol ve gaz sahaları konusunda yaşadığı anlaşmazlıkla dikkati çekti.
Anlaşmazlık Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’na (ICJ) taşındı. ICJ, kararını erteledi. Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgının yanı sıra iki ülke arasında ‘Gat krizi’ adıyla bilinen kriz nedeniyle geçtiğimiz Haziran ayından bu yana nihai kararın verilmesi bekleniyor. Somali, geçtiğimiz Mart ayı sonlarında Kovid-19 salgınının yayılmasını engelleme prosedürleri çerçevesinde alınan tedbirleri gerekçe göstererek Kenya'dan yapılan ve gat (uyuşturucu etkisi olan bir bitki) taşıyan uçuşları askıya aldı.
Somali’nin bu adımı, büyük tartışmalara neden oldu. Çünkü gat, Somali'de yoğun olarak tüketiliyor ve Kenya’nın en fazla ihraç ettiği ürünlerin başında yer alıyor. Öte yandan Mogadişu bu durumu, siyasi bir araç olarak kullanma fırsatı yakalayarak Somali’nin başkenti Nairobi’yi ziyaret eden Kenya Çiftçiler Birliği temsilcileri aracılığıyla, gat taşıyan uçaklara izin verilmesini istedi.

Terör girdabı
Diğer yandan Somali, Eş-Şebab ve onunla iş birliği yapan silahlı grupların kontrolü ele geçirmeleri sonucunda hem kendi topraklarını hem de komşu ülkeleri güvenlik sorunlarıyla karşı karşıya bıraktı. Kenya, mevcut siyasi ve diplomatik krize neden olan bu güvenlik sorununun sıkıntılarını halen çekiyor. Arap Yarımadası el-Kaidesi, 2010 yılında, Bab’ul-Mendeb’in kontrolünü ele geçirmesine yardım etmesi için Eş-Şebab’a çağrıda bulundu.
Kenya, 2011 yılında ABD’nin terörizme karşı başlattığı kampanyaya katılmak ve Kenya’nın kuzeyindeki yardım görevlilerini ve turistleri kaçıran Eş-Şebab üyelerini takip etmek için Somali’ye asker gönderdi. Eş-Şebab ise buna Kenya'nın iç kesimlerinde büyük terör eylemleri düzenleyerek karşılık verdi. Söz konusu terör eylemlerinin başında 2013 yılında Westgate Alışveriş Merkezi’ne ve 2015 yılında Garissa Üniversitesi’ne düzenlenen saldırılar geliyor. Söz konusu saldırılar yüzlerce sivilin hayatına mal oldu.
‘City of Screams’ (Çığlıklar Şehri) kitabının İngiliz yazarı James Rollins, Afrika Birliği Somali Misyonu’nun (AMISOM), Mogadişu'nun kontrolünü Eş-Şebab’tan geri almasına rağmen Somali’nin Eş-Şebab Hareketi’ni ortadan kaldırılamadığını söylüyor. Rollins’e göre Amerikan ve İngiliz özel kuvvetleri ve insansız hava araçlarının yanı sıra Somali Ulusal Ordusu birlikleri, Kenya ve Etiyopya güçlerinin varlığına rağmen söz konusu terörist grupların ortadan kaldırılamamasının ve onlara karşı yapılan askeri operasyonların uzamasının bu grupların savaş alanında yenilemeyeceğine işaret ediyor.
Rollins, ‘terörizmle mücadeleye dayalı bir ekonomi politikasının sürmesi için bir terörist gruba ihtiyacı olduğunu’ söyleyerek, Eş-Şebab Hareketi’nin hayatta kalmasından yararlanan tarafların olduğunu ve Somali hükümetinin de uluslararası kuruluşlar tarafından terörle mücadeleye ayrılan ve verilen kaynakları yönetmek, kendisine sadık kişileri daha da yakınlaştırmak ve rakipleri uzak tutmak için bir araç olarak bu hareketten yararlanabileceğini düşünüyor.
Öte yandan, olayların artması ve iç içe geçmesi, iki ülke arasındaki geniş kapsamlı anlaşmazlığı sanki Kenya ile Somali hükümeti arasında olduğundan daha çok Kenya ile EŞ-Şebab Hareketi arasındaymış gibi gösteriyor. Çünkü hareket sık sık Kenya ile karşı karşıya geliyor ve Somali hükümetini savunmak için ön planda yer alıyor.



BM kürsüsünde Netanyahu gerilimi: Onlarca delege salonu terk etti

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)
TT

BM kürsüsünde Netanyahu gerilimi: Onlarca delege salonu terk etti

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, bugün (perşembe) Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, konuşmasını protesto ederek salonu terk eden delegelerin temsil ettiği birçok ülkeyi İsrail’in savunduğunu söyledi. Netanyahu, İsrail’i eleştirenlere sert tepki gösterirken İran, Gazze, Suriye ve Türkiye’nin yanı sıra İngiltere ve Fransa’yı da hedef aldı.

Netanyahu konuşmasına başladığında onlarca delege salonu terk etti. Salonda tezahürat ve yuhalama sesleri yükselirken toplu çıkışın ardından koltukların büyük bölümünün boş kaldığı görüldü.

Reuters’ın aktardığına göre Netanyahu, salonu terk edenleri “ahlaken korkak” olarak nitelendirdi ve kendileriyle aynı görüşte olan diğer kişilere de konuşmasına başlamadan önce salonu terk etmeleri çağrısında bulundu.

Genel Kurul Başkanı Halil Rahman ise salonda düzenin korunması çağrısını defalarca yineledi.

İran ve Gazze

Netanyahu, Ortadoğu’daki savaşa değinerek İran’a saldırı düzenleme kararının “almak zorunda kaldığım en kolay kararlardan biri” olduğunu söyledi.

Netanyahu, “İsrail kendini savunurken, az önce delegeleri bu salonu terk eden birçok ülkeyi de savunuyor. Aslında şunu bilmenizi istiyorum: Liderlerinin birçoğu İran’ın nükleer kapasitesini yok etmemiz nedeniyle bize gizlice teşekkür ediyor” dedi.

6yj
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (Reuters)

Netanyahu, Gazze’de soykırım işlendiği yönündeki suçlamaları reddederek bunları “bu yüzyılın en büyük yalanı” olarak nitelendirdi.

İsrail’in işgali altındaki Batı Şeria’da Filistinlilere yönelik şiddet eylemlerinde bulunan genç İsrailli yerleşimcileri de “yaklaşık 150 kişiden oluşan, taş atan ve zeytin ağaçlarını kesen bir avuç sapkın genç” olarak tanımladı.

Netanyahu, “Bundan nefret ediyorum. Bireysel adalet uygulama mantığını benimsemeyeceğim” diyerek bu tür eylemlerin hukuk dışında gerçekleştirilmesine karşı olduğunu söyledi.

Netanyahu, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara’ya hitaben “Suriye Cumhurbaşkanı’na şunu söylüyorum: Yahudiler Musa döneminden beri Golan Tepeleri’nde bulunuyor” dedi. Netanyahu’nun açıklaması, Şara’nın BM’de yaptığı konuşmada İsrail’in 1967’den bu yana işgal altında tuttuğu Golan Tepeleri’nden çekilmesi çağrısında bulunmasının ardından geldi.

Türkiye’yi hedef alan Netanyahu,  “Antisemitik yalanların yayılması için merkez haline gelen son ülke Türkiye oldu... Hamas terör örgütünün liderlerini ağırlıyor” dedi.

hyjuk
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)

Netanyahu, İngiltere ve Fransa’yı sömürgecilik geçmişleri üzerinden de eleştirdi. “İsrail’i sömürgecilikle suçluyorlar. Ne sömürgeciliği? Bizi kim suçluyor? Aralarında İngiltere ve Fransa’dan bazıları var” diyen Netanyahu, bu iki ülke gibi devletlerin “bu kavramı ortaya çıkaranlar” olduğunu söyledi.

Netanyahu, “Devletimizi savunmak zorundayız çünkü başka seçeneğimiz yok” ifadelerini kullandı.

Trump’a övgü, Mamdani’ye mesaj

Netanyahu, İsrail’in ABD Başkanı Donald Trump’tan daha büyük bir ortağı olmadığını belirterek Trump’a teşekkür etti.

Netanyahu ayrıca New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani’ye de seslenerek “Beni susturamayacaksın” dedi. Bu açıklama, Mamdani’nin Netanyahu’yu hedef alması ve İsrail’i Gazze’de soykırım yapmakla suçlamasının ardından geldi.

cdfvgthyj
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde yaptığı konuşmanın ardından ayrılırken (AP)

Netanyahu, Mamdani’ye yönelik açıklamasında “Zohran Mamdani’nin New York Belediye Başkanı seçilmesinden bu yana çok sayıda Yahudi artık New York’ta kendini güvende hissetmiyor” dedi.

Netanyahu, “İsrail defalarca ve haksız yere soykırım yapmakla suçlanıyor... Sizin ve diğer antisemitik kişilerin Yahudiler ve Yahudi devleti hakkında yaydığı yalanların gerçek sonuçları var” ifadelerini kullandı.


Beyaz Saray’da Trump-Şi buluşması: Dostluk mesajları öne çıktı

ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AFP)
TT

Beyaz Saray’da Trump-Şi buluşması: Dostluk mesajları öne çıktı

ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’le kurduğunu söylediği büyük dostluğa övgüde bulundu. Şi’nin  ABD’ye düzenlendiği resmi ziyaret üç gün sürdü.

Trump, Çinli mevkidaşını olağanüstü bir törenle karşıladı. Karşılama, çarşamba akşamı Trump’ın Washington yakınlarındaki Andrews Hava Üssü’ne bizzat giderek Şi’yi karşılamasıyla başladı. Bu, 60 yılı aşkın süredir bir ABD başkanının yabancı bir devlet başkanını askeri üste karşılaması bakımından bir ilk oldu.

Perşembe günü ise Beyaz Saray’da resmi karşılama töreni düzenlendi. Törende şeref kıtası hazır bulunurken ABD ve Çin bayrakları göndere çekildi, iki ülkenin milli marşları çalındı ve ardından Gül Bahçesi’nde askeri gösteriler düzenlendi. Tören, bir “B-2 Spirit” bombardıman uçağı ile dört “F-22 Raptor” savaş uçağının uçuşuyla sona erdi.

rgthy
ABD Başkanı Donald Trump, Çinli mevkidaşı Şi Cinping’i 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’a gelişi sırasında karşılarken (AFP)

Görüşme masasında çok sayıda anlaşmazlık konusu bulunmasına rağmen Trump, açılış konuşmasında Çinli mevkidaşıyla ilişkilerinin güçlü olduğuna vurgu yaptı. Trump, “2016’daki ilk seçimimden bu yana Başkan Şi ile gerçekten büyük bir dostluk kurduk. Bu dostluk, karşılıklı saygıya ve halklarımızın hayati çıkarlarına dayanıyor” dedi.

Trump, geçen mayıs ayında Pekin’e yaptığı ziyareti de hatırlatarak bunu “büyük bir onur” olarak nitelendirdi ve Şi’nin gösterdiği “olağanüstü ve son derece güzel misafirperverliği” övdü. Trump, Çin Devlet Başkanı ve eşini Beyaz Saray”da ağırlamanın da kendisi ve First Lady Melania Trump için bir “onur” olduğunu söyledi.

ABD Başkanı ayrıca görüşmenin iki liderin ilk kez Beyaz Saray’da bir araya gelmesi açısından önem taşıdığını belirterek “Dünyanın farklı yerlerinde birlikte zaman geçirdik” ifadelerini kullandı.

Görüşmelerin gündeminde İran savaşı, Tayvan, ABD’nin Çin’e gelişmiş çip ihracatına yönelik kısıtlamaları, ticaret ve yapay zekâ başta olmak üzere birçok kritik dosya bulunuyor.

Sağlıklı rekabet

Şi, ABD’ye varışının ardından yaptığı konuşmada Çin ile ABD arasındaki rekabetin sağlıklı bir rekabet olması ve sınırları içinde kalması gerektiğini söyledi. Şi, “Bu, birbirimizi yakalamak için yapılan bir yarış olmalı; taraflardan birinin kazanıp diğerinin kaybetmek zorunda olduğu bir güreş değil” dedi. Şi, Trump’ı Tayvan meselesinde “temkinli ve ihtiyatlı” davranmaya çağırdı.

vgth
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AP)

Çin’in ayrıca ABD ile İran’ın savaşı sona erdirmek ve Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmak amacıyla haziran ayında vardığı mutabakat zaptının uygulanmasına dönülmesini desteklediğini belirtti.

Trump, yapay zekânın insanlık için tehdit oluşturabileceği yönündeki endişeleri defalarca küçümserken Şi bu konuda daha temkinli bir yaklaşım benimsedi. Çin Devlet Başkanı Beyaz Saray’da yaptığı konuşmada “Yapay zekâyı kamu yararına hizmet edecek şekilde geliştirme ve yönetme kapasitesine ve sorumluluğuna birlikte sahibiz. Gelişiminin her zaman insan denetimi altında kalmasını sağlamalıyız” dedi.

Şi, “Çin ve ABD, büyük devletler olarak insanlığın gelişimini ve ilerlemesini destekleme konusunda tarihi bir sorumluluk taşıyor” diyerek iletişimin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

İki ülkenin maliye bakanları da haftanın başında bir araya gelirken Washington, yapay zekâ alanındaki olaylarla ilgili iki ülke arasında yeni bir “bildirim mekanizması” kurulmasını önerdi.

Bunun yanı sıra iki taraf, daha önce 10 Kasım’da sona ermesi planlanan ticari ateşkesi iki ay uzatarak 10 Ocak’a kadar sürdürme konusunda anlaşmaya vardı. Taraflar bu süreçte daha kalıcı bir anlaşmaya ulaşmak için çalışmalarını sürdürüyor.

cdfvgthy
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in 24 Eylül 2026’da Washington’a gelişi sırasında Beyaz Saray yakınlarında Çin ve ABD bayrakları taşıyan kişiler (AFP)

Çin Devlet Başkanı ayrıca ülkesinin önümüzdeki beş yıl içinde 100 bin Amerikalı genci Çin’de eğitim görmeleri ve değişim programlarına katılmaları için davet edeceğini açıkladı. Şi, Atlanta Hayvanat Bahçesi’ne de iki panda gönderileceğini duyurarak onları dostluk elçileri olarak nitelendirdi.

Yapay zekâ da iki liderin açılış konuşmalarında önemli yer tuttu. Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, teknolojinin istihdam ve toplumlar üzerindeki etkisine ilişkin küresel endişelerin arttığı bir dönemde yapay zekânın görüşmelerin başlıca gündem maddelerinden biri olacağını söyledi.

Yumuşak diplomasi

Başkan Trump ve First Lady Melania Trump, perşembe akşamı Beyaz Saray’ın Doğu Salonu’nda resmi akşam yemeği verecek. Yemek programı ve salonun düzenlemesi Amerikan ve Çin geleneklerini bir araya getirecek şekilde hazırlandı.

Melania Trump, çiçek ve masa dekorasyonlarında kırmızı rengi öne çıkarırken müzik programında Amerikan askeri bandoları ile opera sanatçısı Christopher Macchio yer alacak.

Melania Trump, zirveye eşlik eden yumuşak diplomasi faaliyetlerinde de önemli bir rol üstlendi. Trump ve Şi siyasi görüşmelere devam ederken First Lady, Çin Devlet Başkanı’nın eşi Peng Liyuan’a Smithsonian Enstitüsü’ne bağlı Ulusal Asya Sanatı Müzesi’ni gezdirdi. Ziyaret, Çin ile ABD arasındaki sanatsal miras ve kültürel alışverişe odaklandı.

fnjy6um
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşini 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (Reuters)

Melania Trump ayrıca akşam yemeğinin hazırlıkları ve ayrıntılarıyla da bizzat ilgilendi. Program cuma günü de devam edecek. Trump ve Melania, Çin Devlet Başkanı ve eşini yeniden Beyaz Saray’da ağırlayarak Kırmızı Oda’da çay içecek. Ardından iki çift, ABD ile Çin ilişkilerine ilişkin tarihi belge ve kayıtları incelemek üzere Ulusal Arşiv’e gidecek.

Trump ve Melania, burada Şi ve Peng’i uğurlayarak devlet ziyaretini tamamlayacak. Bu buluşma, ABD’nin kuruluşunun 250. yılını kutladığı dönemde ayrıca sembolik önem taşıyor.

Zirve öncesinde gelen sonuçlar

Zirvenin ilk somut sonucu, iki liderin müzakere masasına oturmasından önce geldi. ABD ile Çin arasındaki ticari ateşkes 10 Kasım’dan 10 Ocak 2027’ye kadar iki ay uzatıldı.

Bu adım, taraflara daha kapsamlı bir ekonomik anlaşma üzerinde müzakere etmek için ek süre sağlarken iki ülke arasındaki yapısal anlaşmazlıkları henüz çözmüş değil.

cdfvgth
Trump ve Şi, eşleriyle birlikte 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da düzenlenen tören sırasında (Reuters)

New York Times, kararı müzakerecilere ek süre tanıyan iki aylık bir uzatma olarak duyurdu. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ise görüşmelerin küçük çaplı anlaşmalar dizisiyle yetinmek yerine daha kapsamlı bir anlaşmaya ulaşma ihtimalinin ele alınmasına dönüştüğünü söyledi.

Bu durum, tarafların yeniden gerilimi tırmandırmama konusunda ortak bir karar aldığı anlamına geliyor.

Önceki ateşkes, ticaret savaşı sırasında karşılıklı tarifelerin son derece yüksek seviyelere çıkmasının ardından gümrük vergilerini düşürmüş ve bunun karşılığında Çin’in nadir toprak elementleri, ABD tarım ürünleri alımları ve yatırımlara ilişkin taahhütlerde bulunmasını öngörmüştü. Ancak uygulamada tarafların performansı farklılık gösterdi.

“Fox News” ise zirvenin, Pekin’in geçen mayıs ayında yapılan anlaşma sırasında verdiği taahhütleri gerçekten yerine getirip getirmediğinin test edilmesi açısından önem taşıdığını belirtti. Özellikle nadir toprak elementleri, tarım ve ticaret alımları ile yatırımlara ilişkin taahhütler öne çıkıyor.

Tarifeler, ileri teknoloji, fikri mülkiyet, yapay zekâ ve Tayvan gibi başlıklar ise hâlâ çözüme kavuşturulmuş değil.

Çin’in baskı kozu

Trump’ın önceki başkanlık dönemindeki ilk ticaret savaşıyla kıyaslandığında müzakere dengesindeki en önemli değişimlerden biri, Washington’ın Pekin’in sahip olduğu nadir toprak elementleri kozunun gücünü fark etmesi oldu.

sfrgth
Şi, 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da Trump’ın konuşması sırasında alkışlarken (Reuters)

ABD’de savunma, teknoloji ve otomotiv sektörleri dahil birçok sanayi kolu, Çin’in üretim ve işleme zincirlerinin önemli bölümünü kontrol ettiği minerallere ve mıknatıslara ihtiyaç duyuyor.

Dolayısıyla denklem artık yalnızca ABD tarifelerine karşı Çin ihracatı şeklinde işlemiyor.

Washington tarifeler, gelişmiş çipler ve finansal piyasalar üzerinden baskı kurabilirken Pekin de tedarik zincirleri ve kritik mineraller üzerinden karşılık verebiliyor.


İran savaşı genişletme tehdidinde bulundu, yaptırımlar havacılık sektörünü izole ediyor

İran savaşı genişletme tehdidinde bulundu, yaptırımlar havacılık sektörünü izole ediyor
TT

İran savaşı genişletme tehdidinde bulundu, yaptırımlar havacılık sektörünü izole ediyor

İran savaşı genişletme tehdidinde bulundu, yaptırımlar havacılık sektörünü izole ediyor

İran, yeni ABD ve İsrail saldırılarına maruz kalması halinde çatışmanın coğrafi kapsamını genişletme tehdidinde bulunarak Hint Okyanusu’na ve hatta daha ötesine ulaşabileceği mesajını verdi. Bu açıklama, Pakistan ve Katar’ın arabuluculuğuyla savaşı sona erdirmeye yönelik diplomatik girişimlerin sürdüğü bir dönemde geldi.

Askeri ve siyasi gerilimin tırmanmasına paralel olarak yeni ABD yaptırımları da İran’ın havacılık sektörünü doğrudan etkilemeye başladı. Uluslararası uçuşlar iptal edilirken İranlı havayolu şirketlerinin bölgedeki başlıca destinasyonlara erişimi engelleniyor.

İran’daki gerilimin tırmandığı bir ortamda, Dini Lider Mücteba Hamaney’in danışmanı Yahya Rahim Safavi dün yaptığı açıklamada, askeri çatışma alanının halihazırda Körfez ve Hürmüz Boğazı’ndan Kızıldeniz’e kadar uzandığını belirtti. Safavi, “Olası bir savaşa karşılık bu alanın Hint Okyanusu’na, hatta belki daha ötesine genişlemesi mümkün” dedi.

Hint Okyanusu’na yapılan atıf, İran’ın önceki tehditlerinde dile getirdiği coğrafi kapsamdan daha geniş bir bölgeye ilk kez işaret ediyor. Bölge, İran kıyılarından yaklaşık 4 bin kilometre uzaklıkta bulunan ABD-İngiltere ortak askeri üssü Diego Garcia nedeniyle stratejik önem taşıyor.