Irak Türkiye ile Orta Asya’nın hac ve umre yolu olacak

Irak, ekonomi açısından fayda getireceği inancıyla Körfez ülkelerine açılmaya hevesli

Irak Türkiye ile Orta Asya’nın hac ve umre yolu olacak
TT

Irak Türkiye ile Orta Asya’nın hac ve umre yolu olacak

Irak Türkiye ile Orta Asya’nın hac ve umre yolu olacak

Mueyyid et-Tarafi
Irak yönetimi Necef kentini Türkiye, Orta Asya ve Suudi Arabistan’ı birbirine bağlayacak merkezi bir şehir yapmayı hedefliyor. Bu amaç doğrultusunda Suudi Arabistan ile Irak arasında transit karayolu projesi hayata geçirildiğinde Necef’in hem ekonomisi canlanacak hem de şehir Türkiye’den ve Orta Asya’dan Mekke ve Medine’ye giden hac ve umre yolcuları için önemli bir durak olacak.
Irak’ın Anbar vilayeti ile Suudi Arabistan'ı birbirine bağlayan Arar sınır kapısının 8 Kasım’da açılmasının ardından sınıra giden karayollarının iyileştirilmesi, il güvenliğinin güvence altına alınması gibi çeşitli ayrıcalıklar kazanmak için harekete geçti.
Ancak Irak ve dünya genelinden milyonlarca ziyaretçiyi çekmesi, sınıra en yakın yerde bulunması, hac ve umre seyahatleri için başlangıç ​​noktası sayılmasına katkıda bulunacak çok sayıda otel, restoran ve eğlence yerine ev sahipliği yapması, Necef’i sınıra yakın diğer illere göre öne çıkartıyor.
Tarım ve hayvancılık ile tanınan Kerbela, Divaniye ve Babil şehirlerine birkaç farklı yoldan bağlanan Necef, aynı zamanda Irak'ın güneyindeki Basra ile Ürdün'ü birbirine bağlayan uluslararası karayoluna da ev sahipliği yapıyor. Nitekim yeni ipek yolu orta Fırat ve Kızıldeniz’in güneyindeki şehirleri birbirine bağlamak için şehrin içinden geçtiği taktirde söz konusu yollar ticari hareketlilikte önemli bir rol oynayacak.

Riyad destekliyor
Necef Valiliği, Irak ile Suudi Arabistan topraklarını birbirine bağlayacak projenin en önemli kısmını başarıyla tamamlamak istiyor. Necef Valisi Luay el-Yasir, il merkezi ile Suudi sınırı arasında bir karayolu inşa edilmesinin il için endüstriyel ve tarımsal ufuklar açacağını söyleyerek projeyi bir ‘rüya’ olarak nitelendirdi.
Yasir, konuyla ilgili açıklamalarında, “İl idaresi, Suudi Arabistan ile yol yapım projesinin toplam 236 kilometrelik yolun 100 kilometresini teşkil eden birinci ve ikinci etabına başladı. Necef’in merkezinden başlayan yol, Suudi Arabistan’a uzanıyor” ifadelerinde bulundu.
Suudi tarafı ile proje hakkında görüşüldüğünü söyleyen Yasir, Suudi Arabistan’ın projeye verdiği desteği, kendi topraklarında 60 km uzunluğundaki tamamlayıcı yolu inşa etmeye hazır olduğunu ifade ettiğine de değiniyor. Herhangi bir sorun çıkmadığı taktirde Irak'taki yolun üç yıl içinde tamamlanması bekleniyor.
Necef Yatırım Kurulu Direktörü Durgam Kiku, önerilen yolun yakınında tarım, endüstri ve konut alanlarında çeşitli projeler yürütülmesi üzerine bir yatırım haritasının geliştirildiğini belirtti.
Kiku, “Önerilen yol, federal hükümet ile yerel yönetim koordinasyonu içerisinde uygulanacak. Tamamlandığı taktirde endüstri, tarım ve konut projelerinde nitelikli bir değişim; bölgede kayda değer bir gelişme kaydedilecek” ifadelerine başvurdu.

Suudi Arabistan, Irak'a açılan önemli bir kapı
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Ekonomist Abdulhasan eş-Şammari, ülkeyi inşa etmek ve şu anda olduğu gibi yoksul komşu ülkelerden yardım istememek için Suudi Arabistan'a yönelme çağrısında bulunarak şu açıklamalara başvurdu:
“Tüm iller, yoksulluğu ortadan kaldıracak iş imkanları sağlamak ve yatırımları çekmek için Suudi Arabistan ile bağlantılı yol inşa etme hakkına sahip. Bu valiliklerin bir kısmında yüksek yoksulluk oranları kaydedildiği için Arap yatırımı çözüm sayılıyor. Zirâ Suudi Arabistan da Irak’ta yatırım yapmak istiyor. Yatırım projelerinin Irak’a çekilmesi ve Arap sistemine dahil olunması gerekiyor. Nitekim bu yatırımlar, Irak'ta güvenliği sağlıyor. Irak şu anda maden çıkarma ve tarım endüstrileri kurmak için büyük fonlara ihtiyaç duyuyor. Suudi Arabistan dahil olmak üzere Körfez ülkeleri ise suya ve tarım yoğunluğuna ihtiyaç duyuyor. Örneğin tarım alanında Sudan'da da yatırım yapmışlardı. Daha yakın bir ülke olan Irak'a da yatırım yapabilirler."

Necefiler, Suudi konsolosluğu istiyor
Moja ekibinden yetkili Yasir Mekki ise şöyle söylüyor:
“Necef’in Suudi Arabistan'a ve Körfez ülkelerine açılması, burada bir Suudi konsolosluğunun kurulması ve ekonominin gelişeceğine olan inanç dolayısıyla Suudi Arabistan’a giden bir karayolu yapılması isteniyor. Necefliler, Körfez ülkelerine açılmaya karşı çıkıp yüzünü İran'a dönen radikal partilerin varlığına rağmen, hayatı seviyor ve iyi bir yaşam arzuluyor. Nitekim bu gruplar, dünya ülkelerine açılmaya pek istekli değiller. Dünyaya açık Iraklı yeni nesil ise İran kriz içerisindeyken ellerinde ekonomik gelişmişlik olan Körfez ülkelerine yüzünü dönüyor. Bu nedenle pek çoğu, dünyaya açılmayı ve mezhepçilikten vazgeçmeyi tercih ediyor. Zirâ İran ve uzantıları Irak'a hiçbir şey sunmuyor. Necef valisi ve yerel yönetim, yeni bir yol inşa ederek Necef'i Suudi Arabistan'a bağlamak istiyor. Halk da bu yaklaşımı destekliyor.”



Hamas’a silah bırakma teklifi iletildi: 90 günlük süreçte neler öngörülüyor?

Hamas, bağımsız Filistin devletinin kurulmasının önünü açmayacak tekliflere yanaşmayacaklarını bildirmişti (AP)
Hamas, bağımsız Filistin devletinin kurulmasının önünü açmayacak tekliflere yanaşmayacaklarını bildirmişti (AP)
TT

Hamas’a silah bırakma teklifi iletildi: 90 günlük süreçte neler öngörülüyor?

Hamas, bağımsız Filistin devletinin kurulmasının önünü açmayacak tekliflere yanaşmayacaklarını bildirmişti (AP)
Hamas, bağımsız Filistin devletinin kurulmasının önünü açmayacak tekliflere yanaşmayacaklarını bildirmişti (AP)

Hamas'a silahlarını kademeli olarak bırakması için teklif sunuldu.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla Times of Israel'e konuşan Arap diplomatlara göre teklif, Hamas'ın 90 gün içinde füze ve roketatar gibi ağır silahlarıyla Gazze Şeridi'ndeki tünel ağının haritalarını teslim etmesini öngörüyor.

Kaynaklar, silahlarını teslim eden örgüt üyelerine iş ve maddi destek sağlanacağını da söylüyor.

Hamas önceden de ağır silahlarını bırakabileceğini ancak örgüt üyelerinin kendilerini savunabilmek için hafif silahlarını vermeyeceğini bildirmişti.

Teklife göre silahların, bölgede yeni kurulacak polis gücüne verilmesi öngörülüyor. ABD Başkanı Donald Trump'ın öncülüğünde oluşturulan Barış Kurulu'na bağlı Gazze İdaresi Ulusal Komitesi de süreci takip edecek.

Daha önce Hamas bünyesinde memur olarak görev yapmış Filistinlilerin yeni polis teşkilatına başvurmalarına da izin verilecek. Ancak bu kişilerin kabul edilmesi için İsrail'in güvenlik incelemesinden geçmesi şart koşulacak. Buna ek olarak İsrail'in 7 Ekim 2023'teki Aksa Tufanı'nda yer aldığını savunduğu örgüt üyelerine bu hakların tanınmayabileceği aktarılıyor.

Silahların yetkililere teslim edilmesinin Gazze'nin güneyinden başlaması öngörülüyor. Bölgede süreç tamamlandıktan sonra İsrail askerlerinin buradan çekilmesi, onların yerine Filistin polisi ve Uluslararası İstikrar Gücü'nün geçmesi planlanıyor.

Silahsızlanma süreci devam ederken, İsrail askerlerinin de Gazze'den kademeli olarak çekilmesi isteniyor. Ayrıca Tel Aviv yönetiminin bölgeye inşaat ve insani yardım malzemelerinin girişine izin vermesi talep ediliyor.

İsrail yönetimi, kademeli silah bırakma planına yanaşmayacağını birçok kez dile getirmişti. Bunun yerine Hamas'ın tek seferde tüm silahlarını teslim etmesini istemişti.

Ancak Arap diplomatların anlattığına göre arabulucu Türkiye, ABD, Katar ve Mısır, Binyamin Netanyahu yönetiminin talebini gerçekçi bulmadı.

İsrail yönetimi, bu hafta Kahire'de Hamas müzakerecilerine sunulan tekliften haberdar. Kaynaklara göre Netanyahu yönetimi, Hamas'ın teklifi reddedeceğini öngörerek plana itiraz etmemiş.

New York Times'ın analizindeyse Netanyahu yönetiminin, ABD'nin baskısıyla kademeli silahsızlanma planını kabul ettiği savunuluyor.

Habere göre Filistinli örgütün teklife haftaya yanıt vermesi bekleniyor. Gazzeli analist Ekrem Atallah, Hamas'ın iki devletli çözümü garanti etmeyen bu teklifi reddedeceğini savunuyor:  

Bu, bildiğimiz şekliyle Hamas'ın, yani İsrail'e silahla direnen bir örgütün dağılmasını gerektiriyor. Üstelik bu hamle, bir Filistin devleti kurulmasını bile sağlamayacak.

Analize göre kabul edilmesi halinde Barış Kurulu'nun teklifinin uygulanması 8 aya kadar sürebilir.

Independent Türkçe, Times of Israel, New York Times


Fransa’nın Lübnan'daki arabuluculuk çabalarında ortaya çıkan belgede hangi önemli maddeler yer alıyor?

İsrail topçuları, Lübnan topraklarının derinliklerine doğru ilerleme girişimleriyle eş zamanlı olarak Lübnan topraklarına ateş açtı (AFP)
İsrail topçuları, Lübnan topraklarının derinliklerine doğru ilerleme girişimleriyle eş zamanlı olarak Lübnan topraklarına ateş açtı (AFP)
TT

Fransa’nın Lübnan'daki arabuluculuk çabalarında ortaya çıkan belgede hangi önemli maddeler yer alıyor?

İsrail topçuları, Lübnan topraklarının derinliklerine doğru ilerleme girişimleriyle eş zamanlı olarak Lübnan topraklarına ateş açtı (AFP)
İsrail topçuları, Lübnan topraklarının derinliklerine doğru ilerleme girişimleriyle eş zamanlı olarak Lübnan topraklarına ateş açtı (AFP)

İsrail, Lübnan ile ateşkes sağlamaya yönelik arabuluculuk çabalarına karşı, dört eksende eş zamanlı kara saldırıları düzenleyerek saldırı alanını genişletiyor ve işgale karşı direnen savunma güçlerini dağıtmaya ve herhangi bir görüşme öncesinde Lübnan'a ateş gücüyle baskı uygulamaya çalışıyor.

İsrail'in Lübnan sınırına takviye birlikleri göndermesi üzerine, İsrail ordusu Hıyam ve Taybe eksenlerine yönelik saldırılarını yeniledi ve Bint Cibeyl şehri civarındaki Marun er-Ras ve Aytarun eksenindeki hareketlerine devam ederken, batı kesiminde Naqura kasabasına doğru yeni bir eksen açtı.

Bu saldırı, Lübnan'ın iç kesimlerindeki onlarca kasabayı hedef alan yoğun hava ve topçu bombardımanıyla birlikte gerçekleşti ve saldırılardan biri sivil savunma merkezini vurdu.

 Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot’un Tel Aviv ziyareti, İsrail’in Fransız arabuluculuğuna karşı herhangi bir taviz vermesiyle sonuçlanmasa da Şarku’l Avsat, üç aşamadan bahseden ve Lübnan’ın İsrail’i tanıdığını açıkça belirtmeyen Fransız belgesinin içeriğini elde etti. İlk madde, “Lübnan Devleti'nin İsrail'in egemenliğini ve toprak bütünlüğünü saygı gösterme taahhüdünü” teyit ederken, ikinci madde ise “Lübnan'ın İsrail ile kapsamlı ve kalıcı bir saldırmazlık anlaşması imzalamaya hazır olduğunu” belirtmektedir. Ancak en önemli paragraf, “kapsamlı ve kalıcı bir saldırmazlık anlaşmasının imzalanmasını, böylece Lübnan ve İsrail’in aralarındaki savaş durumunun sona erdiğini ilan etmelerini ve birbirlerine karşı herhangi bir güç kullanmaktan kaçınmayı taahhüt etmelerini” öngörüyor.


İsrail'in güney Lübnan'a düzenlediği hava saldırısında bir kişi öldü, iki kişi yaralandı

İsrail'in Beyrut'un güney banliyölerine düzenlediği baskının ardından duman yükseliyor (DPA)
İsrail'in Beyrut'un güney banliyölerine düzenlediği baskının ardından duman yükseliyor (DPA)
TT

İsrail'in güney Lübnan'a düzenlediği hava saldırısında bir kişi öldü, iki kişi yaralandı

İsrail'in Beyrut'un güney banliyölerine düzenlediği baskının ardından duman yükseliyor (DPA)
İsrail'in Beyrut'un güney banliyölerine düzenlediği baskının ardından duman yükseliyor (DPA)

Lübnan resmi medyasına göre İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki bir kasabada bir evi hedef alan hava saldırısında bir kişi öldü, iki kişi de yaralandı.

Ulusal Haber Ajansının haberine göre “İsrail savaş uçakları, Bint Cubey bölgesindeki Ganduziye kasabasında bir eve şafak vakti şiddetli bir saldırı düzenledi; bir kişi öldü, iki kişi yaralandı.Yaralılar enkaz altından çıkarıldı» dedi.

İsrail ordusu, Lübnan'ın başkenti Beyrut'un güney banliyölerindeki birkaç mahalle sakinlerine tahliye uyarısı verdikten sonra, bu sabah “Hizbullah”ın Beyrut'taki hedeflerine bir dizi hava saldırısı düzenlediğini duyurdu.

Ordu kısa açıklamasında, güçlerinin "şu anda Beyrut'ta Hizbullah terör örgütüne ait hedeflere saldırdığını" belirtti. İsrail askeri sözcüsü daha önce, Hizbullah'ın kalesi olan güney banliyölerinde yaşayanları hava saldırıları başlamadan önce evlerini boşaltmaları konusunda uyarmıştı.