Sudan ve Etiyopya arasındaki sınır çatışmasının arka planı

Etiyopyalı ‘Şifta’ milisleri, iki ülke arasındaki sınıra yakın olan Sudan çiftliklerine saldırılar düzenledi (Hasan Hamid - Independent Arabia)
Etiyopyalı ‘Şifta’ milisleri, iki ülke arasındaki sınıra yakın olan Sudan çiftliklerine saldırılar düzenledi (Hasan Hamid - Independent Arabia)
TT

Sudan ve Etiyopya arasındaki sınır çatışmasının arka planı

Etiyopyalı ‘Şifta’ milisleri, iki ülke arasındaki sınıra yakın olan Sudan çiftliklerine saldırılar düzenledi (Hasan Hamid - Independent Arabia)
Etiyopyalı ‘Şifta’ milisleri, iki ülke arasındaki sınıra yakın olan Sudan çiftliklerine saldırılar düzenledi (Hasan Hamid - Independent Arabia)

Mena Abdulfettah
Sudan - Etiyopya sınırındaki durum, her iki ülkenin siyasi etkilerinin ve iç dönüşümlerinin yoğunluğuna bağlı olarak esneklik ve sağlamlık arasında değişiyor. Sudan tarafında el-Gadarif, Kassala, Mavi Nil ve Sennar, Etiyopya tarafında ise Tigray ve Amhara bölgelerine uzanan, 265 kilometrelik ortak sınırın yeniden çizilmesi bekleniyor. Etiyopyalı Şifta milislerinin Sudan sınırındaki çiftliklere saldırı amacıyla yürüttüğü sınırlı çatışmalar, belirli sınır noktalarında sınırlandırılabilir. Tehlike, bu gerginliği tırmandıran iki ana mesele olarak Nahda (Hedasi/Rönesans) Barajı ve Tigray bölgesindeki çatışmalar nedeniyle Etiyopya sınır bölgesinin çoğunu tehdit ediyor. Addis Ababa, sınır meselesine ilişkin olarak az bir düzeyde iş birliği ve çözüm arzusu ortaya koymasına rağmen, belki de Nahda Barajı ile bağlantılı şekilde Hartum üzerinde bir baskı aracı olarak ve iç çatışmada taktiksel bir denge olarak kullanılması için bu tavırdan kaçınmaya başladı.

Sorunun doğası
Sudan ve Etiyopya arasındaki sınır anlaşmazlığının kökleri, on dokuzuncu yüzyılın sonundaki Mehdi devletine kadar uzanıyor. Nahda Barajı’nın inşa edildiği Benişangul bölgesi de dahil olmak üzere topraklar Etiyopya’ya bırakıldı. Amhara halkı, tarihi topraklarının Sudan’ın ortasındaki el-Cezire Eyaleti’ne kadar uzandığına tanık oluyordu. Görünüşe göre bu durum, Mehdi’nin halifesi Abdullahi bin Muhammed’in yürüttüğü kısa bir savaş sorasında Mahdist devletin Habeşistan’a verdiği bir vaatten kaynaklanıyor. Bu vaat, söz konusu bölgede Etiyopyalıların, Mısır’ı işgal girişiminde kendisiyle iş birliği yapmalarını sağlamak için de verilmiştir. Ancak 1899 yılında İngilizlerin Sudan’ı işgal etmesi, ordularını Karary’de yenmesi ve Ummu Divaykarat’ta ölmesi sonrasında Bin Muhammed’in yönetimi kısa süre sonra sona erdi. Hartum’daki İngiliz yönetimi, 1902’de Habeşistan İmparatoru 2. Menelik ile sınırları çizmek için Addis Abada anlaşmasına vardı. Tigrayanlar, iki ülke arasında takas edilen bölgelerde Amhara karşılığında serbest bırakıldı. Sudanlı tarihçi Faysal Ali Taha, Sudan - Etiyopya sınırlarının tarihsel bağlamını şu ifadelerle açıklıyor: “Benişangul bölgesi İmparator 2. Menelik için endişe kaynağı olmaya devam etti”. İngiliz vesikaları, bu durumu, Mavi Nil bölgesini kolaylıkla kontrol edebildiği için Benişangul’daki altın kaynaklarına ve stratejik konumuna bağlıyordu. Habeşistan’ın Benişangul bölgesindeki haklarını tanımayı reddetmesi sonrasında İngiliz yönetimi, İmparator 2. Menelik ile Benişangul’da ‘İngiliz şirketlerine altın arama imtiyazı vermesi karşılığında bölgeyi, Habeşistan’a vermek için’ bir anlaşmaya vardı. Daha sonra Sudan ve Etiyopya arasındaki sınırlar uluslararası hukuka uygun hale geldi. Ancak Addis Ababa açısından durum her zaman belirsiz kaldı.

Çatışmalar devam ediyor
Eski Sudan Cumhurbaşkanı Cafer Muhammed en-Numeyri ve Etiyopya İmparatoru Haile Selassie döneminde, 1972 yılında sınır çizgisi onaylandı ve tanındı. 2013 yılında yeniden çizilmesine, ayrıca 2018 yılında sınırları milis saldırılarına karşı korumak ve sınır ötesi suçları engellemek için ortak bir komite oluşturulana kadar durum devam etti. Etiyopya sınırlarındaki çatışmaların yıllarca devam etmesine rağmen, Hartum’daki eski iktidar rejimin karartılması, Etiyopya açısından yasal sınırları geçmeyi normal hale getirdi. Karartmanın tezahürleri arasında, 1995 yılında Şifta milislerinin Sudan’a daha fazla nüfuzu ve Sudan ordusunun bir müddet konuşlandırılması sonrasında Sudanlılar, ordularının bölgeden çekilmesi nedeniyle şaşkınlık yaşadı. Gelişme, eski Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’e 1995’te Addis Ababa’da suikast girişiminde bulunulması nedeniyle eski Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir’in, hesap vermesi çağrısı yapan seslerin artmasına dair duyduğu endişenin ardından yaşandı.
Aralık 2018 devriminde eski Sudan rejiminin devrilmesi sonrasında her şey netlik kazandı. Bu yıl gözler, bu sınır bölgesinde yoğunlaştı. Öyle ki Şifta milislerinin Sudan topraklarına nüfuz etmesi ve Etiyopya ordusunun sınır hareketliliği sonrasında Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan’ın 8 Nisan’daki ziyaretiyle Sudan ordusu, yaklaşık 30 yıl aradan sonra yeniden bölgeye konuşlandırıldı. Durum, yerleşim planı olarak yorumlandı. Bölge, baraj için bir koruma alanı kılınacaktı. Milisler, Sudan askeri takviyeleri sonrasında geri çekildi ve geçen Haziran ayında ise tekrar bölgeye döndü.
Etiyopya’nın iki ülke arasındaki ilişkilerde yeni bir rota olarak zımni pazarlığa başvurduğuna dair ek kanıtlar mevcut. Öyle ki milislerin sınırda yaptıklarına dikkat etmiyor ve iç işleriyle meşgul olduğunu ifade ediyordu. Aynı zamanda ister sınır meselesinde ister Nahda Barajı krizi ve Tigrayan çatışmasında olsun, bu olayları mevcut pazarlık fırsatlarında da kullanabilir.

Gelişigüzel savaş
Bu çatışma, gerçek nedenleri karartılmış bir yığın detayın arkasına gizlenmişti. Etiyopya güçlerinin bileşenlerinden olan eş-Şofta milisleri bu çatışmalara önderlik ediyordu. Sudan ordusu saldırıyı geri püskürtmek için müdahale etse de ya da Etiyopya ordusu milislerle iş birliği yapsa da çatışma, sınırlı bir savaş olarak kabul ediliyor. Sınırlandırmanın diğer nedeni ise sivil unsurun, özellikle de ‘Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri’nin, Etiyopya tarafından herhangi bir saldırganlık ve ihlali düşmanlık olarak görmeme eğilimidir. Addis Abada tarafından, Başbakan Abiy Ahmed Ali’nin durgunluğu ve ardından Sudan büyükelçisini çağırması, çatışmanın patlak vermesi için gerçek bir tehdit oldu. Saldırı şaşırtıcı değil, ancak Sudan’ın Etiyopya hükümeti ve Tigrayanlar arasındaki savaştan kaçan Etiyopyalı mültecilere ev sahipliği yaptığı koşular ortasında garip. Sudan, bir dönem Nahda Barajı krizinde orta bir tavır takındı ve bu tavrı korumayı sürdürdü. Ancak Abiy Ahmed, Sudan’ın, kendi su payına atıfta bulunmasının, Washington anlaşmasına uygun olduğuna ve 2010 yılında Mısır ile iki aşağı havza ülkesi olarak Entebbe anlaşmasını reddetmeye odaklandığına inanıyordu. Böylelikle Etiyopya ile ilişkiler, hem iniş çıkışlar, hem de tehditler ve tepkiler arasında düşmanlık ve uzlaşı karışımına tanık olmaya başladı.
İki ülke arasındaki sınırlar tam olarak çizilmiş değil. Sonuç olarak durum, çeşitli soru ve sorunların ortaya çıkmasına neden oldu.

Kontrol ayrıcalıkları
Her iki taraf da sınırlarda yaşananları bir çatışma olarak tanımlamaktan uzak bir konumda. İmparator 2. Menelik döneminden bugüne kadar tarih boyunca yaşananlar, çatışma veya düşmanlık olarak nitelendirildi. Sudan tarafı ise Sudan topraklarına girme girişimleri sırasında eş-Şofta milislerine askeri ve güvenlik koruması sağladığının kanıtlandığı durumlarda bile Etiyopya hükümetine suçlamada bulunmuyordu. Bunun nedeni, yaşananların bir çatışma olarak tanımlanması halinde, durum stratejik açıdan sınıflandırılmaya yol açabilecek, Sudanlı ve Etiyopyalı tarafların rolü ortaya çıkabilecekti. Ancak farklı bakış açılarından ve her iki tarafın da doğrudan bir savaşa girme riskinin artmasını önlemek için diğerinin eylemine güvenmesi, her iki taraf için de vazgeçilmez oldu. Bu durum, Etiyopya tarafında Amhara’nın ulusal topraklarına ve Sudan tarafında rakip bir aşiret oluşumuna dayandığında açık bir hal alıyor. Bu grupların yapısı, geçtiğimiz onlarca yılda değişirken, kabile ve etnik inancın sağlamlaştırılmasındaki doğal güçleri, diğer tüm düşünceleri geçersiz kılıyor. Öte yandan bazı sınır noktalarındaki toplumsal örtüşme ve entegrasyon, her iki taraftaki aşiretler arasında bir bağ oluşturuyor, diğer oluşumların çıkarları karşısında birbirlerine yönelik zorbalıkları mümkün kılıyor. Bu nedenle burada tam bir siyasi uyum veya sınırların doğrulanması için yer yoktur.

Farklı vizyonlar
Öte yandan Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Nahda Barajı ile ilgili 22 Aralık’ta yapılması planlanan görüşme boşuna görünüyor. Nihai kararlara uzanacak seçeneklerden uzak olması ve her şeyden önce de Tigray çatışmasıyla meşgul olduğu için kendi adına bir taahhüt verilemeyeceği nedeniyle, daha önce olduğu gibi Etiyopya tarafından ertelenebileceğine dair göstergeler var.
Aynı şekilde Abiy Ahmed’in, şu anda mantıklı olsa bile taviz vermesi kolay değil. Güç ve uzlaşmazlık gösterimi, Tigray cephesi gibi iç muhaliflere veya Mısır gibi dış muhaliflere, herhangi bir pozisyonda müzakere veya uzlaşmaya yer olmadığı izlenimini veriyor.
Üçüncü olarak, sınır meselesine dair Addis Abada ve Hartum arasında yapılacak olan toplantıdan doğacak noktalara uyum gösterecek herhangi bir birleşik pozisyon mevcut değil. Ayrıca mevcut ve gelecekteki ihlalleri ortadan kaldırmak için bu sınırlara yeniden odaklanılması gerekiyor.
Dördüncü olarak iç bölgeleri savunmakla sınırlı olan sınırlı Sudan pozisyonu hazır bir durumdayken Etiyopya, hegemonya dayatmak için sınır çatışması noktalarının ötesine geçen hesaplamalar uyarınca daha fazla saldırıyla yanıt veriyor.
Beşinci olarak Şifta milisleri, kendisini destekleyen Amhara etnisitesi aracılığıyla, Abiy Ahmed’e kendi adına anlaşmazlığı tırmandırarak değerli bir hizmet sunuyor. Özellikle de daha önce ortak Sudan - Etiyopya güçlerini konuşlandırmayı amaçlayan bir sınır kontrol komitesi kurma anlaşmasına itiraz ederek bu hizmeti sundu. Başka bir etnik yapı ile yeni bir düşmanlık cephesi açmama kaygısıyla eşzamanlı olarak Abiy Ahmed, Oromolar ile uzlaşı ve düşmanlık arasında bir kararsızlık durumunda takılı kaldı.



BM kürsüsünde Netanyahu gerilimi: Onlarca delege salonu terk etti

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)
TT

BM kürsüsünde Netanyahu gerilimi: Onlarca delege salonu terk etti

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, bugün (perşembe) Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, konuşmasını protesto ederek salonu terk eden delegelerin temsil ettiği birçok ülkeyi İsrail’in savunduğunu söyledi. Netanyahu, İsrail’i eleştirenlere sert tepki gösterirken İran, Gazze, Suriye ve Türkiye’nin yanı sıra İngiltere ve Fransa’yı da hedef aldı.

Netanyahu konuşmasına başladığında onlarca delege salonu terk etti. Salonda tezahürat ve yuhalama sesleri yükselirken toplu çıkışın ardından koltukların büyük bölümünün boş kaldığı görüldü.

Reuters’ın aktardığına göre Netanyahu, salonu terk edenleri “ahlaken korkak” olarak nitelendirdi ve kendileriyle aynı görüşte olan diğer kişilere de konuşmasına başlamadan önce salonu terk etmeleri çağrısında bulundu.

Genel Kurul Başkanı Halil Rahman ise salonda düzenin korunması çağrısını defalarca yineledi.

İran ve Gazze

Netanyahu, Ortadoğu’daki savaşa değinerek İran’a saldırı düzenleme kararının “almak zorunda kaldığım en kolay kararlardan biri” olduğunu söyledi.

Netanyahu, “İsrail kendini savunurken, az önce delegeleri bu salonu terk eden birçok ülkeyi de savunuyor. Aslında şunu bilmenizi istiyorum: Liderlerinin birçoğu İran’ın nükleer kapasitesini yok etmemiz nedeniyle bize gizlice teşekkür ediyor” dedi.

6yj
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (Reuters)

Netanyahu, Gazze’de soykırım işlendiği yönündeki suçlamaları reddederek bunları “bu yüzyılın en büyük yalanı” olarak nitelendirdi.

İsrail’in işgali altındaki Batı Şeria’da Filistinlilere yönelik şiddet eylemlerinde bulunan genç İsrailli yerleşimcileri de “yaklaşık 150 kişiden oluşan, taş atan ve zeytin ağaçlarını kesen bir avuç sapkın genç” olarak tanımladı.

Netanyahu, “Bundan nefret ediyorum. Bireysel adalet uygulama mantığını benimsemeyeceğim” diyerek bu tür eylemlerin hukuk dışında gerçekleştirilmesine karşı olduğunu söyledi.

Netanyahu, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara’ya hitaben “Suriye Cumhurbaşkanı’na şunu söylüyorum: Yahudiler Musa döneminden beri Golan Tepeleri’nde bulunuyor” dedi. Netanyahu’nun açıklaması, Şara’nın BM’de yaptığı konuşmada İsrail’in 1967’den bu yana işgal altında tuttuğu Golan Tepeleri’nden çekilmesi çağrısında bulunmasının ardından geldi.

Türkiye’yi hedef alan Netanyahu,  “Antisemitik yalanların yayılması için merkez haline gelen son ülke Türkiye oldu... Hamas terör örgütünün liderlerini ağırlıyor” dedi.

hyjuk
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)

Netanyahu, İngiltere ve Fransa’yı sömürgecilik geçmişleri üzerinden de eleştirdi. “İsrail’i sömürgecilikle suçluyorlar. Ne sömürgeciliği? Bizi kim suçluyor? Aralarında İngiltere ve Fransa’dan bazıları var” diyen Netanyahu, bu iki ülke gibi devletlerin “bu kavramı ortaya çıkaranlar” olduğunu söyledi.

Netanyahu, “Devletimizi savunmak zorundayız çünkü başka seçeneğimiz yok” ifadelerini kullandı.

Trump’a övgü, Mamdani’ye mesaj

Netanyahu, İsrail’in ABD Başkanı Donald Trump’tan daha büyük bir ortağı olmadığını belirterek Trump’a teşekkür etti.

Netanyahu ayrıca New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani’ye de seslenerek “Beni susturamayacaksın” dedi. Bu açıklama, Mamdani’nin Netanyahu’yu hedef alması ve İsrail’i Gazze’de soykırım yapmakla suçlamasının ardından geldi.

cdfvgthyj
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde yaptığı konuşmanın ardından ayrılırken (AP)

Netanyahu, Mamdani’ye yönelik açıklamasında “Zohran Mamdani’nin New York Belediye Başkanı seçilmesinden bu yana çok sayıda Yahudi artık New York’ta kendini güvende hissetmiyor” dedi.

Netanyahu, “İsrail defalarca ve haksız yere soykırım yapmakla suçlanıyor... Sizin ve diğer antisemitik kişilerin Yahudiler ve Yahudi devleti hakkında yaydığı yalanların gerçek sonuçları var” ifadelerini kullandı.


Beyaz Saray’da Trump-Şi buluşması: Dostluk mesajları öne çıktı

ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AFP)
TT

Beyaz Saray’da Trump-Şi buluşması: Dostluk mesajları öne çıktı

ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’le kurduğunu söylediği büyük dostluğa övgüde bulundu. Şi’nin  ABD’ye düzenlendiği resmi ziyaret üç gün sürdü.

Trump, Çinli mevkidaşını olağanüstü bir törenle karşıladı. Karşılama, çarşamba akşamı Trump’ın Washington yakınlarındaki Andrews Hava Üssü’ne bizzat giderek Şi’yi karşılamasıyla başladı. Bu, 60 yılı aşkın süredir bir ABD başkanının yabancı bir devlet başkanını askeri üste karşılaması bakımından bir ilk oldu.

Perşembe günü ise Beyaz Saray’da resmi karşılama töreni düzenlendi. Törende şeref kıtası hazır bulunurken ABD ve Çin bayrakları göndere çekildi, iki ülkenin milli marşları çalındı ve ardından Gül Bahçesi’nde askeri gösteriler düzenlendi. Tören, bir “B-2 Spirit” bombardıman uçağı ile dört “F-22 Raptor” savaş uçağının uçuşuyla sona erdi.

rgthy
ABD Başkanı Donald Trump, Çinli mevkidaşı Şi Cinping’i 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’a gelişi sırasında karşılarken (AFP)

Görüşme masasında çok sayıda anlaşmazlık konusu bulunmasına rağmen Trump, açılış konuşmasında Çinli mevkidaşıyla ilişkilerinin güçlü olduğuna vurgu yaptı. Trump, “2016’daki ilk seçimimden bu yana Başkan Şi ile gerçekten büyük bir dostluk kurduk. Bu dostluk, karşılıklı saygıya ve halklarımızın hayati çıkarlarına dayanıyor” dedi.

Trump, geçen mayıs ayında Pekin’e yaptığı ziyareti de hatırlatarak bunu “büyük bir onur” olarak nitelendirdi ve Şi’nin gösterdiği “olağanüstü ve son derece güzel misafirperverliği” övdü. Trump, Çin Devlet Başkanı ve eşini Beyaz Saray”da ağırlamanın da kendisi ve First Lady Melania Trump için bir “onur” olduğunu söyledi.

ABD Başkanı ayrıca görüşmenin iki liderin ilk kez Beyaz Saray’da bir araya gelmesi açısından önem taşıdığını belirterek “Dünyanın farklı yerlerinde birlikte zaman geçirdik” ifadelerini kullandı.

Görüşmelerin gündeminde İran savaşı, Tayvan, ABD’nin Çin’e gelişmiş çip ihracatına yönelik kısıtlamaları, ticaret ve yapay zekâ başta olmak üzere birçok kritik dosya bulunuyor.

Sağlıklı rekabet

Şi, ABD’ye varışının ardından yaptığı konuşmada Çin ile ABD arasındaki rekabetin sağlıklı bir rekabet olması ve sınırları içinde kalması gerektiğini söyledi. Şi, “Bu, birbirimizi yakalamak için yapılan bir yarış olmalı; taraflardan birinin kazanıp diğerinin kaybetmek zorunda olduğu bir güreş değil” dedi. Şi, Trump’ı Tayvan meselesinde “temkinli ve ihtiyatlı” davranmaya çağırdı.

vgth
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AP)

Çin’in ayrıca ABD ile İran’ın savaşı sona erdirmek ve Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmak amacıyla haziran ayında vardığı mutabakat zaptının uygulanmasına dönülmesini desteklediğini belirtti.

Trump, yapay zekânın insanlık için tehdit oluşturabileceği yönündeki endişeleri defalarca küçümserken Şi bu konuda daha temkinli bir yaklaşım benimsedi. Çin Devlet Başkanı Beyaz Saray’da yaptığı konuşmada “Yapay zekâyı kamu yararına hizmet edecek şekilde geliştirme ve yönetme kapasitesine ve sorumluluğuna birlikte sahibiz. Gelişiminin her zaman insan denetimi altında kalmasını sağlamalıyız” dedi.

Şi, “Çin ve ABD, büyük devletler olarak insanlığın gelişimini ve ilerlemesini destekleme konusunda tarihi bir sorumluluk taşıyor” diyerek iletişimin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

İki ülkenin maliye bakanları da haftanın başında bir araya gelirken Washington, yapay zekâ alanındaki olaylarla ilgili iki ülke arasında yeni bir “bildirim mekanizması” kurulmasını önerdi.

Bunun yanı sıra iki taraf, daha önce 10 Kasım’da sona ermesi planlanan ticari ateşkesi iki ay uzatarak 10 Ocak’a kadar sürdürme konusunda anlaşmaya vardı. Taraflar bu süreçte daha kalıcı bir anlaşmaya ulaşmak için çalışmalarını sürdürüyor.

cdfvgthy
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in 24 Eylül 2026’da Washington’a gelişi sırasında Beyaz Saray yakınlarında Çin ve ABD bayrakları taşıyan kişiler (AFP)

Çin Devlet Başkanı ayrıca ülkesinin önümüzdeki beş yıl içinde 100 bin Amerikalı genci Çin’de eğitim görmeleri ve değişim programlarına katılmaları için davet edeceğini açıkladı. Şi, Atlanta Hayvanat Bahçesi’ne de iki panda gönderileceğini duyurarak onları dostluk elçileri olarak nitelendirdi.

Yapay zekâ da iki liderin açılış konuşmalarında önemli yer tuttu. Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, teknolojinin istihdam ve toplumlar üzerindeki etkisine ilişkin küresel endişelerin arttığı bir dönemde yapay zekânın görüşmelerin başlıca gündem maddelerinden biri olacağını söyledi.

Yumuşak diplomasi

Başkan Trump ve First Lady Melania Trump, perşembe akşamı Beyaz Saray’ın Doğu Salonu’nda resmi akşam yemeği verecek. Yemek programı ve salonun düzenlemesi Amerikan ve Çin geleneklerini bir araya getirecek şekilde hazırlandı.

Melania Trump, çiçek ve masa dekorasyonlarında kırmızı rengi öne çıkarırken müzik programında Amerikan askeri bandoları ile opera sanatçısı Christopher Macchio yer alacak.

Melania Trump, zirveye eşlik eden yumuşak diplomasi faaliyetlerinde de önemli bir rol üstlendi. Trump ve Şi siyasi görüşmelere devam ederken First Lady, Çin Devlet Başkanı’nın eşi Peng Liyuan’a Smithsonian Enstitüsü’ne bağlı Ulusal Asya Sanatı Müzesi’ni gezdirdi. Ziyaret, Çin ile ABD arasındaki sanatsal miras ve kültürel alışverişe odaklandı.

fnjy6um
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşini 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (Reuters)

Melania Trump ayrıca akşam yemeğinin hazırlıkları ve ayrıntılarıyla da bizzat ilgilendi. Program cuma günü de devam edecek. Trump ve Melania, Çin Devlet Başkanı ve eşini yeniden Beyaz Saray’da ağırlayarak Kırmızı Oda’da çay içecek. Ardından iki çift, ABD ile Çin ilişkilerine ilişkin tarihi belge ve kayıtları incelemek üzere Ulusal Arşiv’e gidecek.

Trump ve Melania, burada Şi ve Peng’i uğurlayarak devlet ziyaretini tamamlayacak. Bu buluşma, ABD’nin kuruluşunun 250. yılını kutladığı dönemde ayrıca sembolik önem taşıyor.

Zirve öncesinde gelen sonuçlar

Zirvenin ilk somut sonucu, iki liderin müzakere masasına oturmasından önce geldi. ABD ile Çin arasındaki ticari ateşkes 10 Kasım’dan 10 Ocak 2027’ye kadar iki ay uzatıldı.

Bu adım, taraflara daha kapsamlı bir ekonomik anlaşma üzerinde müzakere etmek için ek süre sağlarken iki ülke arasındaki yapısal anlaşmazlıkları henüz çözmüş değil.

cdfvgth
Trump ve Şi, eşleriyle birlikte 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da düzenlenen tören sırasında (Reuters)

New York Times, kararı müzakerecilere ek süre tanıyan iki aylık bir uzatma olarak duyurdu. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ise görüşmelerin küçük çaplı anlaşmalar dizisiyle yetinmek yerine daha kapsamlı bir anlaşmaya ulaşma ihtimalinin ele alınmasına dönüştüğünü söyledi.

Bu durum, tarafların yeniden gerilimi tırmandırmama konusunda ortak bir karar aldığı anlamına geliyor.

Önceki ateşkes, ticaret savaşı sırasında karşılıklı tarifelerin son derece yüksek seviyelere çıkmasının ardından gümrük vergilerini düşürmüş ve bunun karşılığında Çin’in nadir toprak elementleri, ABD tarım ürünleri alımları ve yatırımlara ilişkin taahhütlerde bulunmasını öngörmüştü. Ancak uygulamada tarafların performansı farklılık gösterdi.

“Fox News” ise zirvenin, Pekin’in geçen mayıs ayında yapılan anlaşma sırasında verdiği taahhütleri gerçekten yerine getirip getirmediğinin test edilmesi açısından önem taşıdığını belirtti. Özellikle nadir toprak elementleri, tarım ve ticaret alımları ile yatırımlara ilişkin taahhütler öne çıkıyor.

Tarifeler, ileri teknoloji, fikri mülkiyet, yapay zekâ ve Tayvan gibi başlıklar ise hâlâ çözüme kavuşturulmuş değil.

Çin’in baskı kozu

Trump’ın önceki başkanlık dönemindeki ilk ticaret savaşıyla kıyaslandığında müzakere dengesindeki en önemli değişimlerden biri, Washington’ın Pekin’in sahip olduğu nadir toprak elementleri kozunun gücünü fark etmesi oldu.

sfrgth
Şi, 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da Trump’ın konuşması sırasında alkışlarken (Reuters)

ABD’de savunma, teknoloji ve otomotiv sektörleri dahil birçok sanayi kolu, Çin’in üretim ve işleme zincirlerinin önemli bölümünü kontrol ettiği minerallere ve mıknatıslara ihtiyaç duyuyor.

Dolayısıyla denklem artık yalnızca ABD tarifelerine karşı Çin ihracatı şeklinde işlemiyor.

Washington tarifeler, gelişmiş çipler ve finansal piyasalar üzerinden baskı kurabilirken Pekin de tedarik zincirleri ve kritik mineraller üzerinden karşılık verebiliyor.


İran savaşı genişletme tehdidinde bulundu, yaptırımlar havacılık sektörünü izole ediyor

İran savaşı genişletme tehdidinde bulundu, yaptırımlar havacılık sektörünü izole ediyor
TT

İran savaşı genişletme tehdidinde bulundu, yaptırımlar havacılık sektörünü izole ediyor

İran savaşı genişletme tehdidinde bulundu, yaptırımlar havacılık sektörünü izole ediyor

İran, yeni ABD ve İsrail saldırılarına maruz kalması halinde çatışmanın coğrafi kapsamını genişletme tehdidinde bulunarak Hint Okyanusu’na ve hatta daha ötesine ulaşabileceği mesajını verdi. Bu açıklama, Pakistan ve Katar’ın arabuluculuğuyla savaşı sona erdirmeye yönelik diplomatik girişimlerin sürdüğü bir dönemde geldi.

Askeri ve siyasi gerilimin tırmanmasına paralel olarak yeni ABD yaptırımları da İran’ın havacılık sektörünü doğrudan etkilemeye başladı. Uluslararası uçuşlar iptal edilirken İranlı havayolu şirketlerinin bölgedeki başlıca destinasyonlara erişimi engelleniyor.

İran’daki gerilimin tırmandığı bir ortamda, Dini Lider Mücteba Hamaney’in danışmanı Yahya Rahim Safavi dün yaptığı açıklamada, askeri çatışma alanının halihazırda Körfez ve Hürmüz Boğazı’ndan Kızıldeniz’e kadar uzandığını belirtti. Safavi, “Olası bir savaşa karşılık bu alanın Hint Okyanusu’na, hatta belki daha ötesine genişlemesi mümkün” dedi.

Hint Okyanusu’na yapılan atıf, İran’ın önceki tehditlerinde dile getirdiği coğrafi kapsamdan daha geniş bir bölgeye ilk kez işaret ediyor. Bölge, İran kıyılarından yaklaşık 4 bin kilometre uzaklıkta bulunan ABD-İngiltere ortak askeri üssü Diego Garcia nedeniyle stratejik önem taşıyor.